Etiket: geliyor

  • Şekere yerli tohum geliyor

    Şekere yerli tohum geliyor

    Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay; yerli ve milli pancar tohumunu geliştirmek için ARGE merkezini başlattıklarını ifade ederek; “Elde ettiğimiz sonuç olumlu bir sonuç olursa, yurt dışına giden yıllık 300 milyonumuz ülkemizde kalacak. Bizim Kayseri Şeker’den çıkan yıllık 40-45 milyon TL bir bedel bünyemizde kalacak. Onun için bu çalışma çok önemli” dedi.

    Kayseri Şeker Fabrikası, yerli pancar tohumu üretmek için kurduğu ARGE Merkezi’nde ayrıca yerli kabak çekirdeği, sarımsak tohumları da geliştirilmeye başlandı. Yüzde yüz dışarı bağlı olunan tohumlarda yerli üretim geliştirmek için çalışmaların devam ettiğini aktaran Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay; “Burada araştırma geliştirme çalışmaları yapılıyor. Özellikle biz bunun 2014 yılının kasım ayında resmi ruhsatını almıştık. O zaman devletimiz ARGE çalışmalarına önemli destekler vermişti. Bizde, bu çerçevede müracaatımızı yaptık ve bu güzide tesisi ortaya çıkarttık. Burası ARGE’nin merkezi, burada laboratuvarlar var, pilot tesislerimiz var, üretim sahamız var. Bütün bunların hepsi birlikte arkadaşlarımız, burada çalışan personelimiz ki bunların büyük çoğunluğu teknik personel. ARGE çalışmalarını sürdürüyorlar. Biz öncelikle pancar tohumunu, yerli ve milli pancar tohumunu geliştirmek için bu ARGE merkezini başlattık. Buradaki arkadaşlarımız diğer tohumlarla ilgili çalışmalarını da sürdürüyorlar. Mesela ilk başta kabak çekirdeği tohumu, kayarge ve Keykubat ismi ile bu kabak çekirdeği tohumları geliştirildi ve önümüzdeki seneden itibaren, çiftçilerimiz vasıtasıyla ekilmeye başlayacak. Orada önemli bir gelişme kaydettik. Bunun dışında aynı zamanda sarımsakla ilgili tohum çalışmalarımız var. Başka ürünlerle de olacak. Bu arada geliştirdiğimiz, diyet rifte, pektin ürünleri var. Şeker pancarı posasından, gıda sektöründe kullanılmak üzere bu diyet rifte, pektin Türkiye de üretilen ürünler değil, tamamen yurt dışından ithal edilen ürünler. Onun için bunu ülkemiz açısından önemli gördüğümüz için bu konuda bir çalışma ortaya koyduk ve geliştirdik. Bunların yanında bizim için en önemli konu, pancar tohumu geliştirilmesi konusu. 4 senedir bu işi sürdürüyoruz. Tabi bir tohumu, özelikle pancar tohumunu kısa bir sürede geliştirmek çok mümkün değil. Bunun normal süresi 15 seneye kadar uzayabiliyor. Teknik çalışmalar, bilimsel çalışmalar böyle bir durum ortaya çıkarıyor. Fakat biz 4 senede önemli bir mesafe kat ettiğimizi düşünüyoruz ve inşallah önümüzdeki 5-6 yıllık süre içerisinde yani 15 seneye uzamadan, kendi sahalarımızda eker hale getireceğiz. Çiftçilerimize ektirir hale getireceğiz” dedi.

    “Sonuç olumlu olursa yurt dışına giden 300 milyonumuz ülkemizde kalacak”

    Sonucun olumlu olması halinde 300 milyonun ülkede 45 milyon TL civarında bir rakam da Kayseri Şeker’de kalacağının altını çizen Başkan Akay, “Türkiye’de tohumculuk, önemli bir mesafe kat etti ama bu diğer ürünler için geçerli. Pancar tohumu için bu geçerli değil. Pancar tohumunda, biz yüzde yüz dışarıya bağlıyız. Ya dışardan ithal ediyoruz pancar tohumunu ya da yurt dışının patentiyle burada üretim yapıyoruz. Yapan çalışan kuruluşlar var, 5-6 tane kuruluş bunu gerçekleştiriyor. Türkiye’de pancar tohumu, yılda aşağı yukarı 800 ton kullanılıyor. Pancar ekimi 3 milyon 400 bin dekar alanda gerçekleştiriliyor. 100 bin çiftçi bu üretimi gerçekleştiriyor. Bu 800 binlik tohuma, Türkiye olarak bizim ödediğimiz bedel 300 milyon TL civarı bir rakama tekabül ediyor. Kur arttıkça, bedel de artıyor. Bizim de Kayseri Şeker olarak bunun için aşağı yukarı ödediğimiz bedel, 40-45 milyon TL civarında bir rakama tekabül ediyor ve biz bunu tamamen yurtdışı kaynaklı pancar tohumuna vermek durumunda kalıyoruz. Yurt dışı kaynaklı pancar tohumu ne ifade ediyor? Bu çok önem ifade ediyor, aynı tohumu biz ekiyoruz. Şeker oranı yüzde 16 dekardaki verimi 6 ton, Avrupa’da bu şeker oranı yüzde 18 dekardaki verim 9 ton. Yani verimlilikte ciddi bir fark var. Gerek şeker oranı itibariyle gerekse üretim verimliliği itibari ile, artı o tohum Avrupa’da ilave sulamaya ihtiyaç olmadan çünkü oranın yağmur rejimi, sistemi buna uygun. İlave su ihtiyacı olmadan üretiliyor ama bizde sulama mecburiyeti ortaya çıkıyor. Bizdeki sulama maliyeti toplamda, pancar maliyetinin en az yüzde 20’sine tekabül ediyor. Dolayısıyla biz hem maliyetler açısından, masraf açısından hem de verimlilik açısından yurt dışından getirdiğimiz tohumlarla üretim yaptığımız zaman böyle sonuçlar elde ediyoruz ve onların gerisinde kalıyoruz. Bu manada rekabet etme şansımız yok. O nedenle biz bu yola çıkarken dedik ki, ’bizim Türkiye’nin toprak ve iklim yapısına uygun tohum geliştirmemiz gerekiyor. Bunu yapmamız lazım, bunu yapmamız milli bir görevdir’ dedik ve bu çerçevede yola çıktık. Bunu sonucunda da şu anda geldiğimiz noktayı ifade ettim. Bunun tabi bir bedeli var, bir maliyete katlanıyoruz biz ama elde ettiğimiz sonuç olumlu bir sonuç olursa, o zaman işte yurt dışına giden yıllık 300 milyonumuz ülkemizde kalacak. Bizim Kayseri Şeker’den çıkan yıllık 40-45 milyon TL bir bedel bünyemizde kalacağı gibi aynı zamanda onlarla bir rekabet edebilmeyi ümit ettiğimiz tohumu geliştirmiş olacağız. Onun için bu ARGE merkezi çok önemli. Biz bunu gerek Kayseri’de, gerekse sektörde ilk ARGE merkezi olarak gerçekleştirdik. Bu bizim için çok önemli bir adım oldu. Arkadaşlarımız da bütün gayretleriyle, bütün ciddiyetleriyle bu işi yürütüyorlar, sürdürüyorlar. İnşallah ülkemize bu mana da bir başarı kazandırmış olacağız. Onu ümit ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Keykubat ve kayarge ismiyle iki tohum tescil ettirdik”

    Kabak çekirdeğinde iki tohumu tescil ettiklerini belirten Başkan Akay; “Sarımsak geliştiriyoruz, ancak bunun henüz tescili yapılmadığı için ismi belli değil. Kabak çekirdeğinde tescil yapıldığı için isim belli Keykubat ve kayarge isimleriyle 2 tane tohum çeşidimizi tescil ettirdik. Bir de pancar tohumunun numunesi var. Bunlar üzerinde yoğun çalışmalar devam ediyor. Biz bu çalışmaları yalnız kendi başımıza yapmıyoruz. Hocalarımız var, üniversitelerle iş birliği yapıyoruz. Üniversitelerle ve değerli hocalarla bu iş yapılıyor. Gelişmeler, oldukça ümit verici. Biz sonuçları bekliyoruz” diye konuştu. Geliştirilen tohumların özelliklerini de dile getiren Başkan Akay konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Geliştirdiğimiz mesela kabak çekirdeği, ay çekirdeği gibi kabuklu ürünlerde içindeki dolgunluk oranı, ağırlığı bunlar önemli hususlar. Bizim geliştirdiğimiz kabak çekirdeği, bu bölgenin özelliklerine uygun. Çiftçinin de benimsediği özelliklerde bir kabak çekirdeği. Bunlar da tabi çeşitler var. Çerçeveli deniliyor, kadın tırnağı ya da gelin tırnağı şeklinde isimlendiriliyor. Buna benzer kabak çekirdeğinin çeşitleri var. Burada önemli olan, içinin dolgunluk oranı ve boş çıkmaması. Biz işte bu geliştirdiğimiz tohumları özelikle bu hususları dikkate almaya çalıştık. Buna uygun yani doluluk oranı daha yüksek olacak ve daha kabul görecek, çerezlik anlamında daha kabul görecek bir tohum geliştirdiğimizi düşünüyoruz. Bunu işte önümüzdeki seneden itibaren, çiftçi bazlı üretime geçip de piyasa ya arz etmeye başladığımız zaman tam ticarileşmiş de olacak. Ümit ediyorum, piyasanın da benimsediği bir ürün olur. Biz çünkü kullanıyoruz numunelerden. Ümit ediyorum vatandaşlarımız da tercih edecekler. Böylece Kayseri Şeker’in geliştirmiş olduğu ve Türkiye de kabak çekirdeğinin üretim merkezi olan ilimizde bu kullanılmaya başlanacak.”

  • Matlı: “Türkiye, pandemi sürecini en iyi yöneten ülkelerin başında geliyor”

    Matlı: “Türkiye, pandemi sürecini en iyi yöneten ülkelerin başında geliyor”

    Bursa Ticaret Borsası (BursaTB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı, TEPAV’ın açıkladığı perakende güven endeksi ile ağustos ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi.

    Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı, ağustos ayına dâir perakende güven endeksini açıkladı. Verileri değerlendiren Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı, “Ağustos ayında -16,4 puan değerini alan perakende güven endeksi, geçen yılın aynı dönemine göre 5,1 puan, geçen aya göre ise 0,2 puan artış yaşadı. Böylece Türkiye, geçen yıla kıyasla Avrupa Birliği ve Euro Bölgesi’nden çok daha iyi bir performans sergiledi” dedi.

    Yaşanan bu artışta, alınan tedbirlerin bir sonucu olarak önümüzdeki 3 aylık süreçte satış göstergelerindeki iyileşme beklentisinin etkili olduğunu ifade eden Başkan Matlı, “Ancak buna rağmen ağustosta sınırlı bir toparlanma eğilimi içerisine giren perakende güven endeksinde, pandeminin etkilerinin hâlâ önemli bir ölçüde sürdüğünü görüyoruz. Korona virüs salgınında eylül ve ekim aylarında beklenen ikinci dalga endişesinin gerçekleşmemesi durumunda, çok daha olumlu bir tabloyla karşılaşacağımızı ümit ediyorum” diye konuştu.

    Matlı, ayrıca ağustos perakende güveninin en fazla arttığı sektörlerin de birden fazla türde ürün satan bakkal, market ve büyük mağazalar sektörleri olduğuna dikkat çekti.

    Ağustos ayı enflasyon rakamlarına dâir de değerlendirmelerde bulunan Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı, “Ağustos ayı enflasyonu 0,96 oranındaki beklentinin altına kalarak, yüzde 0,86 artış kaydetti. Yıllık enflasyon ise yüzde 11,77 oldu” dedi.

    Bu hafta içinde açıklanan başta ihracat rakamları olmak üzere ağustos ayıyla alâkalı verilerin hiç kimseyi karamsarlığa itmemesi gerektiğini vurgulayan Başkan Özer Matlı, “Rakamlar bizi endişeye sevk etmemeli. Ekonomide dengelenmeyi ancak sanayiciyi, üreticiyi destekleyerek sağlayabiliriz. Bu noktada da Türkiye, global ekonominin ciddi daralmalarla, sıkıntılarla boğuştuğu bir dönemde aldığı koruyucu önlemlerle, süreci çok iyi yöneten ülkelerin başında yer almaktadır. Bize düşen de ümitsizliğe kapılmadan, üretmeye, ülkemizin korona virüs salgınının yol açtığı küresel krizi en az kayıpla atlatması için katma değer yaratmaya devam etmektir” diye konuştu.

  • Yetki belgesi konusunda farklı görüşler geliyor

    Yetki belgesi konusunda farklı görüşler geliyor

    1 Eylül itibarıyla başlayacak ikinci el araç alım-satımında yetki belgesi zorunluluğu, sektörde yankılanmaya devam ediyor.

    İkinci el araç alım-satımında 1 Eylül itibarıyla uygulanacak ‘Yetki Belgesi’ zorunluluğu sektörde farklı görüşlerin oluşmasına neden oldu. Bazı galericiler bu uygulamayı desteklerken bazıları da sektöre olumsuz olarak yansıyacağını savunuyor.

    Galericiler Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Parkgaraj Genel Müdürü Alper Konan 2. el araç alım satımını kapsayan yeni yasanın bir kaç yerinde değişiklikler yapılmasının gerektiğini belirtti.

    Alım-satım yapan binlerce esnafın yetki belgesini alamadığını özellikle İstanbul Anadolu yakasında yetki belgesini alacak faal bir site ya da kuruluş bulunmadığını söyleyen Konan, “Binlerce esnaf ne yapacağını şaşırmış durumdadır. Yıllardır hizmet veren irili ufaklı bir çok galerici ve al satçı geçim derdine girmiştir. Bunların içinde hepsi kayıt dışı olmayan vergiye tabi olup kimi 2 veya 3 arabalık sermayelerle kimi 100 arabalık sermayelerle kendi bütçelerine göre yerlerde kurulu düzenleri olan bu esnaf arkadaşlarımız ne yapacağını merak ediyorum. Bence sadece Anadolu yakasında 5 bin esnaf kepenk kapatacak. Esnafa yetki belgesi alabilmesi sadece yeterlilik belgesi ve bu işi yaptığına dair vergiye kayıtlı olması yeterli olmalıdır” dedi.

    Yetki belgesi zorunluluğunun uygulanmaya başlanmasıyla kayıt dışı ticaretin artacağını öne süren Konan, “Bir çok kayıt dışı ticareti ortaya çıkarmasına yol açması aşikardır. Örneklersek; alım-satımcı güvendiği müşterisinden satış almadan parasını ödemesi, satış alacağı araçları etrafındaki aile fertleri akrabaları güvendiği kişilerin üzerinden 3 hakkı kullanma gibi durumlara mecbur kalması, vergi açığı çıkmasına sebep olacaktır. Bu durumda hem esnaf zor durumda kalacak, hem de devletin vergi alması zorlaşacaktır” ifadelerini kullandı.

  • İngiltere’den master fırsatı geliyor

    İngiltere’den master fırsatı geliyor

    Bahçeşehir Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü ve MLA College UK’nın yaptığı işbirliğiyle artık yüksek lisans eğitimi almak isteyen öğrenciler, uzaktan eğitim fırsatıyla tezli MBA derecesi ve iki ayrı diploma sahibi olabilecek.

    BAU yüksek lisans programlarında eğitim alan öğrencilerin, dünyaca tanınırlığı olan MBA programı MLA College’dan tezli MBA derecesi ile iki ayrı diploma alma fırsatı olacak. Bahçeşehir Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi almak isteyen öğrencilere ve sektör profesyonellerine açık olacak programda, Bahçeşehir Üniversitesi’nde tamamlanan yüksek lisans programı ile diploma derecesini tamamlayan öğrenciler, MLA College’den online olarak tamamlanacak tez çalışması ile Plymouth Üniversitesi’nden akredite MBA derecesi ve iki ayrı diploma sahibi de olabilecek. Bunun yanı sıra, İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğrencileri, lisans eğitimleri boyunca MLA College’den hem sertifika alabilecek hem de aldıkları dersleri BAU’da saydırabilecekler. BAU Hukuk öğrencileri de aynı şekilde MLA College’den alacakları derslerle mezun olduklarında Türkiye’den Hukuk Fakültesi diploması ve İngiltere’den Sürdürülebilir Denizcilik Operasyonları lisans diploması ile ‘Deniz Ticareti Hukukçusu’ olarak çalışabilecekler.

    BAU Kuzey Kampüsünde düzenlenen lansman ile birlikte hayata geçirilen program hakkında detaylı bilgilendirmenin ardından BAU Rektörü Prof. Dr. Şirin Karadeniz ve MLA College Rektörü John Chudley tarafından da imzalar atıldı.

    “Sınırların ötesinde bir eğitim”

    Lansmanda konuşan ve sınırların ötesinde bir eğitim verilecek olmasından dolayı herkesin çok heyecanlı olduğunu söyleyen MLA College Rektörü John Chudley, “BAU Global ağının sadece 12 aydır üyesiyiz. Fakat yine de çok fazla yol kat ettik. Burada yapmış olduğumuz şey aslında sınır tanımayan eğitim. Küresel eğitimi sağlamamız lazım. Bu sınır tanımayan eğitim kulağa kolay geliyor fakat gerçekten bunu yapması o kadar güç ki. MLA olarak özellikle Birleşmiş Milletlerin sürdürebilirlik hedeflerini yakalama konusunda oldukça gayretliyiz ve programlarımızı ve müfredatımızı hedeflere bağlı kalarak gerçekleştiriyoruz. Kaliteli eğitim verme konusunda ısrarlıyız. Eğitimimizin kesinlikle en iyisi olmasını ve bireyin hayatını iyi bir şekilde değiştirmek ve onlara fırsat vererek istedikleri her şeyi başarmalarını istiyoruz. Bu anlamda BAU-MLA MBA programı, bizlere öğrencilere mümkün olan en iyi eğitimi sağlamak için nasıl çalışıldığının ve bu güzel çalışmanın merkezine onları yerleştirmenin heyecan verici bir örneğidir. Bahçeşehir Üniversitesi’nde tam zamanlı bir Diploma programı tamamlamak ve İngiltere’deki MLA College ile uzaktan öğrenim yoluyla bir tez yazarak küresel MBA’i tamamlamak gerçekten sınırların ötesinde bir eğitimdir Bu model ile öğrenciler, dünyanın dört bir yanından özel dersler alarak uzaktan eğitim aşamasına başlamadan önce sınıf temelli dersler aracılığıyla master düzeyinde eğitim deneyimi kazanacaklar” dedi.

    “Kendi Erasmus’umuzu oluşturuyoruz”

    BAU Global Başkanı Enver Yücel ise global olma yolunda eğitim sektöründe önde olduklarını dile getirerek, “BAU Gloabal olarak biz kendi Erasmus’umuzu oluşturuyoruz. Erasmus Avrupa Birliği’nin öğrenci dolaşım hareketi. 23 yıl önce, ‘Biz global olacağız’ dedik. Global olmak durumundayız, dünya vatandaşlığı artık önemlidir ve ilk yıllarda gazetelerdeki manşetimizde de ‘Kampüsüm dünyam’ dedik. İstanbul’un kalbinde bir üniversite. Kampüs nerede, kampüs bütün dünya ve bugün bunlar çok daha iyi anlaşılabiliyor. Bu yolda ilerliyoruz. Altı noktadaki üniversitemiz bu ağı genişlettiğimizi gösteriyor. Tabi, bütün amacımız iyi insan yetiştirmek, dünyanın önünü açmak, dünyanın gelişimine katkıda bulunmak, dünyanın sorunlarını çözmek ki en başta yoksulluk ve gelir adaletsizliği geliyor. Bunların çözümü de bizim insan olarak daha fazla üretmemizden geçiyor. Bu anlamda tüketmeden üretmek ve dünya çapında bir eğitim anlayışı için çalışmalarımız ve büyümelerimiz devam edecek” dedi.

    “Amacımız gençlerimizin dünya vatandaşı olması”

    BAU Rektörü Prof. Dr. Şirin Karadeniz de konuşmasında bu tarz işbirlikleri ve gelişmelerle aslında gençlerin eğitim konusunda istedikleri takdirde global bir ağdan faydalanmalarını ve onların dünya vatandaşı olma yolunda yardımcı olmak istediklerini dile getirerek, “Üniversitemiz kurulduğu ilk günden itibaren uluslararası olma konusunda bir vizyonu var ve bu vizyon o günden bugüne kadar artarak devam etmekte. Mezun olduktan sonra da gençlerimizin hepsi BAU ailesinin bir parçasıdır ve tüm yaşamları boyunca da kariyerlerini geliştirmek için eğitime başvurdukları her noktada da BAU Global ağından fırsatlar sunmaya çalışıyoruz. Derdimiz, öğrencilerimiz, mezunlarımız, birer dünya vatandaşı olsunlar, kendi kariyerlerini yapılandırırken sektörü ve değişen dünyayı çok çok iyi anlasınlar ve işlerini dünyanın herhangi bir yerinde yapabilsinler. Global dünyada üreten, değer veren ve katkı sağlayan bireyler olsunlar. Yapmış olduğumuz bu işbirliği gibi tüm çalışmalarımız da bu hedefler doğrultusunda gerçekleşiyor. Emeği geçen herkese teşekkür ederim” diye konuştu.

    “Kendi ilgi alanlarına göre tercih edebilecekler”

    BAU Lisanüstü Eğitim Enstitüsü, Yurtdışı Programlar Direktörü Dr. Öğr. Üyesi İrem Şanal ise yapılan işbirliği hakkında bilgilendirmelerde bulunarak, “Bahçeşehir Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü olarak, MLA College UK ile yapmış olduğumuz iş birliği ile BAU-MLA iş birliğinde MBA ile iki ayrı diploma programımızı başlatmış bulunmaktayız. Yeni programımız, öğrencilerimize Bahçeşehir Üniversitesi’nde ilgilendikleri disiplinde yüksek lisans eğitimlerini tamamlayıp diploma sahibi olma ve uzaktan eğitim ile İngiltere MLA College’dan, Plymouth Üniversitesi tarafından akredite edilen MBA derecesi ile iki ayrı diploma alma fırsatı vermektedir. Böylelikle öğrencilerimiz, iki farklı disiplinde uzmanlık kazanacak ve işletme yüksek lisans derecelerini, kendi ilgi alanlarına göre tercih edebilecekleri çeşitli lisansüstü program alternatifleriyle zenginleştirme imkanına sahip olacaklardır. BAU-MLA iş birliğinde MBA programımız, öğrencilerimizin yanı sıra sektör profesyonellerine de hitap etmekte olup, hem iki ayrı diploma sahibi olma fırsatı, hem de iş tecrübelerini farklı bir ilgi alanına uygulama imkanı sunacaktır” şeklinde konuştu.

  • Saç klonlama geliyor

    Saç klonlama geliyor

    Dr. Zafer Ulusan, saç ekiminde greft (saç kökü) sayısının yetersizliği sorununun saç klonlama işlemi sayesinde ortadan kalkabileceğini ifade ederek, bu şekilde istenilen sayıda greftin saç ekimi yapılacak alanda kullanabileceğini söyledi.

    Saç ekimi operasyonlarında donör alandaki saç kökü sayısının düşük olmasının karşılaşılan en önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Medicalhair Genel Koordinatörü Dr. Zafer Ulusan, “2020 yılında başarılı sonuçlar veren saç klonlama uygulaması ile greft (saç kökü) eksikliği sorunu çözülecek” dedi.

    “Saç klonlama ile 100 saç grefti örneğini alıp örneğin bin tane grefte çıkarabiliyoruz” diyen Dr. Ulusan, “Tayland’ın başkenti Bangkok’ta yapılan kongrede saç klonlama hakkında başarıyla sonuçlanan birçok çalışmaya tanık oldum, izledim. Bu alanda 12 yıldır süren ve 2020 yılında başarılı sonuçlar gösteren araştırmalar var. Dünyada 2021 yılının başında saç klonlaması hayata geçecek. Bu işlem belki ilk başlarda biraz pahalı olabilir ama daha sonra fiyatının uygun şartlara çekileceğini düşünüyorum. Böylece saç ekim işleminde istediğimiz sayıda grefte sahip olabileceğiz ve özellikle ekimde istediğimiz kadar alanı kapatabileceğiz. Bu hastalar ve ekim yapan hekimler açısından çok büyük bir avantaj” dedi.

    Saç dökülmesinin nedenleri hakkında da bilgi veren Dr. Ulusan, “Özellikle genetik saç dökülmesi erkeklerde başta olmak üzere kadınlarda da çok önemli kozmetik bir sorun. Bunu giderebilmek için değişik ilaçlar, losyonlar, şampuanlar yöntemler kullanılıyor. 80’lerin başında yavaş yavaş saç ekimi yöntemlerinin çıkmaya başlamasıyla saç dökülmesi sorunu da ortadan kalkmaya başladı. Saç ekimi tüm dünyada çok büyük bir sektör haline geldi. Bu sayede çok sayıda kişi saçsızlık sorunundan kurtuldu. Son 5 yıl içerisinde bu yöntemin yanına gene çok etkili bir yöntem olan saç simülasyonu da eklendi. Saç simülasyonunda özellikle greft sayısı az, seyrek ve ince saç yapılı olan kişilere uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntemde başarılı sonuçlar alıyoruz” diye konuştu.

    Ekibiyle birlikte saç ekiminde başarılı sonuçlar alan Dr. Zafer Ulusan, saç simülasyonu ile donör bölge ya da ekim yapılan bölgedeki seyrekliklerin ortadan kalkmasının son yıllardaki en önemli ilerleme olduğunu söyledi. Dr. Ulusan, “Böylece saç ekiminde memnuniyet oranı oldukça iyi düzeylere geldi. Saç ekiminde simülasyon mutlaka birlikte düşünülerek hareket edildiği zaman tatminkar olmayan sonuçlara rastlama durumumuz çok düşük olacaktır” şeklinde konuştu.