Etiket: Gelişmeler

  • Seçim sonrası Türkiye ekonomisinde beklenen gelişmeler

    Prof. Dr. Cengiz Bahçekapılı 24 Haziran seçimlerinin ardından Türkiye ekonomisinde beklenen gelişmeler hakkında yaptığı değerlendirmelerde seçim sonrasında kamu harcamalarında bir kısılma olacağına ve sıkı para politikasının devamlılığının söz konusu olacağına dikkat çekti.

    Marmara Üniversitesi İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Profesörü Dr. Cengiz Bahçekapılı, 24 Haziran sonrası Türkiye ekonomisinde yaşanması muhtemel gelişmeler hakkında konuştu. Prof. Dr. Bahçekapılı, söz konusu dönemde kamu harcamalarının kısalacağını ve sıkı para politikalarının uygulanacağını söyledi. Bahçekapılı, “Kim gelirse gelsin herkesin önünde ciddi bir sorun var. Bu sorunun aşılması için para ve maliye yapılabilecek kısa dönemli iki tane ayak var. Birincisi bütçe açığında bir daraltıcı maliye politikası gerektiği bir gerçek. Yani kamu harcamalarında bir kısma olacaktır. Sıkı para politikasının devamlılığı söz konusu olacak. Merkez Bankası’nın faiz oranlarının yüksek olacağını söyleyebiliriz” dedi.

    “Ekonomideki büyümenin sınırına gelindi”

    Yeni dönemde ekonomide bir daralmanın var olacağından bahseden Prof.Dr. Bahçekapılı, “Kısa vadeli borçlarla ilgili olarak bankaların içerideki kredi verdiği kuruluş ve kişileri ciddi bir şekilde sıkıştıracağını söyleyebiliriz. Bu söylediklerimizin hepsi bir daralmayı işaret eder. Ekonomideki büyümenin artık sınırına gelindi.Çeyrekler itibariyle baktığımız zaman küçük büyümelere hatta bazen eksi büyümelere neden olabilir ve işsizliğin bir miktar artmasıyla sonuçlanabilir. Çünkü dışarıdan finansman bulamıyorsanız bu finansmanı kendi iç tasarrufunuzda oluşturmak zorundasınız. Bu daralma beraberinde bir tasarruf artışına sebep olur. Dış açık aslında bir tasarruf açığıdır. Dolayısıyla ya yatırımı kısacaksınız ya da tasarrufunuzu artıracaksınız bizi bekleyen süreçte ikisi birlikte olacak. Zorunlu bir tasarruf artışı ve zorunlu bir yatırım düşüşü olacak. Bu da ekonomide bir daralma sürecinin yaşanmasına neden olabilir” ifadelerini kullandı.

    “Cari açık meselesini çözmemiz lazım”

    Türkiye ekonomisinin temel sorununun cari açık olduğunu kaydeden Bahçekapılı, bu problemin çözümünde anahtar olarak yüksek katma değerli ürünler üretmeyi gösterdi.

    Bahçekapılı şöyle konuştu:

    “Türkiye ekonomisinin temel meselelerini konuşmak lazım. Bu konuştuklarımızın hepsi kısa dönemde yapılması zorunlu olunan, iktisat disiplininin bize tavsiye ettiği bir takım yaklaşımlar. Fakat asıl sorunumuz olan cari açık meselesini çözmemiz lazım. Bunun yolu da ülkenin ihracat potansiyelini artırmak. Genç, büyüyen, dinamik bir ekonominin ithalatını düşürmeyi beklemek çok gerçekçi değil, ihracatını artırmayı beklememiz lazım. Bunun da anahtarı katma değeri yüksek ürünler üretebiliyor olmak. Eğer bunu sağlayamıyorsanız ne döviz kuru, ne kısa süreli oluşturulan finansmanlar, ne de aldığınız tedbirler bu sorununun temelden çözülmesini sağlamayacak. Bunlar kısa vadede politikacıların oy maksimizasyonu hedefleriyle çelişir. Politikacılar kısa vadede çözüm almak isterler ama iktisatta kalıcı çözümler uzun vadedir.”

  • Bodrum’daki silahlı saldırıyla ilgili ortaya çıkan yeni gelişmeler şok etti

    Muğla’nın Bodrum ilçesinde 2 kişinin hayatını kaybettiği ve 4 kişinin yaralandığı silahlı saldırıda yeni ayrıntılar ortaya çıkmaya başladı. Saldırıyı gerçekleştiren zanlıların iki ayrı silah ile yakın mesafeden ateş ettiği ve olay yerinde 21 boş kovan bulunduğu öğrenildi.

    Bodrum’da bulunan bir eğlence mekanı önünde gerçekleştirilen silahlı saldırıda şarkıcı Hacer Tülü ve işadamı Ali Ekber Sürensoy yaşamını yitirmiş, 4 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan saldırının ardından olayı gerçekleştiren 4 zanlı Manisa girişinde kıskıvrak yakalanarak Bodrum Emniyetine getirilmiş ve ifadeleri alınmıştı. Zanlıların ilk ifadelerinde olayla ilgileri olmadığını, Bodrum’a tatil için geldiklerini söyledikleri öğrenilmişti.

    Yakın mesafeden 8 kurşun

    Savcılık incelemeleri ve otopsi raporunun ardından saldırı günü ile ilgili yeni detaylar ortaya çıkmaya başladı. Silahlı saldırının gerçekleştiği mekan önünde iki ayrı silaha ait 21 boş kovan bulundu. Pusuda bekleyen 4 kişinin Ali Ekber Sürensoy’un kapıda belirmesinin ardından harekete geçip iki ayrı silah ile yakın mesafeden ateş etmeye başladığı öğrenildi. Muğla Adli Tıp Kurumu’nda yapılan ön otopsideki ilk belirlemelere göre Sürensoy’a yapılan atışların vücuda çok yakın mesafede ‘bitişik atış’ denilen şekilde gerçekleştirildiği öğrenildi. Sürensoy’un vücuduna isabet eden 8 kurşunun sırt ve yan bölgelerden giriş yaptığı ortaya çıktı. Şarkıcı Hatice Tülü’ye isabet eden kurşunun ise boynundan girip sırt bölgesinden çıktığı öğrenildi.

    Öte yandan, 4’ü Manisa’da biri Bodrum’da yakalanan 5 zanlının ifade ve sorgu işlemleri devam ediyor.

  • Doç. Dr. Uzunoğlu: “İleri evre meme kanseri tedavisinde gelişmeler umut veriyor”

    Trakya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Sernaz Uzunoğlu, tıp dünyasındaki gelişmeler sayesinde yakın gelecekte metastatik adı verilen ileri evre meme kanseri tedavisinde çok sayıda ümit verici yenilik yaşanmasını beklediğini söyledi.

    İleri evre meme kanserinin bazı türleri, yeni geliştirilen tedaviler sayesinde büyük oranda kontrol altına alınmaya başlandı. Doç. Dr. Sernaz Uzunoğlu, hastaların tedavi yöntemleriyle metastatik evrede bile uzun yaşam sürelerine yaşam kaliteleri bozulmadan erişebildiklerini söyleyerek, “Metastatik meme kanserini, yenilikçi tedavi yöntemleriyle büyük oranda kontrol altına alabileceğimiz kronik bir hastalık haline getirmeyi hedefliyoruz ve bu hedefe her geçen yıl daha da yaklaşıyoruz. Bunun sebebi son yıllarda meme kanserinin artık tek bir hastalık olmadığının, birbirinden farklı moleküler alt gruplarının olduğunun ve her grubun farklı yolaklar kullanarak ilerlediğinin anlaşılmasıyla ve bu yolaklara yönelik akıllı molekül dediğimiz tedavi yaklaşımlarının uygulanıp tamamen kişiselleştirilmiş tedavilerin klinik pratiğimize girmesiyle mümkün olmuştur. Artık bu tedavilerle uzun yıllar hastalık kontrolü sağlanabilmekte ve hastalarımız metastatik evrede bile uzun yaşam sürelerine yaşam kaliteleri bozulmadan erişebilmektedirler. Bu alandaki ilerleme hızını göz önünde bulundurarak, belki de yakın gelecekte metastatik meme kanserini tamamen iyileştirmenin söz konusu olabileceğini de söylemek mümkün olabilecektir” dedi.

    “Yeni keşfedilen moleküller daha az yan etkiye neden oluyor”

    Doç. Dr. Sernaz Uzunoğlu, metastatik meme kanserinin tedavisinde kaydedilen gelişmelerle ilgili şunları söyledi:

    “Son yıllarda tümör tedavisinde ve her türlü destek tedavisinde yaşanan gelişmeler ve yenilikler neticesinde artık bazı metastatik meme kanseri vakalarında hastalık kontrolünü uzun yıllar aynı kronik hastalıklarda olduğu gibi sağlayabiliyoruz. Özellikle bu yenilikçi tedaviler hastaların ve hastalıkların karmaşık yapılarını anlayıp, tümörlerin genetik profilini analiz ederek, hastaları uygun tedaviyle eşleştirmeyi ve onlara en iyi sonuçları sağlayacak tedavinin uygulanmasını sağlıyor. Hastalara en uygun olabilecek tedaviyi verdiğimizde alacağımız yanıt da bu oranda artacağından, hastaları hem psikolojik açıdan hem de yaşam kalitesi açısından çok daha iyi bir noktaya taşıdığımızı söyleyebiliriz. Aynı şekilde meme kanserinin alt gruplarından birini oluşturan ve hastaların yüzde 20’sinde pozitif olabilen C-ERB B2 veya diğer adıyla HER2 molekülü de kanserin ilerlemesini durdurabilmek için kullandığımız önemli bir hedef reseptördür.”

    “Hekimlere hem psikolojik hem de tıbbi açıdan büyük görev düşüyor”

    Uzunoğlu, hekim-hasta ilişkisinde en önemli noktanın hastanın hekimine güvenmesi olduğunu dile getirerek, “Hekim hastasına doğruya en yakın bilgiyi aktarmalı bunu yaparken de empatik davranmalı ve hastanın anlayabileceği uygun bir lisan kullanmalıdır. Hekim bilgi verirken ve tedavi ayrıntılarını açıklarken kademeli bir şekilde açıklamalı ve hastaya o andaki acısını ifade etme fırsatını da mutlaka vermelidir. Tanı ve tedavi sürecinde hasta yakınlarına da çok önemli görevler düşmektedir. Öncelikle hasta yakınları hekimin hasta yönetim şekline asla karışmamalıdırlar. Hastalığı ile ilgili bilgilendirilmesine engel olmamalıdırlar. Hastalar tanı sonrası değişik tepkiler verebilir, karmaşık duygular yaşayabilirler. Aile yaşamlarında ve sosyal yaşamlarında farklılıklar yaşayabilirler. Bu nedenle hasta yakınları, sosyal ve psikolojik açıdan ve gerektiğinde de fiziksel olarak hastaya destek olmalıdır. Bununla birlikte hekimler, sevdikleri kişinin geçirdiği değişiklikler karşısında çaresizlik hissine kapılan hasta yakınlarına da aynı psikososyal tavırla yaklaşmalı, hastaya faydalı olabilmeleri için onları da desteklemelidirler” ifadelerini kullandı.

    “Klinik araştırmalar büyük bir hızla devam ediyor”

    Son evrede bile olsa hastaların yaşam kalitesinin artırılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Sernaz Uzunoğlu, “Hastalığı ile ilgili şikayetlerinin, ağrılarının dindirilmesi gibi ona destek olabilecek tedavi yöntemlerinin devam etmesi ve hastanın umudunun tamamen tükenmemesi gerekmektedir. Amacımız öncelikle hastanın yaşam kalitesini bozmadan ona en uygun tedaviyi verebilmektir. Bununla birlikte yeni tedaviler ve gelişmeler öylesine büyük bir ivmeyle ilerlemektedir ki hem hastalarımız ve hem de biz hekimler için bu çok ümit verici bir durumdur. Meme kanserinde hem erken evrelerde hem de ileri evrelerde hastalarımızın uzun ve sağlıklı yaşamalarına devam etmelerini sağlayan, hatta yaşam kurtaran kişiye özel tedaviler bulunmaktadır. Devam eden çalışmalar sayesinde de tedavi seçenekleri gittikçe artacaktır. Hastalarımız hiçbir zaman gerçeklere ve bilimsel kanıtlara dayanmayan tedavi seçeneklerine yönelmemelidirler” diye konuştu.

  • Mersin’de ’Lojistik ve Taşıma Hukuku’ndaki son gelişmeler anlatıldı

    Lojistik kenti Mersin’de sektör temsilcilerine lojistik ve taşıma hukukundaki son gelişmeler anlatıldı. Toplantıda taşıyıcının sorumluluğundan, yenilenen karayolları yönetmeliğine, emtia nakliyat sigortalarından, sektörde arabuluculuk uygulamalarına kadar birçok konu ele alındı.

    İstanbul Barosu Lojistik ve Taşıma Hukuku Komisyonu ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) işbirliğinde ‘Lojistik ve Taşıma Hukukunda Son Gelişmeler’ konulu bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

    Toplantının açılışında konuşan MTSO Başkanı Şerafettin Aşut, oda olarak tüm sektörlerde yetki alanları çerçevesinde sektörleri geliştirecek eko-sistemi kurmaya çalıştıklarını anlattı. Ancak bu sektörel eko-sistemlerin fiziki altyapı ile sınırlı olmadığına dikkat çeken Aşut, “İşte bu noktada, şirketlerimizin çoğu zaman ihmal ettiği, ikincil bir konu olarak gördüğü hukuki zeminler, yasal gelişmelerin takip edilmemesi, şirketleri ciddi anlamda zora sokmaktadır” dedi. Aşut, bu bağlamda MTSO olarak sık sık hukuki gelişmelerle ilgili tüm sektörleri bilgilendirmek ve bilgileri güncellemek adına seminerler düzenlediklerini söyledi.

    “Zor rekabet koşullarında hukuki gelişmeleri takipte zorlanıyoruz”

    MTSO yönetim kurulu üyesi ve Lojistik Sektör Temsilcisi Ufuk Maya ise lojistik sektörü olarak, ya da lojistik ve taşıma firmaları olarak sürekli araçlara, teknik ekipmanlara, depolama alanlarına, müşterilere ve pazarlara odaklandıklarına işaret ederek, “Sert rekabet ortamında ne yazık ki buna mecbur kalıyor, enerjimizi bu konulara harcarken, işimizin önemli kısmı olan hukuki gelişmeleri takip edemiyoruz. Hukuk demek, sorumluluklarımızı bilmek demektir. Hukuk alanını boş bırakınca, ‘cephede kazandığımızı masa başında kaybediyoruz’ gerçekten. Bu anlamda MTSO olarak sık sık hukuki gelişmelerle ilgili tüm sektörlerimizi bilgilendirmek ve bilgileri güncellemek adına seminerler düzenliyoruz. Bu seminerlere daha spesifik konularla devam edeceğiz. Bu anlamda sektörümüzü yalnız bırakmayacağız” diye konuştu.

    İstanbul Barosu Lojistik ve Taşıma Hukuku Komisyonu Başkanı avukat Egemen Gürsel Ankaralı, konuşmasında komisyonun çalışmaları hakkında bilgi verdi. Sık sık seminerler, toplantılar düzenleyerek üyelerini bilgilendirdiklerini kaydeden Ankaralı, tüm bu seminerlere İstanbul Barosu’nun resmi internet sitesinden ulaşılabileceğini, canlı videoların takip edilebileceğini söyledi.

    Toplantıda Yrd. Doç. Dr. Turkay Özdemir, taşıyıcının sorumluluğunun başlangıç ve bitiş uygulamalarından kaynaklanan sorunlar hakkında bilgi verdi. Bu sorumlulukların taşıma modlarına göre değiştiğine dikkat çeken Özdemir, “Kara ve demiryolu taşımalarında sorumluluk teslimden teslime olarak kabul edilmesine rağmen deniz ve havayolu taşımalarında sorumluluk yükleme ve boşaltma süreçlerini de kapsıyor” ifadelerini kullandı.

    Toplantının sonunda avukat Dilek Yumurtaş, lojistik sektöründeki arabuluculuk uygulamalarını anlattı.

  • Gaziantep’te “Dijitalleşme ve E-ticaret” alanındaki gelişmeler değerlendirilecek

    Gaziantep önemli bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türkiye Teknoloji buluşmalarının 57.incisi Gaziantep’te gerçekleştirilecek.

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türk Ekonomi Bankası iş ortaklığı ve Turkcell ana sponsorluğunda gerçekleştirilen Türikiye Teknolojileri Buluşmaları, Gaziantep Ticaret Odası (GTO),Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ve Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) ev sahipliğinde organize ediliyor. Teknoloji buluşmaları, 22 Şubat 2018 Perşembe günü saat 09.30’da Gaziantep Üniversitesi Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Türkiye Teknoloji Buluşmalarının bu yılki ana konusu “Dijitalleşme ve e-ticaret” olarak belirlenirken, konusunda uzman konuşmacılar konferansta dijitalleşme ile değişen ihtiyaçlar ve bunlara yönelik çözümlerle ilgili deneyimlerini paylaşacak.

    “Dijitalleşme ile rekabet artıyor”

    Dijital bir devrim yaşanan günümüzde ülkemizin dijitalleşmesinde en önemli gücün KOBİ’ler olduğunu belirten Gaziantep Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Beyhan Hıdıroğlu, “Tam anlamıyla dijital bir devrim yaşadığımız günümüz dünyasında artık herkes dijital teknoloji ile iç içe yaşıyor ve dijital unsurları oldukça etkin kullanıyor. Dijitalleşme ile birlikte rekabet artıyor, fiyatlar şeffaflaşıyor, güç müşterinin eline geçiyor ve çevrim içi itibar önem kazanıyor. Bu durum KOBİ’leri dijitalleşme ile yaşanan hızlı dönüşüme ayak uydurmak ve dijital dönüşüm sürecine girmek zorunda bırakıyor” dedi. GTO Yönetim Kurulu Başkanı Hıdıroğlu, Türkiye’nin önünü açan sektör temsilcilerinin katılacağı konferansın KOBİ’lerin dijitalleşme süreçleri açısından önemli olduğunu vurgulayarak, “KOBİ’lerin dijitalleşme sürecini ne kadar hızlı tamamlarsak ülkemizin dijitalleşmesine o kadar hızlı katkı sağlamış oluruz. KOBİ’lerin dijital hâle gelmesi aynı zamanda onların uluslararası alanda rekabet gücünü ortaya çıkarmamız açısından da büyük önem taşıyor” diye konuştu.