Etiket: gecesini

  • Evlerinde darp edilen yaşlı çift kabus gecesini anlattı

    Denizli’nin Çardak ilçesinde, gece bir eve giren kimliği belirsiz üç kişi, 80 yaşındaki çifti darp ettikten sonra paralarını gasp ederek kaçtı. Kaçarken kaza yapan gaspçılar aracı bırakıp kayıplara karıştı. Olayın şokunu atlatamayan çift, şüphelilerin bulunmasını istiyor.

    Olay, Salı gecesi Çardak ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kimliği belirsiz 3 kişi, 03.30 sıralarında 80 yaşındaki Şakir ve Sadiye Şengül çiftinin evine pencereden girdi. Uyuşturucu kullandıkları ileri sürülen şahıslar, yaşlı çiftin yatak odasına girerek onları darp etmeye başladı. Gaspçılar, yaşlı çifte ait değerli eşyaların bulunduğu sandığın anahtarını almak istedi. Ancak darp edilen Sadiye Şengül yere yığılınca panikleyen gaspçılar, yaşlı çiftin üzerindeki paraları çalarak, geldikleri araçla kaçmaya başladı.

    Gaspçılar, kaçtıkları otomobille ilçe çıkışında kaza yaptı. Hafif yaralanan 3 gaspçı, olay yerinden kaçtı.

    Yüzlerinden ve vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan Şakir ve Sadiye Şengül çifti, durumu jandarmaya bildirdi. Yaşlı çift eve gelen ambulansla önce Çardak Devlet Hastanesine ardından Pamukkale Üniversitesi Hastanesine giderek darp raporu aldıktan sonra şikayetçi oldu.

    Olayın ardından geniş çaplı çalışma başlatan polis ekipleri, Ç.A. isimli bir şüpheliyi yakaladı. Ç.A.’nın sorgusu sürerken ekipler, diğer şüphelilerin yakalanması için çalışmalarını sürdürüyor.

    “Deprem oldu sandım”

    Gasp edilen 80 yaşındaki çift, olayın şokunu hala üzerlerinden atamazken, uğradıkları saldırı esnasında deprem olduğunu sandıklarını söyledi. Yaşlı çiftin gözleri ve yüzlerinde darbeler sonucu morluklar oluştu. Çift gaspçıların yakalanıp adalet önüne çıkarılmasını istedi.

    Uyurken saldırganların birden kendilerine saldırdığını belirten Şakir Şengül, “Gece eşimle uyurken, birden tepemize çöktüler, deprem oldu sandım. Mutfaktan girmişler, yattığımız odaya gelip, üstümüze çullandılar. Uyuyorduk, yediğimiz dayakla uyandık. Bizden para ya da bir şey istemediler. Pantolonun cebindeki 350 lirayı almışlar, çelik kasanın anahtarını bulamamışlar, biz bağırınca kaçtılar. Kimseyle düşmanlığımız yok, hep iyilik yaptık. Bize bunları yapanların yakalanmasını ve cezalarını çekmesini istiyoruz” dedi.

    Saldırganların yakalanmasını isteyen Sadiye Şengül ise, “Karanlık nedeniyle hiçbir şey görmedik. Yüzümüze sürekli yumruk attılar. Yediğimiz dayakla uyandık. Yüzlerini gizlemişler, görmedik. Ben de birisine tırnak attım ama yaraladım mı bilmiyorum. Allahlarından bulsunlar. Bir an önce bulunup cezalandırılsınlar” ifadelerini kullandı.

  • Vali Toprak Hakkari’deki 15 Temmuz gecesini anlattı

    Hakkari Valisi Cüneyit Orhan Toprak, Türkiye’deki yapılanmanın en güçlü ayaklarından birinin de Hakkari’de olduğunu belirterek, “(15 Temmuz gecesi) Çok ciddi bir hazırlık olduğunu, silahların konduğunu ve kimlerin alınacağına kadar içeriden bize haberler geliyordu” dedi.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı organizatörlüğünde düzenlenen “İçimizdeki Kahramanlar” adlı programın 95’cisi Hakkari’de yapıldı. Atatürk Kültür Merkezindeki programa Vali Cüneyit Orhan Toprak, İl Emniyet Müdürü S. Suvat Dilberoğlu, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ferdi Korkmaz, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Reşit Güldal, Hakkari Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Battal Aslan, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Osman Kızılban, İl Milli Eğirim Müdürü Veysel Durgun, 15 Temmuz gecesini yaşayan kahramanlar Arzu Çiçek, Emin Oğuz Ayneoğlu, Cüneyit Parpar ile kurum amirleri ve yüzlerce vatandaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Burada konuşan Hakkari Valisi Cüneyit Orhan Toprak, 15 Temmuz’da Hakkari’de yaşadıklarını tek tek anlattı. Vali Toprak, “15 Temmuz’da; devletimiz ve cumhuriyetimiz en hain günlerinden bir tanesini yaşadı. Milletimizin ‘Peygamber Ocağı’ olarak nitelendirdiği ve göz bebeği olarak kabul ettiği Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisindeki gayrı meşru bir yapılanma, vatanı ele geçirmek için çok hain bir hamle gerçekleştirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri ve ordusu halen bizim göz bebeğimiz, gücümüz ve bağımsızlığımızın da sembolüdür. Fakat ordumuzun içerisine sızan üniformalı, beynini kiraya vermiş bazı odaklar ve hainler, 15 Temmuz gecesi bu devleti ele geçirecekleri güce sahip olduklarını zannederek kalkışma gerçekleştirdiler. Fakat yüce milletimiz duyar duymaz ellerinde silah var yok ve karşılarında kim olduğunu hiç düşünmeden Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla yoğunluğunu katbekat artırarak sokaklara döküldüler” dedi.

    “Başkomutanımızın talimatıyla bizler de saat 22.30 dolaylarında Hakkari’deki vatandaşlarımızla birlikte sokaklara döküldük” diyen Vali Toprak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “O gece yaşanan hain kalkışmayı vatandaşlarımız başta olmak üzere polislerimizle bertaraf ettik. Gece saat 22.30’da o hain görevlilerle irtibata geçtik. Onlara Ankara’da uçakların uçtuğunu, köprülerin kapatıldığını ve burada neler olduğunu sorduk. Çok soğuk bir şekilde böyle bir şeyin söz konusu olmadığını ve herhangi bir emrin gelmediğini bize söylediler. Bizde olabilecek en ufak bir harekette kesinlikle devletimizin, hükümetimizin verdiği emirle devletine sadakatle bağlı emniyet güçlerimizle ve vatandaşlarımızla son kişi kalana kadar mücadele edeceğimizi çok net bir şekilde ifade ettim. İlerleyen saatlerde Ankara ve İstanbul’dan gelecek haberleri beklediklerini fark ettik. Bize içerden haberler geliyordu. Askeriyenin içerisindeki çoğu vatansever subay ve astsubayımız, bize gerek mesaj yoluyla gerekse de arayarak içerdeki psikolojiyi dakika dakika aktarıyorlardı. Fakat o zaman bizim muhatap olduğumuz görevliler her şeyi söylemiyorlardı. Çok ciddi bir hazırlık olduğunu, silahların konduğunu ve kimlerin alınacağına kadar içeriden bize haberler geliyordu. Ama bu içerde ve başta olanlar bize böyle bir şeyin olmadığını soğukkanlılıkla söylüyordu. Fakat bizde tüm dikkatimiz ve gücümüzü toplamış hazır bir şekilde bekliyorduk. Biz o gece Emniyet Müdürü ve MİT Müdürüyle kriz masası oluşturmuştuk. O dönemin jandarma komutanını saat 23.05’te arayarak acilen yanıma gelmesini söyledim. O beyefendi ‘operasyondayız, şuradayız, buradayız’ ile oyalama taktikleriyle saat 02.30’da polisevine geldi. Açıkça söylemem gerekirse, çok kaba bir şekilde jandarma komutanını karşıladım. Yarım saat boyunca ta ki sesim kısılana kadar buna bağırdım ve hakaret ettim. Kendisi o dönemin emniyet müdürü olan Resul Holoğlun’dan güç almak istedi. İşte kısık bir sesle operasyonlardan falan bahsetti. Resul müdürde ona bağırarak hakaretler etmeye başladı. Vali Bey çağırdıysa geleceksin diye azarladı. Tabi saat 06.00 gibi jandarma komutanını açığa aldık ve 16 Temmuz günü bazılarını ikna yoluyla, bazılarını tehdit yoluyla ve bazılarını da gözaltına alınmazsın gelin ifadenizi verin diyerek aldık. Türkiye’deki yapılanmanın en güçlü ayaklarından biri de Hakkari’ydi. O gece vatandaşlarımızla başlattığımız kararlılığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin içindeki subay ve astsubaylarımız, gözü pek emniyet güçlerimiz, hakim ve savcılarımız sayesinde darbeyi durdurduk. Kendilerine teşekkür ediyorum.”

    15 Temmuz Kahramanları Arzu Çiçek, Emin Oğuz Ayneoğlu ve Cüneyit Parpar’ın konuşmalarının ardından program kum gösterisi, 15 Temmuz temalı milli irade video gösterimi, Evladı Fatiha Marşı, Dursun Ali Erzincanlı’nın ‘30 kuş’ video gösteriminin ardından protokol tarafından kahramanlara hediye takdimi ile sona erdi.

  • Havai fişek gösterisinde yaralananlar kabus gecesini anlattı

    Antalya’nın Alanya ilçesinde mezuniyet töreninde hava fişek gösterisinde yaralananlar o anları anlattı.

    Alanya Belediyesi Açık Hava Tiyatrosu’nda geçtiğimiz cuma akşamı Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) 2’nci mezunlarına yönelik düzenlenen törende bin 639 öğrencinin kep attığı sırada havai fişek gösterisi yapıldı. Yüzlerce kişinin izlediği gösteride atılan havai fişeğin yere yakın patlaması sonucu Hatice Özlem (25), Yaprak Summakoğlu (20), Mehmet Yücel Summakoğlu (20), Ayten Summakoğlu (43), Sevinç Özer (45), yaralandı. Yaralılar ihbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansla Alaaddin Keykubat Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldü.

    Hatice Özlem, Yaprak Summakoğlu, Mehmet Yücel Summakoğlu, Ayten Summakoğlu, Sevinç Özer’in tedavisinin sürdüğü ve hayati tehlikesinin olmadığı öğrenildi.

    “Bu olayın kesinlikle araştırılmasını istiyorum”

    Olayın ardından ortopedi bölümünde gazetecilere açıklama yapan Yaprak Summakoğlu, ablasının mezuniyeti için Alanya’ya geldiğini söyledi. Summakoğlu, “Mezuniyet gecesinde törenin sonralarına doğru havai fişek gösterisi başladı. Havai fişek gösterisinde havai fişeklerin çıkış doğrultusunu biz görebiliyorduk. Kanaatimizce gayet yakın bir yerden patlatıldı. Ben, erkek kardeşim, annem, ablam ve ablamın yakın arkadaşlarıyla beraber oturuyorduk. Hepimiz kutlama anının videosunu çekiyorduk. O sırada havai fişeklerden bir tanesi patlamadan fitil şeklinde üstümüze doğru geldi. O sadece bir şeyin üzerimize doğru geldiğini gördük ve o anda büyük yeşil ışık şeklinde bir patlama oldu. O esnada üzerime yanan maddeler geldi. Vücudumun çeşitli yerlerinde 2-3 dereceden yanıklar var, tedavim şuanda sürüyor. Tamamen ihmal üzerine olan bir şeydi. Çünkü, havai fişek yukarı çıkmadan direkt üzerimize geldi. Annemin koluna çarptı, kas zedelenmesi var. Patlamanın şiddetiyle kulak zarının yüzde 50’den fazlasının yırtıldığı söylendi. Havai fişek kardeşimin ise koluna çarparak kafasına geldi ve kafasında patladı. Şuanda beyin kanaması geçirdi. Takipte tutuluyor. Bu olayın kesinlikle araştırılmasını istiyorum. Birinci şekilde organizasyonu yapan kişilerin sorumsuzluğudur” dedi.

    “Orada yandığımı hissettim”

    Ameliyatın ardından tedavisi normal odada devam eden Sevinç Özer ise, İstanbul’dan kızının mezuniyet törenine geldiğini söyledi. Törende en arkada sıralarda oturduğunu aktaran Özer, “Tam kep attığı sırada bir ışık geldi arkadan. Orada yandığımı hissettim. Her taraf duman içinde kaldı. Yeğenim vardı yanımda ve onun da sol tarafında yanıklar vardı. O acıdan arabaya koştum direkt. Kendim de bilmiyorum ne yaptığımı. Her tarafım paramparça olmuştu. Kol ve 2 bacağımda çok yanıklarım var. Dün ameliyata girdim ve dikiş attılar. Ben şikayetçiyim bu olayın yaşamasına sebep olanlardan. Biz canımızla uğraştık onlar müzik çalmaya devam ettiler” diye konuştu.

    “Hastalarımızın genel olarak çoğunda birinci dereceden yanıklar var”

    Doçent Doktor Ahmet Arslan, tedavisi süren hastaların son durumu hakkında bilgi verdi. Arslan, “Hastalarımızın genel olarak çoğunda birinci dereceden yanıklar var. Bir hastamızın 2 derece geniş bir yarası var. Onu da dün ameliyathanede temizleyip sorunsuz bir şekilde tedavisini yaptık. Bir diğer hastamızda şiddetli patlamaya bağlı kulak zarında küçük bir yırtık var. Bu yırtığın da diğer uzman arkadaşlarımızın değerlendirmesiyle sorunsuz bir şekilde iyileşeceği yönünde. Bir diğer delikanlı da kafa tası kemiğinde küçük bir çatlak oluşmuş. Onun da tedavisi sorunsuz bir şekilde yapılıyor. Biz hastalarımıza şuana kadar tedavisini yaptık taburcu etmeyi planlıyoruz ancak. Acele etmiyoruz” şeklinde konuştu.

    “Tatsız bir hadise yaşandı”

    Üniversite genel sekreteri Yavuz Uysal da, mezuniyet töreni gibi organizasyonları bir şirket üzerinden yaptıklarını söyledi. Uysal, “Bu şirket bizim bu gibi programların yapımında idare etmekle görevli. Oradaki tüm sorumluğu ve aksaklığı gidermekte olan bir şirket. Biz sadece aynı bir düğün misali, düğünün ev sahibi biziz ama düğün salonu başkasının. Belki oranın daha eğlenceli bir görünüme kavuşması için patlatmak istediği havai fişekleri maalesef havai fişeklerin bir tanesi bizim seyircilerin üzerinde patladı. Bu benim ve protokolde olan rektörümüzün üzerinde de olabilirdi. Yani biz de o olayın içinde herhangi bir kişiydik ve böylelikle tatsız bir hadise yaşandı” dedi.

  • Ödül alan İHA kameramanları 15 Temmuz gecesini anlattı

    İhlas Haber Ajansı kameramanları, 22. Zoom Uluslararası Yılın Haber Görüntüleri Yarışması’nda 3 dalda ödüle layık görüldü. Ödül alan İHA kameramanları 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını anlattı.

    Türkiye Haber Kameramanları Derneği tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen televizyon haberciliği Zoom Uluslararası Yılın Haber Görüntüleri Yarışması’nın 22’ncisinde dereceye girenler açıklandı. Yarışmada İhlas Haber Ajansı (İHA) kameramanları 3 dalda ödüle layık görüldü.

    “Gökyüzünde kıpkırmızı bir alev topu”

    Yarışmada “15 Temmuz Yılın Görüntüsü” dalında ödül alan Ankara Emniyet Müdürlüğüne atılan bombayı görüntüleyen İHA kameramanı Musa Erdoğan, 15 Temmuz gecesi haberi aldığında büroya geldiğini ve kamerasını alarak Genelkurmay’a gittiğini belirterek, “Genelkurmay’dan uzaklaşmamızı, çekim yapmamamızı söylediler ve biz telsizlerden gelen anonslar üzerine Ankara İl Emniyeti’ne gittik. Orada çatışmalar, çok yoğun silah sesleri vardı ve biz bunları kaydediyorduk. Köprünün üzerinde tanklar durmuş, yolu kapatmışlardı. Aşağıdan gelen halkın üzerine ateş ederek halkı yıldırmaya ve püskürtmeye çalışıyorlardı. Halk korkmadı ve üzerlerine gitti. Bu sırada gökyüzünden bir ses, bir ateş topu Ankara İl Emniyeti’ne düştü. Gökyüzünde kıpkırmızı bir alev topu, daha önce bunları hep filmlerde görmüştük mantar gibi yükselen ve benim şahitliğimde bu gerçek olmuştu, ben de bunu kaydettim. Bu heyecan farklı bir heyecan, korku da vardı. İnsanlar kaçışıyordu, yaralı insanlar vardı diğer insanlar onlara yardım ediyordu. O gece anlatılmaz yaşanması lazım. Allah böyle bir geceyi bir daha bu millete yaşatmasın. Arkadaşlar sağolsunlar bizi böyle bir ödüle layık görmüşler kendilerine çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

    “Haber kameramanı da olsanız gördüğünüz görüntüler karşısında şok oluyorsunuz”

    “En Acı Merasim” rumuzlu haber görüntüsü ile mansiyon ödülüne layık görülen İHA kameramanı İbrahim Berat Yılmaz ise Merasim Sokak’taki patlama ile ilgili yarışmaya görüntü yolladığını kaydederek, “Patlamayı Meclis’ten duymuştum, oradan koşarak gittim. Polis ve itfaiye ekipleri gelmeden önce gitmiştim oraya. Tabii gördüğüm görüntüler karşısında haber kameramanı da olsanız, günlük rutin işler de yapsanız şok oluyorsunuz, bir şekilde gördüğünüz görüntülerle, yaşadığınız olayla ilgili. Tabii böyle bir ödülü böyle bir konudaki görüntüyle ödül almak değil de daha iyi görüntülerle ödül almak isterdim ama yine de bu ödülü aldığım için mutluyum” ifadelerini kullandı.

    “Hayatımda ilk defa böyle bir olayla karşılaştım ben, çeksem mi çekmesem mi kararsız kaldım”

    “15 Temmuz Kızılay İyilik Özel Ödülü” dalında Ankara Sıhhıye’de polisin, bir askeri tankın içinden çıkarırken sarılmasını görüntüleyen İHA kameramanı Mustafa Apaydın da, 15 Temmuz gecesi çektiği görüntülerde Sıhhiye’de bir tankın bozulmuş olduğunu gördüğünü söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Koşarak ilerledim, yaklaşık 600 kişilik bir vatandaş grubu orada kalmıştı. Ben de hemen kayda girdim. Görüntülerde çevik kuvvet ekibinden bir kişinin içeridekinin asker olduğunu kimse bilmiyor o an ve polis çevik kuvvet ekibi sakinleştirmeye çalışıyordu. Çevik kuvvet ekibinden bir polis de tankın üzerine çıkarak vatandaşlara ‘yapmayın’ dedi. Onun bir er olduğunu herkese el işaretleriyle anlatmaya çalıştı. Lakin vatandaşlardan bazıları sakinleşmedi. ‘Onu bize ver aşağıya at’ gibi cümleler kurdu. Daha sonrasında ise çevik kuvvet ekibinden bir kişi çıkarak askeri tanktan çıkardı ve onu aşağıya indirerek sarıldı. Oradan direkt atarak havaya ateş açarak kurtardı. Hayatımda ilk defa böyle bir olayla karşılaştım ben. Çeksem mi çekmesem mi kararsız kaldım. Çünkü çoğu vatandaş çek veya çekme diyor bana. O an çeksem sıkıntı çekmesem sıkıntı ama bizim amacımız o anı çekmek olduğu için ben de kayda girdim ve çektim. Üzücü bir durum ama işimi de yapmak zorundaydım.”

  • 15 Temmuz gazisi Çetin, darbe girişimi gecesini anlattı

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığı önünde vurularak gazi olan Mesut Çetin, “Bu hainlerin açtığı ateşlere rağmen bizi Allah’ın koruduğunu hissettim. Çünkü gökyüzü üzerimizde kalkan misali bizi koruyordu. Tek üzüldüğüm nokta şehit olamayışımdı. Rabbim bir daha bu devlete ve millete böyle bir şey yaşatmasın” dedi.

    FETÖ’nün 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığı önüne doğru giden ve orada bulunan kalabalık ile darbeye engel olmaya çalışırken gazi olan Mesut Çetin, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını İhlas Haber Ajansı Muhabirine anlattı. Haymana İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde kamu personeli olarak çalışan Çetin, çocukluğundan bu yana hep devletin kendisine sahip çıktığını bundan sonra da ölene kadar kendisinin devletine sahip çıkacağını kaydetti.

    “Tankın paletlerine taş sokmaya çalışıyorduk”

    Darbe girişiminin olduğu saatlerde evinde oturduğunu ve darbeyi marketçiden öğrendiğini söyleyen Çetin, “15 Temmuz FETÖ alçaklarının giriştiği darbe gecesinde, Dikmen’de ki evimizde oturuyordum. Sonra markete bir şeyler almaya gittim. Marketçi bana dönerek, ’Darbe oluyor’ dedi. Uçakların uçuşunu Dikmen’den görebiliyorduk. Sonra eve geçerek televizyonu açtım. Haberleri izlemeye başladım o esnada evden tekrar çıkarak evin arka tarafına geçtim. O anda helikopter TRT binasına ateş açmaya başladı. Ben o esnada işin ciddiyetini anladım. Hal böyle olunca ben tekrar eve girerek televizyonu izlemeye devam ettim. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan televizyona bağlandı. Halkı sokağa davet ettikten sonra, hemen evden apar topar çıkarak evimizin aşağısında bulunan taksi durağına gittim. Meclis’in orada indikten sonra kalabalığın Genelkurmay’a doğru yöneldiğini gördüm. Hemen bende onlarla birlikte Genelkurmay Başkanlığı’na doğru gitmeye başladım. İlk gördüğüm kalabalık 100-150 arasındaydı. Hemen Genelkurmay’ın önünde bulunan tanklara yöneldik ve onları durdurmaya çalışıyorduk. Tankın paletlerine taş sokmaya çalışıyorduk. Aynı zamanda da jetler alçak uçuş ve patlama yaparak halkı korkutmaya ve o bölgeden dağıtmaya çalışıyordu ” ifadelerini kullandı.

    “Bunlar bizim askerimiz olamaz dedim”

    Genelkurmay içinden havaya ve halkın üzerine ateş açıldığını ancak halkın adeta açılan ateşin üzerine doğru gittiğini belirten Çetin, “Ben hiç bir kimsenin kaçmadığına tam tersine ölüme nasıl meydan okuduğuna şahit oldum. Hepsi birbirine kenetlenmiş yaralananları diğer vatandaşlar yerden alıp güvenli bölgelere taşımaya çalışıyordu. Vurulan insanları gördüğümde bir an kendime kendime ’bunlar bizim askerimiz olamaz, bunlar bizim vatanımıza kastetmek isteyen düşmanlar’ dedim. Bu esnada tanklar Genelkurmay’ın giriş kapısının sol tarafında bulunan diğer kapıya gidiyordu. Bizler de o tarafa doğru yöneldik. O anda bize doğru karargahtan ateş açılmaya başlandı. Şehitler ve vurulan insanlarımızı gördüm” diye konuştu.

    “Şehit olan bir vatandaş gözleri açık gülümsüyordu”

    Ayağından vurulduğunu ancak ilk başta hiçbir sızı hissetmediğini kendisine yardım edenlerinde yine orada bulunan vatandaşların olduğunu anlatan Mesut Çetin, şunları kaydetti:

    “Düşünün orada gördüğüm bir şehit vardı. Şehit olmuş ama gülümsüyordu. Ben o şehidi gördüğümde ağlıyordum orada bir ağabeyimiz geldi. O şehidin açık gözlerini kapattı. Ben o halimle hemen alt geçidin olduğu yere geldim. Yukarıdan 10’a yakın insanın üstten düştüğünü gördüm. Tam bu sırada ben doğrudan yukarı doğru çıkmaya başladım. Bu esnada karargahtan halkın üzerine ateş açılmaya devam ediyordu. Kaldırımda bulunan taştan olan süs saksısının arkasına sığındım. Bu esnada vurulan ve şehit olan bir kardeşimize yardım etmek isterken bacağımdan vuruldum. Yerde 15 dakika yattım ve ateş kesilince hemen yanımda bulunan vatandaşlar beni alarak üst yola çıkartarak ilk yardımı yaptılar. Ondan sonra ben yanımda bulunanlara ’benim ayağımda hiç bir şey yok. Siz arkadaşlara yardım edin’ dedim. Orada bulunan vatandaşlar, bahçenin dışında ki demir kapıya yöneldiler. Kapıyı kırarak bahçeye girdiler. Karargahtan havaya ve halka doğru ateş açılıyordu. Bir çok kişinin yere düştüğünü gördüm. Ben o an buradan uzaklaşmam lazım diyerek gitmek istiyordum. Yaşlı bir teyze gelerek. ’Bu ne oğlum. Sinek ısırığı dönün savaşın’ deyince bende geri döndüm. Bahçeye girdim aslan heykelinin üstüne çıktım. İnsanlarda Sarı Kapı’ya dayanmıştı. Orada doğrudan halkın üzerine ateş açılmaya başlandı. Bir çok kişi de orada vurulmuştu. Bacağımda ki ağrı çoğalmaya başlayınca, tekrar dışarı çıkıp Meclis’in oraya zıplaya zıplaya gitmeye başladım. Ondan sonra motosikletli bir ağabeyimiz beni gördü. Gel çabuk bin şunun arkasına dedi. Nerede oturduğu mu sordu ve beni 29 Mayıs Devlet Hastanesi’ne doğru götürdü. Allah o ağabeyimizden razı olsun.”

    “Gökyüzü üzerimizde kalkan misali bizi koruyordu”

    O gece Allah’tan gelen bir gücün kendilerini koruduğunu söyleyen gazi Çetin, “O gece unutamayacağım en önemli an ise bir milletin ölüme gülerek gitmesiydi. Bu yolun sonunda gerçekten içilecek şehadet şerbeti olduğunu biliyorduk. Örneğin benim yanıma gelen yaşlı teyzenin o haliyle orada tanka ve silaha kafa tutması gerçekten bambaşka bir duyguydu. O yaşlı teyze belki de orada kaç kişiye cesaret vermişti. O gece bir de savaşın kötülüğünü ve karanlık yüzünü çok yakından gördüm. Bu hainlerin açtığı ateşlere rağmen bizi Allah’ın koruduğunu hissettim. Çünkü gökyüzü üzerimizde kalkan misali bizi koruyordu. Tek üzüldüğüm nokta şehit olamayışımdı. Rabbim bir daha bu devlete ve millete böyle bir şey yaşatmasın. Allah Cumhurbaşkanımızın başta olmak üzere bütün milletimizin yar ve yardımcısı olsun. Geçmişten günümüze kadar şehit olan atalarımıza, insanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Yine bana nasihatleriyle her zaman bir baba gibi destek çıkan Haymana İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Enver Yurtdaş başta olmak üzere, sayın Levent Koç ve Zekai Şahin müdürlerime de teşekkür ediyorum. O gece Zekai Şahin müdürümle sürekli telefon ile irtibat halindeydim” dedi.