Etiket: Gerekir”

  • ATO Başkanı Baran: “Enflasyonla mücadele sürecinde uygulamalardan kaynaklanan mağduriyetlerin yaşanmaması gerekir”

    Ankara Ticaret Odasının (ATO) 1 No’lu Toptan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Meslek Komitesi ile 7 No’lu Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakende Ticareti Meslek Komitesi Başkan ve üyeleri, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran’ı ziyaret ederek, son dönemde artan denetim uygulamaları nedeniyle karşı karşıya kaldıkları mağduriyetleri anlattı. Baran, “Enflasyonla mücadele sürecinde üyelerimiz ellerini taşın altına koymuştur. Ancak sürecin uygulamalarından kaynaklanan mağduriyetlerin yaşanmaması gerekir” dedi.

    ATO Başkanı Baran, Başkent’in çeşitli bölgelerinde gıda sektörlerinde faaliyet gösteren ATO üyeleri adına kendisini ziyaret eden 1 No’lu Toptan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Meslek Komitesi ile 7 No’lu Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakende Ticareti Meslek Komitesi Başkan ve üyelerinin ekonomik durum ve denetimler konusundaki sorunlarını dinledi. Türkiye ekonomisinin yaşadığı zor günleri atlatabilmesi için bütün aktörlerin fedakarlık yaptığına dikkat çeken Baran, özellikle denetimlerde ticari işletmelerin müşterilerin gözünde zor duruma sokulmaması gerektiğini kaydetti. Baran, “Eğer buna dikkat edilmezse oluşan kamuoyu baskısı ile üyelerimiz, vatandaşın gözünde zor duruma düşecektir” dedi.

    İki komite temsilcilerine ATO’da bulunan ve gıda sektörünü temsil eden üçüncü komiteyi de yanlarına alarak bir toplantı düzenlemelerini öneren Baran, ayrıca bu sektörlerde yapılacak yeni bir kamuoyu araştırması ile sorunların daha detaylı tespit edilebileceğini ifade etti.

    Sektör temsilcileri ortak toplantı yaptı

    Görüşmenin ardından ATO Başkan Yardımcısı Halil İbrahim Yılmaz başkanlığında ATO’nun 1 No’lu Toptan Gıda Ve İhtiyaç Maddeleri, 7 No’lu Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakende Ticareti ile 18 No’lu Sebze ve Meyveciler Meslek Komiteleri ile bir toplantı yapıldı. Toplantıya ATO Yönetim Kurulu üyeleri Edip Balcı, Halil İlik, Mehmet Fatih Çetinkaya ile ATO Meclis üyeleri Ali İhsan Gürel, Yusuf Şimşek, ATO Meclis Üyesi ve Ankara Hali Başkanı Ceyhan Gündüz de katıldı. Sektörlerini temsilen toplantıda söz alan komite başkan ve üyeleri, ekonomik dalgalanmadan zarar gören reel sektörün fedakârlıkla ayakta kalmaya çalıştığını ancak bu süreçte önyargılı yaklaşımlarla karşılaşmaları nedeniyle zor günler geçirdiklerini aktardılar. Sektörlerin durumunun belirlenmesi amacıyla Toptan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri, Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakende Ticareti ile Sebze ve Meyveciler Meslek Komitelerinin yaklaşık 10 bin üyesi baz alınarak bir araştırma çalışması yapılması kararı alındı. Araştırmada, ticari işletmelere yapılan denetimler ve etkileri, cezai yaptırımlar, kayıt dışılık ve stok konuları başta olmak üzere ATO, üyelerin denetim uygulayan kuruluşların yaptırımları karşısındaki durumunu tespit edecek.

    “Süreci el ele atlatacağız”

    Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, gerek araştırma çalışmalarıyla, gerekse ziyaretlerle üyelerin ekonomik gelişmeler karşısındaki durumunu belirleyerek oda çalışmalarına yön verdiklerini söyledi. Ekonomik saldırılara karşı tüm ülkenin kenetlendiğini kaydeden Baran, “Bu süreci el ele vererek atlatacağımızdan kimsenin kuşkusu yok” dedi.

    Enflasyonun ekonomiye yapacağı negatif etkileri bildiklerini ve topyekûn mücadele programını desteklediklerini kaydeden Baran, sürecin uygulamasında tüm kesimlere görev düştüğünü söyledi. Reel sektörün ekonomik saldırılardan birebir etkilendiğini hatırlatan Baran, “Enflasyonla mücadele sürecinde üyelerimiz ellerini taşın altına koymuştur. Ancak sürecin uygulamalarından kaynaklanan mağduriyetlerin yaşanmaması gerekir” dedi. Baran, denetimlerde iyi niyetle işini yürüten ticaret erbaplarıyla diğerleri arasında ayrım yapılmasına azami özen gösterilmesi gerektiğini kaydetti.

    ATO’nun bünyesinde oluşturulan Disiplin Kurulu ile üye denetimlerinin gerçekleştirildiğini kaydeden Baran, “Odamız ekonomideki gelişmelerden bağımsız bir şekilde Disiplin Kurulu vasıtasıyla ticari hayatın sorunsuz devam etmesine yönelik çalışmalar yürütüyor” dedi.

    Ankara’nın Ahiliğin merkezi olduğunu ve ATO üyelerinin tamamının da Ahi geleneğini bildiğini ifade eden Baran, şunları söyledi:

    “Kamuoyunda üyelerimizle ilgili oluşan önyargı, son aylardaki dalgalanmadan büyük zarar gören ve fedakârlıklarla ayakta kalmaya çalışan iş yerlerini sıkıntıya sokuyor. Bizler kapıya gelen müşterisini siftah yapmayan komşusuna gönderen Ahilik geleneğinden geliyoruz. Ben bütün üyelerimizin bu geleneği ve ruhu bildiğine ve bu süreçte birlik beraberlik ruhu dışında hiçbir yola tevessül etmeyeceğine inanıyorum.”

  • Tollu: “Şehirleri imar ederken yeni nesli ihmal etmemek gerekir”

    Erdemli Belediye Başkanı Mükerrem Tollu, Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla ilçedeki din görevlileri ile bir araya geldi.

    Belediye tarafından düzenlenen programda konuşan Tollu, camilerin bir ibadet yeri olmaktan öte insanları birleştiren, bütünleştiren, maneviyatı güçlü ve kutsal mekanlar olduğunu ifade ederek, “Türk-İslam Alemi’nin Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı kutluyorum” dedi.

    Yöneticiler ve özellikle belediyeler olarak şehirleri imar ederken, yeni nesilleri de ihmal etmemek gerektiğinin kaydeden Tollu, “Sizler, gerek yaşayış gerek konuşmalarınız gerekse ilminizle örnek insanlarsınız. Sizlerden aldığımız ve alacağımız işaret ve telkinler gerek yönetici gerekse toplumda yer alan bireyler olarak bizi doğruya, güzele, hak ve hakikate yönlendirmektedir. Bunun için sizleri çok seviyor ve önemsiyoruz. Çünkü inandığını yaşamayanlar, yaşadıklarına inanmaya başlar. Toplumsal sorunların temeline baktığımızda, eğitim ve inanç eksikliği ya da zayıflığının büyük rol oynadığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Yeni:”Aday değilim. Böyle bir beklentim de yok. Genel Başkanımız ne talimat verirse, uymamız gerekir”

    AK Parti Adana İl Başkanı Fikret Yeni, yerel seçimlerde adaylığıyla ilgili, “Aday değilim. Böyle bir beklentim de yok. Genel Başkanımız ne talimat verirse, uymamız gerekir” dedi.

    AK Parti Adana İl Başkanı Fikret Yeni, TV A’de başlayan Necmi Uçar’ın hazırlayıp sunduğu, İHA Bölge Müdürü Adnan Kulak ile DHA Bölge Müdürü Bekir Karakoca’nın da soruları ile katkı verdiği Geniş Açı programında yerel seçimlerdeki adaylığı ve Adana’ya yapılan çeşitli yatırımlarla ilgili açıklamalar yaptı.

    6 yıldır AK Parti İl Başkanlığı yaptığını ve Belediye Başkanlığına adaylık beklentisi olmadığını açıklayan Yeni, “Adana’da var olan sorunları tespit edip, bu sorunları en nitelikle, kentimize ve hemşehrilerimize en yakışır şekilde çözmek, iktidar partisinin il başkanı olarak zaten benim görevim. Adaylıkla ilgili herhangi bir değerlendirme olmazsa kalbim zinhar kırılmaz. Çünkü benim böyle bir beklentim yok. Bu zamana kadar hiçbir göreve talip olmadım, yerel seçimlerde de adaylığa talip değilim” ifadelerini kullandı.

    Yerel seçimleri yöneten teşkilatın başındaki kişi olarak, adaylığıyla ilgili çıkarım yapmanın, AK Partiden aday olacak partililere nezaketsiz olacağının altını çizen Yeni, “Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, eğer şehrimizde teşkilatın başında verdiğimizden daha verimli çalışacağımızı görürse, çağırır ve aday olacağımızı söyler. Genel başkanımızın vereceği talimatlar, bizim için her zaman uygulanması gereken talimatlardır” diye konuştu.

    24 Haziran Seçimleri’nde kurulan ittifaklara da değinen Yeni, “Millet İttifakı, siyasi partilerin kendi iradesiyle yol yürüme, paylaştıkları idealler ve fikirler çerçevesinde hareket etmek için kurulan bir ittifaktı. Yani bir seçim ittifakıydı. Fakat Cumhur İttifakı, 15 Temmuz Darbe Kalkışması’yla milletimize karşı yapılan geleceği yok etme ve devletin bekasını yok etmeye karşı milletin ortak duruşunun bir tezahürü idi. Ne Milliyetçi Hareket Partisi ne de AK Parti, temsil noktasında sıkıntısı olmayan partiler” dedi.

    Cumhur İttifakı’nın seçim ittifakı olmamasından dolayı yerel seçimlerde ittifak kurması konusunda bir zorunluluk olmadığını vurgulayan Yeni, “Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan bir açıklamasında, ’Ben milletin teveccühüne mazhar olmuş bir siyasi partiden yerel seçimlerde aday çıkarmayıp, başka bir adayı desteklemeyi seçmenime izah edemem’ demişti. Adana özelinde de bazılarının gönlünden MHP üzerine bir ittifak olacağı konusunda. Fakat AK Parti gibi milletin teveccühünü kazanmış bir parti olarak seçimlerde ’Biz yokuz’ diye bilir miyiz? Böyle bir lüksümüz yok. Her şehir ve ilçede aday çıkaracağız” şeklinde konuştu.

    “Devlet Bahçeli Köprüsü’nün ihale süreci araştırılmalı”

    Yeni, uzun süredir kent gündemini meşgul eden ve yapımında sık sık sorunlarla karşılaşılan Devlet Bahçeli Köprüsü ile ilgili de açıklamalarda bulundu. Yeni, Devlet Bahçeli Köprüsü’nün ihale sürecinin araştırılması gerektiğini işaret ederek, “Köprüyle ilgili yapılan ihale sürecinden sonra Kamu İhale Kurumu’na gidildi ve sonrasında bir müteahhit aldı. 110 milyon liralık bir yatırımdan sonra o müteahhitle sözleşmeyi feshettiler. Ama bizim yaptığımız araştırmada, fesih işleminden sonra herhangi bir ihale yapılmadan başka bir müteahhite bu işin direkt verildiğini gördük. Siz bu şekilde sözleşmeyi yapıyorsunuz, ihaleyi iptal ediyorsunuz, daha sonra başka bir firmaya 247 milyon liralık maliyetle ihaleyi veriyorsunuz. Yerelde muhalefet partisinin il başkanı olarak nedenini soruyorum. Hiçbir açıklama yok. İhalenin iptal edilme gerekçelerinin açıklanması gerekiyor. Çünkü maliyette 2 katı bir artış var” ifadelerini kullandı.

    Adana’nın sırtında büyük bir kambur olan Adana Metrosu ile ilgili de soruları yanıtlayan Yeni, “Köprü olayında olduğu gibi Adanalının parasını çar çur eden bir idare ortadayken, doğal olarak metro da bakanlık bünyesine devralınmıyor. 2 milyon insanın üzerindeki yükü 81 milyonun üzerine yükleyemezsiniz. Eğer AK Parti siyasal karar veriyor olsaydı, İzmir’in metrosunu devralmazdı. Ama İzmir’in kaynağı hizmete gidiyor demek ki. Cumhurbaşkanımızın 2011’deki bir mitinginde ’Metronun yolunu tamamlayacağım’ dedi. Belediye Meclisi Grup Başkan Vekilimiz Zafer Kara’ya verdiği talimatla buranın imar probleminin bitmesi halinde metronun 2’nci etabını yapacağımızı söyledi. Fakat imar problemi bir türlü çözülemedi” dedi.

    Ayakkabıcılar Sanayi Sitesi 3 bin kişiye istihdam sağlayacak

    Mutlu insan oranını arttırmak için istihdam sahalarını arttırmak gerektiğine vurgu yapan Yeni, “Ayakkabıcılar Sanayi Sitesi yaklaşık 3 bin kişiye istihdam sağlıyor. Mahrukatçılar Sitesi yaklaşık 30 bin kişilik istihdam sağlıyor. Ceyhan’da Yumurtalık Enerji İhtisas Bölgesi’nin de ne kadarlık yatırım olduğunu, devletimizin 2023 hedeflerine giderken belki de en önemli temel taşı olduğunu biliyoruz. Ben oraya girecek işçi sayısının kaç bin kişi olacağını düşünemiyorum. Kullanılmayan çorak tarlalarda ise tarla balıkçılığı yapılacak ve balıkla ilgili bir sanayi sitesi de kurularak 5 bin kişilik bir istihdam sağlanacak. Yine Karataş’ta kurulacak olan Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgesi var. Hemen onun yanında Muz Organize Sanayi Bölgesi var. Bunlar hep birlikte ekonomik hareketliliktir” diye konuştu.

  • ASO Başkanı Özdebir: “Ar-Ge’nin GSMH içindeki payının arttırılması gerekir”

    Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, “Makroekonomik düzeyde ürün inovasyonunun teknolojik değişimlerle ilişkilendirilmesinin kaynağı Ar-Ge faaliyetleridir. Üretim süreçlerinin küresel boyuta yayıldığı süreçte Ar-Ge’nin refahın oluşmasında yeri ve etkisi gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu anlamda GSMH içindeki payının arttırılarak, bu payın da verimli kullanması için denetim mekanizmasının işlerlik kazanması gerekir” dedi.

    ASO’nun Eylül ayı Meclis Toplantısı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan’ın katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan ASO Başkanı Nurettin Özdebir, dünya ekonomisinde ticaret ve kur savaşlarıyla birlikte ekonomilerdeki dalgalanmaların ve belirsizliklerin artmasının durgunluk endişesini arttırdığını belirterek, “Türkiye’de bundan etkilenmekte, yüksek kur, yüksek enflasyon ve yüksek cari açık pozisyonunda uluslararası piyasalarından sermaye çekme noktasında zorluklar yaşanmaktadır. Özellikle cari işlemler açığının kapatılmasında gerekli olan yabancı sermaye yatırımlarını, merkez bankasının faiz oranlarını arttırarak finanse etmesi, iç piyasada yatırımları olumsuz yönde etkilemekte ve makroekonomik dengesizliklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Türkiye ekonomisinin üretim ve ihracat arz yapısı göz önüne alınarak, kısmı bir ithal ikameci rejimle, kendi kaynağını kendisi yaratabilen bir ülke haline gelmemiz gerekir. Ülkenin ekonomik bağımsızlığını elde edilmesinde yegane ve tek çıkar yol budur” diye konuştu.

    “Ar-Ge’nin GSMH içindeki payının arttırılması gerekir”

    Türkiye’de kaynak oluşturmadaki en önemli sorunun üretilen ürünlerin niteliğinin yetersizliği olduğunu belirten Özdebir, “Uluslararası arenada rekabet edebilirlik, çağdaş ve verimli teknolojileri kullanmaktan ve yüksek katma değerli mal ve hizmet üretmekten geçmektedir. Yüksek katma değerli ve yüksek teknolojiye dayalı ürünler üretmek, ülkemizin kaynak oluşturması ve gelişme stratejileri açısından büyük önem arz etmektedir. Makroekonomik düzeyde ürün inovasyonunun teknolojik değişimlerle ilişkilendirilmesinin kaynağı Ar-Ge faaliyetleridir. Üretim süreçlerinin küresel boyuta yayıldığı süreçte Ar-Ge’nin refahın oluşmasında yeri ve etkisi gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu anlamda GSMH içindeki payının arttırılarak, bu payın da verimli kullanılması için denetim mekanizmasının işlerlik kazanması gerekir. Ar-Ge ile birlikte teknoloji üretimi, yüksek teknolojili mal üretimine katkı sağlayacak, kaynak oluşturmak açısından önemli fırsatları ortaya çıkartacaktır. Teknolojik yeniliğin ve Ar-Ge’nin sağlayacağı imkanlarla sürdürülebilir bir ekonomik büyüme olgusu gerçekleşeceği aşikardır” dedi.

    “Programla birlikte TL’ye güven artacak”

    “Kısa vadede kaynak ihtiyacının sağlanması, mali disiplinin sağlanmasından geçmektedir” diyen Özdebir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bunu gerçekleştirmek için ilk aşamada kamu tasarruf politikaların devreye sokulması gerekir. Ekonomide ortaya çıkan yatırım tasarruf dengesizliği, transfer harcamalarında katılığın sağlanması, sosyal yardımlar ve teşviklerde seçici davranılmasıyla gerçekleşecektir. Özellikle bu tür harcamalarda verimliğin esas alınması için ivedi olarak politika belirlenmesi, ülke geleceği açısından büyük önem arz etmektedir. Sürdürülebilir bir büyüme ve rekabet avantajının sağlanması, dış çevresindeki fırsat ve tehditlere odaklanılarak firmaların içsel analiz ile güçlü ve zayıf yönlerinin belirlenmesi, dışsal analiz ile dış çevredeki fırsat ve tehditlerin belirlenerek önümüzdeki dönemde ona göre ekonomi politikaları belirlenmesi gerekmektedir. Bu anlamda kur, faiz ve enflasyon sarmalının, ülke ekonomisine getirdiği maliyetin Yeni Ekonomi Programı ile birlikte aşılacağını düşünüyorum. Özellikle kamu harcamalarında kısıtlanmaya gidileceği ve yüksek maliyetli projelere başlanmayacağına ya da devam edenlerin erteleneceğine yönelik açıklamalar, piyasada rahatlatıcı etki ortaya çıkaracaktır. Bu uygulamayla sağlanacak kamu tasarrufunun, kaynak yaratma açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Programla birlikte Türk lirasına olan güven artacak, bu güven artışı bütün makroekonomik değişkenleri olumlu etkileyerek, ekonomimiz yeniden dengelenme ve ayarlama sürecine gireceğini düşünüyorum.”

  • ’’50 yaş ve üzeri olan herkesin kolonoskopi yaptırması gerekir’’

    Prof. Dr. Filiz Akyüz, ’’Kolorektal kanserde erken tanı çok önemli. Erken tanıda hastanın mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekir. Risk gruplarını belirlerken yaş çok önemli faktör. Zaten tek başına 50 yaş ve üzeri olmak alarm bulgusu olarak kabul ediyoruz. 50 yaşında olan herkesin bu testi yaptırması gerekir’’ dedi.

    Türk Gastroenteroloji Derneği, erken tanı ile önlenebilen, ihmal edildiğinde ölüme kadar giden kolon kanseri hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla İstanbul’da basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Gastroenteroloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Kadir Bal, Türk Gastroenteroloji Derneği Kolon Kanseri ve Kolorektal Polip Çalışma Grubu Başkanı ve İstanbul Bilim Üniversitesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Erdem ve Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Akyüz katıldı.

    ’’50 yaş ve üzeri olan herkesin kolonoskopi yaptırması gerekir’’

    Kolorektal kanserin belirtileri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Filiz Akyüz, ’’Kolorektal kanserde bazı bulgularla hastalar bize gelir. Makattan kanama, karın ağrısı, şişkinlik, rahatsızlık gibi. Bunlar alarm bulgusu dediğimiz bulgulardır. Özellikle makattan, kanama, kilo kaybı anemi. Bu bulgular ortaya çıktığına her şey bitmiş olabilir. Kanser ileri evrede olabilir. O yüzden erken tanı çok önemli. Erken tanıda hastanın mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekir. Risk gruplarını belirlerken yaş çok önemli faktör. Zaten tek başına 50 yaş üzeri olmak alarm bulgusu olarak kabul ediyoruz. 50 yaşında olan herkesin bu testi yaptırması gerekir. Dünyadaki yapılmış bütün çalışmalar, kolon kanseri tarama testlerinin sağ kalıma olumlu etkisi olduğunu göstermiş ve sağ kalımı arttırdığını göstermiş’’ dedi.

    ’’Tahminimize göre Türkiye’nin yüzde 60’ı bir şekilde sindirim sistemi hastalığı yaşıyor’’

    Gastroenterolog sayısının azlığına dikkat çeken Prof. Dr. Serhat Bor, ’’Gastroenteroloji tüm sindirim sistemi hastalıklarını kapsayan bir bilim alanıdır. Bunun içine karaciğer, safra yolları ve pankreas gibi organlar girer. Türkiye bir çalışmayı bitirmedik ama Nevşehir bölgesinde yaptığımız bir çalışmada ülkemizin tüm sindirim sistemi sorunlarını açıklığa kavuşturacağız. Düşünürsek; yukarıdan aşağıya doğru reflü, mide problemleri, ince bağırsak, kabızlık, ishal derken tahminimize göre Türkiye’nin yüzde 60’ı bir şekilde sindirim sistemi hastalığı yaşıyor. Bu konuyla uğraşanlar gastroenterologlar. Türkiye’de ne yazık ki halkımıza hizmet edecek 820 tane gastroenterologumuz var. Bu 100 bin kişide 1’e karşılık geliyor. Bu oran Avrupa’da en düşük rakam. Bizim açımızdan gastroenterolog sayısının arttırılması son derce büyük bir ihtiyaçtır’’ şeklinde konuştu.

    ’’Sigara ve alkol kullanımının bu riski arttırdığını da saptadık’’

    Türkiye’de kolon kanserini farkındalığını artırmak için yapılan çalışmalara değinen Prof. Dr. Levent Erdem, ’’En son çalışmamız 6 bin 508 kanser olmayan, kanser bulgusu taşımayan kişinin kolonoskopik tarama sonuçlarını, Ulusak Gastroenteroloji Kongresi’ne sunduk. Bu konuda 1’incilik ödülü aldık. Farkındalık gittikçe artıyor. Sunumlar ve bu konuda yapılan bilimsel çalışmaların halka duyurulmasıyla farkındalığın arttığını görüyorum ama bu yeterli düzeyde değil. Son çalışmamamız bu konuda farkındalığın arttırmamızın ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu. 6 bin 508 kişide yapılan kolonoskopik taramada yaklaşık her 3 olgudan birinde kolon polipi saptadık. Yüzde 2,3’de kolon kanseri tespit ettik. Bunlar hiçbir belirtisi olmayan tarama yapılan hastalardı. Sigara ve alkol kullanımının bu riski arttırdığını da saptadık’’ diye konuştu.

    Yapılan çalışma hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Erdem , ’’Çalışmaya katılan olguların yaş ortalaması yaklaşık 54 olarak bulundu. Olguların yaklaşık yüzde 52’si kadın, yüzde 48’i erkek olarak saptandı. Sigara maruziyeti oranları yüzde 23’ü aktif sigara içen, yüzde 14’ü ise sigarayı bırakmış olarak tespit edildi. Sigara içenlerin yüzde 53’ünün ise, 20 yıldır günde en az 1 paket sigara tükettiği belirlendi. Alkol kullanımı ise toplamda yüzde 8,3 olarak bulundu. Bunların yüzde 62’sinde ise orta-ağır alkol kullanımı olduğu belirtildi. Olgularda kilo fazlalığı ise yüksek seviyede olduğu saptandı. Vakaların yüzde 26’sında vücut kitle endeksi 30 ve üzeri, yüzde 6,7’sinde ise 35 ve üzeri olarak karşımıza çıktı. Vakalarda aile hikayesine bakıldığında, yüzde 14,5 oranda ailede genetik öyküsü olduğu belirlendi. Kolonoskopik taraması yapılan olgularda polip sıklığı yüzde 31, Kolon kanseri sıklığı yüzde 2,3 olarak saptandı. Kadınlarda polip sıklığı yüzde 27, Kolon kanseri sıklığı yüzde 1. Erkeklerde polip sıklığı yüzde 37, Kolon kanseri sıklığı yüzde 3,8 olarak bulundu. Tarama yapılan olgularda kolonda polip tespit edilme oranları 40-49 yaş grubunda yüzde 14, 50-59 yaş grubunda yüzde 23, 60-69 yaş grubunda yüzde 27 olarak bulundu. Yaşlara göre kolon kanseri görülme sıklığında ise, 50 yaş üstünde belirgin olarak artış olduğu saptandı. 18-29 yaş arası yüzde 0,7, 30-39 yaş arası yüzde 0, 40-49 yaş arası yüzde 1,1, 50-59 yaş arası yüzde1,73, 60-69 yaş arası yüzde 3,5, 70-79 yaş arası yüzde 5, 80 yaş ve üzeri ise yüzde 11,5 oranları bulundu’’ ifadelerini kullandı.

    ’’Kolonoskopi yaptırmaktan korkmamak lazım’’

    Kolonoskopik tarama sonrası hastada polip bulunduğunda neler yapıldığını anlatan Prof. Dr. Kadir Bal, ’’Bu polip, taramayı yapan kişi tarafında alınır. Alındıktan sonra tarama sonrası çıkan polip sayısına göre ve polipin patolojik incelmesine göre o kişiye bir yol çizilir. Hastanın zararsız polipi varsa ve tekse genelde 2-3 yılda bir tekrar kolonoskopi yapılması lazım. Polip sayısı çoksa kolonoskopik taramalarını daha sıkla yapılması lazım. Endoskopik olarak çıkartabilinen bir polipse, bu polip alınmışsa ve bu polipte kanser belirtisi başlamışsa 6 ay sonra takipteki bulgulara göre yine taramaların yapılması lazım. Kolonoskopi yaptırmaktan korkmamak lazım. Çok zor işlem değildir. Önemli olan ehli insanı bulup ona yaptırmaktır’’ ifadelerini kullandı.