Etiket: Gelip

  • Bakan Müezzinoğlu: “Ey CHP’li kardeşlerim, Atatürk’ün gölgesine öyle yan gelip de yatarak bu işler olmaz”

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Ey CHP’li kardeşlerim, Atatürk’ün gölgesine öyle yan gelip de yatarak bu işler olmaz. Muasır medeniyet seviyesinin üzerindeki o hedefe yürümek için millet ile beraber yürümek gerekir. Milleti sevmek gerekir” dedi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu Rumeli Dernekleri ile bir araya geldi. Eseler Kültür Merkezinde etkinliğe Bakan Müezzinoğlu’nun yanı sıra Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu ile çok sayıda vatandaş katıldı.

    Gecede bir konuşma yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Kuruluş felsefesi olan ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ vasiyetine sahip çıkmamız lazım. O mücadeleyi veren Mustafa Kemal Atatürk, ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ diyerek millete inanan, millete güvenen, millet ile beraber yürüyen ve milletin hayallerinin öncülüğünü yapan ve merkeze milleti alan bir anlayış ile hem o bağımsızlık mücadelesi verdi, hemde bu genç cumhuriyeti kurdu. Bu vasiyete sahip çıkmak yeni bizim görevimizdir. Bazen Cumhuriyet Halk Partili kardeşlerime bazen sitem ediyorum. Ey CHP’li kardeşlerim, Atatürk’ün gölgesine öyle yan gelip de yatarak bu işler olmaz. Atatürk’ten geçinerek de olmaz. Kuru kuruya Atatürkçülük yaparak da olmaz. Muasır medeniyet seviyesinin üzerindeki o hedefe yürümek için millet ile beraber yürümek gerekir. Milleti sevmek gerekir” dedi.

    “Son 30 yıldır Cumhuriyet Halk Partisine baktığınız da tamamen korku cümlelerini görürsünüz” diyen Bakan Müezzinoğlu, “Cumhuriyet elden gidecek milleti korkutur. Laiklik elden gidecek milleti korkutur. Atatürkçülük elden gidecek milleti korkutur. Ya arkadaş cumhur güçlü ise Cumhuriyet güçlenir. Cumhuru merkeze almadan, milleti merkeze almadan, milletten korkarak, milletin değerlerinden korkarak, milletin kıyafetinden korkarak Cumhuriyet güçlenmez. Cumhur güçlü ise Cumhuriyet güçlenir. Laiklik bu salonda olduğu gibi başı açığında, başı kapalısının da inancını istediği gibi yaşayabileceği bir sistemdir. Yoksa birinin baş örtüsü ile hele hele üniversitelerdeki okuyan çocukların veya kamuda hizmet görecek öğretmenin, doktorun kıyafeti ile uğraşmak değildir laiklik. Bizlerin ve bu milletin ümüğünü sıktılar. Laiklik elden gidecek hadi milletin ümüğünü sıkalım. Cumhuriyet elden gidecek hadi milletin ümüğünü sıkalım. Atatürkçülük elden gidecek hadi milletin ümüğünü sıkalım. Korkma ya korkma. Atatürk bu millet ile yürüdü. Bu millet ile bağımsız genç Türkiye Cumhuriyetini kurdu. Neden korkuyorsun. Korkma. Balkanların çocuğu bu milletin medeniyet değerlerini her boyutuyla özümsemiş İstiklal Marşımızın yazarı rahmetli Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşımızın ilk mısrası nedir ey Kılıçdaroğlu, ey CHP. ‘Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak’ diyor. Sen neden korkuyorsun. Bu salondaki bacılarımızdan, bu salonlardaki insanlarımızdan, Türkiye’deki tüm 80 milyon insanımızdan neden korkuyorsun. Neden onları korkutarak kendi her geçen gün küçülen iktidarını sürdürmeye çalışıyorsun. Bu milletin ümüğünü sıkan vesayet odaklarından bu milleti kurtar ki, o muasır medeniyet seviyesinin üzerindeki hedefe hep beraber yürüyelim. Hani Atatürkçü idin. Atatürk diyor ki, bu büyük millete muasır medeniyet seviyesinin üzerinde yer yakışır. Onun için Almanya , Fransa, İngilizler ile yarışmamız lazım. Bizim Fransız’dan, İngiliz’den, Almanya’dan geri kalanımız yok. Onlar kadar da zekiyiz. Onlar kadar da akıllıyız. Onlardan daha cesuruz. Onlardan daha birikimliyiz. Dünya’ya medeniyet sunmuş milletin mensuplarıyız. 600 yıl 3 kıtada dünyaya ilim nedir, irfan nedir, adalet nedir, hak nedir, huzur nedir, barış nedir diye Balkanlardan dünyaya bir medeniyet sürmüş milletin mensuplarıyız. Bu milletten korkulur mu. Bu milletten korkan ancak bu milletin düşmanlarıdır. Bu milletin medeniyetinden rahatsız olanlardır” diye konuştu.

  • Meraktan gelip sonra müezzini darp etmişler

    İzmir’de, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişiminde bulunduğu 15 Temmuz gecesi sela okuyan müezzin Mehmet Kuzgun’u darp eden şüphelilerden tutulu sanık Adil C., ’’Korku ve endişe duyarak gece saat 01.30’da neden sela okunuyor diye merak edip sormaya gittim. Müezzine el kaldırdığım için çok pişmanım” dedi.

    İzmir’in Narlıdere ilçesinde Kutlu Yalvaç Camisi müezzininin darp edilmesine ilişkin hazırlanan iddianame, İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmişti. İddianamede, tutuklu sanık Adil C. hakkında “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve kasten yaralama suçlamalarından 13 yıl, firari sanık İlknur C. hakkında “FETÖ/PDY terör örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek, kasten yaralama, mala zarar vermek” suçlamalarından 17 yıl ve tutuksuz sanık Pınar D. hakkında ise “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla 10 yıl hapis cezası talep edilmişti.

    Meraktan camiye gelmişler

    13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaya tutuklu sanık Adil C., tutuksuz yargılanan kız kardeşi Pınar D., mağdur olan müezzin Mehmet Kuzgun, avukatları ve sanık yakınları katıldı. Firari sanık İlknur C.’nin ise halen arandığı bildirildi. FETÖ’nün darbe girişimine destek olma suçlaması ile hakim karşısına çıkan kafe işletmecisi Adil C., “Bugüne kadar FETÖ’cülerle oturup su bile içmedim. Ben camiye FETÖ’ye desteklemek için değil, devletimize bir şey mi oldu acaba, bugüne kadar şehitler için bir kere bile sela okunmazken, şimdi neden gece 01.30’da sela okunuyor diyerek korku ve endişe duyarak, meraktan sormaya gittim. Yanımda iki kız kardeşim vardı. Müezzin bize ters cevap verince bu olay yaşandı. Müezzine el kaldırdığım için pişmanım” ifadelerinde bulundu.

    Tutuksuz yargılanan Pınar D. ise müezzinin kendilerine tahrik edici cevaplar verdiğini iddia ederek üzerine atılan suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

    Müezzin nasıl darp edildiğini anlattı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı meydanlara davetinin ardından Diyanet İşleri Başkanlığından, İl ve İlçe Müftülüğünden kendisine gelen mesaj üzerine camide sela okumak için bulunduğunu belirten müezzin Mehmet Kuzgun, “Selayı okuduktan sonra cami girişine geldim. Üzerime doğru gelen 3 kişi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaretler yağdırdı. Bir kişi yüzüme ve karnıma, diğer bir kişi de omzuna taşla vurarak beni darp etti. Bu kişilerden şikayetçiyim” dedi.

    Sanıkları ve mağdurları dinleyen hakim, Adil C. tutukluluk halinin devamına, tutuksuz yargılanan Pınar D.’nin adli kontrol şartı ile tutuksuz yargılanmasına devam edilmesine karar vererek davayı ileri bir tarihe erteledi.

  • Farklı şehirlerden gelip Kemerdere’yi temizlediler

    Sosyal medya aracılığıyla Türkiye’nin farklı illerinden bir araya gelen ve kendilerini ’Pikamp’ olarak adlandıran yaklaşık 40 doğa gönüllüsü, Çanakkale’ye bağlı Kemerdere köyünün Kemerdere mevkiinde çevre temizliği yaparak, bölgeyi temizledi.

    Kısa süre önce sosyal medyada oluşturulan ‘Kemerdere Temizlik Kampı’, doğaseverler tarafından büyük ilgi gördü. Çanakkale Seramik Müzesi’nde görev yapan seramik sanatçısı Burak Çiftci’nin girişimleriyle başlatılan ve kısa sürede ses getiren temizlik etkinliğine; Adana’dan Diyarbakır’a, Mersin’den İstanbul’a çok sayıda vatandaş katıldı.

    Çanakkale’ye bağlı Kemerdere’de yapılan temizlik kampıyla ilgili açıklamalarda bulunan Burak Çiftci, “Yaklaşık iki hafta önce arkadaşımla bu bölgede kamp yaptım. Özellikle Kazdağları ve çevresinde yaptığım kamplar arasında beni en çok üzen yer bu mevkii oldu. Kemerdere göleti, deresi bu coğrafyada Roma döneminde yapılan su kemeri ile ünlü gerçek bir cennet. Zamanında bu taş köprü ile İda’dan Troia yaşam bölgesine kadar su taşınırmış. Fakat son zamanlarda popülaritesinin artmasıyla birlikte adeta katledilmiş. Aldığımız bilgilere göre gölet çevresini çevre köylerden gelenler ve günü birlikçiler duyarsız davranışlarıyla adeta çöplüğe çevirmişler. Aracın giremediği bir bölge. Daha önce buraya geldiğimde köyde yaşayanlar çöplerin kendileri tarafından toplandığını belirtmişti. Sadece beş hanesi bulunan bu güzel köyümüzde imece usulü bir çalışma yapmamız noktasında söz vermiştik. Belirli makamlardan iznimizi alarak, sosyal medyadan oluşturduğumuz etkinlikte, çok güzel insanlarla tanışıp bir araya geldik ve bölgeyi eski görünümüne kavuşturduk. Ülkemizin farklı bölgelerinden gelen öğrenci arkadaşlarımız da vardı memur olanlar da. Emekliler de vardı esnaf da. Bu çalışmayla farkındalık oluşturduğumuzu düşünüyorum. Umarım bundan sonra bu kampta tanıştığımız bilinçli insanlar gibi birçok insanla, çok daha büyük organizasyonlara imza atacağız. Bunun için ilk adımı attık. Kampa katılım sağlayan arkadaşlarımızın da kararıyla Pikamp adlı gönüllülük esasına dayalı bir grup kurduk. Hiçbir siyasi kuruma, kuruluşa, oluşuma bağlı kalmadan bu tarz kampları sürdürmeye karar verdik. Herkesi desteğe davet ediyoruz. Unutulmamalı ki; bu doğa nefes aldığımız kadarıyla bize emanet edildi. Emanete sahip çıkmak hepimizin görevi” dedi.

    Kampa Diyarbakır’dan katılan Mevlüt Toy isimli vatandaş, etkinlik için bir hafta yolculuk yaptığını belirterek, “Etkinliği duyduk ve yola koyulduk. Biz kampçılar olarak günü birlikçi olarak tabir ettiğimiz vatandaşların çöplerini toplamak için buraya geldik. Topluyoruz ve bıkmadan toplamaya devam edeceğiz. Doğa bizim, hayvanların da insanların da hepimizin. Onu yok etmek de kurtarmak da bizim elimizde” diye konuştu.

    Bir diğer katılımcı Mahmut Çifçi ise “Buraya gelme amacımız doğaya karşı sorumluluğu, bilinci olmayan insanların doğayı kirletmeleri ve yaşanamaz hatta bir sonraki kişilerin gelip de eğlenemeyeceği, kamp kuramayacağı bir hale getirmeleri. Biz bunu gördük ve gerçekten üzüldük. Tüm kayaların dipleri paramparça cam kırığıydı. Bu arkadaşlarla, özveriyle bunları temizledik ve temiz bir hale getirdik. Umarım böyle şeyler bir daha yaşanmaz. Gerçekten insanı üzüyor. Bu tür davranışlarda bulunan kişilere sesleniyorum; lütfen doğaya saygı göstersinler. En azından çocuklarımıza, çocuklarına ve bir sonraki nesillere rahatça gelebilecekleri bir yer bıraksınlar” şeklinde konuştu.

    Kampa günü birlik Çanakkale’den katılan Gözde Sertyörü, “Burası gerçekten çok güzel ama inanılmaz kirli. Kemerdere’ye gelen arkadaşlarımızı biraz daha duyarlı olmaya davet ediyorum. Doğaya sahip çıkalım” dedi.

    Çanakkale 1915 İzcilik ve Spor Kulübü’nden Kortay Özcan da, amaçlarının doğayı temizleyerek gelecek nesillere daha iyi bir ortam bırakmak olduğunun altını çizdi.

    “Doğayı kirletmezsek doğanın bize vadettiği, verdiği çok şey var” diyen Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencisi Mürvet Ağın, doğayı sevdiğini ve bu yüzden coğrafya okuduğunu söyledi. Ağın, özellikle temizlik kampı olduğu için katıldığını belirtti.

    Kampa katılan doğaseverler yaptıkları temizlik çalışmasının sonucunda yaklaşık 25 büyük poşet dolusu çöp topladı.

  • Almanya’dan gelip Samsun’da zayıflamaya başladılar

    Almanya’dan gelen 2 arkadaş, Opr. Dr. Muzaffer Al’a kapalı yöntemle minigastrik bypass ameliyatı olarak kilo vermeye başladı.

    Almanya’nın Bremen şehrinden gelen ve çok yakın iki arkadaş olan Ayla Yılmaz ve Seda Sevil, aşırı kilolarından dolayı aynı günde Büyük Anadolu Hastanesi Çiftlik Şubesi’nde Laparaskopik Bariatrik ve Metabolik Cerrahı Opr. Dr. Muzaffer Al’a laparaskopik (kapalı) minigastrik bypass ameliyatı olarak zayıflamaya başladılar.

    23 yaşında olan, evli ve 2 çocuk annesi Ayla Yılmaz ile 22 yaşındaki Seda Sevil, aşırı kilolarından dolayı yürümede ve nefes almada zorluk yaşadıklarından dolayı minigastrik bypass ameliyatı olmak için araştırma yapmaya başladılar. Yaklaşık 1 yıldır Opr. Dr. Muzaffer Al’ı ve yaptığı ameliyatları takip eden 2 arkadaş, doktorla irtibata geçerek ameliyat olmaya karar verdiler. Almanya’dan Samsun’a geldikleri gün Opr. Dr. Muzaffer Al’a ameliyat olan 2 arkadaşın sağlıklı bir şekilde ülkelerine geri döndüler.

    Ameliyat öncesi 170 cm boyda ve 142 kilo olduğunu, ameliyattan bir hafta sonra da 133 kiloya kadar düştüğünü belirten Ayla Yılmaz, hedefinin 75 kiloya kadar inmek olduğunu söyledi. Yılmaz, “Ben minigastrik bypass ameliyatını kilo vermek için ve sağlıklı bir şekilde yaşamak için oldum. Birçok kez diyet yaptım fakat her defasında verdiğim kiloların fazlasını geri aldım. Doktorumuz Muzaffer Al’ı yaklaşık 1 yıldır takip ediyordum. Doktorumun yapmış olduğu ameliyatlarındaki başarılı sonuçları görerek ve aldığım olumlu bilgiler doğrultusunda ameliyata karar verdim. Almanya’dan geldiğim gün ameliyat oldum. Ameliyattan sonra 4 günde sağlıklı bir şekilde taburcu oldum. Ağrısız ve rahat bir süreç geçirdim. Doktoruma ve tüm ekibine çok teşekkür ederim. Bundan sonra zayıf ve sağlıklı olarak çocuklarımla birlikte sağlıklı bir yaşam sürmek istiyorum” dedi.

    Ameliyat öncesi 130 kiloda olduğunu ve ameliyat sonrası da 125 kiloya düştüğünü ve hedefinin 65 kiloda kalmak istediğini ifade eden Seda Sevil ise, “Arkadaşımla birlikte Türkiye’ye geldik ve burada ameliyat olduk. Ameliyat olmamdaki sebep sağlıklı yaşamak, yürüyebilmek, nefes alabilmek için karar verdim. Doktorumuz Muzaffer Al’ı Ayla arkadaşımız takip ediyordu ve onun sayesinde inşallah daha iyi günlere kavuşacağız” diye konuştu.

    2 arkadaşın sağlık durumları hakkında bilgi veren Opr. Dr. Muzaffer Al, “Her iki hastamızda morbid obezite yani aşırı şişmanlık vardı. Pek çok kez diyet yapmışlar fakat başarılı olamamışlar. Uzun zamandır beni ve ameliyatlarımı takip ettikleri, bu nedenle geldiklerini beyan ettiler. Obez hastaların pek çok sorunlarını onlarda yaşamaktaydı. Minigastrik bypass ameliyatını gerekli hazırlıklardan sonra her iki hastaya aynı günde laparaskopik minigastrik bypass operasyonu uyguladık ve ameliyattan sonra her iki hastayı sağlıklı şekilde Almanya ya uğurladık. Obezite ciddi ve önemli bir hastalık. Obezlerin yapılan çalışmalarda yüzde 98 oranında diyetle kilo veremedikleri tespit edilmiştir. Kalp damar hastalığı, şeker hastalığı, uyku apnesi, yüksek tansiyon, hormonal bozukluklar, karaciğer yağlanması, bazı organ kanserleri yani meme, bağırsak, yumurtalık gibi eklem ve diz problemleri daha fazla görülmektedir. Aynı zamanda obezite hastanın yaşam kalitesini bozan, depresyon yapan ve sosyal içe kapanıklılık oluşturan bir hastalıktır. Günümüzde obezite ameliyatları kapalı yöntemle ve güvenli bir şekilde uygulanabilmektedir” şeklinde konuştu.

  • Bu manzara için bin kilometre uzaktan Gümüşhane’ye gelip sabaha kadar beklediler

    Eskişehir’den bin kilometre uzaktaki memleketi Gümüşhane’ye gelen Osman ve kızı Beyzanur Nebioğlu, sabaha kadar bekleyip sis denizi eşliğindeki eşsiz manzaralı gün doğumunu izledi.

    Merkeze bağlı Dörtkonak köyünün 2 bin 225 metre rakımlı zirvesinden şehir merkezini ve güneşin doğuşunu kuş bakışı izleyen baba ve kızı, bu an için bir yıl beklediklerini belirterek bu eşsiz anı yaşamak isteyen herkesi Gümüşhane’ye davet ettiler.

    Bayram tatilini memleketlerinde geçirmek üzere Gümüşhane’ye gelen Osman Nebioğlu, önceki yıllarda fotoğraf tutkunları ile gerçekleştirdiği etkinliği bu kez kızıyla gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.

    Coğrafyasının yüzde 60’ı dağlardan oluşan ve bu nedenle de yüzlerce yayla ve zirveye ev sahipliği yapan Gümüşhane’nin bu özellikleriyle fotoğrafçılar için eşsiz manzaralar sunduğunu dile getiren Nebioğlu, anılan yere ulaşmak için Gümüşhane kent merkezinden 3 farklı alternatifli yol bulunduğunu ve şehir merkezinin kuşbakışı görülebildiği alanın merkeze 18 kilometre uzaklıkta olduğunu kaydetti.

    Zirvede kurdukları kamp çadırında sabaha kadar beklediklerini, ardından ufkun alabildiğinde görüldüğü bölgede gökyüzündeki değişimi gözlemlemeye başladıklarını kaydeden Nebioğlu, “İki yıl önce yaptığımız gündoğumu etkinliğini yeniden gerçekleştirdik. Şehir merkezinin üzerindeki bulut hareketlerini ve gündoğumunu izlemek için bizim için çok zevkli oldu. Hiç uyumadan bu anı izleyebilmek için sabaha kadar bekledik. Ama beklediğimize değdi” dedi.

    Özellikle gurbetten tatile memleketlerine gelen Gümüşhanelilerden şehir merkezlerine bağlı kalmamalarını, dağları ve yaylaları mutlaka gezerek, tadını çıkarıp güzel hatıralarla ayrılmalarını isteyen Nebioğlu, “Eskişehir’den geldik. Bin kilometre yol geldik ama geldiğimize fazlasıyla değdi” diye konuştu.

    Ordu Üniversitesi’nde okuyan ve oradaki dağcılık kulübünün üyesi olan Beyzanur Nebioğlu ise uzun ve yorucu bir gecenin ardından görüp, fotoğraf ve video kayıt altına aldıkları manzaranın tüm yorgunluklarını aldığını söyledi.

    Bulundukları alanın denizden yüksekliğinin 2 bin 225 metre olduğunu, güneşin doğduğu anda güneşle aynı seviyede olduklarını dile getiren Nebioğlu, “Ordu Üniversitesi dağcılık kulübünde başladım. Gümüşhane Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü (GÜDAK) aracılığı ile Gümüşhane’de ki yaz tatillerinde bu faaliyetlerimi devam ettiriyorum. Burada olmaktan mutluluk duyuyoruz. Şuan 2 bin 225 metredeyiz. Güneşle aynı seviyede, bulutların üzerindeyiz. İnanılmaz bir sis denizi manzarası var. Gümüşhane kent merkezinin bulunduğu Harşit vadisi şuan sis altında. Çok güzel görüntüler yakaladık. Burada bulunmaktan büyük keyif aldık, gelip görmenizi tavsiye ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Fotoğrafların çekildiği yerin Süleymaniye Kayak Merkezi’nin başlangıç noktalarından birisi olduğuna değinen Nebioğlu, ortaya çıkan muhteşem görüntüleri hem fotoğraf hem de videosunu çekerek ölümsüzleştirdiklerini de sözlerine ekledi.