Etiket: Gelişmeler

  • İLESAM’da dünyadaki son gelişmeler tartışılacak

    Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) İstanbul temsilciliği tarafından düzenlenen Çınaraltı Sohbetleri devam ediyor.

    Başbakanlık Dış İlişkiler Başkanı ve Başdanışmanı Dr. Gürsel Dönmez, “Dünyadaki Son Gelişmeler ve Türkiye” konusunu 85. Çınaraltı Sohbetinde anlatacak. Program, 24 Aralık Cumartesi günü saat 15.00’te Gülhane’deki Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat ve Müze Kütüphanesinde başlayacak.

    İLESAM İstanbul Şubesi Başkanı Cafer Vayni, İLESAM olarak Türkiye ve dünyadaki olaylara duyarsız kalmadıklarını, kuruluş olarak bunlarla ilgili program yapmaya devam edeceklerini söyledi. Vayni, İLESAM’ın Türk kültür ve fikir hayatına katkıda bulunan aydınlarımız hakkında da etkinlikleri sürdüreceğini sözlerine ekledi.

  • Bilişimdeki gelişmeler TOBB’da masaya yatırıldı

    TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Günay, dünyanın yeni sanayi devrimini konuştuğunu vurgulayarak, “Dijital teknolojiler, biyoteknoloji ve nanoteknoloji küresel ekonomiyi yeni bir yörüngeye oturttu. Kimsenin yapmadığını yaparsak kişi başı gelir seviyesinde gelişmiş ülkeleri yakalayabiliriz. Bu dönemde kimsenin yapmadığını yapmak için fırsatımız var” dedi.

    TOBB ve Ekonomi Bakanlığının desteğiyle TOBB-Bilişim tarafından başlatılan “Soft_Away Projesi” kapsamında TOBB Bilişim Buluşmaları toplantılarının ilki TOBB Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Açılışta konuşan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Günay, sözlerine İstanbul’daki hain terör saldırısında hayatını kaybeden şehitlere rahmet, ailelerine de sabır ve başsağlığı dileyerek başladı. Günay, Türk iş dünyası olarak terörle mücadelede sonuna kadar devletin yanında olduklarını ifade etti. Dünyanın yeni sanayi devrimini konuştuğuna dikkat çeken Günay, “Katı olan her şeyin buharlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Ya değişirsin ya da yok olursun dönemi. Dünya yeni sanayi devrimini konuşuyor. Dijital teknolojiler, biyoteknoloji ve nanoteknoloji küresel ekonomiyi yeni bir yörüngeye oturttu. Biyoteknolojideki gelişmeler sayesinde kişiye özel ilaçlar hayatımıza girdi. Nanoteknoloji ile enerjide, tekstilde, plastikte ve daha birçok sektörde iş yapma biçimleri değişti. Makineler arası iletişim, yapay zeka ve büyük veri gibi kavramları konuşmaya başladık. Peki, Türkiye bu yeni dönemde ne yapacak?” diye konuştu.

    Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi başkalarını takip eden durumda kalırsa en iyi ihtimalle gelişmiş ülkelerle arasındaki refah farkını koruyacağını belirten Günay, “Yani ortalama bir ABD vatandaşının dörtte biri kadar zengin olmaya devam ederiz. Kimsenin yapmadığını yaparsak kişi başı gelir seviyesinde gelişmiş ülkeleri yakalayabiliriz. Bu dönemde kimsenin yapmadığını yapmak için fırsatımız var” ifadesini kullandı.

    Cengiz Günay, zenginleşmenin anahtarının milyar dolarlık yatırımlarda olmadığını, garajlarda kurulan startupların birkaç yıl içinde dünyanın en büyük şirketleri listesine girebildiği bir çağı yaşadıklarını, kamuda, özel sektörde, sivil toplumda ve üniversitelerde köklü bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu söyledi.

    “Türkiye’nin önünü açacak faaliyetler gerçekleştiriyoruz”

    TOBB olarak bu konuda üzerlerine düşeni yapmaya çalıştıklarını anlatan Günay, bunun en güzel örneğinin yazılım, biyoteknoloji ve son olarak e-ticaret meclisleri olduğunu, yeni ekonominin önde gelen sektörlerinde Türkiye’nin önünü açacak faaliyetler gerçekleştirdiklerini kaydetti. Günay, TOBB öncülüğünde ve Ekonomi Bakanlığının destekleriyle “Soft_Away Projesi”ni gerçekleştirdiklerini, yazılım şirketlerinin yurt dışına açılmasını desteklemek için 3 yıllık bir maratona başladıklarını belirterek, “Bu projeyi çok önemsiyoruz. Türkiye’nin ihracatını 500 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bunu klasik pazarlarımıza, klasik ürünleri satarak yapamayız. İhracatımız 1980 yılında 3 milyar dolardan 2015 yılında 150 milyar dolara ulaştı. Bu başarıyı Türkiye ekonomisinin yapısını değiştirmemize borçluyuz. İşte şimdi ekonomide yeni bir dönüşüm daha yapmak zorundayız. Biz de zaten bu nedenle Soft_Away Projesi’ni başlattık. Bu vesile ile projenin bilişim sektörü için verimli olmasını, yazılım şirketlerimizin tüm dünya coğrafyasında var olmasını ve ülkemiz ihracat sıralamasında üst sıralara yükselmesini diliyorum” şeklinde konuştu.

    “Yazılım için ortak ses ver”

    TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı Melek Bar Elmas da yaptığı konuşmada meclisin görevleri, faaliyet ve çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Elmas, bilişim ve iletişim teknolojilerinin devletin varlığı, cumhuriyetin devamı ve demokrasinin korunması için hayati bir öneme sahip olduğunu, demokrasinin teminatı olarak kritik bir rol üstlendiğini son yıllarda bir kez daha gördüklerini söyledi. Artan ihracat miktarına rağmen ihracat gelirlerinin azaldığına işaret eden Melek Bar Elmas, “Ortalama ihracat tutarımız 2014 yılında kilogram başına 1.59 dolarken, 2015 yılında 1.44 dolara, 2016 Kasım ayı itibariyle 1.30 dolara inmiş durumda. Yani daha çok malımızı daha ucuza satıyoruz. Meclisimiz bu gerçekten hareketle 2016 yılında katma değeri en yüksek ürün olan yazılımın satış ve ihracatının artırılması için ‘yazılım için ortak ses ver’ hareketini başlattı” değerlendirmesinde bulundu.

    Elmas, Soft_Away Projesi ile yazılım sektörünün ihracat hacminin ve etkinliğinin artırılması için Ekonomi Bakanlığının HİSER desteklerinden yaralanarak yüzde 75’i devlet desteği, yüzde 25’i kurumun kendi öz kaynaklarından olmak üzere ihracat hamlesi başlatmayı amaçladıklarını belirtti. Projenin işleyiş süreci hakkında bilgi veren Elmas, şöyle devam etti:

    “Projeye 253 başvuru yapıldı. Başvuruların yüzde 65’i İstanbul’dan yapıldı. Ama tüm illerden başvuru var. Tüm Türkiye’yi kapsayan bir küme oluştu. Katılımcı firmaların yüzde 40’ı 3 yaşında ve daha genç kurumlar. Bunun doğal sonucu olarak da mikro ölçekli kurum oranımız yüzde 48,2. Yani kümenin yarısı küçük işletmelerden oluşuyor.”

    Açılış konuşmalarının ardından Ekonomi Bakanlığının Hizmet Sektörü Rekabet Gücünün Artırılması Projesi Desteği (HİSER) ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri hakkında tanıtım ve bilgilendirme sunumları yapıldı. Sunumlardan sonra ise TOBB Sektörler ve Girişimcilik Daire Başkanı Ozan Acar’ın moderatörlüğünde düzenlenen ‘Yazılım İhracatı: Fırsatlar ve Zorluklar’ başlıklı panelde, StartersHub Genel Müdürü Çiğdem Toraman, Arvento Genel Müdürü Özer Hıncal ve Sisoft Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürü Ömer Siso katılımcılara bilgi ve deneyimlerini anlattı.

  • Bakan Özlü: “Dünyadaki gelişmeler bizi etkiledi”

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü, dünyadaki gelişmelerin Türkiye’yi etkilediğini söyledi.

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü, Düzce Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanları toplantısına katıldı. Toplantı öncesinde açıklama yapan Bakan Faruk Özlü, esnaf ve sanatkarların hem ekonomik hem de sosyal hayatın en önemli aktörleri olduğunu belirterek “Nasıl omurga vücudu ayakta tutuyorsa, esnaf da aynı şekilde toplumu ayakta tutar. Esnaf güçlüyse ve mutluysa, ülke de güçlü ve mutludur. Hükümet olarak, ekonomik hayatımızın temel direklerinden olan esnaf ve sanatkarlarımıza her zaman büyük önem verdik. Ülke ekonomisindeki gelişmeleri ve iyileşmeleri, esnafımıza her zaman doğrudan yansıttık. Türkiye güçlendikçe, esnafımız da güçlendi” dedi.

    “Dünyadaki gelişmeler bizi etkiledi”

    Son dönemde, ekonomik olarak zorlu bir süreçten geçildiğini işaret eden Bakan Özlü, “Bizi biraz etkileyen dünyadaki gelişmeler oldu. Amerika Başkanının sürpriz bir şekilde bekleyen bir isim olması ve yeni başkanın radikal bir takım söylemleri olması, yine Avrupa’daki bir takım gelişmeler doğrusu dış etkiler bizi biraz zorluyor. Özel sektörün yaşadığı sorunları aşmak için adımlar atıyoruz. Esnafımız ve KOBİ’lerimiz fedakarlık yapıyorlar. Bizde fedakarlık yapacağız. Geçen hafta Perşembe günü ekonomide uyguladığımız yeni tedbirleri sayın başbakanımız ile birlikte açıkladık. Bu tedbirler açıklanırken gerçekten saatler süren toplantılar yapıldı. Dolayısıyla açıklanan bütün tedbirlerin altında detaylı bir çalışmalar var. Hepsinin kaynağı vardır. Hepsinin bütçe içerisinde yeri var. Devletin bütçesini aşmadan bazı bütçe kalemlerinde kaydırmalar yaparak 250 milyarlık piyasaya bir kredi hacmi oluşturulmasına ilişkin kaynağın temin edilmesi konuşuldu. Yapılan vaatler açıklamaların çalışması yapıldı ve sağlam temellere dayanıyor” şeklinde konuştu.

    “Esnafa faizsiz destek vereceğiz”

    Bakan Faruk Özlü, Bilim Saniyi ve Teknoloji Bakanlığı olarak KOSGEB aracılığıyla, KOBİ’lere ve esnafa 50 bin TL kredi desteği vereceklerini belirterek “3 yıl vadeli bu krediyi kullanırsanız, ilk 1 yılda ödeme yapmayacaksınız. Çok daha önemlisi, bu kredi için faiz ödemeyeceksiniz. Kredinin faizini KOSGEB bütçesinden biz karşılayacağız. 15 bin civarında KOBİ’mizin ve esnafımızın bu destekten yararlanmasını bekliyoruz” diye konuştu.

    “Düzce’nin turizm potansiyelini açığa çıkaracağız”

    Bakan Faruk Özlü Düzce için yapacakları projeleri ise şu şekilde anlattı:

    “Sizlere bir söz vermiştik. Düzce’nin turizmde ve sanayide sahip olduğu potansiyeli açığa çıkaracağız demiştik. Bu amaçla, Ceneviz Kalesi’nin ihale sürecini başlatmış bulunuyoruz. Çarşamba Günü, İstanbul’da, plastik sektörümüzün temsilcileriyle bir toplantı gerçekleştirdik. Sektörün, uzun zamandır bir Oyuncak İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurma yönünde bir talebi vardı. Biz de en uygun yer olarak Gümüşova’yı öneriyorduk. Çarşamba günü yaptığımız toplantıda, sektörün şüphelerini giderdik ve Oyuncak OSB’yi Gümüşova’ya kurma yönünde onları ikna ettik. Hem Düzce için hem de ülkemiz için büyük önem taşıyan bu OSB’yi inşallah en kısa sürede hayata geçireceğiz. Düzce ekonomisini, turizmini ve sanayisini güçlendirdikçe, Düzce’deki esnafımızın da işleri inşallah daha açılacak, güçlenecek ve iyileşecektir” dedi.

    Basın açıklamasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti. Toplantının ardından Bakan Faruk Özlü Yalova’ya gidecek.

  • “Ortadoğu’da Son Gelişmeler” Masaya Yatırıldı

    Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Dr. İsmail Kapan, dış güçlerin Türkiye’nin Kürt sorunu kendi başına çözmesini istemediklerini belirterek, “Türkiye’nin bu meseleyi kendi başına çözmesini kesinlikle istemiyorlar. Rahatsız oluyorlar. Türkiye direnecek. Bedel ödeyecek. Ödüyor da. Ama sonunda Türkiye muktedir bir devlet olarak bu meseleyi çözecektir” dedi.

    Çorum Kent Konseyi tarafından düzenlenen “Ortadoğu’da Son Gelişmeler” konulu konferansa AK Parti Çorum Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, Belediye Başkan Yardımcısı ve Kent Konseyi Başkanı Turhan Candan, İhlas Holding Temsilcisi Ahmet Aşık, İHA Çorum Bölge Müdürü Bülent Özkaleli, Türkiye Gazetesi İl Temsilcisi Şerif Bilgin ve davetliler katıldı.

    Konferansta konuşmacı olarak yer alan Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Dr. İsmail Kapan, Ortadoğu’nun dünü, bugünü ve geleceğine dair değerlendirmelerde bulundu. Kapan, ayrıca Suriye’de yaşanan gelişmeler, Türkiye-Rusya arasındaki uçak krizi ve Türkiye’nin dış politikasını değerlendirdi.

    Türkiye’nin Osmanlı Devleti’nin bakiyesi olduğunu dile getiren Kapan, Türkiye’nin bu bölgedeki rolünün başka güçler tarafından rahatlıkla okunduğunu ve Türkiye güçlendiğinde neler yaptığını gördüklerini dile getirdi.

    Bu yüzden Türkiye’yi yavaşlatmak, kontrol altında tutmak için önüne sürekli sorunlar getirildiğine dikkat çeken Kapan, “1978’de terör örgütü resmen kuruldu. Ama 1974 esas kuruluş tarihi, faaliyet tarihidir. Bazı iktisatçıların açıklamalarına baktığımızda o günden bugüne kadar terörün Türkiye’ye verdiği ekonomik zararın boyutu 1 trilyon dolar. 50 bine yakın insanımızı kaybettik. O ayrı bir şey, onun bedeli olmaz. Ama 1 trilyon dolar ekonomiye girseydi heralde biz bugün İtalya seviyesine yakın bir yerde olurduk. Zar zor 9-10 bin dolara milli gelire ulaştık. Orada çakılıp kaldık. GAP projesinin 1976 yılında temeli atıldığında muamman bedeli 40 milyar dolardı. Türkiye o gün 40 milyar doları bulamadığı için barajlar gecikti. Ama 40 milyar dolar bulamayan Türkiye bugüne kadar teröre mecburen 150 milyar dolar keş para harcadı. Şimdi bu nasıl böyle oldu? Bunun çok soruları var. Karşılığında çok sayıda cevabı da vardı. Devletin hataları var. Yanlışları var. Öngörüsüzlüğü var. Ama birileri de bu meseleyi pişirerek koydu.Türkiye farklı bir noktaya geldi. Türkiye güçlendikçe meseleleri çözme kabiliyeti artıyor. İçeride siyasi istikrarı yakalayınca daha muktedir oldu. 2005 yılına kadar bu mesele üzerinde sivil iktidarın inisiyatifi yoktu. Bu mesele asker cenahı tarafından yürütülüyordu. Asayiş olarak bakılıyordu. Güvenlik tedbirleri ile bakılıyordu. Terör meselesi var ama bir de Kürt meselesi var. Bunun siyasi ekonomik, sosyolojik boyutları var. Yeni yeni gündeme gelmeye çalışıyor. Türkiye’nin bu meseleyi kendi başına çözmesini kesinlikle istemiyorlar. Rahatsız oluyorlar. O çözüm süreci şöyle veya böyle en azından şehit cenazelerinin gelmediği bir süreçti. Türkiye kendi inisiyatifiyle bu süreci yürütmeye çalıştı. Amerika bundan rahatsız oldu. bunu açıkça söyledi. Amerika gibi başka güçlerde var. Biz buna teslim mi olacağız? Hayır. Türkiye direnecek. Bedel ödeyecek. Ödüyor da. Ama sonunda Türkiye muktedir bir devlet olarak bu meseleyi çözecektir” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN HÜKÜMET SİSTEMİNİN ISLAH EDİLMEYE İHTİYAÇ VAR”

    Başkanlık sisteminin Ortadoğu’daki dengeleri nasıl etkileyeceği yönündeki bir soruyu da değerlendiren Kapan, “Başkanlık sistemi bir hükümet istemi. Rejimler demokratik ve demokratik olmayan rejimler diye ayrılır. Ama hükümet sistemlerinde kendi içerisinde de ayrılır. Demokratik olmayan sistemler nedir) Otoriter ve totaliter rejimler. İşte kominisit Sovyetler Birliği bir totoliter rejimdi. Dünyada parlamenter sistemle, başkanlık sistemiyle veya yarı başkanlık sistemiyle yönetilen ülkeler var. Gelişmiş demokrasilere baktığımızda en fazla parlamenter sistem olduğunu görüyoruz. Sonrasında başkanlık sistemi var. Ama başkanlık sistemlerinin başarılı olduğu ülke sayısı az. Bunun başında Amerika geliyor. Bir de yarı başkanlık olarak uzun mücadeleden sonra Fransa geliyor. Şimdi Türkiye’nin hükümet sisteminin ıslah edilmeye ihtiyaç var. Bunu ne kadar zamanda yapacağız bilemiyorum. Fakat bütün mesele bu yönetim değil. Parlamenter sistemi de ıslah ederek başarı sağlanabilir. Bugün Türkiye’nin istikrar problemi yok. Bir hakim parti var. 2019 yılına kadar da istikrar problemi gözükmüyor. Yani başkanlık sistemi savunabiliriz müdafaa edebiliriz ama sırf başkanlık sistemini getirdik diye Türkiye kendiliğinden güçlendirmez. Bunu ayrı değerlendirmek lazım” diye konuştu.

    “ARTIK SURİYE’DE SONA DOĞRU YAKLAŞILIYOR”

    Suriye’de devam eden ateşkes sürecinin sonrasına ilişkin öngörüleri de sorulan Kapan, “Bu ateşkes tam manasıyla sağlanmış bir ateşkes değil. O günden beri sayısız defa ilan edildi. Şimdi orada 3 tane fiilen etkili devlet var. Bunlar Amerika, İran ve Rusya. Amerika’nın bugüne kadar ki Suriye politikası maalesef çok kaypaktı. Türkiye bir müddet için Amerika’ya güvendiğinden dolayı kendi politikasında sıkıntıya girdi. Obama Amerikan tarihinin en sivil başkanlarından birisi. Sırf barışçı görünmek için kendi halkına verdiği sözü tutmuş olabilmek için Suriye’de Amerika meydanı Rusya’ya açtı. Rusya’da başka taraflarda sıkışmıştı. Bu sıkışıklığı gidermek için Batı’yı pazarlığa mecbur etmek için hemen Suriye’ye gelerek yerleşti. Rusya büyük devlet. Nükleer silah bakımından ABD’den daha güçlü diyebiliriz. Burada sonucu maalesef Rusya-Amerika anlaşması belirleyecek. Onların belirli davranış biçimlerine zorlamak imkanı var. Bunu yapmaya çalışıyorlar. Avrupa birliğinin itirazları var. Türkiye’nin itirazları var. Artık Suriye’de sona doğru yaklaşılıyor. Sonu ne olacak bilemiyoruz ama ama sona doğru yaklaşılıyor” ifadelerini kaydetti.

    Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Kapan, konferansta bir katılımcının “İslam ülkelerinin bir araya geldiği fotoğraf var. Bu fotoğraf karesi AB’nin aile fotoğrafına benzer çağrışım yaptı. Bununla ilgili görüşleriniz nedir?” yönündeki soruya ise, “1945’te kurulan Arap Birliği Teşkilatı herhangi bir yaraya merhem olamadı. İslam İşbirliği Teşkilatı 1969’da Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırı sonrası düzenlenen konferansta temeli atılan uzun müddet İslam Konferansı Örgütü olarak anılan 2011 yılında da İslam İşbirliği Teşkilatı adını alarak yeni bir hüviyete kavuştu. Maddi ve manevi imkanlarına rağmen bu imkanları birleştirip bunları bir sonuca dönüştürme noktasında başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Türkiye’nin misafirliğinde ilk kez bu kadar geniş katılımlı bir toplantı oldu. Suriye’nin üyeliği askıya alınmıştı. Onun dışında 57 ülkenin 56’sı katıldı. Bu çok önemli fakat kararlar kağıt üzerinde kalmamalı. 2 yıllık dönem için Türkiye başkanlık görevini yürütecek. İnşallah Türkiye’nin diplomatik çabalarıyla, gayretleriyle, telkinleriyle daha iyi bir atmosfer doğabilir. Takdir edersiniz ki bir kuruluşun beklenen konumda enerjik olması için sürükleyici güce ihtiyacı var. NATO’nun misal lokomotif gücü kimdir? Amerika’dır. Yeri geldiğinde baskı yapıyor. İstediği zaman yaptırım uygulayabiliyor. Sayın Erdoğan’ın çok önemli mesajları var. Çok önemli gayretleri var. Ve bunların hepsi samimi. Dünya 5’ten büyütür lafı ilerde bunun yankıları daha büyük olacak. Ekonomik olarak Türkiye Amerika kadar olmasa da büyük bir zenginliğe sahip olsa bu katkıyı yapsa İslam teşkilatının yetkileri daha farklı olur. İran ’Arapların temsilcisi benim’ diyor. Suudi Arabistan ’benim’ diyor. Türkiye bölgesel güçtür. Küresel güç olma iddiası var. Türkiye’nin güçlenmesi lazım. Türkiye’ye 25 bin dolar milli gelir refahını yakalasın, Avrupalıların 50 bin dolar milli gelirle yaptıklarını biz 25 bin dolarla yaparız. Bunun için 2023 hedeflerinin tutturulması lazım. Üzerine bir şeyler konulması lazım” diye cevap verdi.

    “RUSYA TÜRKİYE’YE MUHTAÇ”

    İslam ordusu tartışmaları ve Türkiye ile Rusya arasında yaşanan uçak krizini de değerlendiren Kapan, “Yapılan tatbikat için çeşitli tabirler yapılıyor. Bir ordudan bahsetmek için bir çok unsurdan bahsetmek lazım. Avrupa Birliği ekonomik entergrasyonu sağladı. Siyasi entegrasyonu sağlamış bir yapı. Ancak bir ordu kuramıyor. Kolordu dahi kuramıyor. Bu kolay bir şey değil. İran’ın savunma bütçesi 6 milyar dolar ancak ordusu var. İslam ordusu diye kestirip atmak bu kadar kolay değil. Kulağa hoş geliyor. İslam İşbirliği Teşkilatı Afrika birliği teşkilatının barış gücü kuvveti kadar bir güç oluştursun kendi meselelerine müdahil olsun. Rusya bugün agresif bir politika izliyor. Bunu çok fazla sürdüreceğini düşünmüyorum. Rusya’nın ekonomisi kötü durumda. Başka handikapları da var. En büyük handikabı nüfusu hızla azalıyor. Ortalama ömür düştü. Doğurganlık sıfıra düştü. Dindar bir gençlik yetiştirmek için çalışıyorlar. Uzun vadeli bir program. Rusya Türkiye’ye muhtaç. Türkiye’yi uzun müddet kendisinden uzak tutamaz. Uçak konusunda o tepkiyi vermek zorundaydı. Sovyetlerden sonra ilk kez tarihinde uçağı düşürüldü” şeklinde açıklamalarda bulundu.

    “Türkiye’nin Ortadoğu politikalarında kazanan mı yoksa kaybeden tarafta mı?” yönündeki soruyu da değerlendiren Kapan, dış politikaya günlük olarak bakılmamasını istedi.

    Dış politikanın iç politikaya benzemediğine dikkat çeken Kapan, “Sonuçları orta ve uzun vadede de ortaya çıkar. İleriye dönük bakmamız lazım.1998 yılında hacda bir Suriyeli avukatla, vatandaşla karşılaştım. Bana orada dedi ki; ’Suriye halkı hala ümitle bekliyor. Birgün Türkler gelecek ve bizi kurtaracak’ Duygulanmamak mümkün değil. Suriye halkının bize bakışı bu. Kıt imkanlara rağmen 3 milyon insanı misafir ediyor. Suriye halkı bizi unutmamıştı. Bundan sonra hiç unutmayacak. Biz bir şeyler kazanmak için bu insanlara kucak açmıyoruz. Önce insan olarak. Başkaları ne yapıyor işine yarayacak olanlar gelsin başkaları gelmesin. Başkaları bu insanların kıymetli eşyalarına el koydu. Her şey yolunda gitmedi. Türkiye süper güç değil. Küresel güç değil. Şahsiyetli politika izleyen bölgesel bir güç. Başkaları bunu hissediyor. Avrupa’nın mülteciler konusunda Türkiye’ye yaklaşımı değişiyor. Yarın için Türkiye kazanan tarafta olacak” diye konuştu.

    “GÜNÜ KURTARMAK İÇİN DEĞİL GELECEK NESİLERİ DÜŞÜNEREK ÇALIŞIYORUZ”

    AK Parti Çorum Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu da, Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Dr. İsmail Kapan’ın hac ziyareti sırasında Suriyeli avukat ile yaptığı konuşmanın çok anlamlı olduğunu belirterek, “Bu aynı zamanda bizim kendimizi tanımamız, bizden neler beklediğini görmemiz açısından önemli bir örnekti. Sendikacı olduğum dönemde İsrail’e gittiğimde orada bir hanımefendi tarihçi olduğunu belirterek ’İbrani tarihi boyunca en huzurlu dönemimizi Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaşadık’ dedi. Suriye’ye yaptığımız ziyarette de Golana gitmiştik. Golanda Cuma namazı kıldık. Oranın şeyhinin benimle görüşmek istediğini belirttiler. Görüşmemiz de dedi ki, ’Bütün Araplar minnet borçlu Osmanlıya. Sanmayın sizler Türkler değilsiniz. Osmanlı bu topraklardan gittikten sonra biz huzur yüzü görmedik.’ Suriyeli avukatın İsmail beye söylediği söz bütün Suriye’yi Ortadoğu’yu kapsamaktadır. Çünkü herkese adaletli şekilde muamele ediyor olmamız, barışa, sevgiye, kardeşliğe, dostluğa yatkın oluşumuz bütün toplumlara umut oldu. Şimdi öyle bir sorumlulukla hareket ediyoruz. O şekilde hareket etmek durumundayız. Bizim yaptığımız çalışmaların hiçbirisi günü kurtarmak için değil, gelecek nesillere bırakacağımız emanetlerin sorumluluğu ile hareket ediyoruz. Gelecekte yapılan çalışmaların hepsinin semeresini göreceğiz. Geleceğe yatırım yapıyoruz. bütün ülkeler 100 yıl sonrasını planlıyor. Biz de gelecek kurgulaması yaparak onların önünü açmak adına önemli çalışmalar yapıyoruz. farklı görevlerdeyiz ama aynı duygularla hareket ediyoruz. Bu fani şahsiyetler değil baki şahsiyetler davası bu dava ebediyen devam edecek” diye konuştu.

    Kent Konseyi Başkanı Turhan Candan ise, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın en önemli zaaflardan birisi olduğunu belirterek, “Bilginin sürekli aktığı medyanın merkezinde ve bugüne kadar yaptıkları çalışmalarla ortaya koyduğu yorumlarla millete ışık tutan İsmail ağabeyi burada görmekten mutluyuz. Katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

  • Ener Başkanı Aksu: “Hafif Raylı Sistemle İlgili Gelişmeler Sevindirici”

    Erzurum Düşünce ve Strateji Merkezi (ENER) Başkanı Vahdet Nafiz Aksu, Erzurum Hafif Raylı Sistemi Projesi ile ilgili gelişmeleri olumlu ve sevindirici bulduklarını bildirdi.

    Kardelen TV’de yayınlanan “Gündem Özel” programına konuk olan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in bu konudaki açıklamalarını değerlendiren Aksu şöyle dedi: “Sayın Başkan’ın açıklamalarından anlıyoruz ki, konu Çin ziyaretinde gündeme gelmiş. İlgili firmalarla görüşmeler yapılmış. Hatta Ön fizibilite için bir proje çalışması gerçekleştirilmiş. Sayın Başkan’ın, Nisan ayı içerisinde Ulaştırma Bakanlığı’na sunacakları Projeyi önümüzdeki yıl gerçekleştirmeyi arzuladıklarına ilişkin beyanları son derece heyecan verici, sevindirici. Yıllardır gündeme gelen bu büyük hizmet konusunda hiç bu kadar somut gelişme olmamıştı. ENER tarafından da önerilip müteaddit kere kamuoyu ile paylaşılan bu önemli proje ile uydu kentlerimiz, hastanelerimiz, üniversitelerimiz, kayak tesislerimiz, otellerimiz birbirine bağlanacak. 100 bini aşkın öğrencimiz, ağır kış şartlarında duraklarda üşümekten kurtulacak; rahat, konforlu ve daha hızlı ulaşım imkânına kavuşacak. Sayın Başkanın dile getirdiği ilk etaba ilişkin güzergâh iyi düşünülmüş, isabetle tespit edilmiş. Kış turizmimiz için de hayati önem taşıyan bu proje, geleceğin büyük ve çağdaş Erzurum’una çok yakışan büyük bir yatırım olarak tarihe geçecek. Erzurum’un bunun gibi vizyon projelere ihtiyacı var. Böyle büyük projeleri başlatıp, hayata geçirenlerin adları, şehrin hizmet hafızasına nakşedilecektir. Bu, kuşkusuz hizmet ve siyaset erbabı için en büyük ödüldür. ENER’İN Bu büyük hayalini kuvveden fiile geçiren Sayın Başkana, katkısı bulunan milletvekillerine ve teknik ekibe teşekkürlerimizi sunuyoruz.”