Etiket: gelişme

  • Rize-artvin Hava Limanı İçin Önemli Gelişme

    AK Parti Rize Milletvekili Hasan Karal, Rize-Artvin Hava Limanı’nın Kalkınma Bakanlığı’nın 2016 yılı yatırım programına alınması için Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nca 750 Milyon TL’lik proje teklifinde bulunulduğunu açıkladı.

    AK Parti Rize Milletvekili Hasan Karal, düzenlediği basın toplantısında Rize-Artvin Hava Limanı ile ilgili soruları cevapladı. Karal, Rize-Artvin Hava Limanı için çok kısa sürede önemli mesafe alındığını ifade edip, “Rize- Artvin Hava Limanı için ilk olarak Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü teknik personeli tarafından Artvin ve Rize’de hava limanı için yer tespit çalışmaları gerçekleştirildi. Bu kapsamda yer tespit çalışmaları sonucunda ’Artvin -Rize Havalimanı Ön Değerlendirme Etüd Raporu’ hazırlandı. Artvin, Rize ve çevresinde konvansiyel boyutlarda bir hava limanının yapılabilmesine uygun arazi şartlarına sahip bir yer tespit edilmeye çalışılmış olmasına rağmen, kıyı şeridinden itibaren Rize ilinin güneyine doğru yükselen dağ silsilelerinin varlığı nedeniyle sarp ve engebeli bir arazi yapısına sahip olması bakımından hava limanı yapımı için uygun bir yere rastlanılamadı. Özellikle Karadeniz Sahil Yolu boyunca deniz dolgusu açısından havalimanı yapılabilirliği uygun olan ve uçakların iniş kalkış ve uçuş sahası koşulları dikkate alınarak yer tespit çalışmaları gerçekleştirilmesi sonucunda Rize il merkezine yaklaşık 34 kilometre, Trabzon il merkezine yaklaşık 105 kilometre ve Artvin il sınırına ise yaklaşık 75 kilometre uzaklıktaki Yeşilköy ve Pazar sahili hava limanı inşaatı için uygun görüldü” dedi.

    “ORDU-GİRESUN HAVA LİMANININ 2.5 KATI BÜYÜKLÜKTE OLACAK”

    Karal, Rize-Artvin Hava Limanı yapımında Ordu-Giresun Hava Limanı’nın örnek alınacağını ancak büyüklük ve derinlik bakımından Ordu-Giresun Hava Limanı’ndan 2.5 kat daha fazla dolgu kullanılacağını belirterek, “Rize-Artvin Hava Limanı, ülkemizde uygulaması ilk kez gerçekleştirilen Avrupa’da 1. Dünya’da 3. olma özelliğine sahip ve bütünüyle deniz dolgusu üzerinde inşaatı yapılan Ordu-Giresun Hava Limanı model alınarak inşa edilecektir. Deniz üzerinde inşa edilecek bir hava limanı olmasına rağmen kara hava limanları ile aynı boyutlarda ve özelliklerde olacaktır. İniş kalkışlar için Boeing 737-800 tipi uçaklar referans alınarak projelendiriliyor. Pist boyutu 45 metre genişliğinde ve 3 kilo metre uzunluğunda planlandı. Terminal binası ve diğer üstyapı tesisleri ile yılda 2 milyon yolcuya hitap edebilecek. Planlanan bölge yaklaşık 30 metre derinlikte. Bu nedenle dolgu için 100 milyon ton civarında taş kullanılması hesaplanıyor” dedi.

    2016 YATIRIM PROGRAMINA TEKLİF EDİLDİ

    Karal, Rize-Artvin Hava Limanı Projesi’nin 2016 yatırım programına alınması için Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın Kalkınma Bakanlığı’na teklifte bulunduğunu ifade ederek, “Artvin-Rize Hava Limanı fizibilite etüdü 12 Mayıs 2014 tarihinde hazırlanmıştı. Çevresel Etki ve Değerlendirme Raporu (ÇED) için ÇED halk bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Zemin sondaj etüdü ve batimetrik harita alımı çalışmaları tamamlandı. Dalgakıran, koruyucu mendirek tip kesitine ve altyapı kesin proje hazırlık çalışmalarına başlanıldı. İmar Planı çalışmaları başlatıldı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Başkanlığı projenin 2016 yılı yatırım programına alınması için 600 milyon altyapı, 150 milyon üstyapı inşaatı olmak üzere toplam 750 milyon TL proje tutarı olarak teklif edildi. 2016 yılı yatırım programına alındıktan sonra ise alt yapı ihalesinin yapılması için takibimizi ve çalışmalarımızı aralık vermeden sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu.

    Rize-Artvin Hava Limanı için yürüttükleri siyasi çalışmaların olumlu neticeler verdiğini, rayına sokulan çalışmaların belli bir periyotta ilerleyeceğini vurgulayan Karal, “Bu devasa bir projedir. Deniz üzerinde kurulan hava limanı olarak Avrupa’da ikinci dünyada ise dördüncü proje olacaktır. Bugün başlanıp yarın tamamlanması mümkün değil. Proje mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde ilerliyor. Teknik boyutu oldukça fazla olan bir proje. Bu nedenle hemşehrilerimizden biraz daha sabırlı olmalarını istiyoruz. Hava Limanı çalışmamız rayına girdi. Şimdi bir o kadar önemli olan Lojistik Merkez ve diğer projelerimize yoğunlaşmak istiyoruz” dedi.

  • Doç. Dr. Gültekin: “Obezite, Kalın Bağırsak Kanseri Gelişme Riskini Arttırıyor”

    Bülent Ecevit Üniversitesi Genel Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Ayça Gültekin, obezitenin kalın bağırsak kanseri ve bir çok kanser türü gelişimi riskini arttırdığını söyledi.

    Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Genel Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Ayça Gültekin, günümüzde obezitenin pek çok hastalığa neden olan önemli bir sağlık sorunu haline geldiğini söyledi.

    Dolaşım, solunum ve endokrin sistem hastalıkları, uyku bozuklukları ve psikolojik sorunlara yol açmasının yanı sıra kalın bağırsak kanserlerinin de gelişmesinde obezitenin önemli bir risk faktörü olduğunu açıklayan Doç. Dr. Gültekin, “Günümüzde obezite pek çok hastalığa neden olan önemli bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Dolaşım, solunum ve endokrin sistem hastalıkları, uyku bozuklukları ve psikolojik sorunlara yol açmasının yanı sıra, kalın barsak kanserleri de dahil olmak üzere birçok kanserin gelişmesinde obezite önemli bir risk faktörüdür. Yapılan çalışmalarda, kalın barsak, yemek borusu, pankreas, meme, rahim, böbrek, tiroid ve safra kesesi kanseri gelişiminde obezitenin de önemli bir risk faktörü olduğu görülmüştür. Erkeklerde obezite kalın barsak kanseri gelişimi riskini arttırmaktadır. Aşırı kiloların vücuttaki dağılımı özellikle de erkeklerde karın bölgesinde görülen yağlanmanın kalın barsak kanseri gelişimi riskini arttırdığı çalışmalarda ortaya konmuştur. Kadınlarda ise obezite ve basen bölgesinde biriken aşırı kiloların kalın barsak kanseri gelişimi üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Obez kişilerin kanında, insülin ve insülin benzeri büyüme faktörü isimi verilen hormonların yüksek olmasının kalın barsak kanseri gelişimine neden olduğu düşünülmektedir” dedi.

    “PROFESONEL TIBBİ YARDIM ŞART”

    Kanser riski azaltılmış bir geleceğe ulaşmak için profesyonel tıbbi yardım almanın şart olduğunu aktaran Doç. Dr. Fatma Ayça Gültekin, “Risk faktörlerini azaltmak kanserden korunmada çok önemlidir. Kalın barsak kanseri riskini arttıran faktörlere bakıldığında risklerin birçoğundan kaçınmanın kişilerin kendi iradesine bağlı olduğu görülür. Düzenli egzersiz, sigara ve alkolden kaçınmak, bol su içmek, bol sebze-meyve tüketmek ve stresten uzak durmak kalın barsak kanserinden korunmak adına bireylerin kolayca uygulayabileceği önlemlerdir. Ancak obezite kritik sınıra ulaştığında ki buna morbid (ölümcül) obezite denilmektedir, bireysel önlemlerin ötesinde tedbirlerin alınması gerekir. Morbid obezitede altta yatan obezite nedeni diyet ve egzersizle önlenebilecek obezite nedenlerinden farklı olmaktadır. Kişinin sağlıklı kilosuna ulaşması ancak cerrahi yöntemlerle mümkün olabilmektedir. Tanımlanan cerrahi yöntemler; sleeve gastrektomi, gastrik bypass, gastrik band ve biliopankreatik diversiyon-duodenal switch olup, sleeve gastrektomi-tüp mide en çok uygulanan obezite cerrahisidir. Kalın barsak kanseri ve pek çok kanserin gelişimini engellemede risk faktörlerinden kaçınmak önemli bir yere sahiptir. Yukarıda sayılan ve günlük yaşamda kişisel olarak basitçe uygulanabilecek değişiklikler bizi sağlıkla yaşayacağımız yarınlara taşırken, obezite ve morbid obezite gibi aslında ciddi sağlık sorunları olan kişilerin hastalıksız ve kanser riski azaltılmış bir geleceğe ulaşmaları için profesyonel tıbbi yardım almaları şarttır” ifadelerini kaydetti.

  • Ermeni Çifte Domuz Bağı Olayında Flaş Gelişme

    Şişli Harbiye’de Ermeni yaşlı çifti domuz bağı ile bağlayarak, 85 yaşındaki Hagop Yakup Demirci’nin boğularak ölümüne, 79 yaşındaki eşi Seta Ayda Demirci’nin de yaralanmasına neden olan olayda, gözaltına sayısı 10’a yükseldi. Yaşlı çiftin olduğu binaya yan binanın çatısındaki camı kırarak girdiği belirlenen zanlıların, binaya giriş ve çıkışları ile çeşitli yerlerde taksi değiştirmeleri güvenlik kameralarına yansıdı.

    Şişli Harbiye Cumhuriyet Caddesi üzerindeki binada yaşanan ve domuz bağı ile bağlanması sonucu 85 yaşındaki Ermeni Hagop Yakup Demirci’nin boğularak ölümüne, 79 yaşındaki eşi Seta Ayda Demirci’nin yaralanmasına neden olan olayda flaş bir gelişme yaşandı. Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından başlatılan çalışmalar çerçevesinde dün akşam saatlerinde, yaşlı çiftin eski ve yeni hizmetçisi olan 2 kişi daha gözaltına alındı. Bu kapsamda gözaltına alınanların sayısı 10’a çıkmış oldu.

    YAN BİNANIN ÇATISINDAKİ CAMI KIRARAK DİĞER BİNAYA GEÇMİŞLER

    Diğer yandan geçtiğimiz gün gözaltına alınan Ermenistan uyruklu A.A., A, E., S. B., M. E. L. B., N. B., A.M., C. M., Asayiş Şube Müdürlüğünde devam eden sorgularında, polise olayı yaptıklarını itiraf ettikleri öğrenildi. Şüphelilerin birinin üzerinde yapılan aramada Hagop Yakup Demirci’den gasp ettikleri kol saati ile 20 bin dolar çıktığı belirlenirken, şüphelilerden birinin Demirci çiftinin yanında çalıştığı ortaya çıktı. Ayrıca zanlıların olayın gerçekleştirdiği binaya, yan binanın çatışının camını kırarak girdikleri ve yaşlı çiftin evinin kapısını levyeyle açarak eve girdikleri öğrenildi.

    ZANLILARIN BİNAYA GİRİŞ VE ÇIKIŞLARI GÜVENLİK KAMERASINDA

    Öte yandan, olayı gerçekleştiren zanlıların olayın gerçekleştirdiği binaya giriş ve çıkışları ile taksi değiştirmeleri güvenlik kameralarına yansıdı. Güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde, zanlıların ilk olarak çiftin yaşadığı binanın yanındaki binaya giriyor. Burada olayı gerçekleştiren zanlılar, içeriden para ve altın yüklü çantalarla çıkıyor. Binadan çıkan 3 zanlı yoldan bir taksi çevirip biniyor. Ardından zanlılar polislerin kendilerini takip edeceğini düşünerek Fatih Zeyrek’de taksiden iniyor. Buradan alt geçide yürüyen zanlılar burada 20 dakika bekledikten sonra başka bir ticari taksiye biniyor. Bu taksiye bindikten sonra Aksaray Metrosu’nda inen zanlılar burada kendilerini bekleyen ve 10 gün önce Pendik’ten kiraladıkları öğrenilen beyaz renkli bir otomobile biniyor. Beyaz otomobile binen zanlılar, Kumkapı’ya gelerek burada üstlerini değiştiriyor. Üstlerini değiştiren zanlılar Fatih’ten Gürcistan’a gitmek için otobüse binmeye gidiyor.

  • Kanser Tedavisinde Devrim Niteliğinde Gelişme

    Hematolojik Onkoloji Derneği tarafından düzenlenen, 3. Hematolojik Onkoloji ve Kemik İliği Transplantasyon Sempozyumu, KKTC Girne Elexus Resort Otel’de yapıldı. Sempozyuma, kanser tedavisinde devrim olarak nitelendirilen ve kemoterapinin yerini almaya başlayan immünoterapi yöntemi damgasını vurdu.

    Türkiye genelinden yaklaşık 190 hematalog, 150’yi aşkın hemşire, teknisyen, öğrenci, ilaç firması temsilcisi ve basın mensuplarının katıldığı 3. Hematolojik Onkoloji ve Kemik İliği Transplantasyon Sempozyumu öncesinde; sağlık çalışanlarına yönelik kurs ve ayrıca ana sempozyum içerisinde “Kökten Değişen Hayatlar” Öykü Yarışması Oturumu ve Ödül Töreni gerçekleşti. Sempozyuma çok kısa süre önce kanser tedavisi için yeni bir “aya yolculuk programı” başlatan ABD Başkanı Obama tarafından gündemin üst sıralarına taşınan immünoterapi yöntemi damgasını vurdu. Bu yöntem ile hastaların tedavisi bireyselleştiriliyor ve daha güvenli, daha etkin ilaç veya tedavilerin hastanın genotipi ve bireysel gereksinimine göre düzenlenerek verilmesi sağlanıyor. Böylelikle uyarılan bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini öldürmesi kolaylaştırılıyor.

    KANSER ÇOK DA UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE KRONİK VE TEDAVİ EDİLEBİLİR HASTALIK OLACAK

    Hematolojik Onkoloji ve Kemik İliği Transplantasyon Sempozyum’u kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Hematolojik Onkoloji Derneği (HOD) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, “Son dönemde kanser tedavisinde dünya genelinde baş döndüren devrim niteliğinde gelişmeler yaşanıyor. Kanıta dayalı kanser tedavisi, cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve bunların kombine kullanılmasından oluşuyor. Buna önümüzdeki kısa dönemde immünoterapi yöntemi de eklenecek. Hastalara damardan uyguladığımız kemoterapinin yerini alan bu akıllı ilaçlar sayesinde hem tedavide daha hızlı sonuçlar alınacak hem de sağlıklı hücreler kemoterapide olduğu gibi olumsuz yan etkilere maruz kalmayacak. Akıllı ilaçlar sayesinde bazı kanser türlerinde yüzde 90’lara varan oranlarda başarı elde edildi. Henüz yeterli klinik bulgu olmasa da kanser immünolojisi ve kanser kök hücresi hakkındaki bilgilerin artması ile kanser aşılarında da umut ve heyecan verici sonuçlar alınmaya başlandı. Bilim dünyasında yaşanan gelişmeler kanserin, çok da uzak olmayan bir gelecekte kronik ve tedavi edilebilir bir hastalık olarak kabul edileceğine işaret ediyor” dedi.

    Türkiye’nin özellikle kan kanseri türlerinin tedavisinde önemli başarılara imza attığına işaret eden HOD Başkanı Prof. Dr. Hakan Göker ise, “2014 sonu itibarı ile gerek Sağlık Bakanlığı’nın ve gerekse Sosyal Güvenlik Kurumu’nun teşvik ve destekleyici yaklaşımları sayesinde başta kan kanseri türleri olmak üzere çok sayıda hastalığın tedavisinde kullanılan kök hücre naklinde çok büyük yol kat ettik. Yaklaşık 2 yıl önce yine Bakanlığımızın destekleri ile başlatılan ulusal kök hücre bankamız TÜRKÖK sayesinde Türkiye’de kök hücre ya da yaygın olarak bilinen adıyla kemik iliği nakli için bekleyen ne çocuk ne de yetişkin hastamız bulunmuyor. Avrupa Birliği’ne akredite nakil merkezlerine sahibiz. Ülkemiz, nakil sayısı bakımından Avrupa’da 4. sırada yer alıyor. Türkiye’de yapılan kemik iliği nakilleri ile Avrupa ülkelerindeki uygulamaların başarı oranları benzerdir. 2015 yılında 77 merkezde (24 çocuk, 53 erişkin) yaklaşık 3.600 nakil işlemi gerçekleştirildi. 7 bölgede 21 şehirde nakil gerçekleştirebiliyoruz. Artık nakil için sıra bekleyen hastamız yok aksine, hasta bekleyen merkezlerimiz var” dedi.

    TÜRKÖK, KÖK HÜCRE NAKLİNDE MALİYETİ 7 KAT, SÜRECİ YARI YARIYA AZALTARAK HASTALARA UMUT OLDU

    HOD Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seçkin Çağırgan ise kök hücre naklinde ülkemizin Avrupa Birliği ve OECD ülkeleri ile aynı seviyede olduğuna dikkat çekti ve şöyle devam etti: “ Hastalarımızın tedavisinde süreç ve yüksek maliyetler çok önemli. Türk bilim insanlarının büyük başarısı olan ulusal doku bankamız TÜRKÖK, kök hücre naklinde maliyeti 7 kat, süreci ise yarı yarıya düşürmeyi başardı. Uluslararası doku bankalarından yararlanma maliyeti ortalama 35.000 Euro ve süreç ortalama 6-8 ay iken TÜRKÖK ile Türkiye’den hastaların doku bulma maliyeti 5.000 Euro süreci ise ortalama 3 aya indi. Artık Türkiye’den hiç kimse ilik nakli olmak için yurt dışına gönderilmiyor. Hatta artık yurt dışından ciddi sayıda hasta nakil olmak için Türkiye’ye geliyor. Hastalarımızın yaklaşık %10-15’i yabancı uyruklu. 4 kıtadan hasta kabul ediyoruz. Hatta yurt dışında kök hücre nakli merkezleri kurulması ve nakillerin yapılması için eğitimler veriyor ve danışmanlık yapıyoruz. Doku grubu uyumlu verici bulma olasılığının benzer genetik yapıya sahip toplumlarda daha yüksek. TÜRKÖK’ün sadece ülkemize değil tüm akraba topluluklara ve Türk Cumhuriyetlerine hizmet etmesini hedefliyoruz”.

    Ulusal doku bankası TÜRKÖK, kök hücre naklinde dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak amacıyla 2014 yılında devlet, sivil toplum ve Türk bilim insanları tarafından el ele verilerek başlatıldı. Projenin hedefi ülke genelinde 250 bin gönüllü vericiye ulaşılarak maliyet ve süreçleri daha da azaltmak. Bağışlanan örnekler Sağlık Bakanlığı himayesinde dünya standartlarında ve büyük bir gizlilik ile korunuyor. Bakanlık doku tiplendirme sonuçlarını tamamen kendi bünyesinde tutuyor ve havuzda herhangi bir hastaya uyan doku var ise bağışçıya ulaşarak yeninden onamı alınıyor.

    Şu anda ülkemizde kök hücre nakli ile ilgili en önemli sorun yeterli bağışçı bulunamaması. TÜRKÖK Projesi için gönüllü kök hücre vericisi bulan Kızılay sayesinde 12 merkezde 2015 yılı sonu itibariyle yaklaşık 109 bin kişiden kök hücre numunesi alındı. Ancak, Dünya genelinde kök hücre bağışı ortalaması yüzde 1,7 iken, bu oran ülkemizde sadece 10 binde 3. TÜRKÖK sayesinde, 2015 yılında 1.430 hasta TÜRKÖK’e verici taraması için başvurdu. Başvuran hastaların 333’üne (yüzde 23) uygun verici bulunurken, 34 nakil gerçekleştirildi. TÜRKÖK Projesi, her an herkesin kök hücre nakline ihtiyacı olabileceği mesajı ile gönüllü bağışçı sayısını yükseltmek için çalışıyor ve bulaşıcı ciddi bir hastalığı olmayan 18-55 yaş arası sağlıklı ve kan bankasına gidip kan verebilen herkesi hayat kurtarmak için kök hücre vericisi olmaya çağırıyor.

    KÖKTEN DEĞİŞEN HAYATLAR ÖYKÜ YARIŞMASI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

    Hematolojik Onkoloji Derneği’nin, kök hücre vericisi olmanın önemine dair farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlediği ‘Kökten Değişen Hayatlar’ öykü yarışmasına kök hücre nakli yaşayan hastalar, hasta yakınları ve sağlık çalışanları, yaklaşık 70 öyküyle katıldı. Yarışmada, ‘Umuda Yolculuk’ isimli öyküsüyle Filiz Taşdemir ve ‘Lepiska Saçlı Kız’ öyküsüyle Mehmet Can Şaşmaz birincilik ödülünü paylaştılar. Kevser Akın ‘Ben Bir Mucizeyim’, İbrahim Şaşma ‘Belki Annem de Gelir’ isimli öyküleriyle ikinci olurken, Dursaliye Şahin de ‘Hatice’nin Canı’ öyküsüyle üçüncülüğe layık bulundu.

    Öykü yarışmasında dereceye girenlere ödülleri K.K.T.C. Girne Elexus Resort Otel’de düzenlenen 3. Hematolojik Onkoloji ve Kemik İliği Transplantasyon Sempozyumu kapsamında düzenlenen törenle takdim edildi. Ödül Törenine, birinci olan Filiz Taşdemir, ikinci olan Kevser Akın ve İbrahim Şaşma katıldılar. Yarışmaya katılan 35 öykü Dernek tarafından kitaplaştırılarak kongre katılımcılarına hediye edildi.

    Ödül töreninde konuşan HOD Genel Sekreteri Doç. Dr. İsmail Sarı, “Önemi giderek artan sosyal sorumluluk olgusuna katkı vermeye çalışıyoruz. Geçen sene düzenlediğimiz ‘Hayata Tutunma Öyküleri’ isimli öykü yarışması ile kanser ve kanser hastalarının yaşadıkları üzerine bir farkındalık gerçekleştirdik. Bu sene ise kök hücre vericisi olmanın önemine dair bir farkındalık oluşturmak üzere ‘Kökten Değişen Hayatlar’ isimli bir öykü yarışması düzenledik. Yarışma ve kitaptan oluşan bu sosyal sorumluluk projesiyle hem kemik iliği ve kök hücre bağışına dikkat çekmek hem de bu bağışı yapmış, tedavi görmüş ya da tanıklık etmiş insanların sesini duyurmayı amaçlıyoruz” dedi.

    Kökten Değişen Hayatlar Öykü Yarışması Seçici Kurul’unda; Prof.Dr. Fevzi Altuntaş, Prof. Dr. Cengiz Yakıncı, Prof. Dr. Sevgi Kalayoğlu Beşışık, Prof. Dr. Seçkin Çağırgan, Prof.Dr. Hamza Zülfikar, Prof. Hasan Kavruk, Prof. Dr. İlhami Kiki, Prof. Dr. Evren Özdemir, Prof. Dr. Hakan Özdoğu, Prof. Dr. Hakan Göker, Doç. Dr.İsmail Sarı, Doç.Dr. Mehmet Ali Erkurt, Doç.Dr. Leyla Gül Kaynar, Doç. Dr. Ali İrfan Emre Tekgündüz, Doç. Dr. Filiz Vural, Selma Bıyıklı Adabaş, Mesude Erşan, Meral Karadağ, Ziyneti Kocabıyık yer aldı.

  • Adnan Menderes Müzesi’nde Önemli Gelişme

    Demokrasi şehidi merhum Başbakan Adnan Menderes Müzesi’nin Aydın’da açılmamasına karar verilmesinin ardından bilgi, belge ve fotoğraflar için Adnan Menderes Üniversitesi ile birlikte Türkiye’de 6 üniversite ile de işbirliğine gidildiği belirtildi.

    Aydın Kültür ve Turizm Müdürü Nuri Aktakka, Kültür ve Turizm Bakanlığının Aydın da eski Arkeoloji müzesinin yerinde Adnan Menderesin Müzesini yapılması karanının ardından Valiliğin himayesinde çalışmaları başlatıldığını ifade etti.

    Bilim Danışma Komisyonu çalışmaları Adnan Menderes Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Siirt Üniversitesi ve Kırıkkale Üniversitesi’nden ilgili öğretim üyeleri ile çalışmaların sürdüğünü ifade eden Aktakka, “Kültür ve Turizm Bakanlığımızın görev vermesi ile beraber biz bu çalışmamızı Valiliğimizin himayesinde devam ettiriyoruz. Bunun la ilgili olarak önce bir yer tespiti yapıldı. Bu yer bizim eski arkeoloji müzemiz olarak belirlendi. Yer tespitinin ardından bakanlığımız tarafından buranın Adnan Menderes Müzesi olarak teşhir tanziminin yapılması için proje ihalesi yapıldı. Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak Adnan Menderes Üniversitesi ile beraber bir çalışma başlattık. Bu çalışmamız Adnan Menderes ile ilgili bilgi, belge, fotoğraflar ve eşyaların tespitinin derlenmesiydi. Valilikte düzenlenen basın toplantısı ile bu çalışmalarımızı kamuoyu ile paylaştık. Elinde Adnan Menderes ile ilgili bilgi, belge, fotoğraf ve eşya varsa müdürlüğümüzle irtibata geçmelerini ve bu değerlendirmelerden sonra derleme yapacağımızı belirttik” dedi.

    ARŞİV ÇALIŞMALAR’DA NİHAİ SONUCA VARIYORUZ

    Yapılan çalışmalar esnasında kesin ve nihai sonuca varılan arşiv çalışmaların olduğunu ifade eden Aktakka, “Bu arşiv çalışmalarımız Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Cumhuriyet Müzesi arşivinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Milli Kütüphanesinde, Anadolu Ajansında, TRT’de, Genel Kurmay arşivinde Ankara da elemanlarımız çalışmaları yaptılar. Bu çalışmalar neticesinde çok sayıda bilgi, belge ve fotoğraf elde edildi. Bu ede ettiklerimizle oluşturmuş olduğumuz Bilim Danışma Komisyonunca değerlendirmeler yapıldı. Bilim Danışma Komisyonumuz, üniversitelerde Adnan Menderes ile ilgili çalışmaları bulunan ve yayım yapmış öğretim görevlilerle ortaklaşa çalışmalar yürütülüyor” dedi.

    Bilim Danışma Komisyonu çalışmalarını sürdürdüğünü ifade eden Aktakka, “Bu çalışmalar neticesinde müzemizde teşhir tanzimde oluşturulması gereken bölümler var. Bu bölümlere göre metin yazma, belge, fotoğraf ile teşhir tanzim yapılması konusunda toplantı yapıldı. Bu toplantıda üniversiteler kendine düşen bölümlerde hazırlamış oldukları bilgileri fotoğrafları ve belgeleri sundular. Bununla ilgili müzenin dört ana bölmede oluşmasına karar verildi. Bununla ilgili olarak ihalesi yapılan projenin Aralık ayın sonuna kadar sonuçlandırılacak” dedi.

    Aktakka, Aydın da yapımı gerçekleştirilecek olan müzenin birinci bölümde; Adnan Menderes, ailesi ve siyasete atılması, ikinci bölümde 950 seçimleri ve iktidar yılları, üçüncü bölümde 1960 yassa ada duruşmaları ve dördüncü bölümde idam ve sonrasını içerdiğini sözlerine ekledi.