Etiket: Gelmeyen

  • Otomobilin çarpıp kaçtığı Kırgız kadının başına gelmeyen kalmadı

    Antalya’da, yolcu olarak bulunduğu elektrikli bisiklete otomobilin çarpması sonucu yaralanan Kırgızistan uyruklu Dinara Alymkulova, sağ ayağını bilekten kaybetmeyle karşı karşıya kaldı. Bakıcılık yaparken, bakılacak duruma düşen genç kadın, önce işini sonra da nişanlısını kaybetti. Genç kadın, güvenlik kamera görüntüsüne rağmen kendisine çarpan sürücünün bulunamamasına tepki gösterdi.

    35 yaşındaki Kırgızistan uyruklu Dinara Alymkulova, ülkesindeki işsizlik nedeniyle 7 ay önce Antalya’ya çalışmak için geldi. Oturma izni alan Alymkulova, buradaki yakınlarının bulduğu 92 yaşındaki bir avukata bakıcılık yapmaya başladı. Kısa süre önce nişanlanan Alymkulova, nişanlısıyla birlikte yaşamaya başladı. Geçtiğimiz 28 Temmuz gecesi saat 23.50’de Y.S. ve kız kardeşinin bulunduğu elektrikli bisiklete binen Alymkulova’ya 75. Yıl Caddesi üzerinde hızla seyreden bir otomobil çarptı. Yere savrulan 3 kişi ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Sağ topuğunda ezilme ve açıklık bulunan Alymkulova, 2 ameliyat geçirdi. 5 gün hastanede yatan Alymkulova, taburcu oldu ve nişanlısının evine geldi.

    Genç kadın geçici yatağa bağlı kalmasının ardından nişanlısının bahane bularak kendisini gece yarısı dışarı attığını iddia etti. Sokakta kalan Alymkulova, hastanede tanıştığı kişilerden yardım istedi. Ayağının üzerine basamayan ve yakınlarının desteğiyle ihtiyaçlarını giderebilen Alymkulova’ya, para ve gıda yardımı Antalya Yardımlaşma Platformu tarafından sağlanıyor. Kırgız kadın için Antalya’daki bazı sivil toplum örgütleri yardım kampanyası başlattı.

    Tedavi sürecinde işini de kaybeden Alymkulova, kendisini mağdur duruma düşüren sürücün bulunmasını ve cezalandırılmasını istedi.

    “Şu an yürüyemiyor”

    Dinara Alymkulova, 7 ay önce Antalya’ya çalışmak için geldiğini ve 92 yaşında bir avukata bakıcılık yaptığını söyledi.

    28 Temmuz akşamı saat 23.50’de elektrikli bisikletle yolda ilerlerken bir otomobilin kendilerine çarpıp kaçtığını anlatan Alymkulova, “Durmadı bile kaçtı. Aynası kaza yerinde kaldı. Biz 3 kişi yere savrulduk. Hiçbir şey hatırlamıyordum sabah gözlerimi açtığımda hastanedeydim. Sağ ayak bileğimden ameliyat geçirdim. Topuğumun üzerinden araba geçmiş. Topuk alt açıldığı için son bir ameliyata daha gireceğim.Yürüyemiyorum” dedi.

    “Gece yarısı sokakta kaldı”

    Taburcu olduktan sonra nişanlısının evine geldiğini dile getiren Alymkulova, “Kardeşimle nişanlım telefon yüzünden tartıştı. Bir saat sonrada bize evi boşaltmamızı yoksa polis çağıracağını söyledi. Biz gece yarısı sokakta kaldık. Tanıdığımız bir Kırgız ablamız vardı bizi yanına aldı. Ayağım sağlam olsa ben çalışıp paramı kazanıyordum. Ama şimdi kimse bana iş vermez. Başkasının yardımıyla yürüyorum” ifadelerini kaydetti.

    Kendilerine çarpan otomobil sürücüsünün kamera görüntüleri olmasına rağmen bulunmadığını ileri süren Alymkulova, “Bize otomobiliyle çarpan kişiden hala haber yok. Bulunacağından da emin değilim. Adam bize çarptı gitti, durmadı bile. Bize çarpan aracın güvenlik kamera görüntüleri de var. Ama aracı bulamadık. Zaten zor iş buluyordum, şimdi ayağım böyle olunca mağdur oldum. Bakıcıydım, kendim bakılacak duruma geldim” dedi.

    Öte yandan güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, elektrikli bisiklete hızla giden bir aracın çarptığı ve yolcuların yola savrulduğu görüldü.

  • Adına 9 sahte hat açıldı, başına gelmeyen kalmadı

    İzmir’de, adına iki farklı GSM şirketinden tam 9 sahte hat açılan talihsiz adam ardı ardına gelen icra takibi, telefon dolandırıcılığı ve hakaret suçlamalarından neye uğradığını şaşırdı.

    İzmir’de yaşayan pazarlamacı 24 yaşındaki Burak Erenli, 2013 yılında telefon faturasını ödemediği gerekçesi ile icra takibi başlaması ile şoke oldu. Kendisinin kullandığı farklı bir numaradan, kendi adına icra takibi açıldığını öğrenen Erenli, numaranın kendisinin dışında açıldığını belirten şikayetini avukatı Mehmet Seçilmiş aracılığıyla mahkemeye taşıdı. Hattın daha sonra başka bir kişi tarafından açıldığı anlaşılarak Burak Erenli hakkındaki icra takibi düşürüldü.

    Meğer adına bir sürü hat açılmış

    Erenli’ye, adına açılan sahte hesaplarla ardı ardına fatura ödenmediği gerekçesiyle, telefon dolandırıcılığı ve telefonda hakaretler nedeniyle bir bir suç duyuruları gelmeye başladı. Burak Erenli’nin avukatı Mehmet Seçilmiş, müvekkilinin üzerine açılmış sahte hesapların peşinde düşerken Erenli adına 28 Şubat 2013 yılında İzmir’den bir GSM şirketinden 7 hat, bir başka GSM şirketinden ise 2 hat açıldığını belirledi. Adına açılan sahte hatlardan İzmir, Balıkesir, Şanlıurfa ve Burdur’da telefon dolandırıcılığı, İzmir ile Balıkesir’de ise hakaret suçları işlenirken, hat sahibi göründüğü için Erenli hakkında ‘dolandırıcılık’ ile ‘hakaret’ suçundan suç duyurusunda bulunulduğu anlaşıldı. Avukatı Mehmet Seçilmiş, müvekkili Erenli hakkında açılan davaları takip edip, hatların sahte olduğunu kanıtlayarak, açılan davlar hakkında takipsizlik kararı aldırdı.

    GSM şirketinden manevi tazminat kazandı

    Takipsizlik kararının ardından avukat Mehmet Seçilmiş, müvekkili adına açılan 7 sahte hat nedeniyle müvekkilinin şüpheli sıfatı ile ifade vermek zorunda kaldığını, icra takibine girdiğini belirterek, gerekli dikkat ve özen gösterilmeden yapılan abone sözleşmelerinden dolayı GSM şirketine 7 bin liralık manevi tazminat davası açtı. Erenli, İzmir 2. Asliye hukuk Mahkemesinde görülen dava sonrası, 7 bin lira manevi tazminatı kazandı. Ayrıca avukat Mehmet Seçilmiş, müvekkili Erenli adına açılan 2 sahte hat içinde bir başka GSM şirketine 5 bin liralık manevi tazminat davası açarken halen davanın sürdüğü öğrenildi.

    “Herkes kendine bir pay çıkarır”

    Burak Erenli’nin avukatı Mehmet Seçilmiş, “Müvekkilim Burak, 2013 yılından beri sürekli kendisini borçlu ve suçlu hissetmiştir. Hakkında icra takipleri açılmış, soruşturma dosyaları açılmıştır. Bazılarında dolandırıcılıkla suçlanmış bazılarında ise hakaret ile suçlanmıştır. Birçok soruşturma dosyasında adı geçmiş olup sonunda temizlenebilmiştir. Hepsine derdimizi anlatabildik ve en sonunda temizlendik. Müvekkilim çok zor günler geçirdi ve sonunda hukuk zaferini kazandı. Kendisi de bu tazminatı para için değil haklılığını ortaya koymak için açmıştır. Sonuç olarak adalet yerini buldu ve müvekkilim gerçekten çok mutlu oldu. Bir GSM şirketiyle ilgili davamız da halen devam etmektedir. Umarım bu olay hem tüketicilere hem de GSM şirketlerine ders olur ve herkes bundan kendine bir pay çıkarır” dedi.

  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu: “Yaşı gelmeyen hiçbir vekil emekli olamaz”

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘hayır’ kampanyasındaki manipülasyonlara cevap verdi. ‘Seçilme yaşı’ tartışması için Müezzinoğlu, “Çocuğumu ‘muhtar adayı’ bile yapamam” dedi. ‘18 yaşında vekillik ile çocuklarını emekli edecekler’ iddiası için de Müezzinoğlu, “Kaç dönem milletvekilliği yaparsa yapsın, yaşı gelmeyen hiçbir vekil emekli olamaz” dedi. TGRT Haber’deki Neler Oluyor programında konuşan bakan Müezzinoğlu, “16 Nisan akşamı, güzel bir akşam olacak” diyerek, Anayasa Değişikliği Referandumu için ‘evet’ beklentisini açıkladı.

    “16 Nisan akşamı güzel bir akşam olacak”

    Müezzinoğlu, Batı’nın Türkiye’deki seçimlere müdahil olmasını yorumlarken; “İçerideki ve dışarıdaki hayırcıların korkusu, Türkiye’nin büyük ülke olması ve geleceğe güçlü yürümesidir. Şimdi daha güçlü bir istikrar ve daha güvenli bir ortam olacaktır. Yeni sistem, Recep Tayyip Erdoğan sonrası için Türkiye’nin emniyet supabı olacak. İlk defa ipin ucu milletin eline geçiyor. Önceden vesayet odakları üzerinden Batı’nın elindeydi ve Türkiye’yi istedikleri gibi; işine geldiği gibi kurguluyor, dizayn ediyordular. 7 Haziran’da Devlet Bahçeli eğer koalisyon içinde olmayı kabul etseydi; bugün devletin başında ya Kemal Kılıçdaroğlu ya Selahattin Demirtaş olacaktı. Peki; soruyorum size Allah aşkına, böyle bir koalisyon ile istikrar olur mu? 58 milyon seçmenin vicdanı bunu kabul etmez. Nitekim etmedi de; 1 Kasım’da her şey değişti. Dolayısıyla; inanıyorum, 16 Nisan akşamı güzel bir akşam olacak” dedi.

    “CHP daima milletin değerlerinden uzak”

    Muhalefet edenlerin yeni sistem eleştirilerini cevaplayan Müezzinoğlu, “Recep Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım, Mehmet Müezzinoğlu fani; devlet ise bakî Biz devlet yaşatacak bir sistem öngörüyor ve kuruyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu gibi, kendi bekamızı düşünmüyoruz. Biz, 20’li ve 30’lu yılların istikrarı için anayasa değiştiriyoruz. Biz sürekli milletin bedel ödediği bir yapıya nasıl rıza gösterebiliriz? Bundan sonra bu ülkenin kaderini hiçbir hainin ellerine bırakmayacağız. Milletin sistemi ile ilgili kararı, Anayasa Mahkemesi’ne değil, belirli güç odaklarına değil; milletin tâ kendisine götürüyoruz. ‘Kan dökülür, cesedimizi çiğnersiniz’ diye tehdit eden, kendisini kürsüye kilitleyen vekilleri ile CHP milletten korkuyor. CHP daima halkın değerlerinden ve hedeflerinden her zaman uzak olmuştur ve bu yüzden de iktidar olamıyor” ifadelerini kullandı.

    “Uzlaşalım daveti çaresizliğin sonucu”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘uzlaşalım’ çağrısını hatırlatan bakan Müezzinoğlu, “Bu davet bir çaresizliğin sonucu Zaten CHP, millete güvenseydi; bugün bu hâlde olur muydu? Artık her şey bitmiş; millete gidiyoruz, Kılıçdaroğlu halka ‘Hakem sensin’ diyor, bize de dönüp ‘Hadi, uzlaşalım’ diyor. Olacak iş mi bu? 2011’den beri; CHP nerede? Kaç defa masayı devirdiler” diye sordu.

    “Çocuğumu muhtar adayı yapamam”

    ‘Seçilme yaşı’ tartışması, Kılıçdaroğlu’nun “Kendi çocuklarını emekli yapacaklar, askerlikten muaf tutacaklar” eleştirileri için Müezzinoğlu, “Demokrasilerde böyle bir şey olabilir mi? Toplumu istismar eden hiçbir siyasetçi, başarılı olamaz. Önce toplum, millet demeyen bir siyasi anlayış asla ilerleyemez, ayakta duramaz. Benim CHP’ye tavsiyem, topluma güvensin, inansın; merkeze güç odaklarını almaya devam ettikçe, böyle yerinde sayarlar. Kılıçdaroğlu, insanların gözlerinin içine bakarak, gerçeği de bilerek; bile bile yalan söylüyor. Kılıçdaroğlu’nun diktatörlüğü, tek adamlığı devam edebilir; bunu CHP’liler bilir. Ama biz gençlere inanıyor ve güveniyoruz. İstiyoruz ki; bu gençlerin arasından yeni Recep Tayyip Erdoğanlar çıksın. Ben kendi çocuğumu oturduğum mahalleye muhtar adayı göstersem, siyasi hayatımız biteceği için hareketimiz buna müsaade etmez” açıklamasında bulundu.

    “Yaşı gelmeyen hiçbir vekil emekli olamaz”

    “Bir dönem milletvekilliği yapıp da ‘emekli maaşı’ almak diye bir şey de yok. Bu da Kemal Kılıçdaroğlu yalanı” diyen Mehmet Müezzinoğlu, “Kendi partisi CHP’nin içinde bir dönem, iki dönem milletvekilliği yapıp da yaşının gelmesini bekleyen vekiller var. Bizim de birçok arkadaşımız var, yaşı gelmediği için emekli olamamış. Benim halkım da öyle; bir sürü insan gününü doldurduğu hâlde, yaşa takıldığı için emekli değil. Aynı uygulama vekiller için de geçerli oysa Peki; neden bunu istismar ediyorsun? Hiçbir milletvekili, 56-57 yaşına gelmeden kaç dönem vekillik yaparsa yapsın fark etmez; emekli olamaz. 2030’dan sonra da bu yaş ‘60’ olacak. Benim milletvekili olarak, üçüncü dönemim hangi yaşa takıldıysam emekli olma şansım yok. Kemal Kılıçdaroğlu’nun da 60 yaşını doldurmadan emeklilik ihtimali yok. Göz göre göre yalan söylemesin” diye konuştu.

    “Batı’nın yüzü artık makyaj tutmuyor”

    Hollanda ve Almanya’daki miting engellemeleri üzerine de konuşan Müezzinoğlu, “Rotterdam’daki yaşananlar benim için olağanüstü değil. Avrupa Birliği, insan hakları derken hiçbir zaman samimi olmamıştır. Sömürü, asimilasyon, zalimlik Batı medeniyetinin kültüründe var. Onların mayası, zulümden yanadır. Demokrasi, hukuk ve insan hakların onların özünde yoktur. Balkanlar’ın son 150 yılında hep ölüm var. Ortadoğu ve Afrika’daki asimilasyonları Batı yapıyor. Batı aslında gizlediği, makyajladığı yüzünü yeniden gösterdi. Hollanda’da olan bu süreçte İtalya, Fransa, Almanya’da da olabilir. Onların korkusu, Türkiye’de millet, demokrasi ve hukuk devleti güçlenecek. İpler bugüne kadar vesayet odakları üzerinden onların elindeydi. FETÖ gibi yapılarla Türkiye’yi kendilerine göre dizayn ediyordular. Şimdi ipler doğrudan milli iradenin eline geçiyor. Millet ne derse; artık o olacak. Hollanda’da yaşananlar, bu korkunun yansımasıdır. Batı’nın yüzü makyaj tutmuyor, dökülüyor. Dünya kadar insan ve çocuklar açlıktan ölürken; Batı neredeydi? Türkiye’de darbeler ve terör olurken; Batı ve tatlı su demokratları, ‘Ne oluyor’ diye niye sormadı? Batı işine gelmezse, demokrasi temsilcisi için de ‘diktatör’ der” şeklinde konuştu.

  • Bir keşif yaptı , başına gelmeyen kalmadı

    Antalya’da, vatandaşların evlerinde elektrik üretebilecekleri bir keşif yapan gencin başına gelmeyen kalmadı. Seri üretim için ürününü inovasyon fuarlarında sergileyen 35 yaşında Serkan Özkan’ın rüzgar tribünleri icadının prototipleri, destek vaadiyle 2 kez üst üste 2 ayrı firma tarafından alındı ancak ne destek geldi, ne de prototipler geri geldi. İcadı için evini ipotek ettirerek 150 bin TL üzerinde 2 kez kredi çeken kaşif, borç ve tehditlerle başa çıkamayınca evinden, arabasından ve ailesinden oldu, icadını geliştirmesin diye işyeri kurşunlandı.

    2013 yılında yaptığı ve gündelik yaşamda vatandaşların evlerinde kullanarak elektrik üretebileceği rüzgar tribünü icat eden 35 yaşındaki işletme mezunu Serkan Özkan’ın bu icadı başına dert oldu. İsrail’de bir teknoloji şirketinde 5 bin dolar maaşlı işini bırakarak, Türkiye’deki vatandaşlar evinde elektrik üretebilsinler diye evini ipotek ettirip 2 kez kredi çeken genç kaşif, yaptığı rüzgar tribünlerinin prototiplerini iddialara göre 2 kez üst üste firmalara kaptırdı. Seri üretime geçmek için farklı zaman dilimlerinde keşfini Türkiye ve uluslararası inovasyon fuarlarında sergileyen Özkan’ın, yine iddiaya göre iki ayrı firma destekleme vaadiyle prototipleri aldı, ancak geriye ne destek geldi ne de prototipler. İcadı yüzünden önce işyerini kaybeden Özkan, daha sonra evini, arabasını hatta ailesini kaybetti. Atölyesini annesinin evine taşıyan Özkan’ın tek istediği ise icadına kurumlardan destek.

    İlk darbeyi gezi eyleminden yedi

    Dubai’de çalışmalarının beğenilmesi üzerine yurt dışına transfer olduğunu, yenilebilir ilgisi sebebiyle de çeşitli AR-GE’ler yaparak kazancının tümünü elektrik, elektronik, 3 boyutlu printer teknolojisi, yazılım ve enerji üzerine harcadığını belirten Serkan Özkan, evini ipotek ettirerek çektiği kredinin ardından başlayan icar serüvenini anlattı. 2013 yılında yaptığı dik eksenli rüzgar tribünü için 150 bin liralık bir kredi çektiğini aktaran Özkan, “kullandığımız kredi gezi eylemlerinden hemen sonra hesabımıza geçtiği için hedeflerimizi küçültmek zorunda kaldık. Uzun yıllardır AR-GE’sini yaptığımız projeyi 10 metre yerine mecburen 2,5 metreye düşürdük. Elimizde bir gelir olmadığı için krediyi krediyle ödedik. Maksadımız zaman kazanarak girişimcilerin, devletin ve kamuoyunun dikkatini çekmekti” dedi.

    “Prototipleri aldılar, ne destek verdiler ne de prototipleri”

    2013 yılında Türk patent enstitüsünün daveti üzerine inovasyon fuarına katıldığını kaydeden Özkan, katıldığı fuarda bir firmanın destek vaadiyle prototiplerini aldığını ancak geri vermediğini iddia ederek, “Bazı girişimci firmalar bizlere yatırım yapma taahhüdüyle zor durumda olduğumuzu istismar ederek elimizdeki prototipleri aldılar. Prototipleri aldıkları gibi iade de etmediler, yatırım da yapmadılar. İade taleplerimizi bazı sebeplerle geri çevirdiler. Bunlar hakkında suç duyurusunda bulundum” diye konuştu.

    Evini, arabasını kaybetti, yuvası yıkıldı

    Elinde başka prototip kalmayınca, yeni yatırımcılarla yeni fuarlara katılmak için tekrar kredi çektiğini belirten genç kaşif, daha sonra yeniden kredi çekerek keşfinin prototipini yaparak tekrar şansın denedi. Güney Kore’deki bir yarışmada icadıyla birinci olup ve bir firma tarafından yatırım sözü alan genç kaşifin kaderi yine aynı kapıya çıktı. Özkan, yurt dışından teklif almasına rağmen keşfini milli duygularla Türkiye’de yapmak istediğini dile getirerek şunları söyledi;

    “Rüzgar enerjisi konusunda millileşmek üzerine bir vizyonum vardı. ‘No Have’nin gizli tutulması gerekiyordu. Bundan ötürü dışarı vermek istemedik. İtalya’dan İngiltere’den, Almanya’dan yatırım talepleri olduğu halde bunu tamamen Türkiye’de yapmak istedim. Projemize yatırımcı olmak ve çok iyi tekliflerde bulunacaklarını söylediler. Kalıplarımızla, prototiplerimizle ayvalıktaki tesislerine onların davetiyle gittik. Acilen Amerika’da askeri bir fuarda yer alacağımızı söyleyerek, prototiplerimizi hemen aldılar. Bizim projemizin fuar için çok önemli olduğunu söylediler. Ancak hiçbir yatırım ve destek görmediğimiz gibi, onların bizleri oyalamasıyla başka yatırımcıların fırsatlarından yararlanamadık, krediyi de ödeyemedik, icra işlemleri o zamana denk geldi. Ailem dağıldı. 5 yaşında bir kızım var Ukrayna’da eşimin yanına göndermek zorunda kaldım. Ayrıca fiziksel tehdit de alıyordum. bu tehdit doğrudan olmasa da geceleri işyerimiz kurşunlandı. Bize doğrudan olmasa da bu işlerle uğraşma dendiğini düşünüyorum”

    “Milli duygular için 5 bin dolar maaşlık işi bıraktım”

    Üst üste yaşanan olumsuzluklar sonrası yine de pişman olmadığını belirten Özkan, “Biz elimizi taşın altına değil, bedenimizi koyduk. Haliyle yük ağır olduğu için kiramızı da ödeyemedik, krediyi de ödeyemedik, evimiz icrada satıldı, aracımız satıldı. Ben yurt dışında aylık 5 bin dolar ücretle çalıştığım maaşla halde, milli duygularla bunu ülkemizde yapmak için döndüm. Ancak döndüğüm için pişman değilim, yaptıklarım için de pişman değilim ancak çok kırgınım. Beni mahallenin delisi olarak gördüklerini düşünüyorum. Ben mahallenin delisi değil, bu ülkenin ileri projelerinde çalışan vizyonu yüksek birisiyim. Bu konularda mütevazilik yapmayacağım” şeklinde konuştu.

  • İsim benzerliği yüzünden başına gelmeyen kalmadı…(ÖZEL HABER)

    Balıkesir’de bir vatandaşın isim benzerliği yüzünden başına gelmedik kalmadı.

    46 yaşındaki Metin Demir, 2004 yılında çocukları olmadığı için koruyucu aile olarak evlat edindiği iki çocuğu için Sosyal Hizmetler tarafından koruyucu ailelere ödenen paranın yatırılmamasından şikayetçi olması üzerine başına gelmedik iş kalmadığını iddia etti. Murat Demir, bilgisayar alım satımı üzerine kendi iş yeri olduğunu ifade ederek, “2004 yılında evlendikten sonra eşimle biyolojik çocuğumuzun olamayacağını öğrendik. Bu konuda Sosyal Hizmetler’e başvurarak koruyucu aile hizmetlerinden yararlanmak istedik. İsteğimiz kabul edildi ve bize 2 tane evlat verdiler. Biz bu evlatlarımıza 6 yıl boyunca şerefimizle, onurumuzla, gururumuzla çok iyi şekilde baktığımızı düşünüyoruz. Koruyucu aile hizmetinde çocuklara belirli bir ücret ödeniyordu. Bu ücretin aylarca bankada bekletilerek işletilmesi konusunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından şikayetçi oldum. Bu şikayetten sonra rumuzlu, isimsiz, imzasız dilekçelerle benim adıma 30’a yakın dava ve soruşturma açıldı. Ben bu davaların hepsinden yüce Türk adaleti önünde aklandım” dedi.

    “2012’den bu yana FETÖ ile mücadele ediyorum”

    Davalarda aklanmasına rağmen, farklı Murat Demir ismindeki vatandaşların suç evraklarının kendi dosyasına konulduğunu iddia eden Murat Demir, “Ben bunların hepsinden aklandım. En son bir dava için verdiğim ifadede, hırsızlık ve başka yüz kızartıcı suçların sicilime eklendiğini gördüm. Bunun için Adli Sicil Genel Müdürlüğü’ne başvurdum. Adli Sicil Genel Müdürlüğü hassas davranarak hemen benim adli sicilimi temizledi. Bu konuda defalarca başvurmama, defalarca hakkımı aramama rağmen, hala bunların tarafıma yapıldığını görmekteyim. Bu olaydan sonra, başka bir Murat Demir’in evrakları ile benim hakkımda yine suç duyurusunda bulunuldu. Bunların benim hakkımda kasıtlı olarak yapıldığına inanıyorum. 2012 yılından beri Fethullahçı terör örgütüyle mücadele eden bir adamım. Bütün savcılıklara bu konuda suç duyurularımı yaptım. Bunlarla mücadele etmem birilerinin hoşuna gitmedi” şeklinde konuştu.