Etiket: “Geleceği

  • KBÜ’de Türk Sinemasının Geleceği Konuşuldu

    Karabük Üniversitesi (KBÜ) Safranbolu Melek Yüksekokulu Radyo ve Televizyon Programcılığı Bölümü tarafından Görüntü Yönetmeni, Yönetmen Tevfik Şenol ve Senarist/Yönetmen Aybars Bora Kahyaoğlu’nun konuk olduğu “Türk Sinemasının Geleceği ve Belgesel Sinema” konulu söyleşi gerçekleştirildi.

    Demir Çelik Enstitüsü Konferans Salonu’nda gerçekleşen ve moderatörlüğünü Radyo ve Televizyon Bölümü Öğretim Görevlisi Musa Ak’ın yaptığı söyleşiye Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Güneş ve Safranbolu Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. İsmail Rakıp Karaş’ın yanı sıra akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Söyleşide Türk sinemasının dünü bugünü ve geleceğine dair tecrübe ve düşünceler paylaşıldı.

    “SİNEMA TOPLUMUN BİR PARÇASIDIR”

    Sakarya Fırat, Deli Yürek, Ekmek Teknesi, Pars Narko Terör gibi Türk sinemasına yön veren yapımlara imza atan Yönetmen Tevfik Şenol konuşmasında, sinemanın toplumun bir parçası olduğunu ve ait olduğu topluma üstten bakamayacağını belirterek, “Ülkemizde günümüz sinemasında uluslararası alanda belgesel ve sinema filmi anlamında çok önemli projelere imza atıldı. Sinema toplumdan bağımsız olamaz. Sinema bütün sanat dallarıyla etkileşim içindedir. Sosyoloji, psikoloji ve resim sanatını bilmeden film yapılamaz” dedi.

    “SİNEMA FİLMLERİ VE DİZİ FİLMLERİ TOPLUMU YÖNLENDİRMEDE VE DEĞİŞTİRMEDE ÇOK ÖNEMLİ BİR ARAÇ”

    Pusat, Sakarya Fırat, Pars Narko Terör dizilerinin senaristliğini ve yönetmenliğini yapan Senarist/ Yönetmen Aybars Bora Kahyaoğlu ise özellikle dizi ve sinema filmlerinde senaryo yazım sürecinden bahsederek, sinema filmlerinin ve dizi filmlerin toplumu yönlendirmede ve değiştirmede çok önemli bir araç olduğunu dile getirdi.

    Öğrencilerle karşılıklı soru cevap şeklinde geçen söyleşinin ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Güneş ve Safranbolu Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. İsmail Rakıp Karaş tarafından konuklara teşekkür plaketi ve çiçek takdim edildi.

  • İKÜ’de, Göç Mağduru Çocukların Geleceği Tartışılıyor

    İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi, düzenlediği “Göç, Çocuk ve Eğitim” başlıklı sempozyumla zorunlu göçe maruz kalan çocukların içinde bulunduğu durumu masaya yatırıyor.

    İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü, göç olgusuyla tanışmak zorunda kalan “çocukların” içinde bulunduğu durumu görünür kılmak, tartışmak ve öneri geliştirmek amacıyla çocuklarla ilgili çalışma yürüten STK ve bilim insanlarının da bir araya geldiği “Göç, Çocuk ve Eğitim” başlıklı bir sempozyum düzenliyor.

    UNICEF Türkiye Eğitim Birimi Bölüm Başkanı Chiharu Kondo’nun da ana konuşmacı olarak yer alacağı sempozyum, İKÜ Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi’nde 22 Mart Salı günü 10.00-16.00 saatleri arasında gerçekleşecek. Katılımın herkese açık ve ücretsiz olduğu sempozyumun, uzun vadede çalıştay ve kongrelere de öncülük etmesi bekleniyor.

    “DÜNYADA GÖÇ EDEN 36.4 MİLYON İNSANIN YARISINI ÇOCUKLAR OLUŞTURUYOR”

    Söz konusu organizasyonla ilgili bilgi veren İKÜ Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Toran, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin güncel verilerine göre dünyada göç eden 36.4 milyon insanın yarısını teşkil eden 18 milyonu yalnızca çocukların oluşturduğuna dikkat çekerek “Göç olgusunun meydana getirdiği olumsuzluklardan her yaştaki insan etkileniyor. Ancak, göçün yıkıcı etkileri en çok çocuklar üzerinde hissediliyor. Göçe maruz kalan çocuklar, temel ihtiyaçları olan barınma, sağlık ve beslenmenin yanı sıra diğer bir temel insan hakkı olan eğitim fırsatlarından da mahrum kalıyorlar. Göç mağduru çocukların eğitim sürecine dâhil edilmeleri, normal çocuklardan çok farklı ve çok daha kritik. Özellikle de erken çocukluk döneminde göçe maruz kalmış çocuklar üzerinde göçün etkileri daha yıkıcı olmakla beraber bu tür çocuklar, topluma ve öğretim ortamlarına uyumda ciddi sorunlar yaşıyorlar” dedi.

    “GÖÇE MARUZ KALAN ÇOCUK, YENİ DÜNYADA HERKES İÇİN BİR YABANCIDIR“

    Alışık olduğu toplumsal ve kültürel yapıdan tamamen kendisine yabancı, toplumsal ve kültürel bir yapıya doğru göç etmek zorunda kalan çocuğun, geldiği yenidünyada herkes için bir “yabancı” konumunda olduğunu işaret eden Yrd. Doç. Dr. Mehmet Toran, göçe maruz kalan bu “yabancı” çocukların barınma, sağlık, beslenme gibi temel biyolojik ve fizyolojik ihtiyaçları giderildikten sonra onlara nitelikli bir eğitim ortamının sunulması gerektiğinin söyledi. Göçe maruz kalan her yaştaki çocuğun eğitim ortamından ne kadar ve nasıl yararlanması gerektiği sorununun hem ülkemizi hem de bütün dünyayı ilgilendirdiğinin de altını çizdi.

  • Koray Günter: “Galatasaray’ın Geleceği Olmak İstiyorum”

    Galatasaray’ın 21 yaşındaki defans futbolcusu Koray Günter, kendine güvendiğini ifade ederek, “Bu kulübün geleceği olmak istiyorum” dedi.

    Galatasaray’ın genç oyuncusu Koray Günter sarı-kırmızılılardaki iki yılını, geleceğe yönelik hedeflerini ve takımın son durumu hakkında kulübün resmi dergisine açıklamalarda bulundu.

    “BİR GÜN BİLE PİŞMAN OLMADIM”

    Galatasaray’a transfer olduğu günden beri pişman olmadığını belirten Günter, “Buraya gelirken hep oynamayı düşünüyorsunuz tabii ama oynamak bir futbolcu için her şey demek değil. Bazen oynamazsın ama hayat ve kafa gelişimi için bu camianın içinde bulunmak bile çok önemli” şeklinde konuştu.

    “GELİŞMEK İÇİN GEREKEN ŞEY SÜREKLİLİK”

    Sarı-kırmızılılara kariyerinde ileri adım atmak için geldiğini söyleyen genç futbolcu, “Burada bulunmaktan çok memnunum. Genç oyuncular için her zaman yükselişler ve düşüşler vardır. Bu normal bir şey. Genç oyuncuların gelişmesi için gereken ilk şey süreklilik. Her hafta 90 dakika oynayıp maç temposuna alışmamız lazım. Sürekliliği kazandıktan sonra da iyi bir performans ortalaması tutturmayı öğrenmemiz gerekiyor. Bu herkes için zor. 30 yaşındaki oyuncu da baskıyla, koşullarla oyun içinde dağılabiliyor” diye konuştu.

    “KENDİME GÜVENİYORUM”

    Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu döneminde 10-15 karşılaşmada görev aldığını hatırlatan Koray Günter, “Hocamıza da çok teşekkür etmiştim bana güvendiği için. Şimdi tekrar öyle bir döneme gelmeye başladım. Kendime güveniyorum. Bu kulübün geleceği olmak istiyorum. Fırsat verilirse, bana güvenen bir hoca olursa ve bir süreklilik kazanırsam olacağımı da düşünüyorum. Kendi kalitemi biliyorum. Henüz her şeyi yüzde 100 veremiyorum saha içinde. Ama yine de aklımdan geçenleri zor kolay demeden deniyorum. Çünkü her oyuncu ne yapabileceğini ne yapamayacağını bilir” ifadelerini kullandı.

    “BU OYUN TARZINI SÜRDÜRECEĞİM”

    En büyük özelliğinin oyun açısı olduğunu belirten Günter, sözlerine şöyle devam etti:

    “Almanya’daki takım arkadaşlarım ve hocalarım da her zaman bunu söylerdi. ’Top iki kez istediğin yere gitmez, bir kere gider, gol olur’ diyorlardı. Takım arkadaşlarım bana güvenirse benden bu oyunu oynamamı isterlerse devamı da gelecek. Futbol artık çok değişti, gelişti. Artık topu oyuna defans oyuncuları sokuyor. Böyle oynamaya devam edeceğim. Takımla daha fazla oynayınca, takım arkadaşlarım beni daha iyi tanıyınca ters toplarımın ve uzun paslarımın isabet oranı da artacak.”

    “MAÇ SONRASI PERFORMANSIMI KONTROL EDİYORUM”

    Hava toplarına eskiden beri çalıştığını vurgulayan Günter, “Hava topları eskiden beri çalıştığım bir şeydir. Ama şu ara çok yoğun bir maç temposu içindeyiz, ekstra çalışmaya vakit kalmıyor. Maçtan maça deneyerek geliştirebiliyorum. Maçlardan sonra zaten kendimi de izliyorum ne yapmışım, daha neler yapabilirim diye. Kafamda bir oyun şekli var, her şeyi tam yapmak istiyorum. En küçük hatada bile kendime kızıyorum ve takım arkadaşlarım için üzülüyorum” şeklinde konuştu.

    “OYUN İÇİNDE ARKADAŞLARIMI YÖNLENDİRMEYE ÇALIŞIRIM”

    Hakan Balta ile çok iyi anlaştıklarını söyleyen genç futbolcu, “Saha içinde Almanca konuşuyoruz, benim için biraz daha kolay ve rahat oluyor. İkimiz de topu oyuna sokabilen oyuncularız. Aurelien’le de gayet iyi performans gösterdik. Konyaspor maçında birlikte oynadık, 13 maç sonra ilk kez gol yemedik. Oynarken çok konuşurum. Etrafımdaki kişileri yönlendirmeye çalışırım. En geride stoperler olduğu için sahayı en geniş biz görüyoruz sonuçta. Bu diyaloğu sağladığımızda çok iyi performans gösterebiliyoruz. Maç içindeki devamlılığımı artırmak istiyorum. 70. dakikadan sonra yorgunluk başlıyor. Bu da konsantrasyonuma yansıyor. Bu idmanla kazanılabilecek bir tempo değil, maçlara çıkmak gerekiyor. İnşallah oynadıkça performansımı da artıracağım” dedi.

    “HUMMELS VE RAMOS’U ÖRNEK ALIYORUM”

    Borussia Dortmund’un savunmacısı Mats Hummels’i örnek aldığını açıklayan Günter, “Onun dışında stilini çok beğendiğim Sergio Ramos var. Topu oyuna çok iyi sokan bir stoper. Kendime o ikisini örnek alıyorum. Tabii ki onlar dünyanın en iyileri, onlar gibi olacağım demiyorum ama kendimi geliştirmek için ikisine benzemeye çalışıyorum diyebilirim” ifadelerini kullandı.

    “BU ZOR DURUMU ATLATIRIZ”

    Koray, takım olarak zor zamanlar geçirdiklerini ve bunların futbolun içinde olduğunu vurgulayarak, “Dortmund’a ilk gittiğimde kulüp neredeyse batmak üzereydi. O dönemde çok doğru kararlar verildi. Taraftar ve kulüp bütünleşti. Kulüp kurtarıldı Bayern Münih’le başa baş giden, iki kez şampiyonluk kazanmış, Şampiyonlar Ligi’nde final oynamış bir takım oldu. Biz de bu zor durumu atlatırız. Kimse geçen seneyi unutmasın. Geçen sezon şampiyonluğu kazanan da aynı kadroydu. Kenetlenelim, birbirimize güvenelim ve destek olalım. Gelecek senelerde inşallah çok daha iyi yerlere geleceğiz” şeklinde konuştu.

  • Şanlıurfalı Çocuklar, Piazza AVM’de Hayallerindeki Geleceği Resmetti

    İl il gezerek çocuklara resmi sevdiren Pınar’ın ikinci durağı Şanlıurfa Piazza AVM oldu.

    Çocuklara sanat sevgisini aşılamak için yola çıkan Pınar, resim atölyelerinin ikincisini Şanlıurfa Piazza AVM’de kurdu. Şanlıurfalı çocuklar, ellerinde fırçaları ve kocaman hayalleriyle gelecek beklentilerini resme döktü. Stevie Ödüllü Pınar Resim Yarışması ve Pınar Çocuk Tiyatrosundan sonra sanata desteğini 7 ilde resim atölyeleri kurarak sürdüren Pınar, 27 Şubat ile 2 Mart tarihleri arasında Samsun Piazza Alışveriş Merkezi’nde gerçekleştirdiği ilk resim atölyesi etkinliğinin ardından, Şanlıurfalı çocuklarla buluştu.

    HER ŞEY ÇOCUKLARIMIZ İÇİN

    Halka avantajlı alışveriş fırsatları sunmanın yanı sıra, kentin kültürel ve sosyal yaşamına da katkıda bulunan Şanlıurfa Piazza Alışveriş Merkezi’ndeki resim atölyesine çocuklar yoğun ilgi gösterdi. “Her şey çocuklarımız için” sloganıyla 4-8 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinliğe katılan 6-14 yaş arası çocuklar, resim yapmanın keyfini yaşadı. Resim yaparken eğlenen çocuklar, gelecek hayallerini resme yansıttı. Sanata verdiği önemi 35 yıldır düzenlediği Pınar Çocuk Resim Yarışması ve 29 yıldır düzenlediği Pınar Çocuk Tiyatrosu ile gösteren Pınar, bu yıl İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da kuracağı resim atölyelerinde 5 binin üzerinde çocuğu ağırlamayı hedefliyor.

  • ’Geleceği Yazanlar’ Web Sitesinde, İş İlanı Bölümü Açıldı

    ’Geleceği Yazanlar’ın web sitesinde, işverenler ile iş arayanlar arasında köprü olma hedefiyle iş ilanları bölümü açıldı.

    Yazılım Sanayicileri Derneği (YASAD) ve sektörün önde gelen şirketleriyle işbirliği yapan Geleceği Yazanlar, web sitesinde iş ilanları sayfasını hayata geçirdi. Geleceği Yazanlar üyelerine sunulan yeni hizmet sayesinde iş arayan yazılımcılara iş, işverenlere nitelikli çalışan bulma olanağı sunulacak.

    Turkcell’in bilişim sektöründeki potansiyeli harekete geçirmek amacıyla başlattığı sosyal sorumluluk projesi ’Geleceği Yazanlar’, yeni bir hizmeti hayata geçiriyor. Yazılım sektöründe istihdamı destekleyerek bu sektöre ve dolayısıyla Türkiye’nin ekonomisine katkı sağlamayı hedefleyen projenin web sitesinde iş ilanları bölümü açıldı. Türkiye’nin 81 ilindeki yazılımcılara kendini geliştirme fırsatı sunan Geleceği Yazanlar, yeni platformunda bu yazılımcılarla eleman arayan şirketleri buluşturmayı hedefliyor.

    3 YILDA 52 BİN YAZILIMCI

    Üç yıl önce Türkiye’nin genç nüfusunu mobil ve web yazılımcı olmaya yönlendirme hedefiyle yola çıkan ve bugüne dek 52 bin yazılımcının üye olduğu ’Geleceği Yazanlar’ potansiyeliyle, şirket ve proje sahipleri aradıkları nitelikli çalışan ihtiyacını karşılamayı amaçlıyor. Bu sayede geliştiriciler de kendileri için uygun işi bulma şansını yakalamış oluyor. YASAD ve bilişim sektörünün önde gelen şirketleriyle işbirliğine giden Geleceği Yazanlar, iş ilanları bölümüne bu şirketlerden gelen ilanları taşıyor. İş arayan Geleceği Yazanlar geliştiricileri, bu sayfa üzerinden ilgilerini çeken ilanlara başvurabiliyor.

    İLAN VERMEK ÇOK KOLAY

    İşveren ve İş arayanlar için en uygun bileşenleri sunmak amacıyla geliştirilen ilan platformu üzerinden işveren şirketler, form doldurarak ilan oluşturabiliyor. Şirket ve proje sahipleri aradıkları nitelikleri ve hangi eğitimlerin gerekli olduğunu belirterek kendilerine uygun geliştiricileri görebiliyor ve irtibata geçebiliyor. Geleceği Yazanlar üyesi olan geliştiriciler ise sisteme giriş yaptıktan sonra ilanları görebiliyor ve kendilerine uygun olanlara başvurabiliyor. Geleceği Yazanlar, genel ve kişiye özel hazırlanan ilanlara ulaşmak, yeni bir iş ilanı yayınlamak ve var olan iş ilanını düzenlemek gibi özellikleri de uygulamasının içine kattı.

    GÜNEŞ: “YAZILIM SEKTÖRÜNDE İNSAN KAYNAĞI AÇIĞI ARTIYOR”

    Yazılım sektörünün Türkiye’deki hızlı gelişimine dikkat çeken Yazılım Sanayicileri Derneği (YASAD) Başkanı Doğan Ufuk Güneş, bu alanda artan nitelikli çalışan ihtiyacına dikkat çekti. Güneş, işbirliğiyle ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Önümüzdeki 5 yıllık süreçte yazılım sektörünün 3 kat büyüyeceğini öngörüyoruz. Bu artışla sektörümüzün ihtiyaç duyduğu yıllık ortalama insan kaynağı 70 bin kişiye ulaşacak. Bu ihtiyaca yanıt verecek kalifiye insan kaynağına yatırım yapmamız kaçınılmaz. Turkcell Geleceği Yazanlar, bu anlamda önemli bir görevi üstleniyor. Geleceği Yazanlar, şimdi de web sitesinde hayata geçirilen iş ilanları sayfasıyla yazılım sektöründe iş arayanla çalışan arayan şirketleri bir araya getirmek anlamında önemli bir adım atıyor. Bu yeni uygulamada Turkcell Geleceği Yazanlar’ın çözüm ortağı olmaktan mutluluk duyuyoruz.”