Etiket: Geçirilmeli”

  • Karaca: “Esnaf ve sanatkara yönelik yeni destek paketleri hayata geçirilmeli”

    Karaca: “Esnaf ve sanatkara yönelik yeni destek paketleri hayata geçirilmeli”

    Erzurum Matbaa-Kırtasiye ve Tabelacılar Esnaf Odası Başkanı Hikmet Karaca, Pandemi tedbirleri kapsamında alınan kararlardan ekonomik olarak etkilenecek esnaf ve sanatkarlara yeni destek paketlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

    Esnaf ve Sanatkârların Mart 2020 tarihinden bu tarafa devlet tarafından alınan bütün yasak ve önlemlere harfiyen uyduğunu dile getiren Başkan Karaca, “Bu süre zarfında direk veya kısmen kapalı olan esnaf ve sanatkârımıza altı ay ötelemeli ve düşük faizli 25.000 liralık bir krediden başka hiçbir yardım veya hibe verilmemiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı son yasak ve önlem paketinde ise iş yerlerimizin büyük bir kısmı süresiz olarak kapalı kalacaktır. Bu sıkıntılı süreçte; Sağlık için alınan hiçbir karara karşı değiliz. Bütün tedbirlere evet, ancak esnafın hali ne olacak? Daha önce getirilen kısıtlama tedbirleri kapsamında en büyük maddi sıkıntıları esnaf ve sanatkarımız yaşamıştır. Hiç kuşku yok ki, yeni alınan kısıtlama tedbirleri kapsamında olumsuz etkilenecek kesim yine esnaf ve sanatkarımız olacaktır. Alınan bu kararlar kapsamında esnaf ve sanatkâr özel olarak desteklenmelidir” dedi.

    Yeni alınan kararlardan ekonomik olarak etkilenecek esnaf ve sanatkara yönelik yeni destek paketlerinin hayata geçirilmesini isteyen Karaca, “Hiç zaman kaybedilmeden iş yerleri kapanan esnafımıza ve yanlarında çalışan personele nakdi yardımlar yapılmalıdır. Kira yardımının yanı sıra elektrik, su, doğalgaz ve benzeri zorunlu giderlerimizi karşılamak için her ay düzenli olarak nakdi yardımlar yapılmalıdır. Esnaf ve Sanatkarımız, kapalı oldukları süre içerisinde SSK, Bağ-Kur ve Vergi giderlerinden muaf tutulmalıdır.” diye konuştu.

  • TESK Genel Başkanı Palandöken: “ABD kararını ivedi olarak gözden geçirilmeli”

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “ABD Başkanı Trump’ın yapacağı açıklama hayati önem taşımaktadır. Bu kararın telafisi mümkün değildir. ABD ile bugüne kadar devam eden dostluğumuza ve müttefikliğimize zarar getirecektir” dedi.

    ADB Devlet Başkanı Trump’ın bu kararı ivedi olarak gözden geçirmesi gerektiğini belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Kudüs’ün statüsünü değiştirecek, ihlal edecek bir açıklama tarihi bir hatadır. Bu karar yeni bir dinler arası çatışmayı getirecektir. Kudüs İslam alemi bakımından kutsal bir şehir. Bu kararın bir an önce gözden geçirilmesini istiyoruz. Çünkü bu karar ile bölgedeki sorunların çözümü daha da güçleşecektir” diye konuştu.

  • İpek: “Yüksek teknolojili ürün ihracatı için acil eylem planları harekete geçirilmeli”

    MESİAD YİK Başkanı Hasan Hüseyin İpek, Türkiye’nin ekonomik olarak kalkınmasının temel koşullarından birinin, yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerin ihracatının sağlanması olduğunu belirterek, bunun için açıl çözüm üretilmesi ve acil eylem planlarının bir an evvel harekete geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

    Mersin Sanayici ve İş İnsanları Derneği Yüksek İstişare Kurulu (MESİAD YİK) Başkanı İpek, yazılı bir açıklama yaparak, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) açıkladığı ihracat verilerini değerlendirdi. Bir önceki yıla göre ihracatın arttığını vurgulayan İpek, buna rağmen Türkiye’nin asıl hedefi olması gereken yüksek teknolojili ürünlerin ihracatında gerileme yaşandığını ifade etti.

    “Acil çözüm üretmeliyiz”

    TİM’in açıkladığı verilerin, ihracat açısından olumlu bir tablo çizdiğine işaret eden İpek, ancak Türkiye’nin ekonomik olarak kalkınmasının temel koşullarından birinin de yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerin ihracatının sağlanması olduğunun altını çizdi. Geçen yıllarda yerli üretim kapasitesini genişletmek adına yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlere farklı teşvik sistemleri geliştirildiğini anımsatan İpek, “Buna rağmen Türkiye’de son 3,5 yılda bu iki ürün grubunun ihracatında artış yerine gerileme yaşandı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, 2014 yılından bu yana yüksek ve orta yüksek teknolojili ürün dış ticaretinde Türkiye toplam 187 milyar 312 milyon dolarlık açık verdi. Bunların nedenlerinin araştırılması gerekiyor. Doğru bir politika yürütüp daha fazla cari açık vermeden acil çözüm üretmeliyiz” dedi.

    Bu kapsamda son 3,5 yılı değerlendiren İpek, 2014 yılında 5 milyar 20 milyon dolar olan yüksek teknolojili ürün ihracatının 2015’te 4 milyar 909 milyon dolara, 2016’da da 4 milyar 683 milyon dolara gerilediğini bildirdi. Bu yıl Ocak-Temmuz döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre 676 milyon dolar artış kaydedilerek 3 milyar 294 milyon dolar olduğunu belirten İpek, orta yüksek teknolojili ürünlerin ihracatında da dalgalı bir durumun seyrettiğini ifade etti. 2014 yılında 46 milyar 517 milyon dolar olan orta yüksek teknolojili ürün ihracatının, 2015’te 42 milyar 748 milyon dolara düştüğünü anlatan İpek, “Geçen yıl 44 milyar 240 milyon dolar olmuş. 2017 yılı Ocak-Temmuz döneminde ise orta yüksek teknolojili ürün ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre, 3 milyar 825 milyon dolar artarak 28 milyar 914 milyon dolara çıkmış” ifadelerini kullandı.

    “Ülkemiz acil eylem planlarını bir an evvel harekete geçirmeli”

    Yüksek ve orta yüksek teknolojili ürün gruplarının ihracat ve ithalat rakamları arasında büyük bir uçurum olduğuna dikkat çeken İpek, şöyle devam etti: “Türkiye yüksek ve orta yüksek teknolojili ürün gruplarında toplam 180 milyar 325 milyon dolarlık ihracata karşılık, 367 milyar 637 milyon dolarlık ithalat yapmış. Bu ürün gruplarında son 3,5 yıllık açık ise 187 milyar 312 milyon dolar olmuş. Dolayısıyla yüksek oranda cari açık söz konusu. Bu tablo ekonomimizin geleceği açısından hiç iç açıcı değil.”

    Bu anlamda özellikle teknoparklar çok iyi kullanılarak, üniversite-sanayi işbirliğinin üzerine gidilmesi gerektiğini vurgulayan İpek, şunları kaydetti: “Üniversitelerimiz içerisinde bulunan teknoparkların yüksek teknoloji ürünlerinin üretilmesine yönelik çalışmalar yapması teşvik edilirse o zaman aradaki uçurum denebilecek rakamların önüne geçebiliriz. Bu konuda üniversitelerimize büyük görev düşüyor. Gençlerimizin daha inovatif düşünmesi ve kendilerini geliştirmesi gerekiyor. Bugün dünyada bunun birçok örneği mevcut. Özellikle dijital platformlarda geliştirilen ürünler milyar dolarlık ticari değere sahip olabiliyor. Ülkemizin mutlaka ve mutlaka bu konularda ciddi çalışmalar yaparak, acil eylem planlarını bir an evvel harekete geçirmesi gerektiğini düşünüyorum.”

  • İTO Başkanı Demirtaş: “Körfez geçiş projesi hızla hayata geçirilmeli”

    Körfez Geçiş Projesi’nin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyen İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, Körfez çevresini dolaşan sahil bandındaki kara yollarının ihtiyacı karşılamadığından yapılan İzmir çevreyolunun da iş saatlerinde kilitlendiğini ifade etti.

    İzmir’in son yıllarda hızlı bir yapılaşma sürecine girdiğini belirten İTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, “Bina ve nüfus yoğunlukları artıyor ve yer değiştiriyor. Buna bağlı olarak araç sayısı da artıyor. Bugün İzmir’de trafikteki araç sayısı 1 milyon 300 bin civarına ulaştı. Bu artışlar kendini özellikle iş saatleri olmak üzere trafik yoğunluğu ve sıkışıklığı olarak gösteriyor” dedi.

    İzmir şehir merkezinin, coğrafi yapısı gereği körfez çevresindeki dar yerleşim bandında geliştiğini söyleyen Demirtaş, Körfez çevresini dolaşan sahil bandındaki karayollarının ihtiyacı karşılamadığından yapılan İzmir çevre yolunun da iş saatlerinde kilitlendiğini söyledi. Demirtaş, “Temel mesele, İzmir kent merkezine gelen ve transit geçiş için kullanan araç sayısını azaltmak, alternatif ulaşım güzergahları ile trafiği merkezden uzaklaştırmak ve sürücülere yoğunluktan kaçış imkanı verebilmektir. Bu amaçla Odamız, İzmir’in EXPO 2015 adaylığı döneminde, İnciraltı ile Çiğli arasında bir bölümü tüp geçit ve bir bölümü asma köprü olmak üzere İzmir Körfez Geçişi Projesini hazırlatarak kamuoyu ile paylaşmıştır. Proje kapsamında, İnciraltı-Çiğli arası Körfez Geçişi Projesi kapsamında Yenikale-Alsancak Limanı arası gemi geçişine izin verecek şekilde bir tüp tünel, tüp tünel kazısından çıkacak malzeme ile Körfez ortasında plajları ve EXPO simgesi DNA kulesi ile yapay bir ada, devamında Çiğli’ye kadar uzanan bir asma köprü önerilmişti” dedi.

    “Kentin kuzeyi ile güneyi arası 6 dakikaya inecek”

    Oda tarafından hazırlatılan İzmir Körfez Geçişi Projesi’nin, demiryolu ulaşımı da dahil edilerek 2012 yılı seçim döneminde, dönemin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı, Başbakan Binali Yıldırım’ın seçim vaadi olarak açıkladığı ’35 İzmir 35 Proje’ içerisine dahil edildiğini hatırlatan Demirtaş, “İzmir Körfez Geçişi (İZKARAY) adını almış ve böylece bu tarihten itibaren bir devlet projesi haline gelmiştir. İzmir Körfez Geçişi Projesi, metropol kentin kuzey ve güney yakası arasında, şehir merkezine girmeksizin 6 dakika gibi çok kısa bir sürede ulaşımı sağlayacak, 31 kilometre sahil yolunda 19 kilometre, 55 kilometre uzunluğundaki çevre yolunda 43 kilometre kısalma olacaktır. Sayın Başbakanımızın geçtiğimiz aylarda açıkladı, 3 milyar 520 milyon TL olması öngörülen İzmir Körfez Geçişi Projesi için 2017 yılı içerisinde yap-işlet-devret modeliyle ihaleye çıkılması 2023 yılına kadar tamamlanması bekleniyor” ifadelerini kaydetti.

    Projenin gerçekleşmesi öncesinde liman yaklaşım kanalı, körfez sirkülasyonu ve liman yaklaşım kanalını açma esnasında ortaya çıkacak malzemeden yapılacak yapay ada ile entegre edilmesi gerektiğini belirten Demirtaş, “Ayrıca tünel ile köprünün birleşme noktasındaki ada üzerinde simgesel bir yapı, rekreasyon alanları ve plajlar yaratılması projeye bir zenginlik katacak, İzmir halkının deniz ortasında keyifle zaman geçirebileceği bir alan yaratacak” diye konuştu.

    “Projeler hayata geçmezse bugün yaşanan trafiği mumla ararız”

    İzmir trafiğinin bugünkü durumunun yeni kent merkezindeki kuleler ve kentin diğer bölgelerindeki gayrimenkul projeleri tamamlandığında ’mumla aranacağını’ vurgulayan Demirtaş, “İzmir Büyükşehir Belediyesinin yürütmekte olduğu Ulaşım Master Planı bu açıdan çok öneli. Odamız 2 yıl önce ‘İzmir Kıyı Kesimi ve Kent Merkezi Tünelleri Fikir Projesi’ni kamuoyu ile paylaştı. Buradaki amaç kent içerisinden geçen transit yolların tüneller ile yer altına alınması” dedi. Böylelikle hem kent içi trafik rahatlayacağını hem de yol ve meydanların önemli bir bölümünün yaya, bisiklet ve tramvay gibi daha çağdaş ve insancıl kullanım alanlarına döneceğini ifade eden Demirtaş, şunları söyledi:

    “Projemizde Üçkuyular Arabalı Vapur İskelesi önü, Mustafa Kemal Sahil Yolu, Konak, Mürselpaşa, Şehitler Caddeleri arasındaki ana akslarda trafik yer altına alınıyor. Liman viyadükleri kaldırılıyor. Mustafa Kemal sahili komple yayalaştırılıyor, Alsancak Gar meydanı ve Vahap Özaltay Meydanı yayalaştırılıyor. Bu projelerle birlikte Körfez geçişinin de tamamlanmasıyla tüm transit geçişler yer altına alınmış olacak. Ancak bu projeler de yetmez. İzmir çevreyolu şu an tıkanma noktasında. Bunun için 3’üncü çevreyolunu şimdiden tasarlamamız gerekiyor, tüm bu karayolu projelerinin yanında mutlak suretle metro ve raylı sistem ağının yaygınlaştırılması ve deniz ulaşımının daha etkin kullanılması sağlanmalı.”

  • Hanefi Bostan: “Yardımcı Hizmetler Personeli Memur Kadrosuna Geçirilmeli”

    Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, “Yardımcı Hizmetler Personeli memur kadrosuna geçirilmeli” dedi.

    Yrd. Doç. Dr. Hanefi Bostan, yaptığı yazılı açıklamada, “Bugün üniversite, Kredi-Yurtlar, MEB, üniversite hastaneleri ve sağlık bakanlığı ile birçok devlet kurumunda hizmetli, teknisyen yardımcısı, bekçi, temizlikçi, kaloriferci, hasta bakıcı, hayvan bakıcısı, hademe, odacı, bakıcı anne ve mübaşir olarak çalıştırılan yaklaşık 170 bin Yardımcı Hizmetler Sınıfı (YHS) personeli bulunduğunu” hatırlattı.

    Bostan, yazılı açıklamasında, bu konuda şunları söyledi: “657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 36. maddesinin 8. bendine göre; ’Yardımcı hizmetler sınıfı, kurumlarda her türlü yazı ve dosya dağıtmak ve toplamak, müracaat sahiplerini karşılamak ve yol göstermek; hizmet yerlerini temizleme, aydınlatma ve ısıtma işlerinde çalışmak veya basit iklim rasatlarını yapmak; ilaçlama yapmak veya yaptırmak veya tedavi kurumlarında hastaların ve hastanelerin temizliği ve basit bakımı ile ilgili hizmetleri yapmak veya kurumlarda koruma ve muhafaza hizmetleri gibi ana hizmetlere yardımcı mahiyetteki görevlerde her kurumun özel bünyesine göre ve yine bu mahiyette olmak üzere ihdasına lüzum gördüğü yardımcı hizmetleri ifa ile görevli bulunanlardan 4 üncü maddenin (D) bendinde tanımlananların dışında kalanları kapsar’ denilmektedir.”

    “YARDIMCI HİZMET SINIFI PERSONELİ, DEVLET MEMURLARI KANUNUNA GÖRE MEMUR SAYILMAKTADIR”

    Yardımcı Hizmet Sınıfı personelinin, Devlet Memurları Kanununa göre memur sayıldığını anlatan Bostan, şöyle konuştu: “Devlet memuru sayılmalarına karşılık, diğer memurların aldığı maaş kadar maaş alamamakta ve ek göstergeleri bulunmamaktadır. Bu durum Yardımcı Hizmet Sınıfı personelinin ciddi anlamda mağdur olmasına neden olmaktadır. Nitekim devlet memurları için belirlenen 10 hizmet sınıfından yalnız Yardımcı Hizmet Sınıfı personelinin ek göstergesi bulunmamakta, dolayısıyla bunların çalışırken aldıkları maaş, emekli olduklarında da emekli aylıkları ve emekli ikramiyelerinin diğer memurlardan düşük olması sonucunu doğurmaktadır. Bu sınıfta görev yapan memurların önemli bir kısmının fakülte, yüksek okul mezunu olmaları huzursuzluğu bir kat daha artırmaktadır.”

    Bostan, söz konusu mağduriyeti gidermek ve kamuda huzursuzluğu önlemek üzere geçmiş yıllarda Yardımcı Hizmet Sınıfı personelinden bazı hizmetli ve kalorifercilerin valilik oluruyla Genel İdari Hizmetleri sınıfına geçirilip memur statüsüne alındığını hatırlattı. Sorunu kökünden çözmek üzere konfederasyonun Türkiye Kamu-Sen 2005 Yılı Toplu Görüşmelerinde sorunu masaya taşıyarak toplu görüşme mutabakat metninde bir karara varılmasını sağladığını anlatan Bostan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mutabakat metninde yer alan karara göre; ’Yardımcı Hizmet Sınıfında çalışanların öğrenim durumlarına göre diğer hizmet sınıflarına bir defaya mahsus olmak üzere sınavsız atanmaları sağlanacaktır’. Ancak gelen hükümetler ’üniversite genel sekreter yardımcılarına 3600 ek gösterge verilmesi ve 4/C’li personelin kadroya geçirilmesi’ kararları gibi bu kararı da bugüne kadar uygulamamıştır. Sorunun çözülmesi için 2013 yılında Yardımcı Hizmet Sınıfının Kaldırılması ve 2014 yılında da YHS’lerin Memur Kadrosuna Atanması için TBMM başkanlığına iki kanun teklifi verilmekle beraber bugüne kadar ilgili kanun teklifleri görüşülüp karara bağlanmamıştır”.

    Hanefi Bostan, “Memur hizmet sınıfları arasında ek gösterge konusunda yaşanan bu eşitsizliğin giderilmesi açısından, yardımcı hizmetler sınıfına dahil kadrolarda görev yapan personele ek gösterge verilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ya da bu hizmet sınıfının kaldırılarak memur kadrolarına geçirilmesi gerektiğini” söyledi.

    Hanefi Bostan, yazılı açıklamasını şöyle tamamladı: “Kurumlar, görevde yükselme sınavı yapmadığı, yaban kurumların da sınırlı kadrolar ilan etmesi ve sınavları uzun yıl aralıklarıyla yapmaları nedeniyle yardımcı hizmetler sınıfı personeli mağdur olmaktadır. Bu sınıfta bulunan personele memurların yaptığı iş yaptırılmaktadır. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin yapması gereken işler de taşeron elemanları vasıtasıyla yaptırıldığı bilinen bir husustur. Taşeron çalışanlarının kadroya geçirilme çalışmalarının yapıldığı bir dönemde Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin memur kadrosuna, 4/C ve 4/B’li personelin 4/A memur kadrosuna geçirilmesi zaruret haline gelmiştir.”