Etiket: Gebelikte

  • Gebelikte İdrar Yolu Enfeksiyonuna Dikkat

    Op. Dr. Yunus Çavuş, idrar yolu enfeksiyonlarının, gebelik döneminde anne adaylarının sık karşılaştığı önemli sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti. Gebelikte yeterli su tüketiminin önemli olduğunu belirten Op. Dr. Çavuş, anne adaylarının doktor kontrollerini aksatmaması gerektiğini vurguladı.

    Memorial Dicle Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Yunus Çavuş, gebelik döneminde oluşabilecek idrar yolu enfeksiyonları hakkında bilgi verdi. Gebelik döneminde enfeksiyonlara bağlı olarak mesaneye ulaşan bakterilerin, hiç belirti vermeden orada canlı olarak kalabildiğini anlatan Çavuş, “İdrarda belirti vermeyen bu bakteriler, hastada herhangi bir şikayete de neden olmadan sessizce kalabildiği gibi bazı durumlarda mesane ya da böbrek iltihabına yol açabilir. Bu durum gebelerin yüzde 10’unu etkilemektedir. Gebelikte doktorun uygun gördüğü güvenli antibiyotikler, 3-7 günlük tedavi ile idrarda belirti vermeyen bakteri varlığını enfeksiyona dönüşmeden tedavi edebilir. Tedavi bitiminde de mutlaka tekrar idrar kültürü yapılmalıdır. Şikayetleri tekrarlayan veya geçmeyen hastalara idame tedavisi verilmelidir. Ayrıca enfeksiyonlar tekrarlıyorsa hastaya mutlaka doğumsal idrar yolları anomalileri yönünden daha ileri tetkikler yapılmalıdır” dedi.

    “BEBEĞİN HAYATI TEHLİKEYE GİREBİLİR”

    Gebelikte idrar yolu enfeksiyonlarının erken doğuma ve erken membran rüptürü yani su kesesinin erken açılmasına neden olabileceğine vurgu yapan Op. Dr. Çavuş, şunları kaydetti:

    “Bu da bebek açısından hayati önem taşımaktadır. İdrar yolu enfeksiyonu bulunan gebelerde enfeksiyon doğum şeklini belirlememektedir. Bu hastalara normal doğum önerilmektedir. Gebelikte idrar yolu enfeksiyonundan korunmak için günde en az 6-8 bardak sıvı tüketilmeli, özellikle şekerli sıvılardan kaçınılmalıdır. Gebelikte enfeksiyona yatkınlığın artması bağışıklık sistemi ile ilgili olduğundan beslenmeye dikkat edilmelidir. Mümkün olduğunca sık tuvalete gitmeli, sıkışıncaya kadar beklememeli ve idrarın mesaneden tamamen boşaltılmasına dikkat edilmelidir. Tuvalet sonrası genital bölge temizliğine dikkat edilmelidir. İdrar yaparken yanma, sızlama, bulantı, ateş, kasık ve alt karın ağrısı gibi şikayetlerden biri dahi olsa mutlaka bir acil servise başvurmalı, rutin gebelik takibinde ise bu şikayetler belirtilerek idrar tahlili ve idrar kültürü istenmelidir.”

  • Gebelikte Tiroide Dikkat

    Doç. Dr. Yusuf Aydın, “Ciddi iyot eksiliği, doğuştan özürlü (kretinizm) denilen hem fiziksel hem de zihinsel geriliğe yol açan bir hastalığa sebep olabilir. Bu sebeple gebelerin iyot alması ve iyottan zengin gıdalarla yani deniz ürünleri ile beslenmesini öneriyoruz” dedi.

    Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Aydın, tiroid hastalıkları ve gebelikte tiroid ile ilgili kamuoyuna önemli açıklamalarda bulundu. Çok farklı tiroid hastalıkları olduğunu belirten Doç. Dr. Yusuf Aydın, iyot eksikliği, tiroid bezinin çok çalışması (hipertiroidi), tiroid bezinin az çalışması (hipotiroidi), tiroid nodülleri ve tiroid kanseri şeklindeki tiroid hastalıklarının gebelik sırasında da görülebileceğini söyledi.

    “DENİZ ÜRÜNLERİYLE BESLENİN”

    İyotun tiroid hormonunun temel elementi olduğunu, eksikliğinde tiroid hormonu üretiminin azaldığını ve buna bağlı olarak gebede hipotiroidin oluşabileceğini ifade eden Doç. Dr. Aydın, “Bebeğin anne karnında beyin gelişiminin iyi olabilmesi için iyot gerekmektedir. Özellikle Türkiye ve bölgemizde orta derecede iyot eksikliği olduğu biliniyor. 1992’den beri tuzlarımızda iyot olsa da yeraltı su kaynaklarımızda iyot az bulunduğu için hala iyot eksikliği toplumumuzda ve gebelerde gözlemlenmektedir. Ciddi iyot eksiliği, doğuştan özürlü (kretinizm) denilen hem fiziksel hem de zihinsel geriliğe yol açan bir hastalığa sebep olabilir. Bu sebeple gebelerin iyot alması ve iyottan zengin gıdalarla (deniz ürünleri) beslenmesini öneriyoruz” şeklinde konuştu.

    Tiroid bezinin hızlı çalışmasının hipertiroidi olarak adlandırıldığını ve hipertiroidinin karışık bir durum şeklinde nitelendirildiğini belirten Doç. Dr. Yusuf Aydın, “Bu durumla karşılaşan gebenin mutlaka endokrinoloji doktorları tarafından takibi gerekmektedir. Aksi takdirde yanlış ve gereksiz tedaviler verilebilmektedir. Şöyle ki gebeliğin ilk haftalarında plasenta denilen organdan ß HCG gibi çeşitli hormonlar salgılanmakta ve bu hormonların etkisi ile TSH denilen hormon düşebilmektedir. Bu durum, çoğu zaman tedavi edilmeksizin 12-16. haftada düzelmektedir. Ancak Graves hastalığı denilen, hipertroidi ile ortaya çıkan, bir hastalık ile karışabilmektedir. Bunun ayırıcı tanısı için çeşitli testler yapıldıktan sonra tedavi kararı verilmelidir” dedi.

    Hipertiroidinin tedavi edilmezse hem anne hem de çocuk üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğine dikkat çeken Aydın, hastalığın annede kilo alamama, erken doğum, kalpte ritm bozuklukları, şiddetli bulantı ve kusma gibi şikayetlere neden olabileceğini sözlerine ekledi. Annenin fazla hormonlarının çocuğa da geçeceğini belirten Doç. Dr. Yusuf Aydın, bu durumun çocukta gelişme geriliği, fetal taşikardi, doğumda hipertiroidi gibi olumsuz sonuçlara sebebiyet vereceğini vurguladı.

    GEBELİKTE İLAÇ SEÇİMİ DOĞRU YAPILMALI

    Hipertiroidi hastalığının tedavisiyle ilgili önemli bilgiler veren Doç. Dr. Aydın, “Gebelerde ilaç seçimi çok dikkatli yapılmalı, hem anneyi hem de çocuğu düşünerek tedaviler uygulanmalıdır. Böyle bir tedavi için elimizde çok fazla seçenek yok. Bu tedavide verilecek ilaç dozu miktarı çok düşüktür. İlaçların yan etkilerinden korunmak için çok düşük dozlarda ilaçlar kullanılması gerekmektedir. Zaman zaman gebelerde ilaçlar ile kontrol edilemeyen hipertiroidi vakalarında alternatif olarak cerrahi tedavi veya geçici plasmaferez denilen kandan tiroid hormonunun temizlenmesi şeklinde tedaviler yapılabilmektedir” diyerek açıklamalarına devam etti.

    GEBELİK KONUSUNDA ZORLUK YAŞAYAN ANNE ADAYLARI TİROİD TESTİ YAPTIRSIN

    Son yıllarda basında haşimato ve hipotiroidi gibi hastalıkların sıklıkla gündeme geldiğini söyleyen Doç. Dr. Yusuf Aydın, “Bence bu nokta çok önemli. Haşimato aslında hipotiroidi hastalığının bir çeşidi ve en sık görülenidir. Bu hastalıkta tiroid bezine karşı vücutta antikorlar oluşmuştur. Bu sebeple tiroid bezinde tahribat oluşur ve tiroid hormonu yeterli üretilemez. Hipotiroidisi olan anne adayları gebelik planlıyorlar ise TSH seviyesini normal aralığa çekmelidir. Zaten hipotiroidisi olan kadınlarda adet düzensizlikleri sık gözlenir. Bu sebeple gebe kalmakta zorlanabilirler. Hatta gebe kalamayan anne adaylarına mutlaka TSH değerlerine baktırmaları tavsiye edilmektedir. Hipotiroidi; halsizlik, yorgunluk, saç dökülmesi, kabızlık, sürekli uyuma ihtiyacı, kaslarda güçsüzlük gibi şikayetlerle kendini gösterir. Ancak bazen ilk bulgusu adet düzensizliği ve kısırlık da olabilir. Bu yüzden gebelik konusunda zorluk yaşayan anne adayları tiroid testlerini mutlaka yaptırmalıdır” şeklinde uyarılarda bulundu.

    Hipotiroidi hastalığı tedavisinin zor olmadığını ifade eden Doç. Dr. Aydın, hastaların tiroid hormonunu her gün düzenli olarak almaları ve doz ayarlamalarını 4-5 haftada bir TSH değerine baktırarak yaptırmaları gerektiğini belirterek, gebelerin ise her ay tiroid hormonu ihtiyacı değişeceği için sık sık kontrole gitmeleri tavsiyesinde bulundu.

    Tiroid nodüllerinden ve tiroid kanserlerinden de bahseden Doç. Dr. Yusuf Aydın, “Nodül genellikle yaş arttıkça daha fazla gözlenir. Ancak bizim Bölgemizde ve Karadeniz’in tümünde her yaşta gözlenebilmektedir. Ancak genç yaştaki birisinde nodül varsa bu durumda biraz daha dikkatli olmak lazım. Çünkü bu nodüllerin kanser olma ihtimali yaşlılara göre daha fazladır” şeklinde konuştu.

    Gebelerde tiroid nodüllerine rastlandığında öncelikle tiroid testlerine baktıklarını belirten Doç. Dr. Aydın, sonrasında ultrason ile nodülün boyutlarını ve özelliklerini değerlendirdiklerini ve gerekirse biyopsi yaptıklarını sözlerine ekledi. Gebelerde biyopsinin rahatlıkla yapılabildiğini ve hiçbir zararı olmadığını söyleyen Aydın, “Eğer biyopsi sonucu normal çıkarsa herhangi bir şey yapmadan takip edilir. Ancak kanser çıkmışsa hasta ile görüşülerek 20-28 hafta arasında ameliyat önerilir. Eğer tanı geç konulmuş ise ameliyat, doğum sonrasına bırakılabilir” dedi.

    Son olarak gebelik planlayan annelere önemli uyarılarda bulunan Doç. Dr. Yusuf Aydın, “Gebelik planlayan annelerin eğer tiroid hastalıkları var ise gebelik öncesinde mutlaka hekimleri ile görüşerek tiroid testlerini kontrol ettirmelidir. Gebelik boyunca yakın takip ile ilaçlarını uygun dozda kullanmalıdır. Bölgemizdeki tüm anne adayları, gebelik öncesi iyot desteği almaya başlamalı ve iyottan zengin gıdaları bol tüketmelidir” diyerek açıklamalarına son verdi.

  • Gebelikte Yeni Yöntem Akupunktur

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, Çin’de yaklaşık 3 bin yıldır uygulanan akupunkturun stresi azalttığını, bağışıklık sistemini, yumurta kalitesi ve rahim zarının tutunma kabiliyetini arttırarak gebelik oranlarını artırdığını belirterek, akupunkturun Danimarka ve Almanya’da birçok hasta üzerinde uygulandığını ve hastalarda gebelik oranını ciddi bir şekilde yükselttiğini söyledi.

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığının en az 3 tüp bebek uygulamasında iyi kalitedeki embriyo transferine rağmen gebelik elde edilememesi ya da toplam 10 veya daha fazla sayıda embriyonun transferine rağmen gebelik elde edilememesi durumu olduğunu belirtti. Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı nedenlerinin, embriyo dış zarının kalınlaşması, yumurta kalitesinin az olması, gebelik oluşturması beklenen embriyonun bozulmuş genetik yapısı ve rahim zarının ince olması olduğunu vurgulayan Çoksüer, “Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığında yeni tedavi yöntemi akupunktur. Biz biliyoruz ki tüp bebek başarısızlığında hastalarda çok ciddi bir stres yükü artmaktadır ve buna bağlı olarak ta tüp bebek başarısızlığıyla karşı karşıya kalabilmekteyiz. Akupunktur Çin’de 3 bin yıldan beri uygulanmakta olan bir tedavi yöntemdir. Bizde kendi kliniğimizde tüp bebek uygulaması yapan her hastaya rutin olarak uyguluyoruz. Gerek erkeklere, gerekse bayanlara rutin olarak tüp bebek uygulamasına başlamadan önce ya da tüp bebek esnasında akupunktur uygulaması yapabiliyoruz. Burada akupunktur etki mekanizmasına baktığımız zaman, birincisi, stresi azaltmakta ikincisi, hormon dengesini düzelterek yumurta kalitesini artırmakta üçüncüsü, rahmin kanlamasını artırarak, özellikle rahim zarının güçlenmesini sağlamakta. Dördüncüsü ise bağışıklık sistemini güçlendirerek, bebeğin tutunmasını sağlayabilmektedir. Tabi bu dört etkide, tüp bebek başarısızlığında çok ciddi etkisinin olduğunu görmekteyiz” dedi.

    Danimarka ve Almanya’da, birçok hasta üzerinde yapılan çalışmada, hastalarda, akupunktur yöntemiyle gebelik başarı oranının çok ciddi anlamda artırdığına dikkat çeken Çoksüer, “Yapılan çalışmalara da baktığımızda Danimarka’da 273 hasta üzerinde yapılan çalışmada akupunktur uygulayan ve uygulamayan hastalar karşılaştırılmış, bunlardan akupunktur uygulayan hastalarda gebelik başarı oranının çok ciddi anlamda artırıldığı gösterilmiştir. Yine yakın bir zamanda yapılan başka bir çalışmada, Almanya’da yapılan çalışmada, özellikle 160 hastada uygulanan çalışmada yine aynı şekilde akupunkturun gebelik oranlarını çok ciddi derecede artırdığını göstermiştir. Bizde tabi bu çalışmalardan bu tür net analizlerden feyz alarak artık kendi kliniğimizde uygulamaktayız. Çünkü Avrupa’da birçok önde gelen tüp bebek merkezlerinde, akupunktur rutin bir şekilde uygulanmakta. Çünkü başarısı artık tartışılmaz hale geldiği için artık rutin olarak uygulanmakta. Onun için bizde kendi kliniğimizde gerek erkek gerek bayanlara akupunktur uygulaması yapmaktayız. Erkek faktörü olanlarda biliyoruz erkek faktörlerde de tüp bebek başarısızlığıyla karşı karşıya kalabilmekteyiz. Eğer sperm sayısı sperm hareketi ya da sperm kalitesinde bir sıkıntı varsa, bu hastalarda da tüp bebeğe başlamadan önce de erkek hastalara akupunktur uygulayarak başarı şansını artırma hedefine gidebiliyoruz ve bu şekilde tüp bebek şansı artabiliyor. Onun için üç ya da daha fazla başarısız olanlarda rutin olarak akupunktur uygulanmasını biz kendimiz, kendi kliniğimizden edindiğimiz tecrübeye dayanarak öneriyoruz ve bu hastalarında iyi bir sonuç aldığını da görmekteyiz” diye konuştu.

  • Gebelikte Düşük Tehlikesine Dikkat

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jin.Op.Dr.Rami Asker, gebelikte düşük tehlikesine karşı uyardı. Dr. Asker, “Gebeliğin 20. haftasından önce veya 500 gr.dan az olarak sonlanmasına abortus denilir. Abortusların 12.gebelik haftasından önce olması erken,sonra olması geç abortus olarak adlandırılır.tüm gebeliklerin %10-12’si düşükle sonlanır” dedi.

    Jin.Op.Dr.Rami Asker, düşük çeşitleri konusunda şunları kaydetti:

    “abortus imminens (düşük tehdidi): vajinal kanama ve kasıklarda kramplar vardır ama rahimin ağzı açılmamıştır, belirli bir tedavisi yok,hastalara yatak istirahati önerilir ve sonra kramplar ortadan kalkıp kanama durursa gebelik devam edebilir veya kanama ve kramplar artar ve düşükle sonuçlanır. Abortus incipiens(önlenemez düşük):bundada kanama ve kasık ağrıları var fakat burada rahim ağzı açılmıştır ve tek tedavisi beklemeden kürtaj yapılması. Bortus incompletus(tamamlanmayan düşük):gebelik materyalinin bir kısmı dışarı atılmış diğer kısmı rahmin içerisinde durmaktadır.tedavisinde acilen kürtaj yapılmalı. Abortus completus(tamamlanan düşük):tüm gebelik materyali dışarı atılmıştır. Habitüel abortus(tekrarlayan düşük):hastanın peşpeşe 3 gebeliğinin düşükle sonuçlanmış olması,bu hastalarda düşük sebebinin araştırılması şart. Missed abortus(ölü düşük):ölü fetusun bazı kaynaklara göre 5 diğerlerine göre 8 haftadan fazla rahmin içerisinde kalıp atılmamasına verilen ad.bu durum DİC dediğimiz anne kan pıhtılaşma mekanizmasının bozulmasına yol açan bir hastalığın meydana gelmesine neden olabilir ayrıca enfeksiyona da yol açabilir.bu tür düşüklerde fibrinojen ve kan pıhtılaşma ölçümleri yapıldıktan sonra kürtaj yapılmalı”.

    DÜŞÜK NEDENLERİ:

    “Kromozomal bozukluklar: en sık rastlanan nedendir, düşüklerin %50-70’i kromozom anomali kaynaklıdır.bu kromozomal bozukluklardan en sık rastlananı trizomilerdir özellikle trizomi 21 (down sendromu,mongolizm) ve trizomi 16 ayrıca monozomi de abortusa yol açar mesela turner sendromu.

    Anembriyonik gebelik veya blighted ovum (boş gebelik).

    Uterus’a (rahim) ait anormallikler: uterus septus yani rahimde bir bölme veya zarın olması-rahim ağzı yetersizliği-uterus didelfis veya çift rahim-uterus tümörleri-geçirilmiş rahim ameliyatları-rahim ağzı yetersizliği.

    Hormonal nedene bağlı düşükler:en sık tiroid hastalıklar ve özellikle hipotiroidi düşüklere neden olabiliyor ikinci sıklıkta ise şeker hastalığı(diabet).

    mekanik veya psikolojik travmalar da düşüğe neden olabiliyor.

    Enfeksiyonlar: özellikle mycoplazma,toxoplazma,rubella,cmv enfeksiyonları düşüğe neden olabilir.hepatit B ise düşüğe yol açmaz.

    İmmünolojik nedenler(bağışıklık sistemine ait nedenler):burada özellikle sistemik lupus eritimatozus ve antifosfolipid sendromu adlı hastalıklarda anne vücudunda oluşan bir takım antikorlar üzerinde durulmaktadır(lupus antikoagulan antikor,antikardiyolipin antikor)”.