Etiket: Gelmeyen

  • FETÖ’yü eleştirdi başına gelmeyen kalmadı

    Dicle Üniversitesi’nde (DÜ), tutuklanan Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu rektörlük yönetimi tarafından örgüt elebaşı Fethullah Gülen aleyhinde konuşma yaptığı gerekçesiyle 8 yıldır doçentlik kadrosu verilmeyen öğretim görevlisi Doç. Dr. Ahmet İnan, örgütün kendisine ve öğretim görevlilerine kurduğu kumpasları anlattı. İnan, 3 kez odasının basıldığını ve darp edildiğini belirterek, örgütün kendisinin ihraç etmek için 5 kez kumpas kurduğunu vurguladı.

    Bir televizyon kanalında Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fethullah Gülen’i eleştiren ve üniversite yönetimini Yüksek Öğretim Kurumu’na (YÖK) şikayet eden DÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet İnan’ın başına gelmeyen kalmadı. Hakkında defalarca soruşturma başlatılan, 3 defa odası basılan ve üniversite yöneticileri ile güvenlikçileri tarafından tartaklanan İnan, Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Eyigün ve Genel Sekreteri Mustafa Tuna’nın tutuklandığı üniversitenin FETÖ’cü yönetiminin kendilerinden olmayan öğretim görevlilerine yaptıkları kumpaslarını anlattı.

    “Başvurularım aleyhime kullanıldı”

    FETÖ’nün, üniversitede kurduğu vesayet, resmi belgeler üzerindeki sahtecilikleri, akademisyenleri zor duruma sokmaları ve kadrolaşmaları ile ilgili sürekli çeşitli kurum ve kuruluşlara bilgi ve belgeler gönderdiğini anlatan Doç. Dr. İnan, bu yüzden sürekli üniversite yönetiminin hedefinde olduğunu vurguladı. Doçentlik unvanını 2008’de aldığına dikkat çeken İnan, “Ama her defasında örgüt beni kadroya almak istemedi. İster istemez bu konuda da YÖK’e şikayet başvuruları yaptım. Rektör Ayşegül Jale Saraç’ın kadrolaşma sebebiyle istemediği kişilere kadro vermediği yönünde şikayette bulundum. Ancak o dönem YÖK’te de vesayet olması nedeniyle başvurularım benim aleyhime döndürüldü. Yaptığım şikayetler yüzünden üniversite yönetimi benim hakkımda soruşturma başlattı” dedi.

    “Üniversite imkanlarını kullanarak, Gülen ile görüşüyordu”

    Soruşturmalarda yer alan kişilerin FETÖ’nün imamları olduğunu aktaran Doç. Dr. İnan, “Mesela soruşturmacılardan biri Prof. Dr. Mesut Erdal’dı. Erdal, DÜ’deki FETÖ imamlarından biriydi. Hatta üniversite imkanlarını kullanarak, ABD’ye gidip, Fethullah Gülen ile görüşüyordu. Kendisinden aldığı talimatları gelip burada uyguluyordu. Bana ilk önce kademe ilerlemeyi durdurma cezası verdiler. Bu cezanın bana tebliğ edilmesini bekledim ama uzun süre gelmedi” diye konuştu.

    “FETÖ odamı işgal etti”

    Bu süre zarfında 3 defa odasının basıldığına dikkat çeken İnan, “Bütün malzemelerim ve odam FETÖ tarafından işgal edildi. Bunlar, DÜ İlahiyat Fakültesi’nin karanlık mahzenlerinde bekletiliyor. 2009’un temmuz ya da ağustos ayında bana kademe ilerleme cezasını tebliğ etmeleri gerekiyordu. Ancak tebliğ etmediler. Ben de işkillendim. Daha sonra Diyarbakır’daki yerel bir televizyon kanalında katıldığım programda Fethullah Gülen ve cemaati ile ilgili aleyhte konuşma yaptım. Bu konuşmadan sonra FETÖ beni affetmedi. Yönetim hemen o gece toplandı ve aylardır beklediğim tebliği ertesi gün gönderdiler. Ardından 2’nci bir soruşturma açtılar. Bunun gerekçesi ise televizyonda yaptığım konuşmaydı. Kısa süre içerisinde FETÖ’nün tetikçilerine verdikleri soruşturma tamamlandı ve bir kez daha kademe ilerleme cezası verdiler bana. Bununla birlikte beni görevden çekilmiş gibi gösterip, görevden aldılar. Daha sonra ise bu hukuki olmadığı için geri çektiler. Benim verdiğim hukuk mücadelesi de bunda etkili oldu. Çünkü belge üzerinde sahtekarlık yaptıkları yargıya başvurmam üzerine ortaya çıktı.”

    “Göreve başlamadan görevden alınacaktım”

    Göreve başladıktan 2-3 ay kadar sonra üniversite yönetim kurulunun yeniden toplandığını ve 2 Şubat 2011’de kendisi hakkında bir kez daha görevden çekilmiş sayma cezası verdiğini vurgulayan Doç. Dr. İnan, şunları söyledi:

    “Yeniden yargıya başvurdum. Ancak karar 2014’te çıktı ve Danıştay cezamı iptal etti. Ben tekrar göreve başladım. 2015’te bu kez YÖK vasıtasıyla ihraç ettiler benim. Buna karşı da dava açtım ve kazanıp, görevime geri döndüm. Ancak FETÖ yine rahat durmadı. Sahte soruşturmalarla 4’üncü kez görevden aldılar beni. 16 Haziran’da Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nde yürütme durdurma kararı verildi. Bu karar göre 27 Temmuz’a kadar görevime devam etmem gerekiyordu. Ama Rektör Saraç yine bir kumpas hazırlamıştı. YÖK beni tekrar savunmaya çağırmıştı. Rektöre, benimle ilgili yürütmeyi durdurma kararı yazısı geldi fakat rektör bunu işleme koymadı çünkü 5. kumpas vardı. Beni tekrar YÖK’ten ihraç ettireceklerdi. Ben görev başı yapmadan bir daha görevden alınacaktım. Ve beni göreve başlatmayacaklardı. Ancak 15 Temmuz’da darbe girişimi oldu.”

    “Beni uyuşturucu sanığı yaptılar”

    8 yıldır unvanı almasına rağmen doçent kadrosu alamadığını vurgulayan İnan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “3 yıldır profesörlük sürem dolmasına rağmen bu unvanımı da vermediler. Yıllarca maaşsız kaldım. Zaman zaman fiziki saldırılara uğradım. Prof. Dr. Mehmet Akın ve Doç. Dr. İhsan Akay’ın fiziki saldırısına uğradığıma kameralar da şahit. Savcılığa başvurdum, delilleri yok ettiler. FETÖ’nün savcıları uyuşturucuya bile ilişkilendirdi beni. Ömrümde esrar görmemişim. Böyle bir insan nasıl uyuşturucu sanığı yapılır.”

  • FETÖ’nün kreşini kapatmaya çalışınca başına gelmeyen kalmadı

    Batman’da il müdürlüğü döneminde Fethullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) ait bir kreşle ilgili kapatma kararı verdiğini anlatan eski Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Ali Tarhan, bu yüzden basit sebeplerle hakkında soruşturma açıldığını, 5 ay hapiste yattığını ve psikolojik baskılara maruz kaldığını anlattı.

    Batman’da 17 yıl görev yaptığı Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü görevinden 2011 yılında emekli olan Ali Tarhan, FETÖ’nün kendisine de kumpas kurduğunu anlattı. 2007’de il müdürlüğüne bağlı bir kreşin izinsiz yer değiştirmesi gerekçesiyle kurum personelinden oluşan bir heyeti kreşin yeni yerinde inceleme yapması için görevlendirdiğini anlatan Tarhan, kurum elemanlarının kreşte inceleme yapmalarına izin vermemesi ve tehdit edilmeleri üzerine rapor tutuğunu aktardı. Yönetmeliği yerine getirmeyen kreşle ilgili kapatma kararı onayını hazırladığını vurgulayan Tarhan, “Kreşin kapatma kararını onaylatmak için dönemin Vali Yardımcısı Erol Karaömeroğlu’na gittim. Vali Yardımcımız Erol Karaömeroğlu konu ile ilgili kararın ağır olabileceğini tekrar onlarla görüşme yapmam gerektiğini ifade etti. Buna istinaden beni Bilal A. adlı cemaatin Batman sorumlusunun yanına gönderdi. Bilal A. ile görüşmeye gittim. Yaptığım görüşme neticesinde kanun ile ilgili, yönetmelik ile ilgili eksikliklerinin olduğunu söyledim. Bunun üzerine Bilal A. isimli şahıs ‘Bizim için bir sefer yasayı delseniz ne olacak’ gibi ifadeler kullandı. Ben de devlet memuru olduğumu, burada bu kurumun yöneticisi olmakla birlikte böyle yasalar üstü bir yetkimin olmadığını belirttim. Bilal A. daha sonra bana ‘Biz yapmasını biliriz’ dedi. Ben de kesinlikle bu şekilde kanunsuz herhangi bir işlem yapamayacağımı, bu çerçevede de ancak mevzuata uygun, yönetmeliğe uygun olması halinde bunu gerçekleştirebileceğimi söyledim” dedi.

    Bu olaydan sonra şahsı ve kurumuyla ilgili baskı oluşmaya başladığını vurgulayan Tarhan, şunları kaydetti:

    “Basit sebeplerle hakkımda soruşturmalar açıldı. Kurumumuzun bağlı olduğu o dönemin Vali Yardımcısı ve şuan da 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında tutuklanan Sinop Valisi Yasemin Çetinkaya, Valilikte karşılaştığımız da ‘Daha istifa etmediniz mi?’ gibi telkinlerle beni baskı altında tutmaya çalışıyordu. Onun bu söylemleri, 30 yıllık memuriyet hayatımda hiç ceza almayan birisi olarak beni derinden üzüyordu. Yaptığımız hizmetler ortadaydı, il müdürü olarak görev yaptığım 17 yıllık zaman diliminde, 17 sosyal hizmet kuruluşu açtık. 30 yıllık memuriyet hayatımda hiç ceza almama rağmen yapılan soruşturmalar neticesinde üst üste idari cezalar almaya başladım. 2010 yılının başında hakkımda açılan soruşturmalardan istedikleri neticeleri alamayacaklarını anladıklarında, şahsım ve kurumum ile ilgili, emniyet ve savcılık ortaklaşa derin bir soruşturma açıldı ve beni burada kurumu zarara uğratan, evrakta sahtecilik, örgüt kurmak ve yönetmek suçlamalarıyla Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Bu soruşturmalar Batman Cumhuriyet Başsavcılığı ile İl Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan fezlekeler ile yürütülmekteydi. 15 Temmuz’da yapmaya çalıştıkları darbe girişimi kurumların içine sızan bu yapının gerçek yüzünü tam olarak ortaya çıkardı. O dönemde bunların yaptıklarıyla ilgili olarak da bizim hem kurumsal olarak hem de kişisel olarak aile düzenimizi ve psikolojimizi oldukça olumsuz etkilediler. Bu soruşturmalar kapsamında 5 ay boyunca ceza evinde yattım. Vicdani olarak rahatım.”

  • (Özel) Kimliği Kayboldu, Başına Gelmeyen Kalmadı

    İnşaat ustası Nurettin Dursun, İzmir’de, kaybettiği nüfus cüzdanındaki fotoğrafı değiştirilerek adına kredi çekildiğini ve 14 bin TL borcu olduğunu iddia etti. Nurettin Dursun, üzerindeki borç nedeniyle eşinden ayrıldığını, çocuklarının kendisiyle konuşmadığını, sigortalı işlerde çalışamadığını ve kredi çekemediğini belirterek “Ey dolandırıcı, hem kimliğimi hem hayatımı çaldın” diye seslendi.

    İzmir’de yaşayan inşaat ustası Nurettin Dursun, 2001 yılında kimliğini kaybetti. Kaybettiği gibi Cumhuriyet Savcılığına ve semt karakoluna bildirimde bulunduğunu belirten Dursun, 2006 yılında bir bankadan adına 5 bin TL kredi çekildiğini öne sürdü. Banka ile görüşen ve kredinin kendisine ait olmadığını söyleyen Dursun, bu süre zarfında herhangi bir ödeme yapmayınca borcunun 14 bin TL’ye yükseldiğini iddia etti. Kimliğini bulan şahıs tarafından kimliğindeki fotoğrafının ve bazı bilgilerinin değiştirilerek bir bankadan adına kredi çekildiğini iddia eden Dursun, savcılığa suç duyusunda bulundu. Ancak gelen yazıda, tüm aramalara rağmen şüpheli şahsın bulunamadığı, zaman aşımı süresinin dolduğu ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtildi. Kimliğini bulan şahsın hem kimliğini hem de hayatını çaldığını söyleyen Dursun, üzerindeki borç nedeniyle sigortalı bir işe giremediğini, borçları nedeniyle eşinden ayrıldığını, çocuklarının da ‘kumar oynadın’ diyerek kendisiyle görüşmediğini kaydetti.

    “EY DOLANDIRICI” DİYE SESLENDİ

    Kimliğini bulan şahıs tarafından mağdur edildiğini ifade eden Dursun, “Şahıs hâlâ yakalanmadı. Borç, TURKASSET Varlık Yönetime devredilmiş. Çok zor durumda kaldım. Sigortalı bir yerde çalışamıyorum. Ailemden oldum. Çocuklarım benimle görüşmüyor. ‘Sen kumar oynayıp bu parayı yedin’ diyorlar. Eşimle zaten sorunlar vardı. Bu da üstüne eklenince onunla ayrıldık. İş yerlerinde kaçak çalışmak zorunda kalıyorum. Kredi çekmeye kalksam çekemiyorum. Hem kimliğimi hem hayatımı çaldılar. Bu sıkıntıları düşünürken kaza bile geçirdim. Ey dolandırıcı; kimliğimi değiştirerek beni ailemden, çocuklarımdan ettin. Maddi ve manevi her konuda mağdur ettin. İnşallah kısa sürede yakalanırsın. Ailem kumar oynadığımı zannediyor. İnandıramadım” dedi.

    “HİÇBİR BANKA İLE ÇALIŞAMIYORUM”

    Konuyla ilgili mücadelesini sürdüreceğini ve kullanmadığı bir parayı geri ödemek istemediğini dile getiren Dursun, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye Bankalar Birliğine dilekçe yazdım. Kredi çekilirken atılan imzalar bana ait değil. Bu da ortaya çıktı. İş kazası geçirmem ve maaş haczinden dolayı çalışma imkanım neredeyse yok denecek seviyeye inmiştir. Bu nedenle emekli başvurusunda bulunabilmek için askerlik günlerimin ödemesi amacıyla bankadan kredi çekmek istememe karşın üzerime atfedilen borç yüzünden hiçbir bankayla çalışamıyorum” diye konuştu.