Etiket: Gerekiyor””

  • TESK Genel Başkanı Palandöken: “Esnafa verilen kredilerin yanı sıra borç ertelemelerinin de faizsiz ötelenmesi gerekiyor”

    TESK Genel Başkanı Palandöken: “Esnafa verilen kredilerin yanı sıra borç ertelemelerinin de faizsiz ötelenmesi gerekiyor”

    Pandemi nedeniyle borçların ertelenmesinin esnafa tam çare olmadığını belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Esnafımızın derdine tam çare olması için verilen kredilerin yanı sıra borç ertelemelerinin de faizsiz ötelenmesi gerekiyor” dedi.

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Covid-19 pandemisi sürecinden esnafın olumsuz etkilendiğini belirtti. Palandöken, esnaf ve sanatkarların bu süreçte çektikleri kredilerin ve borçlanmaların faizsiz bir şekilde ötelenmesi gerektiğini söyledi. Esnafın birçok kalemde olan borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, “Pandemide en çok olumsuz etkilenen esnafımızın Temmuz ve Eylül ayı arasında ödenemeyen borçlarının ertelenmesi çok sevindirici oldu. Fakat düşük de olsa yine faiz olduğu için borç daha yüksek bir borç ile esnafın karşısında duruyor. Pandeminin yeniden artışa geçtiği son dönemde tam anlamıyla verimli bir destek için esnafımızın kredi başta olmak üzere vergi, sigorta, kira ve faturaları yıls onuna kadar ve faizsiz olarak ertelenmeli. Esnafımızın derdine tam çare olması için verilen kredilerin yanı sıra borç ertelemelerinin de faizsiz ötelenmesi gerekiyor” diye konuştu.

    “Karşılıksız destek kaçınılmaz oldu”

    Son dönemde yeniden Covid-19 pandemisinde artışların görülmesinin esnaf ve sanatkarı olumsuz etkileyemeye devam ettiğini ve esnafın sıkıntılarının giderilmesinin artık kaçınılmaz olduğunu belirten Palandöken, “Eski canlı günlere geri dönülmesi ve piyasaların hareketlenmesi için faizsiz ertelemenin yanı sıra aylardır kapalı olan bazı meslekler de karşılıksız maddi olarak desteklenmelidir. Aylardır kapalı olan kantinciler, nargileciler, kontak açamayan servisçiler, eğlence mekanları 1 Haziran itibariyle açılmalarına rağmen kahvehane ve kıraathaneler oyun yasağı kalkmadığı için müşteri bulamıyor. Açık olsalar da yasaklar sebebiyle müşterilerini kaybeden, kapalı olduğu için hiçbir iş yapamadıkları için sıkıntıları her geçen gün artan evlerine ekmek götüremeyen esnafımıza karşılıksız maddi yardımda bulunulması artık kaçınılmaz. Çünkü işini açamayan açsa da yasaklar nedeniyle müşteri gelmeyen ve evine ekmek götüremeyen esnafımızın bu desteğe çok ihtiyacı var” şeklinde konuştu.

  • Başkan Sert, “31 Ağustos’a kadar yetki belgelerini almaları gerekiyor”

    Başkan Sert, “31 Ağustos’a kadar yetki belgelerini almaları gerekiyor”

    Ticaret ve Sanayici İş Adamları Derneği Başkanı Mehmet Sert ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti yönetmeliğinin Ticaret Bakanlığı tarafından tekrar revize edilerek 15 Ağustos tarihi itibariyle yayınlandığını belirterek yönetmelikteki önemli uygulamalardan ve değişikliklerden bahsetti.

    Yapılan değişiklikler hakkında bilgi aktaran TÜRKSİAD Başkanı Mehmet Sert, “Yetki ve yeterlilik belgesi olmadan alım satım işlemleri yapılamayacak, Rent A car araçları bir yıla doldurmadan ve bu alanda araçlar faaliyette bulunmadan satılamayacak, yetki belgesi olmadan ilan verilemeyecek ve satılan aracın ilanı internet satış sitesinden ve ilan platformlarından 3 gün içinde kaldırılacak. Yetki belgesi olmadan noterlerde işlem yapılamayacak. Modeline göre sekiz yaşın ve yüz altmış bin kilometrenin üzerindeki araçlar için ekspertiz raporu zorunlu olmayacak” dedi.

    İkinci el satışı yapan oto galerilerinin işletmelerin uymakla yükümlü olduğu konuları da aktaran Sert, “Motorlu kara taşıtı alım satım sorumluları ile danışmanlarının adı, soyadı, T.C. kimlik numarası veya yabancı kimlik numarası ile iletişim bilgilerini, bu kişilerin işe başladığı; işi bırakma bilgisini ise bu durumun gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden il müdürlüğüne bildirmek, mesleki yeterlilik belgesinin aranmayacağı haller hariç olmak üzere, mesleki yeterlilik belgesine sahip olmayan kişileri motorlu kara taşıtı alım satım sorumlusu veya danışmanı olarak istihdam etmemek, yetki belgesi numarasını ekspertiz raporunun düzenlenmesi sırasında ekspertiz işletmesine ve satış sırasında noterliğe beyan etmek, ekspertiz raporunun bir nüshasını satış sırasında noterliğe ibraz etmek, ticari faaliyetleri sırasında ahlaka uygun, adil ve dürüst davranmak, haksız ve hukuka aykırı davranış ve ticari uygulamalarda bulunmamak, hizmet verdiği kişilerin alım satım tercihlerini etkileyecek nitelikteki bilgileri gizlememek ve bu kişileri yasa dışı veya etik olmayan uygulamalara teşvik etmemek, satışına yetkili olmadığı ikinci el motorlu kara taşıtına ilişkin tanıtım ve ilan faaliyetinde bulunmamak, yol ve kaldırım gibi kamunun ortak kullanımına ayrılmış alanları taşıt teşhir alanı olarak kullanmamak, bu yönetmelikte yer alan ve ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmeye ait olan diğer yükümlülükleri yerine getirmek, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinin geliştirilmesi ve tüketicinin korunması amacıyla Bakanlıkça alınan tedbirlere uymak gibi yükümlülükleri var” dedi.

    Vatandaşlar bir yıl içinde araç alım satımının 3 ile sınırlı olduğunu ve bu sayıyı aşanların bu işin ticaretini yapmış sayılacak olduğu ve gerekli şartları yerine getirmeleri gerektiğini getiremeyenlerinde yönetmelik gereği cezai müeyyide uygulanacağını ifade eden Sert , “31 Ağustos’a kadar yetki belgelerini almaları gerekiyor. Bu yönetmeliğe aykırı hareket edenler hakkında Kanunun 18 inci maddesinde öngörülen idari para cezaları Bakanlıkça uygulanacak” dedi.

  • İrfan Buz: “Çok dengeli ve akıllı oynamak gerekiyor”

    İrfan Buz: “Çok dengeli ve akıllı oynamak gerekiyor”

    Bursaspor Teknik Direktörü İrfan Buz, Adana Demirspor maçının ardından rövanş karşılaşmasıyla ilgili, “Çok dengeli ve akıllı oynamak gerekiyor. Gol yememekte önemli. Deplasmanda gollü beraberlik bize yarayacak” dedi.

    TFF 1. Lig Play-Off Yarı Final müsabakasında karşı karşıya gelen Bursaspor – Adana Demirspor maçının ardından basın toplantısında konuşan Bursaspor Teknik Direktörü İrfan Buz, “Play- Off’un ilk ayağı buradaydı. Baktığımız zaman kendi sahanızda oynuyorsunuz ve gol atmak zorundasınız ama gol de yemeyeceksiniz. Oyunda genel anlamda hakimiyet bizdeydi. Adana Demirspor geçiş oyununu tercih etti. İki kontratakla gol aradı. Bizim özellikle son dakikada Kubilay’ın net pozisyonu vardı. Bu gol olsaydı 1-0 kazanabilirdik. Çok dengeli olmanız gerekiyor, burada gol yememek de önemli. Biz de buna göre stratejimizi yapacağız. Takımımızı tebrik ediyorum, duruş olarak doğru oynadıklarını düşünüyorum. Önümüzdeki maça bakacağız, iyi konsantre olarak turu atlamak istiyoruz” diye konuştu.

    Olgun ve soğukkanlı oynadıklarının altını çizen Buz, “Doğruları yaparak, dengeyi kurarak bunu yaptık. Aynı şekilde bunu Adana’da da yapmak istiyoruz. Skoru dezavantaj olarak görmüyoruz, attığımız her gol 2 olarak dönecektir. Kazanmak istedik, 2-2, 3-3 berabere kalsanız çok farklı bir durum ortaya çıkardı. Her iki takım da mücadele etti, sezon sonları kolay değil, baskıyı da düşünüyorsunuz. Bursaspor büyük bir camia. Büyük Bursaspor taraftarına, Süper Lig’i armağan etmek isteyen tecrübeli oyuncu arkadaşlarımız var. Futbolcularımız bunu yapmak istiyor, biz de onları iyi bir şekilde hazırlayıp Adana’da istediğimiz sonucu almak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Bilim Kurulu Üyesi Çelik: “Aşı reklamları boş reklamlar, çok kanmamak gerekiyor”

    Bilim Kurulu Üyesi Çelik: “Aşı reklamları boş reklamlar, çok kanmamak gerekiyor”

    Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İlhami Çelik, aşı çalışmalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, “Aşı reklamları boş reklamlar, çok kanmamak gerekiyor” dedi.

    Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İlhami Çelik, Kayseri Ticaret Odası’nın meclis toplantısında koronavirüsle alakalı konuştu. Korona virüsle ilgili olarak aşı çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Çelik, “Aşı çalışmaları devam ediyor. ‘İlaçlar bulundu’ gibi haberler çıkıyor. Bugün oluyor mesela ‘Amerika’da Dr. Öz diye bir ilaç bulundu’ deniliyor. Bunlar boş reklamlardır. Çok kanmamak gerekiyor. Televizyonlarda bunlar maalesef hep oluyor. Ya da bir bakıyorsunuz; Çin’den gelen bir haber, etkin aşı bulundu. Türkiye’de de bunlar denenecek. Bizde o çalışma içerisinde insanlarımızda yan etkisi var mı, koruyuculuğu nasıl. Gerçekten faydasından çok zararı oluyor mu, onu görmek lazım. Çünkü bazen aşı yaparsınız, hiç değmeyecek olur. Antikor oluşturmayabilir. Koruyucu seviyeye çıkmayabilir. Bir de insanlarda başa türlü etkilere yol açabilir. O zaman hiç kullanmamanız çok daha iyi oluyor. Dolayısıyla öngörülen süre 22 gibi duruyor. Biz tabi inşallah o dönemlere kalmayız. Çünkü bizde ‘Yaz gelince bizde bitecek’ modundaydık. Şuanda Allah’a şükür çok ciddi vakalarımız yok ama yoğun bakımda hastalarımız var. Ölen hastalarımız var. Bunu ciddiye almak için söylüyorum ama böyle a normal gereksiz bir korku sendromuna yol açmanın da çok iyi olmadığını düşünüyorum. Çünkü insan cesur olursa güçlü olur. Bu bağışıklık sistemi içinde öyledir” ifadelerini kullandı.

    İnsanların virüsü birbirlerine bulaştırarak yaşattığını dile getiren Çelik, “Bu virüs sıcaklıklarda yok olur mu, olur. Virüs kışın yaşadığı ortamda, bu ortamda yaşayamaz. Şuanda biz bu virüsü birbirimize bulaştırarak yaşatıyoruz. Vücudun sıcaklığı hep 37 derecedir. Bu sıcaklıkta yaşar. En sevdikleri zaten bunlar. Bizim vücut sıcaklığımız kışında aynıdır, yazında aynıdır. Dolayısıyla birbirimize bulaştırdığımız sürece bu yaşayacak. Virüsün dış ortamda yaşama süreci çok daha kısalmıştır. O yüzden bu kadar serbestiye rağmen bulaşın az olmasının nedeni budur” dedi.

  • Karataş: “Köklü sorunlara gerçekçi çözümler gerekiyor”

    Karataş: “Köklü sorunlara gerçekçi çözümler gerekiyor”

    Memur-Sen İl Temsilcisi Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, 2019-2020 eğitim-öğretim yılı birinci kanaat dönemi, geleceğe yönelik çizilen hedeflerin uzağında, eğitim çalışanlarının sorunlarının çözümünün yeni döneme devredilmesiyle, köklü sorunlara kalıcı çözümler getirecek adımların beklentisiyle sona erdiğini belirtti.

    Üç yıllık hizmet süresini tamamlayan sözleşmeli öğretmenlere yer değişikliği hakkı tanınması, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun taslağının hazırlanması, öğretmen atama ve yer değiştirme süreçlerine ilişkin bir çalıştay yapılması gibi bazı adımların dışında beklentileri karşılayacak bir iş ve işlemin hayata geçirilmediğini anlatan Karataş, “Sözleşmeli öğretmenlerin kadro ve eşit haklar beklentisinin karşılanmaması, 3600 ek gösterge artışı sözünün gereğinin yerine getirilmemesi, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili belirsizlik, öğretmen atama ve yer değiştirme süreçlerine ilişkin bir sistemin oluşturulmaması, unvan değişikliği sınavları konusunda somut bir girişimde bulunulmaması gibi pek çok sorun çözüm bekliyor.

    Bunların yanı sıra, ücretli öğretmenlik garabeti, yer değişikliği sürecinde karşılanmayan talepler, öğretmene karşı giderek artan şiddete karşı etkin ve caydırıcı bir adım atılmaması, öğretmen açığı, erkek kamu görevlilerine dayatılan darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliği, ek ders esaslarındaki eşitsizlik, ders ücretlerindeki adaletsizlik, okulların bütçe sorunu, eğitimin denetim ve rehberlik ayağının ihmal edilmesi gibi konularda beklentileri karşılayan adımlar hâlâ atılmış değildir” dedi.

    Mesleğin itibarını artıracak, öğretmenlerin haklarını geliştirecek kanun ivedilikle çıkarılmalıdır

    Sendika olarak, uzun süre önce teklif ettiğimiz Öğretmenlik Meslek Kanunu, 2023 Eğitim Vizyonu’nda yer verilmesiyle birlikte bir beklentiye dönüştüğünü dile getiren Mustafa Karataş, “Bir an evvel çıkmasını istediğimiz kanun, öğretmenlerin haklarını ve yetkilerini koruyacak ve geliştirecek bir eksende ele alınmalıdır. Öğretmenlerin görev, yetki, hak ve sorumluluklarının belirlendiği, mesleki gelişim ve kariyer basamaklarının ve iş güvencelerinin tanımlandığı, öğretmene destek niteliğinde bir meslek kanunu bir an önce çıkarılmalıdır” dedi.

    Sözleşmeli öğretmenlikten vazgeçilmeli, istihdam modeli kadrolu olmalıdır

    Mustafa Karataş, sözleşmeli öğretmen istihdamı, gerek sözleşmeli eğitimciler gerek istihdamı gerçekleştiren kurumlar gerekse farklı statüdeki personelden aynı kamu hizmetini alan öğrenci ve ebeveynler açısından ciddi sorun oluşturduğunu ifade ederek, “Sözleşmeli öğretmenlik, kabul edilmiş hatanın tekrarı, geçmiş sıkıntıları unutmanın, aynı kısır döngüyü yeniden kurup birçok değeri heba etmenin adıdır. Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması anayasal hakları sınırlamakta, aile bütünlüğünü bozmakta, eşleri birbirinden, çocukları da anne babalarından ayrı bırakmakta, öğretmenleri işi ile eşi arasında tercihe zorlamaktadır. Haklı taleplere, geçerli mazeretlere duyarsız yanlış istihdam politikası, öğretmenlerimizin moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemekte, eğitimde verimliliği düşürmektedir. Kamu istihdam politikalarına yön verenler, nitelikli kamu hizmetinin ancak iş ve iç huzuruna kavuşmuş, anayasal hakları tesis edilmiş kamu personeli eliyle yürütülebileceğini görmeli, sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmelidir” dedi.

    3600 ek gösterge konusundaki haklı beklenti küskünlüğe dönüşmeden sözün gereği yerine getirilmelidir

    24 Haziran seçimleri öncesinde vadedilen, Cumhurbaşkanlığı ikinci 100 Günlük Eylem Planı’nda ve 2023 Eğitim Vizyonu’nda yer verilen 3600 ek gösterge vaadi konusundaki haklı beklentinin, henüz hiçbir somut adım atılmaması nedeniyle yerini umutsuzluğa ve küskünlüğe bıraktığı bir sürecin yaşanmakta olduğunu belirten Mustafa Karataş, açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “Eğitim çalışanlara verilen vaadi yerine getirecek, kamu personel sisteminde ülkesine ve milletine hizmet eden diğer unvanlardaki kamu görevlilerinin de ek gösterge beklentilerini karşılayacak, ek gösterge kaynaklı mağduriyetleri giderecek, çalışma barışını ve iş huzurunu sağlayacak şekilde bütün kamu görevlilerini kapsayacak bir ek gösterge çalışması yapılmasını istiyor ve bekliyoruz. Öğretmenlere 3600 ek gösterge verilmesi başta olmak üzere, seçim sürecinde kamu görevlilerine verilen vaatler ivedilikle yerine getirilmeli, sözlerin yerine getirilmemesinin oluşturacağı sosyal maliyet gözden ırak tutulmamalıdır.

    2023 Eğitim Vizyonu rafta, hedefler askıda kalmamalıdır

    Ülkemizin eğitim sisteminin gelecek projeksiyonunu betimleyen 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nin içerdiği tespitler ve hedefler her geçen gün umut olmaktan çıkmakta, belirsizlik ümitleri söndürmektedir. Vizyon Belgesi’nde yer alan takvim doğrultusunda hedeflerin gerçekleştirilmesine yönelik çabaların yetersiz kaldığı endişesiyle birlikte, sürecin katılımcılıktan uzak, eğitim paydaşlarının görüş ve katkılarının dışarıda bırakılarak yürütüldüğünü görüyoruz. Paydaşların görüş, öneri ve eleştirilerinin hesaba katılmadığı, istişare mekanizmasının devre dışı bırakıldığı bir çalışmanın memnuniyet katsayısı da başarı oranı da düşük olacaktır.

    Bakanlık, özellikle eğitim çalışanlarının özlük haklarında ve çalışma şartlarında iyileştirme ve geliştirme vadeden hedefleri bir an evvel hayata geçirmelidir.

    Şiddete başvurmanın bedelinin ağır olduğu yasal bir düzenleme yapılmalıdır

    Şiddetin her geçen gün arttığını, farklı faillerle yeni kulvarlar bulduğunu, bedelini de eğitimcilerin ve tüm toplumun ödediğini üzülerek müşahede ediyoruz. Şiddeti önleyecek, eğitimcinin itibarını daha da artıracak, konumunu güçlendirecek, onu tehlikelere karşı koruyacak yasal düzenlemelerin yapılması artık kaçınılmazdır. Bunun için, yetkili kişi ve kurumlardan sivil toplum örgütlerine kadar toplumun tüm katmanlarına sorumluluk düşmektedir. Eğitim ve öğretim hizmeti sunumu esnasında veya verilen eğitim ve öğretim hizmetinden kaynaklanan nedenlerle eğitim çalışanlarına karşı cebir, şiddet veya tehdit kullanan kişilere hapis cezası verilmesi; eğitim kurumlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçunun tutuklama nedeni varsayılan suçlardan sayılması ve eğitim çalışanlarına karşı işlenen suçlar sebebiyle ceza hukuku kapsamında yürütülmekte olan işlemlerde ve davalarda personelin talebi üzerine Bakanlığın hukukî yardımda bulunması noktasında düzenleme yapılmalıdır.

    Eğitim kurumu yöneticiliği kariyer mesleğine dönüştürülmeli, her olumsuzluğun faturası yöneticiye çıkarılmamalıdır

    Eğitim kurumu yöneticiliği, ikincil görev olmaktan çıkarılarak meslekleşmeyi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, bununla ilgili olarak yetiştirme programları hazırlanmalıdır. Eğitim kurumu yöneticiliğinin eğitim liderliğine dönüştürülmesi, yöneticiliğin profesyonel bir meslek olarak ele alınarak ‘ikincil görev’ ve ‘görevlendirme’ kapsamından çıkarılarak kadro unvanlı bir uzmanlık mesleği hâline dönüştürülmesiyle mümkündür. Eğitim kurumu yöneticilerinin bir eğitim ve okul lideri olarak inisiyatif alanları genişletilmeli, mevzuat kuşatmasından kurtarılmalı, bürokratik rolleri azaltılmalı, yetkilendirilip güçlendirilerek eğitim-öğretimle ilgili rolleri öne çıkarılmalıdır. Okul liderliği, yetki ve yeterlilikler yönünden güçlendirildiği gibi, maddi ve manevi yönden de cazip bir meslek hâline getirilmelidir.

    Öğretmenlerimizin motivasyonunu daha da artıracak bir kariyer sistemi oluşturulmalıdır

    Kariyer basamakları uygulamasının yürürlükte olduğu zaman diliminde yapılan bilimsel çalışmalar, öğretmenlik kariyer basamakları uygulamasının öğretmenleri sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere teşvik etmenin yanı sıra kendilerini geliştirmelerine ve kariyer basamaklarında ilerlemek için lisansüstü eğitim yapmaya teşvik ettiğini, bu sonuçlar doğrultusunda eğitimde kalitenin artırılmasında önemli bir faktör olduğunu, öğretmenlerin kendini yenilemesi, alanındaki gelişmeleri takip etmesi bakımından olumlu sonuçlar doğurduğunu ortaya koymaktadır. Öğretmenlerin niteliğinin artırılması bağlamında gerçekleştirilecek politika süreçlerinde kariyer basamakları sistemine yeniden işlerlik kazandırılması gerekmektedir. Bu çerçevede paydaşların görüşleri ve talepleri doğrultusunda herkesin yararlanmasına açık, özgün, sadece sınav odaklı olmayan, süreç ve bireysel çaba odaklı, maddi ve manevi açıdan tatminkâr bir kariyer sistemi ivedilikle hayata geçirilmelidir.

    Öğretmenlerin yer değişikliği işlemlerinde mağduriyeti önleyecek adil bir süreç işletilmelidir

    Öğretmen atama ve yer değiştirme iş ve işlemlerinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sekteye uğratacak düzeydeki tasarım eksiklikleri, öğretmenlerin yer değişikliği taleplerinin karşılanamamasına, mağduriyetlerin yanı sıra çalışma barışının bozulmasına ve motivasyon kaybına neden olmaktadır. Dezavantajlı ve elverişsiz şartların hüküm sürdüğü yerleşim yerlerinde görev yapan eğitim çalışanlarına yönelik gönüllülüğü esas alacak tedbirlerin alınması, rasyonel atama ve yer değiştirme sistemlerinin kurulması, eğitimcilerin en büyük beklentilerindendir. ‘Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Süreci Tespitler ve Bir Model Önerisi’ raporumuzda Bakanlığın ve kamuoyunun dikkatine sunduğumuz üzere, yer değişikliği talepleri adil ve hakkaniyete uygun sonuçlar üretecek şekilde yeniden tasarlanmalıdır.

    Eğitimin kalitesi için ter döken memur ve hizmetli çalışanlarımızın özlük hakları iyileştirilmelidir

    Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarında Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Teknik Hizmetler Sınıfı, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve diğer hizmet sınıflarında çalışanların eğitim-öğretim hizmetinin aksamadan en etkin şekilde yürütülmesi için emek sarf ettiği gerçeği görülmeli; eğitim-öğretim sınıfı çalışanlarına tanınan haklar kendilerine de tanınmalıdır. Şef, memur ve hizmetlilere öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ödenmemesi hak ve adalete uygun değildir. Bu nedenle, hazırlık ödeneği, öğretmenlerle birlikte eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde emek sarf eden Millî Eğitim Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında görevli tüm hizmet sınıflarındaki eğitim çalışanlarına da ödenmelidir. Eğitim kurumlarındaki personelin haftalık 40 saati aşan çalışmalarının karşılığı fazla çalışma ücreti ödenmesi ya da personel yetersizliği gerekçesine sığınılmadan fazla çalışma karşılığı izin hakkından faydalanmalarının sağlanması yönünde düzenleme yapılmalıdır.

    Unvan değişikliği sınavı bir an önce yapılmalıdır

    Memur ve hizmetliler başta olmak üzere, Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Teknik Hizmetler Sınıfı, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve diğer hizmet sınıflarında yer alan eğitim çalışanlarının liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde mesleki ilerlemelerini sağlayan en önemli araçlardan birisi olan unvan değişikliği sınavları konusunda Bakanlık somut adım atmalı, unvan değişikliği sınavlarını ivedilikle gerçekleştirmeli; görevde yükselme sınav sonuçları çerçevesinde atama bekleyen boş kadrolara, şeffaf ve merkezi bir süreç dâhilinde atama yapmalıdır.

    Darbecilerin izleri tamamen silinmeli, darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliği değiştirilmelidir

    Kamusal alan yalanıyla yıllarca kadınlara ve kız öğrencilere yönelik uygulanan kılık ve kıyafet dayatması, verdiğimiz mücadele, yaptığımız eylem ve etkinlikler sonucunda kaldırılmış, kamuda çalışan kadınlara yönelik ‘başı açık’ ibaresinin yönetmelikten çıkarılmasıyla kadının kamu hizmetine katılımında bir engel aşılmış; Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik’te de yapılan değişiklikle öğrencilere kılık ve kıyafet dayatmasının kaldırılması son derece önemli bir adım olmuş ve bir yasak daha tarihe karışmıştır. Kamu görevlilerini ilgilendiren çerçeve yönetmelikte acilen değişiklik yapılmalı ve altı yıldır sürdürdüğümüz serbest kıyafet eylemi gerekçelerimizden olan erkek kamu görevlilerine kılık ve kıyafet dayatmasından da vazgeçilmelidir.”

    Yarıyıl, eğitim yöneticileri için sorunlara odaklanıp çözümler üretme dönemi olmasını arzu ettiklerini belirten Mustafa Karataş, “Eğitim-Bir-Sen olarak, birinci kanaat döneminin öğrencilerimiz için aktif bir dinlenme dönemi olmasını temenni ediyor, geleceğimize verdikleri emeklerden dolayı eğitim çalışanlarımıza teşekkür ediyoruz” dedi.