Etiket: Gereken

  • Hamilelerın Yaz Aylarında Dikkat Etmesi Gereken Konular

    Hamilelerin yaz aylarında giyim, beslenme, seyahat ve tatil sırasında dikkat etmesi gerekenleri, Memorial Ataşehir Hastanesi doktorlarından Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Zeki Salar anlattı.

    Yaz aylarının gelmesi ile anne adaylarında bir takım güçlükler artmakta, kafalardaki yanıt bekleyen sorular çoğalmakta. Hamilelerin yaz aylarında giyim, beslenme, seyahat ve tatil sırasında dikkat etmesi gerekenleri, Memorial Ataşehir Hastanesi doktorlarından Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Zeki Salar, “Hamileliğin erken dönemlerinde bulantı kusma halsizlik yaz aylarını biraz daha güç geçirmeye neden olurken, gebeliğin son aylarında bebeğin büyümesi hareketlerin zorlaşması nedeniyle sıkıntılar yaşanabilir” dedi.

    “Tatil planları yapılırken gidilecek bölgenin özellikleri önceden gözden geçirilmelidir” diyen Zeki Salar, “Hava, nem, sağlık imkanları ulaşım belli başlı konulardır. Tropikal bölgeler sıtma başta olmak üzere birtakım enfeksiyonlar açısından risk taşır bu bölgelere gebelik döneminde seyahat tercih edilmemelidir. Konu ile ilgili anne ve baba adaylarından gelen soruları sınıflandırarak dört başlık halinde inceleyebiliriz. Hamilelikte en güvenilir seyahat nasıl olmalı? Hamilelikte yazın ne yemeli nasıl beslenilmeli? Yazın nasıl giyinilmeli, ne tür elbiseler tercih edilmeli? Yaz aylarında hamilelerin yapabileceği sporlar nelerdir ? Deniz ve güneşlenme zararlı mıdır?” şeklinde açıklamalarda bulundu.

    HAMİLELİKTE SEYAHAT

    Hamilelik döneminde seyahatlerle ilgili açıklama yapan Zeki Salar, ” Yaz aylarının gelmesi ile gerek aile ziyareti amacı ile gerekse tatil amacı ile seyahatler artmaktadır. Gebeliğin 11. -36.haftası seyahat için en uygun dönemlerdir. Düşük tehlikesi, erken doğum riski, kanama ve pıhtılaşma sorunları olan anne adayları seyahat öncesi doktorları ile durumlarını görüşmeleri gereklidir. Gebelikte uzun mesafelerde uçak ile seyahat tercih edilmelidir. Bunu özel araç ile seyahatler takip eder.Otobüs ile seyahat çok sağlıklı ve konforlu değildir. Uçak ile Seyahatte; Seyahat mesafesi uzak ise her zaman havayolu ile ulaşımı tercih edilmelidir. Havayolu ile ulaşımda dikkat edilmesi gereken hususlar: Gebeliğin 28. haftasına dek anne adayları doktor raporu olmaksızın seyahat edebilirler. Havalimanlarında güvenlik kapılarından geçilmesinin ispatlanmış bir zararı yoktur. Ancak birçok anne adayı güvenlik kapılarından geçmek istemez. Bu durumda klasik üst arama talep edebilirsiniz. Güvenlik kapılarında sorun yaşanmaması, gebelik haftanızı gerekirse belgelendirmek için uçuş öncesi doktorunuzdan uçuş raporu almanız yararınıza olacaktır. 28.- 36. hafta arası anne adayları doktor raporu ile seyahat edebilirler. Bu rapor raporun verildiği tarihten itibaren 1 hafta süre ile geçerlidir. Seyahat süreniz bir haftadan uzun ise dönüş için ikinci bir uçuş raporu almanız gerekebilir. 36.hafta ve sonrasında uçabilir raporu olsa da anne adayı uçağa kabul edilmeyebilir.

    Yurtdışı uçuşlarda Türkçe ve İngilizce hazırlanan rapor hazırlanmasına dikkat edilmelidir.Uçak yolculukları sırasında uzun süre hareketsiz kalmak anne adaylarında kanın bacak damarları içinde pıhtılaşması ve bu pıhtının yerinden koparak akciğer, beyin gibi hayati organlara giderek burada kan akımının durmasına neden olabilir. Bu olaya “tromboemboli” adı verilir. Bu nedenle 3 saatten fazla uzun uçuşlarda; uzun süre hareketsiz kalınmamasına dikkat edilmeli. Yeterli miktarda sıvı tüketilmeli. Uzun uçuşlarda bacakta kan dolaşımını arttıran varis çorapları giyilmelidir. Gerekli hallerde kan pıhtılaşmasını önleyici ilac tedavisi uçuş öncesi alınmalıdır. Bu öneriler hamileliğin başından doğumdan sonra 6 haftalık süreç için geçerlidir. Doğumun gerçekleşmesi ile bir anda kanın pıhtılaşmasına olan eğilim azalmaz. Bunun için doğumdan sonra 6 haftanın geçmesi gerekir. Bu öneriler tüm anne adayları için gereklidir. Ancak anne adayında yada ailesinde kan pıhtılaşma sorunu var ise, gebelik zehirlenmesi ( preeklampsi) bacaklarda büyük varisler söz konusu ise ek tedbirler gereklidir” ifadelerini kullandı.

    ÖZEL ARAÇ İLE SEYAHAT

    “Kısa mesafeli seyahatte 11. haftadan sonra arka koltukta oturulması ya da ön koltukta oturulacaksa emniyet kemeri ile vücut arasında küçük bir yastık bulundurulması uygundur” diye konuşan Zeki Salar, “Uzun Mesafeli Seyahatte 2-3 saatte mola verilmesi, molalarda en az 10 dakika yürüyüş yapılması, böylelikle kan dolaşımının arttırılması, aracın arka koltuğunda oturulması ya da emniyet kemeri ile vücut arasında küçük bir yastık bulundurulması, yolculuk esnasında bol sıvı tüketilmesi, hafif gıdalar tüketilmesi, acı ekşi yağlı gıdaların tercih edilmemesi, kafein içeren gıdalar tüketilmemesi, kan pıhtılaşma sorunu olan anne adaylarının varis çorabı giyerek seyahat etmesi uygundur” dedi.

    HAMİLELİKTE YAZIN NE YEMELİ? NASIL BESLENİLMELİ?

    Zeki Salar hamilelikte yasin ne yenilmeli, nasıl beslenilmeli sorusuna ise; “Hamilelikte beslenme konusu tüm gebelik boyunca önemli bir konudur

    Hamileliğin ilk aylarında bulantı ve kusmalar, yeterince sıvı tüketememe, anne adayında halsizlik baş dönmesi, bayılma ve kilo kayıplarına yol açabilir. Anne adayı sık sık, azar azar beslenmeli, yemek içmek için kendisini zorlamamalıdır.

    Birden fazla su ve sıvı gıda tüketilmesi de bulantıyı artırabilir. Bu nedenle sık sık, azar azar su içilmelidir. Kilo kaybı fazla ise anne adayı ağızdan bir şey yiyip içemiyorsa serum tedavisi gerekebilir. Etimek, peksimet, galeta tarzı gıdalar bulantılar için faydalıdır. Bulantı için vitamin tedavisi, gerekirse ilaç tedavisi verilebilir. Hamileliğin ikinci yarısında ise bulantı kusmalar azalır, iştah artar.

    Yaz aylarında hafif gıdalar tercih edilir. Aşırı yağlı tatlı hamur işi ağır gıdalar mide sorunlarına yol açar aynı zamanda kilo artısına neden olur. Bunun yanında bazı gıdalarda kan şekerini hızla yükselterek kilo artışı yapabilir. Dondurma, tatlı mısır, kumpir, karpuz, masum gibi gözükse de fazlası uygun değildir. Dondurma olarak sade dondurma haftada 2 kez 1-2 top olarak doğal sütten yapılmış olanlar tercih edilmelidir. Salata yaz ayları için vazgeçilmez bir besindir. Ancak tere roka marul gibi yeşilliklerin iyice yıkanmasına sirkeli suda 5 dakika bekletip durulanmasına özen gösterilmelidir. Dışarıda temizliğine güvenilmeyen yerlerde salata tüketilmemelidir. Besin zehirlenmeleri yumurta, krema, tavuk, yaş pasta gibi besinlerle sıklıkla karşımıza çıkar. İyi pişmiş olmasına bekletilmeden tüketilmesine dikkat edilmelidir. Öğünler üç ana üç ara öğün olarak beslenme alışkanlığı önerilir. Ana öğünler 08:00 12:00 18:00 gibi olabilir.

    Sabah 10:00 öğleden sonra 15:00 akşam 21:00 gibi ara öğün önerilir.

    Sebze , meyve tüketimi önem kazanır. Aşırı kalorili karpuz, muz gibi meyvelerin fazla tüketilmesi önerilmez. Proteinden zengin beslenme önem kazanır.

    Kahvaltı da yumurta süt peynirden biri mutlaka yer almalıdır. Öğlen ya da aksam bir öğünde sebze 1 öğünde et yemeği bulunmalıdır. Günlük süt ya da yoğurt tüketimi önemlidir. Yağsız pastörize süt tercih edilir. Süt sevilmiyorsa tüketilmek zorunda değildir. Yerine 2 kase yoğurt uygundur. Günde en az bir öğünde et, tavuk ya da balık tüketimi uygundur. Bunları hazırlanmasında haşlama, ızgara daha sağlıklıdır.

    Balık en az haftada bir tüketilmelidir. Deniz balıkları tercih edilir tatlı su balıklarına göre. Deniz ürünlerinden midye karides gibi ağır metal taşıyan yiyecekler önerilmez. Kalamar ayda 1 kez tüketilebilir. Kokoreç ve diğer sakatatlar önerilmeyen gıdalar arasındadır. Tercihen günde bir , en azından haftada 3- 4 kez yumurta önerilir. Et ve benzeri ürün tüketemeyen anne adayları günde bir yumurta tüketebilir. Sabah kahvaltıları önemlidir. Atlanmamalıdır. Fındık, ceviz aşırıya kaçmadan tüketilebilir. Yaz aylarında 2- 3 litre sıvı tüketilmelidir. Sıvı tüketiminde şekerli sıvılar tercih edilmez.

    Akşam yemeği 18:00 – 19:00 gibi hafif olmalıdır. Yemek sonrası uzanmak mide yanmalarını reflüyü arttırır. Yürüyüş yada en azından oturmak daha uygundur. acı ekşi yağlı tatlı gıdalar reflüyü arttırır.

    Reflü durumunda gerekirse bebeğe zararı olmayan ilaç tedavisi önerilebilir.

    Aşırı tatlı, yağlı ağır gıdalar sadece anne adayında gereksiz kilo alınımına neden olur. Bebeğin gelişimine katkı sağlamaz. Bunlar yerine proteinden zengin gıdalar tercih edilmelidir.( et, süt, yumurta, balık, tavuk )

    Bebeğin gelişimi için gerekli olan üç ana yapı taşının dengeli olarak alınması gereklidir. Bunlar protein, kalsiyum ve vitamin-mineral gruplarıdır.

    Proteinlerin ana kaynağı hayvansal besinlerdir. Esansiyel olarak adlandırılan amino asitlerin hepsini içermemelerine rağmen bitkisel proteinler de hayvansal proteinlerin yerini kısmen tutabilir.

    Vejetaryenlerde gebeliğin seyri genellikle normaldir. Bitkisel proteinlerin önemi artmıştır. Kırmızı et yenmesi şart değildir ve tavuk ve balık kırmızı etin yerini tutabilir. Balık haftada iki defa yenebilir. Denizde uzun süre yaşayan büyük balıkların etlerinde bazı ağır metalleri biriktirdikleri için bunların çok sık yenmesi önerilmemektedir. Haftada 120-150 gr ton balığı tüketilebilir.

    Kalsiyum kaynağı olarak süt ve süt ürünlerinin bebeğin kemik gelişimini karşılamaları için yeterli miktarda alınmaları gerekir. İlerleyen gebelik haftalarında günde ortalama 400 mg kalsiyum alınması gereklidir. Çoğul gebeliklerde bu miktar artar. Günde iki su bardağı süt içilmesi, bir küçük kase yoğurt yenmesi ve iki kibrit büyüklüğünde peynir yenmesi ile bu miktarda kalsiyumu alma olanağı vardır. Süt ve süt ürünlerinin yarım yağlı veya yağsız yenmesinin herhangi bir zararı yoktur. Çiğ ve az pişmiş etten uzak durulmasında yarar vardır. Gebelik döneminde beslenmenin gerektiği kadar olması ve her besin grubunun dengeli olarak alınması yeterlidir. ’İki canlı olma’ nedeni ile aşırı besin tüketiminin, bebeğin gelişimine bir faydası yoktur. Hamilelik öncesi tek kişilik beslenme alışkanlığı gebelik boyunca da devam ettirilmelidir” cevaplarını verdi.

    HAMİLELİKTE YAZIN NASIL GİYİNMELİ?

    Hamilelikte nasıl giyinilmesi gerektiğini belirten Salar, “Seyahatler esnasında rahat kan dolaşımını engellemeyen pamuklu keten materyalden yapılmış kıyafetler tercih edilmelidir. Açık renk kıyafetler güneş ışığını yansıtarak vücudu serin tutar koyu renk kıyafetler ise vücut ısısının artmasına neden olarak anne adayında su açığının artmasına yol açar. Naylon özellikli vücudu saran vücut ısısını arttıran kıyafetler uygun değildir. Yazın giyilecek giysilerin hava sıcaklığına uygun olması akşamları serinleyen tatil beldelerinde bu gündüz gece farkına göre kıyafet seçimi önemlidir. Alçak topuklu ve spor ayakkabılar tercih edilir. Düz ayakkabılar bel ağrısı yapabilirken yüksek topuklu ayakkabılar düşme riski taşıdığı için önerilmez. Şık bir şapka, güneş ışınlarının zararlarından korunmak için önemli bir aksesuardır” ifadelerini kullandı.

    HAMİLELİKTE YAZ SPORLARI, DENİZ VE GÜNEŞ

    “Yaz ayları için ideal spor anne adayları için yüzmektir Aşırı kilo almayı önlemesinin yanında doğumu kolaylaştırıcı etki gösterir” şeklinde açıklamalar yapan Salar, “Sıcak günlerde gölgede ve serin ortamlarda kalınması önemlidir. Bol su ve meyve sularının tüketilmesinde yarar vardır. Denize ve temiz havuzlara girilmesinde ve yüzülmesinde sakınca yoktur. Havuzların mutlaka devir- daim motorlu ve klorlanmış olmalarına dikkat edilmelidir.

    Yüzerken kulaçtan ziyade kurbağalama stili daha iyidir. Dalış, atlama, su sporları, plaj voleybolu, surf, yamaç paraşütü, su kayağı hamilelik dönemi için uygun değildir. Önerilmez. Aşırı dalgalı zamanlarda denize girilmemelidir.

    Güneşin dik geldiği saatlerde gölgede olmakta yarar vardır. Diğer zamanlarda güneşe çıkılabilir ve yanılabilir ancak mutlaka en az 30 faktörlü koruyucu bir güneş kremi sürmek gerekir. Yüzme ve güneşlenme için ideal saatler 07:00-11:00 16:00-19:00 arasıdır. Gebelikte güneşin ciltte leke yapıcı etkisi daha belirgindir. Güneşlenirken karnı korumaya veya örtmeye gerek yoktur.

    Yüzme dışında yapılabilecek sporlar; yürüyüş, yoga, plates, ağırlık kaldırmadan fitness olarak sayılabilir. Sıcak ve nemli havalarda ortamlarda bu sporlar sağlıklı olmayabilir. Sabit bisiklete binilebilir. Ancak normal bisikletler düşme riski taşır.

    Spor esnasında bol miktarda su tüketilmeli, çarpıntı göz kararması baş dönmesi kasık ağrısı nefes darlığı olduğu durumlarda spora devam edilmemelidir” dedi.

  • Emziren Bayanların Tüketmesi Gereken Besinler

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, emziren bayanları beslenme konusunda uyardı.

    Gebze Medical Park Hastanesinden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, “Hamilelik döneminde beslenme bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesi için ne derece önemli ise, emziklilik dönemindeki beslenme de o derece önemlidir. Bir bebeğin büyüme ve gelişme döneminde alması gereken en önemli besin anne sütüdür ve annenin yeterli miktarda ve nitelikte süt üretebilmek için beslenme düzenine dikkat etmesi gerekir” dedi.

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, bebek beslenmesinde yeri doldurulamayan bir doğa harikası olan anne sütünün daha besleyici olması için tüketebilmesi gereken en iyi 15 besini şöyle sıraladı:

    “Yoğurt: İçeriğindeki mükemmel kalsiyum, fosfor oranı ile vazgeçilmez bir besin yoğurt. Hem annenin bebeği ile paylaştığı mineral depolarını doldururken hem de bebeğin kemik ve diş sağlığı için son derece önemli bir rol oynuyor. Annenin enerji ihtiyacına göre günde 2 veya 3 bardak mutlaka yoğurt tüketmesi gerekiyor.

    Yumurta: Yumurta içeriğindeki zengin A, C ve E vitamini; iyot, fosfor ve çinko gibi mineralleriyle en önemli, en kaliteli protein kaynaklarından biri. Bebeğinizin beyin gelişimine katkıda bulunan, sütünüzün kalitesine destek çıkan en değerli besin!

    Yulaf Ezmesi: Bu kompleks karbonhidrat daha enerjik hissetmenizi sağlar ve süt miktarınızı artırır. Bitkisel protein ve posadan zengin olan yulaf ezmesi sindirim sistemini düzenler. Bebeğini sakin sakin emzirmek isteyen anneler, akşam yemeğinden sonra yoğurt ile tüketebilirsiniz!

    Süt / Ayran: Anne sütünü artırmanın ilk yolu sıvı tüketimini artırmaktır. Bu sıvıların başında da önemli protein kaynağı olan ve kalsiyumdan zengin süt ve ayran gelir. Sütü yağsız, ayranı ise yağsız ve tuzsuz tercih edin.

    Ton Balığı / Somon: Ton balığı ve somon omega 3 ve proteinin iyi kaynaklarıdır. Bebeğinizin beyin gelişimini destekler, sizin ise emziklilik döneminde stres yönetiminize destek çıkar.

    Maş Fasulyesi / Börülce: B grubu vitaminleri ve posadan zengin olan bu besinler; sindirim sistemini düzenler, kan şekeri kontrolünü sağlar ve bol miktarda bitkisel protein içerir. Haşlayıp koyu yeşil yapraklı sebzelerle karıştırıp salata şeklinde tüketebilirsiniz.

    Karabuğday / Buğday: Bu besinler düşük glisemik indeks değerine ve yüksek posa oranına sahiptir. Kan şekeri kontrolü sağlar, sindirim sistemi fonksiyonlarını iyileştirir. Karabuğdayı sebze yemeklerinde, salatalarınızda veya pilav olarak tüketin. Buğdayı ise süt ile pişirip içine 1 tatlı kaşığı bal koyarak tatlı ihtiyacınızı giderin, sütünüzü artırın.

    Yağlı tohumlar: Fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar zengin yağ asidi, vitamin ve mineral bileşimi ile ön plana çıkıyor. Annenin beslenmesinde yağ asidi bileşimine önem vermesi sütün daha kaliteli salgılanmasına ve bebeğin sinirsel gelişimine destek oluyor.

    Ispanak / Pazı / Dereotu: Emzirme süresince ikinize de gerekli olan demir, kalsiyum ve folik asit içerirler. Çiğ veya az pişmiş olarak tercih edin, yemeklerin içinde de mutlaka kullanın.

    Çemen Tohumu: Tavuk ve et yemeklerinize lezzet katan bu besin aynı zamanda sütünüze de bolluk katacaktır.

    Rezene: Hormon değişikliklerine yol açan maddelerce zengin olan rezene, anne sütü salınımı için gerekli olan östrojen ve prolaktin hormonlarının üretimini artırır. Hem bebeğinizi hem de sizi rahatlatır.

    Sarımsak / Soğan: Anne sütü artıran en iyi besinler arasında yer alırlar. Süt üretimine yardımcı bileşikler vardır. Yemeklerinizde ve salatalarınızda bol bol kullanın.

    Kuşkonmaz: Kuşkonmazda, emziren annelerin süt üretimi için, gerekli hormonlar vardır. A vitamini, potasyum ve posadan zengin olan kuşkonmazı sebze yemeklerinde, ızgara etlerin yanında kullanın.

    Balkabağı: Zengin beta karoten içeriğiyle sütünüzü artıran balkabağını, tatlı olarak tüketmeniz hem tatlı isteğini azaltacak, hem de sütünü artıracaktır.

    Su – Maden Suyu: Emzirme döneminde olan anne, sütünü artırmak için 2,5-3 litre su içmelidir. Emzirirken terleyerek kaybettiğiniz elektrolitlerinizi ise günde 1 tane maden suyu ile tamamlayın.”

  • Kredi Kullanırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

    Enuygun.com Kredi Analisti Tuğba Hacıbayramoğlu, kredi kullanırken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. Hacıbayramoğlu, kredi kullanırken aylık taksitlere göre tercihte bulunmanın her zaman doğru olmayacağını vurguladı.

    Enuygun.com Kredi Analisti Tuğba Hacıbayramoğlu, kredi kullanan vatandaşlara uyarılarda bulundu. Kredi kullanırken aylık taksitlere göre tercihte bulunmanın her zaman doğru olmayacağını belirten enuygun.com Kredi Analisti Hacıbayramoğlu “Hem taksit hem de toplam maliyete göz atıp bütçenize göre kredi tercihinde bulunmanızda fayda var. Eskisi gibi yüksek kredi masrafı alınmıyor. Artık yasal olarak kredi tutarının yüzde 0,5’i oranında masraf alınabiliyor. Ancak yine de sigorta primlerini, masrafları ve kredi türünü mutlaka göz önünde bulundurun. Özellikle konut kredilerinde daha fazla masraf alındığı için toplam geri ödeme de dikkate alınmalı” dedi.

    Hacıbayramoğlu, borç kapatmaktan, otomobil alımına kadar pek çok konuda nakit ihtiyacını giderecek olan tüketici kredisini kullanmadan önce dikkat edilemesi gereken bazı noktaların bulunduğunu söyleyerek “Bankalar artık eskisi kadar kolay kredi vermiyor. Kredi notundan, toplam borçluluk oranınıza ve gelir durumunuza kadar pek çok kritere bakılıyor. Haliyle kredi kullanacakların dikkat etmesi gereken noktalar da düne göre daha fazla. Kredi kullanırken aylık taksitlere göre tercihte bulunmanın her zaman doğru olmayacağını belirten Enuygun.com Kredi Analisti Hacıbayramoğlu “Hem taksit hem de toplam maliyete göz atıp bütçenize göre kredi tercihinde bulunmanızda fayda var. Eskisi gibi yüksek kredi masrafı alınmıyor. Artık yasal olarak kredi tutarının yüzde 0,5’i oranında masraf alınabiliyor. Ancak yine de sigorta primlerini, masrafları ve kredi türünü mutlaka göz önünde bulundurun. Özellikle konut kredilerinde daha fazla masraf alındığı için toplam geri ödeme de dikkate alınmalıdır” şeklinde konuştu.

    “MUTLAKA KARŞILAŞTIRIN”

    Kredi kullanırken karşılaştırma yapmanın çok önemli bir kazanç sağlayacağını dile getiren Hacıbayramoğlu, “Enuygun.com gibi karşılaştırma sitelerinde, bankaların faiz oranlarına ve toplam geri ödemelerine göz atarak banka banka dolaşmadan, daha uygun şartlarda kredi kullanabilirsiniz. Almak istediğiniz kredi tutarı ve vadeyi seçerek karşılaştırma yaptıktan sonra bankayı seçmek çok daha doğru. Yine de kredi notunuz çok yüksek değilse, maaşınızın yattığı ya da daha önce çalıştığınız bankayı tercih etmeniz, kredi kullanma ihtimalinizi artırabilir” diye konuştu.

    “VADE SEÇERKEN FAİZ ORANLARINA GÖZ ATIN”

    Hacıbayramoğlu , vade yükseldikçe faiz oranının yükseldiği gibi genel bir kural olmadığını belirterek, “Özellikle bankalar son bir yılda tamamen kendi kredi politikaları doğrultusunda faiz oranı veriyor. Bir banka 36 ay vadeli kredi için, 12 ya da 24 aydan daha düşük faiz oranı verebiliyor ya da daha yüksek kredi tutarına daha düşük faiz oranı sunabiliyor. Bu nedenle kredi kullanmadan önce farklı vade seçeneklerine de göz atmanız iyi olur. Kamu çalışanı, maaş müşterisi vb. özel durumunuz varsa daha düşük kredi faiz oranlarıyla da karşılaşabilirsiniz. Böyle bir durumunuz varsa banka çalışanına hatırlatmanızda fayda var” ifadelerini kullandı.

  • Afet Ve Acil Durumlarda Alınması Gereken Önlemler Konulu Eğitim Töreni Açılış Programın Yapıldı

    Kilis’te, afet ve acil durumlarda alınması gereken önlemler konulu eğitim töreni açılış programın yapıldı

    Valiliğin koordinesinde ve AFAD Başkanlığı tarafından görevlendirilen sivil savunma eğitimcileri tarafından KBRN, ikaz alarm sistemi, sığınak ve sığınma yerleri, yangın, ilk yardım konularında eğitimin verileceği programın açılış yapıldı. Açılış töreninde konuşan bir konuşma yapan Kilis Valisi Süleyman Tapsız, afetlerden korunmanın en önemli şartının afet bilincinin yerleştirilmesi ile mümkün olduğunu belirtti. Vali Tapsız, afetlerin ne zaman ve ne şekilde geleceğinin önceden tespit edilmesinin mümkün olmadığını ve bu yüzden can ve mal kaybının asgari seviyeye indirilebilmesi için afetlerden korunma yollarının öğrenilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, afet ve acil durumlarında halkımızın tehlikelere karşı uyarılmasını sağlayan “Bütünleşik İkaz ve Alarm Sistemi” nin ilimizde kurulacağının müjdesini veren Vali Tapsız, Kilis’in bu sisteme sahip ikinci il olacağını ve çalışmalarda sona gelindiğini sözlerine ekledi. Vali Tapsız, konuşmasının son bölümünde afetsiz günler temennisi ile yapılacak olan bu eğitimin hayırlı olmasını dilediğinde bulunarak sözlerini sonlandırdı. Yapılan konuşmalardan sonra sinevizyon eşliğinde AFAD KBRN uzmanları tarafından açılışa katılanlara eğitim verildi. Vali tapsız ve beraberindekiler AFAD tarafından açılan sergiyi de gezdi. Programa Vali Süleyman Tapsız, Garnizon ve İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Gökhan Şahin, AFAD İl Müdürü İlhami Akgül, Emniyet Müdürü Candemir Özdemir, daime amir ve müdürleri katıldı.

    Öte yandan Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nda görevli 12 kişilik uzman bir ekip tarafından Kilis’te, yaklaşık 5 bin kişiye farkındalık eğitimi 1 Nisan tarihine kadar süreceği bildirildi.

  • Milletvekili Şükrü Nazlı: Jeoloji Mühendislerine Gereken Önemi Vermeliyiz

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Çevre ve İçişleri Komisyonu üyesi ve AK Parti Kütahya Milletvekili Şükrü Nazlı, hayatı fonksiyonel hale getiren araç ve gereçlerin yüzde 99’unun doğal kaynaklardan özellikle de madenlerden sağlandığını ifade etti.

    Nazlı, TBMM’de Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün 2016 yılı bütçesi üzerine AK Parti grubu adına söz aldi.

    Milletvekili Nazlı, Anadolu’da madencilik binlerce yıl öncesinden beri süre geldiği halde, bilimsel ve teknik anlamda maden aramacılığı 1935 yılında MTA Genel Müdürlüğü’nün kurulmasıyla birlikte başladığını ifade etti.

    Madencilikte adı geçen 128 ülke arasında Türkiye’nin üretimde 28. sırada yer aldığını olduğunu belirten Şükrü Nazlı, “Doğal kaynakların insan ve toplum hayatındaki önemi hepimizce bilinmektedir. Hayatı fonksiyonel hale getiren araç ve gereçlerin yüzde 99’u doğal kaynaklardan özellikle de madenlerden sağlanmaktadır. Ülkelerin kalkınması, sahip olunan doğal kaynakların harekete geçirilmesiyle ilişkilidir. Madencilik, üretime dayanan ve aynı zamanda, üretimin itici gücü olan bir sektör olarak ülkelerin gelişimi, kalkınması, sanayileşmesi ve gelişen teknolojiyi yakalamasına katkı sağlayan en önemli unsurdur. Maden ürünleri, bütün ana yatırım alanlarının temel girdilerini oluşturmaktadır. Madencilik, döviz kazandırması, istihdam oluşturması, hizmet ve yan sanayi sektörlerini teşvik etmesi, özellikle bölgesel gelişmeyi ön plana çıkarması açısından çok önemlidir.Maden kaynaklarının toplumdaki vazgeçilmez önemini kavrayan ülkeler, sahip olunan kaynakların en iyi şekilde değerlendirmesi ve doğal kaynakların açığa çıkartılması için yoğun bir çaba içerisindedir. Gelişmiş sanayi ülkelerinin çoğunda madencilik, ekonomik kalkınmayı başlatan öncü bir sektör olmuştur. Gelişmiş ülkeler, kalkınmalarını, sahip oldukları ham madde kaynaklarını en etkin ve verimli bir şekilde değerlendirmelerine borçludurlar.Anadolu’da madencilik binlerce yıl öncesinden beri süre geldiği halde, bilimsel ve teknik anlamda maden aramacılığı 1935 yılında MTA Genel Müdürlüğü’nün kurulmasıyla birlikte başlamıştır. MTA ülkemizin karmaşık jeolojik yapısına rağmen, teknolojik ve ekonomik anlamda madenciliğin değer kazanmasına yönelik büyük hizmetler yapmış bir kurumdur.Ülkemiz madencilikte adı geçen 132 ülke arasında toplam üretim itibariyle 28. sırada, üretilen madenlerin sayısı itibariyle de 10. sırada yer almaktadır. Dünyadaki metalik malzemelerin binde 4’üne, endüstriyel ham madde rezervlerinin yüzde 2,5’ ine sahip olan ülkemizin dünya maden rezervleri içerisindeki payı yaklaşık binde 5 mertebesindedir.Türkiye maden ve metal ithalatına her yıl yaklaşık 35-40 milyar dolar ödemektedir. Oysa madencilik potansiyelimiz göz önüne alındığında ithal edilen maden ve metallerin büyük bir kısmını yerli kaynaklarımızdan üretmek mümkündür.İthalatımızın yüzde 73’ü ara malı ithalatıdır. Sanayi üretimi arttıkça ara malı ithalatımız daha çok artacaktır. Çözüm için maden sektörünün yönetiminde köklü değişikliklere gidilmesi, büyük yatırımların önünü açacak ve sektöre ciddi sermaye girişini arttırıcı tedbirlerin alınması, ülkemizdeki yer bilimcilere gereken önemin verilmesi ve MTA’nın ekonomik olarak desteklenerek yer altındaki maden rezervlerimizin bir an önce açığa çıkartılmasının sağlanmasıdır.Jeoloji mühendislerine gereken önemi vermeliyiz. AK Parti olarak 2023 hedeflerimiz ile ilişkili olarak kendi otomobilimizi, tankımızı, uçağımızı ve beyaz eşyalarımızı üretme iddiamız gereği, söz konusu araç ve gereçlerin yapılmasında kullanılan metallerin ülke içinde aranmasını ve ara malların yine ülkemizde üretimini teşvik ederek bu alanlarda büyük yatırımların yapılmasını gerçekleştirecek politikalar izlemek gerekmektedir.MTA bütçesi 2015 yılında 353,973,422 TL olarak gerçekleşmiş olup bunun 195 milyonu personel cari, 158 milyonu deniz jeolojisi araştırma gemisi yapımı, Maden ve Jeotermal kaynak aramaları, jeolojik ve jeofizik bilimsel ve teknolojik araştırmalar için harcanmıştır. 2016 yılında ise MTA bütçesi 442 milyon TL olarak planlanmıştır. Ülkemizde Savunma Sanayi Müsteşarlığı öncülüğünde yapımı devam eden, tasarım ve üretimi yapılan ilk geniş kapsamlı araştırma gemisi olma özelliğine sahip MTA Turkuaz Araştırma Gemisi’nin 2016 yılı sonunda hizmete girmesi öngörülmektedir. Ülkemizde maden denince ilk akla gelen illerden biri olan Kütahya’nın bir Milletvekili olarak MTA verilerine göre 232 ayrı noktasında 36 çeşit madeni coğrafyasında barındıran, fedakarca alın teriyle bu madenlerin canları pahasına çıkartan işçilere sahip bir ilde olmak ayrı bir sorumluluğu bizlere yüklemektedir. Bor madenlerinin yüzde 60’ı, Manyezit cevherinin yüzde 50’si, Linyit rezervlerinin yüzde 20’ si yine Kütahya’da bulunmaktadır” ifadelerini kullandı. (EFE)