Etiket: Geçimini

  • Doğu’da hayvancılıkla geçimini sağlayanların kış çilesi

    Doğu’da hayvancılıkla geçimini sağlayanların kış çilesi

    Doğu Anadolu Bölgesi’nde etkili olan kar yağışı ve soğuk havadan olumsuz etkilenen çiftçiler, tüm zorluklara rağmen hayvancılık yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor.

    Erzurum’da bazı köylüler, yazın tarlalarından biçerek istif ettikleri otları kışın kar üzerine serperek hayvanlarını beslemeye çalışıyorlar. Mezra sakinleri, hayvanlarını beslemek için yaz aylarında biçerek istif ettikleri ot yığınlarını kışın kullanıyorlar. Meraların karla kaplı olması en çok hayvan besleyen vatandaşları etkiliyor. Palandöken eteklerinde küçükbaş hayvanlarını otlatan çoban, hayvancılıkla geçimini sağlayanların kış çilesinin başladığını belirtti.

    Hayvancılık yaparak 12 nüfusa baktığını ifade eden Hakkı Zengin, “Doğu’da kış ağır. Hava biraz sıcak olduğunda hayvanları otlağa bırakıyoruz. Yüksek kesimler kardan tamamen kapandı. Güney kesimler nispeten biraz daha iyi. Hava soğuk. Kendimizi idare etmeye çalışıyoruz. Doğu’da hayvancılık bitti, zor şartlar altında geçinmeye çalışıyoruz” dedi.

  • Doğu’da hayvancılıkla geçimini sağlayanların kış çilesi

    Doğu Anadolu Bölgesi’nde etkili olan kar yağışı ve soğuk havadan olumsuz etkilenen çiftçiler, tüm zorluklara rağmen hayvancılık yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor.

    Erzurum’da bazı köylüler, yazın tarlalarından biçerek istif ettikleri otları kışın kar üzerine serperek hayvanlarını beslemeye çalışıyorlar. Mezra sakinleri, hayvanlarını beslemek için yaz aylarında biçerek istif ettikleri ot yığınlarını kışın kullanıyorlar. Meraların karla kaplı olması en çok hayvan besleyen vatandaşları etkiliyor. Palandöken eteklerinde küçükbaş hayvanlarını otlatan çoban, hayvancılıkla geçimini sağlayanların kış çilesinin başladığını belirtti.

    Çoban Murat Tekin, “Doğu’ya kış geldi. Hava biraz sıcak olduğunda hayvanları otlağa bırakıyoruz. Yüksek kesimler kardan tamamen kapandı. Güney kesimler nispeten biraz daha iyi. Hava soğuk. Kendimizi idare etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Akülü aracında ördüklerini satarak geçimini sağlıyor

    Henüz 6 aylıkken geçirdiği rahatsızlık sonrası belden aşağısı felç kalan ve hayata engelli olarak başlayan Manisa Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Yasemin Yıldız’ın azmi görenlere örnek oluyor. Ailesinden öğrendiği örgü tekniği ile patik, çorap ve yelek ören Yıldız, sattığı ürünlerle geçimini sağlıyor.

    Ardahan’da dünyaya gelen ve henüz 6 aylıkken geçirdiği havale sonrası kaldırıldığı hastanede belden aşağı felç kalan Yasemin Yıldız (45), yürüme yetisini kaybetti. Hayatını akülü araç ile sürdüren Yıldız, uzun yıllardır Manisa’da kurduğu Bedensel Engelliler Derneği Başkanlığını yürütüyor. Yıldız, azmi ile başta üyeleri olmak üzere, çevresine örnek oluyor. Sabahın erken saatlerinde akülü aracı ile Şehzadeler ilçesindeki Şemsiyeli Sokak’ta kadınlar için açılan pazara gelen Yıldız, akülü aracı üzerinde hem üretiyor, hem de ürettiklerini sergiliyor. Eline aldığı şişle akülü aracı üzerinde patik, çorap ve yelek ören Yıldız, ilmek ilmek ördüğü ürünleri satarak geçimini sağlıyor.

    Yıldız şaşırtan azmi ile görenleri kendine hayran bırakırken, engellilerin neler yapabileceğini en güzel örneğini sergiliyor. Bedensel engelli Yasemin Yıldız, kendisi görenlerin şaşırdığını belirterek, “Şehzadeler Belediyesinin kadınlar için açtığı hünerli eller pazarında tığ ve şiş ile yaptıklarımızı sergiliyoruz. Harçlıklarımızı çıkarıyoruz. Engelliyim ama hiçbir konuda engellenmiyorum. Beden engelimiz olsa da zihin engellimiz yoktur. Bu sanatları üretecek yüreğe de sahibiz. Öyle zaman oluyor 200 TL, 300 TL kazanabiliyoruz. Kazanamadığımız zaman da bir sonraki hafta satışa sunacağımız ürünleri örüyoruz.” diye konuştu.

    “Görenler şaşırıyor”

    Kendilerine farklı bakan insanlara bu durumun yanlış olduğunu hatırlatan Yıldız, “Görenler, ‘Sen örgü de mi örüyorsun’ diyorlar. Faydalı oluyoruz. Bir örüyoruz. Onlar giyiyorlar. Onlar giyip eskitiyorlar. Biz kazanıyoruz. Ardahanlıyım. Memlekette halıcılık yapıyorduk. İplikle yapılan her şeyden bilgim var. Bedenimizde engel var. Beynimizde yok. Bakış açıları yanlış olanlar da var. Oturduğumuz yerden bizde normal insanlar gibi sosyal hayata katılabiliyoruz. Her şeyi yapabiliyoruz. Uzuvlarımız eksik olabiliyor ama çok şükür aklımız yerinde. Yetiyor bize.” dedi.

  • 53 yıldır eşiyle birlikte külek yaparak geçimini sağlıyor

    Gümüşhane’nin Kürtün ilçesine bağlı Kırgeriş köyünde yaşayan 73 yaşındaki Hayri Düzgün, eşiyle birlikte 53 yıldır tamamı el yordamıyla yapılan ve günde en fazla 5 tane yapılabilen külek üretimiyle geçimini sağlıyor.

    Köyün Orta Mahallesinde eşiyle birlikte yaşayan ve 11 çocuğundan 7’sini yıllar önce ‘yoksulluk’ nedeniyle kaybeden ve hayatı boyunca yaşadığı acıların yüzüne çizgi çizgi işlendiği Düzgün, yağ, yoğurt, bal koymaya yarayan ve genellikle kapaklı olan tahta kova olan ‘Külek’ yapımını yıllardan beri bıkmadan, usanmadan devam ettiriyor.

    Nerdeyse tamamı el sanatıyla uğraşan köyün Orta Mahallesinde eşi Meryem Düzgün’le birlikte külek yapımını gerçekleştiren Düzgün, ilerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen geçinebilmek için babasından öğrendiği bu el sanatını devam ettiriyor.

    Kesilen ladin ağacının boyuna göre çelik halinde biçilmesi, bıçakla yarılması, kenarının baltayla dökülmesi ve dışını doğru, içini eğri bıçakla silinip kurutulmasıyla başlayan süreç daha sonra fındıktan yapılan küleğin etrafına sarılan ve kuşak adı verilen parçayla devam ediyor.

    Külek işini köydeki 70 hanede yaşayan herkesin yaptığını, kimi evlerde 3 usta bile olduğunu kaydeden Düzgün, tahtası hazır olursa günde en fazla 5 tane yapabildiklerini söyledi.

    “En iyi yoğur külekte mayalanır”

    Satışların iyi olduğunu, Türkiye’nin dört bir yanına ve Kıbrıs’a bile gönderdiklerini kaydeden Düzgün, “Bunları daha çok yoğurt mayalamak için ve tereyağı saklamak için kullanılıyor. Yoğurdu çok tatlı olur. Alüminyum, plastik kapta yapılan yoğurtlara benzemez çok tatlı olur, erken ekşimez. Bilenler alıyor, yoğurt mayalıyor” dedi.

    “Eşime çıraklık yapıyorum”

    Eşimle birlikte bu işi yapan Meryem Düzgün ise “Çubuk soyuyorum, çay demliyorum, ev işleriyle uğraşıyorum. Ona çıraklık yapıyorum. 53 yıldır birlikteyiz” diye konuştu.

    “7 çocuğum fakirlikten öldü”

    Hayatlarının zorluklar içerisinde geçtiğini anlatan Düzgün, “Çocuklarımızın 7’si öldü. Fakirlik, yoksulluk vardı bakamadık. Çocuklarımın ikisi de donarak öldü. Barakadaydık. Ne haller çektik. Birinin kefenini eteğimi, diğerininkini de şeker çuvalının bezinden yaptılar” ifadelerini kullandı.

    Soğuktan ölen 2 çocuğun acılı hikayesi

    Oğulları 1,5 yaşındaki Mehmet ve 3 yaşındaki Yaşar’ın hayatını nasıl kaybettiğini gözleri dolarak anlatan baba Hayri Düzgün, “Biz hastaneye gittik. Eşimi merkeze kadar omuzda salla götürdük. Oradan kamyona bindirdik. Kamyonla beraber Vakfıkebir’de hastaneye yetiştirdik. Oradan Trabzon Fakülteye sevk ettiler. Trabzon fakültede 56 gün yattı. Biz gelene kadar ben onu bırakamadım hastanede. Hiçkimse çocuklarla ilgilenmeyince sobasız barakada açlıktan donarak öldüler ve tahtaya yapıştılar. Şu dünyada benim çektiğimi kimse çekmez. Ancak Suriye’nin mültecileri çeker.”

  • Teknoloji çağında karasabanla geçimini sağlıyor

    Gaziantep’te yaşayan 78 yaşındaki Arif Öçalan, babasından miras kalan karasabanı ata bağlayıp tarla sürerek geçimini sağlıyor.

    Gaziantep’te yaşayan 78 yaşındaki Arif Öçalan, ata bağladığı karasabanla tarla sürerek 40 yıldır geçimini sağlıyor. Yevmiye usulü çalışarak başkalarına ait küçük arazi ve çiftliklerde karasabanla tarla sürdüğünü ve günde 150 lira kazandığını belirten çiftçi Öçalan, yaptığı işle 7 çocuk büyüttüğünü söyledi. Traktörlerin giremediği dik ve engebeli arazilerde istek üzerine atına bağladığı karasabanla çüt yapan çiftçi, teknolojinin gelişmesiyle işlerinin gün geçtikçe azaldığına dikkat çekti.

    Teknolojinin giremediği yere giriyor

    Günde en fazla 3 dönümlük araziyi sürebildiğini ve ekmeğini bu şekilde kazandığını belirten çiftçi Arif Öçalan, “Traktör bu yaşlı ağaçların köklerine zarar veriyor. Köklerini kurutuyor atla daha rahat. Atla yapılan çüt zararsız, traktörle yapılan çüt zararlı. Parayla yapıyorum yevmiye 150 TL alıyorum. Sabah saat 08.00’da başlıyorum, akşam saatlerinde işim bitiyor. Eskiden bu işi yapan da çoktu, şimdi yüzde 10 kaldı. Eskiden binde bir traktör vardı şimdi ise traktör çok, at az. Atadan ve dedelerimizden kalma bir meslek, onlardan öğrendim. Attan, arabadan, çiftçilikle 7 tane çocuk büyüttüm. Halen de devam ediyorum. Yetmiyor ama ne yapalım başka da çaremiz yok” diye konuştu.