Etiket: Gerçekleştireceğiz”

  • Milli Eğitim Bakanı Selçuk:”Açık Öğretim Okulları sınavlarımızı çevrim içi ortamda gerçekleştireceğiz. I. Dönem sınavları, 25 Şubat 2021’de II. Dönem sınavları, 25 Mart’ta başlayacak. Sınavlar, Açıköğretim Okulları Bilgi Yönetimi Sistemi üzerinden yapılacaktır. Öğrencilerimize başarılar diliyorum.”

    Milli Eğitim Bakanı Selçuk:”Açık Öğretim Okulları sınavlarımızı çevrim içi ortamda gerçekleştireceğiz. I. Dönem sınavları, 25 Şubat 2021’de II. Dönem sınavları, 25 Mart’ta başlayacak. Sınavlar, Açıköğretim Okulları Bilgi Yönetimi Sistemi üzerinden yapılacaktır. Öğrencilerimize başarılar diliyorum.”

  • Demir: “Örnek bir belediyecilik anlayışını Samsun’da gerçekleştireceğiz”

    AK Parti Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Demir, “Türkiye’nin gündeminde örnek oluşturabilecek bir belediyecilik anlayışını inşallah Samsun’da gerçekleştireceğiz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından AK Parti’nin Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak gösterilen eski Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, Samsun’a gelerek seçim startını verdi. AK Parti İl Binasında partililerce karşılanan Demir, burada aday olarak gösterilmesine ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “Şehrimize gelecekte çok büyük katkıları çok büyük emekleri olacak”

    Demir’den önce söz alan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, çok büyük bir heyecan duyduklarını söyledi. Samsun’un çok bereketli bir şehir olduğuna dikkat çeken Karaaslan, “Samsun’un birçok yönüyle bereketi var. Hem kurucu başkanlığında teşkilatlarımıza hem 3 dönem milletvekilliğiyle aslında Türkiye siyasetine ve özellikle Bayındırlık ve İskan Bakanlığı gibi Türkiye’nin yeniden yapılandırma sürecinde vermiş olduğu katkıyla birlikte umuyorum şehrimize gelecekte çok büyük katkıları çok büyük emekleri olacak” ifadelerini kullandı.

    “Belediyecilik AK Parti’nin işi”

    AK Parti olarak yola ilk çıktıklarında yerel kalkınmayı başlattıklarını hatırlatan Karaaslan, “Kalkınmayla ifade ettik ilk hareketimizi. O gün için yeni kurulmuş bir siyasi partinin girdiği ilk yerel seçimlerde Türkiye’nin yüzde 55’ini alacak bir başarıyla bu seçimlerden çıktık. Ardından yerel kalkınmayı başlattık Türkiye’nin bütün şehirlerinde. Ardından 2009 tarihinde marka şehirler dedik. Alt yapısını tamamlamış şehirlerimizin markalaşma sürecini başlattık. Şehirlerimizin yarıdan fazlasıyla AK Parti belediyeciliği ile hizmete devam ettik. 2014 yılında ise bu sefer yaşanmış bütün olumsuzluklara rağmen ‘Daima Hizmet Daima Millet’ sloganıyla birlikte bu kez Türkiye’nin yüzde 59’unu yani 800 belediyeyi AK Parti belediyeciliğiyle hizmet kalitesini, yaşam kalitesini artırma konusunda yepyeni bir dönemle tanıştırdık. Yani belediyecilik AK Parti’nin işi” diye konuştu.

    “Çok büyük görevler üstlendik”

    Karaaslan’ın ardından söz alan Demir ise AK Parti il kuruluşundan sonra arkadaşlarıyla birlikte çok büyük görevler üstlendiklerini ifade etti. Aşkla, şevkle o günkü şartları da göz önüne aldıklarında ülkeye, şehre hizmet için gece-gündüz çalışma gayreti içerisinde olduklarını aktaran Demir, “3 dönemi tamamladıktan sonra gönül huzuruyla beraber sivil hayatıma döndüm. Aday gösterilme kararıyla yeniden bu konuda sorumluluk üstlenerek büyük bir heyecanla birlikte bugün çalışmalarımıza başlıyoruz. Sayın Yusuf Ziya Yılmaz’ın 19 yılda çıtayı yüksek bir yere taşımasıyla birlikte bayrağı oradan devralma konusunda seçim çalışmalarına başlıyoruz. Tüm çalışmalarımızı, tüm projelerimizi Büyükşehri kazanmamız durumunda icraat programlarımıza alacağız. O çıtayı çok yüksek bir yere taşıma konusunda startımızı vermiş bulunuyoruz” şeklinde konuştu.

    “Potansiyelleri harekete geçireceğiz”

    Büyükşehir Belediyesinin hizmet alanı içerisinde daha çok bilinen alt yapı, kentsel dönüşüm, ulaşım gibi problemlerin halledilmesini normal bir fonksiyon olarak gördüklerini belirten Demir şöyle devam etti: “31 Mart seçimlerinden sonra büyükşehir belediyelerine yeni bir fonksiyonların yüklenme arifesine geldiğimizi burada ifade etmek istiyorum. Artık sanayide, ticarette, ihracatta, iletişimde, bilgi gelişiminde kentin tüm potansiyellerini harekete geçirecek onlara katkı sağlayan, tüm insanların potansiyellerini enerjiye, ekonomiye, dönüştüren, refahı yükselten bir özellik arz edecek. Biz de çalışmalarımızı buna göre yürütüyoruz. Bunlarla ilgili projelerimizi ve programlarımızı önümüzdeki dönemde açıklayacağız.”

    “Ön planda bir belediyecilik anlayışı Samsun’da gerçekleştireceğiz”

    AK Parti’nin 31 Mart yerel seçimlerinde en önemli özelliğinin gönüllere dokunan, insanı mutlu eden, halkıyla bütünleşen ortak aklı ortaya koyan tüm enerjileri, tüm bilgileri tüm arzuları enerji ve sinerjiye dönüştüren belediyecilik anlayışını ön plana çıkartmak olduğunun altını çizen Demir, “Bu konuda biz ön planda bir belediyecilik anlayışı Samsun’da gerçekleştireceğiz. Şehrimiz, Kuzey Anadolu’nun en önemli şehri. Samsun’un potansiyelleri o kadar yüksek ve değerli ki, Türkiye haritasını duvara astığınızda Samsun, Türkiye’yi taşıyacak bir potansiyel olarak gözüküyor. İnşallah 31 Mart seçimlerinin ardından sorumluluk almamız durumunda Büyükşehir Belediyesi yetki ve imkanlarıyla birlikte bunu çok daha ön plana çıkartan bariz net bir şekilde hem şehrimizin ekonomisine hem de ülkemizin geleceğine yansıtma noktasında çok ciddi çalışmalarımız olacak. Artık belediyecilik normal alt yapı ve üst yapı hizmetlerinin dışında üstelenecek olduğu fonksiyonlarla birlikte nitelikli insanlarla etik ve ahlaki değerlerle birlikte hizmet üretmek durumunda olan bir belediyecilik anlayışını da Türkiye’de çok ciddi anlamda mesafe kat etmesinde, örneklik oluşmasında katkı sağlama noktasında programlarımız olacaktır” ifadelerini kullandı.

    “Yüzde 100 bir katılımı inşallah gerçekleştirecek şeklinde programlarımızı hazırlıyoruz”

    Belediyeleri yönetirken tam bir katılımcılığı gerçekleştirecek şekilde programlar yaptıklarını bildiren Demir, “1 milyon 300 bin insanımızdan gelebilecek olan her talep mutlaka belediye yönetimiyle değerlendirmeye alınacak. Onun karşılığında mutlaka dönüş sağlanarak yüzde 100 bir katılımı inşallah gerçekleştirecek şeklinde programlarımızı hazırlıyoruz. Parlamento dönemindeki yaptığımız çalışmalarından çok daha fevkinde, çok daha enerjik, çok daha şehrimize katkı sağlayarak Türkiye’nin gündeminde örnek oluşturabilecek bir belediyecilik anlayışını inşallah Samsun’da gerçekleştireceğiz. Hepimiz bunun heyecanın duyalım” açıklamasında bulundu.

    Toplantıda ayrıca, AK Parti Samsun Milletvekilleri Yusuf Ziya Yılmaz, Ahmet Demircan, Fuat Köktaş, Orhan Kırcalı ve AK Parti İl Başkanı Hakan Karaduman kısa bir konuşma yaptı. Konuşmaların ardından Milletvekilleri, Demir’e çiçek takdim etti. Toplantıya ayrıca, ilçe belediye başkanları, AK Parti ilçe başkanları ve teşkilat yönetimi katıldı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Önümüzdeki dönemde Adana için hayallerimizi gerçekleştireceğiz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adana’nın 24 Haziran’da tercihini yeniden hizmet siyasetinden kullanacağına inandığını belirterek, “Önümüzdeki dönemde Adana için hayallerimizi inşallah hep birlikte gerçekleştireceğiz” dedi.

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, miting yapmak için geldiği Adana’da, Çukurova bölgesinde faaliyet gösteren sanayici ve is adamlarıyla akşam yemeğinde buluştu. Kentteki bir otelde düzenlenen yemekte konuşan Erdoğan, “Adana’nın hükümetlerimizin yaptığı tüm yatırımlara rağmen bir süredir durgunlaştığının farkındayız. Adana şaha kalkacak ki bu bölge şaha kalksın. Onunla birlikte Türkiye de şaha kalksın. Yeni dönemde Adana’yı her alanda şaha kaldırmakta kararlıyız. Çukurova gibi dünya çapında zenginliğe sahip şehre patinaj yaptırmak, sadece Adana’ya değil, Türkiye’ye de haksızlıktır” ifadelerini kullandı.

    “Hayallerimizi inşallah hep birlikte gerçekleştireceğiz”

    Adana’nın arayış döneminin bittiğine, 24 Haziran’da tercihini yeniden hizmet siyasetinden kullanacağına inandığının altını çizen Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde Adana için hayallerimizi inşallah hep birlikte gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

    Yurtiçinde ve yurtdışında bir takım çevrelerin el ele vererek, Türkiye’nin başına kara bulutlar toplamaya çalıştığını belirten Erdoğan, “Bu kur falan bizim geleceğimizi belirleyen şeyler değil. Bizim geleceğimizi biz belirleyeceğiz. Onun için de diyorum ki eğer yastık altında hala dövizlerimiz varsa, lütfen bu dövizlerimizi piyasaya sürelim. Bunları Türk Lirasına çevirelim. Çünkü bizim ülkemizin gelirini, geleceğini biz Türk Lirası ile belirlemeliyiz. Bunun için de milli seferberliği yapmamız lazım” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin kaderinin Hans’a, George’a bırakmayacaklarını vurgulayan Erdoğan, “Biz 2002’den bugüne, ekonomiyi öyle bir yapıya kavuşturduk ki bu tarz sarsıntılar, ülkemize vız gelir. Binin yanına 6 sıfırı koyanları bilmiyor musunuz? 1 milyon liraya tuvalete gidiyorduk hatırlayın o günleri. Biz geldik bu sıfırların tamamını attık, 1 liraya düştü. Bizim kaderimizi, biz belirleriz” dedi.

    Yatırımcının güçlü kılınması için düşük faizle adımların atılması gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, “Yüksek faizle ülkemizi ayağa kaldıramayız. Çünkü girişimci yüksek faiz ile neyin yatırımını yapacak? Elin bankaları kazanmıyor mu? Japonya eksi faizle çalışıyor, ABD 2’ler, bilemedin 3’te. Onların bankaları böyle çalışıyor da bize ne oluyor. Şu anda 20-25’lere kadar çıkıyor. Faizin böyle olduğu bir ülkede siz yatırım yapabilir misiniz? Bunu değiştireceğiz, bu işin lamı cimi yok” diye konuştu.

    “Türkiye, faiz ve enflasyon düşürdü”

    Erdoğan, Faizi yüzde 63’ten alıp, yüze 4,6’ya kadar indirdiklerini ve ‘Batı’nın çıldırdığını ifade ederek, “Geldiğimizde enflasyon 30’du. İşte Gezi olayları öyle başladı. Türkiye, faiz ve enflasyon düşürdü. Biz de onlara prim vermedik. Gezi olayları ile beraber enflasyon ve faiz çift haneli rakamlara çıktı. İnşallah 24 Haziran’la birlikte bu işin nasıl olacağını, yerlisine de yabancısına da gösterme şansı yakalayacağız” dedi.

    2008-2009 finans krizinde, sıkıntıların Türkiye’yi teğet geçeceğini söylerken, özel sektörün gücüne güvendiğini belirten Erdoğan, “Son 5 yılda ardı ardına yaşadığımız sıkıntılar karşısında da aynı güvenle hareket ediyorum. Dünya’da 15 Temmuz gibi bir darbe girişimine maruz kalıp da şoku bu kadar hızlı bir şekilde atlatabilecek başka bir ülke daha var mıdır, bilmiyorum. 2016’da darbe yaşadık, 2017’de yüzde 7,4 büyüdük. Ana muhalefetin başındaki zat, ‘Sizin cebinize 7,4’ten bir şey girdi mi?’ diyor. Adam büyüme denilen şeyin ne olduğunu bilmiyor. Bu adamlarla bu ülkede, ülke ekonomisi yönetilir mi?” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, istihdamın, büyümenin en önemli ibresi olduğuna dikkat çekerek, “Hindistan’dan sonra 7,4 ile ikinci sıradayız. OECD ülkeleri arasında birinci sıradayız. Mazotta yüzde 50 hibe veriyoruz. Bunlar ne ile veriliyor? Büyüyen bir ülke olduğumuz için veriyoruz. Bütün bu yatırımlar, neyle yapılıyor? Eğitimde, sağlıkta, altyapı, üstyapı yatırımlarında, havalimanlarında, bütün bunları neyle yapıyoruz? Eğer bu imkanlar olmasa bunlar yapılabilir miydi?” diye konuştu.

    “Hem üretimde hem tüketimde artış var”

    Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bazıları Türkiye büyüyor da millet niye bunu hissetmiyor diyor. Bunu söyleyenler aslında büyümenin nimetlerinden en çok istifade edenler. Bilmediklerinden değil, hınzırlıklarından böyle söylüyorlar. Büyümenin alt dilimlerine baktığımızda, yaklaşık yüzde 10’luk yatırım artışı, yüzde 11’lik hane halkı tüketim harcaması artışı görüyoruz. Yani hem üretimde hem tüketimde artış var. İstihdama baktığımızda, son açıklanan rakam itibariyle tek haneli sınırına gelmiş durumda. Türkiye geçtiğimiz 16 yılda Avrupa ülkelerinin tamamından daha fazla istihdam üretmiştir. Bu yılın ilk çeyreğindeki istihdam artışı yüzde 5, firmalarımızın gelirlerinde yüzde 24, iş gücü ödemelerinde yüzde 19 artış görüyoruz. Hamdolsun. Son 5 yılda maruz kaldığı saldırıların maliyetleri olmasaydı, bugün milli gelir sıralamasında en az 2-3 basamak daha ilerideydik. Bu kayıp elbette önemli. Ama en büyük kazancımız her hal ve şart altında ayakta durabildiğimizi dosta ve düşmana göstermiş olmamızdır. Hatta sınır ötesi operasyonlarımızla herkese çok daha derin, çok daha tarihi mesajlar verdik. Cerablus’ta, Afrin’de verdik. Şimdi Sincar’da ve Kandil’de veriyoruz. Savunma sanayisinde yüzde 20 üretim yaparken, yüzde 65’e çıktık. Yerli Savunma Sanayi bu noktaya geldi.”

  • Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: “Evet’ diyeceğiz, insanlığın büyük özlemlerini gerçekleştireceğiz”

    16 Nisan halk oylamasına sayılı günler kala “Memur-Sen’e Davet Tercih Evet” programında konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Evet diyeceğiz. Bu ülkenin rüyalarını değil, insanlığın büyük özlemlerini gerçekleştirmek için sonuna kadar direneceğiz” dedi.

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Siirt’te düzenlenen “Memur-Sen’e Davet Tercih Evet” programına katıldı. Memur-Sen üyelerinin yoğun ilgi gösterdiği programa Yalçın’ın yanı sıra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siirt Milletvekili Yasin Aktay, Bem-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Medeni Sevinç, Memur-Sen Siirt İl Temsilcisi Murat Şeker, AK Parti İl Başkanı Fuat Özgür Çalapkulu, Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Erman ve Memur-Sen Konfederasyonuna bağlı sendikaların şube başkanları ve çok sayıda davetli katıldı. Yalçın, Memur-Sen’in bir emek hareketinden öte erdemliler hareketi olduğunu belirterek, “Memur-Sen bu ülkede sendikacılığı ideolojik bir zeminden çıkarıp hak ve özgürlük zeminine getiren, emek ve alın teri mücadelesini hakkıyla yerine getiren bir teşkilattır. Onun için bu ülkede özgürlük ve demokrasi adına bir mücadele, bir sorumluluk varsa Memur-Sen o taşın altına elini koyar. Biz bu ülkedeki en büyük sivil toplum örgütü olarak her zaman demokrasiden ve özgürlükten yana olmuştur. Kamusal alan yalanını bu örgütlü gücümüz sayesinde bitirdik. Bir takım vesayet odaklarının kılık kıyafet dayatmasına ve inanç özgürlüğünün askıya alınmasına karşı durmuştur ve 12 milyon imza toplayarak başörtüsünün serbest olmasının yolunu açmıştır” ifadelerini kullandı.

    “Emek için olduğu kadar ‘evet’ için de çalışıyoruz”

    Türkiye’nin büyük bir dönüşümün eşiğinde olduğunu belirten Yalçın, “Türkiye tarihi bir tercihin eşiğinde. Önümüzde iki seçenek olacak; ya Türkiye’nin yerinde saymasına, demokrasi diye bize yutturulan vesayet odaklarının giderek büyümesine ve güçlenmesine sebep olan bir sistemle devam edeceğiz veya Türkiye’nin önünü açacak, istikrarın da getirisiyle ekonominin büyüdüğü ve refah seviyesini arttıracak, doğrudan millet iradesini esas alan bir sistemle yeniden bismillah diyeceğiz. Evet diyeceğiz. Bu ülkenin rüyalarını değil, insanlığın büyük özlemlerini gerçekleştirmek için sonuna kadar direneceğiz. Biz milyonlarca kamu çalışanının hakkı için çalışan, onların alın terinin hakkının ödenmesi noktasında mücadele eden bir emek örgütüyüz. Ancak, emek yalnızca maaş pazarlığı yaparak korunmaz. Emeğin erimesine ve yok olmasına neden olan, emeğin karşılığının değersizleşmesine neden olan ne varsa onun karşısında durmak da gerekir” dedi.

    “Bir yılda bir hükümetin değiştiği yerde ekonomi büyümez”

    Yalçın, mevcut sistemin koalisyon krizlerine neden olduğunu belirterek, “Sandığa gidip oy veren milletin, acaba hükümet kurulacak mı diye düşünmemesi hemen işine gücüne bakması gerekir. Veya birkaç partinin bir araya gelip hükümet etmeye çalışıp da edemediği bir sistemin olmaması gerekir. Biz sabit gelirliler koalisyon dönemlerinin ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz. Cebimizdeki paranın değeri ancak istikrar dönemlerinde artıyor. Onun için istikrar için evet diyoruz. 90 küsur yıllık Cumhuriyet tarihinde kurulan hükümetlere baktığımızda ortalama bir yıla bir hükümet düşüyor. Bürokrasi de ufak bir değişiklik olduğu zaman sistem tepetaklak oluyor. Bir belediye başkanı değiştiğinde sistem sil baştan yeniden yapılandırılıyor. Bu kadar çok hükümetin kurulduğu bir ülkede ekonominin büyümesi söz konusu değil. Onun için istikrar gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Birilerinin 16 Nisan halk oylamasını farklı şekillerde tarif edebileceğini belirten Yalçın, “16 Nisan’ın kıymetini bu teşkilat anladı, tıpkı altının değerini sarrafın anladığı gibi. Çünkü biz olanları görüyor, neyin nereden tetiklendiğini biliyor, hangi sıkıntıları yaşadığımızı not ediyor ve bu ülkenin yarına yolculuğunda dönüm noktası olan 16 Nisan’a ilişkin yeni bir inisiyatif alırken bunun neye tekabül edeceğini çok iyi hesaplıyoruz” diye konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İlk Bakanlar Kurulu Toplantısını Beştepe’de Gerçekleştireceğiz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yarın ilk Bakanlar Kurulu toplantısını da Beştepe’de gerçekleştireceğiz. Orada da şuanda okunmakta olan hükümet programını da birlikte bir değerlendirme imkanımız olacak” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, İstanbul’da gerçekleştirilen Dünya İnsani Zirvesi’nin sona ermesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantının ardından her iki lider gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, konuşmasına Türkçe selamlayarak başladı. ‘Merhaba değerli katılımcılar, hepiniz hoş geldiniz’ diyerek sözlerine başlayan Ban Ki-Moon’un bu jesti katılımcılardan büyük alkış aldı.

    Ban Ki-Moon’un yaptığı konuşmanın ardından soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan zirvenin ardından nasıl bir yol çizileceği ve bu zirvenin sonraki süreçlerde devam edip etmeyeceği şeklindeki soru üzerine, “Bu işin koordinatörlüğü Birleşmiş Milletler’de. Bizler şuanda bu işin dertlisi olarak bu işin takipçisi olmaya Türkiye olarak devam edeceğiz. Türkiye dünyadaki donör ülkeler arasında şuanda ilk üçün içerisinde yer alıyor; ABD, Türkiye, İngiltere. Milli gelire oranla baktığımız zaman Türkiye donör ülkeler arasında birinci sırada yer alıyor. Biz bu süreci aynı kararlılıkla bundan sonra da devam ettireceğiz. Tabi BM’nin bunu sürekli gündeminde tutması bize şunu sağlayacaktır; bir defa bütün gelişmiş ülkeler başta olmak üzere G7 ülkelerinin Sayın Şansölye dışında burada olmayışı bana göre de olmayışı üzüntü vericidir. Bunu G7 ülkelerinin yakın takibe alması gerekir. Bu kadar imkanlar, bu kadar güç var ve bu imkanı, bu gücü en azından düşüncelerinizle ne gibi katkılarda bulunuruz, bunları buralarda ortaya koymak suretiyle diğer ülkeleri de teşvik etmek herhalde gelişmiş ülkelerin en önemli görevi arasında olsa gerek” dedi.

    “TEMENNİM ODUR Kİ BM’DE BUNUN YAKIN TAKİPÇİSİ OLACAKTIR”

    Konuşmasını Afrika seyahatlerini örnek göstererek sürdüren Erdoğan, “Çünkü Afrika ülkelerini dolaşırken benim gördüğüm oradaki hal, oradaki tablo vicdan, vicdan, vicdan diyor. Ben geçen ay üç tane Afrika ülkesini dolaştım. Şimdi önümüzdeki hafta üç tane Afrika ülkesini ziyarete gidiyorum. Oraları dolaşacağım ama sadece turistik seyahat yapmak için değil, bugüne kadar oralarda neler yaptık, onların şuandaki durumu nedir, onları görmek için gidiyorum. Bundan sonra oralarda neler yapacağız, onları tespit etmek için gidiyorum. Basit bir turistik seyahat olsun diye değil. Çünkü elimizdeki gücün, elimizdeki imkanın en az gelişmiş ülkeler noktasında onlara bizim de el atmamızı, tutup onları da kaldırmamızı, onların süratle kalkınmasına vesile olmamızı gerektiriyor. Bu bizim insani görevimizdir, bundan sonraki süreçte Türkiye olarak biz bunu devam ettireceğiz. Temennim odur ki BM’de bunun yakın takipçisi olacaktır. Başta Güvenlik Konseyi, bundan da öteye gidiyorum daimi üyeler” diye konuştu.

    “Savaş durmadan yapılan insani yardım ne kadar devam edebilir?” şeklindeki soru üzerine Erdoğan, “Şüphesiz ki savaş durmadan insani yardımların yine faydası var. Fakat tabi ki bu tür yardımların fizibıl hale gelebilmesi başka bir şey ve yaptıklarınızın kaybolması başka bir şey. İşte kendimizden örnek verdik. Sadece bizim faturalı yardımlarımız ülkemizde 10 milyar doları aştı. Ama STK’larla beraber bir o kadar da yapılan yardımlar var. Şimdi bu insanlar nerede kalıyor, çadırlarda kalıyor. Bir de değişik şehirlerimize dağılmış vaziyette kalıyor. Sadece şu İstanbul’da şuanda Suriyeli ve Iraklı olmak üzere 500 bin kişi var. Diğer 2.5 milyon değişik şehirlere dağılmış, bunun 280 bini sadece 26 tane çadır kent ve konteynır kenttedir. Böyle bir durum var” dedi.

    “SURİYE’NİN KUZEYİNDE BİR BÖLGE KURULMASI TEKLİFİMİZ VAR”

    Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge kurulması teklifini hatırlatan Erdoğan, “Fakat şunu açık ve net söylemem lazım; terörden arındırılmış güvenli bölge olarak Suriye’nin kuzeyinde bir bölge kurulması teklifimiz var Türkiye olarak. Ve orada yeniden bir şehir inşa edelim diyoruz. Ve inşa edeceğimiz bu şehre Suriye’den göç etmek isteyenleri yerleştirelim, Türkiye’de kamplarda yaşayanları oraya yerleştirelim. Bunu dünyadaki gelişmiş ülkelerin liderleriyle görüştüm. Fakat herkeste şu endişe var. Bunun güvenliği ne olacak. Bende diyorum ki şuanda uçuşa yasak bölge ilan ederiz ve BM burada gerekli güvenlik tedbirleri alır. Hatta gerekirse NATO’yu devreye sokmak suretiyle buraların güvenliği temin edilir. Yeter ki biz terör örgütlerinden korkmayalım ve tümünün üzerine korkusuzca gidelim. Eğer biz teröristler kadar cesur değilsek insanlığın bağımsızlık mücadelesini veremeyiz” dedi.

    “TÜRKİYE LÜTUF BEKLEMİYOR. AMA BİZ DÜRÜSTLÜK BEKLİYORUZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’ye yapılacak yardımlarla ilgili gelinen son nokta zirvede ele alındı mı?” sorusuna ise, “Dünya İnsani Zirvesi aslında AB veyahut göç konularını önceleyen bir zirve olarak öne çıkmadı. Fakat ikili görüşmelerimizde bazı liderlerle konuyu görüştük. Bunlardan bir tanesi de tabi ki Sayın Şansölye idi. Ve bildiğiniz gibi bu para ile ilgili konuyu Türkiye’ye verilecek 2016 yılı için 3 milyar avro, 2017 için 3 milyar avro destek konusu benim ilk görüşmelerimde verilen bir söz idi. Hangisi idi 3 milyar avro. Daha sonra Sayın Davutoğlu’nun yaptığı görüşmelerde 2017-2018 için bir 3 milyar avro verilmesi gündeme geldi. Fakat şuana kadar baktığımızda bu desteklerin söz verildiği gibi yürümediğini görüyoruz. Temmuz ayına kadar 1 milyar avronun verileceği istikametinde dün arkadaşlarımdan bana bir bilgi geldi. Tabi daha önce ben yetkililere şunu söyledim; yani sizler bu desteği verseniz de vermeseniz de, çünkü bu destek Türkiye’ye gelmiyor. Bu destek kamplardaki bizim Suriyelilere, sığınmacılara, mültecilere verilen destektir. Onların şartlarını daha da iyiye götürmeye yönelik desteklerdir. Türkiye lütuf beklemiyor. Ama biz dürüstlük bekliyoruz” yanıtını verdi.

    “TÜRKİYE’YE KARŞI HALA KRİTER KOYUYORSANIZ KUSURA BAKMAYIN”

    Erdoğan, “Türkiye kriterleri yerine getirecek, ne yerine getirecek Türkiye? Eğer sizin Türkiye’den kriter dediğiniz bu çadırlarda, bu konteynır kentlerde Avrupa’ya gitmek üzere bekleyen veya gidebilecek insanların oralara gidişlerini engellemek suretiyle AB’ye, AB üyesi ülkelere bu konuda gayet önemli bir destek sağlayan Türkiye’ye karşı hala kriter koyuyorsanız kusura bakmayın. Bu bir yere kadar tahammül edilir, bir yere kadar çekilir. Bir yere kadar çekildikten sonra da Türkiye nihai kararını verir ve nihai karanını verdikten sonra da kusura bakmayın ondan sonra da siz düşünün deriz” diye konuştu.

    “GÖRÜŞMELERDE NETİCE ALINDI ALINDI, ALINMADIĞI TAKDİRDE KUSURA BAKMASINLAR”

    Geri kabul anlaşmasına dikkat çeken Erdoğan, “Vize meselesinde ben mesela soruyorum. Latin Amerika ülkelerine şuanda Schengen vizesi noktasında Türkiye’den istenen şartlar isteniyor mu? Sordum. Böyle bir şey yok. Ve onlar rahatlıkla giriyorlar Türkiye’den siz müzakereci bir ülke olması hasebiyle, aynı zamanda Gümrük Birliği’ne dahil bir ülkeden bu tür şeyleri neden istiyorsunuz? İşte buralarda hep soru işaretleri var. Bunları benim milletim biliyor. Onun içinde şuanda 1 Haziran itibariyle geri kabul anlaşmasına yönelik bir adım vardı, 30 Haziran itibariyle de vize noktasındaki adım atılacak. Eğer şuanda bu konuyla ilgili arkadaşlarımız görüşmeleri yapacaklar. Ve bu görüşmelerde netice alındı alındı, alınmadığı takdirde kusura bakmasınlar bu Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamentosundan geri kabul anlaşmasına yönelik, geri kabul sürecine yönelik adım atılmasına ait karar yasaldır. Bize iki de bir kriter dayatmasınlar. Çünkü burası Türkiye” dedi.

    “KABİNEDE 9 ARKADAŞIMIZIN DEĞİŞİMİ SÖZ KONUSU OLDU”

    Oluşturulan yeni kabineye ilişkin soruları da değerlendiren Erdoğan, “Özellikle bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni tablosuyla alakalı olarak gece geç saatlere kadar Sayın Başbakanın getirmiş olduğu liste üzerinde çalışmalarımı yaptım. Bu sabahta onayımı verdim. Ve kabinede 9 arkadaşımızın değişimi söz konusu oldu. Tabi bugüne kadar bu hizmeti vermiş olan arkadaşlarıma şahsım ve milletim adına çok çok teşekkür ediyorum. Kurucusu olduğum bir partide bu arkadaşlarımızın birçoğuyla beraber yürüdük. Şuanda zaten yine bir kısmı çok daha farklı görevlerde aslında istihdam ediliyor, istihdam edilecek. Yani bakan olmayabilir, partinin bazı yetkili kurullarında yer alır, bir kısmı parlamentoda yer alır. Yani siyasette kimse boşta kalmaz. Yeter ki azmi olsun, yeter ki kararlılığı olsun, yeter ki olaya sıradan parti mensubu olarak değil, bir dava adamı olarak baksın. Böyle baktığı zaman zaten bu ülkeye hizmette inanıyorum ki kendilerine de bir görev düşecektir. Tabi buradaki anlayış adama iş mantığıyla değil, işe adam mantığı ile yaklaşmaktır. Sayın Başbakan bu yaklaşım tarzıyla bir liste önümüze getirdiler ve o liste üzerinde çalışmamı yaptım. Daha sonra kendileriyle sabah bir istişarem oldu ve bu istişareden sonra da onayımı verdim, kendileri de süratle kabineyi açıkladılar. Kabineyi açıkladıktan sonra grup konuşmalarını yaptılar, ardından merkez yürütme kurulunu açıkladılar. Nitekim bakan olamayan bazı arkadaşların şimdi merkez yürütme kurulunda görev aldıklarını gördüm. Demek ki bu noktada istihdam edilme alanları mevcut. Bundan sonra daha farklı birimlerde de istihdam edilme şansları muhakkak olacaktır ve ülkemiz bu yeni süreci yeni kabineyle inşallah yürüyüşe devam diyerek süratle çok daha farklı bir heyecanla yürüteceğine inanıyorum ve yeni kabineye başarılar diliyorum. Yarın ilk Bakanlar Kurulu toplantısını da Beştepe’de gerçekleştireceğiz. Orada da şuanda okunmakta olan hükümet programını da birlikte bir değerlendirme imkanımız olacak. İç- dış terörle mücadelede neler yapacağız, bunları değerlendirme imkanımız olacak ve ekonomide ne gibi adım atacağımız konularını değerlendirme imkanımız olacak. Ülkemiz için milletimiz için hayırlı olsun diyorum” dedi.