Etiket: Formül

  • Nakliyeciler maliyetleri düşürecek formül bekliyor

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 19 No’lu Komite Başkanı Muazzez Araç, nakliye maliyetlerini yükseltecek çok sayıda unsur bulunduğuna dikkat çekerek, “Taşımacılık ekonominin kalbidir. Kalp durursa ekonomimiz de durur. Rekabetçi yapımızı güçlendirmek adına maliyetlerimizi minimuma indirecek bir formül bulmalıyız” dedi.

    19 No’lu Yurtiçi Yük ve Eşya Taşımacılığı Meslek Komitesi Başkanı Muazzez Araç, sektör sorunlarını dile getirerek, çözüm önerilerini anlattı. Komite toplantılarında yaşadıkları sıkıntıları masaya yatırdıklarını ifade eden Araç, ardından bu sorunları derleyip MTSO Yönetim Kurulu üyeleri ile paylaştıklarını söyledi. Birçok sorunun yönetim aracılığıyla ilgili makamlara taşındığını kaydeden Araç, “Bu noktada Başkanımız Şerafettin Aşut’un önemli desteğini alıyoruz. Yaşadığımız birçok sorunumuz başkanımızın da takibi ile çözüme kavuştu” ifadelerini kullandı.

    Sektörde ise bekledikleri birlik beraberliği yakalayamadıklarını anlatan Araç, sorunları tespit adına sektör toplantıları düzenlemek istediklerinde yeterli katılıma ulaşamamalarından şikayetçi oldu. Bunun üzerine üyeleri bire bir ziyaret ederek talepleri dinlemeye çalıştıklarını kaydeden Araç, bunun ise çok zaman alması nedeniyle istenilen verimi sağlamadığını söyledi. Lojistik sektörü ile bağlantılı diğer komitelerle dirsek temaslarının sürdüğüne de dikkat çeken Araç, zaman zaman ortak toplantılar düzenleyerek sorunlara ortak çözümler aradıklarını bildirdi. Sektör olarak yaşadıkları sorunları anlatan Araç, ilk olarak HGS ve OGS geçişlerinde yaşanan sıkıntılara değindi. Arabalarında hem çekicilerde hem de dorselerde OGS etiketi bulunduğunu ifade eden Araç, “OGS’miz de HGS’miz de bulunmasına rağmen otoyol ya da köprülerden geçtikten bir ay sonra arkamızdan ceza geliyor. Biz o süre zarfında sisteme baktığımızda borç gözükmüyor. Herhangi bir tebligat yapılmadığı için haberimiz olmuyor ve bir ödeme yapmıyoruz. Cezanın yazıldığı günden 15 gün geçtikten sonra cezamız 10 kat, ikinci 15 gün geçtikten sonra ise 20 kat artmış oluyor. Böylece ceza bize bir ay sonra 20 kat artmış şekliyle ulaşıyor. Daha da kötü olanı, yaptığımız itirazlar kabul edilmiyor. Bu sorun özellikle köprülerde üst seviyede yaşanıyor. Maliyetlerimizin zaten yüksek olduğu bir dönemde yaşadığımız bu sıkıntı bizleri daha fazla yoruyor. Ceza varsa dahi bize zamanında ulaştırılırsa en azından 20 kat fazla ücret ödemek durumunda kalmayız” diye konuştu.

    Bankalarla yaşadıkları sıkıntılara da dikkat çeken Araç, “Son bir yıldır bankalar kredi aldığımız kurlar üzerinden kur farkı yansıtıyor. Kurlar zaten yüksek, bir de fark ödemek durumunda kalınca çok zorlanıyoruz. Hükümetimizden sıkıntılı dönemlerimizi atlatıncaya kadar bu konuya da düzenleme getirmesini talep ediyoruz. Araç yatırımı yapmak istiyoruz ama krediler çok yüksek. Ciddi sorunlarımız var” şeklinde konuştu.

    Trafik sigortalarında da düzenleme istediklerini kaydeden Araç, son bir yıldır trafik sigortalarının peşin alınmaya başladığını ve özellikle çok sayıda aracı bulunan firmaların ciddi sorunlar yaşadığını söyledi. Mağduriyetin giderilmesi adına yeniden taksitlendirme sistemine geçilmesini talep ettiklerini vurgulayan Araç, “Araçlarımızın sigortasız çalışmasını istemiyoruz ancak ödemelerde de zorlanıyoruz. Bu konuda bir orta yol bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Sektörümüzde faaliyet göstermemiz adına almamız gereken çok sayıda belge var. Kurallara uygun çalışan firmalar yüksek bedellerle bu belgeleri temin ediyor ancak belgesiz çalışan firmalarla rekabet etmekte zorlanıyoruz. Yapılan çok ciddi indirimlerle ticaretimiz engelleniyor. Bu nedenle beklentimiz bir rayiç fiyat belirlenmesidir. Belli bir alt limitin altına düşülememesi halinde resmi çalışmayan firmaların da önüne geçileceğini düşünüyorum” dedi.

  • İnsan vücudunu soğuk havalara karşı koruyan bitkisel formül

    Kış aylarında soğuk havanın etkisiyle vücudun direnci düşüyor ve hastalıklarla mücadele başlıyor. Soğuk havalara ve yaygın hastalıklara karşı insanların kullandığı direnç arttırıcı ilaçlar yerine, uzmanlar bitkisel ilaçları öneriyor. Eskişehir’de Aktar Hüseyin Özkılıç, ‘Besbase’, ‘Yıldız anason’, ‘Darülfülfül’, ve ‘Kebabiye’ gibi doğal bitki karışımından elde edilen vücut direncini arttırıcı formülün insan sağlığı açısından önemine değinerek, formülün nasıl hazırlanacağını hakkında bilgi verdi.

    Soğuk hava dalgalarının hızla yayılması sebebiyle bazen ne kadar sıkı giyinilse de yaygın hastalıklardan korunmak için yeterli olamayabiliyor. Bu aylarda vücudun direncinin düşmesiyle birlikte soğuk algınlığı, gribal enfeksiyon, yüksek ateş gibi çeşitli hastalıklarla karşı karşıya kalınabiliyor. Bunun sonucunda kimi zaman insanlar soluğu doktorda alıyor ve reçeteye yazılan ilaçlar eczanelerden temin ediliyor. Halk nezdinde alternatif tıp diye tabir edilen bitkisel ürünlere başvurmak her zaman aklımıza gelemeyebiliyor.

    Eskişehir’de 22 yıldır aktarlık yapan ve baharatlar üzerinde çeşitli araştırmalar yapan İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Bölümü mezunu Koray Hüseyin Özkılıç, bitkisel ürünlerin insan sağlığı açısından önemine değinerek bitkisel ürünlerden oluşan formül hakkında bilgi verdi. Özkılıç, “Birincisi ‘Besbase’, ikincisi ‘Yıldız Anason’, üçüncüsü ‘Darülfülfül’, dördüncüsü ‘Kebabiye’ bu ürünler her biri toz haline getirildiği zaman havanda dövülüp, pancar pekmezi ile karadut pekmeziyle ve andız pekmeziyle karıştığı zaman vücudu kızıştıran bir ürün meydana geliyor. Bu da eksi 30’ların eksi 35’lerin görüldüğü Doğu Anadolu Bölgesi’nde her gün bir çorba kaşığı yendiğinde vücudu kızıştırarak vücudu hastalıklara karşı savunmasını arttıracaktır. Antioksidan özelliği artacaktır vücudun. Vücudun antioksidan özelliği artınca da gribe nezleye karşı vücut sağlıklı olduğu için problem olmayacak. Olsa dahi hafif atlatılacaktır. Bu karışım herhangi bir aktardan alınabilir. 7 yaşından tutunda 77 yaşındaki insana kadar gönül rahatlığıyla kullanılabilir. Bu bahsetmiş olduğum vücudu kızıştıran formülün en büyük özelliği vücudu kızıştırmasının yanında içerisindeki pekmezler sayesinde kansızlığa iyi gelir. Karışımı herhangi bir kabın içerisinde havanda dövdükten sonra bu maddeleri toz haline getirmeye, ufalamaya çalıştıktan sonra pancar pekmezi, karadut pekmezi ve andız pekmezi ile karıştırdığımız zaman elde edilen formül sabah, öğlen, akşam yenebilir. Vücudu kızıştırmasının yanında kalsiyum eksikliğine iyi gelmesi vücut direncini arttırması ve vücudun hastalıklara karşı savunmasını arttırmasıdır” diyerek formülün sağlık açısından etkisine değindi.

  • Türkiye’de işsizliğe çare olabilecek formül

    Samsunlu Matematikçi Aydın Cerit, Türkiye’de işsizliğe çare olabilecek formül geliştirdiğini söyledi.

    Yaklaşık 20 yıldır matematik üzerine araştırmalar yapan Matematik Öğretmeni Aydın Cerit, geliştirdiği formüllerle kitlenmeyen bilgisayarlar, net görüntü alabilen cihazlar yapılabileceğini ve Türkiye’deki işsizliği de ortadan kaldırabileceklerini iddia etti.

    Araştırmalar sayesinde asal sayıların tamamını çözdüğünü öne süren Aydın Cerit, “Mevcut teknolojide belli bir basamaktan öteye gidemiyorsunuz. Hesap makinesi, bilgisayar ve bilgisayara bağlı bütün sistemler sıfır ve bir rakamları ile çalışır. Ben sıfır ve bir rakamlarını aşarak istediğim tabanı kullanarak daha geniş hesaplama yöntemine ulaştım. Şu anda bildiğimiz kadar NASA’nın dünyadan 12 ışık yılına kadar görüntü alıp, bilgi alabildiğini biliyoruz ama benim bu geliştireceğim teknolojilerle dünyamızdan kainatın yüzeyine kadar hatta yüzeyinin dışına kadar görüntü alabileceğimize inanıyorum. Hatta varsa paralel evrenleri araştırabileceğimize inanıyorum. Bu konuda yaptığım çalışmalara güveniyorum” dedi.

    İşsizliğe çare olabilecek bir soru hazırladığını ifade eden Cerit, “Bir soru hazırladım. Bu sorumun çözümü için 1 ay süre veriyorum. Ama değil 1 ay, 10 bin ay da süre versek bunun mevcut teknoloji ile çözülemeyeceğine inanıyorum. Çünkü sorumdaki 100 basamaklı sayıyı hesap makinesine girdiği zaman en fazla 14-15 basamak girebilecek, bilgisayar girdiği zaman da 32 basamak veya 64 basamağa girecek ve kalacak. Çünkü sistemler ikinin tabanlarına göre çalışıyor. Benim bu sorum yaptığım çalışmalara ışık tutan bir çalışma olarak görülmektedir. Buradan işsizlikle ilgili özellikle üniversite bitirmiş işsiz gençlerimizi düşünerekten bu projeyi geliştirmiş oluyorum. Biz yaklaşık 5-6 ay süren uygun bir ekiple bunun ön hazırlıklarını yaptığımız zaman bunun arkasından ürünleri ortaya koyabilecek hale geleceğiz. Arkasından kainatın yüzeyine kadar, hatta yüzeyin dışına kadar ulaşabileceğiz. Ben yapmış olduğum bu projeleri bir teknoloji geliştirme merkezinde ekip ile yapabiliriz. Bu ürünlerden de dünyaya satabiliriz. Yani kitlenmeyen bilgisayarlar, net görüntü alabilen cihazlar, her türlü teknolojik ürünlere imza atabileceğimizi düşünüyorum” diye konuştu.

  • Tekelioğlu, Savunma Bölgesine Formül Arıyor

    Spor Toto Süper Lig’in ikinci yarısının ilk maçında deplasmanda Bursaspor ile karşılaşacak olan Trabzonspor’da Teknik Direktör Sadi Tekelioğlu, savunma bölgesine formül arıyor. Mustafa Yumlu ve Yusuf Erdoğan’ın cezalı olması tecrübeli teknik adamı düşündürüyor.

    Ziraat Türkiye Kupası’nın ardından Spor Toto Süper Lig’e de iyi bir başlangıç yapmak isteyen bordo-mavililer, savunma bölgesinde yaşadığı sıkıntıya formül arıyor. Savunmanın iki önemli ismi Mustafa Yumlu ve Yusuf Erdoğan’ın cezalı olmaları nedeniyle Bursaspor maçında forma giyemeyecek olmaları Teknik Direktör Sadi Tekelioğlu’nu düşündürüyor. İkinci yarı hazırlıklarının büyük bir bölümünde izinsiz olarak yer almayan ve takımla birlikte 3 gündür çalışan Brezilyalı stoper Douglas Franco’ya antrenman eksiği nedeniyle temkinli yaklaşan Tekelioğlu, oyuncuya antrenman yüklemesi yaparken, hazır olması halinde ise savunmada Aykut Demir ile birlikte forma vermesi bekleniyor. Yusuf Erdoğan’ın yokluğunda ise Alper Uludağ’a görev vermesi beklenen Tekelioğlu’nun Douglas’dan beklediği verimi alamaması durumunda ise M’Bia, Aytaç ve Okay Yokuşlu isimleri arasından birini tercih ederek Aykut Demir’in yanına yerleştirmesi bekleniyor.

    TEKELİOĞLU, TRABZONSPOR’UN DEPLASMAN KADERİNİ DEĞİŞTİRMEK İSTİYOR

    Trabzonspor Teknik Direktörü Sadi Tekelioğlu, bordo-mavili takımın deplasman kaderini değiştirmek istiyor. Karadeniz ekibi bu sezon deplasmanda oynadığı 8 lig maçında 3 galibiyet, 1 beraberlik ve 5 mağlubiyet elde etti. Attığı 9 gole karşılık kalesinde 14 gol gören bordo-mavililer, topladığı 24 puanın 10’nu dış saha maçlarında elde etti.

    Dış sahada oynadığı maçlarda beklentilerin altında kalan Karadeniz ekibinde Teknik Direktör Sadi Tekelioğlu, Bursaspor karşısında ilk deplasman galibiyetini almak istiyor. Gençlik Geliştirme Teknik Sorumlusu olarak görev yaptığı dönemde Shota Arveladze ile yolların ayrılmasının ardından teknik direktör olarak A takımın başına getirilen Sadi Tekelioğlu, bordo-mavili takım ile çıktığı 3 deplasmanda maçında 2 mağlubiyet ve 1 beraberlik elde etti. Fenerbahçe’ye 2-0 ve Çaykur Rizespor’a 3-0 mağlup olan bordo-mavili ekip, Kasımpaşa ile ise 1-1 berabere kaldı. Trabzonspor, deplasmandaki en son galibiyetini Sivasspor’a karşı aldı. 85 gündür dış sahada yüzü gülmeyen Karadeniz ekibinde tecrübeli teknik adam, bordo-mavililerin dış sahadaki kaderini değiştirmeyi planlarken, ligin ikinci yarısına ise iyi bir başlangıç yaparak takımı teknik direktör tartışmalarından uzak tutmayı hedefliyor.

    BURSA YOLCULUĞU YARIN

    Trabzonspor, Spor Toto Süper Lig’in 18. haftasında 17 Ocak Pazar günü deplasmanda oynayacağı Bursaspor maçı için yarın saat 11.10’da tarifeli uçak ile Bursa’ya hareket edecek. 17 Ocak Pazar günü saat 16.00’da oynanacak olan maçın ardından Karadeniz ekibi saat 20.30’da Türk Hava Yolları’na (THY) ait özel uçak ile Trabzon’a dönecek.

  • Güvenli Bölge İçin İdeal Formül Önerisi

    Suriye’nin kuzeyindeki Afrin ile Kobani kantonları arasında oluşturulması planlanan Güvenli Bölge için sivil toplum örgütleri ve özel güvenlik şirketlerinin aktif olarak görev aldığı bir formül öne çıkıyor.

    Yaklaşık 4 buçuk yıldır devam eden Suriye iç savaşı, 250 bini aşkın kişinin ölümüne, 12 milyona yakın kişinin de evlerini terk etmesine sebep oldu. Türkiye ve Ürdün başta olmak üzere bölgedeki çeşitli ülkelere giden Suriyeli sığınmacılar, her geçen gün daha acımasız koşullarla karşılaşıyor. ‘Uluslararası barış’ amacıyla faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler, sığınmacılar için türlü pazarlıklara girişirken bölgede kurulması planlanan Güvenli Bölge tartışmaları ise farklı bir alternatif olarak öne çıkıyor. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Naim Demirel, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin ile Kobani kantonları arasında oluşturulması düşünülen Güvenli Bölge’nin önemine vurgu yaptı. Sivil toplum örgütleri ve özel güvenlik şirketlerinin merkezde olduğu bir çözüm hakkında bilgi veren Demirel, “Suriye’de kurulacak Güvenli Bölge için en ideal formül, ulusal ya da uluslararası insani yardım amacıyla çalışan bir sivil toplum kuruluşunun sözkonusu çatışmasız alanda faaliyet göstermesidir. Ancak Güvenli Bölge’ye dair en önemli problemlerden biri de bu alanların güvenliklerinin sağlanmasıdır. Çünkü her an her yerden havadan ve karadan saldırı gelebilir. Havadan saldırıya uçuş yasağı ile engel olunabilir. Bunu Türkiye angajman kurallarıyla sağlayabilir. Esas sorun karadan güvenliğin sağlanmasıdır. Burada Türkiye’nin ya da herhangi bir devletin, devlet olarak bizzat bu işi üslenmesi uluslararası hukukta sorun oluşturur. Bu sebeple güvenli bölgenin güvenliğini sağlayacak güç sivil bir organize olmalıdır. Sivil toplum örgütleri, güvenli bölgenin idari organizesini sağlarken, bu bölgeye karadan silahlı müdahalenin engellenmesini ise sivil toplum örgütlerinin anlaşacakları özel askeri şirketler sağlayabilir. Bu konuda sivil toplum örgütlerine, Türkiye ve diğer ilgili devletlerin yardımı gerekir” diye konuştu.

    GÜVENLİ BÖLGE NEDİR?

    Güvenli Bölge tartışmalarına açıklık getiren Naim Demirel, “Bir devletin sınırları içerisine uluslararası operasyonun yapılmaması için Güvenlik Konseyi’nin karar alması gerekir. Fakat konseyde yer alan Rusya’nın vetosu sonucunda Suriye’de yaşanan iç savaşa ilişkin müdahale kararı alınamıyor. Bu nedenle Uluslararası Hukuk’a uygun bir şekilde başka formüller oluşturulmalı. Güvenli Bölge, Birleşmiş Milletler sisteminde öngörülmüş bir yöntem değildir. Fakat 1990’lardan sonra devletlerin kendi içinde uluslararası nitelikte olmayan çatışmalar yaşanmasıyla siviller hak ihlallerine uğramaya başladı. Bu nedenle de alternatif çözümler arandı. Kuzey Irak’ta, Yugoslavya’da ve Ruanda’da örnek uygulamalar oldu. Silahtan arındırılan ve sivillerin rahatlıkla hayatlarını sürdürebilecekleri alanlar ilan edildi. Bu bölgede insani yardımlarla da sivillerin hayatlarını sürdürmesi sağlandı” dedi.