Etiket: gelir

  • Salihli’ye hem ısıtacak, hem gelir elde edecek imza atıldı

    Manisa’nın Salihli ilçesinde belediye adına kayıtlı jeotermal işletme ruhsatlı sahanın 30 yıllık süreyle ihale ile kiralanmasının ardından ihaleyi alan SANKO Holding ile Salihli Belediyesi arasında noter huzurunda sözleşme imzalandı.

    Salihli Belediye Başkanı Zeki Kayda ve firmanın Yönetim Kurulu Üyesi Turgut Konukoğlu arasında imzalanan sözleşme ile enerji üretilirken, Salihli ise jeotermal enerji ile daha iyi ısınacak. Belediye encümen salonunda gerçekleştirilen imza töreninde konuşan Belediye Başkanı Kayda, yapılan ihale ile Salihli Belediyesi adına kayıtlı 178 sıra numaralı jeotermal işletme ruhsatının 30 yıllık süreyle ve yıllık 1 milyon 500 bin liralık bedelle firmaya kiralandığını belirterek Salihli’de jeotermal ısıtmadan kaynaklanan sorunların artık yaşanmayacağını vurguladı. Salihli’de 7 bin 500 abonenin jeotermal enerji ile ısındığını ifade eden Başkan Kayda “Maalesef Salihli’yi ısıtamadık. Vatandaşımızda bu konudan şikayetçi idi. Bunu nasıl çözebiliriz diye düşündük ve belediye adına kayıtlı jeotermal işletme ruhsatlı sahayı, belediye meclisinden aldığımız yetki ile ihaleye çıkardık. İhale ile Kurşunlu vadisinin tamamındaki kullanım hakkı ve diğer kuyularında kullanım hakkı bize ait olacak. Kısacası hiçbir kuyumuzu ihale içerisine pazarlık yapmadık” dedi.

    “Salihli hem ısınacak, hem gelir elde edecek”

    Salihli’de vatandaşı ısıtmak için yola çıktıklarını belirten Kayda “İhale bize ne getirdi. Sahamızdaki kuyuların tamamı bizim kontrolümüzde olacak. Belediyemiz yıllık minimum 1 milyon 500 bin lira para alacak. Bugüne kadarki sıcak suyun 2 katı sıcak su aldığımız gibi. Aldığımız sıcak su ile 10 bin konutu ısıtabileceğiz. Sahada elektrik enerjisi üretilmeye başladığında belediyemiz %8.7’lik pay alacak. Yapılacak çalışmalarda belediyemiz hiçbir harcama yapmayacak. 30 yılsonunda açılan kuyuların tamamı ekipmanları ile birlikte belediye bedelsiz olarak teslim edilecek. Salihli yapılan bu çalışma ile hem jeotermal enerji ile ısınıp, hem de gelir elde edecektir. Salihli Belediyesi’nin hiçbir kaybı söz konusu değildir” dedi.

    İmzalanan sözleşmenin önemine değinen Başkan Kayda “Bu birliktelik ile sosyal sorumluluk projesi kapsamında kazmış oldukları kuyulardan Salihli’ye sıcak su verecek. Şuan iki kuyudaki sıcak su, ısı merkezine bağlanmak üzere, bu çalışmadan dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Bu birliktelik, Salihli’ye hayırlı olsun. Bu birliktelik ile Salihli’nin geleceğini kurtardığımız düşünüyorum. Isınma sorunu ortadan kalkacak, bundan kimsenin endişesi olmasın. Mevcut ısıtma sistemi tamamen belediyenin elinde olacak. Abonelerin gelirleri tamamen belediyemize ait” diye konuştu.

    113 yıllık bir kuruluş olduğunu ifade eden firmanın Yönetim Kurulu Üyesi Turgut Konukoğlu ise “Salihli’de jeotermal alanında yatırım yapacağız. 2007 yılında geldiğimiz Salihli’ye yatırım yaparak istihdam sağlamak istiyoruz. Çünkü Salihli’nin doğal kaynakları çok fazla” dedi. Salihli’yi çok sevdiklerini dile getiren Konukoğlu “Bu sözleşme ile Salihli’nin ısınma sorununu kalıcı olarak ortadan kaldırmış olacağız. Bundan sonraki yıllarda Salihli’nin kendine rahatlıkla yetebilecek ısı ile beraber, hiçbir ısınma sorunu yaşanmadan devam edecek” diye konuştu.

  • Memur-Sen’den Gelir Vergisi Düzenlemesinin Torba Tasarı’dan çıkarılmasına ilişkin açıklama

    Çalışanlar için vergi kesintisi oranının yüzde 27 yerine yüzde 30 olarak uygulanmasına ilişkin hüküm torba yasadan çıkarıldı. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Oranlar konusunda atılan doğru adım matrahlarla da devam ettirilmeli, matrahlar MTV’deki artış oranı kadar (yüzde 25) arttırılmalı” dedi.

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın eleştirdiği ve Memur-Sen’in, 81 il temsilcilikleri tarafından yapılan basın açıklamalarıyla tepki gösterdiği “Gelir Vergisi Düzenlemesi” torba tasarıdan çıkarıldı. Yapılan açıklamaya göre; “Gelir Vergisi Kanunu’nun üçüncü dilimindeki ücretler için yapılacak vergi kesintisi oranının yüzde 27 yerine yüzde 30 olarak uygulanmasına” ilişkin madde, verilen önergeyle, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen ‘torba tasarı’dan çıkarıldı. Üçüncü dilimdeki vergi kesintisi oranı, mevcut durumdaki gibi yüzde 27 olarak uygulanacak.

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, bu gelişmenin Memur-Sen’in teklifle kazanım üretme maharetinin yanında tepkiyle kayıp engelleme maharetinde olduğunu tescillediğini belirtti.

    “Vergi kesintilerine verdiğimiz tepki adaletsizliğin giderilmesine kaynak olmalı”

    Yalçın, konuya ilişkin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Gelir Vergisi 3. dilimdeki artış hazırlıklarından vazgeçilmesini doğru buluyoruz. Bu sonucu demokratik sivil tepkinin yanlıştan vazgeçilmesi örneği olarak görüyoruz. Nihayet ‘yanlış hesap’ komisyondan döndü. Memur-Sen olarak gerçekleştirdiğimiz tepki eylemleri ‘gelir vergisi’ mağduriyetinin artmasına engel oldu, tüm teşkilatlarımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Matrahlar, MTV’deki artış oranı kadar yüzde 25 arttırılmalı

    Oranlar konusunda atılan adımın matrahlarla da devam ettirilmesi gerektiğini ifade eden Yalçın, “Matrahlar, MTV’deki artış oranı kadar (yüzde 25) arttırılmalı. Gelir Vergisinde hedef daha az mağduriyet değil, vergi kaynaklı kayıplara son verecek adalet olmalı. Ayrıca, Toplu Sözleşme tekliflerimiz arasında yer alan ve hayata geçirilmesinin gerekliliğini gerekçeleriyle ortaya koyduğumuz kamu görevlilerinin gelir vergisine ilişkin yüzde 15’i aşan kısmının kamu işverenince karşılanması teklifimizin de bir an önce karşılık bulmasını bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

  • Memur-Sen İl Temsilcisi Kalkan: “Gelir vergisinde oran değil matrahlar artırılmalı”

    Memur Sen Kayseri İl Temsilcisi Aydın Kalkan; “Gelir vergisine ilişkin düzenlemede oranların artırılması yönünde ortaya konan iradenin geri çekilmesi ve gelir vergisine esas matrahların özellikle yüzde 15’lik dilim açısından geçmiş dönem kayıplarını da telafi edecek şekilde yükseltilmesi gerekmektedir” dedi.

    Sendika binasında basın toplantısı düzenleyen Kalkan gelir vergisi ile ilgili kısa bilgiler vererek, “Bilindiği üzere gelirini ücretle elde eden çalışanların kazançlarının vergilendirilmesinde ölçüt olarak kullanılan tarifeler, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103. maddesinde yer almaktadır. Maddede yer alan tarife tutarları ise her yıl güncellenmektedir. Ücret gelirinin vergilendirilmesinde iki temel parametre olduğu görülmektedir. Birincisi oran, ikincisi ise oranın uygulanacağı matrahtır. İçinde bulunduğumuz süreçte her iki parametre açısından ücretli çalışanlar aleyhine sonuçlar doğuracak gelişmeler söz konusudur. Bunlardan birincisi oranla ilgilidir ki; yüzde 27 oranının uygulandığı ikinci dilimde oran yüzde 30’a çıkarılmak istenmektedir. İkinci sorun geçmişten bugüne gittikçe derinleşen matrah sorunudur ve bu sorun oran artışına denk gelecek mağduriyetler üretmiştir ve eğer gereken müdahale yapılmazsa üretmeye de devam edecektir” dedi.

    Ücret kazancına dayalı olarak gelir vergisi mükellefi olan kişiler için uygulanması gereken endeks, tüketici fiyat endeksi olması gerektiğini vurgulayan Kalkan, “Verginin hesaplanmasına esas matrah, her yıl güncellenmektedir. Bu güncelleme Vergi Usul Kanunu’nun 298’inci maddesine göre hesaplanan ’Yeniden Değerleme Oranı’ üzerinden yapılmaktadır. Yeniden Değerleme Oranı, ticari kazanç erbabının kazançlarının vergilendirilmesinde amortismana tabi olan kıymetlerin yıllar itibari ile kıymetlerini belirlemek için Maliye Bakanlığı’nca kulanılan bir katsayıdır. Yeniden Değerleme Oranı’nın, hesaplanıp belirlenmesine ilişkin ayrıntılı bir açıklamaya girmeksizin, temel parametresinin üretici fiyat endeksi olduğunu belirtmekle yetinelim. Esasen gelir vergisi matrahlarının belirlenmesine ilişkin sıkıntı ya da bizim ifademizle matrah oyunu da burada başlamaktadır. Gelir vergisi matrahlarının belirlenmesine etki eden yeniden değerleme oranında, TÜFE (bir anlamda tüketici enflasyonu) değil ÜFE (üretici kesimin enflasyonu) esas alınmakta bu yolla, gelirleri üretici fiyatlarına göre vergilendirilen fakat giderleri TÜFE’ye göre artan çalışan-ücretli kesim tablosu ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun özeti ise gelir vergisine esas matrahlarda cari enflasyondan daha düşük artış ve buna dayalı olarak da daha yüksek vergi ödeme yükümlülüğünün oluşmasıdır. Bu anlamda, gelir vergisi noktasında yapılacak ilk değişiklik ve mağduriyeti gidermeye dönük hamle, gelir vergisi matrahlarının, ÜFE’ye göre değil TÜFE esas alınarak belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılmasıdır. Özellikle, ücret kazancına dayalı olarak gelir vergisi mükellefi olan kişiler için uygulanması gereken endeks tüketici fiyat endeksi olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Düzenlemenin sadece memurlar için geçerli olmadığını, neredeyse asgari ücret ile çalışan herkesi kapsadığını sözlerine ekleyen Kalkan, “Matrah oyununu ve matrahların TÜFE üzerinden güncellenmesi teklifimizi somutlaştırmak amacıyla; yıllık gelir vergisi tarifelerini güncellenme olayını belirli bir endekse tabi tutarak hesaplamak ve ortaya çıkan sonucu değerlendirmek yararlı olacaktır. Örneğin; 2010 yılını temel baz yıl olarak alırsak; yüzde 15 oranının uygulandığı vergi diliminde matrah 2010 yılında 8 bin 800 TL idi. O tarihten bu güne yeniden değerleme oranı esas alınsaydı 2017 yılında yüzde 15’lik vergi dilimi matrahı 14 bin 132 TL olacaktı. Oysaki 2017 yılı yüzde 15’e tekabül eden vergi dilimi matrahı 13 bin TL’dir. Aynı dönemde yeniden değerleme oranı ÜFE yerine TÜFE üzerinden belirlenseydi 2017 yılında yüzde 15’lik dilimde uygulanacak matrah 15 bin 62 TL olacaktı. Peki, yüzde 15’lik vergi diliminin 13 bin TL yerine 14 bin 132 olsa ne olacaktı? Gelir vergisi artan oranlı olarak uygulandığından 13 bin TL den sonraki her kazanç için alınan yüzde 20’lik oran, eğer yıllık güncelleme yeniden değerleme oranına göre yapılmış olsa 14 bin 132 olacak ve ücretli çalışan da 1 bin 132 TL için yüzde 5 az vergi ödemiş olacaktı. Kısaca, devlet geliri 2017 yılı içerisinde 14 bin 132 TL olan herkesten 56 bin 60 TL fazla vergi almış oldu. Aynı hesaplama bir de tüketici fiyat endeksine tabi olarak yapılırsa; (15 bin 62 – 13 bin =2 bin 62 TL) vergi dilimi 2 bin 62 TL daha az hesaplanmış ve sonucunda da devlet ücretli çalışandan aynı hesap ile 103 bin 10 TL fazla vergi tahsil etmiştir. Sadece alınan bu fazla vergi ya da aleyhe düzenleme, sadece memur için mi geçerlidir? Tabi ki hayır, yıllık kazancı 15.000 TL olan her bir çalışanı kapsamaktadır. Yani neredeyse asgari ücret ile çalışan herkesi kapsamaktadır. Toplamda 3 milyon memur olduğu düşünülürse meselenin ciddiyeti anlaşılır” şeklinde konuştu.

    “Gelir vergisi matrahının tespitinde statüler arası farklılıklarla vergi adaletsizliği zirve yapıyor” diyen Kalkan sözlerini şöyle sürdürdü;

    “Kamu görevlisi noktasında ortak sıfata sahip olmalarına karşın farklı statülerde istihdam edilen kamu görevlilerinin varlığı, gelir vergisi uygulamasında da farklılıklara yol açmaktadır. Aynı unvan altında ama farklı statülerde çalışan kamu görevlileri arasında, gelir vergisi matrahı ve dolayısıyla ödedikleri gelir vergisi tutarı yönüyle küçümsenmeyecek farklılıklar bulunmaktadır. 657 sayılı Kanuna tabi mühendis ile 399 sayılı KHK’ye tabi olarak KİT’lerde görev yapan mühendisin ’eşit işe eşit ücret’ anlayışıyla gelirleri eşitlenmeye çalışılırken ’aynı unvana ya da eşit gelire eşit vergi’ yaklaşımının ortaya konmasından ısrarla kaçınılmaktadır. Herhangi bir kamu iktisadi teşekkülünde 399 sayılı KHK hükümlerine tabi bir mühendisin Ocak ayı vergiye tabi matrahı; 4 bin 246,68 TL iken 657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan mühendisin ise 1 bin 282,26 TL’dir. Aralık ayında ise KİT personeli olan mühendisin kümülatif vergi matrahı 46 bin 713,48 TL, dolayısıyla yıl bazında kendi kazancından kesilen vergi tutarı 8 bin 472,46 TL’dir. Ayrıca gelir vergisi oranında yüzde 27’lik olan oranın yüzde 30 olarak uygulanması durumunda da 399 sayılı KHK kapsamında çalışan mühendis için ayrıca 501,40 TL ek vergi yükü gelmektedir. Aynı hesaplama 657 sayılı Kanuna tabi olan aynı şartlarda sahip mühendis için yapılsa aylık vergiye tabi matrahı bin 282,26 yıllık matrahı ise 15 bin 919,46 TL olacaktır. 2017 yılı içerisinde ödediği gelir vergisi ise bin 903,90 TL olacaktır. Aynı hesaplama büro memuru için yapılacak olsa; KİT personeli olan memurun aylık gelir vergisi matrahı, 3 bin 116,64 ve yıllık matrahı ise 34 bin 283,04 TL, 657 sayılı Kanuna tabi olan memurun ise aylık gelir vergisi matrahı bin 302,35 TL yıllık ise 16 bin 168,92 TL’dir. Yıl boyunca ödenen gelir vergisi ise sırasıyla, 3 bin 991,50 ve bin 953,78 TL’dir. KİT personeli olan memur vergi matrahına kazançlarının çoğunun dahil edilmesi nedeni ile ayrıca yüzde 27’lik dilimden vergilendirilmeye de başlanmıştır. Yeni düzenleme ile ayrıca 2017 yılı verileri esas alındığında 30 bin TL’nin üzerindeki kazancı için ekstra yüzde 3 vergi daha ödeyecektir.”

    Gelir vergisinde yeniden değerleme oranında ÜFE yerine TÜFE’nin esas alındığı sistemin hayata geçirilmesi tekliflerini karşılayacak düzenlemeler gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydeden Memur-Sen İl Temsilcisi Aydın Kalkan sözlerini şöyle noktaladı; “Bu örneklerden hareketle şunu ifade etmek gerekiyor; aynı unvanla farklı statülerde kamuda görev yapan ve kamu hizmeti sunan kamu görevlileri arasında vergi kaynaklı farklılığın, bir tarafın aleyhine gelir kaybının oluşturulmasının hukuki açıdan dayanağını bulmak ve üretmek de imkansızdır. Sosyal güvenlik hakkı yönüyle aynı ölçütlere, emekli maaşı ve ikramiyesi açısından yanı oran ve tutarlara, ek ödeme noktasında birbirlerine eşitlenmeye çalışılan bu kamu görevlilerinin konu vergi olduğunda farklı matrahlara tabi tutulması kesin bir adaletsizliktir. Bu adaletsizliğin de bir an önce giderilmesi gerekmektedir. Yöntemi çok basittir. Gelir vergisi matrahına dahil edilecek gelir kalemleri boyutuyla, KİT personelinin 657 sayılı Kanuna tabi kamu görevlileriyle aynı duruma getirilmeleri gerekmektedir. Daha açık bir ifadeyle, gelir vergisi matrahında KİT personelinin matrahı, 657 sayılı Kanuna tabi personelin tabi olduğu tutara göre belirlenmelidir. Tıpkı, ek ödemede olduğu gibi, tıpkı emekli maaşı ve ikramiyesinde olduğu gibi. Bu noktada, gelir vergisine ilişkin mevcut adaletsizliklerin giderilmesi yönünde adım atılmasını beklerken, aksi yönde bir irade ile yüzde 27’lik oranın yüzde 30’a yükseltilmesi yönünde düzenleme yapılması; adaletsizliğin sona ermesine değil derinleştirilmesine çaba sarf edildiği kanaati uyandırmaktadır. Bu çerçeve, gelir vergisine ilişkin düzenlemede oranların artırılması yönünde ortaya konan iradenin geri çekilmesi ve gelir vergisine esas matrahların özellikle yüzde 15’lik dilim açısından geçmiş dönem kayıplarını da telafi edecek şekilde yükseltilmesi gerekmektedir. Bu yöntemle, gelir vergisinin, kamu görevlileri başta olmak üzere emekleriyle gelir elde edenler açısından ’gelir azaltıcı’ vasfı önemli oranda sona erecektir. ’Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır’ sloganının yanına ’vergide adalet esastır’ afişinin eklenmesi için içinde bulunduğumuz süreç iyi değerlendirilmeli; yüzde 27’lik oranın 3 puan artışla yüzde 30’a çıkarılması yanlışından vazgeçilmeli ve gelir vergisinde yeniden değerleme oranın da ÜFE yerine TÜFE’nin esas alındığı sistem hayata geçirilmeli tekliflerimizi karşılayacak düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.”

  • Memur-Sen’den gelir vergisi oran artışına tepki

    Memur-Sen Adana İl Başkanı Mehmet Sezer, gelir vergisinde yapılan oran artışına tepki gösterdi. Sezer, gelir vergisinde oranların değil matrahların artırılması gerektiğini söyledi.

    Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi gelir vergilerinde yapılan değişikliklerle ilgili bir basın toplantısı düzenledi.

    Başkan Mehmet Sezer, salt ücret sendikacılığı yapmadıklarını belirterek, özellikle emek kavramını en geniş anlamda değerlendirip, sosyal maliyetin üzerinde durduklarını ve çözüm odaklı sendikacılık anlayışlarını da bu ilkenin belirlendiğini söyledi.

    Sezer, gelir vergisine ilişkin tarifelerin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103. maddesinde yer aldığını ifade ederek, “Söz konusu maddede gelirin vergilendirilmesinde iki temel parametreye yer verilmiştir. Bunlardan ilki oran, ikincisi ise oranın uygulanacağı matrahtır. İçinde bulunduğumuz süreçte her iki parametre açısından ücretli çalışanlar aleyhine sonuçlar doğuracak gelişmeler söz konusudur. Teknik ayrıntıdan uzak durmaya özen göstermekle birlikte bir husus ifade etmeden gelir vergisinde matrah üzerinden oynanan oyunu anlatamayız, anlayamayız” dedi.

    Maliye Bakanlığı’nın gelir vergisine yönelik değişiklik çalışmalarında iki teknik bilgiyi de kamuoyuyla paylaşan Mehmet Sezer, “Bunlardan birincisi oranla ilgilidir ki yüzde 27 oranının uygulandığı üçüncü dilimde oran yüzde 11 arttırılmak istenmektedir. İkinci sorun geçmişten bugüne gittikçe derinleşen matrah sorunudur ve bu sorun oran artışına denk gelecek mağduriyetler üretmiştir ve eğer gereken müdahale yapılmazsa üretmeye de devam edecektir. Gelir vergisinde oranların uygulanmasına esas alınan matrahları artırırken cimri davranılmakta ve böylece kamu görevlilerinin gelir vergisi ödemelerinde cömert davranma dayatması yapılmaktadır. Matrahtaki bu oyunun üzerine de şimdi yüzde 27’lik oran yüzde 30 çıkarılmak suretiyle emek kesiminin vergi kaynaklı gelir kaybı artırılmak istenmektedir” diye konuştu.

    Başkan Sezer, gelir vergisi matrahlarının, her yıl “yeniden değerleme oranı” üzerinden artırıldığını hatırlatarak bu oranın temel parametresinin üretici fiyat endeksi olduğunu söyledi.

    Memur-Sen İl Başkanı Sezer, gelir vergisi matrahlarının belirlenmesine etki eden yeniden değerleme oranında, TÜFE değil ÜFE’nin esas alındığını kaydederek, “Gelirleri üretici fiyatlarına göre vergilendirilen fakat giderleri TÜFE’ye göre artan çalışan-ücretli kesim tablosu ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun özeti ise gelir vergisine esas matrahlarda cari enflasyondan daha düşük artış ve buna dayalı olarak da daha yüksek vergi ödeme yükümlülüğünün oluşmasıdır. Enflasyona bağlı olarak harcamaları artan, matrah artışındaki cimriliğe bağlı olarak gelirleri azaltılan ücretle çalışan kesimin, vergi yükünü yansıtma imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle, vergi kaynaklı gelir kaybını gidermek ve gelir vergisi noktasında adaleti tesis etmek, sosyal maliyeti minimize etmek için son derece önemlidir. Yapılacak ilk değişiklik ve mağduriyeti gidermeye dönük hamle, gelir vergisi matrahlarının, ÜFE’ye göre değil TÜFE esas alınarak belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılmasıdır. Özellikle, ücret kazancına dayalı olarak gelir vergisi mükellefi olan kişiler için uygulanması gereken endeks tüketici fiyat endeksi olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Başkan Sezer, kendi hesaplarını yaptıklarını ve Maliye Bakanlığı’nın matrah oyununu açık seçik ortaya koyduklarını iddia ederek, “2010 yılını baz alır ve o yıldan bugüne değin matrah artışları ÜFE’ye değil de TÜFE’ye dayalı olarak yapılsaydı 2010 yılında yüzde 15’lik oran için geçerli olan 8 bin 800 TL’lik matrah 13 bin TL değil 15 bin 62 TL olacaktı. Bunun doğal sonucu olarak da başta kamu görevlileri olmak üzere ücretli çalışanların yüzde 20’lik ikinci vergi dilimi üzerinden gelir vergisi ödeme yükümlülüğü yılın sonuna doğru gerçekleşecek ve yüzde 20 oranından gelir vergisi ödeyen kamu görevlisi sayısı daha az olacaktı. Somut rakamlarla ifade edersek; TÜFE’ye dayalı vergi matrahı artışı yapılmamasıyla ilk dilim için 2.62 TL tutarında düşük matrah belirlenmiş ve bunun sonucunda da ücretli çalışanlardan sadece ilk dilim açısından 103,10 TL fazla vergi tahsil edilmiştir” şeklinde konuştu.

    Toplantıya Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen yönetim kurulu üyeleri ile sendikaya bağlı kuruluşların temsilcileri ve basın mensupları katıldı.

  • Manisa’nın çöpü artık sorun yerine gelir getirecek

    Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, 4 Ekim Çarşamba günü açılışı gerçekleştirilecek olan Uzunburun Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi’nde açılış öncesinde incelemelerde bulundu. Başkan Ergün, “Manisa’nın en büyük sorunlarından biri olan çöp sorununu kökten çözecek olan tesisimizi Manisa’ya kazandırmaktan dolayı mutluyum ve gururluyum” dedi.

    Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin Manisa’ya kazandırdığı dev hizmet, Uzunburun Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi 4 Ekim Çarşamba günü Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin katılımlarıyla açılıyor. Açılış öncesinde Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, tesiste incelemelerde bulundu. Başkan Ergün’e Büyükşehir yönetim kadrosu da eşlik etti. Tesisin hazır bir hale geldiğini belirten Başkan Ergün, açılışa en iyi şekilde hazırlandıklarını dile getirdi. Açılış töreni öncesi son incelemeleri yaptıklarını belirten Başkan Ergün, “Manisa’nın en büyük sorunlarından biri olan çöp sorununu kökten çözecek olan tesisimizi Manisa’ya kazandırmaktan dolayı mutluyum ve gururluyum” dedi.

    Manisa’daki modern katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesisinin Türkiye’nin en önemli tesislerinden biri olacağına dikkat çeken Başkan Ergün, “Bu önemli çevreci tesisimiz, yüzde 100 kamu kaynağıyla yapılan hiçbir şekilde özel sektörün içinde olmadığı bir tesis olması özelliğiyle Türkiye’de tek tesis. O açıdan bunun da gururunu yaşıyoruz. 4 Ekim’de hem Manisa’nın gelecek 40 yılını kurtarmış olacak, hem de ülkemiz ekonomisine ciddi bir katma değer sağlayacak bir tesisi inşallah hep birlikte açacağız. Tüm vatandaşlarımızı şimdiden davet ediyorum” diye konuştu.

    Öte yandan Uzunburun katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesisinin girişine Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından dev Türk bayrağı konuşlandırıldı. Tesisin açılışına gelecek olanların yanı sıra tesisin önünden geçecek olan vatandaşları 50 metre boyundaki bayrak direğinden 150 metrekarelik dev Türk bayrağı selamlayacak.