Etiket: Gerekenler

  • Tüp bebek tedavisinde dikkat edilmesi gerekenler

    Tüp bebek tedavisinde dikkat edilmesi gerekenler

    Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Meltem Aksu Sönmezer, tüp bebek tedavisinin çiftler için sabır isteyen ve her türlü sonuca hazırlıklı olmayı gerektiren zorlu bir süreç olduğunu belirtti. Op. Dr. Meltem Aksu Sönmezer, tedavinin fiziki olarak asla kişiyi zorlamadığını aksine beklenenden daha kolay ve zahmetsiz olduğunu çoğu çiftin kabul ettiğini ifade ederek, “Ancak, olumlu bir ruh hali ile tedaviye başlanmadığı takdirde çiftleri çok yoran ve yıpratan bir süreç haline gelebilmektedir. Tedaviye başlamadan önce hastanın kendisini bu tedavi süreci ve sonuçlarına karşı psikolojik olarak hazırlaması gerekir. Stresi azaltmak için bazı aktivitelerde bulunmak, düzenli egzersiz ve doğa yürüyüşleri yapmak, doğru beslenmek, negatif etki yaratabilecek kişilerden ve ortamlardan uzak durmak , zihinsel ve fiziksel olarak pozitif ve hazır hissetmek tedavide başarı şansını artıran etkenlerdir” diye konuştu.

    Tüp bebek tedavi yöntemini doğal bir gebelik süreci olarak kabul etmek gerektiğini dile getiren Op. Dr. Meltem Aksu Sönmezer, “Çünkü bu yöntemle gebe kalan kadınlar da normal bir hamilelik dönemi geçirmektedir. Çiftin kendi sperm ve yumurtası ile oluşan ve dünyaya gelen bebek diğer bebeklerden farksızdır. Beslenme her konuda olduğu gibi tüp bebek tedavisi sürecinde de çok önemlidir. Çünkü; tedavide başarıyı artıran etkenlerden biri de ideal kiloda olmaktır. Tedaviye başlamadan önce ideal kiloyu yakalamak için diyetisyen yardımı alınabilir” diye konuştu.

    Tüp bebek tedavisi sürecinde bol sıvı almak gerektiğini, kola, çay, maden suyu yerine günde en az 2-3 litre su tüketilmesini öneren Op. Dr. Meltem Aksu Sönmezer açıklamasını şöyle sürdürdü; “Nohut, kuru fasulye, barbunya gibi baklagiller sofralardan eksik edilmemelidir. Haftalık yemek programında en az 2 gün kuru baklagiller olmalıdır.

    Protein, mineral ve omega3 bakımından en zengin olan besin balıktır. Haftada en az iki kez balık tüketmek, tedavi başarısını olumlu etkiler.

    Kızartma, ızgara gibi pişirme yöntemleri yerine; haşlama, buğulama, fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Ayrıca makarna ve sebzeler çok fazla haşlanmamalıdır.

    Folik asit bakımından zengin yeşil yapraklı sebzeler, fındık ve badem gibi kuruyemişler tercih edilmelidir.

    Şeker tatlı ve tatlandırıcırılardan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.”

  • Sağlıklı bir yılbaşı sofrasında olması gerekenler

    Yeni yıla sayılı günler kaldı, mutfak hazırlıkları da şimdiden başladı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da çoğu evde geniş katılımlı zengin sofralarla yeni yıl karşılanacak. Diyetisyen Perihan Kılıç, sağlıklı beslenmekten yılbaşı gecesi de uzaklaşmamak gerekliliğinin altını çizerek sağlıklı bir sofrada neler olmalı, neler olmamalı konusunda açıklamalarda bulundu.

    İstanbul Cerrahi Hastanesi’nden Diyetisyen Perihan Kılıç, “Bir umuttur yaşatan insanı.Yeni yılı umutla karşılama zamanı. Yeni kararlar almak, bize zarar veren alışkanlıklarımızı değiştirmek, yeri geldiğinde ‘hayır’ diyebilmek, istediğimiz hayatı yaşayabilmek için gelecek planları yapmak. Bunlar için en önemli şey sağlık olduğuna göre beslenme alışkanlıklarını değiştirme ve sağlıklı besinlerle tanışma zamanı. Yıl olmuş 2019, hala aç kalarak zayıflamaya çalışmak mı? Diyet yapmak; tatsız tuzsuz yemekler yemek veya aç kalmak anlamına gelmez. Yemek yemek sosyal bir davranıştır. Doğum günü, yılbaşı veya evlilik yıl dönümü gibi özel günlerde aklımıza ilk ne yiyeceğiz sorusu gelir. Hem sağlıklı hem de lezzetli beslenmek mümkün. ‘Yeni yıl yeni kararlar’ sloganıyla harekete geçme zamanı” diye konuştu.

    Balığı sofranızın ana teması haline getirebilirsiniz

    “Yılbaşı gecesi ailenize, konuklarınıza hem göze hem de damak zevkine hitap eden güzel bir ana yemek hazırlayabilirsiniz” diyen Dyt. Perihan Kılıç, yılın son gecesinin heyecanına kapılıp hazırlıkları abartmama uyarısında bulundu. Kılıç, “Yeni yıla fazla kalori ile uyanmak istemezsiniz. Bunun için protein ağırlıklı beslenmek iyi olacaktır. Et grubunu kızartmak yerine haşlama, fırın veya ızgara şeklinde hazırlamalıyız. Hem sağlıklı hem de lezzetli bir seçenek olan balığı sofranızın ana teması haline getirebilirsiniz. Rengarenk malzemeleriyle özellikle balığın yanında çok iyi gidecek bir salata sofranızı güzelleştirecektir” şeklinde konuştu.

    Kılıç, “Tatlı tercihleriniz fırında elma-armut tatlısı, dondurma veya sütlü bir tatlı olabilir. Yemekten sonra fazla kalori almamak için çiğ karnabahar, havuç, renkli biberler gibi sebzeleri atıştırabilirsiniz. Kendinize kuru yemiş ve kuru meyvelerden oluşan küçük kase hazırlayabilirsiniz. Yoğurt ve zeytinyağlılardan oluşan tabak yapabilirsiniz.

    Bazı kişiler için alkol kutlamaların ayrılmaz parçası olsa da yüksek kalori içerdiğini unutmamak gerekir. Vücudumuz alkolü toksik madde olarak görür ve onu enerji olarak kullanır ancak harcanan enerjinin önceliğinin alkolden gelmesi yediğimiz diğer besinlerin yağ olarak depolanmasına neden olur. Alkolü aç karnına tüketmek karın bölgesinde daha çok yağlanmasına neden olur. Alkol aldığınız öğünde protein ağırlıklı beslenin. Özellikle balık ve salata en sağlıklısı. Alkolün ertesi gün oluşturacağı ödem (su tutması, şişkinlik) şikayetini azaltmak için yemek masasında, alkollü içeceğinizle birlikte bol miktarda su tüketmelisiniz.

    Aşırı kuruyemiş tüketimine dikkat

    Kuru yemişlerin içerdiği doymamış yağ asitleri ile kalp sağlığını koruduğunun altını çizen Kılıç, “Meyvenin yanında kuru yemiş tüketirseniz kan şekeri kontrolü sağlamış olursunuz. Ancak kalori ve yağ miktarı fazla olduğu için porsiyon miktarına dikkat etmek gerekir” dedi.

    Yılbaşı gecesi çocukları unutmayalım

    Yılbaşı menüsünü oluştururken çocukların da sevdiği yemeklerin unutulmaması gerektiğini belirten Kılıç, “Çocuklar için yemeğin sunumu oldukça önemlidir. Bir besini seçerken rengine, kokusuna ve görüntüsüne dikkat ederler. Kızartma yerine haşlama, fırında ve ızgara yöntemlerini kullanabilirsiniz. İçecek olarak şekersiz limonata, ayran, komposto tercih edebilirsiniz. Soslu et, tavuk, balık yerine köfte veya sossuz şeyler yapabilirsiniz. Havuç, domates, mantar gibi sevdiği sebzeleri fırında pişirebilirsiniz. Besin içeriği yüksek nohutlu ve yoğurtlu salatalar, köfte, kıymalı kabak, spagetti, fırın mücver, sütlü tatlı, elma-armut tatlısı yapabilirsiniz. Sağlıklı atıştırmalıklar pişirebilirsiniz. Hazır cipsler yerine evde baharat kullanarak patates, kabak ve elma cipsini fırında yapabilirsiniz” şeklinde konuştu.

    Yılın ilk günü kahvaltıyı hafif tutup, bol su tüketin

    Fazla alkol alımının vücuttaki su dengesini bozarak daha fazla sıvı atımına neden olduğunu kaydeden Kılıç, “Bu nedenle alkol alınan gece sonrası 2.5-3 litre su içmelisiniz. Yılın ilk gününde hamur işinden uzak hafif kahvaltı yaptıktan sonra kendinize doğada yürüyüş hediye edebilirsiniz. Baharatlı besinler ödem atmanızı zorlaştırır ve mideniz rahatsız ise ağrıyı arttırabilir.

    Antioksidan içeriği yüksek taze meyve-sebze tüketimi toksinleri atmaya yardımcı olur. Siyez bulguru, maş fasulyesi, kinoa ile yapılmış salata yanında ayran ile menü hazırlayabilirsiniz. Ayran; sıvı-elektrolit dengenizi toparlamayı sağlar” dedi.

    Kılıç yılbaşına özel tarifleri şu şekilde açıkladı:

    “Kahvaltılık Sebzeli Kinoa Topları (2 kişilik)

    1 su bardağı pişmiş kinoa/bulgur/kuru fasulye

    2 yumurta

    1 su bardağı kadar favori sebzeleriniz (ıspanak / kabak) (120 g)

    1 su bardağı lor peyniri

    tuz ve biber

    Kinoa için yeni lezzetli bir tarif. Malzemeler bir kapta birleştirilir. 15-20 dakika hafifçe yağlanmış 200 C fırında küçük kek kapları içinde pişirilir. Sıcak veya soğuk yiyebilirsiniz. Bu tarifimi akşamdan da yapabilirsiniz.

    Detoks Çorbası -2 kişilik

    1 adet kabak

    2 avuç bezelye

    1/2 orta boy soğan

    1 orta boy havuç

    1/2 adet limon

    1 yemek kaşığı zeytinyağı

    Az tuz, pul biber, karabiber

    Üstüne doğramak için dereotu

    Tüm sebzeleri doğrayın. 5-6 bardak suyla pişirin. Baharatları ekleyip blenderdan geçirin.

    Üstüne dereotunu küçük küçük doğrayarak serpin.

    Kar Toplar ( 15 Adet )

    18 tane hurma

    4 yemek kaşığı şekersiz kakao

    4 yemek kaşığı Hindistan cevizi

    Hurmaları çekirdeklerinden ayırın ve ikiye bölün. Hurmaların üzerine 4 kaşık kakaoyu, 2 kasık Hindistan cevizini koyun, azcık su ilave edip blenderden geçirin. Sonra 15 adet küçük toplar halinde yoğurun. Üzerine Hindistan cevizi serperek 2 saat dolapta bekletin. Her biri 55 kalori. Sağlıklı, mutlu, huzurlu ve fit bir yıl diliyorum.”

  • Leke tedavisinde dikkat edilmesi gerekenler

    Dermatoloji Uzmanı Doktor Fatma Yıldız, Leke tedavisinde en iyi yöntemin kombine tedaviler olduğunu söyledi. Yıldız, “Yani bir tedavi değil, lekenin durumuna göre farklı birkaç tedavi uygulamak çok daha iyi sonuç verir” dedi.

    Öncelikle lekenin açılmasını sağlayacak lazer tedavilerin mutlaka olması gerektiğini kaydeden Dermatoloji Uzmanı Doktor Fatma Yıldız, “Leke tedavisinde kullanılan en yeni teknoloji Thulium Lazerdir. Thulium Lazer, cilde mikron düzeyinde kanallar açar. Bu şekilde lekeyi oluşturan renk hücrelerinde (melanositlerde) bir travma oluşturur. Vücut bu travmayı tamir ederken melanositler küçülür, bu şekilde renk açılır. Aynı zamanda cildin kalitesini artırır. Thulium Lazerin leke tedavisinde en fazla tercih edilmesinin sebebi iyileşme süresinin kısa olması ve yan etkilerinin az olmasıdır” diye konuştu.

    “Leke tedavisinde kullanılan diğer bir lazer Q Switch Lazerdir. Direkt olarak lekelerin üzerine uygulandığı gibi, karbon peeling şeklinde de kullanılır” diyen Dermatoloji Uzmanı Doktor Fatma Yıldız, açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “ Hem lekelerin açılmasını, hem de cildin daha parlak olmasını sağlar. Thulium Lazer, QSwitch Lazer dışında, Fraksiyonel Co2 Lazer, İğneli Radyofrekans, Yoğunlaştırılmış Işık Kaynakları gibi cildi yenileyen enerji sistemleri kullanılabilir.

    Leke tedavisinde, olmazsa olmaz leke açıcı kremlerdir. Tüm tedaviler leke giderici kremlerle desteklenmelidir. Özellikle lazerden sonra kullanılan leke acıcı kremler daha derine işledikleri için daha etkili olurlar. Leke açıcı kremler tüm tedavilerle birlikte kullanılabilirler.

    Leke tedavisinde kullanılan en etkili kremler; Hidrokinon, Glikonik Asit, Askorbik Asit, Kojik Asit, Glabridin, Arbutin bunlardan birkaçıdır.

    Leke tedavisinde peeling yöntemleri de kullanılmaktadır. Bunlar cildin üst tabakasını soyarak etki ederler. Leke tedavisinde Glikonik Asit, Pürivik Asit, Maddelik Asit gibi kimyasal maddeler yanında, Enzimatik Peeling olarak adlandırılan karışımlarda kullanılabilir. Peelinglerdedikkat edilmesi gereken nokta, soyulma sırasında güneşten çok iyi korunmak gerekir. Yoksa alttan yeni gelen ciltte tekrar leke oluşabilir.

    Leke tedavisine Mezoterapi, PRP, Hyalüronik asit (gençlik aşısı) gibi cilt kalitesini artıran tedavileri lazer seansları arasında yapmak alttan gelen cildin daha iyi olmasına fayda sağlar.

    Şimdi gelelim olmazsa olmaza, leke tedavisinin başarısı için güneşten korumak şarttır. Güneşten koruma, hem işlem sırasında hem de, tedavi bittikten sonra devam etmelidir. Leke tedavisi ne kadar başarılı olursa olsun, leke tedavisinde ne yapılırsa yapılsın sonrasında güneşten korunmazsa leke tekrar eder, yapılan tüm tedaviler boşa gider. Ne yazık ki hiçbir güneş koruyucu yüzde yüz korumaz bu nedenle, nasılsa güneş koruyucu krem sürdüm diye direkt güneşin altında uzun süreler geçirmek olmaz. Sık sık mümkünse iki saatte bir güneş koruyucu krem kullanmak, hem de direkt olarak güneş ışınlarından sakınmak gerekir. Zaten bu leke tedavileri yazın değil güneşin etkisinin daha az olduğu sonbahar ve kış aylarında yapılmalıdır.

    Tüm bunların ışığında en etkili leke tedavisini özetleyecek olursak; Birinci ve en önemlisi tedavi süresince ve sonrasında güneş koruyucu. Tedavide lekeye yönelik bir lazer olması mutlaka önerilir. Bunun yanında tedaviye mezoterapi, PRP, gençlik aşısı gibi cilt yenileyen tedavilerin eklenmesi başarı oranını artırır. Tedavi sırasında ve sonrasında leke açıcı kremleri de kullanırsanız leke tedavisinde en iyi sonuçları alırsınız.”

  • Başkan Toçoğlu: “Kaynarca’da gerekenler yapılacak”

    Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Kaynarca’da yaşanan sel felaketinin ardından bürokratlarıyla durum değerlendirmesi gerçekleştirdi.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) gerçekleştirilen toplantıya Sakarya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Zeki Toçoğlu’nun yanı sıra Genel Sekreter İbrahim Pehlivan, SASKİ Genel Müdürü Dr. Rüstem Keleş, Genel Sekreter Yardımcıları Ayhan Kardan, Zafer Poyraz, Ali Oktar, Büyükşehir ve SASKİ bürokratları yer aldı. SASKİ Genel Müdürü Rüstem Keleş, “Kaynarca zor bir hafta sonunu geride bıraktı. 1 saatte 115 kilogram yağış alan ilçemizde yaşanan felaketin ardından çeşitli hasarlar oluştu. SASKİ olarak Büyükşehirimizin tüm ekipleriyle felaket bölgesinde ilk andan son ana kadar yakaladığımız güzel koordinasyonla afetin izlerini siliyoruz” dedi.

    “Selin izleri silinecek”

    İlçede hayatın en kısa sürede normale döneceğini söyleyen Başkan Toçoğlu, “Büyükşehir Belediyesi olarak sel felaketine uğrayan Kaynarca’da çalışmalarımız devam ediyor. Araçlar, köprüler ve yollar zarar gördü. Tespitlerimize göre 54 araç ve 100’e yakın dükkan felaketten maddi olarak etkilenmiş durumda. Ekiplerimiz ilçenin temizliği için yoğun çalışma sarf ediyor. Yollar yıkanıyor, çöpler toplanıyor. Zarar görmüş asfalt yollarımız için çalışmalarımız başlayacak. İnşallah ilçemizde en kısa sürede hayat normale dönecek” diye konuştu.

    “Gereken adımlar atılacak”

    Bu tip hadiselerden gereken derslerin çıkarılması gerektiğini vurgulayan Toçoğlu, “Kaynarca’da yaşanan sel aynı zamanda bizim için önemli bir uyarıdır. Önceliğimiz tabii ki yaranın sarılması. Bu tip hadiselerden gereken dersi çıkartmamız gerekir. Büyükşehir Belediye Başkanı olarak her platformda açık bir şekilde imarın öneminden bahsediyorum. Biz her işimizi imara uygun, doğru yapmak zorundayız. Şehirleşmede planlarımızı afetleri göz önünde bulundurarak hazırlamak durumundayız. Yeşil alanlar, dere yatakları, su kaynakları, doğal hayat en ciddi şekilde korunmalıdır. Bu vesileyle afetten gerekli dersi çıkartarak, ilçemizdeki çalışmaları da en kısa süre içerisinde toparlayarak gereken adımları atacağız” şeklinde konuştu.

  • Acil durumlarda yapılması gerekenler anlatıldı

    İş Güvenliği Uzmanları Derneği(İSGDER) ve Makina Mühendisleri Odası(MMO) Samsun Şubesi iş birliği ile “Acil Durum Sempozyumu” düzenlendi.

    MMO Samsun Şubesi Konferans Salonunda düzenlenen sempozyumda alanında uzmanlar tarafından karşılaşılabilecek acil durumlar hakkında yapılması gerekenler hakkında sunumlar yapıldı.

    Acil durumlara karşı önlemler alınması gerektiğini belirten İSGDER Samsun Şube Başkanı Yüksel Kurt, “İş yerlerinde acil durumlarla karşılaşıyoruz. Bunlar doğal afetler olabildiği gibi teknoloji kaynaklı iş kazaları da olabilir. Bunlar iş yerinde toplu ölümlere neden olabilir. İş yerinde tahribata neden olabilir. Alınacak tedbirlerle acil durumların ortadan kaldırılabilir. Ya da acil bir durum meydana geldiği zaman zararı azaltılmış olur. İş yeri sahipleri özellikle bir işe başlamadan önce risk değerlendirmesi yapılması gerekir. Bu risk değerlendirmesini uzmanlar yapmalı. İş yerinin tasarım aşamasında, çalışma aşamasında hangi acil durumlarla karşılaşabilir? Şeklinde değerlendirmelerden sonra önlemler alınması gerekir” şeklinde konuştu.

    İş güvenliği konusunda meydana gelen kazalarla ilgili örnekler veren İSGDER Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Cihan, “İş kazasında belki 1-2 kişi hayatını kaybediyor ama acil durumlarda ne yapacağımızı bilemiyoruz. İnsanlar karşılaştıkları acil olaylara karşı yanlış tutumlar içerisine girebiliyor. Önemsemediğimiz acil durumlar her şeyimizi etkileyebiliyor. Bu dördüncü programımız. Bunu Türkiye’nin her yerinde anlatmaya devam edeceğiz” dedi.

    “Acil durumlarla karşılaşma sıklığımız ortada”

    Acil durumun önemine vurgu yapan MMO Samsun Şube Başkanı Kadir Gürkan, “Samsun’a baktığınızda kuzey Anadolu’nun akaryakıt ve otogaz depolama ve dağıtım merkezlerini bünyesinde barındırıyor. Rusya’dan ithal ettiğimiz doğalgazın kuzeydeki giriş noktası. Birçok endüstriyel tesisini içinde barındırıyor. Doğalgaz hatlarının üstünde yaşanılan bir yer. Bu durumları göz önünde bulundurduğunuzda acil durumlarla karşılaşma sıklığımız ortada. Burada nelere dikkat edilmesi gerektiği, nelerin yapılması gerektiği konusunda bu konudaki uzmanların bilgi aktarımı yapması gerekir. Bu sempozyum bu noktada büyük önem taşıyor. MMO olarak bu tarz etkinliklere destek vermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    Açılış konuşmalarının ardından MMO Samsun Şube Başkanı Kadir Gürkan ve İSGDER Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Cihan karşılıklı plaket takdiminde bulundular. 6 başlıkta 8 sunum yapılacak sempozyum, 2 oturum şeklinde gerçekleşecek.