Etiket: Gazetesi

  • Başbakan Yıldırım, Financial Times gazetesi editörleriyle görüştü

    Başbakan Binali Yıldırım, Londra’daki temasları kapsamında Financial Times gazetesinin editörlerinin toplantısına katıldı.

    Londra’daki temaslarını sürdüren Başbakan Yıldırım, kaldığı otelde eski Maliye Bakanı, Evening Standart gazetesinin editörü Gorge Osbourne’la röportaj gerçekleştirdi.

    Yıldırım ve beraberindeki heyet, bu akşam Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği Rezidansı’nda onuruna düzenlenecek yemeğe katılacak.

  • Türkiye Gazetesi yazarı Rahim Er, İsviçre gazetesine yazdı

    İsviçre’nin liberal muhafazakar gazetelerinden Basler Zeitung, konuk yazar olarak Türkiye Gazetesi yazarı Rahim Er’e sayfalarını açtı. Er’in “Neden yeni anayasa?” konulu yazısı büyük ilgi gördü.

    Türk politikacıların İsviçre’de Türk vatandaşlarıyla buluşmasını engelleyen ve referandum için Türkçe olarak “Hayır” manşetleri atılan İsviçre’de sağduyulu sesler de yükselmeye başladı. 100 bin okuyucusu bulunan Basler Zeitung gazetesi, Türkler ve Türkiye’ye karşı girişilen yargısız infaza karşı Türkiye Gazetesi yazarı Rahim Er’e sütunlarını açtı. Rahim Er’in “Türkiye’de neden yeni anayasa lazım?” başlıklı makalesi büyük ilgi gördü.

    Basler Zeitung Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Markus Somm, “Türkiye’de referandumun yapılmasını destekleyen bir yazara gazetemizin sayfalarını açarak fikir özgürlüğü bakımından önemli bir sorumluluğu yerine getirdiğimiz gibi bir de anayasa referandumuna Türkiye’deki çoğunluğun baktığı gibi bir bakışla bakılmasını sağladık” dedi.

  • Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kapan: “DAEŞ gerçekten laboratuvarda üretilmiş bir örgüt”

    Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Kapan, DAEŞ’in laboratuvarda kurulan bir terör örgütü olduğunu söyledi.

    Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Kapan, Bülent Ecevit Üniversitesinde düzenlenen “Ortadoğu’daki Gelişmeler ve Türkiye’nin Dış Politikası” başlıklı konferansa konuşmacı olarak katıldı. Bülent Ecevit Üniversitesi Sezai Karakoç Kültür Merkezinde gerçekleştirilen konferansa Rektör Vekili Prof. Dr. K. Varım Numanoğlu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Haluk Güven, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. İsmail Kapan, konuşmasında Ortadoğu’daki ülkelerin kavgasının tek sebebinin enerji kaynakları olduğunu vurguladı. Kapan, dünyadaki enerji kaynaklarının yüzde 80’inin Ortadoğu’da yer aldığını, bugüne kadar olan ve bundan sonra yaşanacak kavgaların da yine enerji kaynakları nedeniyle olacağının altını çizdi.

    “Dünyanın en şiddetli paylaşım kavgaları bu bölgede cereyan ediyor”

    Ortadoğu bölgesindeki petrol rezervlerine dikkat çeken İsmail Kapan, “Bu petrol rezervlerinin yüzde 60 ila 70’i, doğalgaz rezervlerinin de yüzde 35’i o bölgede. Fakat genişletilmiş Ortadoğu’ya baktığımızda ispatlanmış petrol rezervinin yüzde 80’i bu bölgede, doğalgaz rezervinin de yüzde 50’i bu bölgede bulunuyor. Dolayısıyla en şiddetli paylaşım kavgaları da bu bölgede cereyan ediyor. Bunun bir göstergesi de dünya silah ticaretinin yüzde 75’i Ortadoğu ülkelerine yapılıyor. Bu rakamlar gerçekten son derece çarpıcı rakamlar. Ortadoğu’da bir taraftan Batılı güçlerin enerji kaynaklarını paylaşmak, sömürmek ve hakim olmak için sürdürdüğü mücadele var. 100 seneden beri devam ediyor” dedi.

    Büyük Ortadoğu Projesi

    Büyük Ortadoğu Projesi’nin dört ayağı olduğunu vurgulayan Kapan, “Birinci ayağı Amerika’nın petrol kaynakları üzerindeki hakimiyetini devam ettirmek. İkinci ayağı başka bir rakibin buraya gelip yerleşmesini önlemektir. Üçüncü ayağı İsrail’in güvenliğini garanti altında tutmaktır. Dördüncüsü de Çin ile muhtemel bir hesaplaşmayı 2030’lu yılların sonrasına atmaktır. Bu BOP’un dayandığı dört ayaktır. Şimdi Amerika; onun hiçbir zaman ayrılmaz

    müttefiki olan İngiltere beraber Irak’ı işgal ettiler. Bu siyasetlerini zaman zaman revize ederek devam ettiriyorlar” şeklinde konuştu.

    “Bugün Suriye’de en etkili güç olarak Rusya’yı görüyoruz”

    Suriye meselesinde önemli bir gelişme yaşandığına dikkat çeken İsmail Kapan, “Suriye meselesinde önemli bir gelişme oldu. Amerika tereddüt geçirdi. Oraya asker sokmadı. Çünkü kendi iç kamuoyunda tepkiler vardı. Dolayısıyla orada bir boşluk oluştu. Rusya tereddütsüz bir şekilde, biraz da geçmiş dönemin hesaplarını kapatırcasına geldi yerleşti. Bugün Suriye’de en etkili güç olarak Rusya’yı görüyoruz. Amerika şimdi tekrar oralara girmek için terör örgütleri üzerinden atraksiyonlar yapıyor. Ama Rusya’nın orada ön aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz” dedi.

    “Türkiye gelişen durumlara göre vaziyet almak durumda”

    Türkiye’nin bölgesel güç olduğunu ifade eden Kapan, “Bir taraftan Batılı küresel emperyalist güçler, bir taraftan yine bir emperyalist güç olarak değerlendirebileceğimiz Rusya, bir taraftan bir bölgesel güç olan ama emperyal politikalar gütmeye çalışan İran bizi her taraftan sıkıştırıyor. Şu anda hakikaten toplam bin 350 kilometre sınır olduğu gibi bizim için ulusal güvenlik açısından çok riskli, pahalı ve çok sıkıntılı bir duruma gelmiş durumda. Türkiye belki henüz bir küresel güç değil bölgesel güç şüphesiz. Ama bir bölgesel güç ile küresel gücün politikaları arasında çok fark vardır. Dolayısıyla Türkiye, Rusya, Amerika gibi hareket edemez. Ama benim bir iddiam var. Türkiye’nin savunma bütçesi İngiltere kadar olsaydı belki de Suriye meselesini şimdiye kadar çözmüştü. Türkiye gelişen durumlara göre vaziyet almak durumda” şeklinde konuştu.

    Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Kapan, “DAEŞ gerçekten laboratuvarda üretilmiş bir örgüt. Yani gelişimine baktığınız zaman daha önce El-Kaide laboratuvarda nasıl üretilmiş ise, Taliban hareketi nasıl üretilmiş ise aynı DAEŞ de öyle bir örgüttür. Kimlerin ürettiğini sanıyorum bu salondaki genç ihtiyar herkes bilir. Gizlemeye gerek yok, üreten, besleyen ve büyüten Batı alemidir. Hiç bunla lamı cimi yok” dedi.

    Konferans sonunda dinleyenlerin sorularını yanıtlayan İsmail Kapan’a Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Haluk Güven teşekkür plaketi takdim etti.

  • Bakan Çavuşoğlu: “Bild Gazetesi de Atatürk’ü kullanmaya başladı”

    Avrupa’nın da Atatürk’ü kullanmaya başladığını söyleyen Mevlüt Çavuşoğlu, “Bugün Bild Gazetesi’ni gördünüz artık onlar da o kadar düştüler ki Atatürk’ü kullanmaya başladılar. Atatürk’ün gösterdiği hedeflere en çok AK Parti döneminde ulaşmaya çalışılmıştır. Buna İsmet İnönü dönemi de dahil. Şimdi Bild Gazetesi de dahil, Atatürk üzerinden gidiyor. Atatürk olsa ‘hayır’ derdi diyor Bild Gazetesi. Biz Almanya’da o kadar vatandaşımız olmasına rağmen Merkel’e oy verin, şuna vermeyin diyor muyuz? Niye karışalım” dedi.

    Antalya’da dün AK parti ’evet’ standında yaşanan olaya da değinen Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, laikliğin tanımını yaptıktan sonra Üniversite yıllarında yasaklara karşı nasıl tepki gösterdiğini anlattı. Çavuşoğlu, “Ben siyasal da okuyordum, yabancılarda sakal bırakınca serbest, bize gelince yasak. Ben de yasağa karşı çıktım ve okula sakallı gidiyordum. Hocam geldi Mevlüt sen niye sakal bırakıyorsun yasak değil mi dedi? Bende hocam ben yasaklara karşıyım dedim. Hocam da bana aferin dedi” diye konuştu.

    AK Parti Antalya Milletvekili ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kemer’de muhtarlar ve Sivil Toplum Kuruluşları (STK) temsilcileriyle bir araya geldi. Programa AK Parti Antalya İl Başkanı Rıza Sümer’de katıldı. Bakan Çavuşoğlu, Avrupa’nın da Atatürk’ü kullanmaya başladığını söyleyerek, “O kadar düştüler ki Atatürk’ü kullanmaya başladılar. Atatürk’ün gösterdiği hedeflere en çok AK Parti döneminde ulaşmaya çalışılmıştır. Buna İsmet İnönü dönemi de dahil. Şimdi Bild Gazetesi de dahil, Atatürk üzerinden gidiyor. Atatürk olsa ‘hayır’ derdi diyor Bild Gazetesi. Biz Almanya’da o kadar vatandaşımız olmasına rağmen Merkel’e oy verin, şuna vermeyin diyor muyuz? Niye karışalım” şeklinde konuştu.

    “Turizmin önündeki engelleri kaldıracağız”

    Turizmin önündeki engelleri kaldırmak için çalıştıklarını ifade eden Mevlüt Çavuşoğlu, “Geçen sene Rusya ile yaşanan olaylardan dolayı turist sayısı azaldı. Bu sene yapılan rezervasyonlarda iyiye gidiş olduğunu görüyoruz. Ukrayna’dan gelen turist sayısında artış var. Kimlikle giriş konusunda Ukrayna hükümeti ile imzalama var. Havaalanlarında önlemleri alıyoruz. Kimliklerin okunması için çalışmalar devam ediyor. Ukrayna’da vatandaşların yüzde 30’unun pasaportu var. Geçen sene yüzde 48 artış oldu. İlerleyen zamanlarda daha da artış bekliyoruz. 55 milyon nüfuslu bir ülke. Başka ülkelere gidenler oradan memnun kalmadılar. Antalya, Kemer’i aradılar” dedi.

    “Kemer’e vaatler”

    2015 seçimlerinden önce kemer için vaatlerinin olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Golf sahalarının yapımıyla ilgili çalışmalar devam ediyor. İlave olarak futbol sahaları yapıyoruz. Kongre salonu yapıyoruz. Kış aylarında da kemere insanlarımız gelsin, otellerimiz açık kalsın diye uğraşıyoruz. Enerji konusunda da çalışmalar yapıyoruz. Bu sene 2 milyon 426 bin TL’lik bir bütçe ayırdık. Kullanılırsa da ilavemiz var. Kemer’imizin enerji ile ilgili sorunları çözülsün” şeklinde konuştu.

    Kemer’e de fakülte kazandırmak istediklerini dile getiren Çavuşoğlu, Antalya’ya 10 tane üniversite kazandırmak amacında olduklarını belirterek, “Üniversiteye bağlı fakülte açmak için çalışıyoruz. Antalya’ya 10 tane üniversite kazandırmak istiyoruz. 500 bin öğrencinin burada yaşamasını istiyoruz. En az 100 bin yabancı öğrencinin gelmesini arzu ediyoruz” dedi.

    “Muhtarlıkların kalkacağını söyleyenler kara propaganda yapıyor”

    Muhtarlıkların kalkacağını söyleyenlerin kara propaganda yaptığını söyleyen Bakan Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Maddeler üzerinde konuştuğumuz zaman her şey açıkça ortada. Muhtarlıklar kalkacak derseniz, bu durumda dürüstlüğe sığmayan kara propaganda ortaya çıkar. Ama CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu muhtarlık kalkacak diyor. Muhtarlığın nasıl seçileceği var değil mi? Muhtarların sadece maaşların arttırılması değil. Çalışırken de bizden daha önce önem veren iktidar oldu mu? Ben de seçildim muhtar da seçilmiştir diyor sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Bunu da inanarak söylüyor. Bizim en yakın dostlarımızdır muhtarlar. Mahallelerimizin güvenliği için de onlara çok iş düşüyor. Şu anda bazı kurumlarla ilgili sorunlar varmış onlarla ilgili de çalışacağız. 18 maddeyi konuşmuyorsun da muhtarlara gidip kalkacak deyip ‘hayır’ istiyorsun” ifadelerini kullandı.

    ‘Hayır’ propagandası yapanların Türkiye’de yaşayan Ruslara sizi zorla Müslüman yapacaklar ve kadınlarınızı kapatacaklar dediklerini belirten Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, “Ruslara 16 Nisan’dan sonra da sizi zorla Müslüman yapacaklar ve kadınlarınızı kapatacaklar diyorlar. Yazıklar olsun. Bazı Ruslar doğru mu diye teşkilatlarımıza gitmişler. Konsolos da gelmiş. Ne istiyorsunuz onlardan Antalya’nın değişik yerlerinde yaşamaya karar vermişler. Niye korkutuyorsunuz bu insanları. Sorun yaşadığımız 8 ayda, biz gidip onlara Türkiye’de yaşayan herkese emanetsiniz dedik. Şimdi onlar gidip 2 oy alacak diye sizi zorla Müslüman yapacaklar diyorlar. Bu kadar aşağılık durum var mı?” diye konuştu.

    “Avrupa’da Atatürk’ü kullanmaya başladı”

    Avrupa’nın da Atatürk’ü kullanmaya başladığını söyleyen Mevlüt Çavuşoğlu, “Bugün Bild Gazetesi’ni gördünüz artık onlarda o kadar düştüler ki Atatürk’ü kullanmaya başladılar. Atatürk’ün gösterdiği hedeflere en çok AK Parti döneminde ulaşmaya çalışılmıştır. Buna İsmet İnönü dönemi de dahil. Şimdi Bild Gazetesi de dahil, Atatürk üzerinden gidiyor. Atatürk olsa ‘hayır’ derdi diyor Bild Gazetesi. Biz Almanya’da o kadar vatandaşımız olmasına rağmen Merkel’e oy verin, şuna vermeyin diyor muyuz? Niye karışalım. Hollanda için de bu kadar çirkinlik yapmalarına rağmen karışmadık. Şimdi de Atatürk üzerinden gidiyorlar. Bir de cumhuriyet üzerinden geçinenler var. Onlarda cumhuriyet gidiyor yaygarası yapıyorlar. Cumhuriyet 80 milyonun elinde ve omuzlarında. Anayasa’da da belli, adı Türkiye Cumhuriyeti, bayrağı ay yıldızlı diyor. İlk 4 maddesi Anayasa’da duruyor. Cumhuriyet nereye gidiyor. Cumhuriyet gidiyor da 100. yılına gidiyor. Biz onlara soruyoruz, cumhuriyete ne verdin diyoruz. Onlarda bizim elimize yetki imkanı geçmedi diyor. Demokrasi varsa vatandaş kime oy vereceğine karar verir” ifadelerinde bulundu.

    “Üniversitede yasağa karşı çıkıp sakal bıraktım”

    Dün Antalya’nın merkezinde evet diyen başörtülü bir kıza saldırıldığı konusuna da değinen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Laiklik diyorlar. Senin laiklik düşüncen ne? Dün Antalya’nın merkezinde bunların laiklik anlayışını gördük. Geliyor evet diyen kardeşlerimize saldırıyor. ‘Evet’ diyen başörtülü kardeşimizin örtüsünü açmaya çalışıyor. İsteyen istediği gibi giyinsin. Biz 15 yıllık hükümetimiz döneminde bir şey demedik. Benim ailemde başı açık ve kapalı olanlar var. Biz aile içinde bunun için birbirimize mi saldıracağız. Laikliğin tanımı şudur. Din ve devlet işleri ayrıdır. Devlet herkesin inancının garantisidir. Bugüne kadar böyle miydi? Başörtüsü takıyorsun okula gitme. Ben siyasal da okuyordum yabancılarda sakal bırakınca serbest, bize gelince yasak. Ben de yasağa karşı çıktım ve okula sakallı gidiyordum. Hocam geldi Mevlüt sen niye sakal bırakıyorsun yasak değil mi dedi? Bende hocam ben yasaklara karşıyım dedim. Hocam da bana aferin dedi” şeklinde konuştu.

    İçeriden ve dışarıdan tüm hainlere, gezi olayları dahil, 17-25 Aralık dahil hiçbirisinin tesadüf olmadığını ve örgütlü olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, “Gezi Olayları’nın arkasında kim varsa, darbe girişiminin arkasında da onlar var. 17-25 Aralık’ın arkasında da onlar var. Bunlara rağmen Türkiye dik durabiliyorsa, oy verirsiniz vermezsiniz, seversiniz sevmezsiniz Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir lider olduğu içindir. Peki yarın Recep Tayyip Erdoğan gibi çok güçlü bir lider olmadı. Biz şahıslar üzerinden mi Türkiye’yi ileriye götüreceğiz, sistemler üzerinden mi? Sistemin güçlü olması lazım. Bugüne kadar başkanlık sistemini savunan kişilere bakın çoğunun iktidar olma şansı hiç yok. Alparslan Türkeş’de öyle, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’da öyle, diğerleri de öyle rahmetli Necmettin Erbakan’da öyle. Turgut Özal, Süleyman Demirel başbakanken de, cumhurbaşkanıyken de savunuyordu. Ben de başkanlık sistemini istiyordum. Önemli olan Türkiye’nin geleceğini sigortalamak. Ben çok iddialı bir şekilde söylüyorum ki getireceğimiz sistem Recep Tayyip Erdoğan sonrası Türkiye’nin sigortasıdır. Recep Tayyip Erdoğan seçilse seçilse, ömrü yeterse ve halk seçerse en fazla 2 kere seçilecektir. Ya sonrası mutlaka birisi seçilecektir. İşte sonrası için bizim Türkiye’nin sistemini güçlendirmemiz lazım. Kim gelirse gelsin sistemin tıkır tıkır işlemesi lazım. Birisi biraz daha iyi çalışır. Birisi biraz daha az çalışabilir” dedi.

    “FETÖ ‘evet’ çıkarsa hayallerinin biteceğini biliyor”

    FETÖ’nün evet çıkarsa hayallerinin biteceğini bildiğinden dolayı ‘hayır’ dediğini dile getiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu konuşmasını şöyle tamamladı:

    “PKK neden hayır diyor. Ne diyorlar evet çıkarsa biz bittik diyorlar. Şimdi de bitiriyoruz. Terörü de bitirmemiz lazım. Bu sistem geldiği zaman Türkiye’nin daha güçlü olacağını biliyorlar. FETÖ neden hayır diye çalışıyor. ‘Evet’ çıkarsa hayallerinin biteceğinden dolayı ‘hayır’ diyor. Milletimiz bunların hepsinin farkında.”

    Sümer: “O insan kılıklı 2 kişiyi kınıyorum”

    Dün referandum durağında orada evet broşürü dağıtan kadın arkadaşa yapılan şiddeti kınayan AK Parti Antalya İl Başkanı Rıza Sümer, “O sevgi ve kalabalığı görünce hazmedemeyenler bir nefret suçu oluşturacak şekilde başörtülü bir arkadaşımızı darp ettiler. Yasal işlemler başlatıldı. Bu durumu kınıyorum. FETÖ’cüler gibi bize saldırmaya çalışıyorlar. Güçlü bir şekilde evet çıkacağını bildikleri için ellerinden gelenleri yapıyorlar. O insan kılıklı 2 kişiyi kınıyorum” dedi.

  • Alman Bild gazetesi yine Türkçe başlık attı: “Atatürk olsa hayır derdi”

    Türkiye aleyhinde yaptığı haberlerle bilinen bulvar gazetesi Bild, yine Almanya’daki Türk seçmenleri etkilemek için sipariş bir başlıkla okuyucularının karşısına çıktı. Gazete, Türkçe olarak, “Atatürk olsa hayır derdi” diyerek bir sayfanın dörtte üçlük bölümünü “Hayır” kampanyasına ayırdı.

    16 Nisan anayasa referandumu için bugün Almanya’da başlayan oy verme işlemlerinde giden Türk vatandaşlarını etkilemek için anayasa referandumunda bir çok bilgiyi çarpıtarak veren Bild Gazetesi, sipariş haberinde, Essen Üniversitesi Türkiye uzmanı Burak Çopur’un, “Atatürk yaşasaydı hayır derdi, çünkü o otoriterdi fakat totaliter değildi. Atatürk, bazıları oldukça sert olan bazı uygulamalarıyla ilk demokratik reformları hayata geçirmiş, ayrıca din ve devlet işlerini birbirinden ayırmıştı. Erdoğan’ın reformlarıyla bunlar tersine çevrilmek isteniyor” sözlerine yer verdi.