Etiket: Gerekiyor””

  • Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Altay: “Emeklilikte yaşa takılan mağdurların sesine kulak vermek gerekiyor”

    Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Altay: “Emeklilikte yaşa takılan mağdurların sesine kulak vermek gerekiyor”

    Türkiye’de Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) arasında pek çok mağdur olduğunu belirten Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Altay, konu ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

    Her gün pek çok kez Emeklilikte Yaşa Takılanların mağduriyet yaşadığına dair şikayetler aldıklarını belirten Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Nihat Altay, şu açıklamalarda bulundu:

    “Bu sorunu sadece ekonomik değil, sosyolojik olarak da değerlendirmek gerekiyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediği gibi 40’lı yaşlarda emeklilik çok erken olabilir. Ancak ülkemizin iş imkanları da 60 yaşına kadar emekliliği beklemeye uygun değil. Devlet memurları ve bazı kurumsal firmalarda çalışanlar hariç, kimsenin 60 küsur yaşına kadar çalışmaya dair iş güvencesi yoktur. Ülkemizde ki küçük veya büyük şirketlerin, firmaların yarısından fazlası işçilerini 40 yaşından sonra tazminatsız atmak için bahane arıyor. Günümüzde firmaların tamamına yakını belli bir yaştan sonra personelini özel güvenlik görevlisi olarak çalıştırmıyor. Bir kafede garsonluk veya tezgahtar, inşaat, şoför gibi mesleklere 35 yaşından sonra cv bile kabul edilmiyor. Hiç bir geliri olmayan ve iş bulamayan vatandaş 60 küsur yaşına kadar ne yapacak? Kime el açacak? Kimden yardım isteyecek? EYT’lilerin dile getirdiği en büyük sıkıntıları iş bulamama sorunudur. Bunun yanında çalışanların da pek çoğu günde 8 saat çalışmıyorlar, haftalık tatilleri yok. Doğru düzgün sigortaları bile yapılmıyor. Bu nedenle emeklilikte yaşı uzatmadan önce iş garantisi ve çalışma şartlarının düzeltilmesi gerekiyordu. Türkiye’yi Avrupa standartlarına entegre etmeye çalışıyoruz ancak özellikle iş garantisi ve çalışma şartları hususunda alt yapıyı hazırlamadan emeklilik yaşı uzatıldığından dolayı insanlar mağdur ve çaresiz kalıyor. Ülkemizde Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) arasında pek çok mağdur var ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın birkaç gün önce başlattığı umut ışığına herkesin kulak vermesi gerekiyor.”

  • KAYSİAD Başkanı Yılmaz: “İş dünyası olarak elimizi taşın altına çok daha ciddi bir şekilde koymamız gerekiyor”

    KAYSİAD Başkanı Yılmaz: “İş dünyası olarak elimizi taşın altına çok daha ciddi bir şekilde koymamız gerekiyor”

    Kayseri Sanayi ve İşadamları Derneği (KAYSİAD) tarafından işadamlarına yönelik 17.’si düzenlenen kahvaltı programında, programda melek yatırım hakkında bilgiler verildi.

    Programda konuşan KAYSİAD Başkanı İbrahim Yılmaz, iş dünyası olarak ellerini taşın altına koymaları gerektiğini söyleyerek; “Ülkemiz, 16 yıl içerisinde Mart ayında 13. seçimini yapıyor. Bizim dileğimiz siyasi üslubun biraz daha iyi noktalara gelmesi. Çünkü işadamları olarak bizleri direk ilgilendiren en önemli hususlardan bir tanesi. Bu konuda çok şükür bu güne kadar bir yere oturdu, uzlaşmacı bir tutum olması bizim hoşumuza gidiyor. İnşallah ülkemiz bu seçimi de atlatır, işadamları işlerine bakacak noktaya gelir. Son 20 yıldır gerçekten çok büyük sıkıntılar atlattık. Bu sıkıntılar bugünkü yöneticilerden kaynaklanıyor gibi bir düşünceye sahip değiliz ama Türkiye’nin atlattığı bu sıkıntıları dünyada herhangi bir ülkede olsa inanın altında kalır. İş dünyası olarak sıkıntılarımızı biliyoruz ama ülke olarak bir araya gelir, birlikte oturur kalkarsak bunların üstesinden nasıl geldiğimizi de görüyoruz. Burada iş dünyasının dilediği bir tek şey var, beraber olmak. Hadiseyi Kayseri olarak düşünürsek 3 tane üniversitemiz var, 3 organize sanayimiz var, serbest bölgemiz var, teknoparklarımız var. Sıkıntımız, düşündüklerimizi net olarak ortaya koyup çözüm sürecinde birbirimize destek olmuyoruz. İş dünyası olarak Kayseri’nin ticarette, sanayide bir altyapısı var, bin 700’e yaklaşmış fabrikamız var. İş dünyası olarak biraz daha elimizi taşın altına çok daha ciddi bir şekilde koymamız gerekiyor” dedi.

    Programda Erciyes Teknopark personeli tarafından işadamlarına melek yatırım hakkında sunum eşliğinde bilgiler verildi.

  • Kavak: “Tarım için yeni model gerekiyor”

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) Adana’da düzenlediği ve Tarımda Kalkınma ana temalı Türkiye İstişare Toplantısı’nı değerlendiren Şube Başkanı Burhan Kavak, tarımı sil baştan yapılandıracak stratejiye, modele ve çabaya ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin Adana’da düzenlediği ve Tarımda Kalkınma ana temalı Türkiye İstişare Toplantısı’nın ardından, Adana Şube Başkanı Burhan Kavak bir değerlendirmede bulundu. Burhan Kavak, “Ülkemizin özellikle Çukurova gibi verimli topraklarında tarımı sil baştan yapılandıracak stratejiye, modele ve çabaya ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz” dedi. Kavak, tarıma verilecek destek ve teşviklerin, ekonomiye ‘güç’ olarak döneceğini kaydetti.

    Kavak, gerçekleşen toplantı hakkında bilgi vererek, “Konuşmacılarımız, 4 farklı oturumda ‘Tarım Girişimciliği’, ‘İnovatif Tarım Uygulamaları’, ‘Tarım 4.0’ ve ‘Tarımda Millileştirme’ başlıkları altında sektörün en önemli konularına ilişkin, tespit ve önerilerini dile getirdi” dedi.

    Tarımın geldiği nokta konuşuldu

    Gazeteci-Ekonomist Dr. Şeref Oğuz’un ‘Tarımda Millileştirme’ başlıklı son oturumu yöneterek katkı koyduğu toplantının çok verimli geçtiğini söyleyen Burhan Kavak şöyle devam etti:

    “Sunum ve konuşma yapan uzmanlarımız, tarımda teknolojinin hangi noktalara geldiğini ve yenilikleri anlattı. Ayrıca kendilerinden, sektörün sorunlarının çözümü ve yeni döneme adapte olarak atılıma geçmesi için yapılabilecekler hakkında çok değerli öneriler aldık. Tüm sunumlar bize gösterdi ki Türk tarımı belli bir noktaya geldi ancak günümüzün rekabetçi ve teknolojiye dayalı ortamında, inovasyon ve Ar-Ge’ye çok ihtiyacımız var. Bir başka önemli konu ise çiftçinin kooperatif çatısı altında toplanmasının önemi.”

  • Bakan Pakdemirli: “Biraz daha fazla balık yememiz gerekiyor”

    Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “2002 yılında 6,7 kilogram balık tüketirken, şimdi 5,5 kilogram tüketiyoruz. Demek ki balığı tüketme konusunda iyi değiliz. Biraz daha fazla balık yememiz gerekir diye düşünüyorum” dedi.

    Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bursa’nın Karacabey ilçesinde ziraat odaları toplantısına katıldı. Bir düğün salonunda gerçekleştirilen programda konuşan Pakdemirli, et ve tavuk tüketiminde artış olduğunu, fakat balık tüketiminde ise gerileme kaydedildiğini dile getirerek, “2002 yılında kişi başı 6 kilogram et tüketiyorken, şimdi 14-15 kilogram tüketiyoruz. 10 kilogram tavuk tüketirken, şimdi 26 kilogram tüketiyoruz. 2002 yılında 6,7 kilogram balık tüketirken, şimdi 5,5 kilogram balık tüketiyoruz. Demek ki balığı tüketme konusunda iyi değiliz. Balıkta da 1 milyar dolar üzerinde ihracatımız var. Bunu daha fazla arttırabiliriz. Tavukta 400 milyon dolar ihracatımız var. Biraz daha fazla balık yememiz gerekir diye düşünüyorum. En azından gıdadan sorumlu Tarım Bakanı olarak doğru diyet tavsiyesi, özellikle belli yaşın üstünde insanların et tüketiminde biraz daha balığa yönelmesi gerekir diye” diye konuştu.

    “İki tarafında haklarını koruyacak yasal düzenleme olabilir”

    Sözleşmeli tarım konusun da çiftçiyi rahat ettirecek bir husus olduğuna değinen Pakdemirli, “Bu hususta biraz daha doğru adımlar atmamız lazım. Yani kaç para alacağınızı bildiğiniz ürünü üretirsiniz. Sözleşme tarımda mutlaka bir adım atıyor olmamız gerekiyor. Bununla ilgili yasal düzenlememiz var. Sözleşmeli tarım Türkiye’de yok mu, var. Patates üreticilerimiz üretiyorlar. Zaman zaman piyasa fiyatları farklı olduğunda ya sanayicilerimiz sözleşmeye uymuyor ya da üreticimiz uymuyor. Karşılıklı iki tarafın haklarını koruyacak yasal düzenleme ile sözleşmeli tarımı belirli noktaya getirmek istiyoruz” dedi.

    Tohum işinde de Türkiye’nin başarısının kötü olmadığını belirten Bakan Pakdemirli, “2002 yılında 150 bin ton tohum üretiyormuşuz, şimdi 1 milyon 50 bin ton üretiyoruz. Dünyada 11’inci sıradayız. 750 milyon dolar da sertifikalı tohum piyasasında pazarımız var. Bugün tarlaya ektiğimiz her tohumun yüzde 60-70’i yerli tohumdur. Yeterli mi, elbette değil. Bunu yüzde 100’e nasıl çıkartmamız lazım buna bakacağız. Yabancı tohuma parayı verdiğimiz zaman katma değer yurt dışında kalıyor” ifadelerini kullandı.

    “2 milyon hektara yakın alanı daha sulamaya açmamız gerekiyor”

    Pakdemirli, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim 2023 yılına kadar tamamlamamız gereken plan projeleri bütçe dışı kaynak kullanarak tamamlayabilirsek yüzde 31 hasılamızı arttırmamız söz konusu olabilir. Bu anlamda bu bölgede İznik Barajı var. İznik Barajı’nda işin çok başındayız ama burayı bitireceğiz. Bu yatırım 300 milyonluk bir yatırım. Karacabey Yeşildere Barajı’nda yüzde 60’lara geldik. 60 milyon lira ödenekle bu iş bitecek gibi gözüküyor. Gölecik İçme Suyu Ve Sulama Barajı’na baktığımızda orada yüzde 7’deyiz. Aşağı yukarı 110 milyon lira maliyeti var. Bu projeleri bitirmek için ben her yerde bu işin lobisini yapıyorum. 2023’ten geç olmayacak şekilde bu projeleri bitiriyor olmamız lazım. 2 milyon hektara yakın alanı daha sulamaya açmamız gerekiyor. Bunun Türkiye’ye maliyeti 80 milyar lira civarındadır. Ama 5 yılda da kendini geriye ödüyor.”

    Program çiftçilere sertifika verilmesinin ardından sona erdi.

  • “İnşaat sektörüne can suyu gerekiyor”

    Konut kredi faizlerinin yüzde 1,2 gibi makul seviyeler altına düşmesi sektöre can suyu gibi geleceğini belirten Realty World Elfi Gayrimenkul Brokerı Özkan Aydemir, eğer 6 aylık süreçte gerekli önlemler alınmazsa sektörün daha da daralacağını söyledi.

    Türkiye’de 200’den fazla alt sektör ve dolaylı yoldan 5 milyon kişiye istihdam sağlayan inşaat sektörü son 3-4 aylık süreçte sıkıntılı süreç yaşadığını ifade eden Realty World Elfi Gayrimenkul Brokerı Özkan Aydemir, 15 yıllık sürece baktığımızda Türkiye ekonomisine çok fazla katkı sağlayan sektörün, önümüzdeki 1 yıllık süreçte geçmişteki parlak yıllarını arayacak gibi göründüğünü söyledi. Aydemir, “Burada en büyük etken konut kredi faizlerinin son aylarda yüzde 2’ler seviyelerinin üzerine çıkmasını görmekteyiz. Konut kredi faizlerinin güven etkisi yıllık yüzde 12’ler seviyelerine alışmamızdır. Diğer etkenlere baktığımızda Temmuz ayının sonunda dolar kurunun 7 liralara kadar yükselmesi, mevduat faizlerinin yüzde 24’lere çıkması sektörün önündeki en büyük sıkıntılardan biri olmuştur” dedi.

    İnşaat sektörünün son yıllardaki yükselişi, birçok kişinin bütçesini bilmeden inşaatçı olmasını veya bir masa sandalye koyup emlak ofisleri açmasını sağladığına değinen Aydemir, “Yaşanan olumsuz havadan dolayı da şu anda birçok firma da sorun yaşamaktadır. Sektörde olumsuz hava olmasına karşın, doğru lokasyon da, doğru projeler ve güçlü inşaat firmalarının ayakta durması ve satış sıkıntısının olmadığını görmekteyiz. Nisan 2018’deki Bursa inşaat fuarında inşaat firmalarının farklı satış teknikleri geliştirmeleri gerektiğini söylemiştik. Şirket içi finansmanlar, eski daireni getir yeni daireni al, belli bir ödeme yaptıktan sonra dairesini teslimden sonra 60 ay veya 120 ay ile ödemeler yapılmaya başlamıştır. 31 Aralık 2018’e kadar uzatılan tapu masraflarındaki binde 30’a düşürülmesi, KDV oranlarının düşürülmesinden daha çok konut kredi faizlerinin sektörün daha hareketlilik ve canlılık getirdiğini göstermiştir. Eğer konut kredi faizlerinin yüzde 1,2 gibi makul seviyeler altına düşmesi sektöre can suyu gibi gelecektir. Eğer 6 aylık süreçte gerekli önlemler alınmazsa sektörün daha da daralacağını görmekteyiz” dedi.

    Türkiye’ye baktığımızda yıllık 600 bine yakın evlilik ve 300 bine yakın da boşanmanın olduğunu, kentsel dönüşüm ve göçler ile birlikte yıllık 1 milyona yakın gayrimenkul satışı gerçekleştiğini belirten Aydemir, “2017 yılını 1 milyon 409 bin rekor bir satış ile kapatan Türkiye, bu sene 1 Milyon 350 bin civarı konut satışı gerçekleşecek gibi görünmektedir. 2019 yılı için aynı iyimser tahmini yapmamız imkansız ve gerekli önlemlerin alınmadığı takdirde satışların çok daha aşağılara ineceğini öngörmekteyiz. 2017 yılında 56 bin 192 rekor konut satışı ile kapatan Bursa, 2018 yılında yüzde 10’a yakın bir düşüş ile kapatacak gibi görünmektedir. Arsa fiyatlarının, inşaat maliyetlerinin ve geçmiş yıllarda talebin yüksek olması konut fiyatlarını yukarı çıkarmıştır. Nilüfer bölgesinde 1+1 dairelerin 250 bin, 2+1 dairelerin 400 bin ve 3+1 dairelerin 500 bin ve üzerine çıkması alım gücünü düşürmeye başlamıştır. Bir odanın müşteriye maliyetinin 100-150 bin arasında olduğunu görmekteyiz. Son aylarda ise konut fiyatlarında yüzde 10’a yakın geri geldiğini ve ileri ki zamanlarda doğru projelerin fiyatları sabit kalırken, birçok projenin de fiyatlarında bir basamak düşüş olmaya devam edecektir” diye konuştu.

    Balıkesir’de son yıllar da Türkiye’nin en iyi çıkışını gerçekleştiren illerinden biri olduğunu ifade eden Aydemir, “Önümüzdeki 5 yıllık süreçte de bunun devam edeceğini öngörmekteyiz. 2017 yılında 28 bin 268 adet rekor satışla kapatmıştır. Bu sene ise geçen seneki satışlarının üzerinde satış gerçekleştirecektir. Burada en büyük etkenler, otobanların güzergahları, büyük sanayi yatırımları, yeni alışveriş merkezi, körfez bölgesindeki Güre, Altınoluk, Ayvalık, Akçay, Sarımsaklı’daki gayrimenkul satışlarını yükseltti” şeklinde konuştu.