Etiket: Geliştirilmesi

  • Rize’de “Doğu Karadeniz Turizminin Geliştirilmesi ve Çeşitlendirilmesi” paneli

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Türkiye’nin dünyanın 6. büyük destinasyonu olduğunu belirterek, “Türkiye’nin turizm destinasyonu sadece deniz, kum, güneş değil, son birkaç yıldır geleneksel pazarın dışına çıkıp sahip olduğu diğer imkanlarını devreye aldığı zaman ilk 3’e girmemesi için hiçbir neden yok” dedi.

    Rize’nin İyidere ilçesindeki bir otelde gerçekleştirilen Rize 1. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri (MENA) Doğu Karadeniz Turizm ve Yatırım Zirvesi’ndeki “Doğu Karadeniz Turizminin Geliştirilmesi ve Çeşitlendirilmesi” paneli İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’nın katılımıyla gerçekleştirildi. Panelde ilk olarak söz alan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Karadeniz turizminin daha işin başında olduğunu belirterek, çeşitlenme açısından daha bir elin parmakları kadar olmadığını söyledi.

    Derviş turizmcilere ihtiyaç olduğunu dile getiren Bakan Soylu, “Yapması gereken, üzerine titremesi gereken alması gereken çok mesafe vardır. Burada derviş turizmcilere ihtiyaç vardır. Çok açık. En büyük eksiğimiz yaylarımıza yapmış olduğumuz hırçın davranışlardır. Tarihimize, bize emanet edilenlere karşı maalesef 300, 400, 500 metrekarelik bazen 5-6 katlı yaylarda yapmış olduğumuz evlerdir. Her şey bizi affedebilir ama doğa ve bize bırakılan emanetler affetmeyecektir. Artık bu doğa cinayetlerini işlemeyi bırakalım. Eşimiz, dostumuz, akrabamız, yakınımız oy ve siyaset kaygısı bunların her birini bir tarafa bırakalım. Burada hepimiz sorumluyuz. Elimizde büyük bir miras var ve biz bu mirası plansız bir şekilde acaba har vurup harman savuracakmışız diye endişe içerisindeyiz. Şahsen ben endişe içerisindeyim. Dünya yeni keşfetmeye başlıyor biz bu keşfi açmalıyız. Ne kadar doğal, orjinal olabilirsek o kadar açabiliriz. Helikopterle gelecekler günlerce kalacaklar. Önümüzdeki büyük bir fırsat var. Mardin ve Diyarbakır’ın da otellerini izliyorum. İnanın geçen sene neredeyse hepsi kapanma aşamasındaydı. Allah nazardan korusun bu sene hepsi yüzde 100’e yakın doluluk yaşıyorlar. Çarpık yapılaşmaya son vermek zorundayız” dedi.

    Bakan Avcı: “Almanya, Belçika, ABD, Fransa ne kadar güvenliyse Türkiye’de o kadar güvenlidir”

    “Almanya, Belçika, ABD, Fransa ne kadar güvenliyse Türkiye’de o kadar güvenlidir” diyen Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı da, “Bir ülkede istikrar, güven ortamı varsa güvenlik sorunları asgariye inmişse o ülkede turizm gelişiyor. Aksi taktirde ne yaparsanız yapın olumsuz algı sizin bütün birikimlerinizi heba ediyor. Son zamanlarda özellikle Türkiye’nin güvenliği ve güvenirliliği konusundaki dünyada olumlu bir imajın oluşması için sadece algı olarak değil duygu olarak ta imajın oluşması için gece-gündüz çalışan İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’ya teşekkür ediyoruz. Ben yurt dışında zaman zaman sektör temsilcileriyle ve turizm medyasıyla bir araya geldiğimiz zaman bunu çok rahatlıkla söyleyebiliyorum. Almanya, Belçika, ABD, Fransa ne kadar güvenliyse Türkiye’de o kadar güvenlidir. Hatta Türkiye yaşadığı bu kadar tecrübelerden sonra bunlardan çıkardığı dersler itibariyle bunların hepsinden çok daha güvenli bir ülkedir” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’nin turizm destinasyonu sadece deniz, kum, güneş değil”

    Türkiye’nin sürdürülen olumsuzlama kampanyalarına rağmen dünyanın 6. Büyük turizm destinasyonu olduğuna dikkat çeken Bakan Avcı, “Türkiye Batı medyasında sistematik bir şekilde sürdürülen olumsuzlama kampanyalarına rağmen bugün dünyanın 6. büyük turizm destinasyonudur. Avrupa’nın da 4. büyük destinasyonudur. Türkiye’nin turizm destinasyonu sadece deniz, kum, güneş değil, son birkaç yıldır geleneksel pazarın dışına çıkıp sahip olduğu diğer imkanlarını devreye aldığı zaman ilk 3’e girmemesi için hiçbir neden yok. Türkiye kış turizminde olağan üstü bir potansiyele sahip. Türkiye doğudan batıya, kuzeyden güneye tam bir açık hava müzesi” diye konuştu.

    “Bu büyük potansiyeli heba etme tehlikesi ile karşı karşıyayız”

    Büyük bir tehlike ile karşı karşıya olunduğunu işaret eden Bakan Avcı, “Bu büyük potansiyeli heba etme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Yayla turizmi bakımında İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu uyarıda bulundu. Sadece bu uyarı ile kalmayacak aynı zamanda bundan böyle geriye doğru da işleyecek şekilde yayla turizmimizin tahribe yönelik hiçbir girişime katiyen izin verilmeyeceğini, gereken ne ise bunu harfiyen yerine getirileceğini hepimizin bilmesi gerekiyor. Aksi taktirde bir yörenin adı bir kere kötüye çıkarsa daha sonra bunu geriye sarmak, toparlamak, telafi etmek olağan üstü zor” ifadelerini kullandı.

  • Sağlık Turizminin Geliştirilmesi Eylem Planı Başlangıç Toplantısı yapıldı

    Erzurum’un sağlık hizmetleri konusunda sahip olduğu potansiyelin değerlendirilmesi ve sağlık turizmi alanında tercih edilen bir destinasyon haline getirilmesi amacıyla hazırlanması öngörülen “Sağlık Turizminin Geliştirilmesi Eylem Planı” çerçevesinde KUDAKA hizmet binasında başlangıç toplantısı düzenlendi.

    Temel faaliyetleri arasında bölge potansiyellerini harekete geçirmek ve bölgede işbirliği kültürünü geliştirmek olan KUDAKA’nın 2012 yılından itibaren uygulamaya başladığı “İnovasyona Dayalı Bölgesel Turizm Stratejisi ve Eylem Planı” kapsamında Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerinden oluşan TRA1 Düzey 2 Bölgesi’nde mevcut turizm potansiyelini harekete geçirerek değer zincirindeki tüm sektörlerle beraber mümkün olan en yüksek sosyo-ekonomik faydanın sağlanması hedeflemektedir. Bu anlamda sağlık turizmi konusunda mevcut termal ve medikal potansiyeli değerlendirebilmek adına ihtiyaç tespitinin yapılmasına ve bir eylem planının hazırlanmasına karar verildi.

    Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) koordinasyonunda düzenlenen ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Pasinler Belediyesi, Pasin Ovası Belediyeler Birliği, Sağlık Müdürlüğü, Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası temsilcilerinin katıldığı toplantıda; sektörün altyapı problemlerinden ve çözüm önerilerinden, Azerbaycan, Nahçıvan, Gürcistan ve İran gibi hedef pazarlardaki tanıtım faaliyetlerinin önemine vurgu yapılarak bir vizyon belgesi hazırlanması gerekliliğinin altı çizildi.

    Önümüzdeki dönemde daha geniş katılımla düzenlenmesi beklenen toplantılarda somut adımlar atılarak sağlık turizmi alanında var olan potansiyelin nasıl geliştirileceği ve nasıl pazarlanacağı hususlarının bir eylem planına bağlanması hedefleniyor.

  • Aydın’da besiciliğin geliştirilmesi için sözleşme imzalandı

    Aydın Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği (DSYB) öncülüğünde hazırlanan ‘Besiciliğin Geliştirilmesi’ projesinin sözleşmesi imzalandı. Protokol çerçevesinde Aydın’daki Damızlık Sığır Yetiştiricileri’nin süt sektöründeki deneyimleri öncülüğünde, Aydın’ın besi materyalleri üretimi için uygun iklim yapısı ile kaliteli damızlık materyalleri hususlarındaki önemli potansiyeli ortaya çıkarılarak, ildeki besicilik faaliyetlerinin canlandırılması hedefleniyor.

    Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) tarafından 2016 Doğrudan Faaliyet Desteği kapsamında desteklenen “Aydın Damızlık Sığır Yetiştiriciliği Öncülüğünde Besiciliğin Geliştirilmesi“ isimli projenin sözleşmesi imzalanmıştır.

    GEKA Genel Sekreter Vekili Özgür Akdoğan ile Aydın DSYB Başkanı Mehmet Sedat Güngör ve Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Elmacı’nın katıldığı imza töreninde uygulanacak projenin Aydın’daki besiciliğe önemli katkılar sağlayacağı belirtildi.

    Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin başvuru sahibi olduğu projede, ortak olarak Aydın İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve iştirakçı olarak da Aydın İli Kırmızı Et Üreticileri Birliği’nin yer aldığı belirtildi. Aydın ili hayvancılık sektörünün gelişimine katkı sağlamak ve ilin besicilik potansiyelinin ortaya çıkarılması ve besi faaliyetlerinin artırılması hususunda farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını belirten Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Sedat Güngör, “Bu proje ile büyükbaş hayvan yetiştiricilerinin sığır bakım besleme konusunda bilinçlendirilmesi ile besiciliğin geliştirilmesi projenin ana amacıdır” dedi.

    Projeli çalışma kapsamında; Aydın’daki Damızlık Sığır Yetiştiricileri’nin süt sektöründeki deneyimleri öncülüğünde, Aydın’ın besi materyalleri üretimi için uygun iklim yapısı ile kaliteli damızlık materyalleri hususlarındaki önemli potansiyelinin ortaya çıkarılarak, Aydın ilindeki besicilik faaliyetlerinin canlandırılması hedefleniyor.

    Projenin 3 ay süreceğini belirten Başkan Mehmet Sedat Güngör, “Projemiz 3 ay sürecek olup, besiciliğin geliştirilmesi ve besicilik sektörünün öneminin farkına varılması için bir dizi faaliyet gerçekleştirilecek. Besi sığırı bakım beslemesi konusunda damızlık sığır yetiştiricileri ve besicilerin bilinçlendirilmesi ile bilgi ve becerilerinin artırılması için Aydın ili işletme sayıları ve hayvan varlığının en fazla olduğu 6 ilçe olan Bozdoğan, Çine, Efeler, Nazilli, Kuyucak, Yenipazar’da Yetiştirici Bilgilendirme Seminerleri düzenleyeceğiz. Aydın ili besicilik faaliyetlerinin mevcut durumu incelenerek, ayrıca besiciliğin canlandırılması için çözüm önerileri ile stratejilerin geliştirileceği bir çalıştay düzenlenecek. Proje sonucunda da, Aydın’ın besicilik mevcut durumu, yatırım potansiyeli ve tüm bu faaliyetlerin sonuçlarını içeren bir Aydın ili besicilik raporu hazırlanacak” diye konuştu.

  • Krizle Mücadele Eden Şehirlerde İnsani Eylemlerin Geliştirilmesi Çalıştayı Başladı

    Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen ’Krizle Mücadele Eden Şehirlerde İnsani Eylemlerin Geliştirilmesi Çalıştayı’ başladı.

    Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, bir otelde düzenlenen çalıştayda, çalıştayın önemini anlatarak, sonucunda orta ve uzun vadeli bir yol haritası hazırlanacağını söyledi. Dünyanın büyük bir sınavdan geçtiğini, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın en büyük göç hareketiyle karşı karşıya kaldığını anlatan Şahin, “Milyonlarca insan vatanından toprağından oldu, binlerce insan canından oldu, binlerce çocuk anasız babasız kaldı, binlerce anne baba çocuksuz kaldı” dedi. Sürecin en iyi şekilde yönetilmesi için Büyükşehir Belediyesi olarak araştırma yaparak gerekli çalışmaları yaptıklarını belirten Şahin, “Bu olaylar olmaya başladığı zaman komşu hakkı, insanlık hakkı adına ve ensar-muhacir inancından medeniyetinden gelen bir şehrin yaşayanları, bu ülkenin yaşayanları olarak dünyaya büyük bir insanlık sınavı verdik. Hamd olsun insanı ve vicdani olarak hepimiz bu sınavdan geçtik ve alnımızın akıyla bu süreci yönetiyoruz” diye konuştu.

    Suriye’deki iç savaşın başlamasıyla yaşanan göç krizini en az zararla nasıl fırsata dönüştürüleceği konusunda çalıştay yaptıklarını hatırlatan Şahin, çalıştay sonucunda 4 ana başlığın ortaya çıktığını, bunların eğitim, sağlık, güvenlik ve istihdam olduğunu belirtti. Eğitimin çok önemli olduğunu ve savaşın beyinde başladığını vurgulayan Şahin, Büyükşehir Belediyesi olarak Suriyeliler için yapılan çalışmaları anlattı. Göreve geldiğinde 3 bin çocuğun eğitim hayatında olduğunu aktaran Şahin, şu anda 70 bin çocuğun eğitim hayatına kazandırıldığına dikkat çekerek, “Bu sene okula gitmeye başlayacak olan çocukların yüzde 98’i sistemin içerisine girdi. Bu büyük bir başarı, bu çocuklarımızı mutlaka yetiştirmemiz ve geleceğe hazırlamamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “GÜVENLİKLE İLGİLİ YAPILAN NEGATİF HABERLERDEN RAHATSIZIZ”

    Sağlıkta fırsat eşitliğini sağladıklarını ifade eden Şahin, kayıt dışı çalışmaların önüne geçmek için ’Gaziantep Modeli’ olarak adlandırılan kota sistemiyle Suriyeli mültecilerin sistemin içerisine dahil edilerek çalışmaya başladıklarını anlattı. En çok rahatsız oldukları konunun ’güvenlik’ olduğunu ve bir takım olumsuz haberlerle negatif algı oluşturulmaya çalışıldığına vurgu yapan Şahin, “Maalesef biz bu kadar büyük gayretler göstermemize rağmen uluslararası basının bir takım büyükelçilerin yaptığı negatif haberlerden dolayı halkımızın büyük fedakarlığıyla bu götürdüğü süreçte sanki bu şehirde ciddi bir güvenlik sorunu var gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Oysa Valimiz, Emniyet Müdürlüğümüzden aldığınız rakamlarda özellikle mültecilerle beraber yaşayan Gaziantep’te güvenlikle ilgili sorunun yüzde 4’ler de olduğunu ve bunun yarısından çoğununda Suriyeli mültecilerin kendi aralarında yaşadığı sorun olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla biz bu tür negatif haberlerden rahatsısız. Turizmi, kültür turizmi adına hedeflerimiz var. Yapmaya çalıştığımız önemli projeler var, bunun hayata geçebilmesi, bölgenin kalkınması içinde özellikle bu alanda çalışan arkadaşlarımızdan istirham ediyoruz ki bu şehir dünyanın herhangi bir şehri kadar güvenlidir ve terörle mücadele dünyanın en büyük sorunudur. Küreselleşme, sınırların kalktığı bir dünyada biz bu şehir güvenli, bu şehir güvensiz şeklinde bir ayrımcılığı, yaşanan olayları gördüğünüz zamanda, Brüksel ve Paris’i gördünüz zaman da doğru bir yöntem olmadığını, bu yanlış yöntemlerle de doğru sonuca ulaşılamayacağını ifade etmek istiyorum” dedi.

    Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı olarak çok acil tedbirler aldıklarını dile getiren Şahin, Suriyeli göçmenlerin bir an önce vatanlarına dönmelerini temenni etti. Birliğin önemli olduğunu vurgulayan Şahin, “Birlikte rahmet, bereket ve barış var. Ortadoğu ve Batı Asya aslında dünya barışı için çok önemli bir alan, bir nefes. Nefes olmadan hayat olmaz, nefes olmadan can olmaz, nefes olmadan barış olmaz” ifadelerini kullandı.

    KEÇECİ: “İNSANİ BOYUT KONUSUNDA GAZİANTEP BÜYÜK İŞLER BAŞARDI”

    Büyükelçi Adnan Keçeci de Suriye’deki olaylar nedeniyle 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük insani trajedisinin yaşandığını aktardı. Uluslararası toplumun bu alanda çok daha büyük iş yapması gerektiğine işaret eden Keçeci, “Bu insani boyut konusunda Gaziantep çok büyük işler başardı ve sınavdan başarıyla geçti. Başarısını da devam ettiriyor. Gaziantep resmi kurumları, sivil toplum örgütleriyle tam bir işbirliği içerisinde. İnsani krizi önleme anlamında büyük projeler geliştiren Gaziantep, uluslararası alanda da bunların kabul görmesini sağlıyor. Gaziantep, sadece karşıdan gelen insanların ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda proje geliştiriyor. Gaziantep uluslararası alanda işbirliğinin geliştirilmesi konusunda büyük bir çaba da gösteriyor. Bu tip toplantılar, bu alandaki çalışmalara da destek sağlayacaktır. Bu anlamda Dışişleri Bakanlığı olarak elimizden gelen desteği sağlıyoruz” diye konuştu.

    UCLG-MEWA Genel Sekreteri Mehmet Duman ise bugün şehirlerde yaşanan en büyük insani krizin göç olduğunu, bunun da aslında sanayileşmeyle başladığına işaret etti. Göçün entegrasyon ve eğitim gibi sorunları beraberinde getirdiğini ifade eden Duman, “Suriye’den göç eden insanlar da komşu ülkelere göç etti. Gaziantep başta olmak üzere Kilis, Hatay gibi bazı iller Suriye’deki göçten ciddi etkilendi. Bu şehirlerimiz insani krizle karşı karşıya kalan illerimizdir. Peki ne yapabiliriz? Zaten yerel yöneticilerimiz ellerinden geldiğince kaynaklarını bu yönde seferber etmiş durumda. Merkezi yönetimin de yerel yönetimleri daha fazla desteklemesi gerekir. Bazen tüm yerel kaynaklar da yetersiz kalabiliyor. Bu noktada da uluslararası kaynakların devreye girmesi zarüreti ortaya çıkıyor. Şu ana kadar uluslararası camia üzerine düşeni yapmış değli. Ben burada yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarıyla daha aktif çalışması gerektiğini düşünüyorum. Başta Türkiye olmak üzere tüm bölgemizde kamu, özel sektör ve sivil toplum örgütlerinin dahil olduğu çoklu iş birliklere ihtiyaç vardır. İnsani krizlerle mücadelede en önemli nokta özellikle bu topraklarda ortak çalışma bilincinin oluşturulmasıdır. Biz teşkilat olarak gerçekleştirdiğimiz toplantılarda bu ortaklıkların kurulmasını teşvik ediyoruz. Bu çalıştayda bu noktada önemli” ifadelerini kullandı.

    IMPACT, Kıdemli Program Yöneticisi Megan Passey de Gaziantep’in sadece Türkiye’deki sığınmacılara değil aynı zamanda Suriye’deki insanlara da yardım ettiğini söyledi. İnsani zirvenin şehirlerde yaşanan krizlere odaklanmasını çok önemsediklerini ifade eden Passey, “Gaziantep, şehirlerde yaşanan krizlerle ilgili uluslararası işbirliği oluşturmak için bu çalışmayı hayata geçiriyor. Tavsiye niteliğinde sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Biz bu öneri ve tavsiyelere uymaya çalışıyoruz ya da krizlerden etkilenen şehirleri güçlendirmek için çalışma yapmayı önemsiyoruz. İstişareyi de bu konuda çok önemsiyoruz. Krizler içerisinde yaşayanlarla istişare yapmaya özen gösteriyoruz. Destekler bu konuda daha verimli oluyor. Gaziantep’teki istişare de genelde Suriyelilerden etkilenenler üzerinde yoğunlaşıyor. Dünyanın farklı bölgelerinde de farklı konular üzerinde çalışıyoruz. Burada yürütülen çalışmalar, somut çözüm konusunda önemli adımların gelişmesine vesile olacaktır” dedi.

    Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin Suriyeliler için yaptığı çalışmaların yer aldığı kısa filmin izletildiği çalıştaya, ulusal ve uluslararası insani yardım kuruluş temsilcileri ve STK’lar da katıldı.

  • Bakan Eroğlu, “Yeraltı Suyu Yönetimi Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi”nin Açılış Toplantısına Katıldı

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “Doğu Karadeniz’e yılda 2 bin 500 milimetre yağış düşerken, Karaman’a 250 milimetre düşüyor. Doğu Karadeniz’in o kadar su ihtiyacı yok. Öbür taraftan Karaman’ın sulama ihtiyacı var. Bu bakımdan bölgeler arasında yağışlarda büyük bir dengesizlik var. Aslolan bunu yönetmek, suyumuzu çok iyi yönetmemiz gerekiyor” dedi.

    Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, Türkiye’nin Yeraltı Suyu Yönetimi Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi’nin açılış toplantısına katıldı. Avrupa Birliği ve Türkiye tarafından finanse edilen toplantıda konuşan Bakan Eroğlu, ’su varsa hayat vardır’ ifadelerini kullanarak, Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak sloganlarının “su ve orman varsa hayat var demektir” olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığına dikkat çeken Bakan Eroğlu, Türkiye’nin kullanılabilir su miktarının 112 milyar metreküp olduğunu kaydederek problemin su miktarından kaynaklanmadığını, bölgelere eşit derecede yağışın düşmemesinden kaynaklandığını vurguladı.

    Eroğlu, “Doğu Karadeniz’e yılda 2 bin 500 milimetre yağış düşerken, Karaman’a 250 milimetre düşüyor. Doğu Karadeniz’in o kadar su ihtiyacı yok, sulama yok. Öbür taraftan Karaman’ın sulama ihtiyacı var. Bu bakımdan bölgeler arasında yağışlarda büyük bir dengesizlik var. Aslolan bunu yönetmek, suyumuzu çok iyi yönetmemiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

    Yeraltı suyunun yönetim kapasitesinin arttırılmasının önemine değinen Bakan Eroğlu, “Bölgelere göre yeraltı suyu çok değişiyor ve kullanımı da çok değişiyor. Konya Havzasında beslenme az ve suyun kullanılması çok fazla. Dolayısıyla yeraltı su seviyesi sürekli düşüyor. Gerekse Ergene Havzası’nda, burada da sanayide suyun kullanılmasından dolayı çok büyük bir düşüm var. Biz bu konuda bir düzenleme yaparak iki havzada ölçüm sistemi kurulması şartı getirdik. Bununla ilgili sanayicilerimiz de ölçüm sistemi kurmaya başladı. Bu sistemin şu faydası oldu, özellikle Ergene’de artık su bedava şeklinde istediği gibi su kullanamıyor, suyu ona göre az kullanıyor, gerekirse geri kazandırıyor” diye konuştu.

    Akdeniz’e boşa akan suların önlenmesine yönelik projeler gerçekleştirdiklerini hatırlatan Bakan Eroğlu, “Akdeniz’e boş akan suların önüne barajlar yaptık ve bunu 17 bin 34 metre uzunluğunda dev bir tünelle bu suları Konya Ovası’na naklettik. Buradan da 414 milyon metreküp su Konya Ovası’na akıyor. Yeraltı sularını özellikle beslemek gerekiyor, aşırı çekimi önlemek gerekiyor. Bunun için yaptığımız birinci şey başka havzalardan su nakletmek” ifadesini kullandı.