Etiket: Geceyi

  • 15 Temmuz kahramanları o geceyi anlattı

    Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY ) 15 Temmuz darbe girişimine karşı koyarak kahramanlık gösterirken, kocası şehit olan Rukiye Dağ, oğlunu şehit veren Nevra Akdemir ve iki kez vurularak ölümden dönen gazi Abdullah İrgin o geceyi anlattı.

    FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz darbe girişimine karşı koyarak kahramanlık gösteren vatandaşlar, Gençlik ve Spor Bakanlığının “Tecrübe Konuşuyor, Kahramanlar Projesi” kapsamında yaşadıklarını Elazığ’da anlattı. Proje kapsamında 62. program Atatürk Kültür Merkezinde düzenlendi. Programa Vali Murat Zorluoğlu, Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Sedat Acar, diğer protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okumasıyla başlayan program Kur’an-ı Kerim tilavetinin okunmasıyla devam etti.

    15 temmuz akşamında TSK’nın içinde asker üniforması giymiş FETÖ üyelerinin bir darbe girişiminde bulunduklarını belirten Vali Murat Zorluoğlu, ” FETÖ üyeleri savaş uçakları ile bu milletin meclisini bombaladılar, uçak savar mermileri ile bu milletin üzerine ateş açtılar, yüzlerce insanımızı şehit ettiler, binlercesini yaraladılar. Hamdolsun, bu hain girişim, bu sinsi plan cumhurbaşkanımızın, başbakanımızın ve hükümetimizin dirayetli duruşu ve yüce milletimizin destansı mücadelesiyle bertaraf edildi. Gerçekten de 15 temmuzda milletimiz bütün kesimleriyle, tüm farklılıkları bir kenara bırakarak, darbecilerin önüne aşılamaz bir duvar ördü, mermileri, tank ateşini, uçaktan atılan bombaları göğsünde söndürüp bu darbe girişimini püskürttü” dedi.

    Şehit eşi, kocası ile son konuşmasını anlattı

    Darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde darbecileri durdurmak için eşi Cuma Dağ ile beklediği sırada helikopterden açılan ateş sonucu eşi şehit olan Rukiye Dağ 15 Temmuz gecesinde yaşadıklarını anlattı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın çağrısından sonra dışarıya çıktıklarını aktaran Dağ, ” Ben eşimden önce dışarı çıkmışım. Eşim beni aradı, ’Rukiye nereye gittin’ dedi. Beraber AK Parti Genel Merkezine gidecektik. Bende eşime, millet Külliye’ye gidiyor dedim. O gece olay parti meselesi değil, vatan meselesiydi. Milletin evine gitmek benim için en doğru karardı. Biz tekbirler getirerek Külliye’ye gidiyorduk. Elimizde hiçbir şey yoktu. Sadece göğsümüzdeki iman ve cesaretle ilerliyorduk. Ben kalabalığı yara yara tankların önüne geldim. Eşim beni son kez aradı, ’Rukiye, neredesin’ dedi. Bende tankların önünde olduğumu söyledim. Bana, ’Birazdan bende senin yanına geliyorum’ dedi. Bu benim eşimle yaptığım son konuşmaydı. Konuşamadan 30 saniye sonra biz taranmaya başladık. Tarama ile birlikte her tarafımızda mermiler geliyordu. Taramanın ardından ölüm kokusu geliyordu. Eşimle ayrı gelsek de ben eşimin orada olduğunu biliyordum. Eşimi ararken bir insanın hayatta görmek istemeyeceği bir tablo ile karşı karşıya kaldım. Bir nefes borusu ve gırtlak gördüm. Çığlık attım. Eşimi telefonla arıyordum ama cevap vermiyordu. O yerde boylu boyunca yatan adama baktım kıyafetleri eşimindi. Eşim olduğunu anlamıştım. Oradaki polislere ’O yerde yatan benim eşim olabilir, yanına gidebilir miyiz’ dedim. Eşimin yanına gittiğimizde elbiselerin eşimi olduğunu anladım. Elimi cebine attım ve onun telefonunu aldım. Çağrı listesine baktığımda babacığımın anası yazıyordu. Yerde yatanın eşim olduğunu anlamıştım” diye kaydetti.

    Oğlunun vurulma anını telefonda duydu

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı ile sokağa çıkan Murat Akdemir, Kuleli Askeri Lisesi önünde darbeye direnirken FETÖ’cü askerler tarafından açılan ateşle şehit oldu. Murat Akdemir’in annesi Nevra Akdemir’de o karanlık gecede yaşadıklarını aktardı.

    Akdemir, “Başbakanımız, ’ Bu bir kalkışmadır dediğini’ eşimle televizyonda izledik. Daha sonra Murat eve geldi. Cumhurbaşkanımızın çağrısını Muratla birlikte dinledik. Murat bana, ’Olaylar çok karışık ben gidiyorum’ dedi. Evde eşimle otururken Murat’ı devamlı arıyorduk oda’ Geliyorum anne’ diyordu. O anlarda evimizin üstünde F-16’lar geçtiğinde yüreğimde bir şeyler koptu zannettim. Murat’ı aradığımızda telefonunda silah sesleri geliyordu. Biz Murat’a, ’Eve gel’ diyorduk. O an Murat’ın telefonundan ah diye bir ses geldi. Murat’ın vurulma anını biz telefondan duyduk. Eşim bana’ Murat vuruldu’ dedi. Eşim Çengelköy’e gitti biz evde oturuyorduk. Bize plastik mermiyle vuruldu haberi geldi. Murat saat 3’te hakkın rahmetine kavuşmuş ama benim haberim yok. Evde oturuyorduk sabah ezanı okunuyordu. Eşim beni aradı hastaneye gel dedi. Bende niye hastaneye geleyim, sen Murat’ı al gel dedim. Hastanede kalabalık bir ortam görünce bir şey olduğunu anladım ama ben kabullenemiyordum. 15 Temmuz gecesi bizim için karanlık bir gece olmuştu” şeklinde konuştu.

    İki kez ölümden döndü

    Darbe girişimi sırasında Ankara’da Genelkurmay Başkanlığı önünde kanlı çatışma yaşanırken içeri girmeyi başaran Abdullah İrgin ise, “Muş’ta tanıdığım bir polis arkadaşımla beraber Kızılay’da oturuyorduk. O an uçaklar uçmaya başlamıştı. Uçaklar bayağı bir alttan uçmaya başladığı zaman Kızılay bir anda boşaldı. Sonra arkadaş nöbetçi amirini aradı. Nöbetçi amiri ona verdiği bilgi Genel Kurmay Başkanlığında rehine krizi olduğu ve olaya vakıf olmadıklarını söyledi. Daha sonra arkadaşı göreve çağırdılar” ifadelerini kullandı.

    Meydana insanların toplanmaya başladığını aktaran İrgin, ” Kalkışma falan olduğundan bahsediliyordu. Sonra emniyet genel müdürlüğüne saldırı haberi geldi. Tabi biz o tarafa doğru yöneldik. Daha sonra Genel Kurmay Başkanının rehin alındığını öğrendik. Bizde o tarafa doğru gittik. Genel Kurmay Başkanlığının bahçesinin içine girdik. Bahçede camı kırıp içeriye girdim. Arkamda insanlarda girmeye başladı. Ben camdan insanları çağırmak için cama doğru gittim. O ara darbeci hainler insanları katletmeye başlamışlar. Orada çok kanlı görüntüler vardı. O hainler bizim yıllarca yapmak istediğimiz ama yapamadığımız şeyi yaptılar. Bu halkı birleştirdiler. Orada yoğun mermi altındaydık. Bir mermi benim kolumu sıyırmıştı. Biz aşağı doğru inmeye başladık. Biz bir kat aşağıda hainlerle karşılaştık. Bize oradan çıkmamızı söylediler. Biz çıkmayınca bizi taradılar. O ara bende ayağımdan ikinci mermiyi yedim. Yerdeyken üzerimize ateş ediyorlar. Biz sürüne sürüne bahçenin dışına çıktık. Bahçenin dışında o feci görüntüyle karşılaştık” diyerek konuşmasını tamamladı.

    Konuşmaların ardından 15 Temmuz darbe girişimindeki şehitlerin yakınlarına ve gazilere Türk Bayrağı hediye edilmesiyle program sona erdi.

  • Vatandaşlar artçı sarsıntılar nedeniyle geceyi dışarıda geçirdi

    Adıyaman’ın Samsat ilçesinde yaşanan depremin ardından gelen artçı sarsıntılar nedeniyle bazı vatandaşlar geceyi dışarıda geçirdi.

    Adıyaman’ın Samsat ilçesinde yaşanan depremin ardından meydana gelen artçı sarsıntılar nedeniyle evlerine girmekten korkan vatandaşlar geceyi yaktıkları ateşin başında dışarıda geçirdi. AFAD tarafından şehrin değişik noktalarında kurulan çadırlarda kalmayı tercih etmeyen vatandaşlar, evlerinin önünde ısınmak için yaktıkları ateşin başında bekledi. Battaniyelere sarılan vatandaşlardan bazıları sabaha kadar bu şekilde bekleyeceklerini ifade ederken bazıları ise kendilerine verilecek çadırları beklediklerini söyledi. Artçı sarsıntılar nedeniyle tedirginlik yaşadıklarını söyleyen vatandaşlar, her 10 dakikada bir büyük bir sarsıntı yaşadıklarını ifade etti.

    UMKE tarafından hastane bahçesinde kurulan çadırda görevli sağlık personeli de soğuktan korunmak için ateş yakarak ısınmaya çalıştı.

  • 15 Temmuz gazisi hain geceyi anlattı

    15 Temmuz hain darbe girişimi gecesinde içerisinde bulunduğu aracın askeri tank tarafından ezilmesi sonucu yaralanan Sedat Ergün, aynı durumun bugün de gerçekleşmesi halinde yine sokağa çıkacağını söyledi.

    15 Temmuz darbe girişiminde yaralanan ve gazi olan Sedat Ergün, o gece yaşadıklarını İHA muhabirine anlattı. Kalkışma haberini alır almaz arkadaşıyla birlikte sokağa çıktığını ifade eden Sedat Ergün, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine havaalanına gitmeye karar verdiklerini söyledi. Esenler otobanında askerlerin yolu kapattığını ifade eden Sedat Ergün, “15 Temmuz akşamı Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine havaalanına gitmek üzere yola çıktık. Atışalanı otobanına çıktığımız gibi tankların yolu kestiğini gördük. Biraz ilerledikten sonra tanklar üzerimize doğru geldi ve aracımızı ezdiler. Gözümü hastanede açtım” dedi.

    “O hainlere fırsat veremezdik”

    Suriye ve Ortadoğu’yu örnek gösteren Ergün, şöyle konuştu:

    “O hainlere fırsat vermemek, milli iradeye sahip çıkmak için sokağa çıktık. Zaten evde duramazdık. Suriye’yi, Ortadoğu’yu göz önüne aldığımız zaman dışarı çıkmamak akıl karı değildi. O gün dışarı çıktık, mücadelemizi verdik, bugün de olsa hiç düşünmeden sokağa çıkar ve mücadeleme devam ederim.”

  • 15 Temmuz gazileri o geceyi anlattı

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında yaralanan 4 gazi, Kocaeli’de düzenlenen panelde o gece yaşadıklarını anlattı.

    Gençlik ve Spor Bakanlığınca düzenlenen “Tecrübe Konuşuyor İçimdeki Kahramanlar” adlı panelde 15 Temmuz darbe girişiminde yaralanan 4 gazi, darbe gecesi yaşadıklarını izleyicilerle paylaştı. Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, İl Emniyet Müdürü Necati Denizci, İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Karadeniz, İzmit Kaymakamı Ersin Emiroğlu, Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Ali Kurt, Baro Başkanı Sertif Gökçe, Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Rektörü Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, AK Parti İl Başkanı Şemsettin Ceyhan, MHP İl Başkanı Aydın Ünlü, Gençlik ve Spor İl Müdürü Muzaffer Çintimar, ilçe kaymakamları, daire müdürleri, şehit ve gazi yakınları katıldı. Program şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Kum sanatı ve çeşitli gösteriler sonrası panele geçildi.

    “Çocuklarımla helalleşerek biz şehadete gidiyoruz dedik”

    15 Temmuz gecesi köprüye giderken ölmekten korkmadığını belirten 15 Temmuz gazisi Ayla Kasarcı, “15 Temmuz gecesi üzerimize kimlik, cep telefonu almadık. Çocuklarımla helalleşerek biz şehadete gidiyoruz dedik. Çocuklarıma bize bir şey olmaz da, onlar başarılı olursa biz tekrar şehadete yürüyeceğiz dedim. Bu süreç geçtikten sonra çocuklarım bana dedi ki ‘Anne tekrar böyle bir şey olursa lütfen bizi evde bırakmayın. Bizde sizler gibi şehadete yürüyelim.’ Ne mutlu bana ki vatan bilincinde olan evlatlar yetiştirmişim“ dedi.

    “Yaralıları aldık, arabalara taşıdık”

    Darbe gecesi yaralanan vatandaşları olay yerinden uzaklaştırdığını belirten 15 Temmuz gazisi Ahmet Yasin Kasarcı ise, “Yaralıları aldık, arabalara taşıdık. Aldığımız vatandaşları motosikletlere yükledik. Sonra ileride bir bayan vurulmuştu. Sonra ilerlemeye başladık ve eşim ’Ben vuruldum’ dedi. Eşim ben vuruldum deyince arkamı döndüm. Arkamı dönmeye kalmadan bana bir mermi saplandı” dedi.

    “Bize acımasızsa ateş etmeye başladılar”

    Türk Devleti’ne ait olan bütün kurum ve kuruluşları korumak için harekete geçtiklerini ifade eden 15 Temmuz gazisi Orçun Şekercioğlu, “Devletimizin hiyerarşisini sağlayacak bütün binaların kurtarılması gerekiyordu. Dolayısıyla kendi kararımızla köprüye yürüdük. Yanımda 2 arkadaşım vardı. Yanımdaki arkadaşlarımı köprüye gelmeden durdurdum ve onlara ben bu askerlerle konuşmak istiyorum dedim. Eğer teslim olmasalardı direkt müdahale edip köprüyü aşacaktık, niyetimizde bu vardı. Fakat köprüyü aştığımızda bu ortamın ortadan kalktığını gördük ve bize acımasızsa ateş etmeye başladılar” diye konuştu.

    Darbe gecesi Ankara’da olan ve olayları öğrendikten sonra Genelkurmay Başkanlığına giden 15 Temmuz gazisi Abdullah İrgin, “Biz Genelkurmay Başkanlığına giderken biz onlarla konuşuruz, yaptıklarının yanlış olduğunu, bu ülkenin yanında olun çağrısı yaparız diye düşündük. Biz nereden bilebilirdik ki bu ordunun şerefli komutanı burada oturuyorken, şerefsiz komutanların orada olacağını. Biz bunu oraya gittiğimiz zaman öğrendik” dedi.

  • 15 Temmuz kahramanları o geceyi anlattı

    Çorum’da, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen “Tecrübe Konuşuyor, İçimizdeki Kahramanlar” programına katılan Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminin bertaraf edilmesinde büyük katkı sağlayan gaziler ve şehit yakınları yaşadıklarını anlattı.

    Devlet Tiyatro Salonundaki programa Vali Necmeddin Kılıç, Garnizon Komutanı J. Alb. Fatih Üstündağ, Emniyet Müdürü Murat Kolcu, Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, daire müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Darbeci askerlere verdiği mücadele ile tanınan emekli Binbaşı Barış Dedebağı, 15 Temmuz’dan yaşananlardan ders alınması gerektiğini belirterek, “Bu yaşanan acılardan ders alınmazsa Ortadoğu’nun en kötü düşmüş topluluğu haline geliriz. Gidecek yerimiz yok. Alınması gereken derslere yoğunlaşmamız lazım. Birlik beraberlik içerisinde olmamız lazım” lazım dedi.

    Mahşeri dört gözle beklediğini, ‘niyet hayr, akıbet hayr’ sözüne sığındığını dile getiren Dedebağı, yaşananları hakkıyla insanların bilmesinin mümkün olmadığını belirtti.

    İhanetin bile bir raconu olduğunu dile getiren Dedebağı, “Bunlar bizim o kadar büyük değerlerimizi götürdüler ki bunları Cumhurbaşkanımıza arz ettim. Bunları 15 Temmuz öncesi bir subay olarak alnını secdede görüp Türkçe olimpiyatlarıyla görünce düzgün insanlar diye sempati duyuyordum. Müslüman olan ve milli manevi değerlere bağlı olan herkese sempati duyuyoruz. Bu noktada kırılma yaşıyoruz. İhanet o kadar korkunç ki Haşhaşiler yanında halt etmiş. Öyle bir topluluk yetiştirdiler ki 60 saniyede mutasyona uğrayabiliyorlar. 60 ayrı kılığa girerek sizi kandırabilirler” ifadelerini kullandı.

    Orduda aldığı maaşı hak eden, milletinin emrinde olan bütün subay, astsubay, uzman, erbaş herkesin ayağının altından öptüğünü dile getiren Dedebağı, “Askerlik Müslüman devletlerde kutsaldır. Ama kutsallıkla alakası olmayanların haddini aşarak kendini aşarak kendini bir halt zannederek milletine tepeden bakarak, milletin onu pohpohladıkça ‘komutan, komutan’ dedikçe kendini bir halt zannederek 10-15 yılda bir milletini ısırıyorsa milletinde artık kendisine çeki düzen vermesi lazım. Kutsal olan insandır. Kutsal olan vatandır. Askerlik kutsaldır, gerçek asker Mehmetçiktir. Mehmetçik gibi subay ve astsubayların bir daha ayağının altından öpüyorum.

    Milletten şunu istirham ediyorum. Cumhuriyetin ilanından bugüne kadar elinde uzun namlulu silah bulunduranlara yalakalık yapmaktan vazgeçin. Önce onun ahlakına dürüstlüğüne insanlığına bakın. Bunlar 12 Eylül’den itibaren her konuda kendilerini her konuda ayrıcalıklı hale taşımış. Türk ordusunu bir gün ateist zihniyetin, bir gün dini kullanan dinsiz zihniyetin oyuncağı haline getirmeye kimsenin hakkı yok. Siyasetçilerinde buna prim tanımaya hakkı yok. Bu yaşanan acılardan ders alınmazsa Ortadoğu’nun en kötü düşmüş topluluğu haline geliriz. Gidecek yerimiz yok. Alınması gereken derslere yoğunlaşmamız lazım” şeklinde açıklamalarda bulundu.

    15 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde helikopterden açılan ateşle şehit olan Cuma Dağ’ın eşi Rukiye Dağ ise, 15 Temmuz’da darbeyi gerektirecek sosyal, ekonomik, psikolojik hiçbir bir şeyin söz konusu olmadığını belirterek, “Artık Türkiye kendi ayakları üzerinde durabiliyordu. O gün yaşanan tam bir savaştı. Her taftan mermiler yağıyor.15 Temmuz’daki hainler benim eşime vade etme ve helalleşme hakkımı elimden aldılar. Onlara hakkımı helal etmiyorum. Hiçbir zamanda helal etmeyeceğim. Bu yapının en küçük zerresine kadar hakkımı helal etmiyorum. Kıyamet gününde mahşer meydanında onların yakasına yapışacağım. Yarabbi bunları cennetine alma benim ve diğer çocukları babasız bıraktı diyeceğim. Bunlar İslam kisvesi adı altında Allah, kitap diyerekten, Fethullah diyerekten bu kılıklara girerek bizle vurdular. Bunlara haklarımı helal etmiyorum” diye konuştu.