Etiket: Fotoğrafçı

  • Tarihi Köye Fotoğrafçı Akını

    Bursa’nın Keles ilçesine bağlı Kemaliye köyü, Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor. Fotoğraf sanatçıları tarihi köyde çekim yapmak için adeta bir birleriyle yarışıyor.

    Tarihi yapısını korumayı başaran Kemaliye köyü, bozulmamış güzellikleri ve kültürüyle Bursa’yı dünyaya tanıtıyor. Kemaliye köyüne Türkiye’nin dört bir yanında gelen vatandaşlar hayran kalıyor. Fotoğraf sanatçıları, Kemaliye’nin sevimli ahşap ve kerpiç evleri ile eşek, tavuk gibi köy hayatını hatırlatan hayvanları görüntülemek için yarışıyor.

    Köy muhtarı Ali Esen, “Kemaliye, dağ yöresinin en eski köyü. Kemaliye, tarihi yapısı, Gelenek ve görenekleriyle Bursa turizminin dünyaya açılan kapısıdır. Köyümüze Türkiye’nin her yerinden ziyaretçiler geliyor. filmlere konu oldu” dedi.

    Göç sebebiyle köyün boşaldığını anlatan Esen, “Şu anda köylerimizde 20 ile 50 yaş arasında kimseyi bulamasınız. Gençler iş için şehre göç ediyor. Bizler buraların son bekçileriyiz. Gün geçtikçe köylerimiz boşalıyor. Yaşlılarımız bir bir ölüyor. zaman gelecek buralarda kimseyi bulamayacaksınız” diye dert yandı.

  • Fotoğrafçı Kadınlardan Türkiye’de Bir İlk

    Türkiye’de ilk olarak bir kadın grubunun temel fotoğraf semineri sonrası birleşip sanat düzeyinde işlere imza atan “Kadın Fotoğraf Grubu”nun 6 sene içerisinde gerçekleştirdikleri tüm projelerinden oluşan retrospektif sergisi açılışı Eskişehir’de gerçekleştirildi.

    Yaşamın her alanında farklı meslek gruplarından kadınların bir araya gelerek oluşturdukları “Kadın Fotoğraf Grubu”, 6 sene içerisinde birlikte 6 farklı projeye imza attı. Aralarında memur, akademisyen, öğrenci, mühendis, sekreter, güzellik uzmanı, ev hanımı, esnaf, sanat yönetmeni gibi farklı meslek dallarında ayakta durmaya çalışan kadınlardan oluşan grubun 2011-2016 yılları arasında gerçekleştirdikleri çalışmalardan oluşan ‘Yaşayan fotoğraf sergisi’ Adım Sanat’ta açıldı. Sergide Hülya Avdan, Özlem Kanat Örneksoy , Sema Omurtak, Şükran Tunç, Ayşegül Çıkıncı, Sevgi Kösem, Melis Batır, Esra Çolak, Solmaz Mercan ve Gülbin Özdamar Akarçay’ın eserleri yer alıyor.

    6 YILDA 6 FARKLI SERGİ

    2011 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sanat ve Tasarım Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Öğretim Görevlisi Yard. Doç. Gülbin Özdamar Akarçay’ın önderliğinde bir araya gelen kadınlar, ilk projelerinde “Öldüren ve dövülen kadınlara inat Yaşayan Kadınlar” sloganı ile hayatın her alanında yaşama tutunmuş kadınları fotoğrafladı. Yaşayan Kadınlar Grubu’nun ikinci sergisi “Self-portreler” grubun içinden 10 kadının objektiflerini kendilerine doğrultup kadına dair ne varsa aktarmaya çalıştılar. Üçüncü projeleri “Madam ” sergisinde ise Yaşayan Kadınlar “Madam” ile karşı cins olarak erkekleri fotoğrafladı. Dördüncü projeleri “Kadına Yönelik Zulme Karşı Manifesto: ZAMAN” gösterisini gerçekleştirdiler. Beşinci projelerinde “Kadına Yönelik Zulme Karşı Sessiz Çığlık Gösterisi – Yaşayan kadınlar: hepimiz biriz” diyen kadınlar, son projelerinde ise 8 Mart öncesinde bütün kadınlar için “Yaşayan Kadınlar” sergisini açtılar.

    Açılan sergiyle alakalı bilgiler veren “Yaşayan Kadınlar” küratörü Akarçay, kendisinin Eskişehir Fotoğraf Sanatı Derneği (EFSAD) başkanlığını yaptığı 2011 yılında kadınlara çağrı yaparak bir araya geldiklerini aktardı. Çalışmalarına yaklaşık 50 kadın ile başladıklarını ifade eden Akarçay, “Temel amacım kadınları bir araya getirip fotoğrafla birlikte kendi dillerini oluşturmaktı. Hepsi temel fotoğraf eğitimini almış kadınlardı. Grubumuz içerisinde her meslek dalından ve her yaştan arkadaşlarımız var. Çalışmalarımızda insanlara mesaj kaygısı vermek istedik. Bu gösterimimiz ise kadınlarımızın şimdiye dek tüm işlerinden oluşan bir sergi özelliği taşıyor. Türkiye’de özellikle farklı meslek gruplarından ve yaşlarından gelen ve bunu çalışmalara döken ilk grubuz. Daha önce bunu yapan çok insan yok. Şöyle yapılıyor genelde; farklı kadınları bir araya getirerek fotoğraf çekinmeye götürülüyor. Bizim buradaki temel amacımız sınıfın ortadan kalkması. Sadece kadın amaçlı birleştiğimiz samimi bir fotoğraf grubumuz var” dedi.

  • Eskimo Usulü Balık Avına Fotoğrafçı Akını

    Türkiye’nin çeşitli yörelerinden Bitlis’in Ahlat ilçesine gelen fotoğrafçılar, buz tutan göl üzerinde kilometrelerce yürüyerek Eskimo usulü balık avını fotoğraflarıyla belgelediler.

    Donan göl üzerinde ilk defa yürüyenler korku ve heyecanı bir arada yaşadı. Nazik Gölü üzerinde selfie çekmeyi de ihmal etmeyen fotoğrafçılar, balıkçıların kırmış olduğu buz oluğundan ise su içtiler. Donan göl üzerinde oldukça renkli anlar yaşanırken, bu anı ilk defa görenler ise çıkan balıklarla fotoğraf çektiler.

    Ahlat ilçesine bağlı Ovakışla beldesindeki 30 kilometrekarelik Nazik Gölü tamamen donarken, burada yapılan balık avını merak eden fotoğrafçılar ise adeta göle akın ediyor. Her gün kilometrelerce karlı ve buzlu yolları kat eden balıkçılar, yaşam mücadelelerini ağır kış şartlarında sürdürmeye çalışırken, fotoğrafçılar ise bu anı yakalamak için adeta birbirleriyle yarıştılar. Burada yapılan balık avını fotoğraflamaya gelen Şanlıurfa Fotoğraf Sanatçıları Derneği (ŞUFSAD) Başkanı Ergün Karadağ, bu coğrafyanın kendine has çok farklı güzelliklerinin olduğunu vurgulayarak, “Dernek olarak bu geziye katıldık. Bu güzel yerleri arkadaşlarımızla birlikte fotoğraflamak için Ahlat’a geldik. Bu süreçte ise Ahlat’ta faaliyet gösteren Bir Dünya Fotoğraf Derneği Başkanı Samet Adıyaman ve Cesim Şeker’in daveti üzerine buraya geldik. İlk önce Güroymak ilçesinde bulunan Budaklı Kaplıcası’na gittik. Daha sonra çevreyi gezdik. Bugünde eksi 15 derecede bir gurubun ekmek parasını kazandığı Nazik Gölü’nde balık avını fotoğrafladık. Türkiye’de çeşitli yerlerde yapılan bu balık avının benzerleri de var. Fakat bu coğrafyada bununda yapıldığının herkes tarafından bilinmesi ve bu yöredeki bir güzelliğin belirlenmesini istedik. Dünyanın sayılı güzellikleri arasından olan bir yerde ve Ahlatlı fotoğrafçı arkadaşlarla bir arada olmaktan çok mutluyum. Şanlıurfa’dan gelerek buradaki hem soğuk havayı hem de karı görmek bizim için ayrı bir güzelliktir. Çıldır Gölü’nde de aynı buradaki gibi kış mevsiminde donuyor. Nazik Gölü’nün rakımı 1890 metredir. Çıldır Gölü’nün ise 2700 metredir. Yani Çıldır Gölü daha yüksektedir. Burada olan her şey Çıldır Gölü ile aynı güzelliktedir. Burası aslında turizm noktasında çok büyük bir potansiyel olarak değerlendirilmesi lazım. Çıldır Gölü fotoğrafçıların bildiği bir değer olduğu için turizm açısından inanılmaz bir potansiyel elde etti. Ahlat gizli bir potansiyele sahip. Burada fotoğrafçıların aradığı birçok güzellik var. Özellikle Nazik Gölü’nün bu yapısının çok önemli bir şekilde duyurulması ve Türkiye turizmine daha iyi bir şekilde katılması gerekliliğini şart olarak görüyorum. Çıldır Gölü’nde yaşadığımız her şey burada da var. Tabi potansiyel arttıkça, insanlar buralara geldikçe çeşitli aktiviteler geliştirilebilir. Ahlat ve çevresi çok büyük bir turizm potansiyeline sahip. Çıldır Gölü’nde bu konu ile ilgili fotoğrafik olarak belgesel yaptım. National geographic’te bir fotoğrafım ödülde kazandı. Yaşanan her şey aynısıyla burada var. Buranın turizme kazandırılması ve buradaki güzelliklerin herkes tarafından görülmesi gerektiğini önemle vurgulamak istiyorum” dedi.

    İstanbul’dan gelen ve iki gündür bölgede olduklarını belirten fotoğraf sanatçısı Ufuk Teksoy ise, buraların oldukça güzel yerler olduğuna değinerek, herkesin buradaki güzellikleri görmesi gerektiğini söyledi.

    Düzenlenen gezi ile ilgili bir değerlendirme yapan Ahlat Bir Dünya Fotoğraf Gezi Kültür ve Turizm Derneği (BİDFOD) Başkanı Samet Adıyaman ise, “Her yıl olduğu gibi bu yılda gezi ve fotoğraf etkinliği düzenledik. Çevre ilçelerimizi de gezerek fotoğraflıyoruz. Bugün Ahlat’tın Ovakışla beldesinde bulunan Nazik Gölü’ne geldik. Yaklaşık 25-30 santimetre kalınlığında buz tabakası tutan göl üzerinde eksi 15 derecelik soğukla birlikte balık avını fotoğraflamaya çalıştık. Yaklaşık 50 civarında fotoğrafçı Ahlat’a geldi. Buraya gelen her fotoğrafçı oldukça mutlu ayrılıyor. Programımız Ahlat’taki tarihi ve doğal güzellikleri fotoğraflamakla devam edecek” dedi.

  • Şimdi Herkes Fotoğrafçı Oldu

    Eskişehir’de, 1978 yılından beridir fotoğrafçılık yapan Ali Meşe, dijital teknoloji sayesinde hemen hemen herkesin artık fotoğrafçı olduğundan, mesleğin artık sanat olmaktan çıkıp bir hobi haline geldiğini söyledi.

    Fotoğraf sanatının 1970’li yıllarda siyah beyaz olduğu dönemde sanat halinde görüldüğünü söyleyen Ali Meşe, birçok alanda olduğu gibi bu alanda da dijital ilerlemenin artık had safhaya geldiğini, her gün yeni çıkan modellerle fotoğrafçılığın artık bir sektör haline geldiğini görmekten üzüldüğünü söyledi. Fotoğraf çekmenin sanıldığı gibi sadece deklanşöre basmak, ya da fotoğraf makinesini ayarlayarak çekmek olmadığını söyleyen Ali Meşe, bu zamanda çekilen fotoğrafların doğallığı yansıtmadığını belirtti.

    Fotoğraf çekerken flaş kullanmanın bile fotoğrafı orijinalliğinden saptırdığını ve sanıldığının aksine doğallığı tamamen yok ettiğini söyleyen Ali Meşe, teknik ilerlemeyi inkar edemeyeceklerini, ancak sanatın hele hele fotoğraf sanatının da bir yolu yordamı olduğunu belirterek, “Herkes fotoğraf çektiğini sanıyor. Oysa bana göre bunların çoğu resim. Fotoğraf bir sanattır. Bunu da ne yazık ki ülkemizde başarmaya ve devam ettirmeye çalışan üç beş fotoğraf sanatçımız vardır. Sanıyorum Eskişehir’de de Eskişehir Fotoğraf Sanatı Derneği (Efsad) bu yolda çabasını sürdürmektedir” dedi.

  • Malatyalı Fotoğrafçı Türkiye 2’incisi Oldu

    Malatyalı fotoğrafçı, Kuşadası’ndaki MWP (Game Of The Shadow) yarışmasında Türkiye ikincisi oldu.

    Kuşadası fotoğraf seçkin sanatçıları eğitim sonunda yapılan yarışmada Talha Şaşkın Türkiye ikincisi oldu. Malatya’da özel bir fotoğraf stüdyosunda çalışan Şaşkın, Kuşadası’nda dünyanın en iyi fotoğrafçıları olan Roberlo Volenzuello ile Salvatore Dimino’nun jüri üyeliğini yaptığı yarışmada Türkiye ikincisi İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Talha Şaşkın oldu.

    MWP eğitiminden sonra gerçekleşen yarışmada Türkiye ikincisi olmanın gururunu yaşadığını belirten Şaşkın, “Babamın oluşturduğu stüdyoda insanların mutluluk fotoğraflarını çekiyoruz ve onlara güzel katkılarda bulunuyoruz. Onlarla mutlu oluyoruz” diye konuştu. Bundan sonraki hedefinin dünya çapındaki yarışmalar olduğunu ifade eden Şaşkın, “İnsanların mutlu günlerini ölümsüzleştirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Sanatın her dalının sevilmesi gerektiğini belirten fotoğraf sanatçısı Şaşkın, “Sanatla uğraşan bir insan alkol ve kötü alışkanlıklardan uzak tutuyor. Bu yüzden herkesin mutlaka sanatın bir dalı ile uğraşması gerekiyor” diye konuştu.