Etiket: “Gelişmiş

  • Erdoğan: “Salgın sürecinde dayanışma konusunda başta gelişmiş ülkeler olmak üzere dünya iyi bir sınav veremedi”

    Erdoğan: “Salgın sürecinde dayanışma konusunda başta gelişmiş ülkeler olmak üzere dünya iyi bir sınav veremedi”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Salgın sürecinde dayanışma ve yardımlaşma konusunda gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünya maalesef iyi bir sınav veremedi. Bırakın yardımlaşmayı, dayanışmayı salgın karşısında mazlum ve mağdurlar adeta kaderlerine terk edildi. Türkiye olarak bu noktada örnek bir tavır ortaya koyduk. Tüm dünyada din, dil, ırk bölge ayrımı yapmadan yardımına koşmayı kendimize görev atlettik” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da bir otelde düzenlenen Türk Konseyi Sağlık Bilim Kurulu toplantısına katıldı. Türk Konseyi Sağlık Bilimi Kurulu Toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sağlık altyapımızın gücü depremde olduğu gibi korona virüs salgınında da en büyük avantajlarımızdan biridir. Dünyanın son dönemde karşılaştığı en büyük sağlık krizi olan korona virüs salgını sürecinde canla başla fedakarca çalışan sağlık ordumuza buradan bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Ölenlere Allahtan rahmet diliyorum. Yaralı sağlık ordumuzun mensuplarına şifalar diliyorum. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de olumsuz etkileyen bu salgın maalesef yeni dalgalarla hala yoluna devam ediyor. Vaka sayısının 45 milyonu geçtiği can kaybı sayısını 1 milyon 200 bine ulaştığı salgına karşı hala kesin ve etkili bir çare bulunamamıştır. Fiilen kullanım aşamasına gelen aşı çalışmaları bu konudaki en büyük ümidimizdir. Türkiye bir yandan Çin, Rusya, Amerika gibi ülkelerdeki aşı çalışmalarını yakından takip ederken, diğer yandan da kendi aşısını geliştirmek için yoğun bir çaba içindedir. İnşallah önümüzdeki bahar aylarında kendi aşımızı vatandaşlarımıza uygulayabilecek aşamaya gelmiş olacağız. Yılsonu itibariyle dünyadaki aşı çalışmalarından bilim insanlarımızın uygun gördüğü birini veya birden fazlasını vatandaşlarımızın istifadesine sunmayı planlıyoruz. Amacımız ilk etapta yüksek risk gruplarından başlayarak bu hizmeti bütün vatandaşlarımıza ulaştırmaktır. İşte böyle bir dönemde gerçekleşen Türk Konseyi Sağlık Bilim Kurulu 4. Toplantısını işbirliği imkanlarını genişletilmesi ve eldeki birikimin paylaşılması bakımında önemli bir adım olarak görüyorum” dedi.

    “Salgın sürecinde dayanışma ve yardımlaşma konusunda gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünya maalesef iyi bir sınav veremedi”

    Salgın sürecinde ülkelerin yardım ve dayanışma konusunda iyi bir sınav vermediğini söyleyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgın sürecinde dayanışma ve yardımlaşma konusunda gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünya maalesef iyi bir sınav veremedi. Bırakın yardımlaşmayı, dayanışmayı salgın karşısında mazlum ve mağdurlar adeta kaderlerine terk edildi. Türkiye olarak bu noktada örnek bir tavır ortaya koyduk. Tüm dünyada din, dil, ırk bölge ayrımı yapmadan yardımına koşmayı kendimize görev atlettik. Salgın döneminde 155 ülkenin ve 8 uluslararası kuruluşun tıbbi malzeme desteği talebine olumlu cevap vererek elimizdeki imkanları paylaştık. Maskeden solunum cihazına ve kimi ilaçların üretimine kadar her konuda kendimiz ve dostlarımız için en iyisini yapmanın gayreti içinde olduk. İnşallah bundan sonrada aynı insani ve vicdani tavrımızı sürdüreceğiz. Rabbimden bütün insanlığı bu salgından bir an önce kurtarmasını diliyorum” diye konuştu.

    “3 çocuk temennisi Ülkemizin geleceği bakımından hayati öneme sahip bir tespittir”

    Türkiye’nin dünyanın genç ve nitelikli nüfusuna sahip ülkeler arasında ilk sırada yer aldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye artık 84 milyonu bulmak üzere olan nüfus içindeki 15 milyona yaklaşan ilk, orta, lise öğrencisi ve 8 milyon üniversite öğrencisiyle gerçekten imrenilecek genç bir insan kaynağına sahiptir. Hali hazırda 30 yaş nüfusumuzun toplam nüfusa oranı yüzde 40’a yaklaşıyor. Ayrıca çeşitli statülerde ülkemizde yaşayan 5 milyon yabancıyı da bu insan havuzuna ekleyince rakam 90 milyonu buluyor. Her ne kadar doğum oranları düşüyor olsa da hala dünyanın en genç ve nitelikli nüfusuna sahip ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyoruz. Her fırsatta dile getirdiğim en az 3 çocuk temennisi öyle rast gele söylenmiş bir ifade değil. Ülkemizin geleceği bakımından hayati öneme sahip bir tespittir. Genç ve yetişmiş insan nüfusumuzu korumak mecburiyetindeyiz. Dikkat ederseniz sadece genç demiyorum. Aynı zamanda yetişmiş vurgusunu da yapıyorum. İnsani ve milli değerlerle güçlü bir şekilde donanmamış, çağın teknolojisine ve pratiklerine hakim şekilde yetiştirilmeyen bir genç nüfus avantaj olmaktan çıkıp başlı başlına bir sorun haline dönüşür. Bunun için eğitim, kültür ve bilim alanındaki hassasiyetimi sürekli daha ileriye taşıyoruz. Geçtiğimiz asra gelişmiş, bu sıfatla damga vuran ülkelerin nüfus konusundaki kayıpları sebebiyle ciddi bir gelecek kaygısı içine girdiklerini görüyoruz. Hatta bu endişenin batıda giderek yükselen İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığının ana sebebi olduğunu biliyoruz” şeklinde konuştu.

    “Türkiye salgının etkisiyle hızlanan küresel yapılanma süreciyle ilgili analizlerde geleceğin yıldızları arasında gösteriliyor”

    Yüksek teknolojinin kullanımı ve tasarımı konusunda her projeye destek verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye salgının etkisiyle hızlanan küresel yapılanma süreciyle ilgili analizlerde geleceğin yıldızları arasında gösteriliyor. Katıldığımı bilim toplantılarında ve ödül törenlerinde gördüğüm bir gerçeği sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye’nin geçtiğimiz dönemde demokrasi de ve kalkınmada gerçekleştirdiği tarihi atılım her alanda olduğu gibi bilim ve araştırma faaliyetlerinde de önümüzü açmıştır. Başbakanlığım ve cumhurbaşkanlığım döneminde bilimsel çalışmaların teşviki araştırma geliştirme faaliyetinin yaygınlaştırılması yüksek teknolojinin tasarımı ve kullanımı hususundaki her projeye şahsi destek verdim. Bu süreçte gerek üniversitelerimiz, gerekse kurumlarımıza bağlı araştırma tasarım teknoloji kuruluşlarımızı, gerek özel sektörümüz birbirlerini destekleyecek şekilde hızlı bir yükselişe geçmiştir. Türkiye’nin sağlıktan savunma alanına kadar geniş bir yelpazede dünya çapında başarılar ortaya koymasının gerisinde bu güçlü işbirliği ve yoğun çalışma iklimi vardı. Gençlerimize ve çocuklarımıza bilim ve araştırma şevki kazandırmak için Türkiye çapından pek çok proje yürütüyoruz. Yurtdışındaki bilim insanlarımızın Türkiye’ye dönüşünü teşvikten okullarımıza kurduğumuz deneye yap atölyelerine kadar geniş bir alana yayılan bu gayretlerimizin karşılığını yavaş yavaş almaya başladık” dedi.

    “İçinden geçtiğimiz şu kritik süreci başarıyla geride bırakıp 2023 hedeflerimize ulaştığımızda karşımızda yepyeni bir Türkiye göreceğiz“

    2023 hedefleriyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Halen içinden geçtiğimiz şu kritik süreci başarıyla geride bırakıp 2023 hedeflerimize ulaştığımızda karşımızda yepyeni bir Türkiye göreceğiz. Bu güne kadar kat ettiğimiz mesafe sayesinde artık geleceğimize dün olduğundan daha fazla umutla bakıyoruz. Ülkemize ve kendimize olan güvenimizin artması 2053 vizyonumuzun altını daha güçlü bir şekilde doldurmamızı sağlıyor. Maruz kaldığımız tüm saldırıları, önümüze çıkartılan tüm engellemelere rağmen diğer alanlarla birlikte bilimde de Türkiye’yi dünyanın en ileri ülkeleri arasında ilk sıralara taşımakta kararlıyız. Bu konuda en büyük desteği yine bilim insanlarımızdan bekliyoruz. Sizlerin yol göstericiliğinde hep birlikte sürekli daha ileriye giderek tarihin verdiği sorumluluğu hakkıyla ifa edeceğimize inanıyorum” diye konuştu.

  • Akkuyu NGS en gelişmiş güvenlik sistemleriyle donatılacak

    Akkuyu NGS en gelişmiş güvenlik sistemleriyle donatılacak

    Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS’nin inşası tüm hızıyla devam ederken, santralin güvenli bir şekilde inşa edilmesini sağlamak amacıyla, Akkuyu Nükleer ve Assystem arasında imzalanan 6 yıllık sözleşme kapsamında, Assystem santralin tesislerinin inşaat denetim faaliyetlerini gerçekleştirecek.

    Türkiye, Akkuyu NGS ile nükleer enerjiye sahip dünya ülkeleri arasında yerini almaya hazırlanıyor. Güvenlik ise Akkuyu NGS’nin yapımında en önem verilen konuların başında geliyor. Nükleer sektöründe 50 yılı aşkın süredir uluslararası tecrübeye sahip olan ve dünyanın 3. nükleer şirketi olarak sıralanan Assystem, Akkuyu NGS’nin güvenli bir şekilde inşa edilmesini sağlamak amacıyla tesislerin inşaat denetimlerini yürütmek için seçildi. Bunun yanı sıra, Akkuyu NGS’de yer alan ve nükleerde mevcut en güvenli teknolojilerden biri olan VVER 1200 3+ nesil reaktörlerinde uzmanlaşan Assystem, 2011’den bu yana yerel ENVY ile ortak olarak çalışıyor. Şimdi Türkiye’de bir şube kuran Assystem, böylece buradaki varlığını daha da güçlendiriyor.

    TAEK’ten özel akreditasyon aldı

    Assystem, Akkuyu’daki denetim faaliyetlerini yürütmek ve bağımsız nükleer inşaat organizasyonu olarak yetkili olabilmek için Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan (TAEK) özel bir akreditasyon aldı. Projede uygulanan güvenlik standartları, TAEK’in nükleer santrallerin yapımına dair kontrol konusundaki yönetmeliği kapsamında ele alındı. TAEK tarafından belirlenen standartlar, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (IAEA) temel güvenlik ilkelerinin öngördüğü uluslararası yönergelere dayanıyor.

    “Heyecanlıyız, mutluyuz”

    Düşüncelerini paylaşan Assystem yetkilileri, “Türkiye için sürdürülebilir enerji arzı sağlama noktasında önemli bir proje olan Akkuyu projesini geliştirme fırsatı bulduğumuz ve de karbondan arındırılmış elektriğe yatırım yaparak iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya kararlı ülkelerin arasına Türkiye’nin de katılmasından küresel açıdan mutluluk duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

    Şu anda, uluslararası nükleer inşaat projelerinin çoğunun Rosatom tarafından yürütüldüğüne dikkat çeken Assystem yetkilileri, şu görüşleri paylaştı:

    “Bununla birlikte, büyük ölçekli olmaları ve zor yapısı nedeniyle, nükleer projeler her zaman ulusal sınırların ötesine geçen beceri ve deneyimler getiren geniş bir işbirliğini gerektirmektedir. Nükleer konusunda uzmanlaşmış bir mühendislik hizmetleri şirketi olan Assystem, teknoloji seçimi açısından tarafsız ve bağımsızdır. Aynı zamanda hükümetlerden düzenleyicilere ve diğer paydaşlara kadar çeşitli aktörlerle çalışarak esnek bir yapıya sahiptir. Bu sebepten ötürü Assystem, Rosatom tarafından diğer mühendislik şirketleriyle birlikte Akkuyu projesine, Rosatom’u dünyanın ilk ’yap- sahip ol-işlet’ (build-own-operate) projesini inşa etme işinde desteklemeye davet edildi.”

    Türkiye’nin artan enerji ihtiyacına en iyi cevap, nükleer enerji

    Türkiye, G20 ülkeleri arasında hızla gelişen ülkeler sıralamasında en yukarılarda yer alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), ülkenin enerji talebinde hızlı bir artış olmasını bekliyor. Yapılan pek çok tahmin, enerji kullanımının 2030 yılına kadar mevcut seviyesinin 2 katına çıkacağını ve bunun çoğunun elektrik tüketiminden olmasını öngörüyor. Fransız Assystem’a göre, bu artan talep, önemli miktarda ilave enerji üretimini gerektiriyor. Bu da nükleer enerjiyi birçok nedenden dolayı ideal bir çözüm haline getiriyor. Assystem, bu nedenlerden bazılarını şöyle sıralıyor:

    “Akkuyu NGS, 4 ünitesi ile toplam 4.8 GW’lık nükleer enerji üretecek ve Türkiye’deki elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacak. İstikrarlı bir enerji arzının sağlanması, önceki dönemlerde elektrik kesintisi ve elektrik fiyatlarında ani yükselişe sebep olan mevsimsel talep artışı sorununun çözümü için önem arz ediyor. Akkuyu NGS’nin faaliyete geçmesi ile Türk halkı, 60 yıl süresince, bir diğer ifadeyle nükleer santralin işletmede kaldığı süre boyunca, rekabetçi bir fiyattan elektrik alacak. Yüksek teknolojiyle inşa edilen Akkuyu NGS’nin sahasında yüksek sayıda donanımlı ve teknik bilgisi olan eleman istihdam edilecek. Santralde vasıflı kişilerin istihdamı, bölgedeki altyapının gelişimini olumlu yönde etkilerken bir yandan da hem bölgedeki hem de ülkedeki ekonomik büyümeye katkıda bulunacak.”

  • Vali Bektaş, “Gelişmiş ve uygar toplum olmak engellilere sağlanan haklar ile mümkündür”

    Zonguldak Valisi Erdoğan Bektaş, 3 Aralık Engelliler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamasında “Gelişmiş ve uygar toplum olmak, engellilere sağlanan haklar, onlara gösterilen yakın ilgi ve sorunlarının çözümü konusunda harcanan çaba ile mümkündür” ifadelerine yer verdi.

    Zonguldak Valisi Erdoğan Bektaş, ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesinde engellilere sağlanan hakların önemli bir veri olarak kabul edildiğini vurguladı. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla mesaj yayımlayan Bektaş, “Engelli vatandaşlarımızın sağlıklarına kavuşmaları, eğitimleri ve onların sosyal yaşama katılımlarını en üst düzeyde sağlamak, hak ettikleri değeri, sevgi ve saygıyı göstermek tüm kamu kuruluşlarının, yerel idarelerin ve sivil toplum örgütlerinin, dolayısıyla hepimizin ortak sorumluluğudur. Devletimiz son yıllarda çok önem verdiği sosyal devlet anlayışıyla hareket ederek engellilerin toplumla bütünleşebilmeleri, eşit bireyler olarak sosyal hayata iştirak edebilmeleri, yaşam standartlarının arttırılması ile onlara eşit hak ve imkânlar sunma gayretiyle çok anlamlı ve sevindirici düzenlemeler yapmıştır. Bizlerde, engelli vatandaşlarımıza sahip çıkmanın, ihtiyaç ve beklentilerinde yanlarında yer almanın, ailelerine destek olmanın, sorunlarına katkıda bulunmanın önemli bir insanlık görevi ve sorumluluk olduğunu asla unutmamalıyız. Bu duygu ve düşüncelerle, “ 3 Aralık Dünya Engelliler Günü” nün engelliler konusundaki toplumsal bilincin ve farkındalığın arttırılmasına vesile olmasını temenni ediyor, engelli vatandaşlarımıza ve ailelerine sağlık, huzur, mutluluk ve yaşantılarında kolaylıklar diliyor, sevgi ve saygılar sunuyorum” dedi.

  • Dünyanın en gelişmiş üç boyutlu yazıcısı Manisa Teknokent’te

    Zafer Kalkınma Ajansının desteğiyle Temmuz 2018 itibariyle başlayan Manisa Celal Bayar Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş.’ye ait ’Akıllı Ürün ve Üretim Sistemleri Araştırma ve Eğitim Merkezi (MCBÜ-AKÜM) Güdümlü Projesi’ kapsamında, ilk 6 ay için planlanan teknolojik yatırımlar tamamlandı. Teknoloji yatırımlarından biri olan, Türkiye’de ilk defa kurulumu yapılan ve dünyanın en gelişmiş üç boyutlu yazıcısı olan HP Jet Fusion 4210MJET teknolojisi ile muadillerinden 10 kat daha hızlı üretim yapabiliyor.

    Manisa Celal Bayar Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş.’ye ait ’Akıllı Ürün ve Üretim Sistemleri Araştırma ve Eğitim Merkezi (MCBÜ-AKÜM) Güdümlü Projesi’ kapsamında yer alan en önemli kalemlerinden olan HP Jet Fusion 4210 Üç Boyutlu Yazıcı başta olmak üzere Faro Faroarm Quantum S Lazer Tarayıcı, Silikon Kalıplama Makinesi ve Fırını, Kumlama Cihazı, Boyahane ve fırını ve Zortrax M200, Zortrax M300 ve Stratasys Objet30 Pro üç boyutlu yazıcılar Merkez bünyesine katıldı ve devreye verildi. Ayrıca lisansı alınan Ansys Ansys Mechanical Enterprise ve Ansys CFD Enterprise yazılımları ile kurulan merkezin teknolojik altyapısı güçlendirildi.

    Özellikle Türkiye’de ilk defa kurulumu yapılan ve dünyanın en gelişmiş üç boyutlu yazıcısı olan HP Jet Fusion 4210, kullandığı MJET teknolojisi ile muadillerinden 10 kat daha hızlı üretim yapabiliyor. Ayrıca yüksek ölçüsel hassasiyeti ve yüksek geri dönüşüm oranıyla uygun parça başı maliyet sunuyor. Bu özelliğiyle bir prototipleme sistemi olmanın ötesinde, üretim sistemine dönüşümü temsil ediyor. Otomotiv, beyaz eşya, havacılık gibi birçok endüstri için parça üretimi yapabilecek olan yazıcı, özellikle medikal sektöründe müşteriye özel protez ve benzeri parçaların üretimi için de ideal bir ürün olarak dikkat çekiyor. Diğer yandan lazer tarayıcı ve optik tarayıcı ile tersine mühendislik, kıyaslama ve kalite kontrol hizmetlerinin verilebilmesi ile ilgili kapasiteler de oluşturuldu. Silikon kalıplama makinesi, diğer üç boyutlu yazıcılar, merkezde önceden mevcut olan CNC’ler ile birlikte komple bir prototipleme tesisi özelliği de kazanılmış oldu.

    Sistemin önemli bir kısmı tamamlanmak üzere

    Manisa Tenokent’te yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Manisa Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Hüseyin Aktaş, “Kamuoyunun da yakından takip ettiği gibi Celal Bayar Üniversitesi 2015 yılından itibaren üniversite sanayi işbirliğinin yeni bir modeline geçmiştir. Bu çerçevede teknoloji geliştirme bölgemizdeki faaliyetlerin ötesinde bölgemiz açısından önemli iki tane güdümlü projeyi başlatmıştık. Bu projelerimizden ilki olan akıllı ürün ve üretim sistemleri araştırma ve uygulama merkezi diye teknoloji geliştirme bölgesi içinde yer alacak sistemin önemli bir kısmı yaklaşık yüzde 70’lik bir kısmını bugün itibariyle montajını bitirmek üzereyiz. Bu sistemimizin esas özelliği özellikle Manisa’da hatta bölgemiz açısından küçük ve orta ölçekli işletmeler de dahil, işletmelerin yeni ürün yelpazelerini geliştirmesi anlamında ürünün tasarımından prototiplemesine kadar bütüncül bir hizmet oluşturma imkanımız bu sistemle birlikte doğmuş olacak. Bu sistem çerçevesinde en önemli bileşenlerden birisi olan prototipleme ayağını tamamlamış bulunuyoruz. Yine bu projenin önemli bir tarafı aslında gelecekteki üretim sistemlerinin dinamiğini oluşturacak olan endüstri 4, sanayi 4 hatta belki milli sanayi hamlesi diye Türkiye ile özleştirebileceğimiz bir yapının Manisa’da ivme kazanmasını da sağlayacağız. Bu bağlamda burası elde edeceğimiz modül olarak bir mini endüstri 4 esaslarına göre çalışan bir mini fabrika da edinmeyi bu proje çerçevesinde planlamıştık. Bununla birlikte sistemi bütüncül olarak değerlendirdiğimizde endüstri 4 konusunda Manisa’daki sanayi dönüşümüne de destek sağlayacak bir yapıya sahip olmuş olacak” dedi.

  • DASİFED Başkanı Ekinci: “Ülkemizi gelişmiş ülkeler düzeyine çıkartma zamanıdır”

    Doğu Akdeniz Sanayici ve İş İnsanları Federasyonu (DASİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Ekinci, seçimlerin ardından sorunları değil çözümleri, geçmişi değil geleceği hedefleyerek çözüm önerilerinin hayata geçmesi gerektiğini vurguladı.

    Faruk Ekinci, 24 Haziran seçimlerinin tüm ülkeye hayırlı olması dileklerinde bulunarak iş dünyasının beklentilerini açıkladı. Ekinci, “Artık bundan sonra sorunları değil çözümleri, geçmişi değil geleceği hedefleyerek ülkemizi gelişmiş ülkeler düzeyine çıkartma zamanıdır” dedi. Vakit kaybetmeden yeni yapılanma içerisinde kolları sıvayıp, yola koyulmak gerektiğinin altını çizen diyen Ekinci, “Tabiki bunu milletle el ele olmanın verdiği güçle yapmanın sürdürülebilir bir gelecek için olmazsa olmaz olduğu açıktır. Hukuk devletinin ve özgürlüklerin en ileri demokrasiler düzeyinde gerçekleştirilmesi, 81 milyonun yaratacağı katma değeri zirveye çıkaracaktır” diye konuştu.

    Faruk Ekinci, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) tüm paydaşların katılımcılık esasıyla kanun yapma, yerelde ve genelde partiler arası uzlaşma ile etkin denetim mekanizmasının tüm unsurlarının hayata geçmesi gerektiğini kaydetti. Yasama ve yürütmenin kapsamlı bir reform ve politika gündemine yer vermesinin önemini hatırlatan Ekinci, “Gelişmiş Batı ülkelerinde uygulanan anayasaların tüm vatandaşları eşitlik ilkesinde kapsayan bir yapıda olduğu göz önüne alınarak Türkiye’de de bütünleştirici, bireysel hak ve özgürlükler dikkate alınarak toplumun tüm kesimlerini eşitlik ilkesinde kapsayıcı bir sivil anayasa hazırlanması da önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

    “Haksız rekabete yol açan bütün engeller kaldırılmalı”

    Türkiye’yi en geç 5 yıl içinde bulunduğu seviyeden gelişmiş ülkelerle rekabet edecek seviyeye çıkarmanın mümkün olacağını ifade eden Faruk Ekinci, “Bunların zor olduğunu hiç sanmıyorum. Mesela; kadın-erkek eşitliğini sağladığımızda yurt içi yıllık hasılayı 250 milyar dolar arttırabiliyoruz. Sanayi, tarım ve hizmetleri kapsayan bütün sektörlerde haksız rekabete yol açan Kapasite Fazlalıklarını, Kayıt Dışını, Dampingli ve Dış Devlet Teşvikli İthalatı ortadan kaldırdığımızda, iş insanlarımız ihtiyaç duyduğu gerekli sermaye birikimine sahip olacak ve yüksek teknolojiye sahip tesis yatırımları yaparak katma değeri yüksek ürün ve hizmetler üretecek ve dünya pazarlarında rekabetçi bir konumda yerini alabilecektir” ifadelerini kullandı.

    Endüstri 4.0 devrimine işaret etti

    Tüm dünyayı etkileyen Endüstri 4.0 devriminin önemini vurgulayan Ekinci, şunları söyledi:

    “Yüzyıllardır süren gecikmelerle ancak yakalayabildiğimiz endüstri 1.0, 2.0 ve kısmen 3.0 devrimleri artık miadını doldurmuştur. Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere artık işçilik maliyetini neredeyse sıfıra indirgeyen Endüstri 4.0 devrimini gerçekleştirme yarışına tüm dünya ülkeleri girmiştir. Bu devrimde de geç kalmamız durumunda pazarda rekabet edemeyerek işverenlerimiz işyerlerini, işçilerimiz de işlerini kaybedeceklerdir. Dolayısıyla Endüstri 4.0. devrimi bir keyfiyet değil, mecburiyettir. Önümüzdeki 15 yılı hedef alarak bu yarışta ön saflarda yer almamız Devlet ve Özel Sektör İşbirliği içinde yukarıda sözünü ettiğimiz ortamı yaratarak gerçekleştirmemiz mümkündür. Bütün bunların yanında “Komşularla Sıfır Sorun Politikası” ile bir zamanlar yakaladığımız yüksek ekonomik ve sosyal büyümeye aynı politikayı sürdürerek ulaşmamız mümkün olacaktır. Avrupa Birliği normlarıyla bütün farklılıklarımızı gözden geçirerek AB ile uyumlu hale gelmemizin yaratacağı etkinin de sosyal ve ekonomik büyümemizde önemi büyüktür.”