Etiket: Geleneğini

  • Çankırı’da 572 Yıl Önce Başlatılan Cüzhan Geleneğini Devam Ettiriliyor

    Çankırı’da kabri bulunan Fatih Sultan Mehmet Han’ın Halası Sultan Hatun için Çankırı Sancakbeyi Kasım Bey’in 572 yıl önce gerçekleştirdiği cüzhan geleneğini yeniden başladı.

    İmaret Camii’nde, belediye kadın birimleri, Çavuşoğlu ve Bahçelievler Kız Kur’an Kursu hocaları ve öğrencileri ile Çankırılı hanımların katıldığı etkinlikte konuşan Belediye Başkanı İrfan Dinç’in eşi Zeynep Perihan Dinç, Sultanlar Sultanı Fatih Sultan Mehmet Han’ın Halası Sultan Hatun’un Çankırı’ya gelin olarak gelmesini anlattı.

    Dinç, “Sultanlar Sultanı Fatih Sultan Mehmet Han’ın halası Sultan Hatun, Çankırı’da yaşamış ve vefatından sonra İmaret Camii haziresine gömülmüştür. Sultan Hatun, Fatih Sultan Mehmet’in halası olmasının yanında Candaroğlu Çankırı Sancakbeyi Kasım Bey ile evliliği Osmanlılar ve Candaroğulları arasında yakınlaşma ve siyasi birliktelik açısından da önem kazanmaktadır. Osmanlı ile kurulan akrabalık bağı, Çankırı’yı önemli bir noktaya taşımıştır” diye konuştu.

    CÜZHAN” GELENEĞİ YAŞATILACAK

    Çankırı Sancakbeyi Kasım Bey’in 572 yıl önce gerçekleştirdiği cüzhan geleneğini yeniden başlayacağını anlatan Dinç, “İsfendiyaroğlu Kasım Bey, 848’de vefat eden eşi, Osmanlı padişahı Mehmed Çelebi’nin kızı Sultan Hatun için Çankırı’daki mescidine cüz vakfetmiştir. Bu cüzleri Sultan Hatun ruhu için okumak üzere bir görevli tayin edilmiştir ki, bu kimseye “Cüzhan” denilmekteydi. Çankırı Şer’iyye sicillerinde yer alan bir belgeye göre, Mahmud isimli cüzhan bu görevini yıllarca sürdürmüştür. Kasım Beyin eşi için Çankırı’daki mescidine yıllar önce verdiği Cüzhan görevini Çankırı Belediyesi olarak devam ettirmek istiyoruz. Bu önemli şahsiyetin maneviyatı ve tüm geçmişlerimizin ruhu için tüm Çankırılıları bu geleneği yaşatmaya davet ediyoruz” dedi.

    Basın açıklamasının ardından Kur’an Kursları ve Belediye kadın birimleri ile Toprak Baba Türbesi’nde okunan Hatm-i Şerif ve Yasin-i Şeriflerin duası yapılarak katılımcılara gül suyu, lokum ve helva ekmek ikramında bulunuldu.

  • Teknoloji Ve Özel Olma Duygusu Davetiye Geleneğini De Değiştirdi

    İnsanoğlunun hayatında hiç unutamadığı ve ömrünün en önemli günleri arasında yer alan sünnet, nişan ve düğün davetiyeleri ve şekerleri sanata dönüştü. Elektrik ve hoparlörün icadından önce ateş yakarak duman çıkarma, davul zurna çalma ve silah atma gibi etkinliklerle gerçekleştirilen davetiye geleneği günümüz teknolojisine ayak uydurunca çok özel tasarımlara bürünmeye başladı.

    Aydın’da özel günleri daha da özel yapmak üzere bir araya gelen 3 bayan hayal edilen her şeyi davetiyeye dönüştürerek insanların en özel günlerini unutulmaz yapmaya başladı. Sadece Aydın’a değil yurt dışına bile özel davetiye ve nikah şekeri yapan Duygu Nihan, Saliha Menengeç ve Nuray Taşdöğen gece gündüz özel günleri daha özel yapmak için çalışıyorlar.

    Çok kısa zaman öncesine kadar özel günlerin davetinin bir torba şeker, kibrit, mendil ve bardak ile yapıldığını ancak son zamanlarda bu geleneğin teknoloji ile değiştiğini belirten Duygu Nihan, artık davetiyelere sadece haber verme olayının değil özel duyguların da eklendiğini belirterek “Davetiyede artık dönem değişti. Eskiden Anadolu’da kilim dokumanın tarif ettiği duygular kadar bugün davetiyeler de duygulara hitap edip ilginç mesajları da vermeye başladı. Davetiyelerde duyurmak kadar akılda kalıcı ve özel olması en önemli unsur oldu. Bu kapsamda bizler hayal edilen her şeyi davetiyeye dönüştürüp hizmet vermeye başladık. Erkekler bu konuyu çok fazla önemsemese de bayanlar çok hassas ve bir çok ilginç fikir bayanlardan oluyor. Biz hem hayal edip üretiyoruz hem de hayal edileni oluşturuyoruz” dedi.

    “DAVETİYENİN TARİHÇESİ”

    İnsanoğlunun varoluşundan bu yana özel etkinliklerin ve davetlerin toplumlarda çok büyük ilgi gördüğünü ve itibarın da bu tür günlerde daha çok hissedildiğini belirten Saliha Menengeç ise “Davetiye yani davet etme yolu anlamındaki bu kelime, İnsanların sosyalleştiği zamanlardan bugüne kadar çeşitli yöntemlerle kendini göstermiştir. Eski bazı kabilelerin düğün davetlerini duman yoluyla yaptığı birbirlerini bu şekilde davet ettikleri bazı kaynaklarda yer almıştır. Yüzyıllar önce insanların okuma yazma oranının düşük olması ve davetiyenin elde zahmetlice yapılması nedenlerinden dolayı davetiyeler bildiri yoluyla insanların toplandığı meydanlarda, pazarlarda, çeşme başlarında yüksek sesle okutularak halka duyurulurmuş. Böylece daveti duyanlar duymayanlara ulaştırır ve dileyen davete gidermiş. Okuma yazma oranının artması kağıdın ve matbaanın icadı ile düğün davetiyelerinin gazetelerde yayımlanarak duyurulduğu da olmuş. Ancak şimdi bu işler genelden özele döndü. Herkes davet ederken kendisinin farklı bir şekilde anımsanmasını da istiyor” diyerek sistemin her geçen gün değiştiğini söyledi.

    “ESKİDEN ZENGİN VE SOYLULARA ÖZELDİ” DAVETİYE GÖNDERİRDİ”

    Gelişen teknolojinin garibanları da sevindirdiğini ve eskinden sadece soylu ve asillerin dağıttığı davetiye ve özel gün şekerlerini artık isteyen herkesin yaptırabildiğini belirten Nuray Taşdoğan, “Günümüzde kullandığımız düğün, nişan, nikah davetiyeleri ve özel nikah şekerine geçilmesi ise şöyle olmuş. İlk davetiyelerin orta çağda Kaligrafta (Latin harfleriyle estetik ve güzel yazı yazma) ustalaşmış olan keşişler tarafından yazıldığı sanılmaktadır. O dönemin soylu aileleri bu keşişlere para karşılığında davetiyeler yazdırırlardı. Tabi bu soyluluğun yanı sıra zenginlikte isteyen bir işti. 1600´lü yıllarda metal plakalar üzerine kazınarak başlayan davetiyeler sonra sonra parşömen (hayvan derisinden yapılan tabaka) üzerine yazılmaya başlanmış ve kağıdın icadına kadar böyle devam etmiş. Kağıdın icadı ile davetiye yavaş yavaş şeklini değiştirmiş ve daha kibar ve zarif bir şekil almıştır. Şimdi davetiye ve nikah şekerleri çok özel tasarımlar içermeye başladı. En kıymetlisi de el emeği ile yapılanlar oldu. Bizler de herkesin özel gününü daha da özel yapmak için çalışıyoruz” dedi.

  • Alaplı Durabeyli Köyü Aşure Geleneğini Sürdürüyor

    Alaplı’nın İsafakılı Köyü Durabeyli mahallesinde her yıl geleneksel hale gelen aşure programında köylüler bir araya geldi.

    Durabeyli’de yıllardır devam eden aşure programı bu yıl çevre köy halkının da yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Köy konağında hazırlanan yemekler, camide kurulan sofralarla misafirlere ve köy sakinlerine ikram edildi. Köy hanımları, yaptıkları yemekleri davetlilere ikram ederek atalarından gelen aşure adetini yaşatmanın gururunu yaşadıklarını ifade ettiler. Etkinlikte konuşan Köy Muhtarı Recep Korkut, “Atalarımızdan kalan aşure adetini yıllardan bu yana devam ettirmekteyiz. Amacımız hem çevre köylerdeki eş dostlarla irtibatı koparmamak hem de adetlerimizin devamını gelecek kuşaklara aktararak bu geleneğin devam etmesini sağlamaktır. Köyde yaşayan kadınlarımızın destekleri ile aşure pişirdik aşurenin yanında da misafirlerimize çeşitli ikramlarımız da oldu emeği geçen ablalarımıza, bayanlarımıza ve kardeşlerime buradan teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.

    İkramların ardından camide namaz kılındı ve Kur’an-ı Kerim ve Mevlid-i şerif okundu.