Etiket: “Geleceği

  • Suriye’nin geleceği tartışıldı

    Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Bandırma 17 Eylül Üniversitesi’nde düzenlenen “Türkiye Suriye İlişkileri ve Suriye’nin Geleceği” konferansında konuştu. Mustafa, Esed’in artık Suriye’den çekip gitmesi gerektiğini belirtti.

    Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Rektörlüğünün düzenlediği ve “Türkiye Suriye İlişkileri ve Suriye’nin Geleceği” konulu konferans Rektörlük Konferans Salonu’nda yapıldı. Konferansa moderatör olarak Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayyar Arı Başkanlık etti. Konferansın konuşmacıları ise Türk – Arap Araştırma ve Strateji Enstitüsü (TASEN) Başkanı Muhammed El Adil ve Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa oldu. Konferansta ilk konuşan TASEN Başkanı Muhammed El Adil, Türkiye’nin Suriye meselesinde duygusal tavır takınmasının yanlış olduğunu vurguladı. Adil “Keşke Türkiye dengeli bir politika izleseydi daha farklı olabilirdi. Türkiye’nin şu anda gerçek bir bölgesel aktör olması için bunun iyi okuması gerektiğini de düşünüyorum. Şu anda faturaları ödüyoruz. Şu anda eğer Esed ile iyi ilişkilerim varsa ve halk ayaklandıysa benim orta yolu seçmem gerekiyor. Ben öyle düşünüyorum. Şu anda Avrupa aynısını yapıyor. Avrupa Başkentleri hem Esad ile görüşüyor hem de İstanbul’a gelip muhalefetle de görüşüyor” dedi.

    Adil’in ardından konuşan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, “Arap Baharı bir projedir. Türkiye bunun içinde olsa da olmasa da bu proje olacağına inanıyorum. Suriye’de bir dikta rejimi vardı. Bunun zulmünü en fazla bizler gördük. Orada yaşadık. Bu zulme karşı bir fırsat olmuştur, insanlar sokaklara dökülmüştür. Tunus’ta bir nebze demokrasi vardı, basın özgürlüğü vardı. Ondan sonra Mısır’da aynı şekilde. Aslında Libya’da olan bir darbedir. Batının yaptığı bir darbedir” dedi.

    Türkmen konusu hakkında da açıklamalarda bulunan Mustafa, “Suriye halkı 1 milyon şehit verdi. Bunun içerisinde 30 bini Türkmen. Ama asla boyun eğmedi. Rusya geldi, İran geldi DAEŞ geldi, PKK geldi ama teslim olmadı. Dolayısıyla Suriye’de Esed iyiydi kötüydü tartışması çok yanlış birşeydir. Esed bir diktatördür, bir zalimdir. Bir insan suçu görüyoruz şu anda. Kendisi öldürüyor yetmiyor, Rusya’yı getirtip öldürtüyor, İran’ı getirtip öldürtüyor, Hizbullah’ı getirtip öldürtüyor, nasıl bir insandır bu. Varsayalım bulunmaz birisi. Yeter, Suriye’yi yok ettin çek git artık” dedi.

    Suriye’de yaşananların artık bir Kurtuluş Savaşı olduğunu ve kimsenin Suriye halkına Esed’i dayatamayacağını ifade eden Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ” Suriye resmen işgal altındadır. Ruslar, İranlılar, Hizbullah milisleri tarafından işgal altındadır. Türkmenler için Allah razı olsun Türkiye Cumhuriyeti devletinden ve Türk Milletinden. Fırat Kalkanı Operasyonu ile birlikte bugün artık Halep Türkmenlerinden bahsedebiliyoruz. Fırat Kalkanı Operasyonu ile birlikte kendi bölgelerimiz özgürleşmiş, onur bir şekilde yaşama şansımız olmuştur. Fırat Kalkanı operasyonu çok başarılı bir operasyondur. İnşallah Bab’da alınacaktır, Münbiç’te alınacaktır. Burada bir kantonları birleştirme projesi var. Onu da saha da görüyoruz. Onların bağlayacak kantonları kalmaması lazım. Çünkü PKK’nın da PYD’nin de kampları Afrin’de Türkiye’nin sıfır noktasındadır. Bugün aynısı Münbiç’te de Demokratik Suriye Güçleri mi yoksa PKK mı, yoksa PYD mi, YPG mi bunların hepsi aynısıdır, eşittir PKK. Amerikan bugün Stinger silahlar veriyor. Muhaliflere vermiş olsaydı 6 yıldır zaten rejim diye birşey kalmamıştı. ” dedi.

    Başkan Mustafa sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün Suriye’de saha da ne kadar gücünüz varsa, masada o kadar yeriniz var. Allah’a şükür bugün Türk komandoları, tankları orada olduğu için bizim Sultan Murat Tümeni orada olduğu için, Türkmenler orada mücadele verdiği için inşallah Türkler’de, o bin yıldır yönettikleri topraklarda söz sahibi olacaklardır” dedi.

    Mustafa, Caber Kalesi’nin Misak-ı Milli’nin sınır taşı olduğunu ve Türkiye’nin 1921 Ankara Antlaşmasına göre hak sahibi olduğunu söyledi. Mustafa, “Tankın askerin orada olduğunda söz sahibisin. Olmayınca tabi ki cılız kalıyor. Fırat Kalkanı gecikmiş bir operasyondur. Bu da Türkiye’nin iç dinamikleri ile alakalıdır. Türkiye’nin çok önceden planı teknik olarak hazırdı ama Türkiye’nin iç dinamikleri çok değişik. Ama Türkiye artık istikrarına kavuşacaktır. Milli iradeyi arkasına aldı. Türkiye bundan böyle çok iyi işler yapacaktır” dedi.

  • ’Turisti Kazanan, Geleceği Kazanır Projesi” eğitim semineri

    Trabzon Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (TESOB) tarafından AB Sektörel Yatırım Alanlarında Genç İstihdamının Desteklenmesi Hibe Programı kapsamında düzenlenen “Turisti Kazanan Geleceği Kazanır Projesi” eğitim seminerleri Novotel’de başladı.

    Açılışa TESOB Başkanı Metin Kara, Başkanvekili Mustafa Özcelep, Genel Sekreter Ömer Kayıkçıoğlu katıldı.

    TESOB Başkanı Metin Kara, açılışta yaptığı konuşmada, 251 bin Euro bütçeli projeyi 2016 yılı Mart ayında uygulamaya başladıklarını belirterek “15-29 yaş arasında 20 erkek 20 kadın olmak üzere turizm ile ilgili lise ve üniversitelerden mezun olan veya turizm sektöründe çalışıp mevcut durumda işsiz bulunan çok sayıda arkadaşımıza ulaşarak mülakatlar gerçekleştirdik. Toplamda 40 işsiz gencimizi proje kursiyeri olarak seçtik. 25 ön büro ve 15 servis olmak üzere iki ayrı eğitim grubu oluşturduk. 15 servis kursiyerimize 288 saat süreli servis meslek eğitimi, 120 saat süreli İngilizce eğitim verdik. 25 ön büro kursiyerimize ise 632 saat ön büro meslek eğitimi, 120 saat İngilizce eğitimi verdik. Her iki eğitim grubunda yer alan kursiyerlerimize, genel beceri, rehberlik ve danışmanlık, stres yönetimi, CV hazırlama, kişilik analizi gibi eğitimler verdik. Teorik eğitimlerimiz sonuçlandıktan sonra 15 servis kursiyerimizin Trabzon’da faaliyet gösteren otellerimizde bir ay süreyle staj yapmasını sağladık. Ön büro kursiyerlerimizin stajları da devam etmektedir”

    Başkan Kara, 160 otel ve konaklama merkezine yönelik olarak anket çalışmaları gerçekleştirdiklerini de vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “40 kursiyerimiz arasında yapılan sınavda başarılı olan 22 kişiyi 7 Ocak’ta bir ay süreli İngilizce eğitimi için Malta’ya göndereceğiz. Turist kazanan geleceği kazanır projesiyle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde turizm sektöründe görev yapan nitelikli personel sayısını artırmayı, turizm sektörünün bölgedeki kalitesini yükseltmeyi, genç istihdamı destekleyerek işsizlik oranını yüzde 1 azaltmayı amaçladık. Bugün sadece turizm sektörü değil tüm sektörlerde nitelikli ara elemana ihtiyaç var. İnanıyorum ki kursiyerlerimiz bölge turizm sektörüne büyük katkılar sağlayacak. Arap turizminde yaşanan artışı TESOB olarak artısı ve eksisiyle değerlendirdik. Kurum olarak bu konuda 2017’ye daha hazır gireceğiz. Turizmde kaliteyi ve hizmeti ne kadar artırırsak herkesin payı daha çok artacaktır.”

    TESOB Başkanı Kara’nın konuşmasının ardından eğitim programının ilk seminerini TRT spikeri Fulin Arıkan iletişim becerileri konusunda verdi.

    Seminerde 27 Aralık’ta zaman yönetimi, 28 Aralık’ta stres yönetimi, 2 Ocak’ta girişimcilik ve inovasyon, 3 Ocak’ta toplantı yönetimi, 4 Ocak’ta takım çalışması, 5 Ocak’ta etkin yöneticilik ve liderlik, 7 Ocak’ta protokol davranış kuralları konularında eğitim verilecek. Organizasyon, 7 Ocak’taki kapanış ve gala gecesiyle sona erecek.

  • İletişim Uzmanı Karadağ: “Geleceği milli iletişim ve sanat takımı ile yönlendireceğiz”

    İletişim Uzmanı Harun Emre Karadağ, geleceği milli iletişim ve sanat takımı ile yönlendireceklerini belirterek, “Dünya bizim değerlerimizden, kahramanlarımızdan çok şey öğrenecek. Markalarımıza değer katıp, değerlerimizi marka yapalım” dedi.

    Seçim, referandum, darbe gibi gündemdeki çok önemli zamanlarda ve dönemlerde topluma ciltlerce makaleler yazılarak anlatılabilecek bilgi ve yönlendirmeleri karikatürlerle, mizahla, caps ve animasyonlar yaparak doğru algı yönetiminin gerçekleştirilebileceğini kaydeden İletişim Uzmanı Harun Emre Karadağ, bilişim teknolojilerinin günlük hayatımızı hızla işgal etmesinin ardından başta çocuklar ve gençlerin bu alandan gelen bilgilere yoğun bir şekilde maruz kaldığını söyledi. Karadağ, “İletişimin algı üzerinden yürüdüğü bu dönemde ülkemiz ve değerlerimizin doğru algıyla sunulması bir zaruret ifade etmektedir. Bu da en iyi mizahla yapılır. Mizah görseldir. Görülür ve beyne işler. Sürekli tekrar da mesajınızı yerleştirir ve kabullendirir. Toplumun bilinçaltını doldurur. Mesela yabancı film ve animasyonlarda kahramanlık üzerine beyne işleyen iki unsur vardır. Bunların birisi, başına bir kaza gelerek süper güçlerine kavuşursun. İkincisi, teknolojiden faydalanarak süper kahraman olursun. Başka hiçbir şekilde süper kahraman olunmuyor bu evrenlerde. Dikkat edin, her ikisi de dışa bağımlı kader çizgileri çiziyor. Hiçbiri ‘sahip olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur’ gibi değil. Her ikisi de dış etkenlerden ötürü yapabileceğini öğütlüyor çocuklara, gençlere. Oysa bizim tarihimiz bu değil. Bizim kahramanlıklarımız inançla şekilleniyor. İster Bedir Savaşı’nı al, ister Çanakkale. Her ikisi de yoktan var edilen bir inancın ürünü. Algıyı yöneten dünyayı yönetir” dedi.

    Çocuklara ‘süper kahraman olmak istiyorsan ya teknolojiye sarılacaksın ya da başına radyoaktif bir kaza gelmesini bekleyeceksin’ teması sunulursa o çocuğun içe kapanık, pasif biri olarak ortaya çıkacağını kaydeden Karadağ, “Oysa bizim milletimizde ‘kahraman beklemek’ yerine ‘kahraman olmak’ var. İnanç ve milli değerlerden kuvvet alan süper kahramanlarımız yok veya vardı. Veya unutuldu diyelim. Süperman’in pelerininden, Batman’in batmobil’inden göremedik. Fetihteki isimsiz lağımcılar olmalı mesela, Çanakkale’de 300 kiloluk top mermisini taşıyan çavuş, Sırp Sındığı savaşının kahramanları. Neden gerçek kahramanlarımızla beslenmiyoruz. Çocukluğumuzda izlediğimiz Teksas, Zagor, Süperman, Batman, Temel Reis, Şirinler, Casper, gibi kahramanlar hayal ürünüdür. Bu hayal kahramanının filmini izlemek, çizgi romanını ya da kitabını okumak bizim bilgi, hayal dünyamızı şekillendirir. Hayatımıza yön vermemizde farkında olmadan etkiler. Bize çok şey katan, öğreten, en yakın olan, model olan bu hayal kahramanlarıdır. Bu öğrenmeyi, bu beslenmeyi bizim kültürümüzden, değerlerimizden gerçek kahramanlarla beslenmeliyiz” diye konuştu.

    Bununla ilgili önemli çalışmaları bulunduğunu hatırlatan Karadağ, şunları söyledi:

    “Bunun için de kültürümüzden, değerlerimizden beslenelim, üretelim. İnanın çok fazlası var. Türkiye’nin Disney’i yapacak maskot ve çizgi roman kahramanlar mevcut. Fırsat verilmesi halinde Tantana ekibi olarak hazırız, abartı değil bir yılda bakın neler oluyor. Bu ülke için, dünya için, bir adım ileri gidebilmek için, insanlık için yani yine kendimiz için. Büyük kahramanları öğrenmek demek ‘büyük bir Türkiye demektir.’ Geleceği milli iletişim ve sanat takımı ile yönlendireceğiz. Ülkemizin özel projelerin, kriz yönetimin yapıldığı ve kurumsal tüm metin, görsellerin hazırlandığı görsel, yazılı, basılı, internet ve sosyal medya iletişim takımıdır. Özel projeler ve kabul edilen projelerin marka olma yolunda stratejilerini belirleyen, görsellerini hazırlayan ve tüm sosyal medya etkinlikleri düzenleyen, paylaşım yapan, kriz iletişimini yönlendiren çalışmalarını yaptığı milli iletişim, sanat takımını oluşturmalıyız. Dünya bizim değerlerimizden, kahramanlarımızdan çok şey öğrenecek. Markalarımıza değer katıp, değerlerimizi marka yapalım. Şimdi çocukların, gençlerin, ailelerin Türkiye’nin kahramanlarıyla, değerlerimizle hayatlarına değer, güç, renk ve mutluluk katma zamanı.”

  • Turizm çalışanlarının geleceği tartışıldı

    Ekonomistler Derneği, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) ve Nişantaşı Üniversitesi işbirliği ile yürütülmekte olan “Turizm Sektörü Çalışanları Geleceğe Güvenle Bakıyor” projesi kapsamında Kuşadası Efes Kongre ve Kültür Merkezi’nde “İşbirliği Toplantısı” düzenlendi. Türkiye’de kayıtlı istihdamın artmasına katkı sağlamak ve başta Kuşadası olmak üzere Türkiye’nin turizm bölgelerinde kayıtlı istihdamın artmasına ilişkin model uygulamaları geliştirmeyi amaçlayan projenin işbirliği toplantısında ülkede yaşanan politik ve ekonomik krizin Türk turizmine yansımaları ele alındı.

    Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen, “Turizm Sektörü Çalışanları Geleceğe Güvenle Bakıyor” projesi işbirliği toplantısına turizm sekto¨ru¨ne yo¨n veren is¸letme sahipleri ile meslek birliklerinin temsilcilerinin yanı sıra Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı, TÜRSAB Kuşadası Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Fahrettin Çiçek, ADÜ Turizm Fakültesi Dekanı Osman Eralp Çolakoğlu, Ekonomistler Derneği Başkanı Oğuz Demir ve Kuşadası Otelciler Derneği (KODER) Başkanı Tacettin Özden katıldı.

    Toplantının açılışında konuşan Ekonomistler Derneği Başkanı Oğuz Demir, Türkiye’de yaşanan sorunların projeye yansımalarına dikkat çekerek şöyle konuştu: “Projemizi, ülkemizde yaşanan tüm sorunlara rağmen yürütmeyi başardık. Programımız kapsamında bulunan üç başlık ülkemizin de temel sorunları haline gelmiş durumda. Bir yandan AB ile yaşanan problemler, bir yandan Ortadoğu ve ülkemizde yaşanan kaos ortamının turizme olumsuz yansımaları, bir yandan da ekonominin kötü gidişatı projemizi sekteye uğratabilirdi. Ancak biz tüm sorunları atlatmayı başardık. Bu zor süreçte projemizi doğru şekilde yürütmeye devam etmek için belediye ve ticaret odası gibi kuruluşların desteğine ihtiyacımız olacak.” Türkiye’de yaşanan krizin turizm sektörüne olumsuz etkilerinin atılacak doğru adımlarla giderilebileceğini belirten Demir sözlerine şu şekilde devam etti: “Ülke olarak yaşadığımız olumsuzlukları atlatabilmek için ufkumuzu genişletmemiz gerekiyor. Farklı destinasyonlara yönelebiliriz. Hiçbir şey olduğu gibi kalmıyor. Emin olun ülkede kriz yaşanmamış olsa bile kullanmakta olduğumuz taktikler bir gün eskiyecek ve ülkemizi ziyaret eden turistler başka turistik merkezleri tercih edebilecekti. ”

    Demir’in ardından konuşan TÜRSAB Kuşadası Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Çiçek, son dönemde yaşanan problemlerin ülke turizmine olumsuz yansımalarının atılacak doğru adımlarla en asgari düzeye çekilebileceğini belirterek “Dünya turizm sektöründe büyük bir payı olan ülkemiz son zamanlarda yaşanan olumsuz gelişmelerle gerilemeye geçmiştir. Fakat biz heyecan kaybetmeden çalışmalarımıza devam etmeliyiz. TÜRSAB olarak biz, bu sıkıntılı süreçten çıkmanın yollarını aramaktayız. Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan’dan gelecek sezon ülkemize turist akışı bekliyoruz” dedi.

    Toplantıda konuşan Kuşadası Belediye Başkanı Kayalı ise “Turizm Sektörü Çalışanları Geleceğe Güvenle Bakıyor” projesinin turizm çalışanlarının kaygılarını gidermesi hususunda faydalı olacağına dikkat çekerek “Ben bu projenin doğru şekilde hayata geçirileceğine ve amacına ulaşacağına inanıyorum. Türkiye sunduğu kaliteli hizmet ve uygun fiyat seçenekleri ile dünya turizm merkezleri arasında en iyi durumda olanıdır. Ülkemizde yaşanan kaos turizmimizi kötü yönde etkilemiş olsa da bu durumu atlatabileceğimizi düşünüyorum” diye konuştu.

    (ZH-MB-Y)

  • Tekirdağ’da “Hayvancılığın Geleceği’ Semineri

    Tekirdağ’da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türkiye-Hollanda İş Konseyi iş birliğinde “Hayvancılığın Geleceği” semineri düzenlendi.

    Muratlı ilçesinde AKSA Tarım’a ait bir çiftlikte düzenlenen seminerde, Türkiyeli ve Hollandalı uzmanlar bir araya gelerek, tarım ve hayvancılık sektörünün geleceğini şekillendirecek çözümleri ve araştırmaları sektör yetkilileri ile paylaştı.

    Seminere, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Tekirdağ Valisi Mehmet Ceylan, Kazancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Yağmur Şatana, Hollanda Kraliyeti İstanbul Başkonsolosu Robert Schuddeboom, DEİK Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan ile Türkiye-Hollanda İş Konseyi Başkanı Murat Özyeğin ve hayvancılık sektörünün yetkilileri katıldı.

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, tarımda Türkiye’nin ciddi fırsatları olduğunu, bunu belli seviyede ticari ilişkileri olan ülkelerle daha da büyütmeyi amaçladıklarını belirterek, “Yine Hollanda gibi sıkı partnerimiz olan ülkelerle de, üçüncü ülkelere taşımayı düşünüyoruz. Bu ihtiyaç nerden kaynaklandı, malumunuz tarım açık havada yapılıyor, özellikle bitkisel üretim, tabi hayvansal üretimde bitkisel üretime dayanıyor. Dolayısıyla, risklere, krizlere açık bir sektör. Dolayısıyla bizim üreticimiz bir sıkıntı yaşadığında bu bakanlığımızın hemen hemen bütün birimlerini ilgilendiriyor. O zaman biz de bakanlık olarak dedik ki, bizim pazara da eğilmemiz lazım. Pazar bizim hangi ürünü ne kalitede, ne kadar üretmemizi istiyor, bunu bizim yakinen takip etmemiz gerektiğini düşündük ve özellikle dış pazarlar konusunda hem iç pazarda sektörel toplantılarımıza başladık, hemen her hafta bir sektörle aynı masa etrafında toplantılarımızı yapıyoruz ve hemen hemen her ayda bir ülke ile yurt içinde veya yurt dışında iş forumlarımızı düzenliyoruz. İran ile yapılan toplantımızdan çok olumlu sonuçlar aldık, Gürcistan ile hakeza, Ukrayna’dan çok ümitliyiz, çünkü Ukrayna ile yapmış olduğumuz tarım yürütme kurulu toplantısında onlar bizden ısrarla ve çok kısa bir sürede böyle bir iş forumu yapmamızı istediler” diye konuştu.

    “2005 yılından beri Avrupa’nın en büyük tarımsal hasılasını biz üretiyoruz”

    Seminerde Türkiye ve Hollanda bağlamında, hayvancılığın geleceğinin konuşulacağını belirten Bakan Yardımcısı Daniş, “Hollanda, gerçekten de tarımda AR-GE’ye dayalı inovatif ıslah çalışmalarını çok ileriye götürmüş hem bitkisel üretim hem hayvansal üretim anlamında dünyada kendini ispatlamış bir ülke bir marka, biz de çok ciddi tarımsal potansiyeli olan bir ülkeyiz. 2005 yılından beri Avrupa’nın en büyük tarımsal hasılasını biz üretiyoruz. 147-148 milyar tarımsal hasılamız var. Dolayısıyla bizim hedefimiz 2023 hedeflerine ülkemizi taşıyabilmek. Onun için şu an her ne kadar atılım ve büyüme içindeysek de bunun yeterli olmadığını düşünüyoruz. Katma değeri daha yüksek daha inovatif çalışmalar yapmanın ihtiyacını hissediyoruz, bu anlamda da ’Milli Tarım Projesi’ diye bir projeyi hayata geçirdik. Sayın Başbakanımızın İzmir’de açıklamalarıyla, yine geçen hafta Külliye’de çiftçilerimizle Cumhurbaşkanımız buluştu ve yine orada da aynı konulara değindik. Bunun içerisinde de Türkiye’de ilk defa bitkisel üretimde Türkiye’yi 941 havzaya ayırdık. Buralarda 19 stratejik ürün tespit edip desteklemeleri bunların üzerinden yönlendirip arz talep dengesini oluşturmaya çalışacağız ama sadece bitkisel üretimle bunu sınırlı tutmadık aynı şekilde hayvancılık anlamında da havza çalışması yaptık. Türkiye’nin meralarının daha yoğun olduğu Doğu Anadolu Bölgemiz başta olmak üzere buralarda mera hayvancılığı için bir kaynak ayırdık ciddi bir destek vereceğiz. Yine Tekirdağ başta olmak üzere Trakya yöremiz burası aşılı ari bölge, Trakya illerimiz başta olmak üzere damızlık düve yetiştirici merkezi ilan ettik 30 ilimizi ve buralarda hem hayvan anlamında hem de tesis anlamında yüzde 50’ye varan desteklerimiz olacak yine Tekirdağ bunlardan bir tanesi. Küçük başta da ıslah adına daha ileriye taşıyabilmek adına koç-teke istasyonlarını oluşturacağız. Yine manda yetiştiriciliği anlamında, 10 ilimizi destekleyeceğiz ki Trakya bunların içerisinde yine var. Buradaki amacımız her ne kadar ciddi anlamda tarımsal hasılamız hayvancılık olsa da, aynı zamanda biz ithal eden bir ülkeyiz. Hem damızlık düve anlamında hem de besi materyal anlamında, dolayısıyla bu program ile ithalatımızı daha azaltıp üretimimizi kendi üreticimizin üretmesi anlamında bu adımları attık. Muhakkak ki ticaret devam edecek biz yine ithalata devam edeceğiz ama damızlık anlamında ithalata devam etmek hedefimiz, yani ithalatımızı azaltmak daha doğrusu ve kendi yerli üreticimizden bunları karşılayabilmek” ifadelerini kullandı.

    “Tekirdağ ayçiçeği, kanola, buğday üretimi yönünden Türkiye’nin önemli bir üreticisi”

    Tekirdağ Valisi Mehmet Ceylan da toplantının Türkiye-Hollanda ilişkileri açısından da faydalı olması temennisinde bulunarak, “İnşallah bu toplantı Türk hayvancılığını ve Türkiye-Hollanda ile ilgili olarak gelişen ilişkilere katkı sağlar ve hayvancılığımızın daha ileri gitmesi için önemli bir vesile olur. Tekirdağ biliyorsunuz önemli bir sanayi şehri ve önemli bir sanayi şehri olmasıyla birlikte aynı zamanda tarım ve hayvancılık açısından da Türkiye’nin çok önemli ve önde gelen illerinden birisi. İlimiz gerek büyükbaş hayvancılık, gerekse küçük baş hayvancılıkta ve günlük bin tonun üzerinde süt üretimiyle gerçekten önemli bir merkez. Yine, ayçiçeği, kanola, buğday üretimi yönünden Türkiye’nin önemli bir üreticisi. Yine çeltik ve zeytin üretiminde de yavaş yavaş hak ettiği noktaya ulaşmaya gayret ediyor. Ama bunların ötesinde, bizim için önemli olan ari bir bölge olması ve önemli bir potansiyel olması nedeniyle hayvancılığın ve damızlık hayvancılığın özellikle küçükbaş hayvancılıkta kıvırcık denen cinsinde bu bölgede bulunması dolayısıyla, bu çalışmanın Tekirdağ’da olmasından ve sizleri ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduğumu da belirtmek istiyorum. Hollanda ile ilişkiler açısından da ayrı bir katkı sağlayacağını, özellikle tarım açısından birlikteliğin gerçekten ayrı bir güç meydana getireceği bir sinerji meydana getireceği ümidiyle ben bu çalışmayı düzenleyenlere teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

    DEİK Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan ise, Hollanda’nın Avrupa Birliği (AB) içindeki ülkelerden en önemlilerinden biri olduğunu ifade ederek, “Avrupa Birliği ülkelerinden önemli olanlarından biri ile bugün bir program gerçekleştiriyoruz, hepsi bizim için çok değerli ve genel manada Türkiye ihracatının yarıya yakınını AB ülkelerine yapıyoruz. Türkiye’ye gelen yatırımlarında yaklaşık yüzde 70’ininde AB ülkelerinden geldiğini görüyoruz. Bizim hakikaten AB ülkeleriyle ilişkimizin son derece derin olduğunu söyleyebilirim. Tabi bunu da derinleştirmek için daha fazla efor sarf etmemiz gerekiyor. İnşallah Türkiye’nin 50 yılı aşan bir zamandır girmeye çalıştığı AB ile ilgili olarak, son ülkemiz çevresinde yaşanan olayların, bize getirmiş olduğu sıkıntıları da AB’deki dostlarımız derinden anlayacaklardır hassasiyetimizi diye düşünüyorum. Burada biz bir tampon vazifesi görüyoruz, 80 milyonluk bir nüfusuz bunun kendi içinde ihtiyaçları var, artı bizim buradan verebileceklerimiz var, AB’ye verebileceklerimiz ve bölgeye verebileceklerimiz var, bunu çalışmamız lazım. Potansiyeli düşünmemiz lazım. Sorun oluşturmadan mevcut sorunları çöze çöze gitmemiz lazım diye düşünüyorum ve bu ölçekte bugün yapmış olduğumuz çalışma gibi birçok çalışmanın çok değerli olduğunu benzeri çalışmaların mutlaka ilerde de yapılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından toplantı, Türk ve Hollandalı yetkililerin hayvancılığın geleceği konulu sunumlarıyla devam etti.