Etiket: Geçimini

  • 35 yıllık çiğ köfte ustası seyyar tezgahı ile geçimini sağlıyor

    Mardin’in Kızıltepe ilçesinde çiğ köfte ustası Şerif Algan 35 yıldır yoğurduğu ve satışını seyyar tezgahında kendi eli ile yaptığı çiğ köftesi ile geçimini sağlıyor.

    60 yaşındaki çiğ köfte ustası ve 3 çocuk babası Şerif Algan, 35 yıldır çiğ köfte yoğurduğunu söyledi. Algan, “Geçimimi bu işle sağlıyorum. Çocuk yetiştirmekte, okutmakta zor. Bir şekilde rızkımızı kazanıyoruz. Kirada oturuyorum. 3 çocuğumu da bu tezgah sayesinde okuttum. Geçim zor ama Allah’a şükür bir şekilde rızkımızı alıyoruz. Her gün tezgahımda satmak için yaklaşık olarak 1 saat 30 dakika çiğ köfte yoğuruyorum. Satışlar iyi günde 50 kişilik çiğ köfte çıkarıyorum, bizde bu şekilde geçiniyoruz” dedi.

  • Antalya’da 250 bin dönümlük seradan 170 bin kişi geçimini sağlıyor

    Türkiye’de seracılığın yaklaşık yüzde 60’lık kesimine sahip olan Antalya’da, son bir iki yıldır sera yapımının yüzde 10 düştüğü bildirildi. Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Antalya’da 250 bin dönüm seranın 170 bin kişinin geçim kaynağı olduğunu belirtti.

    Türkiye’de turizmin yanında tarımda da söz sahibi olan Antalya’da seracılık alanında da büyük gelişmeler kaydediliyor. 50 yıl önce küçük ailelerle başlayan seracılık, bugün dev şirketlerin modern şekilde kurduğu seralar haline geldi. Son 15 yılda gelişen ve değişen çağa ayak uyduran Antalyalı çiftçiler seracılıkta da Avrupa’nın kullandığı modern sistemleri kullanıyor. Başta sulama, ısıtma, dölleme ve ilaçlama konusunda modern cihazları kullanan Antalyalı çiftçiler, seralarının fiziki yapısını da değiştiriyor.

    Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Antalya’nın örtü altı yetiştiriciliği durumu ve son gelişmeler hakkında bilgiler verdi. Alp, tarımın başkenti Antalya’da 250 bin dönüm seradan 170 bin kayıtlı çiftçinin geçimini sağladığını kaydetti.

    “Sera yapımında düşüş”

    Antalya’nın sahile kıyı kesimlerinin yanı sıra iç bölgelerde de yaz seracılığının başladığını dile getiren Alp, Korkuteli ve Elmalı’nın başı çektiğini söyledi. Antalya’nın turizmin yanında dünyaya açılan pencerelerinden birinin tarım olduğunun altını çizen Alp, “81 il içinde Antalya parlayan yıldızdır. Bugüne kadar Avrupa, Orta Doğu ve bazı Asya ülkelerine yıl boyunca tarımın örtü altı değil açık alandan da bir çok ürününü ihraç ediyoruz” dedi.

    Antalya’da seracılığın hat safhaya ulaşmasına rağmen yılda yüzde 10’luk bir düşüş olduğunu dile getiren Alp, “Yayla seracılığı büyük bir artış içinde. Seracılık önceden yüzde 50 katlanarak giderken son dönemde çiftçinin aşırı borçlanması ve ürettiklerinin para etmemesi nedeniyle bir düşüş yaşandı. Ama yeni sera yapımı azaldı. Bir aile ancak seradan geçinebiliyor” dedi.

    “Dönüm başı verim arttı”

    Günü kurtaran seranın 1 dönümünün 30 bin, modern seraların ise yapımının 70 bin lirayı bulduğunu kaydeden Nazif Alp, “Aile işletmeleri hakim genelde, eğer para arttırırsa çiftçi zamanla yeni sera yapıyor. Artık çiftçilerimiz modern seralarda, kayıtlı, kontrollü üretim yapıyor. Seralarımızda 12 ay üretim yapılıyor. Bilinçli tarım yapılıyor. Kasketli çiftçi sayısı azaldı. Eskiden 1 dönüm seradan 5 ile 7 ton arası domates alınırken şimdi 12 ile 18 ton arası alınıyor” diye konuştu.

    Ortak sıkıntısı

    Seralarda istihdam konusuna da değinen Nazif Alp, mülk sahibinin kendi ekebildiği gibi, yarı yarıya ortalık şeklinde bir yola gidebildiğini aktardı. Alp, seracılığın modernleşmesiyle işçiye bağımlılığın azalmasının yanında sektörün ortakçılık bulma noktasında sıkıntı yaşadığını dile getirdi.

    Alp, yüzde 70’e varan rakamlarda tohumları kendilerinin ürettiğini belirterek, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, gücü nezdinde destek verdiğini kaydetti.

    Çiftçinin her yıl az veya çok kazandığına şükrettiğini ve asla isyan etmediğini ifade eden Alp, “Turizme destek var ama tarıma da biraz destek bekliyoruz. Bu noktada en büyük desteği tabi ki pazar anlamında bekliyoruz” dedi.

  • Geçimini sağladığı malları yangında kül oldu

    Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir evde çıkan yangında, ailenin geçimini sağladığı elbiseler küle döndü.

    Alınan bilgilere göre, Şirinkuyu Mahallesi’nde Mehmet Karacığa’ya ait evde elektrik kontağından yangın çıktı. Evden yükselen dumanları gören mahalle sakinleri, durumu itfaiye ekiplerine bildirdi.

    Yangın kısa sürede büyüyerek tüm evi sardı. Olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin müdahale ettiği yangın, iki saatte kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangın sonrası hasar tespiti sırasında Mehmet Karacığa’nın pazarda ailesinin geçimini sağlamak için evde bıraktığı elbiselerin tamamen yandığı belirlendi.

    Elbiseleri pazarda satmak için il dışından satın aldığını belirten ev sahibi Karacığa, ailesini yanan ürünlerle geçindirdiğini söyledi.

    Polis, yangının çıktığı evin çökme ihtimaline karşı önlem alırken, yangına ilişkin soruşturma başlatıldı.

  • Ganalı ampute futbolcu geçimini tekstilden sağlıyor

    Trafik kazasında bacağını kaybeden Ganalı ampute futbolcu Richard Ekwam, 5 yıl önce geldiği Konya’da geçimini spor ekipmanları üreten tekstil atölyesinde çalışarak sağlıyor.

    Protez bacak desteği ile yürüyebilen Ganalı 27 yaşındaki Richard Ekwam 8 yaşındayken geçirdiği trafik kazasında sağ bacağını kaybettiğini belirterek, “Konya sakin bir şehir ve Konya’da yaşamaktan mutluyum. Türkiye güzel yani ben 4-5 senedir çok mutluyum. İki seneye bir memleketime gidiyorum, ailemi görüp geliyorum. Hiçbir sıkıntı yok. Burada benim çok arkadaşım var. Her zaman mutluyum ve Türkçeyi de yavaş yavaş öğreniyorum. Zaten ben İngilizce konuşuyorum. Konya’ya geldim, burada İngilizce bilen arkadaş yok. Onun için ben yavaş yavaş Türkçe konuşuyorum. Yavaş yavaş daha iyi olacak. Buraya da 2013 yılında başladım iyi kötü burada çalışıyoruz” dedi.

    “Ampute futbol olmayınca zaten moralimiz bozuluyor”

    2009 yılında Gana Ampute Milli Takımında oynadığını söyleyen Richard Ekwam, ampute futbolun kendisine moral verdiğini belirterek, “Bizim ampute futbol olmayınca zaten moralimiz bozuluyor ama biz ampute futbolda spor yaptığımız için çok mutlu oluyoruz. Türkiye de ampute sporla ilgili önemli lig. Bütün dünyada ampute milli takım var ama ampute lig yok. Sadece Türkiye’de ampute lig var. Onun için biz Türkiye’de mutlu oluyoruz. Ampute futbol da bedensel engellilere destek veriyor” ifadelerini kullandı.

    “8 yaşındayken 5 arkadaşım öldü benim de bacağım kesildi”

    Richard, 8 arkadaşıyla futbol oynadıkları sırada kendilerine araba çarptığını belirterek, “Ben 8 yaşındayken ben ve okul arkadaşlarım futbol oynadığımız sırada bize araba çarptı. Benim 5 tane arkadaşım bu kazada öldü. Ben Allah’a şükür benim sadece ayağım kesildi. Ama önceden moralim çok bozuluyordu, arkadaşlarımın iki tane ayağı var benim bir tane ayağım var diye ama ampute futbol oynadığım için moralim iyi” şeklinde konuştu.

    “İnşallah ben de ampute futbolun Selçuk İnan’ı olurum”

    Ganalı ampute futbol oyuncusu Richard, Selçuk İnan’la tanışmak istediğini de söyleyerek, “Ben Galatasaray’ı tutuyorum. Maçlarını her hafta izliyorum. Bence Türkiye’de ve Galatasaray’da en iyi orta saha oyuncusu Selçuk İnan. Ben Selçuk İnan’ın oyununa da her zaman bakıyorum. İnşallah ben de ampute futbol için Selçuk İnan gibi olurum. İnşallah ben birebir Selçuk İnan’la tanışma fırsatı bulurum” ifadelerini kullandı.

    Richard’ın çalıştığı iş yerinin sahibi Mehmet Doğan ise, Richard’ın 5 yıldır yanlarında çalıştığını belirterek, “Konya’da futbol oynuyorlar. Futbolun haricinde boş zamanlarında biz maddi imkan olarak ülkelerindeki ailelerine yararı olsun diye spor malzemesi üretiminde çalıştırıyoruz. Sağ olsun bize yardımcı oluyorlar, biz de onlara yardımcı oluyoruz, dolayısıyla onlar da ailelerine yardımcı oluyorlar” dedi.

  • (Özel haber) 87 yaşında geçimini çanta yaparak sağlıyor

    Kayseri’de yaşayan 87 yaşındaki Halil Eren, ilerlemiş yaşına rağmen bezden yaptığı kilim ve çantaları satarak aile bütçesine katkıda bulunuyor.

    Kayseri’de 87 yaşındaki Halil Eren’in azmi görenleri şaşırtıyor. 1978 yılında emekli olduktan sonra oğlunun tavsiyesi üzerin kilim ve çanta imalatı yapmaya başlayan Eren, 87 yaşına gelmesine rağmen işinden kopamıyor. Sadece beze verdiği şekiller ile birbirinden güzel kilim ve çantalar yapan Halil Eren, sağlığının el verdiği müddetçe işini bırakmayacağını söyledi.

    Eren, “Hava ikmal emeklisiyim. Emekli olduktan sonra haliyle boş duramadım. Hem canımın sıkıntısı geçsin, hem aile bütçesine katkısı olsun diye çocukla bu işlere başladık. Benin çocuk Bünyan’da imamdı. 1978’de emekli oldum, evde sıkıldığımı söyledim. Çocuğum da ‘Baba burada emekli öğretmenler buradan halı alıp Kayseri’de satıyorlar’ dedi. Biz de öyle başladık. Bir, iki sefer zarar ettiysek de zamanla alıştık. 2 sene sonra bir adama mal verdik, battık. Sonra boş durmayalım dedik ve bu işlere başladık. Aşağı yukarı 30 seneden beri de kilim çanta, kilim minderlerle uğraşıyoruz. 87 yaşında olmama rağmen zor gelmiyor bana. Çünkü fazla yorucu bir şey değil. Evde oturmak da zoruma gidiyordu, bunalıyordum. Kar, zarar belli değil. Yapmaya çalışıyorum. Maksat cemiyete faydalı olmak” ifadelerini kullandı.

    Eren ayrıca, “Yaz mevsiminde ayda bir defa falan Kapadokya’ya gideriz, oralarda satarız. Bazen İstanbul’dan, Ankara’dan müşteri gelir onlara veririz. İşi ağırlaştırdık, fazla da bir faaliyetimiz yok. Canımız sağ olduğu müddetçe buraya geleceğiz” dedi.