Etiket: Gedikli:

  • Bülent Gedikli: “Helal olan tüm finansal sistemlerin merkezi Türkiye olmalıdır”

    Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Bülent Gedikli, küresel ekonomik sistemin, kapitalizmin zulmüne karşı İslami finans küresel sistemin merkezinin Türkiye olması gerektiğini söyledi.

    İslami bankacılık ve finans sektörünün küresel ekonominin durgunlaştığı ve Batı ülkelerindeki geleneksel bankacılığın baskı altında olduğu bir dönemde direnç gösterdiğini belirten Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Bülent Gedikli, hatta küresel İslami finans varlıklarının ekonomik durgunluğun başından beri iki kat büyüme sağladığını kaydetti. Dünyadaki Müslüman nüfusunun 2030 yılına kadar yüzde 30 artması ve en büyük artışların Asya ile Afrika kıtalarında görülmesinin beklendiğinin altını çizen Gedikli, “Müslümanların yüzde 90’ı, tüketim alışkanlıklarını inançlarına göre şekillendiriyor. Bu nedenle İslami finans kuruluşlarının geleceği parlak görünmektedir. Dünyadaki Müslüman ekonomileri, GSYİH olarak 8 trilyon dolardan fazlasını ve kullanılabilir gelir olarak da 4,8 trilyon doları temsil etmektedir. Dünyadaki hızlı büyüyen 25 ekonominin 10’u, Müslümanlar’ın çoğunlukta olduğu ülkelerden oluşmaktadır. Yalnızca ABD’deki Müslümanlar’ın satın alma gücü 200 milyar dolar veya kişi başına 25 bin dolar civarındadır. Ortalama Müslüman nüfus harcaması, ABD’deki Müslüman tüketicilerin harcama seviyesinin dörtte birine bile ulaşsa dünyadaki Müslüman tüketici harcaması 2030 yılına kadar yaklaşık yıllık 10 trilyon dolar olacaktır” dedi.

    İslami finansın küresel varlıkların yaklaşık yüzde 1’ini oluşturduğunu ve geleneksel bankacılığa oranla yüzde 50 daha hızlı büyüme gösterdiğinin altını çizen Gedikli, “Londra bildiğiniz üzere uzun yıllar İslami finansın merkez üssü oldu. Ancak son dönem yaşanan Brexit, yani AB’den kopuş süreci ve küresel ekonomik krizden sonra rakipleri giderek artıyor. Dubai, İslami ekonominin küresel başkenti haline gelmeyi hedeflediklerini açıkladı. Hong Kong, Singapur, Malezya, Manama, Katar ve Riyad İslami finans hizmetleri sektöründen pay almaya çalışan ülkeler arasında. Her türlü şartı göz önüne aldığınızda Türkiye’nin bu saydığım ülkelerden daha avantajlı durumda olduğu aşikar. Jeopolitik konumu, mali sisteminin ve bankacılık sektörünün sağlamlığı, genç ve girişimci nüfusu bunlardan bazıları” diye konuştu.

    “Kapitalizmin kaynaklar sınırlıdır, ihtiyaçlar sınırsız” öğretisinin artık tartışılmaya başlanması gerektiğini ve bu tartışmayı yapmanın akademik dünyaya ve Türkiye’ye yakışacağını söyleyen Gedikli, “Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu ülkelerde yaşanan zulümler, sıkıntılar, kargaşalar malumunuz, aynı masaya oturmamamız için ellerinden ne gelirse yapıyorlar. Mazlumların her daim yanında olan tek ülke Türkiye’dir. Bu yüzden küresel ekonomik sistemin, kapitalizmin zulmüne karşı İslami finans küresel sistemin merkezi Türkiye olmalıdır” şeklinde konuştu.

    Türkiye’de uygulamaları İslami yasalara göre yapılandırılan katılım bankalarının payının 10 yıl içinde yüzde 2’den yüzde 6’ya çıktığını hatırlatan Gedikli, “Hükümetimiz bu rakamı önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 15’in üzerine çıkarmak istemektedir” dedi. Türkiye’de İslami finansın teşvik edilmesi, Türkiye’nin Körfez ülkeleri ile ticari ilişkileri geliştirme ve ülkenin yatırımcı tabanını çeşitlendirme planlarının bir parçasını oluşturduğunu kaydeden Gedikli “Türkiye’deki İslami banka varlıkları, 2017 yılına kadar 80 milyar dolar ile 120 milyar dolar arasında bir rakama ulaşabilir. Buradaki düşük tahmin gerçekleşirse toplam bankacılık varlıklarının yüzde 9’una karşılık gelecektir ve bu da 2023 yılına kadar hükümetimizin yüzde 15 hedefine doğru yeterli bir rakam olacaktır. Bu da yaklaşık 200 milyar dolara karşılık gelmektedir. İslami finans sektöründeki oyuncular arasında rekabet artmaktadır. Kredilendirme kararları ve krediye erişimin daha hızlı olması yönündeki müşteri beklentileri yükseldikçe İslami finans sektöründeki oyuncular da risk yatırımının önemini anlayacaklardır. Özellikle ürünlerin geliştirilmesi ve fiyatlandırılması için detaylı risk ve veri analizi yapabilecek kapasiteye gelinmesi gittikçe daha önemli hale gelecektir. İslami finans dünyasının büyüklüğü nedeniyle küresel sistemin hakimi olduğunu düşünenler, hiçbir merkezin tek başına hakim konuma gelmesini beklemiyor. Ancak nüfusunu eğitebilen, öğrenimde düşünce lideri konumuna yerleşebilen ve aynı zamanda küresel standartları yakalayabilen, İslami finansı diğer İslami ekonomilere entegre edebilen bir Türkiye pekala İslami finansın lideri konumuna yerleşebilir. Türkiye’ye uzun zamandır ‘yapamazsınız, edemezsiniz, başaramazsınız’ diyenlerin teker teker özür dilemeye başladığı, siyasi ve stratejik ortaklığımızın ne denli kıymetli olduğunu ve en önemlisi Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinin Türkiye’de vatandaşlarıyla yıkılmaz, sarsılmaz bir sinerji yarattığını itiraf ettiği süreçten geçiyoruz. Yepyeni bir ekonomik seferberlik başlattık. O nedenle bu süreçte Sabahattin Zaim Üniversitesi gibi akademik kurumlarımızın ve vizyon sahibi, aynı zamanda milli olan başta sayın rektörün şahsında Türkiye’nin İslami finans merkezi olması için çalışan tüm akademisyenlere huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Liderimiz Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye’nin yeni çağ açıcısı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi yukarıya taşıyacak, vatandaşının hayat standardını yukarılara taşıyacak her türlü helal projeye sonuna kadar destek olacağının gönül rahatlığıyla garantisini verebilirim. Hepimiz onun kadar bu millete sevdalı olalım ve çalışalım, bir olalım, beraber olalım, milli olalım, hep birlikte Türkiye olalım” açıklamalarında bulundu.

  • Başdanışman Gedikli: “Kimse ajanları ile Türkiye’de darbe yapamaz”

    Cumhurbaşkanı Başdanısmanı Dr. Bülent Gedikli, yeni anayasanın yapılması ve başkanlık sisteminin gelmesi durumunda Türkiye’de kişi başı milli gelirin 25 bin dolarlara kadar yükseleceğini, kimsenin ajanları ile Türkiye’de darbe yapmaya kalkamayacağını söyledi.

    Demokrasi nöbeti için Fatih Belediyesi Meydanı’nda toplanan vatandaşlara seslenen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Bülent Gedikli, vatan sevgisinin imandan olduğunu belirterek, “Vatanı kem gözlerden, düşman istilalarından korumak için hudut boylarında nöbet beklemek, çok kutsal ve sevabı bol olan bir davranıştır” dedi.

    Peygamber Efendimizin bir hadisinde “Allah rızası için bir gün nöbet beklemek, dünya ve dünyadakilerden hayırlıdır. Sizden birinin kamçısının cennetten işgal ettiği bir yer de, dünyadan ve dünyadaki her şeyden hayırlıdır” buyurduğunu ifade eden Gedikli, “15 Temmuz FETÖ işgal ve darbe girişiminden bugüne kadar sizler ve 81 ilde milyonlarca vatandaşımız demokrasi nöbeti tutuyorsunuz Allah hepinizden razı olsun. Kardeşlerim, FETÖ’nün tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet demiştik, şimdi taban da artık bu kadar kardeşimizin canına kıyıldıktan, Meclis bombalandıktan, Cumhurbaşkanına suikast yapılmaya çalışıldıktan sonra bu FETÖ’nün ibadetle alakası olmadığını anlamışlardır. Lütfen, artık bunlara verilen her türlü destek terör örgütü üyeliği kapsamında cezai işlem görecek, yapmayın” diye konuştu.

    “2012 yılında Hakkari’de bu FETÖ’nün emniyet müdürü, valisi ve o zamanki maalesef bizim İçişleri Bakanı olan şahıs yüzünden heyetimle beraber suikaste uğruyorduk az daha” diye konuşan Gedikli gerçek TSK mensupları tarafından kurtarıldıklarını söyledi. Gedikli “Gerekli makamlar biliyor, bunu kamuoyuna ilk kez açıklıyorum. Evet kendimizin atadığımızı sandığımız emniyet müdürü meğer devlete değil FETÖ’ye çalışıyormuş. ‘Daha fecaati ne olabilir ki’ diyorsunuz değil mi? Var maalesef, bu FETÖ’nün daha berbat eylemleri var. ABD parlamentosunda, Almanya parlamentosunda Ermeni soykırımı tanınsın diye milyonlarca dolar akıttıklarını yıllardır somut bilgilerle teyit ettik. Almanya bu sene skandal bir kararla olmayan Ermeni soykırımı yalanını meclisinden geçirdi. Bir baktık alçak FETÖ üyesi gazeteciler zil takıp oynuyor. 7 Haziran öncesi canlı yayında PKK’nın tehditle HDP’ye oy topladığını, halkın şikayet etmek için savcılara gidemediğini açıklamıştım. Bugün anlıyoruz ki, o vatandaşlar savcıya gidemiyordu, çünkü FETÖ-PKK çoktan kol kola girmişti bile” şeklinde konuştu.

    15 Temmuz’un ertesi günü yabancı kredi kuruluşlarının ardı ardına yaptığı açıklamalar ve Türkiye ile anlaşması olmayan S&P’nin not indiriminde bulunduğunun altını çizen Gedikli ”Ekonomiye de ayrıca darbe vurmak için kurgulanmış bir senaryo ile uyandık. Başkomutan çıktı gümbür gümbür açıklamalarını yaptı. Hükümetimiz ardı ardına ekonomi reform paketlerini açıkladı. Ama bakın kardeşlerim tuzak büyük, oyun çok büyük, akıllı olacağız, rehavet kapılmayacağız. Yeni anayasa yapacak mıyız, Recep Tayyip Erdoğan’ı başkan yapacak mıyız? O zaman kişi başı milli gelir 25 bin dolar da olur, gelişmiş ülke olup uzaya da çıkarız, bir daha kimse ajanları ile Türkiye’de darbe yapmaya kalkamaz” ifadelerini kullandı.

  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gedikli, Mamaklı Kadınlar Ve Gençlerle Buluştu

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Bülent Gedikli, “Bugün burada bunları konuşabiliyorsak, AK Parti diye bir parti 14 yıldır dimdik ayakta ise yıllar önce Pınarhisar’da zindana atılmayı göze almış olan lideri Erdoğan sayesindedir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Bülent Gedikli, “Adaletli Kalkınma ve Başkanlık Sempozyumu”nda Mamaklı kadınlar ve gençlerle bir araya geldi. Mamak Kültür Merkezi’nde düzenlenen sempozyumda Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül, Gedikli’ye eşlik etti. Sempozyumda konuşma yapan Gedikli, “Türkiye’de siyasi bir belirsizlik söz konusu değildir. Kongre tarihimiz bellidir 22 Mayıs 2016. Türkiye’nin lider sorunu da yoktur. AK Parti kurumsal bir parti olduğu için hiç boşuna puslu hava yaratmaya, nerden geldiği belli olmayan yumruklar sallamaya kalkmasınlar. Kurumsal yapılarda kriz ve belirsizlik olmaz. Reformlar belli değil mi, belli. Genel başkanımız kim olursa olsun reformların hayata geçirilmesi yavaşlamaz, sekteye falan da uğramaz” şeklinde konuştu.

    “O KADAR ÇOK DARBE, TEHDİT ATLATTIK Kİ HER BİRİ AYRI BİR KİTAP OLUR”

    AK Parti’nin kurulma kararı alındığından beri birçok tehdit ve darbelerle karşılaştıklarını aktaran Gedikli, “AK Parti’yi kurma kararı aldığımız ilk günden beri o kadar çok darbe, tehdit atlattık ki her biri ayrı bir kitap olur. 27 Nisan 2007’de AK Parti iktidarını hedef alan ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale etmek isteyen asker muhtıra vermişti. Ertesi gün Türkiye’nin kaderinin döndüğü gün, vesayet karizmasının çizildiği o büyük gün oldu. Çünkü AK Parti, Genelkurmay Başkanı’nın resmi olarak Başbakan’a bağlı olduğunu, görevleri itibarıyla Başbakan’a karşı sorumlu olduğunu sert bir şekilde hatırlattı” ifadelerini kullandı.

    AK Parti’nin 2008 yılında kapatılma davasına maruz kaldığını kaydeden Gedikli, “Mart 2008’de Yargıtay Başsavcısı ‘Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği’ iddiasıyla AK Parti’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı. 71 kişinin siyasetten yasaklanmasını istedi. Bu listedeki isimlerden biri de bendim. AK Parti, Genelkurmay Başkanı’nın resmi olarak Başbakan’a bağlı olduğunu, görevleri itibarıyla Başbakan’a karşı sorumlu olduğunu hatırlattı” diye konuştu.

    17-25 Aralık operasyonlarından önce de paralel yapının AK Parti’yi devirmeyi amaçlayan faaliyetlerde bulunduğunun altını çizen Gedikli, şöyle konuştu:

    “17-25 Aralık öncesinde Ekim 2013’te yüksek sesle şunlar söylenmeye başlanmıştı: ‘3 ay sonra bu hükümet olmayacak. Herkes ona göre davransın.’ O günlerde Türkiye’de bir seçim gündemi yoktu. En erken 2014’teki yerel seçimlerde sandığa gidilecekti. Fakat FETÖ’cü polis amirleri, kripto bürokratlar darbe tellalları gibi ortalarda dolaşıyordu. Yargı ve Emniyet içindeki paralel yapılar, Erdoğansız bir AK Parti için 17 Aralık’ta ’yolsuzluk’ kisvesi altında yargı darbesi yapmaya kalkıştı. Bu girişim de önlendi.”

    “BOĞAMIZA KOCA BİR DÜĞÜM ATILDI”

    7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını halkın bir mesajı olarak gördüklerini dile getiren Gedikli, “Boğamıza koca bir düğüm atıldı. ‘Sanki halkımız bize bir şey söyledi’ dedik. Ama o gecenin ertesinde neler oldu değerli Mamaklılar, çok şey oldu. Kimisi basına yansıdı gördünüz, kimisini ise bizler yaşadık ve çok zor bir dönem yaşadı Türkiye. Her yerden bir anda kuşatıldık ve Türkiye ile hesabı olan tüm odaklar adeta karanlık köşelerinden teker teker çıktılar ve hesap görmeye kalktılar. Peygamber Efendimiz ‘Allah, hayrını dilediği kişiyi sıkıntıya sokar’ demiştir. Evet, rabbimiz bizlere hayra tebdil olacak bir süreç yaşattı. O dönemde ‘koalisyon kurun, başka çareniz yok’ dediler. ‘AK Parti artık tek basına iktidar olamaz’ dediler. Aslında bu sonun başlangıcı için yaptıkları çağrı idi. Ama teşkilatın reisi, milletin reis-i cumhuru, bu oyunu bozdu ve Türkiye’yi karanlığa mahkum etmek isteyenlerin oyunu bozdu. AK Parti 1 Kasım’dan güçlenerek yüzde 50 oy alarak çıktı” şeklinde konuştu.

    AK Parti’nin arkasında ağzı dualı, gözü yaşlı destek olan halkın olduğunu ifade eden Gedikli, şunları söyledi:

    “Bakın işte bu şer odaklarının da, bu az önce bahsettiğim birçok kez darbe girişiminde bulunan Türkiye düşmanlarının da anlamadığı bu. Niye yıkamadıklarını anlayamıyorlar; çünkü sizler varsınız, gece gündüz demeden hasta çocuğunu evde bırakıp, işini gücünü bırakıp koşturan teşkilatı var AK Parti’nin, arkasında ağzı dualı, gözü yaşlı destek olan halkımız var.”

    “AK PARTİ DİYE BİR PARTİ 14 YILDIR DİMDİK AYAKTA İSE LİDERİ ERDOĞAN SAYESİNDEDİR”

    Gedikli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bahsettiği konuşmasında, “Bakın bugün burada bunları burada konuşabiliyorsak, AK Parti diye bir parti 14 yıldır dimdik ayakta ise yıllar önce Pınarhisar’da zindana atılmayı göze almış olan lideri Erdoğan sayesindedir. İlk günden beri yanında olan bir kardeşiniz olarak söylüyorum, bir gün bile pes ettiğini, tehdide boyun eğdiğini, Türkiye’ye koyulan engellere razı olduğunu görmedim. Herkes panikte iken, her şey bitecek diye ne yapacağını bilemez haldeyken o dimdik ve kararlıydı. Batı vesayeti ile pozisyon alanlar bunu kaybetmek istemiyor. Cumhurbaşkanımızın gündeme getirdiği konuların çığır açmasından korkuyorlar. Komşu ve çevre ülkelerin Türkiye’ye ihtiyacı var. Türkiye’yi başkanlık modeli içinde düşünürseniz, bölgede ekonomik, kültürel ilişkileri hızla geliştirecek kapasitesi var” değerlendirmelerinde bulundu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünkü konuşmasındaki “Küresel düzeyde en çok ihtiyaç hissedilen konu başlığı, en fazla kıtlığını çektiğimiz konuların başında ‘adalet’ geliyor” sözlerine de değinen Gedikli, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, dün ‘Küresel düzeyde en çok ihtiyaç hissedilen konu başlığı, en fazla kıtlığını çektiğimiz konuların başında adalet geliyor’ dedi.

    Bunu her alanda görüyoruz, özellikle ekonomide. Dünyada gelir adaletsizliği artık toplumların hem sosyal, hem siyasi ve ekonomik yapısını bozar hale geldi ve sürdürülebilir bir durumda değil. Yeni kitabımda da yaptığım akademik çalışmalarda hep vurguladığım şey; ekmeği yalnız yiyen yükünü yalnız taşır. Biz ekmeğini bölüşen bir tarihin, kültürün ve dinin mensuplarıyız. ‘Komşun açken sen tok yatamazsın’ sözü her şeyi açıklıyor” ifadelerini kullandı.

    Başkanlık sisteminin Türkiye’ye neler kazandıracağını anlatan Gedikli, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Başkanlık sistemi Türkiye’ye çağ atlatacak, lider vizyonu sahaya yansıyacak. Bahsettiğimiz sistem üniter yapı çerçevesinde olacak. Her alanda sinerji yaratacak, otoriter değil, çoğulcu sistem kurulacak, yürütme güçlenecek, iki başlılık bitecek, muhalefet daha etkili hale gelecek, ekonomide istikrarı destekleyecek, mega projeler, yatırımlar olacak, büyüme ivme kazanacak, çoğulcu bir sistem olacak, katılımcılık artacak, bireyleri ön plana çıkaracak, siyaseti merkeze yaklaştıracak ve yatırımcının, ihracatçının, işadamının önü açılacak.”

    “SİSTEMİMİZ PARLAMENTER OLMA VASFINI YİTİRİP YARI BAŞKANLIK SİSTEMİNİ ANDIRIR HALE GELDİ”

    Parlamenter sistemin sorunlarının 14 yıldır AK Parti tek başına iktidarda olduğu için hissedilmediğini savunan Gedikli, “Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi ile birlikte mevcut sistemimiz parlamenter olma vasfını yitirip yarı başkanlık sistemini andırır hale geldi. Ne yaparsanız yapın, tıkanıklığı aşılamayan bir hal almış olan parlamenter sistemin sorunlarını AK Parti iktidarı olduğu için 14 yılda aşmıştır” diye konuştu.

    Gedikli, başkanlık sisteminden rahatsız olan çevrelerin Türkiye’deki belirsizlik ortamından faydalandıklarını ifade ettiği konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Başkanlık sistemini kim istemiyor, bir de niye istemiyor? İstememesini bırakın ağzımıza alınca kıyametler koparıyorlar. Gördüklerimiz şunlar; PKK ve uzantısı parti, Pensilvanya çetesi FETÖ. Demek ki bu Türkiye için hayırlı bir iş. Halka ‘bidon kafalı’, ‘göbeğini kaşıyan adam’ diyenler, Kut’ul Amare gibi zaferlerin hatırlanması ve bunların tekrar gündeme gelmesinden rahatsız olanların, ‘seni başkan yaptırmayacağız’ çığlıklarının nedeni adaletli kalkınma. Ekonomi o kadar önemli ki hemen her siyasi gelişmede bu yabancı kuruluşlar, başta kredi derecelendirme kuruluşları hemen bir açıklama yayınlar. Noktası virgülüne 2-3 tane hazır şablon vardır ellerinde, dolaşıma sokulur. Bazı finansçılar ateşi harlar ve piyasalarda suni dalgalar oluşturmaya çalışırlar. Dün Moody’s ‘Siyasi belirsizlik Türkiye’nin dış kırılganlıklarını azaltacak ve büyüme görünümünü güçlendirecek reform sürecinin gecikmesine de neden olabilir’ dedi. Bu dava bitmez, bu dava biter diyenler bitti ama dava bitmez; çünkü 10 değil 100 değil bin yıllık davadır bu. Muhiddin Arabi’nin dediği ‘Cenab-ı Hak sana hizmeti, ibadeti farz kılmakla aslında cennetine girmeyi farz kılmıştır’ düsturunu benimsemişlerin davasıdır bu.”

    Programın açılış konuşmasını yapan Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül, “Yeni anayasa ve başkanlık siteminin gelecek neslin önünü açmak, daha büyük hedeflere koşmak için olduğunu biliyoruz. Onun için bu konuşmalar çok anlamlı. Katılımız için hepinize teşekkür ediyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun” diye konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gedikli: “Kimse Türkiye’yi Durduramayacak”

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Bülent Gedikli, Türkiye’nin dünyada bütün ülkelerle ticari ve ekonomik ilişkilerini geliştirmeye devam edeceğini, içeriden ve dışarıdan Türkiye’yi durdurmak isteyenlerin bunu başaramayacağını söyledi.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Bülent Gedikli, Zambiya Ankara Büyükelçisi Miriam Mulenga ve Büyükelçilik Katibi Harold Luyando’yu Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki makamında kabul etti. Türkiye’nin bütün ülkelerle ticari ve ekonomik ilişkilerini geliştirmek istediğini kaydeden Gedikli, Türkiye bu gelişimi sağlarken birilerinin bunu engellemeye çalıştığını kaydederek, “Biz birilerinin söylediklerine göre değil, tarihin ve değerlerimizin bize yüklediği misyona göre hareket ediyoruz” dedi.

    “Bütün ülkelerle her türlü ticari, kültürel bağları kurmak için gayret ediyoruz” diyen Gedikli, bu gayretin bir adımı olarak Zambiya Büyükelçisi Miriam Mulenga ile biraraya geldiklerini kaydetti. Gedikli, “Dünyada enformasyon devrimi oldu, her yere ulaşmak son derece kolaylaştı. Dünyada bütün ülkelerle bu tür ilişkileri geliştireceğiz. Birilerini rahatsız ediyor bu gelişmeler. Türkiye kültürel ve ticari bağlarını güçlendirdiği taktirde öncü devlet olacaktır. Yarından itibaren bunun somut tezahürünü görmüş olacağız. İİT zirvesi var, bu bizim geldiğimiz noktayı göstermesi açısından önemli. Bu toplantı, bundan sonra İslam coğrafyasında ve Ortadoğu’da kaderin değişmesi bakımından son derece önemli bir toplantı” diye konuştu.

    AK Parti dönemine kadar Türkiye’nin kendi içine kapanmış bir ülke konumunda olduğunu söyleyen Gedikli, “Biz bunları değiştirdik, artık Türkiye kendi değerleri ile buluştu, devlet-millet kaynaşması oldu. Bu kaynaşma olduktan sonra biz iş adamlarımızın, yatırımcılarımızın, ülkemizin büyük bir potansiyele sahip olduğunu biliyorduk. Bu potansiyel sahaya yansımaya başladı, Türkiye’nin varlığı ortaya çıktı. Biz tarihimizin ve değerlerimizin bize yüklediği misyon ile hareket ediyoruz. Birilerinin söylediklerine göre hareket etmiyoruz. Bize engel çıkartmaya çalışanlar olacaktır, ama biz artık Türkiye olarak farklı bir noktaya geldik. İİT aslında bu somut tezahürün yansıması. 10 yıllık bir eylem planı yapıldı, Türkiye tarafından bu hazırlandı, Türkiye şimdi dönem başkanlığını devralıyor. Biz kendimize güveniyoruz. İçeriden ve dışarıdan birileri ‘yapamazsınız’ diyecek, ama biz yapacağız, kimse Türkiye’yi durduramayacak” şeklinde konuştu.

    Zambiya Ankara Büyükelçisi Miriam Mulenga, Türkiye’nin Zambiya’ya yönelik dış siyaseti konusunda müteşekkir olduğunu ifade ederek, Zambiya’nın bir Afrika ülkesi olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin son derece güçlü bir ekonomisinin olduğunu söyleyen Büyükelçi Mulenga, Türkiye’nin Afrika’ya karşı farklı bir yaklaşımının olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin dış politikasındaki en önemli unsurun ortaklık kurmak olduğunu belirten Büyükelçi Mulenga, Zambiya olarak güçlü bir ekonomiye sahip ülke ile işbirliği yapmak istediklerini kaydetti. Ancak iki ülke arasındaki ilişkilerin çok yeni olduğunu belirten Mulenga, ilişkilere büyük adım olarak bakmaya ihtiyaç duyduklarını ifade etti. İki ülke arasında ilişkilerin güçlendirilmesi amacıyla ortak bir komisyon kurulduğunu kaydeden Büyükelçi Mulenga, çift vergilendirmenin önlenmesine yönelik bir diğer anlaşma taslağının ise yeni bir şekle ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Mulenga, yatırım teşviki ve korunması anlaşmasına değinerek tüm bunların nihayetlendirildiğini bildirdi.

    Zambiya’nın oldukça fazla yatırım fırsatına sahip bir ülke olduğunun altını çizen Büyükelçi Mulenga, bu durumda oldukça iyi mükafatın da bulunduğunu belirtti. Zambiya hükümeti için kazanç alanlarının ise madencilik sektöründe olduğunu vurgulayan Mulenga, Zambiya’nın en büyük dördüncü bakır madeni ülkesi olduğunu ve aralarında altın madeninin de bulunduğu bu sektörde çeşitli fırsatlara ev sahipliği yaptığını söyledi. Enerji konusunda da yatırım yapmak isteyen Batılı yatırımcılar için önemli potansiyele sahip olduklarını kaydeden Mulenga, enerji sektöründe yatırımcılara önemli fırsatlar sunduklarını, enerji konusunda yapılan yatırımın sadece Zambiya’ya yatırım yapmak anlamına gelmediğini, aynı zamanda bölge dışına da yatırım yapmak anlamına geldiğini, çünkü Zambiya çevresinde bulunan ülkelere de enerji ikmali sağladıklarını vurguladı.