Etiket: fonksiyon

  • Önemsenmeyen el yaralanmaları fonksiyon kayıplarına neden olabilir

    Önemsenmeyen el yaralanmalarının ağır sonuçlara neden olabileceğini belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Emre Yurdakul, “Önemsiz kesi diye bir şey yok. Bazen hiç kanamayan bir santimetrelik bir kesinden bile damar, sinir ve tendon onarımı yaptığımız hastalarımız olmaktadır” dedi.

    El yaralanmalarının daha çok iş ve ev kazalarında görüldüğünü belirten Acıbadem Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Emre Yurdakul, bazen küçük olduğu için önemsenmeyen yaralanmaların vakit geçtikçe daha ciddi sorunlara yol açabileceğini, bu nedenle ilk müdahalenin çok önemli olduğunu ifade etti. Yurdakul, “Yanlış yapılan müdahale işlevsel uzuv kaybından, fonksiyon kaybına kadar birçok soruna neden olabilir. Özellikle ev kadınlarının mutfak işleri sırasındaki küçük hatalardan dolayı kaybedilen el fonksiyonları daha sonrasında ciddi bedensel fonksiyon kayıplarına neden olabilmektedir” dedi.

    Avuç ve bilek içi yaralanmaları daha riskli

    Özellikle avuç ve bilek içi yaralanmalarının önemli olduğuna dikkat çeken Yurdakul, tedavilerin mutlaka mikrocerrahi konusunda tecrübeli kliniklerde yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yurdakul, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Özellikle tendon, damar, sinir kesileri ilk etapta önemsiz gibi görünse de, parmakta hareket kaybı, his kaybı, dolaşım problemlerine yol açabilmektedir. Bunların da müdahalesinin el cerrahi konusunda tecrübeli kliniklerde yapılması gerekir. Elde oluşan her kesi önemlidir. Önemsiz kesi diye bir şey yok. Bazen hiç kanamayan bir santimetrelik bir kesinden bile damar, sinir ve tendon onarımı yaptığımız hastalarımız olmaktadır.”

    İlk müdahale önemli

    Uzuv kopması olmayan bir el yaralanmasında ilk yapılması gerekenin, temiz bir gazlı bez ya da temiz bir bezle kesilen yere kompres yapıp kanamayı durdurmak ve ardından bir acil servise ya da el cerrahi tecrübesi olan bir ortopedi kliniğine başvurmak olduğunu belirten Yurdakul, uzuv kopması durumunda yapılacak ilk müdahaleye dair şu bilgileri verdi:

    “Uzuv kopmalarında en önemli husus, kopan uzvun güvenli bir şekilde; ıslak bir gazlı beze sarılıp poşete konulup, sonrasında tekrar buzlu bir poşetin içerisine yerleştirilerek hastaneye taşınmasıdır. Aksi takdirde ilk müdahalenin yanlış yapılmasından kaynaklanan uzuv kayıplarına çok sık rastlamaktayız. Bu şekilde taşıma yöntemi dokuların canlılığını uzatır ve bize zaman kazandırır. Her uzuv dikilecek diye bir şey yok, bu yaralanmanın tipine, derecesine, biçimine göre değişmektedir. Damar ve sinir yapılarının tamamen ezildiği, yeniden fonksiyon kazanamayacak şekilde hasar gördüğü uzuvların tedavisi daha zordur.”

    Basit yaralanmalarda hijyene dikkat

    Uzuv kopması dışındaki basit denilebilecek yaralanmalarda da hijyene dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Yurdakul, “Uzuv kopması dışındaki, özellikle his kaybı, hareket kaybı olan yaralanmalarda paniğe kapılmadan, uygun bir zamanda, ilk üç gün içerisinde anormal bir kanama yoksa, ortopedi polikliniğine başvurabilirler. His kaybı, hareket kaybı, anormal kanama olmayan vak’alarda yaralı bölgeyi temiz bir kompresle sarıp, pansuman takibi ile tedavi mümkündür” ifadelerini kullandı.

  • Kırşehir’in ilçelerinde solunum fonksiyon testi yapıldı

    Kırşehir İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde Akpınar, Boztepe ve Kaman ilçelerinde Toplum Sağlığı Merkezi personelleri tarafından solunum fonksiyon testi yapıldı.

    Stantta, sağlık çalışanları tarafından Kırşehirlilere koah hastalığından korunmak için alınması gereken önlemler, hastalığın belirtileri ve tedavi yöntemleri konusunda bilgiler verilerek, broşür dağıtıldı.

    Açılan standı ziyaret edenlere, ücretsiz Solunum Fonksiyon Testi (SFT) ölçümleri de yapıldı. Özellikle sigara içenlere uygulanan solunum fonksiyon testinde riskli sonuç görülenler, uzman bir hekime başvurmaları konusunda uyarıldı.

  • Cinsel fonksiyon bozuklukları terapi ile sorun olmaktan çıkıyor

    Kayseri Acıbadem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hüsne Bostan, çiftlerin korkulu rüyası olan cinsel fonksiyon bozukluklarının, cinsel terapi ile tedavi edildiğini söyledi.

    Cinsel terapinin, cinsel fonksiyon bozukluklarında başvurulan bir yöntem olduğunu dile getiren Dr. Hüsne Bostan, ortalama 4-8 seans aralığındaki bir terapi ile sorunun çözüme kavuşturulduğunu ifade etti. Cinsel terapide çiftlerin yaşadığı hikayeye göre, ya tek tek ya da çift olarak görüşmeye alındıklarını belirten Dr. Hüsne Bostan, “Her seans aralığı 2 haftayı buluyor. Bu seans aralıklarında nefes, dokunma ve gevşeme egzersizleri içerden bir takım ödevler veriyoruz kendilerine. Eşlerin terapiste güvenip ev ödevlerini harfiyen uygulamaları tedaviden sonuç almalarını kolaylaştırır” dedi.

    Kadınlar vajinismus, erkekler erken boşalmadan şikayetçi

    Kadınlarda en sık görülen cinsel sorunun vajinismus, erkeklerde ise erken boşalma olduğuna dikkat çeken Dr. Hüsne Bostan, cinsel terapi bozukluklarının önceki yıllara göre daha rahat konuşulabilen bir sorun olduğunu söyledi. Teknolojinin gelişmesinin, konuya dair bilinç düzeyini artırdığına da belirten Dr. Hüsne Bostan, söz konusu bozuklukların toplumsal baskı ile dile getirilememesinin tedavi sürecini uzattığını vurguladı. Dr. Hüsne Bostan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bazen çiftlerimiz sosyal olarak baskı hissetmemek adına etraflarına durumlarından çok bahsetmiyor ve sorunu kendi aralarında çözmeye çalışıyor. Bu durum aileler tarafından duyulmaya başlandığında da sürekli sorulan sorulardan dolayı yaşanan baskılar tedaviyi de çıkmaza sokabiliyor ya da geciktirebiliyor. Bu geciktirme de eşler arasında uyum bozukluğuna ve birlikteliklerin sonlanmasına kadar dayanan sorunlara yol açabiliyor. Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte hastalar bu konuda bize gelmeden rahatlıkla araştırma yapabiliyor. Konuyla ilgili olarak güvenebilecekleri uzmanları bu yolla araştırabiliyorlar. Sonrasında tedaviye karar verip rahatça gelebiliyorlar.”

    Modern yaşam cinsel fonksiyon bozukluklarını tetikliyor

    Eğitim ve sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olan hastaların daha bilinçli olması dolayısıyla cinsel terapi yöntemine daha rahat başvurabildiklerini de kaydeden Dr. Hüsne Bostan, modern yaşam ve iş yaşamındaki stresin cinsel fonksiyon bozukluklarını tetiklediğini sözlerine ekledi.