Etiket: Gençleştirme

  • Fındık Üretimine Yönelik Gençleştirme Çalışması

    Trabzon Arsin Organize Sanayi Bölgesinde, fındık veriminin artırılmasına yönelik olarak kurulan “Fındık fidanı üretim merkezi” üreticinin ürün kaybını asgariye indirmeyi hedefliyor.

    Trabzon Ticaret Borsası tarafından Fındıkta Verim ve Kaliteyi Arttırma Projesi’nin uygulanmaya başlamasıyla gündeme gelen ve kabul gören yaşlı bahçelerin yenilenmesi için üreticilerin fidan ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda adımlar atılıyor. Giresun’da bulunan Fındık Araştırma İstasyonu’nca uygulanan fidan yetiştirme çalışmalarına, borsalar ile özel sektör de destek veriyor. Gerçek yenilemenin dalların kesilmesi ile değil de kök yapısının değiştirilmesi şekliyle olabileceği gerçeğinden hareketle tüplerde ve saksılarda 3-4 yaşına kadar yetiştirilen fidanlar, üreticinin bahçesinde yaptığı yenileme sonrasında ürün almada yaşayacağı zaman kaybını da asgariye indiriyor. Bu durumda, bahçesine tüplü fidan diken üretici 4-5 yıl sonra ürün almaya başlıyor.

    Trabzon Ticaret Borsası’nın verim ve kaliteyi arttırma projelerine destek veren Ferrero firması da Fındık Fidanı Üretim Merkezi’ni hayata geçirdi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Trabzon Ticaret Borsası (TTB) ve TOBB Tahkim Divanı Üyesi Şükrü Güngör Köleoğlu, Trabzon Ticaret Borsasının fındıkta kalite ve üretim geliştirmesine yönelik yapılan çalışması kapsamında ağaçların gençleştirme çalışması yaptıklarını belirterek, “Bunun yanında budamanın yüzde 30 gençleştirme olduğunu üreticilerimize anlatıyoruz. Projeye katılan insanlar oluyor ancak fide temininde zorluklar oluyor. Bizim uyguladığımız fındıkta gençleştirme ve kalite artırma projesinin aynısı Ferrero ve Oltan Gıda tarafından uygulanmakta. Bize gerektiği zaman finans olarak yardımcı oluyorlar. Onlarda aynı programı uyguluyorlar. Ferrero’nun imkanları daha fazla olduğu için fındıkta tüplü fidancılık işlemini yapıyorlar. Üreticiler bunlardan alıp bahçelerini yeniledikleri zaman bekleme süreleri çok daha az oluyor. Ticaret Odasının projeler tarafından verilen fideler 1 ya da bir buçuk yaşında. Bunların ürün vermesi için 4-5 yıl beklemek gerekiyor. Ferrero’nun yaptığı bu fidecilik uygulamasında ise 4 sene sonra çok iyi bir duruma gelecekler. Üreticiler Ferrero projesine katılıp da bahçelerini yeniledikleri zaman kendi bahçelerini sökecekler buradan aldıkları fideleri olduğu gibi dikecekler. Böylelikle ürün kaybı zamanı da yaşamamış olacaklar. Bunu göstermemizin sebebi Türkiye’de gerçek anlamda tüplü fındık fideciliğine ihtiyaç vardır. Bununda bir şekilde uygulanması lazım. Tarım İl Müdürlüğü bu işin içine sokularak sertifikalı fidancılık yapılırsa hem kaliteli ve daha fazla ürün yetiştirme imkanına sahip olurlar” dedi.

    Üreticilerin en büyük sıkıntılarından bir tanesinin fındık fiyatları olduğunu dile getiren Köleoğlu, “Biz projelerimizi sürekli olarak üreticilerimize anlatıyoruz. Üreticilerin en büyük sıkıntılarından birisi de fındık fiyatları oluyor. Bu gençleştirmenin, fındık budamanın ve ağaç yenilemenin de fiyata bir nebze olsun faydası olacağını düşünüyorum. Karadeniz bölgesinde sertifikalı fidecilik hem üretici için iyi olur hem Türkiye için iyi olur iyi de fayda sağlayacağını düşünüyorum. Biz bunu örnek olarak yaptık inşallah insanlar da görür ya da devlet bu işe el atar” diye konuştu.

  • Ameliyatsız Yüz Gençleştirme

    Yaşlanma belirtilerinin en önemli konularının başında yüz bölgesinde yaşanan hacim kayıpları geliyor. Kırışıklıkların da takip ettiği bu süreçte bireylerin imdadına ameliyatsız yüz gençleştirme uygulamaları koşuyor.

    “Yüzdeki hacim kayıpları, mevcut yağ oranındaki azalma, yağların yer değiştirmesi ve zamanla zayıflayan ve farklı bir şekle giren iskelet yapısından da kaynaklanıyor” diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, sıklıkla gözlemlenen hacim kayıplarını ve kırışıklık bölgelerini şu şekilde anlattı: ‘’Yanaklar, gözyaşı kanalında beliren çukurluk, nazolabial çizgiler yani burun ve yanak arasında belirginleşen çizgiler, belirginliğini kaybeden elmacık bölgesi, barkod çizgileri yani dudak üstü ve çevresindeki dikine çizgiler, alt çene bölgesindeki çökme ve sarkma, göz çevresindeki ve alın bölgesindeki kırışıklıklar yaşlanmanın farklı evrelerinde karşılaştığımız durumlardır. Ameliyatsız yüz gençleştirme yöntemleri söz gelimi Örümcek Ağı estetiği, dolgu, botoks ve diğer medikal uygulamalar son derece verimli ve etkili sonuçlar almamızı sağlıyor.”

    REVİZYON GEREKLİDİR

    “Yaşlanma, devam eden fizyolojik bir süreçtir bu sebeple hedeflenen görüntüye ulaşma ve bu görüntüyü korumak için uygulanan tedavi planının zamanı geldikçe revize edilmesi son derece önemlidir” diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur ayrıca ameliyatsız yüz gençleştirme yöntemlerinde kişiye özel tedavi planlamasının çok önemli olduğunu açıkladı.

    TEDAVİLER BİREYSELLEŞTİRİLMELİDİR

    “Dolgu ve botoks uygulamalarında, Örümcek Ağı estetiğinde sıklıkla bireyler tek bir alanın tedavisi için başvurabilirler. Fakat sadece bir tek alanı baz alan uygulamalar, dengesiz bir dağılıma, doğal olmayan bir sonuca yol açabilir. Bu sebeple total olarak yüzün değerlendirilmesi ve bireysel, kişiye özel bir planlamanın tedaviye dahil edilmesi gerekir. Bu doğrultuda hastanın bireysel ihtiyaç, istek ve tercihleri de göz önünde bulundurularak, tedavinin bireyselleştirilmesi son derece önemlidir. Tedavi planlamasında hastanın cinsiyeti, yüz ve cilt tipi ve mevcut estetik müdahaleleri göz önünde tutulup, yapılacak uygulamanın diğer alanlara etkisi hesaplanarak planlanmalıdır” diyen Cihantimur mutlaka tedavi planının hasta ile paylaşılması gerektiğini, kısa ve uzun vadede belirlenen hedeflerle, beklenilen sonucun tartışılmasının önemini de belirtti.

    ŞİFRELERİ ÇÖZMEK LAZIM

    Cihantimur ayrıca şunları söyledi: “Özellikle yüz bölgesinde ele alınan gençleştirme uygulamaları, hacim kazandıran ve cilt dokusunu yeniden yapılandıran bir yaklaşımla yapılıyor. En başta bireysel ihtiyaçları ele alarak ve en doğal görüntünün elde edilmesi amacıyla tasarlanan bu uygulamalarla, artık gençliğin şifresi bireysel çözümlerle deşifre ediliyor. Herkesin kendine özgü bir yüz ifadesi vardır ve gençleştirme uygulamalarında bu ifadenin korunması ve doğal optimum sonuçları elde etmek için kişiye özel tedavi planlaması yapılmalıdır. Noktasal ve hastanın profiline göre yapılandırılan uygulamalarla ve doğru noktaları bularak ilerleyen tedavilerle gençleştirme çalışmalarının yapılması gerekir. Her kişide bu noktalar farklı şekilde şifrelenmiştir. Bu şifreler çözülünce güzellik ortaya çıkacaktır. Önemli olan her bireyde farklılık arz eden doğru noktaları bulmaktır.”

  • Kar Üstünde Gençleştirme Çalışması

    Samsun’un Vezirköprü ilçesinde bulunan Kunduz Ormanları’nda Vezirköprü Orman İşletmesi Müdürlüğü Kunduz Şefliği’nin sorumluluk alanında çam fidanlarını gençleştirme çalışmalarına kış şartlarına rağmen devam edildiği bildirildi.

    Vezirköprü Orman İşletme Müdürü Celal Kambur soğuk hava ve kar yağışına rağmen Kunduz Ormanları’nda çalışmalarına devam eden orman işçilerini ziyaret ederek, zor şartlara rağmen ormancılık bilinci içinde çalışan orman işçilerine hem moral verdi hem de tebrik etti. Ağır kış şartlarına rağmen çalışılmasının nedeninin çam fidanlık alanı içinde bulunan kesim zamanı gelmiş ağaçların vaktinde değerlendirilerek ekonomiye kazandırılması, fidanların büyümesi için gençleştirme çalışmalarının ve kesimlerinin zamanında yapılması olarak belirtilirken, kış kesimlerine teşvik verildiği, sarıçamın ömrünün 100-120 yıl olduğu, orman varlığının devamı için gençleştirmenin elzem olduğu, nisan ayına kadar 4 bin metreküplük üretim yapılmasının planlandığı ifade edildi.

    ORMAN İŞÇİLİĞİ BİR SEKTÖR HALİNE GELDİ

    Orman Ürünleri Kooperatif Başkanı Arif Kalmaz, işin pratiğini çok iyi bildiklerini, 75 orman işçisi ile kış şartlarına rağmen çalıştıklarını, kış kesimine teşvik verildiğini ifade ederek, orman işçiliğinin ilçede önemli bir sektör ve kazanç kapısı olduğunu, birçok ailenin geçimini orman işçiliğinden sağladığını söyledi. Orman işçiliği bakımından donanımlı ve tecrübeli olduklarına değinen Kalmaz, gençleştirme çalışmalarına kar-kış devam ettiklerini hiçbir tehlikesinin olmadığını sözlerine ekledi.

  • Somon Balığı DNA İle Cilt Gençleştirme

    Dermatoloji Kliniği Uzm. Dr. Yüksel Oltulu, ciltte eksilen proteinleri tamamlayabilen en iyi kaynağın somon balığı DNS’sı olduğunu söyledi.

    Somon DNA tedavisi hakkında bilgi veren Medical Park Samsun Hastanesi Dermatoloji Kliniği Uzm.Dr. Yüksel Oltulu, “Somon DNA tedavisinin yaşlanma ve yaşlanmaya bağlı ciltte oluşan değişiklikler üzerine yapılan çalışmalarda bu değişimlerin temel nedenlerinin ciltte azalan proteinler olduğu ortaya çıkmıştır. Yapılan bilimsel araştırmalara göre, ciltte eksilen proteinleri tamamlayabilen en iyi kaynağın somon balığı DNA’sı olduğu kanıtlanmıştır. Hem insan DNA’sına benzerliği hem de bu özelliğinden dolayı, cilt yenilenmesi, tazelenmesi ve anti-aging etkisi için somon balıklarından yararlanılmaktadır. Uygulama kriteri olarak yaşın önemli olmadığı yöntem, 20 yaşındaki bir gence de uygulanabilir. Yöntemin uygulanabilmesi için 3 boyutlu cilt altı analiz cihazı ile analiz yapılması gerekir. Analizde alınan verilerin incelenmesi ile kişinin bu yönteme ihtiyacı olup olmadığı ya da ne kadar süre ile nasıl uygulama yapılacağına karar verilir” dedi.

    Somon DNA’sı olumsuz faktör etkilerini yok edip cildin canlılığını kazandırdığını belirten Otlulu, “Stres, sigara ve güneş ışığı gibi dış etkenlerin yaşlanmayı hızlandırmasıyla oluşan ciltteki kırışıklık, sarkma ve yıpranma somon DNA’sı ile yüz germe ameliyatlarına gerek kalmadan ortadan kalkıyor, cildi gençleştiriyor. Somon DNA’sı olumsuz faktör etkilerini yok edip cildin canlılığını kazanmasını sağlar. Canlanan ve tazelenen cilt kişilerde daha genç bir görünüme neden olur. En etkili anti-aging uygulamalarından olan bu yöntem, cilde farklı bir nemlilik kattığı için etkisi daha uzun süre devam eder. Bunların yanında hızlı kilo alıp verme sonucu oluşan vücut çatlaklarının çözümünde de somon DNA tedavisi kullanılabilir. Özellikle hamilelik boyunca ve sonrasında, değişik bölgelerdeki çökme sonucu oluşan çatlakların giderilmesinde etkili olan yöntem, bayanların çatlak tedavisinde de bir numaralı tercihleri arasında yer alır” diye konuştu.

    İşlem sonrası kişilerin hemen günlük yaşamlarına devam edebileceğini ifade eden Oltulu, “Cerrahi müdahale olmadığı için anesteziye de gerek duyulmayan işlemde kişiler hemen günlük hayatlarına dönebilirler. Mezoterapi yöntemi ile cilde enjekte edilen somon balığı sütü, doğal bir serum olduğu için hiç bir alerjik reaksiyona neden olmaz. Uygulama sırasında kişiler sadece enjekte iğnesinin acısını hissedeler ki çoğu zaman bunun bile farkına varmazlar. Somon DNA tedavisi bu yönü ile en ağrısız cilt gençleştirme yöntemlerinden biridir. Uygulama sonrasında kişilerde sadece iğne delik bölgelerinde çok hafif kızarıklıklar olabilir. Bu kızarıklıklar kısa sürede yok olup sanki cilde hiç bir şey uygulanmamış gibi bir görüntü oluşur” şeklinde konuştu.

  • Yüz Gençleştirme Sayesinde Yaşlanmaktan Korkmayın

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Uzmanı Op. Dr. Muzaffer Çelik, yüzde yaşlanmanın belirtileri olan deride kırışıklıklar ve yumuşak dokuların sarkmasını estetikle çözdüklerini belirtti.

    Yüzde kırışıklıkların sebebinin kuru cilt gibi derinin kişisel özellikleri, sigara, güneş ışınları, kötü beslenme gibi dış etkenlere ve benzeri birçok faktöre bağlı olduğunu belirten Çelik, “Kas ve bağ dokularının sarkması ise doğal süreçle, yer çekiminin etkisi ile oluşur. Yaşlılığın belirtileri; alın ve göz çevresi kırışıklıklarının derinleşmesi, kaşların aşağı sarkması, üst göz kapağı ve alt göz kapağında torbalanmaların başlaması, yanak belirginliğinin kaybolması yanak çizgisinin derinleşmesi, alt çene kemik çıkıntısının kaybolması ve boyun açısının silinmesi ile kendini gösterir. Sarkmaların ve kırışıklıkların derecesine göre uygun yüz germe ameliyat tekniklerinden biri seçilir. Yüz gençleştirme ameliyatları için ideal yaş 35 yaş sonrası olmakla birlikte kişi kendini ne zaman hazır hissediyorsa ve buna ihtiyaç duyuyorsa o zaman yapılır. Etkisi yıllarca sürer. Bizim uyguladığımız teknikle kalıcılık 10-15 yıl sürmektedir.” diye konuştu.

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Uzmanı Op. Dr. Muzaffer Çelik, kranioplast’ta uygulanan teknikler hakkında bilgi vererek şöyle konuştu:

    “Endoskopik yüz germe operasyonu saçlı deride büyük kesiler yapmadan saç içerisinden 1 cm. lik kesilerle alın ve kaş dokusunun gerdirilerek kalıcı dikişlerle tespit edilmesine dayanır. Aynı zamanda aşırı mimik yapan kaslar zayıflatılarak derin kırışıklıklar ortadan kaldırılır. Ayrıca yanakta sarkma, alt göz kapaklarında torbalanmalar varsa yine endoskop yardımıyla yanak lifting yapılır. Bu yöntemde uygulanan askı dikişleri ve diğer ayrıntılar kendi geliştirdiğimiz bir yöntemdir. Yöntemimiz diğer tekniklere göre daha etkili, daha kalıcı ve naturel gençleşme sağlamaktadır. Alt yüz ve boyun için yapılan yüz gençleştirme işlemi kulak içerisinden ve arkasından yapılan saklı kesilerle gerçekleştirilir. Kranioplast’ta yüz germe sadece cildin gerilmesi şeklinde yapılmamaktadır. SMAS denilen cilt altı fasianında gerilmesi yapılır. SMAS lifting işlemi gençleşmenin kalıcılığını sağlamaktadır. Sadece deri germe işlemi ile doğal görünüm elde edilemez ve bu işlem de bir iki yıl sonra etkisini kaybeder. Aynı seansda göz kapaklarındaki torbalanmalar ve boyundaki sarkmalar düzeltilebilir. Bütün yüzün gençleştirilmesi gereken durumlarda operasyon 4 -5 saat sürer. Sadece alın ve şakak bölgelerinin müdahalesi 1.5-2 saat sürer. Genel anestezi veya lokal anestezi ile yapılır. Bir gece hastanede kalınır yada aynı gün eve gidilebilir.”

    Yüz gençleştirmenin bugünkü tekniklerle çok daha güvenli bir ameliyat olduğunu belirten Çelik, “Ancak cerrahi bir işlem olduğundan bununla ilgili komplikasyonlarla bazen karşılaşılabilinir. Cilt altında kan birikmesi, çok nadirende olsa enfeksiyon gözlenebilir. Fakat bunlar kolaylıkla manuple edilebilinecek sorunlardır. Keza çok sigara içen hasalarda iyileşme problemleri ortaya çıkabilmektedir. Ameliyatın neticesi 1-2 ay içerisinde görülebilmektedir. Çünkü yüzde ve göz kapaklarında şişlikler ve ödem bir süre için olacaktır. Bu süre kişiye göre değişmekle birlikte ortalama 7-10gündür. Yüzde küntlük ve gerginlik hissinin birkaç haftadan sonra normale döndüğü gözlenir. İlk 3 gün yüzde hafif baskılı bandaj uygulanır, üç gün sonra banyo yapılabilir. Dikiş alma yoktur. Ameliyatın kesin neticesi ortalama 3 ay sonra ortaya çıkar. Bu süre içerisinde sizi rahatsız edecek şikayetler minimaldir” şeklinde konuştu.