Etiket: Geçirdiği

  • Zimmetine para geçirdiği iddiasıyla gözaltına alınan muhasebeciye denetimli serbestlik

    İzmir’in Çeşme ilçesinde bir şirketin muhasebecisi olan A.Y. (33), dört yıldır muhasebesini tuttuğu şirketin parasını zimmetine geçirdiği iddiasıyla sevk edildiği mahkemede, adli kontrol şartı ile serbest kalırken, üzerinde ve aracında bulunan paralara el kondu.

    Çeşme’de uluslararası taşımacılık yapan bir şirketin muhasebesini tutan A.Y.’nin, şirketin parasını zimmetine geçirdiği şüphesiyle, şirket yetkililerince Cumhuriyet Savclığına ihbarda bulunuldu. Savcının talimatıyla harekete geçen Çeşme Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri, A.Y.’yi zimmete para geçirme ve görevi suistimal iddiasıyla gözaltına aldı. Ekipler A.Y.’nin üstünde 1580 lira ve 865 Euro, aracında ise 28 bin 835 Euro, 830 dolar ve 20 bin 200 lira bularak el koydu. Şüpheli A.Y.’nin evinde de arama yapan polis ekipleri, muhasebesini tuttuğu uluslararası taşımacılık şirketine ait 5 tahsilat makbuzunu incelemek üzere aldı. A.Y., sorgusunun tamamlanmasının ardından Çeşme Adliyesine sevk edildi. Cumhuriyet Savcılığınca sorgulanan A.Y., denetimli serbestlik istemiyle mahkemeye sevk edildi.

    Babası hasta olduğu için para almış

    Mahkemedeki savunmasında suçlamaları kabul etmediğini söyleyen A,Y., “Son iki gün kamera kayıtları alınmış. Ancak ben muhasebe sorumlusuyum. Kasalarda gider yapma sorumluluğu da verdiler ve ’Fatura karşılığında ödemeleri de yapabilirsin’ dediler. Çalışanlara da avanslarını ben verirdim, buna yetkim vardı. 4 yıllık çalışan olduğum için bana yetki vermişlerdi. Resmi bir yetkim yoktu, ancak sözlü olarak söylemişlerdi. Kasa teslimini yapmadan önce, babam demans hastası, ben bu paradan aldım. Yaklaşık 500 küsurdu. Amacım bir gün sonra gelince kendime avans düzenleyip, yetkililere bildirmekti. Bana zaten bu yetkiyi vermişlerdi. Son iki yıldır ben kasa teslimi alıyorum. Kullanılan sistemden yapılan işlemleri görebilirler. Ben zimmet geçirdiğim iddialarını kabul etmiyorum. Ben sadece son iki gün kasayı teslim etmedim” dedi.

    “İhtiyacım vardı, ertesi gün hastaneye gidecektim”

    Savunmasında, yırtılan kasa fişleri ile ilgili iddiaları yanıtlayan A.Y., “İş yerine yeni başlayan arkadaşım yanlış evrak düzenlemişti. Ben onu düzenleyip, yırtıp attım. 1000 TL civarında para ve uçak biletleri vardı. Amacım yanlış evrakı düzeltip, doğru haliyle giriş yapmaktı. Ben muhasebe şefi olduğum için önceki gün gelen N.Y.’nin feribot bileti satışı ve uçak bileti satışlarının gelirleri için verdiği evrakın yanlış düzenlendiğini anladım. Feribot bileti girişini sisteme yaptım. Ancak uçak bileti satışına ilişkin parayı yanıma aldım. İhtiyacım vardı. Ertesi gün hastaneye gidecektim. N.Y.’nin getirdiği evrakı o yüzden değiştirdim. Daha doğrusu orijinal evrakı çantama koydum. Yenisini düzenleyerek iş yeri sahibine eksik para ve evrakı verdim” ifadesini kullandı.

    “Aracımdaki para bana ait değil”

    A.Y., aracında bulunan çok miktardaki para için de, “Aracımda bulunan para bana ait değildir. Gayrimenkul işi yapan arkadaşım ’Çarşamba, Perşembe günü senden alırım’ diyerek bana verdi. Bu para bana ait değildir” diyerek iddiayı kabul etmedi. A.Y., uçak biletlerinin her ne kadar nakit satış olsa da, şirketin kredi kartlarından biletlerin satış işlemlerinin gerçekleştiğini iddia ederek, “Şirketin tüm işleyişini biliyorum. Kumpasa getirildiğimi düşünüyorum. Tazminatsız çıkartılmam için suçlandığımı düşünüyorum” diye konuştu.

    Müvekkilinin serbest bırakılmasını istedi

    A.Y.’nin avukatı da, “Müvekkilimin atılı suçu işlemiş olsa, bahse konu faturaları kameraların karşısında bulunan çöpe atması, hayatın olağan akışına aykırıdır. Kendisi sabıkasız olup, sabit ikametgah sahibidir. Yurt dışına çıkma niyeti yoktur. Kendisini aklamak için bir yere ayrılmayacaktır” diyerek, öncelikle serbest bırakılmasını, aksi halde adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep etti.

    Adli kontrol şartı ile serbest kaldı

    Şirketin avukatının “Delilleri karartma ihtimali vardır. Bu nedenle tutuklu yargılanmasını talep ediyoruz. Tedbire ilişkin taleplerimizi dilekçede belirtmiştik. Bunları tekrar ediyoruz” şeklindeki talebine karşın mahkeme, Cumhuriyet Savcılığının talebini kabul ederek, şüphelinin adli kontrol şartı ile serbest bırakılmasına karar verdi.

  • 105 yaşındaki Yusuf dede geçirdiği operasyonla sağlığına kavuştu

    Sürekli bayılan ve kalp ritim bozukluğu olan 105 yaşındaki 20 torun sahibi Yusuf Yıldırım, Elazığ’da geçirdiği başarılı operasyonla sağlığına kavuştu.

    Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde ikamet eden 105 yaşındaki Yusuf Yıldırım, kalp çarpıntısı ile Çemişgezek Devlet Hastanesine kaldırıldı. Burada kalp ritim bozukluğu teşhisi konulan yaşlı adama başka bir hastanede ablasyon tedavisi uygulandı ancak sağlığına kavuşamadı. Çarpıntısı geçmeyen ve sürekli bayılan Yıldırım, tedavi için Medical Park Elazığ Hastanesine sevk edildi. Hastanenin Kardiyoloji Kliniği hekimlerinden Prof. Dr. Mustafa Necati Dağlı ve Doç. Dr. Orhan Doğdu tarafından uygulanan EPS ve ablasyon işlemiyle Yusuf dede tekrar sağlığına kavuştu.

    Güzel bir başarıya imza atmanın mutluluğunu ve gururunu yaşadıklarını belirten Prof. Dr. Mustafa Necati Dağlı, “105 yaşındaki aritmi (Atipik AVNRT) çarpıntısı olan, kalp durması sonucu bayılan hastamız Çemişgezek’ten gelmişti. Müracaat ettiğinde kalp hızı 180 ile 200 arasında atıyordu. Gerekli müdahaleyi yapıp kalp atımlarını normale getirdikten sonra hastaya EPS ve ablasyon işlemi planladık. Aritmi kliniğimizde EPS işlemine aldık. Hasta 105 yaşındaydı, aritmi hastasıydı ve hastaya Doç. Dr. Orhan Doğdu ile yaptığımız Atipik AVNRT’ye başarılı işlem sonucu hastanın bütün çarpıntı problemlerini çözmüş olduk” dedi.

    105 yaşındaki hastanın kendilerine çarpıntı şikayeti ile geldiğini aktaran Doç. Dr. Orhan Doğdu ise, “Hastayı EPS ve ablasyon işlemi için laboratuvara aldık. Supraventrikuler taşikardi dediğimiz gruptan Atipik AVNRT Ablasyonu yaptık ve başarılı bir şekilde hastamızı taburcu ettik. Burada aslında fark şu, hastanın yaşlı olmasından dolayı anatomik dezavantajlar var. Normalde ileri yaşa bağlı olarak hastamızın kalbinde şekil bozukluğu olduğu için ritim bozukluğu yapan yeri bulmak ve yakmak çok zor oluyordu ve çoğunlukla başarısız işlem olmaktadır. Anatomik dezavantajlar biraz uğraştırdı ama sonuçta başarılı bir işlem yaptık” diye konuştu.

    İlk başta baş dönmesi hissettiğini ifade eden Yusuf Yıldırım da, “Ardından kriz geldi, kalbim biran duracak gibi oldu. Bir titreme geldi, gözlerim karardı. O an yanımda olan lise öğrencisi torunum ambulansı aradı. Ambulans geldi, orada ilk müdahaleyi yapan doktor kalbinde çarpıntı var dedi ve beni Elazığ’a sevk etti. Şimdi çok iyiyim” diye konuştu.

  • Şoförünün kalp krizi geçirdiği otomobil takla attı: 1 ölü, 4 yaralı

    Sivas’ın Gürün ilçesinde sürücüsünün kalp krizi geçirmesiyle takla atan otomobilde 1 kişi öldü, 4 kişi yaralandı.

    Kaza, saat 20.30 sıralarında Kayseri-Malatya D-300 karayolu Gürün ilçesi İncesu mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Orhan Y. (52) idaresindeki 58 AAE 833 plakalı otomobil sürücüsünün direksiyon başında kalp krizi geçirmesi sonucu takla atarak devrildi. Kazanın ihbar edilmesinin ardından olay yerine 112 Sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde direksiyon başında kalp krizi geçiren sürücünün hayatını kaybettiğini belirledi. Araçta bulunan Ahmet D. (46), Celal A. (58), Yiğit Ü. (19) ve Hakkı Ü. ise (17) yaralandı. Yaralılar ambulansla kaldırıldığı Gürün Devlet Hastanesinde yapılan ilk müdahalelerinin ardından Sivas’a sevk edildi. Jandarma ekiplerinin olay yerinde yaptığı incelemenin ardından sürücünün cenazesi Gürün Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

  • Geçirdiği kazadan iki ay sonra hayatını kaybetti

    Osmaniye’nin Cevdetiye beldesinde ağustos ayında geçirdiği kazada ağır yaralanan ve tedavisi Gaziantep’te devam eden İbrahim Demir hayatını kaybetti.

    Edinilen bilgiye göre, Osmaniye’nin Cevdetiye beldesinde ağustos ayında yaşanan kazada, 52 yaşındaki İbrahim Demir ile eşi Zübeyde Demir elektrikli bisikletle seyir halindeyken ara sokaktan aniden çıkan dolmuş minibüsünün çarpması sonucu yararlandı. Kazanın ardından Zübeyde Demir, Osmaniye İbni Sina Hastanesine kaldırılırken 2 gün süren tedavisinin ardından taburcu edildi. Durumu ağır olan İbrahim Demir ise yapılan ilk müdahalesinin ardından Gaziantep’teki özel bir hastaneye sevk edildi. 18 Ağustos’tan bu yana hastanede tedavi gören İbrahim Demir yapılan tüm müdahalelere rağmen bu sabah hayatını kaybetti.

    Otopsi için Gaziantep Adli Tıp Kurumuna getirilen Demir’in cenazesi yapılan otopsi işlemlerinin ardından defnedilmek üzere ailesine teslim edildi. Cenazenin Osmaniye Asri Mezarlığı’nda toprağa verileceği öğrenildi.

  • Geçirdiği trafik kazası sonrası 42 yıldır karanlıkta yaşıyor

    ŞANLIURFA (İHA) – Mevsimlik tarım işçisi olarak gittikleri Adana’da motosikletin çarpması sonucu 42 yıl önce gözlerini kaybeden vatandaş, tedavisinin mümkün olduğunu ileri sürdüğü Ankara Göz Hastanesinde tedavi olmak için yardım bekliyor.

    Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesine bağlı Direkli Mahallesi’nde 7 çocuk babası İbrahim Halil Aslan’a (48), 6 yaşında mevsimlik tarım işçisi olarak ailesiyle birlikte gittikleri Adana’nın İslamoğlu ilçesinde plakası ve sürücüsü belirlenemeyen motosiklet çarptı. İddiaya göre, sürücüsünün olay yerinde bırakarak kaçtığı yaralı İbrahim Halil Aslan, yüzüne motosiklet çarptıktan sonra geç tedavi edildiği için her iki gözü de ’kör’ oldu.

    42 yıldır gözleri görmeyen Aslan, 20 yaşında ailesi tarafından yüzde 51 özürlü raporu olan 17 yaşındaki Güler Aslan ile evlendirildi. İkilinin evlilikten 3 kız ve 4’te erkek çocuğu oldu. Aradan geçen onca yıla rağmen bir türlü gözleri için tedavi olamayan Halil Aslan, tedavi için Ankara Göz Bankasına çağrıldığını ancak maddi imkansızlıklardan dolayı gidemediğini belirterek, devlet yetkililerinden ve hayırsever vatandaşlardan yardım istedi. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından 750 lira maaş alan aile, yaşadıkları kiralık evde dram içinde dram yaşıyor.

    “42 yıldır görme umudu ile yaşıyor”

    En çok da Kur’an-ı Kerim’i okumak için gözlerinin tedavi edilmesini isteyen İbrahim Halil Aslan, “Ben 6 yaşındayken trafik kazası geçirdim. Şu an 48 yaşındayım. 42 yıldır gözlerim görmüyor. Benim çocuklarım, torunlarım var, onları merak ediyorum. Bunun için gözlerimin görmesi gerekir. Göz nakli için Ankara’da nakil yapılabiliyor. Benim yol param bile yok, nasıl tedavi olacağım. Göz nakli olmam için para gerekiyor. Perişan bir durumdayım. Benim şu an bakmakla yükümlü olduğum 3 küçük çocuğum var onlarda çalışamıyor. Oturduğumuz ev kira ve aylık 300 lira kira veriyorum. Param olsa göz nakli olacağım ama param yok. Gözlerimin görmesi için yardım bekliyorum. Benim eşimde özürlüdür. Onunda raporu yüzde 51 özürlü raporu var. Devlet bize ayda 750 lira veriyor. Bu maaş bize yetmiyor. Her şey pahalı olmuş. Ben özelikle dünya malı için değil Ku’ran-ı Kerim’i okumak ve çocuklarımı, torunlarımı görmek için gözlerimin tedavi edilmesini istiyorum” dedi.

    Damadı Servet Özaraz ise, “Kendisi Kur’an-ı Kerim okumak istiyor. Dünya malı için değil, sadece Kur’an-ı Kerim okumak ve çocuklarını görmek için, gözlerinin açılmasını istiyor. Ankara’da bir hastanede Göz nakli yapılabiliyor. İsteğimiz tek şey bir an önce göz nakli olmasıdır. Göz nakli olsa çocuklarına da bakar, evi geçindirmek içinde çalışır. Ama göz olmayınca hiçbir şey yapılamıyor” şeklinde konuştu.

    10 yaşında damdan düşmesi sonucu yüzde 51 zihinsel engelli kaldığını aktaran eşi Güler Aslan, “Ben de hastayım. Eşimin artık görmesini istiyorum Benim tedavim mümkün değil, tek isteğim eşimin tedavi edilmesi ve evine bakmasıdır. Bize yardım edin” diye konuştu.