Etiket: Geleneğini

  • Karnavas bezi geleneğini gelecek nesillerle aktarıyorlar

    Karnavas bezi geleneğini gelecek nesillerle aktarıyorlar

    Erzurum’un Olur ilçesine bağlı Karnavas köyü ile ismi özdeşleşen Karnavas bezi geleneği Halk Eğitim Merkezi bünyesinde yapılan kurs ile gelecek nesillerle aktarılıyor.

    Halk Eğitim Merkezi’nde istihdam edilen 40 kadın atadan kalma geleneği ilmek ilmek dokuyorlar. Karnavas bezinde her motifte bin bir renk, güzellik ve ruh insanı adeta büyülüyor.

    Merkezde Karnavas bezi dokuyan 67 olan Sündüz Pala, bu işi 55 yıldır yaptığını söyledi. Sündüz Pala, karnavas bezi ile ilgili “Olur ilçesinde oturuyorum. 12 yaşından beri bu işi yapıyorum. Meşhur karnavas başörtüsü örüyorum. Bunlar arasında çiçekçi cecim denen yöresel kilimleri de örüyorum. Karnavas bezinin önemi, eskiden köyde bulunan gelinlik yaşa gelmiş kızlar bunları yapmadan gelin olarak gitmezlerdi. Bu bezi örmek şart. Gelinlik yaşa gelmiş kızlarımızın çeyizlerine koyarız. Gelenek olarak bunu halen daha bu yörede yaparız. 67 yaşındayım 12 yaşımdan beri karnavas bezi işi ile uğraşıyorum. Bu meslek artık eski rağbetini kaybedip unutulmaya yüz tutuyor, bizlerde unutulmasın diye bu geleneğimizi devam ettiriyoruz” dedi.

    Kursun farklı bir yerinde de usta öğreticiler kursa gelen kursiyerlere yöresel olarak ehram, cecim yapımı konusunda eğitim veriyorlar.

    Usta öğreticilerden Gönül Aktürk kurs hakkında şu bilgileri verdi: “Burada usta öğretici olarak çalışıyorum. Projemiz karnavas bezi üzerinedir. Kursumuza gelen 40 bayana karnavas bezinin dokunuşunu öğreteceğiz. Kurs bitiminde İŞKUR iş istihdamı konusunda çalışma alanı oluşturursa çalışmayı düşünüyoruz. Karnavas bezinin özelliği tamamen organik pamuk olması, yıllar önce ninelerimiz karnavas bezini başörtüsü olarak, kullanırlarmış. Zamanımızda bunu modernize ederek hanımların örtü olarak kullanıyorlar”.

    Bir başka usta öğretici Canan korkmaz ise “Önceden usta öğreticiydim, şimdi teknik destek vermek için burada bulunuyorum. Bizlere destek verilirse bu tanıtımları farklı alanlara taşımaya çalışacağız. Eskiden bu dokumalar yapılıyordu, şimdiki gençler bunları bilmiyor. Kursiyerlerimiz sayesinde bu geleneğimizi geliştirmeyi düşünüyoruz. Aklınıza ne geliyorsa bu eserleri geliştirmek amacındayız. Karnavas bezinin ismi o köyün ismi karnavas olunca isim oradan geliyor” diye konuştu.

  • Ayaz Paşa Camii, ’Binbir Hatim’ geleneğini sürdüren Erzurumlularla dolup taşıyor

    Ayaz Paşa Camii, ’Binbir Hatim’ geleneğini sürdüren Erzurumlularla dolup taşıyor

    Erzurum’da ’Binbir Hatim’ geleneğini sürdüren vatandaşlar, Ayaz Paşa Camii’nde sabah namazı öncesi Kuran-ı Kerim okuyarak güne başlıyorlar.

    Erzurum’u doğal afetlerden korumak için yaklaşık 500 yıl önce Pir Ali Baba tarafından başlatılan ’Binbir Hatim’ geleneği, sürdürülüyor. Geçtiğimiz hafta başlayan Binbir hatim okumaları 13 Ocak tarihine kadar devam edecek. Geçtiğimiz yıl il genelindeki camilerde 37 bin 905 hatim okunmuştu.

    “Geleneği Pir Ali Baba başlattı”

    Pir Ali Baba’nın, 1500’lü yıllarda yaşadığı tahmin diliyor. Pir Ali Baba’nın yaşadığı dönem Yavuz Sultan Selim ve oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ın Osmanlı padişahı olduğu yıllardır. Bu dönem Osmanlı Devleti’nin yükselme ve gelişme yıllarıdır. Bu yıllar aynı zamanda ilim, sanat ve edebiyat alanında büyük gelişmelerin olduğu ve bugüne kadar gelen kalıcı eserlerin ortaya çıktığı yıllardır. Bu ortamda yetişen Pir Ali Baba, alim olup, o devrin büyük zenginlerindendir. Düzcü köyünde mutasarrıflık yapan Ali Baba, Eğer her yıl ’Binbir Hatim’ okursanız Allahu Teala bu memleketi hususiyetle zelzeleden korur diyerek maliki bulunduğu 8 köyden 4’ünün gelirini tamamen Erzurum’da yılda bir defa okunmasını ihdas ettiği ’Binbir Hatim’lere vakfetmiş ve bu hatimler o günden sonra Erzurum’da sürekli okutularak, Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar devam etmiştir. O yıllarda meydana gelen bazı aksamalarla okutulamayan ’Binbir Hatim’ler, bir süre sonra Erzurum Müftüsü Hacı Muhammed Sadık Solakzade ve o zamanın Erzurum milletvekillerinden Mühirzade Asım Efendi ile Zihni Bey tarafından yeniden okutulmasının temini için Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten izin aldırılarak, yeniden başlatılıp, devam etmiş ve bugüne kadar gelmiştir.

  • Trakya Üniversitesi 500 yıllık geleneğini sürdürüyor

    Edirne’de, ‘Uluslararası Trakya Üniversitesi Bilimsel Dergiler Sempozyumu’ Trakya Üniversitesinin ev sahipliğinde Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlendi.

    Akademik alanda yayıncılık kalitesini artırmak amacıyla Avrupa Bilim Editörleri Birliği’nin (EASE) katılımıyla düzenlenen sempozyuma, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cem Uzan, çok sayıda akademisyen ve öğrenciler katıldı.

    3. Uluslararası Trakya Üniversitesi Bilimsel Dergiler Sempozyumunda açılış konuşması yapan rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Trakya Üniversitesinin köklü bir üniversite olduğunu vurgulayarak, “Üniversitemiz 1488 yılında kurulmuş 2.Bayezid Külliyesi ve Edirne Darüşiffası’nın devamıdır. Tıp eğitimi ve uygulamalarında o dönemin örnek gösterilmiş uygulamalarını yapmış bir üniversiteyiz. Bugün de aynı anlayışla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Uluslararası alanda önemli bir yere sahip olan üniversitemiz 12 fakültesi ve 14 dergisiyle eğitime ve bilime katkı sağlamaya devam ediyor. Trakya Üniversitesi, yine tarihi bir güne tanıklık ediyor” dedi.

    Tabakoğlu, üniversitenin Türkiye sınırında yer almasından dolayı misyonunu Balkanlara yöneltmiş bir üniversite olduğunu söyledi.

    “Öğren, tecrübe et ve paylaş”

    Sempozyumun çevresel konulara dikkat çekilerek ve gerekli hassasiyet gösterilerek düzenlendiğini ifade eden Prof. Dr. Cem Uzan, şöyle devam etti:

    “Akademik yayıncılık ve bilimsel dergi editörlüğü konusunda, üniversiteler olarak daha ileriye gidebileceğimizi düşünüyorum. Ne yazık ki yazarlık ve editörlük eğitimleri, yetkin ve nitelikli bir biçimde gerçekleşmiyor. Bilimsel dergi editörleri ve yazarlarla bir araya geliyor, eğitimler düzenliyoruz. Yürüttüğümüz çalışmaların odağında, ‘Öğren, tecrübe et ve paylaş’ mottosu yer alıyor. Bilimsel yayıncılık alanındaki tecrübelerimizi diğer dergilerimizle de paylaşarak, onlara katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Şuna da değinmek isterim ki sempozyumda çevresel konulara dikkat edilerek ve gerekli hassasiyet gösterilerek, geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilen toplantı materyalleri doğaya zarar vermeyecek nitelikte hazırlandı.”

    Sempozyum 6 Aralık Çarşamba akşamı sona erecek.

  • Trakya Üniversitesi 500 yıllık geleneğini sürdürüyor

    Edirne’de, ‘Uluslararası Trakya Üniversitesi Bilimsel Dergiler Sempozyumu’ Trakya Üniversitesinin ev sahipliğinde Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlendi.

    Akademik alanda yayıncılık kalitesini artırmak amacıyla Avrupa Bilim Editörleri Birliği’nin (EASE) katılımıyla düzenlenen sempozyuma, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cem Uzan, çok sayıda akademisyen ve öğrenciler katıldı.

    3. Uluslararası Trakya Üniversitesi Bilimsel Dergiler Sempozyumunda açılış konuşması yapan rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Trakya Üniversitesinin köklü bir üniversite olduğunu vurgulayarak, “Üniversitemiz 1488 yılında kurulmuş 2.Bayezid Külliyesi ve Edirne Darüşiffası’nın devamıdır. Tıp eğitimi ve uygulamalarında o dönemin örnek gösterilmiş uygulamalarını yapmış bir üniversiteyiz. Bugün de aynı anlayışla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Uluslararası alanda önemli bir yere sahip olan üniversitemiz 12 fakültesi ve 14 dergisiyle eğitime ve bilime katkı sağlamaya devam ediyor. Trakya Üniversitesi, yine tarihi bir güne tanıklık ediyor” dedi.

    Tabakoğlu, üniversitenin Türkiye sınırında yer almasından dolayı misyonunu Balkanlara yöneltmiş bir üniversite olduğunu söyledi.

    “Öğren, tecrübe et ve paylaş”

    Sempozyumun çevresel konulara dikkat çekilerek ve gerekli hassasiyet gösterilerek düzenlendiğini ifade eden Prof. Dr. Cem Uzan, şöyle devam etti:

    “Akademik yayıncılık ve bilimsel dergi editörlüğü konusunda, üniversiteler olarak daha ileriye gidebileceğimizi düşünüyorum. Ne yazık ki yazarlık ve editörlük eğitimleri, yetkin ve nitelikli bir biçimde gerçekleşmiyor. Bilimsel dergi editörleri ve yazarlarla bir araya geliyor, eğitimler düzenliyoruz. Yürüttüğümüz çalışmaların odağında, ‘Öğren, tecrübe et ve paylaş’ mottosu yer alıyor. Bilimsel yayıncılık alanındaki tecrübelerimizi diğer dergilerimizle de paylaşarak, onlara katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Şuna da değinmek isterim ki sempozyumda çevresel konulara dikkat edilerek ve gerekli hassasiyet gösterilerek, geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilen toplantı materyalleri doğaya zarar vermeyecek nitelikte hazırlandı.”

    Sempozyum 6 Aralık Çarşamba akşamı sona erecek.

  • Başkan Kayda, yılbaşı geleneğini bozmadı

    Salihli Belediye Başkanı Zeki Kayda, göreve geldiğinden bugüne her yılbaşı gecesi çalışan kurumları ziyaret geleneğini devam ettirdi. İlçedeki devlet ve özel hastanelerin acil polikliniklerini Belediye Başkan Yardımcısı Mahmut Süreyya Karaoğlu, meclis üyeleri ve beraberindeki çalışanlarla birlikte ziyaret eden Başkan Kayda sağlık çalışanları ve hastaların yeni yıllarını kutlayarak hastalara şifa diledi.

    Salihli Belediye Başkanı Zeki Kayda, ilçedeki hastanelerin yanısıra nöbetçi eczane, İlçe Jandarma Komutanlığı, Sevgi Yolu Polis Merkezi, Bölge Trafik İstasyonu ve Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Salihli 3. Bölge İtfaiye Amirliğini ziyaret ederek görevlilerin yeni yıllarını kutlayıp işlerinde kolaylıklar diledi.

    Yeni yıla Atatürk Prestij Caddesi üzerinde bulunan Kızılelma Anıtı önünde vatandaşlarla birlikte giren Başkan Kayda yeni yıl mesajını da buradan verdi. Başkan Kayda mesajında, “Hepinizin yeni yılını kutluyorum, hepinize sağlık diliyorum, yeni yılın gönlünüzce geçmesini diliyorum. Biz bugüne kadar yapmış olduğumuz hizmetlerin keyfini yaşıyoruz. 2019 yılında da hizmetlerimiz devam edecek. 2019 yılı işsizliğin en az seviyeye indiği bir yıl olacak, doğalgazımızla, organize sanayi bölgemizle, hizmete girecek fabrikalarımızla Salihli’yi güzel bir gelecek bekliyor. Salihli’yi seviyoruz” dedi.