Etiket: “Geleceği

  • Tıbbi ve aromatik bitkilerin geleceği uluslararası ortamda masaya yatırılıyor

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı, tıbbi ve aromatik bitkiler açısından Türkiye’nin potansiyel zenginliğini ekonomiye kazandırmak için harekete geçti. Bu çerçevede sektörün geleceğinin uluslararası ortamda masaya yatırılacağı I. Uluslararası Tıbbi Aromatik Bitkiler Kongresi (TABKON’17) 9-12 Mayıs 2017 tarihleri arasında Konya’da gerçekleştirilecek.

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından daha önce Afyonkarahisar’da Şubat 2015 ve Mart 2016 tarihlerinde Tıbbi Aromatik Bitkiler Çalıştay’ları gerçekleştirilmiş ve bu çalıştaylar neticesinde, Türkiye’nin uluslararası nitelikte bir kongreye ihtiyaç duyduğu tespit edilmişti. Bu çerçevede Orman ve Su İşleri Bakanlığının himayelerinde Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından gerçekleştirilecek TABKON 17’nin hazırlıkları başladı ve kongreye, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Konya Büyük Şehir Belediye Başkanlığı ile birlikte çok sayıda sivil toplum kuruluşu da destek verdi.

    Kongrenin ana teması ’Tabii ve Sağlıklı Hayat’ olarak belirlendi

    Ana teması ’Tabii ve Sağlıklı Hayat’ olarak belirlenen uluslararası kongreye gönderilen bildiri sayısı 2 bin adeti aştı. Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda bilim insanının, araştırmacının ve sektör temsilcisinin katılacağı kongreye 600-700 kişinin gelmesi bekleniyor.

    Kongrede geleneksel bitkisel tedavinin doğduğu Anadolu’da geçmişten gelen bilgi birikimi dikkate alınarak, şimdiye kadar yapılan bilimsel araştırma sonuçları, sektörün güncel problemleri, bireysel ve kurumsal tecrübeler değerlendirilecek, geleceğe yönelik milli hedef ve stratejilere odaklanılarak tıbbi ve aromatik bitkilerin bilimsel katma değeri tespit edilecek.

    “Ülkemizin potansiyel zenginliği ekonomiye kazandırılacak”

    Kongrenin tıbbi aromatik bitkilerin alternatif tıp, kozmetik ve beslenme alanlarında kullanımın etkin bir şekilde yaygınlaştırılması açısından çok önemli olduğunu belirten Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ise “Ayrıca bu kongre, sektörde disiplinler arası işbirliğinin artırılması, ülkemizin potansiyel zenginliğinin ekonomiye kazandırılması, yerelde ve dünyada oluşmuş bilgi birikimin uygulamaya aktarılması bakımından önemli bir işlev görecek” değerlendirmesinde bulundu.

    Kongrenin Türkiye ormancılığı, tarımı ve sağlığı açısından bir fırsat penceresi olacağının altını çizen Veysel Eroğlu “Bakanlık olarak tıbbi ve aromatik bitki üretimini ve ihracatını artırmak için çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalar doğrultusunda ülkemizin ilk ve tek Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Merkezini 2013 yılında Afyonkarahisar’da tamamladık” dedi.

    “Hedef 2023’te 5 milyar dolarlık ihracat”

    Bu çerçevede 2016 yılı odun dışı orman ürünleri ihracatının 503 milyon dolar olarak gerçekleştiğini ifade eden Prof. Dr. Eroğlu “2016 yılı en fazla odun dışı orman ürünleri ihracatı yaptığımız ürünler kekik, defne, kestane, adaçayı, keçiboynuzu, çam fıstığı ve mantar olarak gerçekleşti. Bizim hedefimiz ise Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023’de odun dışı orman ürünlerinde 5 milyar dolar ihracat yapmayı başarmak. Sadece ağaç yetiştirmiyor, sadece odun üretmiyor, aynı zamanda odun dışı orman ürünlerinin üretimi ve ihracatı için de çalışmalar yürütüyoruz” ifadelerini kaydetti.

    Bakanlık olarak kongreye destek vermekten mutluluk duyduklarını belirten Orman ve Su İşleri Bakanı Bakan Eroğlu “Kongrenin sektörün gelişimi açısından çok faydalı ve verimli olacağını düşünüyorum. Bu alana Bakanlık olarak her türlü desteği vermeye hazırız” dedi.

  • EXPO 2016 Antalya’nın geleceği

    Özelleştirme İdaresi Başkanı Ahmet Aksu, EXPO 2016’nın geleceği ile ilgili Antalya’da turizmcilerle görüş alışverişinde bulundu.

    EXPO 2016 Antalya, Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından geçtiğimiz 18 Nisan’da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına devredildi. Özelleştirme işlemlerinin 31 Aralık 2022 tarihine kadar tamamlanacağı belirtildi.

    Özelleştirme İdaresi Başkanı Ahmet Aksu da, Antalya Valisi Münir Karaloğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in önderliğinde EXPO 2016’nın turizme kazandırılması konusunda turizmcilerle görüş alışverişinde bulundu. Antalya Kültür Sanatta basına kapalı gerçekleştirilen toplantıya Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık, TÜROFED Başkan Yardımcısı Sururi Çorabatır, AKTOB Başkanı Erkan Yağcı, Antalya Tanıtım Vakfı Başkanı Nizamettin Şen gibi turizmin önde gelen isimleri katıldı. Toplantıda, EXPO 2016 Antalya’nın içerisinde bulunan botanik alanın korunması ve otel ile müze yapılarak turizme kazandırılması konularının görüşüldüğü öğrenildi.

    Ayrıca toplantıda 4 milyar TL olan EXPO 2016 Antalya alanın satılması yerine kiraya verilmesi konularının konuşulduğu öğrenildi.

    EXPO 2016

    Olimpiyatlar ve Dünya Kupası’nın ardından en büyük organizasyon olarak kabul edilen Dünya Botanik EXPO’su, 160 yıllık EXPO tarihinde ilk kez Türkiye’de 22 Nisan 2016 tarihinde açıldı. Cumhurbaşkanlığı himayesindeki EXPO 2016 Antalya, Aksu ilçesi sınırları içinde kurulan bin 112 hektarlık alanda 6 ay açık kaldı. Teması “çiçek ve çocuk”, sloganı” gelecek nesiller için yeşil bir dünya” olan EXPO 2016 Antalya ile Türkiye, tarihi ve kültürel mirasını, biyoçeşitlilik yönünden zenginliğini, tarımsal ve ekonomik potansiyelini dünyaya tanıtma imkanına sahip oldu. Organizasyon çerçevesinde 6 ay süreyle ulusal ve uluslararası konserler, kongre ve sempozyumlar, dans gösterileri, müzikaller, tiyatrolar, atölye çalışmaları, milli ve özel gün ile Ramazan ayı etkinlikleri, sokak eğlenceleri gibi programlar düzenlendi. EXPO 2016 Antalya’da 52 ülke bahçesinin yanı sıra oluşturulan tematik ve koleksiyon bahçeleriyle yüzlerce endemik bitki türü yer almıştı.

    EXPO 2016 Antalya sergi alanı, yeşil alanların yanı sıra EXPO Kulesi, EXPO Gölü, Türkiye Biyoçeşitlilik Parkuru, Çocuk Adası, Yeşil Köprü, Cam Köprü, Şakayık Terası, Tarım ve Biyolojik Çeşitlilik Müzesi, Çocuk Bilim ve Teknoloji Merkezi, 7 coğrafi bölgenin ev mimarilerinden esinlenerek yapılan Restoranlar Sokağı, yeme içme yerleri, amfi tiyatrolar, sanat ve sergi binaları, su değirmeni, kongre merkezi ve ülke bahçelerinden oluşuyor.

    52 ülkenin katılımı ile 191 gün boyunca açık kalan ve 4,5 milyon ziyaretçi ağırlayan EXPO 2016 Antalya, 29 Ekim’de kapılarını kapattı. Dünya Botanik EXPO’sunun kapanış töreninde ise EXPO bayrağı Türkiye’den Çin’e devredildi.

  • Referandumun ekonomiye yansımaları ve AB ile ilişkilerin geleceği

    AK Parti Genel Merkez MKYK Üyesi ve TBMM Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Üyesi olan Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Emine Nur Günay, 16 Nisan tarihindeki referandumda çıkacak ‘Evet’ sonucunun ekonomiye olumlu yansımaları olacağını belirterek, “Ekonomi istikrarı sever” dedi.

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Divan Kurul Üyesi de olan Milletvekili Emine Nur Günay, İhlas Haber Ajansı (İHA) Eskişehir Bölge Müdürlüğü ziyaretinde, referandum sonuçlarının ekonomiye etkisi ve Avrupa Birliği ilişkileriyle ilgili soruları cevaplandırdı. Milletvekili Günay, ekonominin beklenti yönetimi olduğunu ve istikrarı sevdiğini belirtti.

    Umut kaybolduğunda ekonomide bir çöküş başlayacağını anlatan Günay, “Bu tabii ki ekonomiye, istikrara, ihracata bizim şu anda en önem verdiğimiz konulardan bir tanesi yansır. Şimdi 2014 de iki seçim, 2015’te iki seçim ve bir de 7 Haziran-1 Kasım arası belirsizlik dönemi diyelim. Arkadan güçlü bir hükümet, ilk 100 günde bütün seçim vaatlerini hayata geçirmiş bir hükümet. Tam bunlar oldu derken, bir 15 Temmuz hain darbe girişimi ile karşılaştı ülke. Yine ekonomik açıdan baktığımızda biz gerçekten biz 2016’nın üçüncü çeyreğinde birçok verinin çok farklı yöne doğru ivme yapacağını tahmin ediyorduk. Ona göre planlamıştık. Ama tam tersi 15 Temmuz sonrası biz üçüncü çeyreği kaybettik ve dördüncü çeyreğe de büyük bir yansıması oldu. Şimdi ekonomik büyüme verilerine baktığımızda bu darbenin etkisini görebiliyoruz. Sadece çeyrek olarak size örnek vereyim. Şimdi 2016’nın üçüncü çeyreğinde eksi 1,3 ekonomi küçüldü, dördüncü çeyrekte 3,5 büyüme geldi bu muhteşem bir şey ve biz yılı 2,9 ile kapattık. Şimdi bu tablo, bu veri bize şunu gösteriyor. Ekonomi gerçekten konjonktürel gelişmelere çok hassas, ama Türkiye’nin de çık hızlı bir toparlama kapasitesi potansiyeli var” dedi.

    “İstihdamda yaşananlar müthiş bir şey”

    Günay, ekonomi dünyası ile iç içe olduklarını belirterek, “İş insanlarımızla ile iş adamları ile toplantılar yapıyoruz, onların sorunlarını dinliyoruz. Esnafla, KOBİ’ler ile iç içeyiz. Bunu biliyoruz. Ekonomi danışma kurulunda bunlar çok detaylı ele alınıyor. Artıları eksileri konuşuluyor ve bir dizi paketler sunmaya başladık. Üretim paketi ya da seferberliği diyelim. İhracat seferberliği istihdam seferberliği Şubat başında başladı. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde. Bunların hiç biri tesadüf değil. Bütün bu paketler üçüncü çeyreğin çok negatif geleceğini bildiğimiz için hemen tedbir alındı. Açıkçası dördüncü çeyrekte bu kadar hızlı bir toparlanmayı beklemiyorduk. Bunun yansımaları devam ediyor. Gelelim 17 Nisan’a. Zaten bizim bu paketlerin etkileri çok önemli. Sadece şunu söyleyeyim, üretim var, ihracat var ama istihdam çok önemli. Çünkü yine çift haneli rakamlara çıktık işsizlikte ve biz bunu çok yakından takip ediyoruz. Genç işsizlerimizin oranını düşürmek adına. İstihdam seferberliğinde hedef, Sayın Cumhurbaşkanımız dedi ki, ‘Bütün TOBB üyelerinden bir kişiyi istihdam etmelerini istiyorum.’ Bu yaklaşık 1 buçuk milyon mevcutları çıkarmadan tabi. Artı bir de 500 bin genç işsizlere yönelik istihdam kanalı açıldı. Bunar iş başı programları, mesleki eğitimler, toplumun yararına çalışma programı gibi toplam 2 milyon. Yani biz dedik ki 2017’de minimum 2 milyon yeni istihdam oluşturacağız ve biz bunun meyvelerini gördük. İnanın tahmin ettiğimiz şekilde hızla ilerliyor. İşsizlik şuanda yaklaşık 3 ayda 560 bin daha bu sabahki rakam, yeni istihdam oluşturuldu. Bu muhteşem bir şey” şeklinde konuştu.

    “İş gücüne katılım fazla ama istihdam oluşturma kapasitemiz onun altında”

    2016’yı değerlendirirken istihdamda Türkiye’nin yapısal bir sorunu olduğunu gördüklerini anlatan Emine Nur Günay, şunları söyledi:

    “Bu nedir, iş gücüne katılım istihdam oranının üzerinde. Çünkü alttan genç nesil geliyor. Okuyorlar, mezun oluyorlar ve iş istiyorlar ve oran çok yüksek. İş gücüne katılım fazla ama biz ülke olarak istihdam oluşturma kapasitemiz onun altında. Şimdi böyle olunca onun altında bir makas var zaten hep. Bir de böyle konjonktürel, bu 15 Temmuzdu, küresel krizdi, bir sürü konjonktürel daralma gelince bu makas iyice açılıyor. Yani bizim yaklaşık 2016 da 387 bin artı bir işsizimiz oldu. Şimdi bakın 2017’nin daha ilk üç ayında bu ara kapanmış oldu ve makas içindeki işsizlerde istihdama doğru yöneliyorlar.”

    “Türkiye, ‘kimse beni kontrol edemez’ diyor”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’ın referandum sonrası Avrupa Birliği ile oturup ilişkileri konuşacakları yönündeki açıklamalarıyla ilgili soruya karşılık Günay, “Avrupa Birliği’nin değerleri, normları, biz oraları aştık artık. Avrupa Birliği uyum sürecinde 2005’ten beri Türkiye gerçekten üzerine düşeni yaptı. Ben mesela ekonomik kriterlerden Maastricht kriterleri vardır bunların çoğunu yerine getirmiş durumda Türkiye ve kendileri şuanda Almanya Fransa dahil, o kriterleri yeni üye ülkeler için koydukları kriterleri kendileri karşılayamaz durumda. Siyasi kriterlerde de gerçekten o normlara uygun adımları Türkiye attı. Ama şimdi ikircikli bir tavır var Avrupa Birliği’nde. Kendileri yaptığında hiçbir şey olmuyor ama Türkiye’ye gelince herkes ahkam kesiyor. Şu anda tamamen yaşadığımız tamamen bu. En önemlisi de bu bölgede istikrarlı bir Türkiye, hem Avrupa hem Batı hem Ortadoğu ülkeleri ve bütün bölge için önemli. Öyle bir Türkiye istiyorlar ki gerektiğinde yönetebilirler. Şimdi burada uzun süredir ben ekonomik ve siyasi gücümü kazandım, bunun kalıcı olmasını istiyorum ve uzlaşmaya açığım, ama kimse beni kontrol edemez diyor. Bütün olay burada ve nereye gidiyoruz. Bütün Avrupa konseyinde ve parlamenterler meclisinde çok büyük bir mücadele veriyoruz tam bir yıldır. 24 Nisanda yine yapılacak olan toplantıda, Türkiye aleyhine bir rapor gelecek ki 2017’nin sonuna adar o raporun süresinin olmasına rağmen. Büyük bir ihtimalle bizi izleme sonrası dönemden bir önceye düşürecek bir rapor bu monitoringe geri düşürecek ve Avrupa konseyinin tarihine olmamış bir şey. Bunun bir yıldır mücadelesini veriyoruz. Her toplantıda acil bir tartışma maddesi olarak aldırmaya çalıyorlar. Bu ne demek Türkiye stratejisini ona göre belirleyecek. Ama bu konsey tarihinde hiç olmamış bir şey. İki burada Türkiye Avrupa Birliği değil, Avrupa konseyi dolayısıyla Türkiye burada kurucu üyelerinde. Yani altı ülkeden biri. Farklı bir durumu var konseyde. Avrupa Birliği Parlamenterler Konseyinde. Kurucu üyelerden beri ve 2016 Ocak ayından itibaren Türkçe çalışma dili oldu. Bunlar çok güzel gelişmelerdi. Bütün bu kazanımlar için geri adım olacak demektir. Türkiye içi mi? Hayır. Sadece Türkiye için değil, çünkü Türkiye artık çok net. Belli bir gücü var çok şükür. 16 Nisandaki sonuç bunun için çok önemli bizim için. Bence oturup Türkiye bakacak” ifadelerini kullandı.

    Brexit sürecinin negatif etkilerini Avrupa Birliği dalga dalga görecek

    Kişisel olarak köprülerin Türkiye tarafından atılması taraftarı olmadığını söyleyen Günay, “Çünkü zaten onlar kendi içlerinde nereye gittiği belli olmayan bir yapıya dönüştüler. Biz bekleyelim. Ki zaten Türkiye üzerine düşeni yaptı. Üzerine düşeni yapmayan Avrupa tarafıdır, Avrupa birliğidir. Ve şimdi bir Brexit yaşadık. Şimdi onların negatif etkilerini Avrupa Birliği dalga dalga görecek. Ekonomik anlamda simülasyon çalışmaları yapıldı ve çok negatif etkiliyor Avrupa Birliği’ni büyüme oranları olarak. Ki zaten krizden henüz çıkmış durumda değiller. Çok kötü durumda olan bir bankacılık sektörleri var. Dolayısıyla Avrupa zaten ekonomik krizi atlatmış değil. Bir de Brexit negatif etkisi gelecek. Şimdi Fransa’da seçimler yapılıyor. Bir görelim Le Pen başa gelirse zaten Frexit diyoruz. Büyük bir ihtimalle öyle bir şey olacak. Eğer Frexit olursa arkadan hangi ülkelerin onu izleyeceği tahmin ediliyor. Dolayısıyla ben burada Türkiye her zaman yaptığı gibi dış siyasette de sakin izleyici durumda olsun. Mücadeleler her platforma veriliyor ama bir görelim bakalım Avrupa Birliği ne olacak. Bence konuşulması gerekiyor. Bu yaşanan normal bir süreç değil Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında. Avrupa Birliği adayı olan ve birtakım yerlere gelmiş bir ülke için siyasi, ekonomik, diplomatik bu tutum kabul edilebilir bir şey değil. Ekonomik saldırılar devam ediyor” diye belirtti.

  • Hak-İş Genel Başkanı Arslan: “Ülkemizin geleceği için ve millet iradesinin gereğinin yapılması için ’evet’ diyoruz”

    Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Ülkemizin geleceği için ve millet iradesinin gereğinin yapılması için ’evet’ diyoruz. Ben ülkemin krizler yaşamasını istemiyorum. Bu anayasa değişikliğine ’evet’ derken de özellikle 2007’den sonra Cumhurbaşkanını halkın seçtiği hükümetin gücünün daha da hakimleştiğini görüyoruz. Bu tıkanıklıkları gidermek için anayasa değişikliğine ’evet’ denilmesi konusunda kararlıyız” dedi.

    Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan “Anayasa değişikliğine tam destek, geleceğimiz için evet” kampanyası kapsamında Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonunda Hak-İş üyeleri ve vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Hak-İş Genel Sekreteri Osman Yıldız, AK Parti Ankara İl Başkanı Mustafa Nedim Yamalı ve AHİD Genel Başkanı Hilmi Yaman’ın yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. Spor salonunda büyük bir coşku yaşandı.

    Arslan, Hak-İş olarak sadece bu referandumda değil 1982 Anayasası’nın millete zorla dayatıldığı dönemde nasıl bir anayasa istediklerini, o günkü şartları zorlayarak bir sempozyum düzenlemek istediklerini ama darbecilerin, cuntacıların tayin ettiği sıkıyönetim komutanlığının bu toplantıya izin vermediğini ifade etti. Arslan, “Anayasaya ’hayır’ demek, anayasa konusunda konuşmak, anayasayla ilgili yorum yapmak veya yazı yazmak suçtu” ifadelerini kullandı.

    Konfederasyonun kuruluşundan bu yana sivil, demokratik, katılımcı, çoğulcu ve milletin temelinin mutabakatını sağlayan bir anayasa taleplerini sürdürdüklerini kaydeden Arslan, şöyle konuştu:

    “1987 yılında siyasi yasakların kalkması konusunda yine ‘evet’ diyerek yeni bir yol haritası oluşturmuştuk. 2007 yılındaki anayasa değişikliği referandumunda da yine ‘evet’ diyerek Türkiye’nin önünün açılması konusunda Hak-İş katkı yapmıştır. Özellikle 12 Eylül referandumunda darbelerin karanlığından demokrasinin aydınlığına ‘evet’ diyerek yeni bir başlangıç yapmıştır. Anayasa değişikliğine tam destek, geleceğimiz için evet derken bu tarihsel yürüyüşümüzün herkes tarafından bilinmesini istiyorum. Konfederasyonumuzun kuruluşundan bu yana sivil, demokratik, katılımcı, çoğulcu ve milletin temelinin mutabakatını sağlayan bir anayasa talebimizi hep sürdürdük ve bundan sonra da sürdürmeye devam edeceğiz. Anayasa değişikliğine ’evet’ derken, yeni anayasa talebimizden vazgeçmiş değiliz, bu konudaki kararlılığımızı devam ettireceğiz.”

    “Keşke muhalefet teklif getirseydi”

    “Bir tarafta Ak Parti ve MHP’nin sunduğu Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve bir tarafta da ana muhalefetin önümüze koyacağı yeni bir öneriyi bekledik” diyen Arslan, bu iki öneriyi birlikte tartışabilmeyi istediğini ama bundan mahrum bırakıldıklarını ifade etti. AK Parti ve MHP’nin ortaklaşa önerdiği anayasa değişikliğinin dışında muhalefetin bir öneri getirmediğini kaydeden Arslan, “Sadece şunu istiyorlar ’buna razı olun, krizleriyle, darbeleriyle ve sorunlarıyla mevcut sisteme razı olun’ diyorlar. Biz bu sisteme razı olursak geleceğimizi kaybetme riski var. Eğer parlamenter sistemin sorunlarını çözecek, parlamenter sistemi adam gibi işletecek, darbeleri ve krizleri önleyecek bir model getirselerdi bunu da tartışacaktık. Parlamenter sistemi dünyadaki gibi hayata geçiremedik. Yaşadığımız 67 yıl ülkemizdeki bir çok sorunu önümüze koydu ve bundan ders almamız gerekiyor” diye konuştu.

    “Deniz Baykal milletten özür dilesin”

    “Sayın Deniz Baykal bugün utanmadan, sıkılmadan milletin önüne geçip anayasaya ’hayır’ demeyenleri suçluyor. Aslında siz 2007 yılında milleti bu hale sokarak kendi geleceğinize kurşun sıktınız” diyen Arslan, Deniz Baykal’dan yüreklice, adam gibi çıkıp milletten özür dilemesini, “2007 de yanlış yaptık özür diliyoruz” demesini istedi.

    Hak-İş neden ’evet’ diyor?

    Bu sistemin ya Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi olarak değişeceğini ya da milletin krizlere razı olacağını ifade eden Arslan, “Ben ülkemin krizler yaşamasını istemiyorum. Bu anayasa değişikliğine ’evet’ derken de özellikle 2007’den sonra Cumhurbaşkanını halkın seçtiği hükümetin gücünün daha da hakimleştiğini görüyoruz. Bu tıkanıklıkları gidermek için anayasa değişikliğine ’evet’ denilmesi konusunda kararlıyız. Ayrıca siyasi krizin neden olduğu ekonomik krizlerin en büyük faturası çalışanlara çıktı. Başbakana anayasa fırlatılması Türkiye’nin 160 milyar dolarına mal olmuştur ve bu ekonomik krizde 450 bin kişi işini ve iş yerini kaybetmiştir. Kaybeden yine biz olduk faturasını biz ödedik. O zaman bize fatura ödetenlere karşı bizim bir şey yapmamız gerekmiyor mu, susmamız mı gerekiyor, Hak-İş’e saldırıyorlar, neden meydanlardasınız diyorlar, işte bu yüzden ’evet’ diyoruz. Ülkemizin geleceği için ’evet’ diyoruz, millet iradesinin gereğinin yapılması için ’evet’ diyoruz” şeklinde konuştu.

    “15 Temmuz’a rağmen dimdik ayaktayız ama bu istikrarın devamı için sandıktan ’evet’ çıkması şart” diyen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek ise, 16 Nisan’da milletin sağduyusuna ve basiretine güvendiğini dile getirdi.

  • “Yeni Dünya Düzeni İnşasında Türkiye’nin Rolü ve Karaman’ın Geleceği” konferansı

    Karaman’da konferans veren ANKA Teknoloji Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mehmet Hakan Sağlam, “İki tane lider var ki aşağı yukarı bu coğrafyanın tamamını ve dünyanın geri kalanını, bölgesini şekillendiriyor. Bunlardan bir tanesi Sayın Erdoğan ve bir tanesi Putin” dedi.

    Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Genç Araştırmacılar Öğrenci Topluluğu tarafından ANKA Teknoloji Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mehmet Hakan Sağlam’ın konuşmacı olarak katıldığı “Yeni Dünya Düzeni İnşasında Türkiye’nin Rolü ve Karaman’ın Geleceği” konulu konferans düzenlendi. 15 Temmuz Konferans Salonu’nda gerçekleşen programa, Vali Süleyman Tapsız, AK Parti Karaman Milletvekili Recep Şeker, Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahim Alan, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Akgül, daire müdürleri ile öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

    Açılış konuşması yapan Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Akgül, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinin, yeni ve güçlü Türkiye’nin hayaline yakışır şekilde üzerine düşen bütün çalışmaları yapacağını ve yapmak durumunda olduğunu söyleyerek, “Yeni dünyanın inşası, düzeni, hak ve adaleti, ahlakı, paylaşımı, haksızlıkları yok etmenin, kısacası insanoğluna yakışır ve daha yaşanır bir dünya var etmenin kuşkularını sağlamaktan geçmektedir. Şüphesiz ki geçmişten yaşadığımız güne kadar birçok değişme ve gelişme yaşandı. Dünya var oldukça bahsi geçen değişim ve gelişmeler de sürmeye devam edecektir. Bugün yeni bir dünya düzeni oluşturulmaya çalışılıyor ve ülkeler yeni stratejiler geliştirmeye çalışıyor. Fakat Türk milleti olarak yeni dünya düzeni oluşturmasında ülkemiz ve milletimiz ile birlikte söz sahibi olma durumundayız. Yeni dünya düzeni birlikte ve beraberlikte ayağa kalkan, zorluklar karşısında yılmayan, ülkemizin tarihteki misyonunu yeniden canlandıran, bu misyon için gece gündüz demeden bu ülke için çalışan insan olmak durumundayız” dedi.

    “Türkiye, süper güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor”

    “Yeni Dünya Düzeni İnşasında Türkiye’nin Rolü ve Karaman’ın Geleceği” konulu konferansta konuşan ANKA Teknoloji Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mehmet Hakan Sağlam, Türkiye’nin süper bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini ifade etti. Sağlam, “Birçok kişi Türkiye’de güncel, siyasi konular içerisinde o kadar farklı şeyler tartışıyor ki ama aslında hepimiz tarihe tanıklık ediyoruz. Gerçekten yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Atlantik’in diğer tarafında her şey birbirine girmiş durumda. Avrupa’ya bakıyorsunuz, Avrupa içerisinde çok ciddi sıkıntılar var, işsizlik hat safhada. Ama bu coğrafyada da gittikçe büyüyen, güçlenen ve dikkatleri üzerine çeken bir Türkiye var. Tabii bu büyüyen Türkiye’nin oluşmasında, buralara gelmesinde etkili olan bazı faktörler var, bazı kişiler var. Yani bu coğrafyada evet bugün tarih yazılıyor, bundan 10 sene sonra, 20 sene sonra bugünlere baktığımızda, biz çağın değiştiğini görmüşüz ama biz farkında değilmişiz diyeceğiz. İki tane lider var ki aşağı yukarı bu coğrafyanın tamamını ve dünyanın geri kalanını, bölgesini şekillendiriyor. Bunlardan bir tanesi Sayın Erdoğan ve bir tanesi Putin. Bu iki lider de dikkat edin bütün saldırılar bu iki liderin üzerinde. Kendilerine yapılan bütün saldırılara karşı tek bir hedefleri var ülkemizin kalkınması bizim için önemlidir. Biz de artık süper bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz” dedi.

    “Akıncı Hava Üssünde ceset torbaları bulundu”

    “Biz Türkiye olarak bu kadar büyüyoruz ama düşman da çok” diye konuşan Sağlam, “İşte 15 Temmuz gecesi bizim ülkemiz elimizden kayıp gidiyordu. 15 Temmuz’da ne olacağını anlamak için Irak’a bakmanız yeterlidir. Akıncı Hava Üssünde 100 bin tane ceset torbası bulundu. Bazı kişiler zannediyor ki bu ceset torbalarının içerisine AK Parti’ye destek veren, AK Partili milletvekilleri, belediye başkanları, AK Parti’ye destek veren medya mensupları girecekti. O ceset torbalarının içerisine kendilerinden olmayan kim varsa girecekti. Türkiye’de belki 5-6 ay içerisinde abartı olmasın ama 5 milyon kişi öldürülür ve yok edilirdi” dedi.