Etiket: Formülü

  • Dr. Ender Saraç’tan korona virüse karşı çay formülü

    Dr. Ender Saraç’tan korona virüse karşı çay formülü

    Oylum Höyük’te Kilis zeytin ve zeytinyağı tanıtım günü etkinliğinde Dr. Ender Saraç, korona virüse karşı iyi geldiğini söylediği karışımlarla çay yaptı.

    Zeytin ve zeytinyağı tanıtım günleri saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törende bir konuşma yapan İpekyolu Kalkınma Ajansı (İKA) Genel Sekreteri Dr. Burhan Akyılmaz, İKA’nin zeytincilik sektörünün Kilis ilinde gelişimine yönelik birçok çalışma yaptıklarını ifade ederek, “Kurulduğumuz günden beri zeytincilik özelinde desteklediğimiz 12 farklı proje ile Kilis ilimizde yaklaşık 7 milyon TL’lik bir yatırım hacmi oluşturduk. Desteklediğimiz projeler kapsamında Kilis ilimizde zeytin işleme tesisi, zeytinyağı üretim tesisi kurduk, mevcut tesislerinin kapasitesini arttırdık, çiftçilerimize verimli ve kaliteli üretime yönelik eğitimler verdik, Kilis zeytin yağının yurt dışı fuarlarda tanıtımını yaptık. Şu an ise zeytin yağı üreticilerimize verimlilik, kalite, markalaşma ve satış-pazarlama konularında yönetim danışmanlığı desteği sunma, zeytin ağaçlarının envanterinin hazırlanması ve asırlık ağaçlarımızın tescili, zeytin değer zinciri raporunun hazırlanması konusunda faaliyetler yürütüyoruz” dedi.

    Kilis Valisi Recep Soytürk ise yaptığı konuşmada, “Geçen yıl yapılan Kilis Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Günü’nden sonra zeytinyağının tanıtımı için çalışmaya başladıklarını ifade ederek, “Üniversite, butik üretim yapan firmalar ve sektörün içerisindeki herkesle bir araya gelerek, kaliteli zeytinyağı üretebilirizin araştırmasına girdik. Bu çalışma sonrası dünya genelinde ödül alalım, bunun çalışmasını yaptık. Eğer zeytinyağı para ederse çiftçilerimizi kurallarına göre zeytinyağı üretimine yönlendirelim düşüncesi oluştu. Bu çerçevede sivil toplum örgütleri, üreticiler, fabrika sahipleriyle görüşmeler ve çalışmalar yaptık. Türkiye çapında yapılan bir yarışmada, Türkiye ikinciliği kazandık. Zeytinyağını yarışmadan önce 20 TL’ye satarken, yarışmadan sonra 100 liraya satılmaya başlandı. 20 lira yerine aynı zeytinyağı 100 liraya satmaya başladık, demek ki doğru yoldayız. Bu yıl daha çok firmamızın yarışmalara katılması gerekiyor. Daha iyi fiyatlara satmamız gerekiyor. Daha çok para kazanırsa, çiftçi, zeytin ağacıyla daha fazla çalışması demektir. Bu yıl ödül alacak firmaların daha çok olacağını düşünüyorum. En önemlisi burada töreni yapmamızın nedeni, Oylum Höyük’te 4 bin yıllık, zeytin çekirdekleri bulduk. Şu anki Kilis yağlık zeytiniyle aynı genlerden geldiğini ispat etmeye çalışıyoruz. Bu konuda 2 ayrı ekip çalışıyor. Bunu ispat ettiğimiz zaman Kilis zeytinyağını bir parça daha öne çıkaracaktır” dedi.

    Daha sonra Kilis 7 Aralık Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazım Şekeroğlu, Oylum Höyük Kazı Başkanı Prof.Dr. Atilla Engin, Hatay Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Nuray Kurt tarafından zeytin ve zeytinyağının tarihsel yolcuğu konusunda panelist olarak konuşma yaptılar.

    Dr. Ender Saraç’dan korona virüse karşı çay formülü

    Ünlü Dr. Ender Saraç da zeytin ve zeytinyağının faydalarını anlattığı konuşmasından sonra, zeytin yaprağı, limon, zahter, sarımsaktan oluşan korona virüse karşı etkili olduğunu söylediği bir çay yaptı. Saraç, “Bu çay hem tansiyonunuzu düşürecek, hem korona virüsten koruyacak, hem kan şekerini düşürecek, damarları açacak müthiş bir çay, insülin direncine birebirdir. Aromatik bitkileri demlediğimiz zaman muhakkak üzerine kapatıyoruz. Aromatik yağlar içerisinde kalsın diye, bu çay tansiyonu düşürür, kolesterol düşürür, damar açar, korona virüse, hatta mantar ve diğer mikroorganizmaların üremesini yavaşlatır. insülin direncine iyi gelen, pandemi süresince aldığımız kiloları geri vermeye yardımcı olacak olan müthiş bir çay formülüdür. İçerisine direnci attırmak için bir parça limon koyuyoruz. Herkes evinde yapabilir” dedi.

  • “ABD’nin formülü Roj Peşmergeleri’ni sınırımıza yerleştirmek ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Birkaç güne başlıyoruz” diye açıkladığı Fırat’ın doğusuna yönelik düzenlenmesi planlanan operasyon hakkında değerlendirmelerde bulunan Dr. Naim Babüroğlu, Türkiye’nin güvenlik tehdidine karşı ABD’nin Roj Peşmergeleri’ni Türkiye-Suriye sınırına yerleştirmek istediğini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna operasyon açıklaması üzerine Özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kanadından Suriye’de bulunan DAEŞ ile mücadelenin olumsuz etkileneceği gerekçesiyle operasyonun zamanlamasını uygun bulunmadığı açıklaması gelmişti. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Strateji Uzmanı Emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu, “ABD Membiç’de yapmış olduğu zaman kazanma ve oyalama taktiğini devam ettiriyor” dedi.

    “ABD oyalama taktiğini devam ettiriyor”

    Türkiye’nin bu tehdide sessiz kalamayacağını belirten Dr. Babüroğlu, “Fırat’ın doğusunda yaklaşık 500 kilometrelik sınırda ve Suriye coğrafyasının yaklaşık yüzde 30’unu içine alan bölgede bulunan PYD/PKK bölücü terör örgütünün gücü 70 bine kadar ulaşmıştır. Bu da ABD’nin; silah desteği, eğitim desteği, mali desteği ve danışmanlık hizmeti sayesinde olmuştur. Türkiye buna sessiz kalamaz. Coğrafi bütünlüğünü tehdit eden terör örgütlerini etkisiz hale getirmek zorundadır. PYD/PKK’nın başka bir yere gönderilmesi sık sık gündeme gelmiştir. Ancak ABD bu yaklaşıma sessiz kalmıştır. ABD’nin Membiç’de de yapmış olduğu zaman kazanma ve oyalama taktiği devam etmektedir” dedi.

    “Yapılan görüşmede operasyon sinyali görünmüyor”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasında yapılan telefon görüşmesinde operasyon sinyalinden çok ikili ilişkilerle ilgili koordinasyonun devam ettirileceğinin bildirildiğini ifade eden Dr. Babüroğlu, “Yapılan görüşmede Türkiye’nin güvenlik endişelerini giderecek bir koordinasyon faaliyetinin iki ülke arasında devam etmesi konusunda mutabık kalındığı gibi bir açıklama yapıldı. ABD ve Avrupa Birliği (AB) Türkiye’nin yapacağı operasyona karşı olduklarını söyledi. Özellikle ABD kanadı operasyonun zamanlamasını uygun bulmuyor. Gerekçe olarak da Suriye’de bulunan DAEŞ ile mücadelenin olumsuz etkileneceğini ifade ediyor. Bu açıdan yapılan diplomatik görüşmelerin neticesinde operasyonun kısa sürede yapılamayacağını değerlendiriyorum” diye konuştu.

    “Roj Peşmergeleri Fırat’ın doğusuna yerleştirilebilir”

    ABD’nin, Türkiye’nin güvenliği konusunda operasyonun dışında bir çözüm önerisi de olduğunu kaydeden Dr. Babüroğlu, ”Her ne kadar Türkiye kanadı Membiç modelini uygulamak istese de, Membiç modeli henüz ortaya çıkmış değil. Çünkü ABD taahhüdünü yerine getirmedi. Bu konuda yapmış olduğum değerlendirmede, ABD’nin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Roj Peşmergeleri’ni Fırat’ın doğusundaki sınıra yerleştirilmesi konusunda bir çalışması olduğunu düşünüyorum. ABD, bu Peşmergeleri sınıra yerleştirerek, PYD/PKK’yı sınırdan güneye çekmeyi ve Türkiye’nin güvenlik sorununu ortadan kaldırmayı düşünüyor. Türkiye-Suriye sınırına Peşmergelerin yerleştirilmesi ve terör örgütlerinin güneye çekilmesi, tehdidi ortadan kaldırmaz. ABD’nin bölgede devam eden projelerini de göz önünde tutarsak, bu terör örgütleri nereye yerleşirse yerleşsin ABD onlardan vazgeçmeyecektir. Ayrıca ileride PYD/PKK ve Peşmergelerin işbirliğine girmeleri olasılığı da düşünüldüğünde bu durum Barzani yönetimine katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

  • Gelecek formülü: Doğru planlama, hızlı koşu

    Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, küresel rekabette Bursa’yı daha yaşanabilir bir şehir olarak geleceğe taşımanın formülünün, ortak akılla doğru bir planlama olduğunu söyledi.

    Sabah Gazetesi tarafından düzenlenen İl Buluşmalarının 13’üncüsü, “Bursa’nın uluslararası rekabetteki yeri açısından dünü ve bugünü” başlığı ile Bursa’da yapıldı. Panelde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa’nın sahip olduğu değerleri ve geleceğe yönelik izleyecekleri yol haritasını katılımcılarla paylaştı.

    Aktaş, Türkiye ve dünyada şehirlerin birkaç özelliği ile öne çıktığını belirterek, Bursa’nın ise sanayii, turizmi, tarımı, cihan imparatorluğunun önemli izlerini taşıyan tarihî ve kültürel birikimi, doğal güzellikleri gibi birçok değeri bünyesinde barındırdığını söyledi. Bunun her İl’e nasip olmadığını kaydeden Başkan Aktaş, “81 ilimiz de güzel ama Bursa başka güzel. Tabii tüm bu artı değerlerinin yanında özellikle 1970’li yıllardan sonra yaşanan göç ve hızlı büyüme beraberinde trafik ve ulaşım gibi bazı negatif yönler de getirdi. Bursa’nın sahip olduğu özellikleriyle bu sorunları çoktan aşması gerekirdi. Tabi günümüzde şirketler değil, şehirler yarışıyor. Her geçen gün dünya konjonktüründe öne çıkan Türkiye gibi bir ülkenin, İstanbul gibi bir metropolünün hemen yanında olmak, 3 milyon nüfusa sahip olmak, 21 tane organize sanayi bölgesine sahip olmak, Selçuklu’dan, Osmanlı’dan beri ticari özelliklere sahip olmak, Bursa’yı farklı kılıyor” dedi.

    Göç bu şehre değer kattı

    Balkanlar ve Kafkaslar başta olmak üzere Anadolu coğrafyasından Bursa’ya yapılan göçlerin beraberinde bazı sorunlar getirse de Bursa’ya değer kattığını ifade eden Başkan Aktaş, şehrin nüfusuyla alakalı komşu iki ilçe olan İnegöl ve Yenişehir örneğini verdi. Bundan 40 yıl önce iki ilçenin de nüfus bakımından birbiriyle aynı olduğunu hatırlatan Başkan Aktaş, “Ancak İnegöl göçü kabul etmiş, Yenişehir ise göç konusunda biraz katı tutum sergilemiş. Yenişehir’in nüfusu bugün 53 bin, İnegöl’ün nüfusu 250 bin. Dolayısıyla göç bu şehre değer katmış ve katmaya devam ediyor. Ancak bizim Bursa gibi bir medeniyet şehrini geleceğe taşımak için daha vurucu hamleler yapmamız lazım. Şehrin ve bu şehirde yaşayanların ihtiyaçlarına göre hamleler yapmamız lazım. Bunun için 1300 civarında sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve 9 bin civarında vatandaşımızın katılımı ile bir kamuoyu araştırması yapıyoruz. Hareket tarzımızı belirlemek için öncelikle beklentileri tespit ediyoruz. 2035 vizyonumuzu ortaya koyacak adımlar atıyoruz. 1/100 bin ölçekli planlarımızı buna göre revize ediyoruz. Biz şehri daha yaşanabilir kılmak istiyoruz, daha fazla turist istiyoruz, daha fazla üretmek istiyoruz. Bu noktada birlik ve beraberlikle önemli bir mesafe alacağımızı düşünüyoruz” dedi.

    Plansızlık krize yol açar

    Şehri geleceğe taşıma adına yol haritasının büyük önem taşıdığını dile getiren Başkan Aktaş, bir plan olmadan, akşam karar verilip, sabah uygulanan kararların Bursa gibi bir şehirde çok daha büyük krizlere yol açabileceğine dikkat çekti. Aktaş, “Meselâ alçak katlı binaları yıkıp, yerine yüksek katlı binalar yaparak, kentsel dönüşümü çözmeye çalıştık. Şehir adeta kaosa girdi. Yıllardır söylüyoruz ‘ovayı bitirmeyelim’ diye ama ovayı bitirmeyelim derken, Bursa’yı bitirme süreciyle karşılaşıyoruz. Bizim öncelikle şehri büyütmemiz lâzım. Katma değeri yüksek, teknolojik ürünler üretmemiz lazım. Bunun için Bilim ve Teknoloji Merkezi var. Bunun için Uzay ve Havacılık Merkezi var. Bunun için Teknosab var” diye konuştu.

    Hızlı koşacağız

    Bursa’nın geleceğe dönük en önemli yüzünün ise turizm olduğunu vurgulayan Başkan Aktaş, Bursa’nın, termal turizm, eğitim turizmi, inanç turizmi, kış turizmi gibi bütün parametrelere sahip olduğunu hatırlattı. Erişebilirlik noktasında büyük avantajlara sahip olduklarına dikkat çeken Başkan Aktaş, “İstanbul’la bağlantı noktasında Osmangazi Köprüsü büyük avantaj. Ben göreve geldiğimde Sabiha Gökçen’e 8 otobüs çalıştırıyorduk, şuan 18 otobüs çalıştırıyoruz. Belki de Sabiha Gökçen’i en fazla kullanan illerden biriyiz. Merkezi hükümet, yerel yönetim, sanayicilerimiz el ele vererek geleceğe yönelik önemli çalışmaları yapacağız. Bir taraftan mevcut potansiyeli karşılayarak ama hızlı koşarak ciddi mesafe alacağız. Ben inanıyorum ki yakın bir gelecekte Bursa, Türkiye’nin değil, dünyanın iddialı şehirlerinden biri olacak” dedi.

  • MHP’den cari açık için Malatya formülü

    MHP Malatya İl Başkanı Bülent Avşar, Malatya’nın Hekimhan ilçesinde bulunan demir cevheri ile Türkiye’nin mevcut demir-çelik ihtiyacının 133 yıl süre karşılanmasının mümkün olduğunu ifade etti.

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Malatya İl Başkanı Ramazan Bülent Avşar, ABD’nin Türkiye’den demir-çelik ithalatına yüzde 25 ek vergi koyması ile birlikte yıllık 2 milyon ton ihracat pazarın durmasına sebep olduğunu açıkladı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Başkan Avşar, Malatya’nın cari açığı kapatan bir şehir olabileceğini dile getirerek önerilerde bulundu. Türkiye’nin yıllık 37 milyon ton demir-çelik üretiminin bulunduğunu ve bunun 11 milyon tonun ise ithal demir cevheri ve hurda demir ithalatı ile gerçekleştiğini belirtti. 2017 yılında 17 Milyar dolarlık ithalatın gerçekleştirildiğini belirten Avşar, “Ülke olarak 2017 yılında cari açığımız yaklaşık 50 Milyar dolar oldu. Bunun yüzde 34’ü ise sadece demir-çelik ithalatından kaynaklandı” ifadelerine yer verdi. Demir-Çelik sektörünün üretiminin ana ham maddesinin demir cevheri olduğunu anımsatan Avşar, Malatya’nın Hekimhan ilçesinde bulunan demir cevheri maden rezervinin ise 2 milyar ton civarında olduğunu söyledi. Malatya’da var olan demir cevheri ile Türkiye’nin mevcut demir-çelik ihtiyacının133 yıl süre ile karşılanabileceğini dile getiren Avşar, “İlimizdeki Demir cevheri yüzde 19- 40 tenör oranına sahiptir. Demir cevherinin işlenip zenginleştirilerek, tenor oranının yüzde 55’e çıkarılması işlemine peletleme adı verilmektedir. Bu işlemi yapan tek fabrika, Sivas Divriği de bulunmakta olup, yıllık zenginleştirme kapasitesi, Türkiye ihtiyacının sadece yüzde 30’luk bölümünü karşılayabilmektedir. Bu sebeple, bu kadar stratejik bir ürün olan demir cevheri için, devletin yeni yatırımcıları bu yönde teşvik etmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı. Hekimhan ilçesinde daha önceden planlanan 300 milyon dolarlık pik demir üretimi için test üretimine başlanıldığını aktaran Avşar, ancak planlanan 500 milyon dolarlık başka bir yatırımın ise maden rezervi biten Sivas’ın Divriği ilçesinde yapılma kararı verildiğini söyledi. Türkiye’de inşaat sektörü başta olmak üzere birçok yeni projede de demir-çeliğin önemli bir yer tuttuğunu dile getiren Avşar, bu kapsamda acilen Hekimhan ilçesinde Demir-Çelik Organize Sanayi Bölgesinin kurulması gerektiğini ifade etti. Avşar, yatırım planlarından vazgeçen Erdemir Firması’nın yeniden Malatya’ya getirilmesinin yanı sıra bölgede faaliyet gösterecek sanayiciler için elektrik, akaryakıt, doğalgaz, gümrüksüz makine ekipman desteği, vergi muafiyeti ve çalışanlar için sigorta desteğinin çıkarılmasını gerektiğini söyledi. Türkiye’nin cari açığının 35’lik bölümünün, tek başına Hekimhan’ın demir cevheri ile kapatılabileceğini kaydeden Avşar, Milliyetçi Hareket Partisi olarak ilgili makamlara konuyu da ileteceklerini söyledi.

  • Güçlü ekonominin formülü üretim

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) müşterek komiteler ve eylül ayı meclis toplantısı yapıldı.

    BTSO Başkanı Burkay, ülke olarak yaşanılan büyük zorluklara rağmen meclis, komite ve sektörel konsey üyelerinin fedakârca çalıştığını söyledi. BTSO çatısı altında 2013 yılından bu yana 3 bini aşkın komite ve konsey toplantısı gerçekleştirildiğini ifade eden Başkan Burkay, komite toplantılarının mesleklerin meselelerine çözüm üretmenin yanı sıra yönetim kurulunun çalışmalarına destek olduğunu vurguladı. İbrahim Burkay, “Bursa’mıza ve ülkemize büyük değer katan makro projeler, meslek komitelerimizin ve sektör konseylerimizin ortak akıl etrafında buluşmalarıyla şekillendi. Bursa, bu süreçte üretim, istihdam ve ihracat başta olmak üzere tüm ekonomik parametrelerde Türkiye’ye moral ve motivasyon kaynağı oldu.” diye konuştu.

    Nisan ayındaki organ seçimlerinde Bursa iş dünyasının temsil kabiliyetini artırırken, meclisin de yeni bir dinamizm kazandığını kaydeden Burkay, yeni dönemde komite sayısının 51’den 63’e; meclis üye sayısının da 128’den 134’e yükseldiğini hatırlattı. Tüm komitelerin yeni döneme yüksek bir tempoyla başladığını dile getiren Burkay, şöyle konuştu: “Genişletilmiş sektör analiz toplantılarımızı önceki dönemlerde ayda 1 kez gerçekleştirirken, artık haftada 2 toplantıya çıkardık. Komitelerimizin toplantıları için Şubat ayına kadar takvimimizi doldurduk. Özverili çalışmalarından dolayı tüm komite ve meclis üyelerimize teşekkürlerimi sunuyorum.”

    Başkan Burkay, “2014 yılından itibaren kuruluş işlemlerine başladığımız TEKNOSAB’da kamulaştırma işlemlerini rekor sürede tamamladık. Projemiz, 2016 yılından itibaren ete kemiğe bürünmeye başladı. Yüksek teknoloji kapsamına giren ve TEKNOSAB’ın yatırım koşullarını karşılayan 114 firmamız, bölgemizin ilk yatırımcıları oldu.” dedi.

    TEKNOSAB’ın ölçek ekonomisine geçişte atılmış önemli bir adım olduğunu kaydeden Burkay, “200’ün üzerindeki makine parkımız ve 600’e yakın çalışanımızla saha çalışmalarımızı sürdürdüğümüz TEKNOSAB’da birinci etaptaki çalışmalarımızı yılsonuna kadar tamamlamayı planlıyoruz. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız kapsamında 2 adet rüzgar ölçüm ve 1 adet güneş ölçüm istasyonu kurduk. Bu istasyonlarda 1 yıldır ölçümlerimizi yapmaktayız. TEKNOSAB ile oluşturacağımız lojistik merkezimiz kombine taşımacılıktan gümrükleme ve transit işlemlerine kadar ihracatçılarımızın dünyaya açılımında örnek bir model olacak. Güçlü ekonomi için üretim, ihracat ve teknoloji odaklı çalışmaya devam edeceğiz. TEKNOSAB’ın Bursamıza, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.