Etiket: Gaü’de

  • GAÜ’de mezuniyet coşkusu

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Girne Amerikan Üniversitesinin 31. mezuniyet törenine katıldı.

    Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ), 2016-2017 akademik yılı 31’inci dönem mezunları diplomalarını alıyor. Bu yıl bin 500’e yakın yeni mezun veren üniversitede bu yıl 2 ayrı mezuniyet töreni düzenleniyor. Dün akşam Girne Amfitiyatro’da, doktora ve yüksek lisans öğrencileriyle, Eğitim, İşletme, Havacılık, Denizcilik Fakülteleri, meslek yüksek okulu ve uygulamalı sosyal bilimler öğrencileri diplomalarını alırken, bu akşam da diğer bölümlerden mezun olan öğrnciler diplomalarını alacak. Mezuniyet töreni bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

    Törende ilk konuşmayı yapan GAÜ Rektörü Profesör Doktor Kutsal Öztürk, 3 kıta 7 ülkede faaliyet gösteren üniversitede, 115 ülkeden öğrencinin bir kültür mozaiği içinde eğitim aldığını belirterek, amaçlarının dünyaya barış ve sevgiyi yayacak dünya insanları yetiştirmek olduğunu vurguladı.

    Girne Amerikan Üniversitesi Yöneticiler Kurulu Başkanı ve Kurucu Rektörü Serhat Akpınar, bu yılın en fazla mezun verilen yıl olduğunu vurgulayarak, 45 ülkeden bin 500’e yakın mezunun 2 ayrı törenle diploma alacağını kaydetti.

    KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Özdemir Berova, ülkede bir üniversite adası olma yolunda önemli adımlar atıldığını dile getirerek dünyanın dört bir yanından 93 bin öğrencinin ülke üniversitelerinde eğitim aldığını söyledi. Mezunların, KKTC’nin kültür elçileri olacağına inandığını belirten Berova, mezunların ülkelerine döndüklerinde iyi yerlere geleceklerini ifade etti. Berova, mezunları ve onlara emek veren aileleriyle akademisyenleri kutladı.

    KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da, GAÜ’den mezun olup ana vatan Türkiye ve diğer 3’üncü ülkelere gidecek mezunlardan KKTC’nin fahri elçileri olmalarını ve KKTC’yi daha güzel, daha özel bir ülke yapmak için yaptıkları çalışmalarla katkı sağlamalarını istedi. Gençlerin üniversite eğitimi aldıkları ülkeleri hiç unutmadığını ve bu ülkelerin her zaman yaşamlarında özel bir yer tuttuğunu söyleyen Ertuğruloğu, mezunlara başarılar dileyerek KKTC’yi unutmamalarını diledi.

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise konuşmasında acıların paylaşıldıkça azaldığını, mutlulukların ise çoğaldığını vurgulayarak, mezunlar ve ailelerinin mezuniyet coşkusunu paylaşmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. Akıncı, mezuniyetlerde, öğrencilerin çalışmaları yanında aileler ve akademisyenlerin de büyük emekleri olduğunu dile getirdi.

    GAÜ gibi güzide bir üniversiteden bilgiler edinen mezunların artık üniversite eğitimini tamamlayarak hayat okuluna başlayacağını söyleyen Akıncı, gençlerin aldıkları teorik eğitimleri artık pratiğe dökeceğini kaydetti. Akıncı, mezunlara yaşamları boyunca öğrenmeye devam ederek, ülkeleri ve kendileri için güzel bir gelecek oluşturmalarını ve arkadaşları, üniversiteleri ve KKTC ile bağlarını asla koparmamalarını istedi.

    Konuşmalarına ardından törene katılan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Özdemir Berova, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu’na plaket takdim edildi. Daha sonra, doktora, yüksek lisans ve lisans alanlarında üniversite eğitimini birincilikle bitiren mezunlar, kütüğe isim plakalarını çaktı. Protokolün, yüksek onur derecesiyle mezun olanlara diplomalarını vermesinin ardından mezunlar diplomalarını aldı.

  • GAÜ’de “Çince’den Türkçe’ye Geçen Kelimeler” semineri düzenlendi

    Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Beşeri Bilimler Fakültesi ve Eğitim Fakültesi öğrencilerinin kurduğu Türkoloji Kulübü, “Çince’den Türkçe’ye Geçen Kelimeler” konulu seminer düzenledi.

    GAÜ Beşerî Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Zeki Akçam, açılış konuşmasını yaptığı seminerde Çin Dili ve Edebiyatı Bölümünün üniversitenin en güzide bölümlerinden bir tanesi olduğunu belirterek, Çin tarihi ve Çin kroniklerinin Türkoloji sahasında oldukça önemli bir yeri olduğunu söyledi. Yrd. Doç. Dr. Akçam, Türkoloji’nin yeniden tanımlanması çalışmalarına bu konuşmaların bir ışık tutacağına inandığını da belirtti.

    Seminerin konuşmacısı GAÜ Çin Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Bököy Konokbayev ise, yüksek lisansını Çin’de tamamladığını ve konusunun Çince’den Türkçe’ye geçen kelimeler olduğunu söyledi. Bu konuda 19. ve 20. yüzyılda birçok çalışma yapıldığını ifade eden Konokbayev, çalışmaların ağırlıklı olarak Finli ve Rus dil bilimciler tarafından yapıldığını belirtti. Konokbayev, Çin halkı ile Türk halklarının çok eskiden uzak bir tarihi ilişkiye sahip olduğunu ifade ederek, bu yüzden de kelime alışverişinin Türkçe’ye kültür olarak ve ticari kelimeler olarak geçtiğini söyledi.

  • Kıbrıs’ın en büyük Siber Güvenlik Konferansi GAÜ’de

    Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ), Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü, 24-25 Mart tarihlerinde 2 gün süren Kıbrıs’ın en büyük Siber Güvenlik Konferansı’na ev sahipliği yaptı.

    GAÜ Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü ve Türkiye’nin en büyük Siber Güvenlik Akademisi topluluğu olan Cezeri Siber Güvenlik Akademisi (Cezeri SGA) tarafından, GAÜ Millenium Senato Konferans salonunda düzenlenen konferansta, çeşitli STK’lar dahil 200’ün üzerinde katılım sağlandı.

    GAÜ’de düzenlenen Siber Güvelik Konferansında, konuşmacı olarak, siber güvenlik alanında önemli çalışmalara imza atmış Cezeri SGA ekibinden Osman Doğan, Mahir Yüksel, Ufuk İşman, Ali Ardıç, Kürşat Oğuzhan Akıncı, Kenan Abdullahoğlu, Seyfullah Kılıç, Murat Yılmazlar, Uğurcan Atasoy ve Mesut Uçar yer aldı.

    Konferans ile ilgili açıklamada bulunan Yönetim Bilişim Sistemleri bölüm başkanı Doç. Dr. Arif Sarı, MIS Club öğrencilerinin aktif katılım ve desteği ile yapılan konferans sayesinde GAÜ’nün Kıbrıs’ta ilk kez çok sayıda siber güvenlik alanında uzman ve bu ölçekte bir katılımcı sayısına ulaştıklarını belirtti. Sarı, KKTC’de ilk kez siber güvenlik konferansına ev sahipliği yaptığını belirterek, konferans konularının önemine dikkat çekti.

    Doç. Dr. Arif Sarı açıklamasının devamında şunlara değindi;

    “Gençlerimizin konferansa yoğun ilgi gösterme sebepleri, konferans konuları ile doğru orantılıdır. Konferans, Siber Savaşlar ve Siber İstihbarat, IoT Güvenliği, Ödül Avcılığı, Siber Terör ve Türkiye, Yeni Nesil Sosyal Mühendislik Saldırıları başlıklı konularla ilgili çeşitli sunum ve demo gösterimleri gerçekleştirildi. Kıbrıs’ta gençlerimizin bu alanla ilgili olarak alan uzmanlarından eğitim görmeye yönelik ilgi ve taleplerinin yoğun olduğunu da gözlemlemiş olduk” dedi.

    Doç. Dr. Arif Sarı ayrıca, Siber Güvenlik alanında çalışmalara devam edeceklerini belirterek, bilişim yasası boşluğundan yararlanılması neticesinde KKTC’nin bilişim suçu merkezine dönüştüğünü ifade etti. KKTC’de bu alanda ciddi bir açık olduğunu belirten Sarı, konu ile ilgili bilincin ve eğitimin doğru şekilde kazandırılması için alanla ilgili olarak, uzmanlar tarafından düzenlenecek çeşitli seminer, eğitim ve konferansların süreceğini söyledi.

  • 14 Mart Tıp Bayramı GAÜ’de törenle kutlandı

    Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Tıp Fakültesi tarafından, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında tören gerçekleştirildi.

    GAÜ Milllenium Senato Kongre Merkezinde gerçekleştirilen tören, GAÜ Tıp Fakültesi Kurucu Dekanı Prof. Dr. Barlas Aytaçoğlu’nun açılış konuşması ile başladı.

    “Tıp, mesleği icra ettiğin sürece kendini değiştirip geliştirdiğin bir meslektir”

    Aytaçoğlu, konuşmasında ilk olarak, Türkiye’nin tıp tarihinden bahsederek, GAÜ Hastanesi için çalışmaların devam ettiğini ve en kısa sürede açılışını müjdelemeyi hedefledikleirni söyledi. Aytaçoğlu konuşmasının devamında ise şunları kaydetti:

    “Tıp dendiği zaman akla hekimler gelir ama asla ama asla sağlık çalışanları olmadan olmaz. Tıp bir idealdir. Tıp çok çalışmadır. Üniversiteye girince diğer fakültelerden daha uzun çalışacaksınız. Onlar 4 yıl okuyacaklar siz 6 yıl okuyacaksınız. Onlar 50 ile sınıflarını geçecekler siz 60 ile geçeceksiniz. Darbe yemektir tıp, ilk darbe anatomi laboratuvarında başlar. Tıp, her gün yeni bilgilerin eklendiği bir alanda hiç mezun olmamaktır. Elinize alacağınız diploma sizin bu mesleği yapabilir kapasiteye ulaştığınızı gösterecektir. Ancak mezuniyetiniz olmayacaktır. Dünkü bilginin bugün eskidiği bir ortamdır tıp. Okumazsan geri kaldığın yanı sınıfta kaldığın bir disiplindir. Mesleğini icra ettiğin sürece kabuk değiştirir gibi kendini değiştirip geliştirdiğin bir meslektir tıp.”

    “Her hayat bu dünya için bir değerdir“

    GAÜ Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Zeki Avcı konuşmasında, 14 Mart Tıp Bayramı’nın yalnızca doktorların değil, bütün sağlık çalışanlarının bayramı olduğunu belirterek, tüm sağlık çalışanlarının bayramını kutladı. Avcı konuşmasının devamında, “Tıp, dünyada en hızlı gelişen olgudur. Ben oldum yok, ben yarın olacağım diye düşünmek lazım. Mutlaka vakte saygılı olmalıdır. Önce zamana, sonra yaptığınız işe, sonra da insan yaşamına saygı olmalıdır. Bir bebek doğsun, ağlamasın. O zaman onu doğurtan doktorun ve ebenin kalbi de durur. Ben kadın doğum uzmanı olduğum için bunları çok yaşadım. Eh dediğinde kalbim tekrardan çalışmaya başlardı. Çünkü o bebek ağlamazsa o bebek yaşamayacak. Peki anneye dönüp ne diyeceksin? Baba kapıdan girdiğinde ne diyeceksin? Olmadı mı diyeceksin? Bunlar hep 5 dakika, 2 dakika belki de 15 saniyede olan olaylar. Bütün bunlara baktığımızda Tıp haftasında daha çok sorunları tartışmak tercih edilir. Tıpta sorun bitmez ki. En büyük mutluluk bir insanın canına can katmaktır. Bir insanın hayata geri dönmesidir. Her gün başka bir şey yaşarsınız, doğru karar vermek vicdanınızı rahatlatır. Yanlış karar vermek rüyalarınıza girer. Bir hata bir hayatın gitmesine neden olur ki; her hayat bu dünya için bir değerdir” ifadesini kullandı.

    GAÜ akademisyeni Prof. Dr. İsmail Zararsız ’Tıpta etik ve hasta hakları’ konusunda gerçekleştirmiş olduğu konuşmasında, tıbbi etik denildiği zaman karşımıza tıp alanında, özellikle mesleği uygularken bilmek zorunda olunan ahlaki değerler ve toplumsal kuralların akıllara geldiğini belirterek, tıbbi etik konularının da hekim-hasta ilişkileri, hekim-hekim ilişkileri, hekim-kurum ilişkileri ve hasta-hastane ilişkilerini konu aldığını söyledi. Prof. Dr. Zararsız, konuşmasının devamında, “Özellikle tıp tarihi ve etik dediğimiz zaman karşımıza Hipokrat çıkmakta. Hipokrat M.Ö. 460 ve 370 yılları arasında Anadolu’da yaşamış bir bilim insanı. Babası da doktor olan Hipokrat hem hastalarına bakıyor, hem de hekim yetiştiriyordu. Hekim olarak Hipokrat andı karşımıza çıkıyor. Özellikle her bir birey hastalığının tanısı, teşhisi ve tedavisi konusunda bilgi almak istiyorsa hekim bunu hastasına anlatmak zorunda. Hastaya zarar vermemek esastır. Bir faydamız olmuyor dahi olsa zarar vermememiz lazım. Bunun için iyi bilmediğimiz metodları hasta üzerinde uygulamamamız gerekiyor. Bütün hastalarımıza adil davranmak zorundayız. Her türlü tıbbi kaynağı eşit bir şekilde hastalara dağıtmamız gerekiyor. Bir diğer konu hasta hakları, hasta hakları sağlık hizmetlerinden faydalanmaya ihtiyacı olan her ferdin sırf insan olmasından dolayı kaynaklanan haklardır. Bu haklar hem kanunen hem etik olarak teminat altına alınmıştır. Birinci hak, sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı. Her bir hasta adalet çerçevesi içinde sağlık hizmeti alma hakkına sahiptir. 2. madde sağlık durumuyla ilgili bilgi alma hakkıdır. Her bir hasta kendi hastalığının tedavisinde neler olacağı, risklerini, sonucunda neyle karşılaşacağı, hatta alternatif bir tedavi yöntemi varsa bunun da sonuçları hakkında bilgi alma hakkına sahiptir” şeklinde konuştu.

    GAÜ Akademisyeni Dr. Ali Fuat Atalay ise “Aile Hekimliği ve Önemi” konusundaki konuşmasında, hekimliğin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ilimi, aydınlığı, tüm çağdaş değerleri temsil eden ve bir diğer anlamda diğer toplum katmanlarıyla bu değerler arasında bir köprü görevi üstlenen ve bu görevden ötürü de tüm toplumsal hareketlerde ön sıralarda bulunan bir meslek grubu olduğunu söyledi. Atalay devamında, “İsimlendirme anlamında hekim veya tabip kullanılmasının doktor tabirinden daha doğru olduğunu düşünmekteyim. İsim olarak baktığımızda Arapça kökenli olan hekim, insanlardaki hastalıkları teşhis ve onları ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse demektir. Kaynağı hakimden gelir. Sıfat olarak düşündüğümüzde de egemen anlamındadır. Bu bağlamda tıp fakültelerinden mezun olan kişilerin üstlerine aldıkları veya sıfat edindikleri doktorluğu veya hekimliği ana dallarda inceliyoruz. Uzmanlık ve belli dalda uzman olmama veya bazı ülkelerde uzmanlık dalı olarak geçen aile hekimliği veya pratisyen tabirlerini anlayabilmek için biraz da tıp eğitiminden bahsetmek lazım. Usta-çırak ilişkisiyle başlayan ve böyle devam eden bir eğitimdir. Tıp eğitimi alan bir hekimin sadece kendi uzmanlık alanında söz söylemesi, diğer konularda hiçbir söz söylemesi, bir hastanın hastaneden birden fazla uzman hekimin muayene ve tetkik prosedürlerinden geçmesi, kapitalist düşüncenin kabul edemeyeceği bir durumdur. Çünkü iş gücü kaybı söz konusudur. Finansları sağlayacak kurumlar bundan rahatsızdır” sözlerine yer verdi.

  • Kıbrıs’ın geleceği için uzmanlar GAÜ’de bir araya geldi

    Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Mimarlık, Tasarım ve Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından “Kıbrıs’ta Kentleşme Politikaları” paneli düzenlendi.

    Girne Amerikan Üniversitesi Mimarlık ve Güzel Sanatlar Öğretim üyesi Doç. Dr. Hossein Sadri ve Doç. Dr. Senem Zeybekoğlu Sadri’nin daveti üzerine gerçekleştirilen panelde, ülkesel fiziki plan, fasıl 96, Lefkoşa Master planı, Girne Emirnamesi ve imar planı süreci gibi çeşitli konular üzerine sunumlar yapıldı.

    “Kıbrıs’ta Kentleşme Politikaları” paneli hakkında açıklama yapan GAÜ Mimarlık, Tasarım ve Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hossein Sadri, Kıbrıs’ta kentleşme politikaları paneli çerçevesinde gerçekleşen 5 oturumda mevcut yasalar, uygulamalar, plan ve projeler ve gelecek için gelişim vizyonları hakkında görüşlerin paylaşıldığını belirterek, şunları kaydetti:

    “İlk oturumda Prof. Dr. Şebnem Hoşkara ve Mimar Ali Yapıcıoğlu daha sürdürülebilir kentleşme politikalarının gelişmesi için gerekli stratejiler hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Toplumsal, kültürel, çevresel, ekonomik ve ekolojik bir çok faktörün birlikte ve bütüncül ele alınmasının gerekliliğine dikkat çeken konuşmacılar sürdürülebilir uygulama örnekleri üzerinden kıbrıs iklimi ve kültürüne de uygun önerilerini katılımcılara aktardı.

    İkinci oturumda, Kıbrıs kentleşme yasaları hakkında Yrd. Doç. Dr. Pınar Uluçay Avrupa Birliği yasal mevzuatı ve kuralları çerçevesinde KKTC’de olan mevzuatı kıyaslayarak, gelecek için mevzuat bakımından yapılması gerekenler konusunda önerilerini sundu.

    Üçüncü oturumda, Lefkoşa master planı ele alınırken, Lefkoşa Türk Belediyesinden Lefkoşa master plan takımı lideri Ali Güralp ve Prof Dr. Naciye Doratlı, dünyada önemli bir örnek olan, iki toplumlu şehrin geliştirilmiş ve 3. varyasyonu hazırlanmakta olan Lefkoşa master planının hazırlanma süreci ve içeriği ile ilgili bilgi paylaştılar.

    Dördüncü oturumda, Doç. Dr. Cemil Atakara, Girne’deki kentleşme etkileri üzerine yaptıkları detaylı anket, analizler ve sonuçlarını paylaşırken, daha yeşil bir Girne için önerilerini sundu.

    Beşinci ve son oturumda şehir plancıları odası başkanı Merter Refikoğlu ve Doç. Dr. Senem Zeybekoğlu Sadri ve Hassina Nafa panelin sonuç değerlendirmesini yaparken mevzuattan planlama ve politikalar belirleme ve uygulamalara kentlerle ilgili yaşamın en ön planda tutulması gereken stratejiler hakkında düşüncelerini paylaştı.”

    Planlama Dairesi Başkanı Türkmen Yiğitcan ise yaptığı açıklamada, 1989 yılında da 2 yıl içerisinde ülkesel fizik planı yapılmasının ön görüldüğünü, fakat 2015 yılında ancak ülkesel fizik planı ilan edebildiklerini söyledi. Yiğitcan, “Ülkesel fizik planı demek büyük resimdir. Büyük resme odaklanabilmeniz için ise altını diğer alt planlarla ve kent planlarıyla bir şekilde tamamlamanız lazım. Şuanda yapmaya çalıştığımız budur. Bu alttaki eksik parçaları tamamlamaya çalışıyoruz. Ancak şu anki daire yapısıyla bunu benim personelle daire bütçesiyle yapmam mümkün değil. Biz bunu belediyelere, sivil toplum örgütlerine, Mimarlar ve Mühendisler Odasına ve üniversitelerin de iş birliğine yayarak erken zamanda sonuçlandırmayı planlıyoruz ve bunu yeni bir deneyim olarak yapacağız. Bununla ilgilide, 2016 yılında mekânsal planlamayla ilgili bakanlar kurulu kararı da mevcuttur ve bunu bize zorunlu kılmaktadır. Üniversiteler, yerel yönetimler ve odalar birliği ile bu planlamaya erken zamanda başlamayı planlıyoruz. Bu konuda rolün büyük kısmı belediyelerindir. Bu yolda belediyeler ile birlikte yürümeliyiz” şeklinde konuştu.