Etiket: Gerçekleştiriliyor

  • ETÜ’de toplantılar online olarak gerçekleştiriliyor

    ETÜ’de toplantılar online olarak gerçekleştiriliyor

    Dijital dönüşüm kapsamında Erzurum Teknik Üniversitesi’nde derslerden sonra toplantılar da artık online ortamda yapılmaya başlandı.

    2019 Haziran ayından itibaren Erzurum Teknik Üniversitesi bünyesinde dijital dönüşüm projesi kapsamında verilen eğitimlerin devamı sağlanmakta. 2019-2020 eğitim öğretim ara döneminde derslerin dijital ortama taşınması ile ilgili olarak her bir birimde eğitim faaliyetleri düzenlenerek Öğrenme Yönetim Sistemi (LMS) ortamında bu derslerin nasıl verileceği öğretim üyelerine aktarıldı. Erzurum Teknik Üniversitesi bünyesinde başlatılmış olan dijital dönüşüm kapsamında, mevcut olan bütün derslerin eğitim öğretime ara verilen bu dönemde, online olarak sürdürülmesi için gerekli adımlar Erzurum Teknik Üniversitesi’nin akademik yöneticilerinin katıldığı toplantıda alınan kararlar ile belirlendi.

    Bu bağlamda Rektör Bülent Çakmak, konu ile ilgili bilgi vermek üzere online bir toplantı düzenleyerek ETÜ’de bulunan bütün akademik personele bilgilendirme gerçekleştirdi. Bu sayede artık online toplantılar da dijital dönüşümün bir parçası haline geldi. ETÜ’deki dijital dönüşüm ile başlayan online toplantılar yarın ve Cuma günü Blackboard ile alakalı gerçekleştirilecek eğitim toplantıları ile devam ettirilecek.

  • Türkiye’nin ikinci büyük biber üretimi Hasancalı’da gerçekleştiriliyor

    Kilis’in Musabeyli ilçesine bağlı Hasancalı köyü Türkiye’nin biber üretimi açısından 2’inci sırada bulunurken, köyde 8 biber fabrikası var.

    Türkiye’nin en önemli biber üretiminin yapıldığı Musabeyli ilçesine bağlı Hasancalı köyü, son yıllarda ürettiği kaliteli biber ve salça çeşitleriyle isminden bahsettirirken, biber üretimi açısından Türkiye’de ikinci sıraya oturdu.

    Kilis 7 Aralık Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nazım Şekeroğlu, Kilis ve yöresinde kırmızı biber üretiminde çok ciddi gelişmeler olduğunu ifade ederek, “Geçmişsi biber merkezi olarak adlandırılırken, bugün Türkiye biber ihtiyacını büyük bir kısmını Kilis bölgesi ve Hasancalı köyünden karşılanıyor. Üretim yıllar itibariyle artıyor. Tabi bu yörenin iklim, toprak ve rakım yönünden Kahramanmaraş’a daha göre avantajlı düşünürsek buradaki biber kalitesinin verimliliğinin çok daa yüksek olduğunu görüyoruz. Tabi Kilis 7 Aralık Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Araştırma Uygulama Merkezi olarak biber konusunda çalışmalar yapıyoruz. Önümüzdeki süreçte geliştirdiğimiz biberler, daha çok makineli hasada uygun ve işçilik maliyetlerinin düşürüldüğü daha da kaliteli biberler ortaya çıkacak. Üretilen biberlerin işlenmesi konusunda da burada gerçekten Avrupa Birliği standartlarında fabrikalarımız var. Gıda Mühendisliği bölümü ile hasat sonrası uygulamalar, özelikle kurutmalardan işlemeye kadar, Aflatoksinsiz biber üretimi konusunda çalışmalarımız devam ediyor. Önümüzdeki süreçte çok daha farklı biber çeşitlerinin de üretildiği bir yer haline gelecek. Önümüzdeki süreçte kırmızı biber denildiğinde Kilis akla gelecek.. Bu çok önemli bir hussustur. Biz de üniversite olarak bilimsel olarak çiftçimizin yanındayız” dedi.

    Ziraat Mühendisleri Odası Kilis Temsilcisi Güven Özdemir, Musabeyli ilçesinin en önemli gelir kaynaklarından birisinin biber olduğunu ifade ederek, “Biber kurutmalık ve salçalık olarak piyasaya sürülüyor. Biz her zaman söylüyoruz. Biberin tarımda her zaman ön planda olmasını istiyoruz. Türkiye’de 3’üncü olan, biber üretimi olan yerdeyiz. Biber de Hasancalı ve Kürt dağı bölgesi özellikli geçim kaynağıdır. Biz de bu konuda oda olarak, çiftçilerimizin her zaman yanındayız. Her zaman yanlarındayız.Türkiye’de üretim alanı olarak 2’inci sıradayız, verim olarak ise 3’üncü sıradayız. Burada en büyük sıkıntımız verimdedir. Bizde bunun için üniversitemiz ile birlikte çalışarak, yeni bir üretim, yeni bir çeşidi piyasaya sürüp, verimi attıracak yeni bir biber cinsi elde etmek için uğraşımız devam etmektedir”

    Üretici Mehmet Dağlı ise Hasancalı köyünde 8 biber fabrikası bulunduğunu ifade ederek, “Bütün geçim kaynağımız biberden, Hasancalı köyünde ürettiğimiz biberleri Türkiye’ye satıyoruz. Başka yerlere göre bizim biberlerimiz kalitelidir. Biberlerimiz yetişmiyor., İslahiye, Kahramanmaraş’dan getiriyoruz. Köyümüzün 2 bin 2 bin 500 nüfusumuz var, bütün geçim kaynağımız biber üzerinedir” diye konuştu.

  • (Özel) Filistinli aktivist: “İsrail’de Müslümanlara saldırılar artık Ramazan ayında da gerçekleştiriliyor”

    Filistinli aktivist Raid Salah, Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırıların günlük rutin işlere dönmeye başladığını belirterek, “Ramazan ayında bile saldırılar yapılıyor. Geçmişte ramazanda saldırı yapmazlardı. Fakat şimdi Ramazan ayında da saldırılar devam etmekte” dedi.

    Dünyanın farklı noktalarında yaşayan Müslümanlar, Ramazan ayındaki ibadetlerini huzur için gerçekleştirirken Filistinliler İsrail otoritelerinin baskısıyla karşı karşıya. İsrailli aktivist Raid Salah, yaşadıkları zorlukları İHA muhabirine anlattı. “İsrail otoriteleri, yaşamaya çalıştığımız bütün İslami değerlerimize savaş açmış durumda” diyen Salah, “Şu anda İslami değerleri yaşamak ve yaşatmak için davette bulunmak İsrail acısından bir suç olarak telaki ediliyor ve bunu yaşamaya çalışanlara yargılanma ve hatta hapse girme sebebi olabiliyor. 2015’in sonunda İsrail, İslami hareketi yasakladı. Araştırmamıza rağmen bu yasaklamanın sadece bir sebebini bulabildik. Bütün dünyada moda olan terörist damgasını bize yapıştırdı. Böylece İslami değerlerimize karşı savaş açtığı sonucuna vardık. Bunun sonucu olarak 30 tane İslami kuruluş kapatıldı. Kapatılan bu müesseseler ve kurumlar, 500 bin Filistinliye hizmet sunan müesseselerdi. Bunlar eğitim, sağlık, insani yardım ve aynı zamanda Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya hizmet götürüyorlardı. Bütün bu müesseseler elle tutulur hiçbir neden gösterilmeden kapatıldı. Bunlarla ilgili olarak hiçbir şekilde mahkeme süreci yaşanmadı” diye konuştu.

    “İsrail, bu müesseselerimizi yok ederek halkımıza İslami değerleri anlatmamıza engel oluyor”

    Kapatılan müesseselerden bir tanesinin hem Batı Şeria’da hem de Gazze’de 20 bin yetime yardım ettiğini sözlerine ekleyen Salah, “Bu yetimlerin şu anda bakacak kimseleri yok. Sokaklarda kalıyor ve İsrail güçleri tarafından takip ediliyorlar. Hira kuruluşu ise çocuklara Kur’an-ı Kerim’i öğretiyordu. Üniversiteli gençlere yönelik çalışmalar yürüten İkra isimli kuruluş da kapatıldı. Bu yapı, sadece üniversitelere burslar veriyor ve kalabilecekleri yerler sağlıyordu. Hiçbir siyasi ve politik yönü olmayan İmar isimli kuruluş da ekonomik anlamda insanlara yol gösterip destek olduğu için kapatıldı. İsrail, bu müesseselerimizi yok ederek halkımıza İslami değerleri anlatma ile eğitim, öğretim, sağlık ve iktisadi hizmetler sunmamıza engel oluyor. Buna ek olarak İsrail bazılarımıza Kudüs’e girmeye ve yurt dışına gitmeyi yasakladı. Bununla da şunu amaçladı; Hiçbir İslami ülke ile kontak kurmayalım ve iletişimimiz kesilsin” ifadelerini kullandı.

    “Mescid-i Aksa’ya girişim yasaklanmış durumda”

    Salah, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü:

    “Mesela 2007 yılından beri Mescid-i Aksa’ya girişim yasaklanmış durumda. Uzun yıllardır da Kudüs’e girmeme izin verilmiyor. Aynı şekilde ülke dışına çıkışım da yasaklanmıştır. Yaptığımız işlerin esası ve boyutu ne olursa olsun, İsrail yaptıklarımızı kanun dışı ilan ediyor. Mavi Marmara baskınında dökülen kanlardan dolayı Akdeniz’in suları hala kırmızı renkte iken, bu suçuna rağmen İsrail hala başkasına terörist ilan etmeye devam ediyor. Şu örneklerden yola çıkarak şunu söyleyebilirim: Şu anda İsrail’in bizlere, İslami değerlerimize karşı yürüttüğü bir savaş söz konusudur. İsrail meclisi ezanların okunmasını yasaklayan bir yasaya imza attı. Ardından 20 kişi için gözaltı kararı çıkartıldı. Bunlardan bazıları içeri alındılar. Biz kısmı da ev hapsine mahkum edilmiş durumdalar. İftar organizasyonu yaptıkları için tutuklananlar oldu. Kurban eti dağıttıkları için hapse atıldılar. Kısacası İslami ve İslami değerlere bir savaş açmışlardır. Bu nedenle bizleri de tutukluyor, ya da ev hapsinde bulunduruyor.”

    “Kudüs ve Mescid-i Aksa, Allah’ın izniyle bu işgallere karşı zaferle çıkacaktır”

    Durumun her geçen gün kötüye gittiğini ifade eden Salah, Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırıların günlük rutin işlere dönmeye başladığını belirtti. “Ramazan ayında bile saldırılar yapılıyor” diyen Salah, “Geçmişte ramazanda saldırı yapmazlardı. Fakat şimdi Ramazan ayında da saldırılar devam etmekte. Bakanlar Kurulu, Mescid-i Aksa’nın altındaki tünellerin birinde yapıldı. Yine geçtiğimiz günlerde İsrailli askerler Mescid-i Aksa’nın bahçesinde gösteri yaptılar. Bazı Yahudi yerleşimciler ise aleni bir şekilde Mescid-i Aksa’nın içinde ibadetlerini yerine getirmekte beis görmediler. İslami hareket, bütün bunlara itiraz ettiği için yasaklandı. Uzun süre Mescid-i Aksa’ya hizmet eden pek çok kişi şu anda İsrail cezaevlerindeler. Hatta, Ürdün Vakıflar Bakanlığına bağlı bekçiler, İsrailli güçlere karşılık verdiklerinde dayaktan geçiriliyorlar. Biz de İsrail, ne kadar bizimle uğraşırsa uğraşsın onlar batıldır. Ve bir gün kaybedecekler diyoruz. Kudüs ve Mescid-i Aksa, Allah’ın izniyle bu işgalle karşı zaferle çıkacaktır” şeklinde konuştu.

    “Mescid-i Aksa’yı çok özlüyorum”

    2007 senesinden beri Mescid-i Aksa’ya gidemediğini söyleyen Salah, “Tabii ki, Mescid-i Aksa’yı çok özlüyorum. Ama işgalden arındırılmış bir mescit olarak görmeyi ve girmeyi çok daha fazla özlüyorum. Bunun da basit bir sebebi var. Biliyorsunuz, bütün Müslümanlar, Mekke ve Medine’de bir araya geldiklerinde mutlu olurlar. Benim de umudum, günün birinde bütün Müslümanlarla Mescid-i Aksa’da bir araya gelmektir. Bu da ancak işgalin sona ermesiyle mümkün olabilecektir” dedi.

    “İşgalciler, her zaman baskıcı olmuşlardır”

    Salah, “Kudüs, üç semavi dinin mensupları için de kutsal sayılıyor. İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlığa ait kutsal mekanlar burada var. Birlikte yaşam niçin mümkün olmasın?” sorusunu ise şu şekilde yanıtladı:

    “İsrail işgali, Kudüs’te sadece kendi hegemonyasını öne sürüyor ve diğer bütün tarafları ret ediyor. O yüzden birlikte yaşam mümkün olmuyor ve problemler çıkıyor. Örneğin işgalci İsrail, Mescid-i Aksa’yı tanımıyor. Müslümanların orada hakları olduğuna inanmıyor. Bütün buraların tek sahibi olduğuna inanıyor. O yüzden de bize Mescid-i Aksa’ya girişimize yasak getiriyor. O yüzden aşırı dinci Yahudilerin oraya girmesine izine veriyor. Bize düşmanca davranmasına müsaade ediyor. Mescid-i Aksa’ya giren aşırı dinci Yahudileri silahlı adamlarla koruyarak, 2 milyar nüfuslu İslam alemine meydan okuyor. Tarih boyunca, hiçbir işgalci ile bir uyum olmamıştır. İşgalciler, her zaman baskıcı olmuşlardır.”

    “Bir mahkumu kafesin içinde aile bireyleriyle görüştürüyorlardı”

    İsrail cezaevlerinde geçirdiklerine ilişkin “Hapiste Tecrit Hayatı Yaşamak” isimli bir kitap yazdığını dile getiren Salah, pek çok acıklı hikaye yaşandığını söyledi. En son hapse girdiğinde tek başına bir hücrede her şeyden izole edilmiş bir hayat yaşamaya mahkum edildiğini anlatan Salah şöyle devam etti:

    “Benim tutulduğum bölümde hiçbir mahkum ile karşılaşmak mümkün değildi. İster hava almaya isterse ziyaretçilerinizle görüşmeye gittiğinizde ellerinize kelepçeleri vuruyorlar. Ben izole edildiğim için diğer mahkumlarla sadece pencerelerden bağırarak tanışabiliyordum. Bir mahkumu kafesin içinde aile bireyleriyle görüştürüyorlardı. Ağır kanser hastası olan bir mahkuma ise ilaç verilmedi. O da 30 gün boyunca kanser ilaçlarını alabilmek için açlık grevi yaptı. Hapiste tutuklu ve mahkumlara baskı uygulayan birimler var. Bunlar gerçekten çok vahşice eziyet ve işkenceler yapıyorlar. Filistin Nakbe’sinden (1948) bu yana yaklaşık bir milyon Filistinli, İsrail cezaevlerine girmiştir. Bunlar 70 farklı işkence uygulamalarına muhatap olmuşlardır. Bunların dışında onlarca insan işkencelere dayanamadıkları için cezaevlerinde hayatlarını yitirmişlerdir. Çok fazla trajedi yaşanmıştır cezaevlerinde.”

    “Bu birliktelik sadece içeride değil, Suriye, Lübnan ve Ürdün’deki kamplarda yaşayan insanlarda da var”

    Salah, tüm baskılara rağmen Filistin halkının birlik ve beraberliğini korumaya çalıştığını aktararak sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu birliktelik sadece içeride değil, Suriye, Lübnan ve Ürdün’deki kamplarda yaşayan insanlarda da var. Bölünmelerin suni olduğunu, birlik ve beraberliği kolayca sağlamlaştırılabileceğini düşünüyoruz. Bölünmeyi ortadan kaldıracak girişimlerde oldu. Ancak İsrail’in ortaya koyduğu seçenekler bir ölçüde etkili oluyor. İsrail ve Amerika’nın tüm çabaları, Filistin’de birliğin oluşması için çıkan tüm inisiyatiflerin başarısızlığı yönünde olmuştur. Maalesef bazı Arap ülkelerinde de bu yönde gayretler ortaya konulmuştur. Mesela daha önce Hüsnü Mübarek, şimdi ise Sisi yapıyor. Bunlara rağmen Mescid-i Aksa ve Kudüs bir ümmet meselesidir. İslam alemi, buna Filistin’in iç meselesi değil, bir ümmet meselesi olarak bakmalıdır.”

  • Bakü’de Türkiye Tanıtım ve Kültür Günleri gerçekleştiriliyor

    Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de “Türkiye Tanıtım ve Kültür Günleri” gerçekleştiriliyor.

    4.İslam Dayanışması Oyunları Bakü 2017 kapsamında Azerbaycan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın davet ve desteği ile İslam ülkelerinin “kültür günleri” yapılıyor.

    Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçiliği-Kültür ve Tanıtma Müşavirliği tarafından organize edilen “Türkiye Kültür ve Tanıtım Günleri” 20 ve 21 Mayıs tarihlerinde Sabir Parkı’nda gerçekleştiriliyor.

    Kültür ve Turizm Bakanlığının bir çok genel müdürlüğünün yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de katkı yaptığı iki günlük etkinliklere Türkiye’den 100’e yakın davetli katılıyor. Her gün yerel saatle 11.00’den 24.00’a kadar sergiler düzenlenecek. İki gün boyunca yerel saatle 15.00, 16.00, 19.00, 20.00, 21.00’da ise konserler ve gösteriler yapılacak.

    Etkinliğe Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın dünyaca ünlü 20 kişilik Devlet Halk Dansları Topluluğu, Türk Halk Müziğinden Volkan Gözübüyük, Meltem Seyfelioğlu, Türk Sanat Müziğinden Günay Şimşek, Yıldız Çam Özdemir gibi seçkin sanatçılar katılarak konserler verecek.

    Gündüzleri saat 15:00’da başlayıp saat 24.00’e kadar sürecek konser ve gösterilerle iki gün boyunca Bakü’deki turistlere ve Bakülülere Türk müziğinin klasik, geleneksel ve modern türlerinin bütün örneklerini gösterecekler. Devlet Halk Dansları ekibi ise Türkiye’nin Bitlis, Dinar, Karadeniz yöreleri ile Zeybek ve Azerbaycan halk danslarını sergileyecek.

    Bakü’ye bir kültür-sanat çıkartması yaptık

    4. İslam Dayanışma Oyunları çerçevesinde Türkiye Tanıtım ve Kültür Günleri yapıldığını vurgulayan Türkiye Bakü Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşaviri Dr. İrfan Çiftçi, “Türkiye Tanıtım ve Kültür Günleri yapıyoruz. Burada Türk kültürünün modern, klasik, geleneksel bütün değerlerini getirmiş bulunuyoruz. Yaklaşık 90 tane sanatçımız var burada. İki gün boyunca yoğun bir konser, etkinliğimiz var. Ayrıca bu bağın tamamını biz kapatmış bulunuyoruz. Burada İstanbul kitapçısı var, Kültür Bakanlığı’mızın yayınları var. Kardeş Azerbaycan bize 2 tam gün ve bütün bu parkı vermiş bulunuyor. En kapsamlı etkinlikleri biz yapıyoruz. Yıllar sonra Bakü’ye bir kültür-sanat çıkartması yaptık diyebiliriz” dedi.

    Ayrıca Azerbaycan’da yakından tanınan Türkiye’nin iki ünlü popüler sanatçıları Niran Ünsal Cumartesi gecesi, Burak Kut ise yarın TSİ 20’de Bakü’deki sevenleri ve izleyenlerle buluşacak.

    Etkinlik boyunca Sabir Parkı’ndaki bütün stantlarda Türkiye’den gelen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Çini, Ebru, Hüs-i Hat, Nakış-Telkırma-Telsarma, Sedefkârlık, Gümüş Telkâri gibi sanatlarının ustaları hünerlerini misafirlere gösteriyor.

    Böyle etkinliklerin düzenlenmesinin güzel olduğunu belirten Ruslan Dadaşov, “Böyle etkinlikler Türkiye tarafından düzenlendiğinde daha fazla ilgi görüyor. Hattatlık ve ya Ebru sanatı Azerbaycan halkının ilgisini çekiyor. Böyle etkinliklerin düzenlenmesi taktir edilir bir durum” dedi.

    Alandaki dev ekranlardan iki gün boyunca Türkiye tanıtma filmlerinin gösterileceği etkinlik alanında ziyaretçilere geleneksel Türk tatlarından ikram ediliyor. Resmi açılışa Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Azerbaycan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın temsilcileri, misafir misyon temsilcileri, basın mensupları ve çok sayıda davetli katıldı.

  • Telekomünikasyon sektöründe bir ilk gerçekleştiriliyor

    Turkcell Superonline, Vodafone, Türksat ile Serbest Telekomünikasyon İşletmeleri Derneği üyesi şirketler aldıkları karar ile bir ortak altyapı şirketi kurmak için görüşmelere başladıklarını açıkladı.

    Türkiye’nin 2023 yılı hedefleri kapsamında telekomünikasyon sektöründe tarihi bir adım atıldı. Başta fiber olmak üzere güçlü bir telekomünikasyon altyapısı için Turkcell Superonline, Vodafone, Türksat ve Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) üyesi operatörler iş birliği yapmak için görüşmelere başladıklarını açıkladılar. Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, Vodafone Türkiye CEO’su Gökhan Öğüt, TELKODER Yönetim Kurlu Başkanı Yusuf Ata Arıak ve Türksat Genel Müdürü Cenk Şen’in katılımıyla gerçekleştirilen basın toplantısında ortak altyapı şirketinin kurulmasının zor günlerden geçen Türkiye’de geleceğe olan güvenin ve yatırım kararlılığının gösterileceği vurgulandı. Yapılan ortak açıklamada, “Ülkemizde var olan telekomünikasyon altyapılarının en etkin şekilde kullanılması ve geliştirilmesi, sektördeki tüm sektör altyapısının en uygun şartlarda ve adil olarak sağlanması amacıyla mükerrer yatırımlarla kaynakların boşa harcanmaması için Turkcell Superonline, Vodafone, Türksat şirketlerinin telekomünikasyon sektöründeki diğer şirketlerin en geniş kapsamda katılımının sağlanacağı bir ’Ortak Altyapı Şirketi’ kurulması konusunda çalışmalara başlanacaktır” denildi.

    Açıklamada söz konusu çalışmaların başta Rekabet Kanunu ve Elektronik Haberleşme Kanunu olmak üzere ilgili mevzuatta öngörülen tüm düzenlemelere izinlere ve yetkilendirme şartlarına uygun bir şekilde yürütüleceği bildirildi.

    Toplantıda konuşan TELKODER YKB Yusuf Ata Arıak, “Ülkemizde altyapı konusunda eksiklik var. Bunun da rekabetsiz bir çalışma ortamı doğurmasıyla ülke olarak gelişimimiz engellenmekte. 4.5G ile birlikte altyapı sorununun çözülmesi daha da zorunlu hale geldi. Ortak altyapı şirketi adımıyla bu sorunu çözmeyi amaçlıyoruz. Turkcell ve Vodafone buradalar biz Türk Telekom’u da davet ettik fakat onlar bulunan noktada yanımızda olmamayı tercih ettiler” dedi.

    Toplantıda açıklamalarda bulunan Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu da dünyada paylaşıldıkça çoğalan tek kaynağın bilgi olduğunu belirterek “Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için bilgiye önem vermeliyiz. Bu atılımın bilgiye erişimi ve saklamayı kolaylaştıracağına inanıyoruz. Güzel bir başlangıçtayız bunun her türlü yatırımcıya açık olması gerektiğini düşünüyorum. Bu atılım Türkiye’yi öne taşıyacaktır” şeklinde konuştu.

    Vodafone Türkiye CEO’su Gökhan Öğüt ise Türkiye’nin dört bucağında tek ses olmanın önemli olduğuna vurgu yaparak “Bu çalışmanın mimarlarından biri olmak bizi çok mutlu etti. Ülkemizde bir an önce bakır değil fiber altyapının kurulması gerekiyor. Vodafone olarak Türkiye’ye inanıyoruz ve yatırımlarımıza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.