Etiket: gazeteciler

  • Toğrul’un 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü mesajı

    Toğrul’un 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü mesajı

    Koop-İş Sendikası Erzurum Şube Başkanı Tarık Toğrul, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.

    Ekonomik ve sosyal açıdan basın emekçilerinin daha iyi şartlar altında çalışmasını temenni ettiğini İfade eden Koop İş Sendikası Erzurum Şube Başkanı Tarık Toğrul, basının güçlü olması, gerek düşünce ve ifade özgürlüğünün sağlanması, gerek kamuoyunun istek ve taleplerinin doğru bir şekilde yansıtılması açısından son derece önemli olduğunu söyledi.

    Gazetecilik mesleğinin, halkı bilgilendirmek gibi demokrasinin en önemli vasıtası olduğunu ifade eden KOOP İş Sendikası Erzurum Şube Başkanı Tarık Toğrul, gazetecilik mesleğinin, gerek kamuoyuna aktarılan sorunların çözümünde, gerekse önerileriyle toplum mekanizmasının daha sağlıklı işlemesine yardımcı olan kutsal bir meslek olduğunu söyledi.

    Toğrul, “Basının güçlü olması, gerek düşünce ve ifade özgürlüğünün sağlanması, gerek kamuoyunun istek ve taleplerinin doğru bir şekilde yansıtılması açısından son derece önemlidir. Haber alma ve yayma özgürlüğünün en etkili aracı olan gazetecilik, kamu adına gerçekleri araştırma, doğru ve gerçek haberlerle kamuoyunu aydınlatma mesleğidir. Görevini toplumsal değerlere saygılı, kişisel hak ve özgürlükleri temel alan tarafsız bir anlayışla yerine getiren gazetecilerimiz; hiç şüphesiz ki demokrasinin en önemli dayanaklarından biridir. Günümüzde hızla gelişen kitle iletişim araçları ile birlikte etkinliği her geçen gün artan yazılı, işitsel ve görsel basın kuruluşları ve çalışanları, vatandaş ile devlet arasındaki iletişimin sağlanması ve kamuoyu oluşturulması gibi birçok görev ve sorumlulukları da üstlenmektedir. Toplumsal değerlere saygı gösteren, hukukun evrensel standartlarından sapmayarak icra ettiği görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan ilimizdeki tüm basın camiası, her etkinlikte yaptığımız çalışmaları halka duyurarak aynı zamanda bulundukları bölgenin kalkınmasına da vesile olmuştur. Tüm basın camiasının ve özellikle emekçi gazetecilerin ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlar, başarılar dilerim.” dedi.

  • Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti 59 yaşında

    Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti 59 yaşında

    Balıkesir ilindeki gazete, radyo, tv ve internet medyasının sahip, yönetici ve çalışanlarıyla yaygın basın temsilcilerini çatısı altında buluşturan ilin en eski basın meslek kuruluşu Gazeteciler Cemiyeti, 59. yılına ulaştı.

    Balıkesir’de dönemin ildeki tüm gazetecilerinin bir araya gelerek kurduğu Gazeteciler Cemiyeti (BGC), 59.yaşına ulaştı. Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ramazan Demir, 59. yıl nedeniyle yayınladığı mesajda, ilin en eski meslek kuruluşları arasında yer alan BGC’nin sürekli geliştiğini ve her yıl güçlenerek bugünlere ulaştığını belirtti.

    BGC’nin üyeleri başta olmak üzere toplum yararına çalışmalar yaptığını kaydeden Demir, “Meslektaşlarımız bilgi birikimlerini arttırmaları yanında sosyal, kültürel yaşama katkıda bulunmak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Balıkesir’i ulusal ve uluslararası platformlarda en iyi şekilde temsil etmenin çabası içerisindeyiz. Hedefimiz etkinliklerimizi her yıl arttırarak Türkiye’nin örnek sivil toplum kuruluşları arasındaki yerimizi sağlamlaştırmaktır” ifadesini kullandı.

    Gazetecilik mesleğinin kaybolan itibarını yeniden kazanması adına çaba göstermeye kararlılıkla devam edeceklerini ifade eden Demir, manipülatif ve provokatif bilgi merkezlerine dönüşen sosyal medya mecralarındaki sayfa sahiplerine “gazeteci muamelesi” yapanlara karşı mücadeleye devam edeceklerini kaydetti. Demir, “İyiyle kötünün, güzelle çirkinin ayırt edilmesiyle ülkemiz hedeflerine daha hızlı ve sağlıklı şekilde ulaşabilir ” dedi.

    Milli Mücadelenin bayrak adamları arasındaki Hasan Basri Çantay, Mustafa Necati, Vasıf Çınar kardeşler gibi ülkesine sevdalı isimlerin bıraktığı bayrağını taşımanın ayrıcalığını yaşadıklarını kaydeden Demir, gazeteciliğin önemini Basın Müzesi ile gelecek kuşaklara aktardıklarını bildirdi.

    Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti’nin, ülkemizin temel değerleriyle bütünleşmiş, bilgiyi esas alan bir anlayışla üyelerine ve topluma hizmet ettiğini aktaran Demir, mesajında şu görüşlere yer verdi:

    Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü her şeyin üzerinde tutan, halkın gerçekleri öğrenme hakkına, Anayasa’dan alınan güçle sahip çıkan BGC, bu temel ilkelerden ödün vermeden çalışacak, toplum yararına yeni projelere imza atmayı sürdürecektir.

    Başkan Demir, “Üstatların emanetini zirvede tutacağız”

    Cemiyetimizin kuruluşu ve bugünlere ulaşmasında başkanı, yöneticisi ve üyesi olarak emekleri bulunan Münir Yenal, Cevdet Demiray, Cahit Albayrak, İzzetin Yaşbek, Şemsi Aran, Hayati Çelik, Halil Nusret Ertüz, Emrah Sağdıç, Ali Gezer,Turhan Savaş, Fikri Özakbaş, Ekrem Balıbek, Reşit Kıpçak, Nejat Akpınar, Nihat Özbek, Şadi Kural, Hasan Basri Atılganer gibi ustalarımızdan bugün aramızda olmayanları rahmetle anarken, yaşayanlara da uzun ömürler diliyorum.

    Başkan Demir, 59. Yılın gururunu meslektaşlarımızla paylaşıyoruz”

    Cemiyetimizin geride bıraktığı 58 yılının değerini ve bugünün kıymetini bilerek, zamanla kıymetsiz olmamak için çok çalışmamız gerektiğine olan inancımızla BGC’nin 59. yıl gururunu 134 yıllık şanlı bir tarihe sahip Balıkesir basınına değer ve destek veren halkımızla paylaşıyoruz. Çalışmalarımıza destek olan üyelerimize, kuruluşlara, sivil toplum örgütlerine camiamız adına teşekkür ediyoruz.”

    BGC’nin Kısa Tarihçesi:

    Balıkesir’de yayınlanan gazetelerin bir dernek çatısı altında buluşması düşüncesi 1961 yılının son haftalarında sonuç verdi. Balıkesir kentinde yayınlanan Türk Dili, Balıkesir Postası, Balıkesir Ekspres ve Ateş gazetelerinin girişimleri sonucunda bir Gazeteciler Cemiyeti kurulması kararlaştırıldı. Balıkesir ilindeki tüm gazeteler 24 Aralık 1961 Pazar günü bir araya gelerek cemiyet tüzüğüne nihai şeklini verdi. Tüzük 27 Aralık 1961 günü Vilayete teslim edildi. Bu tarihten itibaren Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti resmen faaliyetine başladı.

  • Başkan Naim Karataş’tan 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü mesajı

    Başkan Naim Karataş’tan 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü mesajı

    MHP Erzurum İl Başkanı Naim Karataş, 21 Ekim Dünya Gazeteciler günü dolasıyla yayınladığı mesajında toplumun gözü kulağı olan gazetecilerin gününü kutladı.

    Karataş, “Doğru ve ilkeli habercilik anlayışı ile gece gündüz demeden görevini yerine getiren, her şartta ve durumda toplumun gören gözü, duyan kulağı olan kıymetli basın mensuplarımızın 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü kutlu olsun” dedi.

  • Ankara’da geleneksel Öz İplik İş 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı yemeği

    Ankara’da geleneksel Öz İplik İş 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı yemeği

    Ankara’da geleneksel 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı yemeği düzenlendi. Yemekte konuşan Öz İplik İş Sendikası Genel Başkanı Rafi Ay, bireysel fonun işçinin kontrolünde olması gerektiğini söyledi.

    Öz İplik İş Sendikası’nın bir emek hareketi olduğunu ve her zaman emekçilerin yanında yer aldığını, almaya da devam edeceğini belirten Genel Başkan Ay, “Aralık ayından itibaren Çin’de Wuhan kentinde başlayan, ülkemizde de 11 Mart itibarıyla ilan edilen bir salgın süreci yaşıyoruz. Hiç beklemediğimiz zor bir süreç. Kimsenin alışık olmadığı, ne yapacağını bilmediği bir süreç. Bu süreç maalesef hizmet sektörünü çok hızlı vururken aynı zamanda tekstil sektörü de çok hızlı etkilendi. Dünyada hareket durunca, AVM’ler kapanınca ve seyahatler kısıtlanınca doğal olarak bu üretimi maalesef etkiledi ve hızla Türkiye’deki üretim durdu. Fakat bu Covid-19 bize şunu gösterdi; tekstil sektörünün ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Düşünün, biz maske üretmeseydik doktorlar tedavi dahi edemezlerdi. Bizler tulum üretmeseydik, doktorlar hiçbir hastanın yanına dahi giremezlerdi. Elbise üreten emekçiler, işçiler hemen ertesi gün üretmeye adapte oldular ve hızla maske üretmeye başladılar. Türkiye’deki tekstil emekçisinin farkını dünyaya gösterdik. Hızlıca dünyaya maskeler hediye ettik. İşte bu tekstil emekçisinin ne kadar dinamik ve geçmişteki tecrübesinin ne kadar iyi olduğunu gösteriyor. O yüzden biz dünyada tekstilin ne kadar önemli olduğunu bu kriz süreçlerinde de yaşayarak gördük” şeklinde konuştu.

    “Bu küresel kriz bize ‘küresel bir şemsiyeye’ ihtiyacımız olduğunu gösterdi”

    Tekstil sektörünün pandemi sürecinden hızla etkilendiğini belirten Ay şunları kaydetti:

    “Hızla üretim kayıpları yaşandı. Bu süreçte fabrikalar kapandı, kimse ne yapacağını bilemedi. Devletimiz kısa çalışma ödeneği olacağını söyledi. Fakat bu kısa çalışma sektördeki herkesi kapsamıyor. Biliyorsunuz kısa çalışmanın belli şartları var. Onların yerine gelmesi gerekiyor. Biz bunun bilincinde bir sendika olarak hızlıca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bir mektup yazdık. Dedik ki; bu özel bir durum, kısa çalışmanın şartlarını kaldırın, tüm emekçiler kısa çalışma şartlarına girsin ve bu şartlardan yararlansın diye yazdık. Daha sonra bu şartlar esnetildi, o da yetmedi daha sonra ücretsiz izin ödeneği diye bir ödenek geldi. Sonra işten çıkarmak yasaklandı. Tabii bu arada sektörde şöyle sıkıntılar da oluştu. Az önce söylediğim uluslararası markalar hızlıca Türkiye’deki üretimlerini durdururken, emekçileri düşünmediler. Bizdeki firmalar markalara ürün üreterek parasını alıp işçiye ödeyen fason firmalar. Bunların ne olacağını düşünmediler. Bunlarla ilgili biz uluslararası kuruluşumuz vasıtasıyla ihtar mealinde bir mektup gönderdik. Bu emekçileri yalnız bırakamazsınız, bunlar krizden etkilenen insanlar. Bizler aylığı ile geçinen insanlarız, borçlarımızı ödeyemeyiz ve dolayısıyla ekonominin çarkı dönmez. Sağ olsun birçok marka hızlıca bu uyarımıza tepki verdi. Ödemelerini yaptı ve siparişleri alma garantisi verdiler. Ama dünyada kapıların kapanması sebebiyle Haziran ayından itibaren ülkemizdeki siparişlerini çekmeye başladılar. Bu arada uluslararası kuruluşlara da şunu söyledik; pandemi döneminden emekçiler gerçekten çok etkilendi. Hani Türkiye kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin gibi küçük küçük de olsa çalışanlarını destekledi. Ama biz tüm dünyadaki emekçileri düşünen Öz İplik İş Sendikası olarak dedik ki tüm dünyada insanlar daha kötü durumda, devletlerinde sosyal güvenlik sistemi olmayan emekçiler var. Bunlar ne yapacak? Ülkede bir küreselleşme var, yıllardır söylüyoruz. Kimi karşıyız diyor. Kimi küreselleşmenin içerisindeyiz diyor. Ürettiğiniz ürün küresel, ürettiğiniz müşteri küresel, her şey küresel. Bir tek pandemi döneminde dediler ki hadi size ulusal devletleriniz baksın. Ama bu olmadı şimdi, bu oyun bozuldu. O zaman emekçiyi koruyan küresel bir güvenlik sistemi de olmalı. Öz İplik İş Sendikası olarak bunun alt yapısını oluşturarak bu teklifi yaptık. Bu pandemi döneminde belki olmaz ama önümüzdeki kriz süreçleri için bunun hazırlıkları yapılıyor. Çok küçük bir miktarda Bangladeş’e bir 6 buçuk milyon dolar civarında bu küresel fonlar yardım yaptılar. Ama biz öyle istemiyoruz. Buradan emeği kullanan, emekten kazanan küresel sermaye, emeği de koruyucu bir sistemi muhakkak oluşturmalı diye Öz İplik İş Sendikası olarak burada da bir imzamız var. Bunu galiba ilk defa biz gündeme getirdik dünyada. Çünkü muhakkak krizler oluyordu ama ulusal krizler oluyordu. Ancak bu küresel kriz bize ‘küresel bir şemsiye’ye ihtiyacımız olduğunu da göstermiş oldu.“

    “Sanayi 4.0 dediğimiz dijitalleşmenin daha hızla sektöre gireceği bir süreç yaşayacağız”

    Yeni normallerde sektörde neler olacağına da değinen Ay, “Yeni normale de tekstil sektörü hazırlanıyor. Zaten devletin de yayınladığı bizim de iş yerlerimize deklare ettiğimiz pandemiden korunma, yani üretim esnasında pandemiden nasıl korunabiliriz? Bu pandemi nasıl yayılmaz gibi çeşitli ajandalar var. Bunlar ile beraber artık yeni normal süreçte iş yerleri elbette ki çalışacak, ama biraz daha insanların herhalde uzak mesafeden çalıştığı, ortak kullanım alanlarında daha dikkatli olduğu, daha çok hijyene dikkat edildiği ve biraz da biliyorsunuz dijitalleşme sürekli konuşuluyordu. Sanayi 4.0 dediğimiz dijitalleşme. Her halde bunun çalışma hayatına daha hızlı girdiği bir süreci göreceğiz hep beraber. Zaten Türkiye bu konuda çeşitli çalışmalar yapıyordu. Hatta belli lisanslı fabrikalarımız dahi vardı. Bu durum herhalde bu süreci biraz daha hızlandırdı. Artık ürettiğimiz ürünler de bu tarz mikrop ve virüslere karşı bu tarzda üretim yapan büyük büyük firmalar var. İşte bunlar anti bakteriyel maskeler, anti bakteriyel giysiler, anti bakteriyel koltuk kumaşları gibi birçok ürünleri Ar-Ge çalışmalarını daha da yoğunlaştırarak geliştirmeye başladık” ifadelerini kullandı.

    “Bırakın işçinin kontrolünde bireysel fon olsun”

    Kıdem tazminatı konusuna da değinen Genel Başkan Ay şunları söyledi:

    “Tabii bu Covid-19 salgını ile mücadele ederken yine çalışma hayatı devam ediyor. İşte biliyorsunuz bu ara hızlıca bir kıdem tazminatı konusu gündeme geldi. Daha sonra gündemimizden kalktı. Aslında bunu konuşmadan önce şöyle bakmak lazım çalışma hayatına; benim bir tabirim var işçi arı gibidir. Arıyı biliyorsunuz. Arı gider binlerce kilometre ötedeki çiçekten poleni alır gelir, bize bal üretir. Biz o balı alırız ama arıya da biraz bal bırakırız. Kışı geçirsin ölmesin vs. diye. Aslında işçi de böyle. Düşünün biz çalışıyoruz, kıdem tazminatı için parayı kenara koyuyoruz, biz çalışıyoruz işverene kazandırıyoruz, devlete vergi ödüyoruz. İşte işsizlik fonunda para biriktiriyoruz. He şeyi biz yapıyoruz. Yani hem birilerine kazandırıyoruz, hem kendi geçimimizi sağlıyoruz hem de geleceğimiz için bir parayı kenara koyuyoruz. Şimdi arıyı öldürürseniz bal yiyemezsiniz. Arıyı rahat yaşatır, ona balı biraz fazla bırakırsanız, o arı kışı daha gürbüz çıkar size daha fazla bal verir. Bizde diyoruz ki kıdem tazminatıyla vs. ile bizleri boğmayın. Bizleri rahatlatın ki biz daha çok çalışalım. Kafamızı yine biz işimize verelim. O yüzden işçi arkadaşları, emekçileri bu şekilde tasvip etmek gerekir. Kıdem tazminatı ile ilgili birçok söylem oldu. Bizim aslında bu zaman zaman gündemimize geliyor. İşte çalışma hayatındaki arkadaşlarımız bunu biliyor. İşte, 1475 sayılı İş Kanunu’nun hayata geçtiğinden beri bu fon konusu sürekli sürekli gündemde. Ama her zaman şöyle kapatılıyor; ya taraflar anlaşsın gelsin. Bu söylem bu işin sonunda olmamalı, işin başında olmalı. Çünkü işin muhatabı, işin sonunda bundan etkilenecek taraf yine emekçiler. O yüzden biz emekçilerin bu konudaki fikrinin alınmadığı da gündeme gelmedi. Biz Hak-İş olarak, Öz İplik İş Sendikası olarak 1475 sayılı İş Kanunu’ndan beri bir duruşumuz var. Biz diyoruz ki; şuandaki mevcut sistem dahi bizim talebimizi karşılamıyor. Çünkü işçinin işyerine aidiyeti işiyle olmalı. Kıdem tazminatı vs. ile olmamalı. Bir zorunluluk olmamalı. İşini sevmeli ki iyi yapmalı. İşveren de onun ihtiyaçlarını iyi karşılayabilmeli ki o işçi, o iş yerinde kalmalı. Bunun dışında olan tüm aidiyet zorunlu aidiyettir. O zaman verimsizlik başlıyor. O zaman kalitesizlik başlıyor. Biz bunu savunuyoruz ve diyoruz ki; fon olacaksa da maalesef geçmişte yaşadığımız sıkıntılar var. Bu sıkıntılar işçinin fona karşı sıcak bakmasını önleyen şeyler. Eğer ki fon olacak ise bir sürü bireysel fon var. Bırakın işçinin kontrolünde bireysel fon olsun. Yalnız bizim olmazsa olmazımız var; bugünkü mevcut durumdan geriye gidiş asla olmamalı. İşte 1 yıla tekabül eden 30 günlük brüt ücretimiz ya da yüzde 8.33 aylık gibi verilerden geriye gidiş olmamalı. Bizim kıdem tazminatına bakış açımız bu. Bu şekilde de bakmaya devam edeceğiz. Çünkü biz kamuda örgütlü değiliz, özel sektörde örgütlüyüz. Çok sayıda kıdem tazminatı alamadan işten ayrılan, iş yeri kapanan arkadaşlarımız var. Bizim avukatlarımız var, buralara ayırdığımız kaynaklarımız var. Bizim buralara harcadığımız paraların hemen hemen hepsi kıdem tazminatından kaynaklı sorunlar. Biliyorsunuz ki mahkemelerdeki iş yükünün de büyük çoğunluğu bunlar. Bunun en güzel yöntemi, tarafların bir araya gelerek uzlaşmaya varacakları bir yöntem.”

    Toplantıya birçok basın mensubu katıldı. Toplantı karşılıklı sohbetler ile sona erdi.

  • Başkan Karataş’tan Gazeteciler ve Basın Bayramı mesajı

    Başkan Karataş’tan Gazeteciler ve Basın Bayramı mesajı

    Milliyetçi Hareket Partisi Erzurum il başkanı Naim Karataş 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

    Milliyetçi Hareket Partisi Erzurum İl Başkanı Naim Karataş “24 Temmuz’ da kutlanan basın bayramında gazeteciliğin fedakârlık ve özveri gerektiren bir meslek olduğunu belirten Karataş ’’İlkeli ve sorumlu habercilik anlayışı ile kişisel hak ve özgürlükleri temel alarak, tarafsız bir şekilde kamuoyunu aydınlatma çalışmalarını yürüten basın toplumun güvencesidir. Bu vesileyle; her daim ilkeli ve tarafsız bir anlayışla görevlerini sürdürme gayreti içerisinde olan tüm basın mensuplarımızın 24 Temmuz Gazeteciler Ve Basın Bayramını kutluyor, görevlerini yaparken hayatını kaybeden basın çalışanlarını rahmetle anıyor, basın camiamızın tüm mensuplarına sevgi ve selamlarımızı sunuyorum” dedi.