Etiket: Galerisi’nde

  • Zihinsel engelli Muhammed’in resimleri Metro Sanat Galerisi’nde

    Doğuştan zihinsel engelli olan ve SOS Onursal Vakfı Başkanı Nevin Gökçek’in destek olduğu Muhammed Yalçın, Kızılay Metro Sanat Galerisi’nde sergi açtı. Yoğun ilgi gören sergide Muhammed Yalçın’ın 117 eseri yer alıyor.

    Sergi salonunu gezen ziyaretçilerin kendi resimleriyle ilgilendiklerini gördüğünde çok mutlu olan Muhammed Yalçın, 2010 yılından beri resim sanatıyla uğraştığını, renkleri çok sevdiğini ve en çok sevdiği rengin mavi olduğunu söyledi. Baba Hasan Yalçın ise oğlunun evlerinin tüm duvarlarını da rengarenk resimlerle donattığını belirterek, Muhammed’in eserlerinin birçok ülkeye satıldığını bildirdi. Yalçın, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in eşi Nevin Gökçek’in de evlerinde kendilerini ziyaret ettiğini belirterek, ilgilerinden dolayı Gökçek çiftine teşekkürlerini iletti. Baba Hasan Yalçın, “Nevin Hanım evimize kadar geldi ve Muhammed’le yakinen ilgilendi. İlgilerinden dolayı Nevin Hanım’a çok teşekkür ederiz. Bizim tek isteğimiz Muhammed’in daha rahat çalışabilmesi amacıyla doğup büyüdüğü evin atölye olarak Muhammed’e tahsisi için yardım edilmesi” dedi.

    Sergi, 22 Aralık Perşembe gününe kadar Kızılay Metro Sanat Galerisi’nde ziyaretçileriyle buluşmaya devam edecek.

  • Ankara İtfaiyesi’nin Çalışmaları Kızılay Metro İstasyonu Sanat Galerisi’nde tanıtıldı

    Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Celil Sipahi, “Sadece yangınla mücadele değil, trafik kazaları, depremler ve son dönemlerde meydana gelen patlamalarda, Ankara İtfaiyesi vatandaşın imdadına en önde koştu” dedi.

    İtfaiye Haftası nedeniyle, Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından, Kızılay Metro İstasyonu Sanat Galerisi’nde, Ankara İtfaiyesi’nin çalışmalarını tanıtan bir fotoğraf sergisi açıldı. Serginin açılış törenine, İtfaiye Daire Başkanı Celil Sipahi, Büyükşehir Belediyesi daire başkanları ve bürokratları ile vatandaşlar katıldı. Serginin açılış konuşmasını yapan İtfaiye Daire Başkanı Celil Sipahi, “Sergideki fotoğraflarda da göreceksiniz, itfaiyeciler sadece yangınla mücadele değil, trafik kazaları, depremler ve son dönemlerde meydana gelen patlamalarda, Ankara İtfaiyesi vatandaşın imdadına en önde koştu. Ekibimi gerçekten kutluyorum. Onların görev bilincine hayranım. Çalışmalarında hepsi hayatlarını ortaya koyarak, mağdur durumda kim olursa olsun, yardımlarına koşuyorlar” şeklinde konuştu.

    Milli Eğitim Bakanlığı ile Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’nın ortaklaşa düzenlediği “İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği” konulu resim yarışmasına da değinen Celil Sipahi, “Bu sergide ayrıca yavrularımızın yarışmaya katıldıkları itfaiye temalı resimleri de yer alıyor” diye konuştu.

    Konuşmanın ardından, İtfaiye Daire Başkanı Celil Sipahi, Basın Yayın Halkla İlişkiler Daire Başkanı Ahmet Recep Tekcan, Zabıta Daire Başkanı Abdurrahman Karabudak ve belediye bürokratları, Ankara’daki ortaokullar arasında düzenlenen “İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği” temalı resim yarışmasında ilk 3 dereceye giren öğrenciler ile mansiyon kazanan öğrenciye ödüllerini verdi. Ödül törenin ardından, Sipahi ile Ankara Büyükşehir Belediyesi bürokratları, birlikte serginin açılış kurdelesini keserek, sergiyi gezdi.

  • Sanat Galerisinde “Saz Ve Söz Meclisi” Söyleşisi Gerçekleşti

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Nisan Kültür Sanat Etkinlikleri ‘Saz ve Söz Meclisi’ konulu söyleşi ve ardından gerçekleştirilen dinleti ile devam etti.

    Sakarya Sanat Galerisi’nde düzenlenen programa Yrd. Doç. Dr. Türkan Alvan ve Neyzen M. Hakan Alvan konuşmacı olarak katıldı. Edebiyatın ve müziğin konuşulduğu programda konuşmacılar bilgi verirken; konu ile ilgili müzik dinletileri de gerçekleştirdiler. Buluşmaya, edebiyata ve müziğe ilgi duyan kültür sanat dostları yoğun ilgi gösterdi. Konuşmasında edebiyat ve müzik birlikteliğine değinen Yrd. Doç. Dr. Türkan Alvan, “Edebiyat Hocası olarak derslere girdiğimde öğrencilerin Klasik Türk Müziği’nden bihaber olduklarını fark ettim. Kendi müziğini tanımadan batı müziği ile haşır neşir olan bir nesil ile yüz yüzeyiz. Bu nedenle özellikle kuşaklar arası iletişim çok zor hale geldi. Günümüzde gürültü kirliliğine maruz kalıyoruz. Hava kirliliği kadar tehlikeli bir şeydir aslında bu. Zihnimizi bulandırıyor. Bizim ecdadımız sakin bir ortamda çok güzel müzikler icra etmiştir. Zaman dilimi olarak da çok yüksek bir zevkin ürünüdür bu müzikler. Günümüzde pop müziğini yoğun tüketen bir toplum haline geldiğimiz için ecdadımızın icra ettiği müzikleri artık ruhumuz kaldırmıyor. Artık unutulan Hacivat Karagöz oyunu bile aslında çok ağır bir konu olan vahdeti vücut düşüncesini bu oyun içerisinde halkın anlayacağı şekle sokmuştur. İnsanlara bu konu böyle bir araç ile anlatılmaya çalışılmış. Bu oyunun arkasında bir de müzik var. Mesela ‘on kere demedim mi sana, sevme 9 yâr’ eşliğinde çocuklar eğlendiriliyor. Bakın basit bir Karagöz oyununda, çocukların seyrettiği bir oyunda, zahiren tek eşlilik öneriliyor. Hakikatinde ise tevhidi anlatıyor bu müzik” dedi.

    YÜKSELMEK EMEK İSTER

    Neyzen M. Hakan Alvan sözlerinin devamında, “Şuanda edebiyatçılar müzik bilmiyor, müzisyenlerde edebiyat bilmiyor. Eskiden böyle değildi. İlk önce nağmeye meftun olursunuz. Sonra o nağmenin arkasındaki söze dikkat kesilirsiniz. Güzel mananın insanlara ulaşması için musiki olmazsa olmaz bir araçtır. Bunun bizim medeniyetimizdeki en zirve örneği Kur’anı Kerim kıraatidir. Kur’anı Kerim varlık âlemindeki en üst seviyedeki sözdür, en sanatlı sözdür, en doğru sözdür” ifadelerini kullandı.Efendimiz bu sözü güzel sesiniz ile ziynetlendirin buyuruyor. İnsanın güzel manaya güzel söze ulaşabilmesi için onun güzel bir estetik ile yani name ile size taşınması lazımdır. Türkiye ecdadının kendi kodlarına geri dönmeye çalışıyor şuan. Öğrenmek istiyor, merak ediyor. Mahalle camiinde çıkıp Süleymaniye Cami’ni anlamaya çalışmak emek gerektiren bir iştir. Şiirde de, müzikte de, mimaride de bu böyledir. Bu nedenle bizim ecdadını merak eden bu insanların çok okumaları gerek. Yükselmek emek ister. Aile hayatında, şiirde, müzikte, mimaride her türlü düşüncemiz küçüldüğünden küçük müziği seviyoruz, basit şiiri seviyoruz, basit binayı seviyoruz. Her şeyin basitini ve çabuk tüketilenini seviyoruz. Ülkemizin bugün bu problemi vardır” dedi.

  • Sanko Sanat Galerisi’nde Sergi

    Ressam Sait Günel, Gaziantep Sanko Sanat Galerisi’nde yarın resim sergisi açacak.

    Günel, 1956 yılında doğdu. 1969 yılında yurt dışına yerleşen sanatçı, Almanya’da dekorasyon eğitimi aldı. 1984 yılından itibaren grafiker ve serbest ressam olarak çalışan sanatçı, yurt dışında ve yurt içinde, özel ve resmi kurumlarda farklı yaş gruplarıyla resim ve atölye çalışmalarını sürdürüyor. İnsan ve doğa resimlerinde çeşitli boya ve malzeme kullanan sanatçının resimlerindeki belirgin özellik; reel olanın, yer yer deformasyonlarla, dokusal soyutlamayla bütünleşmesidir. Sanatçının resim serüveninde soyut çalışmalar giderek ağırlıklı yer tutuyor. Yer çekiminden kurtulmuş devinimin hızı, dokulu yüzeylerde yer alan saf renkli formlar, klasikten gelen gelenekçi yaklaşım ve mekansızlaşma öne çıkan ögeler olarak dikkati çekiyor. Çalışmalarına Almanya, Hollanda ve Türkiye’de devam eden Günel, 1982 yılından bugüne Balıkesir, Ankara, İzmir, İstanbul, Almanya, Mersin, Hollanda’da çok sayıda sergi düzenledi.

    Günel’in Sanko Sanat Galerisinde yarın saat 17.30’da açılacak sergisi, 1 Nisan’a kadar gezilebilecek.

  • Sanko Sanat Galerisi’nde Sergi

    Ressam Aynur Ocak Gündoğan, Sanko Sanat Galerisi’nde ’Saydam Düşlerde Mistik Yansımalar’ temalı kişisel sergisini açtı.

    Çok sayıda sanatçı ve sanatseverin katıldığı açılış töreninde konuşan Gündoğan, farklı bir tarz olarak tanımladığı camaltı resimlere ilişkin açıklamalar yaptı. Sergide 21 eserinin yer aldığını belirten Gündoğan, Gaziantepli sanatçı ve sanatseverlerle eserlerini buluşturmaktan mutlu olduğunu söyledi. Kültür Bakanlığı Cam Eserleri Sanatçısı olduğunu anımsatan Gündoğan, birçok kişiye camaltı resim yapmayı öğrettiğini ve bunun yanında yağlı boya eserlerinin de bulunduğunun altını çizdi. Gündoğan, unutulmaya yüz tutmuş, 500 yıllık bir sanatı geleneksellikten kopmadan çağdaş yorumlarla yaşatıp, geleceğe taşıdığını kaydetti. Camaltı eserlerinde işlediği Şahmeran’a çocukluğundan itibaren ilgi duyduğunu belirten Gündoğan, “Evimizin duvarında asılı yarı kadın yarı yılan figürlü bir resim. Babama göre evimizi koruyan kollayan, sağlık ve bereket. Bana göre korku. Şahmeran’ı çocukken hiç sevmezdim. O resim Şahmeran’a duyduğum ilginin en büyük nedeni. Mitolojiye göre Şahmeran Ceyhan ile Misis arasında Yılan Kale’de yaşamış. Lokman Hekim inanışa göre bütün hekimlerin piri üstadıdır. Lokman ilaç yapar bütün dertlere deva bulur. Bir gün Lokman’dan ölümsüzlüğün sırrını isterler. Bu derdin peşine düşen Lokman, şifacı Şahmeran’la tanışır. Şahmeran, Lokman’ı kalesine götürür. Günler, aylar ve yıllar geçer. Şahmeran ve Lokman büyük aşka tutulurlar. Şahmeran doğanın gizemini, sırlarını ve bildiklerini Lokman’a anlatır. Aradan geçen onca yıldan sonra Lokman şehre inmek ister. Şahmeran yanından ayrılacak olan Lokman’ın kendisini ele vereceğini bilir ve ona sanki yerimi söyleme dercesine, ‘İnsanoğlu Çiğ Süt Emmiştir’ der. Düşündüğü çıkar ve Lokman Şahmeran’ın yerini söyleyince, Şahmeran, aşkı uğruna bütün sırlarını verdiği Lokman’ın tavrına olan üzüntüsüyle ölür” dedi.

    Gündoğan, Şahmeran’ın kendisi için aşkı, sağlığı bolluğu, güzelliği ve bereketi anlattığını, bundan dolayı resimlerinde hep güzel efsanevi bir kahraman olarak kullandığına vurgu yaptı. Sanko Sanat Galerisi Seçici Kurul Üyesi Aslı Özen de böylesine önemli bir sanatçının eserlerine ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Konuşmalardan sonra Sanko Sanat Galerisi Yürütme Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Halil Çiçek, SANKO Holding tarafından bastırılan ve Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nin bilimsel yayını olan ’Belkıs Zeugma ve Mozaikleri’ isimli bilimsel yayını sanatçıya hediye etti.

    Gündoğan’ın sergisi, 29 Ocak’a kadar her gün 10.00 – 22.00 saatleri arasında gezilebilecek.

    SANATÇI

    Gazi Üniversitesi Resim Grafik Bölümünden 1977 yılında mezun olan sanatçı, dönemin önemli hocalarından başta Mustafa Ayaz olmak üzere, Hayati Misman, Zahit Büyükişleyen, Oya Kınıklı ve Mürşide İçmeli’den dersler aldı. İlk kişisel sergisini 1989 yılında Ankara Valiliği Sanat Galerisi’nde açan sanatçı, bugüne kadar 45 kişisel sergi ve sayısız gurup sergisine imza attı.Sahibi olduğu BUDE Sanat Galerisi’nde 1999-2013 yılları arasında birçok öğrenci yetiştirip, organize ettiği sergilerle sanata ve sanatçıya destek olan Aynur Ocak Gündoğan, yurt içindekilerin yanı sıra, yurt dışında yapılan uluslararası sempozyumlarda davetli sanatçı olarak ülkeyi temsil etti. Sanatçının eserleri, yurt dışında özel koleksiyonlarda, Sırbistan – Belgrad, Kosova – Prizen, Danimarka – Kopenhag ve Suriye – Halep devlet müzelerinin yanı sıra, Eskişehir Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Çorum Belediye Müzesi ve Ankara Gazi Üniversitesi Müzesi’nde yer alıyor. Aynur Ocak Gündoğan’ın başlangıçtan bugüne, sanatında geçirdiği evrelerde ulaştığı yalınlık ve renklerle figürler arasında kurduğu ilişki, ona kendine has bugünkü özgün çizgisini oluşturmuştur. Yağlıboya çalışmalarında kadını mistik bir betimleme ile renk cümbüşünde dans ettirirken, geleneksel camaltı çalışmalarında başkahraman olarak seçtiği Şahmeran’ı soyutlayarak figüratif anlatımla destansı boyut kazandırmıştır. Zamanla Şahmeranı; Anka kuşları, sülünler, tavus kuşları, Osmanlı kadırgaları, Anadolu yazmaları, motifler takip etmiş ve kompozisyonlarında bu figürler de ön plana çıkmıştır. Türk kültürü olarak unutulmaya yüz tutmuş camaltı sanatının popüler olması için uzun yıllar emek veren sanatçı geleneksellikten hiç kopmadan çağdaş yorumlarla camaltı zanaatını sanat için yapmıştır. Kültür Bakanlığı Camaltı Sanatçısı ve Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği üyesi olan Aynur Ocak Gündoğan, çalışmalarına Ankara’da kendi atölyesinde devam ediyor.

    Ressam Neveser Aksoy ve Psikanalizci Prof. Dr. Neriman Samurçay, sanatçının camaltına kattığı farklı yaklaşımı ve emeğini, yazı ve konferanslarında dile getirmişlerdi.