Etiket: Gelmeyin”

  • İnternette oltaya gelmeyin

    Yiğit Yazılım Genel Müdürü Yiğit Turan hem kişisel hem de şirketlere ait bilgisayarları tehdit eden phishing virüsüne karşı dikkat edilmesi gereken noktaları açıkladı.

    İnternetin hayatımızın her alanına nüfuz etmesiyle birlikte sosyal medya platformları, alışveriş ve haber siteleri, bloglar, müzik, sinema ve oyun siteleri zamanımızı geçirdiğimiz alanların başında geliyor. İnternette vakit geçirdiğimiz her an giriş yaptığımız bu sitelerden ve alanlarda bilgi alırken aynı zamanda zararlı ve casus yazılımlar, virüsler, fidye yazılımları gibi birçok tehdide de kapımızı aralıyoruz. Bu tehditlerin en başında ise, bir süredir gündemi meşgul eden ve web sitelerine bilgisayar korsanları (hacker) tarafından yerleştirilen “phishing virüsü” bulunuyor.

    Yiğit Yazılım Genel Müdürü Yiğit Turan hem kişisel hem de şirketlere ait bilgisayarları tehdit eden phishing virüsüne karşı dikkat edilmesi gereken noktaları açıkladı.

    Phishing virüsü ne demek?

    Turan, “İngilizce password (şifre) ile fishing (balık tutmak) kelimelerinden oluşan “phishing” genellikle güvenilen web sitelerini taklit ederek, bilgisayar kullanıcılarını tehdit eden virüsün bilişim terminolojisindeki adıdır” dedi.

    Phishing virüsü hangi zararlara yol açar?

    Turan’ın açıklamalarına göre genellikle güvenilir ve sık ziyaret edilen web sitelerini taklit ederek domain üzerinden sunucuya erişip, web sayfasını klonlayan, arka planda ise klonlanan web sayfası üzerinden kullanıcının şifrelerini ya da kredi kartı bilgilerini kopyalamayı amaçlayan bir virüs. Phishing virüsü sadece bununla da kalmaz, kötü niyetli kullanıcı, güvenilir web sitelerine erişerek hedeflenen kullanıcıya bir e-posta gönderir. Bu bir tuzak e-postasıdır. Gelen e-postada bir link vardır ve o linke şifre ya da kredi kartı bilginizi girmenizi isterler. Bu sayede hedef kişi, mağdur duruma düşer.

    Hangi uyarılara dikkat edilmeli?

    Turan şöyle konuştu: “Bugün pek çok web sitesini kontrol ederken, karşımıza Google tarafından o sitenin güvenli olmadığını, o site tarafından şifre ve kredi kartı bilgilerinin çalınabileceğinin uyarısını alıyoruz. Şu sıralar bu durum pek çok kez karşımıza çıkıyor. İşte bu olayın en büyük nedeni web sitenize bilgisayar korsanları tarafından yerleştirilen phishing virüsüdür.

    Phishing virüsüne karşı nasıl önlem alınır?

    Öncelikle unutulmaması gereken, hiçbir kamu kurumu, banka veya şirket e-posta aracılığı ile kredi kartı bilgisi veya hesap numarası gibi kişisel bilgileri istemez. Böyle bir durum söz konusu ise, bu bilgisayarın kötü niyetli bir kullanıcının tehdidine maruz kaldığını gösterir.

    Eğer gelen e-posta tıklanarak gönderilen link açıldıysa, açılan linkin üst kısmında tarayıcının güvenlik kimliği doğrulamasının olup olmadığını kontrol edin. SSL sertifikası olup olmaması, hayati önem taşır. İnternetten yapılan bir alışverişin ya da işin mutlaka e-posta dökümünü isteyin. Gelen e-postanın gönderici kısmına dikkat edin, gönderici doğruysa yapılan işlem ile ilgili detayları kontrol edin. Bankacılık işlemi yapıldıysa, mutlaka internet bankacılığından hesap dökümlerini karşılaştırın.”

  • Başbakan Yıldırım’dan IKYB yönetimine: “Gaza gelmeyin”

    Başbakan Binali Yıldırım, Kuzey Irak’taki referandumla ilgili IKYB yöneticilerine seslenerek, “Gaza gelmeyin arkanıza geçenler, sırt sıvazlayan işler tersine gittiğinde sizi ulu orta bırakılar. Bu topraklarda birlikte kaderimiz ortak. Geçmişimiz ortak. Geleceğimiz ortak” dedi.

    Çorum’da kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelen Başbakan Binali Yıldırım’ın gündeminde Kuzey Irak’taki referandum vardı. Referandumun Türkiye için gayrimeşru ve yok hükmünde olduğunu dile getiren Başbakan Yıldırım, “Irak’ta ve Suriye’de zaten sorunlardan, krizlerden yorgun düştü. Bütün bu sorunlar ortadayken bir referandum ayrılma sevdasına kapılmak orada yaşayan milyonlarca insana gelecek vaat etmez. Onlara huzur barış getirmez. Oradaki sorunların üzerine yeni sorunlar getirir. Onun için bir takım sorumsuz yöneticilerin ihtirasları uğruna bir bölgenin geleceğinin kararılmasına biz karşıyız. Bir Kürtlere karşı değiliz. Biz asırlardan beri kardeşiz. Burada işi saptırmanın anlamı yok. Bugüne kadar zulümden her türlü baskıya karşı orada biz vardık. Türkiye Cumhuriyeti vardı. 40 yıldır terörle mücadele eden biziz. Çok büyük bedeller ödedik. Bundan sonra bedel ödemek istemiyoruz. Türkiye’nin bunca yaptıklarını hiçe sayacaksınız, bir maceraya gireceksiniz. Kusura bakmayın Türkiye buna boyun eğmez” dedi.

    “Çorum’dan kardeşliğin merkezinden şunu ifade ediyorum, herkesin bilmesini istiyorum” diyen Başbakan Yıldırım, “Biz gerek Irak’ta, gerek Suriye’de hudutlarımızın güneyinde yapay devletler oluşmasına asla izin vermeyeceğiz. Bu Türkiye’nin milli güvenlik meselesi. Orada yaşayan kardeşlerimizin hukuku, Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımızın hukuku gibi bugüne kadar Irak’ın her sıkıntında yanında olduk. İni niyetimiz görünmezlikten geliyor. Bu yöndeki uyarılarımız dikkate alınmıyor. İstikrar ve huzur istemeyenler yıllardır devam eden sıkıntıları daha da ağırlaştırmak isteyenler var. Gaza gelmeyin arkanıza geçenler, sırt sıvazlayan işler tersine gittiğinde sizi ulu orta bırakılar. Bu topraklarda birlikte kaderimiz ortak. Geçmişimiz ortak. Coğrafya kaderdir. Kaderinizi değiştiremezsiniz.. Orada yaşayan Türkmenler, Asuriler, Ezidiler yıllardır çektikleri çileye yeni çileler eklenmesin. Bizim dostça uyarımız bundandır. Ama bu uyarılar yankı bulmuyorsa tabi ki bu gelişmelerden ülkemizin olumsuz etkilenmemesi içinde her türlü tedbiri almak bizim hakkımızdır. Milletimizin geleceğini düşünmek zorundayız. Bu söylenenleri herkes can kulağıyla dinlemeli. Hal ve hareketini belirlemelidir. Türkiye’ye yanlış yapanların mutlaka bedelini ödeyeceklerini akıllarından çıkarmasın” ifadelerini kullandı.

    Zor bir coğrafyada olduğumuzu anlatan Yıldırım, “Etrafımızda adeta ateş çemberi var. Irak’ta istikrarsızlık, Suriye’de savaş var. Bunların sebebi oradaki masumlar değil. Oralarda hesabı olan, oralarla hiçbir ortak bağı olmayan insanlar. O bölgede yaşayan Müslüman diyebileceğimiz bir takım insanlarda bunların oyunlarına alet oluyor. Bunu da görüyoruz. Ancak Türkiye bir yandan bekası için terörle mücadelesini yaparken bir yandan da tahribatların yarasını da sarıyor.

    Mültecilerin yaşamlarını sürdürmesi için her zaman dost elini uzatan ülke Türkiye’dir. Tüm zorluklara rağmen ülkemiz her alanda hedeflerine ve yoğun özverili gayretli ve milletin verdiği destekle bütün zorlukların üzerinden geliyoruz” diye konuştu.

    Bu ülkenin hepimizin olduğunu vurgulayan Başbakan Yıldırım, “Bizler aynı inancın, milletin mensuplarıyız. Türkiye’yi ayrıştırmaya, bölüştürmeye çalışanlar, mezhep kavgası çıkarmaya çalışanlar biz bin yıldır kardeşiz. Biz biriz, beraberiz. Bugünlere sevinçte de tasada da bir olarak geldik. Farklılıklar değil ortak noktalara yoğunlaşacak geleceğimizi inşa ederiz. Aynı medeniyet ve kültürün çocuklarıyız. Aynı havayı soluyor, aynı suyu içiyoruz. Bir olan köklerimizi daha da güçlendirmeye devam edeceğiz. Ecdadımız bize güzel miras bıraktı. Dünyanın ilk yazılı barış anlaşması bu topraklarda. Bu anlaşmayı yapan iki medeniyet vardı. Bugün dünyanın emperyal güçleri kendi raconlarını kesiyor. Bizim yapmamız gereken mirasımıza, sahip çıkmak. Türkiye’ye vatanımıza gözümüz gibi bakacağız. Ötekileştirmekten değil, bir olmaktan bütün olmaktan yanayız. Bundan başka yolumuz yok. Geçmişten gelen sıkıntılarımız olabilir. Geçmişte yaşanan acıları beraber yaşadık. Dersler çıkarmalıyız sıkıntılarımızı dayanışma sevgi saygıyla aşacağız. Bizim samimiyetle, güvenle aşamayacağımız hiçbir sorun yok” şeklinde açıklamalarda bulundu.

  • Fındık üreticisine “Randıman oyununa gelmeyin” uyarısı

    Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) fındık alımına başlaması ile birlikte piyasa hareketlenirken, üreticilerin randıman oyununa gelmemesi için Ünye Ziraat Odası Başkanı Osman Sarıkahraman uyarılarda bulundu.

    TMO’nun Ünye’de kendi depolarında fındık almaya başlamasının üreticinin bir nebze olsun elini güçlendirdiğini belirten Ünye Ziraat Odası Başkanı Osman Sarıkahraman, “Üreticinin randıman konusunda haksızlığa uğramaması için dikkat etmesi gerekiyor. Bilindiği gibi Giresun kalite fındık 10,5 liradan, tombul fındık ise 10 liradan alınıyor. Fakat piyasada oluşan algıya göre ‘ben TMO’ya fındığı yatırdığımda elimize 9 lira para geçiyor. Toprak Mahsulleri Ofisinin 50 randıman fındığı 9,78 kuruş oluyor.’ Fakat fındık 50 randıman üzerinde olursa vatandaşımızın eline 10 lira geçiyor. Dolayısıyla piyasada 8,50 liraya fındık alındığını görüyoruz. Tabii ki bizler de üreticilerimizin TMO’ya yönlendirilmesini istiyoruz. Bizler inanıyoruz ki 10 lira gibi bir fındığın TMO’nun almış olduğu fiyatı diğerlerinin de almasını bekliyoruz” dedi.

    Çirkinleşmeye gerek yok

    Fındıkta randımanın nasıl yapıldığını açıklayan Başkan Osman Sarıkahraman, “Bazı tüccarların randıman üzerinden çirkinleşerek randıman oyunu oynandığı hakkında bilgiler alıyoruz. 250 gram kabuklu fındık tartılarak kırılır. İçindeki çürük, buruşuk ve atığı ayrı ayrı kenara konur. Sağlam fındık yeniden tartılır. Eğer 125 gram gelirse bu 50 randımandır. Bunun üzerine konulan her 2,5 gram 1 randıman yapar. 130 gram gelen fındığın randımanı 52 olur. Ancak piyasada 50 randımanın 125 gramdan 130 grama çıkarıldığı konuşuluyor. Bu da çok çirkin bir harekettir. Üreticilerimiz bu duruma dikkat etsinler. Vatandaşlarımız 52 randıman gelen fındığı tüccara veriyor. Bazı tüccar ise bu fındığı üreticimizin evrakını alarak TMO’ya veriyor. Bu durumda üreticilerimiz mağdur oluyor” diye konuştu.

  • Özel eğitim kurslarının oyununa gelmeyin

    Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Muharrem Tüfekçi, sadece tek dal için yetki belgesi olan özel eğitim kurslarının halen birden fazla ders veriyorlarmış gibi kayıt yapmalarının öğrencileri ve aileleri mağdur ettiğini söyledi.

    Daha önce açılmış olup birden fazla bilim grubunda faaliyet gösteren özel öğretim kursları 1 Ağustos 2017’den itibaren sadece bir bilim grubunda takviye ders verebilecekk. Buna uymayan kurumlara ise ağır para ve kapatma cezası verilecek. Öğrenci ve velilerin mağdur olmaması için çok dikkatli davranması gerektiğini ifade eden Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Muharrem Tüfekçi, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın ikazlarına rağmen özel öğretim kursları sanki biren fazla ders verebilecekmiş gibi kayıtlara devam ediyor. Çocuğuna özel öğretim kursundan takviye ders aldırmak isteyen veliler, ilgili kursun yetki belgelerini mutlaka görsün. İmzalanacak senetlerin de Türk Ticaret Kanunu’na tabi olması gerekiyor. Artık özel kurslarda bir bilim grubunda eğitim öğretim yapılabilecek. Mesela sadece İngilizce, sadece matematik, sadece fizik veya sadece coğrafya gibi. 1 Ağustos evveline kadar gördüğümüz öğrenci etüt merkezlerinin, ilkokul ve ortaokul çağı öğrencilerine hitap eden yaygın eğitim destek ünitelerinin faaliyetlerinin sonlandırılmasıdır. 1 Temmuzdan itibaren etüt merkezleri yasallığını yitirmiş durumdadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın amacı, merdiven altı eğitim ve öğretim faaliyetlerini Tevhidi Tedrisat Kanunu ve Milli Eğitim Temel Kanunu’nun kendisine verdiği üst yasal yetki ile tek noktada toplamaktır” dedi.

    Kanunun maksadının birtakım korsan eğitim öğretim faaliyetlerinden korunmasını sağlamak olduğunu belirten Tüfekçi, “Bakanlığımız burada bir alternatif üretti. 2014-2015 eğitim öğretim yılından bu yana her kademede okullarımızda ilkokul, ortaokul ve liselerimizin tüm türleri olmak üzere destekleme ve yetiştirme kursları oluşturuldu. Velilerimizin, devletin sunduğu bu imkanlara güvenle başvurmaları gerektiğini tavsiye ediyorum. Nilüfer’deki benzeri sektörel organların fazlalığı sebebiyle haftada iki gün, anlık ihbar ya da tespite dönük baskınlarla aktif olarak saha taranmaktadır. Bu komisyonlar mülki idare başkanlığında, Milli Eğitim, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye ve Emniyet temsilcileri şeklinde oluşuyor. Hızlı bir biçimde İl İdareleri Kanunu çerçevesinde valilikçe bu tür korsan hizmete devam edenler hakkında kapatma kararı çıkıyor. Kapatma kararları kaymakamlıklar marifetiyle belediyelerin zabıta ekiplerince hızla infaza geçiyor ve uygulanıyor” diye konuştu.

    2014’ten bu yana Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet üzerinde EBA adı verilen bir bilişim ağından öğrenci ve velilerin her türlü destek arayışına cevap verebilecek muazzam bir portal oluşturduğunu ifade eden Tüfekçi, sistemde soru bankaları ve ders üniteleri dahil her şeyin bulunduğunu vurguladı. Tüfekçi, “Vatandaşlara tavsiyemiz, müracaat ettikleri özel öğretim kurslarının yasallığına ve tek alanda kalarak faaliyete devam edip etmediklerine, çalıştırılan öğretmenlerin ya da usta öğreticilerin Milli Eğitim onaylı olup olmadıklarına dair belgeleri incelemeleri. Çünkü korsanlığını tespit ettiğimiz kurslar hakkında gereğini yapmaktan bugüne kadar hiç kaçınmadık” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) Bakan Veysel Eroğlu’ndan HES karşıtlarına “gaza gelmeyin” uyarısı

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu her üç evdeki ampulden birinin enerjisini HES’lerin karşıladığını belirterek, HES karşıtlarına, “Bugün enerji fiyatları 40 Cent gibi rakamlara yükselmemişse bunda açtığımız HES’lerin büyük rolü var. Lütfen gaza gelmeyin” uyarısında bulundu.

    2003 yılından bu yana Orman ve Su İşleri Bakanlığı – DSİ ve özel sektör iş birliğiyle soluk almadan devam eden yatırımların ilk gerdanlığını oluşturan Muratlı Barajı’nın ardından Borçka, Deriner ve Artvin barajlarını sollayacak Yusufeli Barajı’nda da çalışmalar gece – gece gündüz sürüyor. Çoruh nehri üzerine kurulan 284 metre yüksekliğindeki Dünyanın üçüncü Türkiye’nin en büyük barajı olması planlanan Yusufeli Barajı’nda gittikçe sona yaklaşılıyor. Çalışmalar hakkında İHA’ya özel açıklamalarda bulunan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu milyar dolarlık yatırımların ekonomik getirisine ve stratejik açıdan önemine dikkat çekti.

    Çalışmalarda özellikle dokuya zarar vermeyecek nitelikte adımların atıldığına dikkat çeken Bakan Prof. Dr. Veysel Eroğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da aynı hassasiyetle talimatının olduğunu belirtti. 2012 yılında temeli atılan Yusufeli Barajı’nın teknik özellikleri açıdan son barj olduğunu ifade eden Bakan Eroğlu, “284 metre yükseklikte Türkiye’nin en yüksek barajı olacak olan Yusufeli Barajı’nın inşaatı hızla devam ediyor. Yusufeli’ni geçemeyeceğiz. Maalesef. Çünkü Türkiye’de onu geçecek bir alanımız yok. Dolayısı ile şuanda en yüksek baraj Yusufeli olacak” dedi.

    “150 yıllık tarih yeniden hayat bulacak”

    Baraj HES’in yapımının tamamlanmasının ardından Yusufeli ilçesi ve 6 köyün tamamen sular altında kalacak. 150 yıllık tarihi geçmişe sahip bölgede alt ve üst yapı çalışmalarının da devam ettiğini baraja 9 km mevcut ilçeye ise 2 km uzaklıkta yer alan Yansıtıcılar ve Sakut deresi bölgesine 8 farklı tipte konut, 25 yataklı hastane, 2 sağlık ocağı, 16 derslikli meslek lisesi ile mobilya ve metal işleri atölyesi, 100 kişilik pansiyon, 16 derslikli ortaokul, 16 derslikli ilköğretim okulu ve 24 derslikli lise binaları yapılacak. Yıl sonu bitirilmesi planlanan yeni yerleşim alanıyla ilgili olarak da Bakan Eroğlu şu bilgileri verdi: “ Yusufeli’nin az ilerisinde muhteşem bir ilçe inşa ediyoruz. Tüm alt yapı tesisleri ve üst yapı çalışmaları da bu yıl sonu bitecek. Üst yapı da TOKİ tarafından bizim adımıza bu çalışmayı yapacak. Sayın Cumhurbaşkanımız kendi dahi bir proje hazırlamıştı ama beğenmemişti. Dedi ki , ‘bu nedir yahu yöre mimarisine uygun dört dörtlük bir proje istiyorum’ dedi. Sonra tekrar proje yaptık ve beğendi. Neticede şuanda orada 70 bin hektar yani aşağı yukarı 700 dekarlık bir alan var şuanda ve bunun yüzde 50 fazlasını daha Yusufeli’nde inşa ediyoruz. Aşağı yukarı 115 hektar yani bin 150 dekarlık alanı hazırlıyoruz. Bütün her şeyiyle.”

    “Yıllık 400 milyon TL’den fazla katkı sağlayacak”

    2018 yılında bitirilmesi planlanan toplam gövde hacmi 2 milyon 350 bin metreküp olacak barajda, 2,2 milyar metreküp su depolanacak. Çoruh Nehri ana kolu üzerindeki kilit barajlardan birisi olacak Yusufeli Barajı ve HES ekonomiye de yılda 450 milyon lira katkı sağlayacak. Çoruh vadisinde AK Parti hükümetlerinden önce hiçbir yatırımın yapılmadığını bölgesel kaynaklardan istifade edilmediğini açıklayan Bakan Eroğlu son 13 yılda 300’den fazla baraj ve HES yapıldığını söyledi.

    “Baraj yapmadan hiçbir şehre su veremeyiz”

    Türkiye’nin enerjide yüzde 75 oranında dışa bağılı olduğunu hatırlatan Bakan Veysel Eroğlu cari açığın büyük kısmının enerji ithalatından kaynaklandığını aktardı. Bu sebeple barajların “su”, HES’lerin de Türkiye’nin elektrikteki sigortası olduğunu belirten Bakan Eroğlu; “ Enerjide dışa bağımlıyız. Enerji ihtiyacımızın yüzde 75’ini dışarıdan temin ediyoruz. Cari açığımızın büyük kısmı da maalesef enerji ithalatından kaynaklanıyor. Dolayısı ile enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, yerli temiz yenilenebilir enerji kaynaklarını arttırmak amacıyla gerçekten bu barajlar Türkiye ekonomisi için çok önemli. Bugün enerji fiyatları 40 Cent gibi rakamlara yükselmemişse bu açtığımız HES’lerin büyük rolü var. Aşağı yukarı Türkiye’deki Kurulu gücün üçte biri HES’den, üretimde yıllara göre değişiyor de sulak dönemlerde de üçte biri yani üç ampulden biri, kurak dönemlerde ise dörtte birini karşılıyor. Şuna da dikkat çekilmeli tabi bu inşaatlar yapılırken ekonomik krizin olduğu dönemlerde bunlar birer faaliyettir. Türkiye’de kalkınma gelişme seviyesinin artmasında büyük rolü var. İstihdam sağlanıyor. Deriner Barajı’nda sadece 5 bin kişi çalıştı. Barajları da yapmak zorundayız çünkü hiçbir şehre baraj yapmadan su vermemiz mümkün değildir.

    HES karşıtlarına “gaza gelmeyin” uyarısı

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu özellikle HES’lerin özellikle felaketlerin önlenmesinde önem teşkil ettiğine dikkat çekerek, HES karşıtlarına şu uyarıda bulundu: “HES’ler Türkiye’de elektriğin sigortasıdır. Eğer bunlar olmaz ise bunlar yapılmasaydı Türkiye elektriksiz kalırdı veya fiyatlar çok yükselirdi. Lütfen bu gibi durumlarda gaza gelmesinler vatandaşlarımız dikkatlice okuyarak bakarak bunların çevreye bir zararı olmadığını bazı felaketleri de önlediğini düşünsünler.”