Etiket: Gelmiş

  • Özhaseki ABD’deki seçimleri değerlendirdi: “Ha Biden gelmiş, ha Trump gitmiş”

    Özhaseki ABD’deki seçimleri değerlendirdi: “Ha Biden gelmiş, ha Trump gitmiş”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) seçime ilişkin olarak, “Ha Biden gelmiş, ha Trump gitmiş. Biz önümüze bakıyoruz. Biz milletimizin temsilcisiyiz. Onların hak ve menfaatlerinde de asla taviz vermeyiz. Hiç fark etmez. Bundan kimse endişe etmesin” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, AK Parti Kayseri İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kayseri’nin kamu yatırımlarından faydalandığını kaydeden Özhaseki, havaalanının genişletilmesi ile 3. etap tramvay hattının da temelinin haftaya atılacağını kaydetti.

    “Ha Biden gelmiş, ha Trump gitmiş”

    ABD’deki seçimlere değinen Özhaseki, “Amerika kadar realist davranan bir ülke yoktur. Kim gelirse gelsin. Onlar biraz gerçekçidirler. Onlar daha çok çıkarlarının peşindedirler. Biz biraz Doğu ülkesiyiz, dostluklara önem veririz. Orada öyle bir şey yok. Hiç kimse bunu düşünmesin. Onların çıkarları vardır, menfaatleri vardır, anlaşmaları vardır. Bizim Türkiye’deki muhalefet Biden’den ümitlendi. Çokta sevindiler. Sevinmelerinin sebebi; Recep Tayyip Erdoğan’ı gönderecek gruplar bir araya gelsin, onu gönderelim gibi bir söylemdi nihayetinde. Türkçesi böyleydi. Ondan dolayı heyecanlandılar. Hayretler içerisindeyim. Türk insanına kendilerini sevdirseler, dertlerini anlatsalar, AK Parti’yi çok daha güzel gönderirler. Çok daha rahat gönderirler. Niye Biden’den ümit bekliyorlar anlamış değilim. Amerika gibi ülkeler bakarlar kim var iktidarda onla çalışırlar. Birisine bazen emek verirler, baktı o kaybediyor anında silerler, atarlar, görmezler bile. Yollarına devam ederler. Nihayetinde burada Türkiye’de çok güçlü bir lider var. Çok güçlü bir ittifak var. Hak ve menfaatlerini asla onlara bırakmayacak bir irade var. Bunu Akdeniz’de gördüler. Bunu Karadeniz’de gördüler. Bunu Azerbaycan’da gördüler. Türkiye bu çağda ve bu devirde artık yun kurucudur. Suriye’de de, Libya’da da, Azerbaycan’da da oyun kurucuyuz. 2000 bin öncesini düşünüyorum da o gün ki iktidarlar olsaydı böyle şeyler olabilir miydi? Herkes elini vicdanına koysun ve sorsun. Ha Biden gelmiş, ha Trump gitmiş ha gelmiş, ha gitmiş. Hiç umurumuzda bile değil. Biz önümüze bakıyoruz. Biz milletimizin temsilcisiyiz. Onların hak ve menfaatlerinde de asla taviz vermeyiz. Hiç fark etmez. Bundan kimse endişe etmesin” şeklinde konuştu.

    Azerbaycan’ın kazandığı zafere ilişkin konuşan Mehmet Özhaseki, “Azerbaycan’da içimizi acıtan bir olay vardı. Dağlık Karabağ’daki Türk bölgesinin işgal edilmiş olmasıydı. Oradaki Azeri kardeşlerimizin de yıllarca vatanlarından uzak sürgünde yaşamaları, kendi öz topraklarından uzakta kalmalarıydı. Bu dönemde Haydar Aliyev ile birlikte Cumhurbaşkanımızın iradesi ortaya çıktı. Nihayetinde Türk kardeşlerimizin orada topraklarına kavuşuyorlar. Bu bizim için adeta bayram. Son derece sevindirici bir olay. İkinci bir hadise de eskiden aramızda Nahçıvan bölgesi ve Ermenistan’ın olduğu bir coğrafyadan dolayı gönül dostu ülkelerimizle bir araya gelemiyorduk. Şimdi orada bir hat çıkıyor ve direkt kendi coğrafyamız ile buluşacak hale geliyoruz. Bu da diğer başarı kadar önemli diye düşünüyorum. İnşallah Türkiye Cumhuriyeti bundan sonra Azerbaycan ile ve diğer Türk Cumhuriyetleri ile direkt buluşma imkanına da kavuştu. Bu da Cumhurbaşkanımızın iradesi ile olmuş bir iştir” diye konuştu.

    Türkiye’nin pandemi ile mücadelede başarılı olduğunu dile getiren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Özhaseki, “Pandemi dünyanın başının belası. Birçok ülke o konuda aciz kaldı. Biz mücadele de başarılıyız. Sağlık sistemimizden dolayı başarılıyız. Sağlık ekibimizden dolayı başarılıyız. Hükümetin iradesinden dolayı başarılıyız. Hiçbir kardeşimiz kaybolsun istemeyiz, rahmetlik olsun istemeyiz ama bu virüsünde oluşturduğu bazı hasarlar oluyor. Umarız ki biran önce aşı çıkar, herkes rahatlar ve normal hayata döneriz” dedi.

  • 1 Rus’un öldüğü kaza paraşütlerin çarpışması sonucu meydana gelmiş

    1 Rus’un öldüğü kaza paraşütlerin çarpışması sonucu meydana gelmiş

    Muğla’nın Fethiye ilçesinde 20. Ölüdeniz Hava Oyunları sırasında Rus uyruklu bir kişinin öldüğü, 2 kişinin yaralandığı kazanın, iki ayrı paraşütün havada çarpışması sonucu meydana geldiği ortaya çıktı.

    20. Ölüdeniz Hava Oyunları Festivali sırasında Rus uyruklu 1 paraşütçünün öldüğü, birisi ağır iki paraşütçünün ise yaralandığı kazanın detayları belli oldu. 4 Rus turistin karıştığı kazanın Babadağ’ın 1700 metre pistinden ikili atlayış yapan Pawel Trishin ve yanında yolcu olan Feder Chelyshev’u taşıyan paraşüt ile gene ikili atlayış yapan pilotluğunu Serge I Soliar ve yanında bulunan yolcusu Julia Shato’nun bulunduğu paraşütün havada süzüldükleri sırada çarpışmaları neticesinde meydana geldiği ortaya çıktı.

    Pawel Thishin’in düştüğü yerde hayatını kaybettiği kazada, yaralanan Serge I Soliar ve Feder Chelyshev hastanede tedavi altına alındı. Diğer paraşütçü Julia Shato ise paraşüt ile normal bir şekilde Ölüdeniz Plajı’na iniş yaptı.

  • Gürgen : “Yıkımlara Rize’de selin sembolü haline gelmiş olan binadan başladık”

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Vedat Gürgen, buralarda dere içerisinde bulunan binaların, yapılmış olan dolguların ve müdahalelerin tek tek tespitlerini yaptıklarını belirterek “Bu kapsamda yıkımlara Rize’de selin sembolü haline gelmiş olan binadan başladık” dedi.

    Rize’de 2 Ağustos’ta yaşanan selde gündeme gelen Muradiye beldesinde dere yatağına inşa edilen 7 katlı binanın yıkımı sürüyor. Rize’de, 2 Ağustos’ta şiddetli yağışın etkisiyle oluşan sel ve heyelanda en fazla zarar gören yerlerin başında merkeze bağlı Muradiye gelirken, beldeye bağlı Kömürcüler köyünde dere yatağına inşa edilen 7 katlı bina selden hasar görmüş ve bina basında geniş olarak yer almıştı. 15 yıl önce 3 katlı inşa edilen ancak ardından ilave katlarla 7 kata çıkan dere yatağındaki bina için sahipleri, ’imar barışı’ başvurusunda bulunmuştu. Tartışmalara neden olan 7 katlı bina ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bina arazisinin kamulaştırılarak yıkımına karar vermişti. Yıkım kararı verilen binanın yıkımına bugün başlanırken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Vedat Gürgen, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

    “Tek tek tespit ediyoruz”

    Bu yıl Ağustos ayının başında tüm Doğu Karadeniz’ etkileyen bir sel felaketi yaşadıklarını hatırlatan Gürgen “Bu sel felaketinde yaşamış olduğumuz iklim değişikliğinin büyük etkisi var. İklim değişikliği ile birlikte yağışlar normal yapış rejiminin çok ötesine geçti. Üzerinde bulunduğumuz derelerin gürül gürül çağlamasıyla insanlarımız artık sel baskınlarıyla yüz yüze kaldılar. Ağustos ayının başında yaşadığımız Muradiye ilçemizde arkamızda görmüş olduğunuz 8 katlı binada derenin taşması neticesinde altlarında görüldüğü gibi su basmıştı. Bu konunun üzerinde Çevre ve Şehircilik Bakanımızın da bize talimatları çerçevesinde biz bütün Rize’nin içerisinde bütün Doğu Karadeniz içerisinde yeni yağış rejimlerine göre uyum için en baştan çalışıyoruz. Buralarda dere içerisinde bulunan binaların, yapılmış olan dolguların ve müdahalelerin tek tek tespitlerini yapıyoruz. Bu çerçevede Artvin’den başlayarak Samsun’a kadar devam eden süreçte inşallah bu sene sonuna kadar eylem planını hazırlamış olacağız” dedi.

    “Bundan sonra derelerdeki işgallerin hepsi kaldırılacak”

    “Hem yağış rejiminin değişmesi hem de ciddi anlamda derelere müdahaleler nedeniyle ciddi seller oluşuyor” diyen Gürgen “Bu riskleri kaldırmak adına ilk önce bakanımızın talimatıyla Rize’de selin sembolü haline gelmiş olan binadan başladık. Bu binanın malikleri ilk önce bu felaketi yaşadıkları için üzülmüştür ama kendileri de ilgi ve alaka gösterdiler. Bizde kendilerine ilgi ve alaka gösterdik. Bu binanın kamulaştırılması yapıldı ve yıkımı gerçekleştiriliyor. Elbette bu bina sürecin içerisindeki tek bina değil. Bu bir başlangıç. Bundan sonra derelerdeki işgallerin hepsi kaldırılacak. Çünkü Türkiye’de değişen iklim koşullarıyla birlikte sel felaketleri yaşamak istemiyoruz. Vatandaşımız can güvenliğini sağlamak birinci önceliğimiz. Bakanımızın bu konuda çok ciddi talimatları var” ifadelerini kullandı.

    “İmar barışı konusu bir imar affı değildir”

    Genel Müdür Vedat Gürgen, dün Ayder Yaylası’na kadar çıktıklarını ve Fırtına Vadisi’nin gezdiklerini belirterek şunları söyledi:

    Fırtına Vadisi’nde 9 tane binanın kaçak olarak yapımına başlandığını gördüklerini kaydeden Gürgen “İnsanımız belki de yanlış bir yönlendirme ile imar barışı konusunu imar affı olarak anlayıp tekrardan konut yapabilme yanlışının içerisine düştü. Bugün Fırtına Vadisi’nde mühürlenen binaların ve inşaatına devam edilen binaları da gördük. Buradan vatandaşlarımıza açık yüreklilikte sesleniyorum. Kendi iyilikleri için uyarıyorum. Bu inşaatlara devam etmesinler. Bu inşaatların yıkılmasının önünde hiçbir engel yoktur. Bunlarla ilgili ciddi kararlar aldık. Kendilerinden rica ediyorum boş yere harcama yapmasınlar. Bu imar barışı konusu bir imar affı değildir.”

    “1 Ocak 2018’den itibaren aykırı yapılmış binaların hepsi yıkılacak”

    Vatandaşların yörede kaçak bina yaparak paralarını boş yere harcamamaları uyarısında bulunan Gürgen “Çünkü o binalar yıkılacak. Öyle veya böyle yıkılacaklar. Mühürlenmiş 9 tane bina vardı. Bunun başka suçlara teşkil etmemesi gerektiğini düşünüyorum. 1 Ocak 2018’den itibaren aykırı yapılmış binaların hepsi yıkılacak. Bunlar yıkılmaz düşüncelerine kapılmasınlar. Bu ayın içerisinde o binalar da yıkılacak” açkılamasında bulundu.

    Gürgen, Ordu’da yaşanan selin ardından orada da yıkımların gerçekleşeceğini kaydederek “Orada derenin içerisinde yapılmış olan bir dolgu vardı. O dolgu da kaldırılıyor” dedi.

    Binasının yıkılmasının ardından artık Rize’de yaşamayı düşünmüyor

    Yıkılan 7 katlı binada oturan bina sahiplerinden Nihat Yazıcı da yaptığı açıklamada “Duygusal anlar yaşıyoruz. Artık Rize’de yaşamayı düşünmüyorum. Başka bir yerde yeni bir hayat kurmayı düşünüyoruz. En azından şimdilik böyle düşünüyoruz, her şey nasip kısmet” ifadelerini kullandı.

  • Palandöken: “Emekliliği gelmiş esnafa kolaylık sağlanmalı”

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, emekliliği gelmiş ancak prim borcu bulunduğu için emekli olamayan esnafa gerekli kolaylığın sağlanması gerektiğini belirterek, “Prim borcundan dolayı emekli olamayan esnaf ve sanatkarımız için SGK ve kamu bankaları arasında yeni bir işbirliği protokolü imzalanmalı” dedi.

    TESK Genel Başkanı Palandöken, emekliliği gelmiş ancak prim borcu bulunduğu için emekli olamayan esnafa gerekli kolaylığın sağlanması gerektiğini kaydetti. Prim borcundan dolayı emekli olamayan esnaf ve sanatkarlar için SGK ve kamu bankaları arasında yeni bir işbirliği protokolünün imzalanması gerektiğini belirten Palandöken, “Daha fazla kişinin emekli olabilmesi için bağlanacak emekli maaşı karşılığında prim borcunu taksitlendirmek isteyen esnafımıza yeni bir hak tanınmalı. Ancak yeni yapılandırma ile esnafa kredi imkanı verilirken sicil engeli olmamalı. Zaten krediler ödenirken esnafın emekli aylığından kesinti yapılacağı için bankanın herhangi bir riski yok. Bu yüzden bankalar sicili bahane etmeden gerekli kolaylığı sağlamalı” ifadelerini kullandı.

    “Esnafımız borcunu yapılandırmak için yeni bir protokol bekliyor”

    Emekli olmak için prim borcunu taksitlendirmek isteyen tüm esnaf ve sanatkarın kredilerden faydalanması gerektiğine değinen Palandöken, şunları kaydetti:

    “Daha önce Ziraat Bankası ve SGK arasında imzalanan ve esnafın prim borcunu emekli maaşı ile ödemesini sağlayan protokolün süresi sona erdi. Emekli olmak isteyen esnafımızın bir kısmı bu protokol ile bankadan aldığı krediler sayesinde birikmiş prim borcunu ödeyip emekli oldu. Ancak emeklilik bekleyen çok sayıda esnafımız çeşitli nedenlerle bu yapılandırmadan faydalanamadı. Emekli olmak isteyen esnafımız borcunu yapılandırmak için yeni bir protokol bekliyor. Bu protokol binlerce esnafımıza emeklilik yolu açacağı gibi bankalar açısında da bir risk taşımıyor. Çünkü protokol gereği, emekli olan esnafın aylığından belli oranlarda kesinti yapılarak kredi geri ödenmektedir.”

    Bazı vatandaşların sicil engelinden dolayı SGK ve Ziraat Bankası arasında imzalanan protokolden faydalanamadığını dile getiren Palandöken, “Yeni yapılacak işbirliği protokolü ile esnafımız arasında ayrım yapılmadan, siciline bakılmaksızın tüm esnafımıza prim borcunu ödeyerek emekli olmaları için kredi imkanı verilmeli. Bir önceki protokol imzalanırken mağduriyetlerin ortadan kalkması için taksitlendirme yaparken esnafın siciline bakılmayacağı belirtilmişti. Ancak banka, sicili bozuk olanlara kredi vermedi. Yeni yapılandırma da emekli olacak olan esnafımıza sicil engeli olmamalı” şeklinde konuştu.

  • Prof. Dr. Özdemir, “Kardiyolojinin gelmiş olduğu en ileri nokta ’tavı’ ”

    Açık kalp ameliyatı yapılması halinde hayati risk oluşturan hastalarda hayat kurtaran yöntem olarak bilinen TAVI için Bezmialem Vakıf Üniversitesi (BVU) önderliğinde “TAVI Zirvesi” gerçekleştirildi. Zirvede 200’un üzerinde katılımcıyı ağırlayan BVU Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ramazan Özdemir ise TAVI’yı “kardiyolojinin gelmiş olduğu en ileri nokta” olarak adlandırdı.

    TAVI, “Kesisiz” veya “Kansız“ olarak halk arasında nitelenen türden, ameliyata gerek kalmadan kalp kapakçığının (Aort kapak) değişimi işlemine verilen isimdir. Genellikle kalpte aort kapak darlığı (tıbbi adıyla aort stenozu) olan insanların açık kalp ameliyatı ile tedavi edilmeleri yüksek riskli bulunduğunda, uygulanması önerilen bir girişimdir. 2002 yılından bu yana uygulanan yöntem ile ilgili olarak gelişmeleri takip edebilmek ve uzmanların kendi aralarında bilgi alışverişi yapmak üzere TAVI Zirvesi gerçekleştirildi. Bezmialem Vakıf Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte TAVI yönteminin avantajları ve dezavantajları tartışıldı. Bununla birlikte canlı yayın ile birlikte gerçekleştirilen ameliyat üzerinden tartışılan zirvede aynı zamanda vakalar üzerinden sunumlar da gerçekleştirildi.

    “2010 yılından bu yana TAVI işlemi çok fazla gelişti”

    TAVI yöntemi ile ilgili detaylı bilgilendirmelerde bulunan BVU Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ramazan Özdemir işlemin kardiyolojinin teknoloji ile birlikte gelmiş olduğu en son nokta olarak nitelendirdi. Özellikle 2010 yılından bu yana TAVI işleminin dünyada ve Türkiye’de çok başarılı bir şekilde uygulandığını da belirten Prof. Dr. Ramazan Özdemir, “Bu işlemi üniversitemiz bünyesinde çok fazla uyguluyoruz. Bu yüzden yurtdışından ve yurtiçinden uzman arkadaşlarla bir araya gelerek deneyimlerimizi aktararak, adeta bir kurs niteliğinde, canlı vakalarımızı da anlatarak bir nevi eğitim toplantısı düzenlemeyi uygun bulduk. Bu şimdiye kadar yapılan TAVI ile ilgili en büyük toplantı. İşlem 2010 yılından sonra açıkçası dünyada çok iyi bir yol kat etti. Bununla birlikte sonuçlar da son derece iyi olmaya başladı. TAVI yöntemi daha önce cerrahinin kabul etmediği yüksek risk taşıyan hastalarda uygulanması kabul edilirken şimdi artık cerrahi işlem yapılabilecek hastalarda da alternatif bir tedavi yöntemi olmaya başladı” dedi.

    TAVI yönteminin avantajları nelerdir?

    TAVI yöntemi ile birlikte kalp kapakçığı değişimi yapılan hastaların diğer yöntemlere oranla çok daha avantajlı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Özdemir, “ TAVI yönteminin uygulanmaya başlandığı ilk zamanlarda kanamalar ve kapağın tutmaması gibi bazı komplikasyonlar oluyordu. Fakat şuanda çok daha ilerlemiş durumda. Aynı zamanda da birçok avantajı var. Bir kere hasta tam bir ameliyat olmuş olmuyor. Hastanın göğsünde bir kesi yok. Bu yöntem daha çok yandaş hastalıklar taşıyan hastalarda uygulanıyordu. Yani, yaşlı, akciğer, böbrek vs hastalığı olan ya da başka bir patoloji yani anestezi verdiğinde yüksek risk taşıyan, kaybetme ihtimali yüksek olan hastalarda uygulanıyordu. Bu hastalarda da büyük avantaj sağlanmış olunuyordu. Kasıktan giriliyor ve ameliyat izi yok. Yaklaşık yarım saat süren bir işlem süresi var. Hastanede kalış süresi çok az. Çok yoğun anestezi verilmemiş oluyor. Yüksek riskli olan hastalar için bunların hepsi çok büyük avantaj olarak kabul ediliyor. Bu yüzden kardiyolojinin geldiği en ileri nokta diyebiliriz” diye konuştu.

    Türkiye’nin de TAVI işlemi için dünya ile başa baş gittiğini dile getiren Prof. Dr. Özdemir aynı zamanda, “Bu yöntem için Türkiye çığır açtı diyebiliriz” diyerek sözlerini sonlandırdı.