Etiket: Gazetesi

  • Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin yargılandığı dava öncesi basın açıklaması

    Aralarında Ahmet Şık’ın da bulunduğu Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarının yargılandığı 19 sanıklı dava öncesi Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yapıldı.

    Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarından gazeteci Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu 19 sanığın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan yargılanmasına devam ediliyor.

    Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önü ve karşısındaki meydanda yoğun güvenlik önlemi alınırken, duruşma öncesi davanın tutuksuz sanıkları, avukatlar, CHP milletvekilleri ve Cumhuriyet gazetesi okuyucuları Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önündeki meydanda toplandı.

    “Bugün buradan arkadaşlarımızı da alıp gitmek istiyoruz”

    Grup adına basın açıklaması yapan Faruk Eren, “Akın Atalay, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Ahmet Şık ve Emre İper bir kez daha hakim önüne çıkacak. Daha ilk duruşmada iddianamenin çökmesine rağmen arkadaşlarımızın cezaevinde tutulmasındaki ısrar devam ediyor.Arkadaşlarımız aylardır mesleklerinden, sevdiklerinden ve özgürlüklerinden mahrum. Bugün buradan arkadaşlarımızı da alıp gitmek istiyoruz. Sadece beş arkadaşımız için değil.160’tan fazla gazeteciyi tutuklayan Türkiye, dünyadaki en büyük gazeteci hapishanesi durumuna geldi. Bu tabloyla gurur duymayın, aksine utanın ve gazetecilerin özgürlüklerini geri verin” dedi.

    Grup, açıklamanın ardından, İstanbul 27’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmaya katılmak üzere adliye binasına girdi.

  • Cumhuriyet Gazetesi Davası’nın ikinci duruşması başladı

    Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarına ilişkin 20 şüphelinin “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan yargılandığı davanın ikinci celsesi Silivri’de başladı.

    Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarına ilişkin Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Kadri Gürsel ve Gazeteci Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu 20 şüphelinin “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan yargılanmasına devam edildi.

    Silivri Cezaevi’nin karşısında bulunan duruşma salonunda görülen davaya tutuklu sanıklar cezaevinden getirilirken taraf avukatları da salonda hazır bulundu. Duruşma, tutuklu sanık Emre İper’in savunmasıyla devam ediyor.

    Öte yandan, duruşma salonu çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındığı görüldü.

    İddianameden

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Mehmet Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan ayrı ayrı 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenirken, gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 11,5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti.

    İddianamede, Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 9,5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep edilirken, gazeteci Ahmet Şık’ın ayrıca “PKK ve DHKP/C” silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istenmişti.

    Twitter’daki “jeansbiri” hesabının sahibi Ahmet Kemal Aydoğdu’nun “silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak” suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, firari şüpheli İlhan Tanır’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edilmişti.

  • Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kapan: “Bu dönem Malatya’ya büyük hizmetlerin yapılacağına inanıyoruz”

    Malatya Valiliği ziyaretinde konuşan, Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Kapan, yeni dönemde Malatya’ya büyük hizmetlerin yapılacağına yürekten inandıklarını söyledi.

    Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Kapan, Türkiye Gazetesi Bölge Müdürü Celal Koyuncu ile birlikte Malatya Valisi Ali Kaban’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.

    Ziyarette bir konuşma yapan Kapan, kendilerini ağırladıkları için Kaban’a teşekkür ederek, “Biraz gecikmeli de olsa, Valimize ‘Hayırlı olsun’ demeye geldik. Ali Kaban’ın Malatya Valisi olarak atanmasından dolayı büyük sevinç içindeyiz. Bu dönem Malatyamıza büyük hizmetlerin yapılacağına yürekten inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Malatya Valisi Ali Kaban ise Kapan’ı çok uzun yıllardır tanıdığını söyledi.

    Ziyaretten dolayı Kapan’a teşekkür eden Vali Kaban, Malatya’ya güzel hizmetler yapmak için gayret edeceklerini kaydetti.

  • Türkiye Gazetesi Yayın Koordinatörü Yücel Koç, kitapseverlerle buluştu

    9. Kitap Fuarı’na konuk olan Türkiye Gazetesi Yayın Koordinatörü Yücel Koç, 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasında TV kanallarının tarihi bir görev üstlendiğini söyledi.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 9. Kitap Fuarı kapsamında “Haber Kanalı Olmak” isimli söyleşi gerçekleştirildi. Konferansa Türkiye Gazetesi Yayın Koordinatörü Yücel Koç, Habertürk TV Genel Müdürü Veyis Ateş, 24 TV Genel Yayın Yönetmeni Murat Çiçek, Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarı Faruk Aksoy katıldı. Medya üzerine yapılan söyleşide haber değeri, haberin yayınlanması, medya ve toplum konularına öncelik verildi.

    Konferansta konuşmasına mesleki tecrübelerini aktararak başlayan Türkiye Gazetesi Yayın Koordinatörü Yücel Koç, “Ben meslek hayatıma ajansta başladım. Meslekte zor gördüğüm iki şey var. Birincisi ajans, ikincisi haber kanalında çalışıyor olmak. Bu ikisi bir habercinin başına gelecek en büyük felaket. Onun yanında gazetecilik, rahat rahat oturup planlayıp, iyi bir başlık atıp haberin biraz daha derinine nasıl girebiliriz diye uğraşabileceğiniz, size bol bir zaman bırakıyor. Ama haber kanalı böyle değil. Haber kanalında anlık yaşıyorsunuz. Zaten çok fazla şeyi planlamanıza gerek yok, Türkiye’nin gündemi belli. Siz de ’bunun üstüne ufak tefek bir şeyler koyayım, bir şeyler yapayım’ dediğiniz zaman zaten zaman yetmiyor. Gazete rahat bir alandı, haber kanalından Star Gazetesi’ne gittiğim dönem ‘oh dedim, ne iyi’ ama bir gece pişman oldum. O gece 15 Temmuz gecesiydi. Dedim ki, ‘keşke bu gece televizyonda olsaydım, haber kanalında olsaydım.’ Hatta ben, Murat Bey’le o zaman aynı grupta olduğumuz için kanalına indim acaba bana bir iş düşer mi diye. Bir alt kattalardı. Gittim, onlar zaten işlerini gayet güzel yapıyorlardı, baktım bana gerek yok ama en azından kenarda onları izledim. Gazetede bekliyorsunuz, bir işin acaba nereye varacak diye sonunu bekliyorsunuz. Finali gördükten sonra oturup bir başlık atıp haberini yazıyorsunuz o bitmeden bir şey yapamıyorsunuz” dedi.

    “’Gezi’ sürecinde ilk manşeti ben attım”

    ’Gezi’ sürecinde haber kanallarının üstlendiği role de değinen Koç, “’Gezi’de hatırlar mısınız bilmiyorum çadırların yakıldığı gün, işte Başkan özür dilemiş, Vali ortalığı yumuşatmak için bir şeyler söylemiş ama olaylar azalacağına aksine büyüyor. O gece dedim ki ‘ben bu manşeti değiştireceğim.’ Gazetedeydim, televizyonda değildim o dönem yine ve Gezi protestocularına vuran ilk manşeti biz attık, daha doğrusu ben attım. Dedim ki bunların derdi başka, özür istiyorlardı ‘özür’, ortamın yumuşatılması için ne gerekiyorsa yapılmış ama olaylar azalacağına büyüyor ve biz vurduk. Ertesi gün ne tepkiler aldık, aman işte ‘bunlar ne içiyorsa biz de aynısından istiyoruz’ diye başlayıp, her türlü hakarete varan cümleler. Yılmadık ertesi gün de attık, sonraki gün de attık. Ben o dönemde genel yayın yönetmeni değildim. Tabi benim de bir amirim var, yöneticim var. Dedi ki ’sen ne yapıyorsun? Biz tek başımıza Deli Dumrul gibi gidiyoruz.’ ’Merak etmeyin bizim yanımıza gelecek herkes’ dedim. Hakikaten 2-3 gün sonra, artık bizim en azından kendimize yakın gördüğümüz medyadaki arkadaşlar ortak bir dille buna tepkiyi arttırdılar. Eğer biz böyle milli bir cephe oluşturmasaydık medyada, belki Türkiye bugün çok daha başka yere gidecekti. Böyle bir tarihi dönemde bu mesleği yapıyor olmaktan hakikaten ben şeref duyuyorum” şeklinde konuştu.

    “15 Temmuz’da TV kanalları tarihi bir görev üstlendi”

    Haber kanallarının 15 Temmuz gecesi üstlendiği role de vurgu yapan Yayın Koordinatörü Yücel Koç, “15 Temmuz gecesi öyle bir geceydi ama haber kanalları o gece tarihi bir görev üstlendi. Eğer darbe o gece bastırıldıysa, insanlar sokağa çağrıldıysa bu haber kanallarının sayesinde oldu. O gece tarihi bir misyon üstlendiler ve ben keşke o gece bir haber kanalında görev alsaydım diye düşünmedim değil. Gazetecilik çok keyifli çok güzel ama dediğim gibi tarihi bir dönemde bu görevi yapıyor olmak herhalde bize nasip oldu ve bunu ileride anlatacağımız -15 Temmuz gibi- birçok hikayesi olacak inşallah” diye konuştu.

    “Fotoğrafın anlattığını kitap yazsanız anlatamazsınız”

    Toplumu derinden sarsan olayların yayınlanıp, yayınlanmamasıyla ilgili bir soru üzerine konuşan Yücel Koç, boşanma olaylarını örnek göstererek, “Ben bunun toplumun bozulmasıyla doğrudan alakalı olduğunu düşünüyorum. Boşanmalar eskisinden çok daha fazla bugün değil mi? Giderek artan bir şey. Bu toplumumuzun hızla bozulmasıyla alakalı bir durum, ‘bunun gerekçeleri, sebepleri ne derseniz.’ O artık sosyologların işleyeceği bir konu olur. Ama biz bu haberleri versek mi vermesek mi? Birçok olayda ikilem yaşarız, bu da onlardan bir tanesi. Mesela ‘Suriyeli Aylan Bebek’ tek bir kare fotoğraf, çok etkileyici. Üzerine fasiküllerle kitap yazsanız o fotoğrafın anlattığı hiçbir şeyi anlatamazsınız. Bir tek kare fotoğraf. Eminim bugün her medya kuruluşu ‘ben bunu yayınlayayım mı yayınlamayayım mı’ diye uzun uzun tartışmıştır. Biz de öyle yaptık. Ben dedim ki, ‘bunu yayınlayacağım, hem de tam sayfa yayınlayacağım ve çocuğu mozaiklemeden, buzlamadan yayınlayacağım.’ Bazı acı gerçeklerle artık yüzleşmemiz lazım, bunların üstünü kapattığımız zaman acaba fayda mı sağlıyoruz? Ben Aylan Bebek için vermekten yanaydım, ertesi gün bazı gazeteler veya işte televizyonlarımız buzlayıp verdiler ama ben açık verdim, o zor bir karar. Şimdi kadın cinayetlerini de sırtına birkaç bıçak saplanmış bir kadın fotoğrafı hatırlıyorum saplı duruyor sırtında cesedin. Şimdi bunu verelim mi vermeyelim mi diye de tartışmıştık mesela” ifadelerini kullandı.

    “Yayınlanan haberler benzer olayları teşvik etmiyor”

    Önemli olayların yayınlanmadığı takdirde tekrarlarının çoğalacağına vurgu yapan Koç, RTÜK’ün de belirleyici olduğuna değinerek, “Verelim mi? Verme kapat üstünü, bir sonraki gün bir başkası olacak. Ondan sonra bir başkası olacak. Bu haberleri vererek biz teşvik ediyor muyuz? Bence etmiyoruz, ben o kanaatteyim. Tam tersine bunların üstünü kapatmanın, görmezden gelmenin, halının altına süpürüyor olmanın çokta doğru olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Şu konuda haklısınız, ‘bunları çocuklar izliyor onlar etkileniyor.’ Kanalların, zaten RTÜK diye bir şey var, onların sınırını RTÜK çiziyor, ‘bunu apaçık yayınlayamaz ya da belli çizgiler içerisinde yayınlaması gerekiyor’ gibi. Bu gazetede biraz daha rahat, o kadar otokontrol yok ama dediğim gibi şimdi gazeteyi de aynı çocuk görüyor ertesi sabah. Verip vermemekle ilgili yüzde yüz doğrusu şu diye açıkçası ben diyemiyorum. Ben en azından çok etkili ve çarpıcı örneklerin, toplumun gözünün önüne getirilmesinin daha faydalı olduğunu düşünüyorum, şahsi kanaatim ama bu yüzde yüz emin olduğum için söylemiyorum” dedi.

  • İzmir’de Sözcü Gazetesi operasyonu

    İZMİR (İHA) – İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Sözcü Gazetesi’ne düzenlenen operasyonda gazetenin İzmir muhabiri Gökmen Ulu gözaltına alındı.

    ’FETÖ/PDY üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ suçlamasının da aralarında bulunduğu birden çok iddiasıyla operasyon Sözcü Gazetesi’ne operasyon başlatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gazete sahibi Burak Akbay, internet sorumlu müdürü Mediha Olgun, Mali İşler Müdürü Yonca Kaleli ve muhabir Gökmen Ulu hakkında gözaltı kararı verildi.

    İzmir Emniyet Müdürlüğü ekipleri de İzmir muhabiri Gökmen Ulu’yu evinde gözaltına aldı. Gökmen Ulu ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü.

    Şüphelilere yönelik suçlamalar arasında 15 Temmuz günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te tatil yaptığı otelin adres ve görüntüsünün Sözcü Gazetesi internet sitesinden deşifre edilmesinin de bulunduğu öğrenildi.