Etiket: Fiyatlarındaki

  • ET Fiyatlarındaki Taban Fiyat Uygulaması

    Afyonkarahisar Kasaplar ve Sucukçular Odası Başkanı İbrahim Yörük, et fiyatlarında “tavan” fiyat uygulamasının topluma olumlu yansıyacağını kaydederek, uygulama ile tekelleşmenin önüne geçilebileceğini ifade etti.

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz hafta et sektörüne ilişkin önemli bir karar alınarak, et fiyatlarında tavan fiyat uygulamasına geçilmişti. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada kıymanın 32 TL, kuşbaşın etin 34 TL ve karkas et için 23 TL olarak tavan fiyatlarının açıklandığını hatırlatan Yörük, bu uygulamanın kısa sürede olmasa da uzun dönemde faydasının büyük ölçüde görüleceğini aktardı. Uygulamanın gerek sektör gerekse de vatandaşlar için fırsat olduğunu ifade eden Başkan Yörük, uygulama ile önümüzdeki günlerde et fiyatlarının düşebileceğinin sinyalini de verdi. Afyonkarahyisar’ın Türkiye et piyasasında önemli bir yerinin olduğunu ve İstanbul gibi Türkiye’nin en büyük kentin et ihtiyacının hatıra sayılı bir kısmını karşıladığını anımsatan Yörük, uygulamanın Afyonkarahisar ekonomisine de büyük katkılar sağlayacağını belirtti.

    Açıklamalarında tavan fiyat öncesi et piyasasında yaşanan fiyat dalgalanmalarına da değinen ve bunun tek nedenin haksız rekabet ile birlikte tekelleşme olduğunu dile getiren Yörük, “Piyasada haksız bir rekabet vardı, aynı zamanda bununla birlikte küçük tekeller vardı. Mesela elinde 5 bine yakın hayvanı olanlar piyasaya yüksek fiyattan mal sürmek için sürekli bekliyordu. Neyi bekliyordu peki? Piyasada etin azalmasını, hayvanlarını kestirecek kişilerin azalmasını. Tabii sonrasında ise fiyatları kendileri rahatlıkla belirleyebiliyorlardı. Ancak şimdi öyle olmayacak, bunu yapamayacaklar” diye konuştu.

    Kombinalarda ortalama 20-23 TL arasından kesilen hayvanların etlerinin büyükşehirlerde kasaplara gidene kadar 45 TL’ye kadar çıkmasının nedeninin de araştırılması gerektiğini söyleyen Başkan Yörük, bakanlığın taban fiyat açıklamasını yaptığı gün kesim fiyatlarından başlayarak satış fiyatlarına kadar bir anda düşüş yaşanmasının ise manidar olduğunu anlatarak, “Taban fiyat uygulamasını destekliyoruz ve önümüzdeki günlerde bunun faydasını hem üretici, hem vatandaş hem de ekonomimiz olumlu bir şekilde görecektir” dedi.

  • Yavaş; “ET Ve Süt Fiyatlarındaki İstikrarın Korunması Gerekir”

    Köşk Belediye Meclisi’nin AK Parti’li üyesi Alim Yavaş, yem ve gübrede uygulanan Katma Değer Vergi (KDV) indiriminin çiftçiyi sevindirdiğini belirtti.

    Yem ve gübrede KDV’nin düşürülmesi ile somut adımların atılması üreticinin lehine bir karar olduğunu savunan Alim Yavaş, kendisinin de bir üretici olduğunu ifade etti. Yavaş, yemde yüzde 8, gübrede yüzde 18 olan KDV, yüzde 1’e indirildiği, üretici için önemli bir girdi kalemini oluşturan yem ve gübrede KDV indiriminin fiyatlara yansıması piyasaya canlılık kazandıracağını ifade etti. Et ve süt fiyatlarında yaşanan istikrarsızlık çiftçiyi tedirgin ettiğini belirten Yavaş, “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığın yanı sıra Et ve Süt Kurumu da devreye girerek öncelikle süt konusundaki fiyat istikrarın daimi kılınması gerekir. Dünyada en önemli olan şey kaynakların doğru kullanılmasıdır. Yıllardır hayvancılığa verilen desteklerin heba olmaması için et ve süt fiyatlarındaki istikrarın mutlaka sağlanması gerekir” diye konuştu.

  • “Petrol Fiyatlarındaki Düşüş Rusya Ve İran’ı Krize Sokar”

    Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tayyar Arı, Rusya’daki ve İran’daki petrol gelirlerinin bir anda gerilemesinin ciddi bir kayıp olduğunu ve düşüşün 1-1,5 yıl daha böyle devam etmesi halinde iki ülkeyi de krize sokabileceğini söyledi.

    Müstakil Düşünceler Konferansı’na katılan Uludağ Üniversitesi (UÜ) İktisadi İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayyar Arı, ’Teröre Karşı İslam İttifakı’nı anlattı. Dünyada meydana gelen tüm gelişmelerin herkesi etkileyen bir boyut kazandığını belirten Prof. Dr. Tayyar, “Teröre karşı ortak bir cephe oluşturmak için Suudi Arabistan merkezli bir ittifak kuruldu. Bu yapının içerisinde bazı ülkeler yok ancak zaman içerisinde dahil olacak ülkeler var. İran ve Rusya ekseninin bölgedeki Suriye-Irak hattından beslenerek farklı bir güvenlik denklemi oluşturması ve ABD’nin bölgedeki tereddütlü politikaları böyle bir ittifakın gelişmesinde rol oynadı. Türkiye’nin de içinde yer aldığı bu fotoğraf bence gelecek açısından çok anlamlı. Kurulan ittifakla Rusya’ya ve İran’a mesaj verildi. Böyle bir oluşumun ABD desteğiyle değil, bölgenin refleksi olarak vücuda gelmiş olması beni ümitlendiriyor. Bu oluşum gelecekte mutlaka daha ileriye taşınacaktır. Hali hazırda Tacikistan ve Azerbaycan da bu yapıya katılmak istediklerini açıkladılar. Bu yapıya çok ihtiyacımız vardı çünkü İslam dünyasında bir dağınıklık söz konusuydu” dedi.

    “RUSYA VE İRAN İÇİN KRİZ KAPIDA”

    Rusya’nın, 83 farklı idari birimden meydana geldiğini ve parçalanmaya müsait bir devlet olduğunu dile getiren Prof. Dr. Arı, “Bütçesinin yüzde 60’ı enerjiye bağımlı. Kırım’ın ilhakının hemen öncesinde petrolün varil fiyatı 120 dolardan 36 dolara düştü. Rusların petrolden geliri bir anda 240 milyar dolardan 80 milyar dolarlara geriledi. Bu ciddi bir kayıp. Petroldeki düşüşün 1-1,5 yıl daha böyle devam etmesi halinde Rusya’nın derin bir krize sürüklenmesini bekleyebiliriz. İran da keza öyle. Ambargoların kalkması söz konusu olsa bile enerji fiyatlarındaki düşüş ve artan güvenlik problemleri krize işaret ediyor. Bu iki ülkeye nazaran Türkiye çok daha iyi durumda. Biz enerji ihtiyacımızı kısa vadede olmasa bile Katar gibi alternatif ülkelere yöneltebiliriz. Kaldı ki 2018’den itibaren TANAP devreye girecek. 31 milyar metreküplük bir kapasitesi olacak. Bu, batılı finansörlerin içinde olmadığı Azerbaycan ve Türkiye ortaklığında bir proje” diye konuştu.

    “ORTADOĞU’YA SIRTIMIZI DÖNEMEYİZ”

    Türkiye’nin kendini Batı’nın bir parçası olarak gördüğü için Ortadoğu’yu uzun yıllar önemsemediğini kaydeden Prof. Dr. Arı, “Bu coğrafyada olup biten, her zaman bizi etkiler. Çünkü sözünü ettiğimiz coğrafyada 400 yıllık bir bakiyemiz var. Biz bu coğrafyadan çıktığımızdan beri Ortadoğu’da kan ve gözyaşı eksik olmadı. Balkan ve Kafkaslar da keza öyle. Buralar bizim ’Bana ne’ diyemeyeceğimiz coğrafyalar. Çünkü bu bölgelerde Osmanlı’nın izleri var ve başları sıkıştığında bizden yardım bekliyorlar” şeklinde konuştu.

    Müstakil Düşünceler Konferansı’nda konuşma yapan Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ise, üniversiteler ve STK’ların işbirliğinin gerekli olduğunu vurguladı.

  • Petrol Fiyatlarındaki Düşüş Türkiye’ye Nefes Aldıracak

    Dünya piyasalarında petrol fiyatları en düşük dönemlerinden birini yaşıyor. UZL Filo Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Pala, petrol fiyatlarındaki düşüş eğiliminin Türk ekonomisine nefes aldıracağını söyledi.

    Türkiye’nin de akaryakıt fiyatlarını belirlemede temel aldığı Brent petrolün fiyatı 2009’dan bu yana ilk kez 40 doların altına inerek son yılların en düşük seviyesini gördü. Petrol fiyatlarının seyri hakkında bilgi veren Uzaltaş Petrol’ün partner şirketi UZL Filo’nun Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Pala, taleplerde değişim olmadığı takdirde düşüş trendinin devam edeceğini kaydetti. Petrol piyasasını belirleyen bölgelerdeki savaşlar, siyasi, etnik ve ekonomik karışıklıklara rağmen petrol fiyatlarının düşeceğini öngördüğünü belirten Pala, “Geçen yıl petrol fiyatlarının 40 doların altına ineceğini söylemiştim, şimdi de düşüş eğiliminin devam edeceğini söylüyorum. Petrol fiyatlarındaki düşüş eğilimi Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkelere nefes aldıracaktır” dedi.

    İhracat ithalat dengesini aleyhimize bozan en önemli ithal kalemlerden birisinin petrol olduğunu hatırlatan Pala, petrol fiyatlarındaki en küçük düşüşün bile Türkiye’ye yarayacağını aktardı. Petrol fiyatlarının en düşük döneminin 1985 yılında olduğunu anımsatan Oğuz Pala, fiyatların yükselmesinin 15 yıl aldığını kaydetti. Suudi Arabistan’ın üretimde kısıntıya gitmemesi durumunda petrol fiyatlarının 35 doların da altına ineceğine işaret eden Pala, İran’a uygulanan ambargonun hafifletilmesiyle birlikte düşük fiyatlı petrol kullanımının hayal olmaktan çıkacağını belirtti.

  • Fındık Fiyatlarındaki Hızlı Düşüş Üreticiyi Endişelendiriyor

    Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, düzenlendiği basın toplantısında hızla düşüşe geçen fındık fiyatlarını değerlendirdi.

    Basın toplantısında 2015 yılı hasadını ve fiyatlarını değerlendiren Nurittin Karan, 2016 sezonu içinse karamsar konuştu. Karan “Hasat sonrası serbest piyasada fındık fiyatı 12 liradan işlem görmeye başladı. 12 liradan 14 liraya kadar çıkan fındık fiyatı Eylül-Ekim ayında düşüş göstererek 12.50-13 liraya kadar geriledi. Bunda en büyük etken ne yazık ki, tüm uyarı ve çağrılarımıza rağmen pazara indirilen emanet fındıklar oldu. Ekim ayı sonu itibariyle fındık fiyatı yeniden yükseliş eğilimine girdi ve 15 liraya kadar yükseldi. Ne olduysa bundan 10-15 gün önce oldu. 15 liraya kadar çıkan ve daha da yükselmesi beklenen fındık fiyatı keskin bir düşüşle başladığı yani 12 lira seviyesine düştü. Aslında fındık üreticisi olarak şoktayız. Ne oldu da birden fındık fiyatı 3 lira birden düştü? Alıcı bu ürünü 14-15 liradan aldı, sattı ve para kazandı. Geçen yıl 20 liradan işlem gören fındığı alıp yiyen Avrupalı ve dünya ’Türk fındığı bu yıl çok pahalı yemiyoruz mu?’ dedi. Yoksa işin içinde başka iş mi var? Aslında 1 aydır alınıp, satılmayan fındığın fiyatı bir yükselip, bir düşüyor. Çünkü pazara ciddi anlamda fındık gelmiyor. Demek ki buradaki asıl hesap emanet fındıklar. Görülen o ki, alıcı emanet fındıkları, piyasa üzerinde baskı kurarak ucuza kapatmak istiyor. Bu bizi ilgilendirmez, o alıcıyla ürününü emanete bırakan üreticiler arasında. Bizi ilgilendiren kısım üreticinin alın teri. Zaten ihtiyacı olan üretici ucuz pahalı ürününü sattı. Birde halen direnen üreticilerimiz var. Hiç kimse başka hesaplar yaparak üreticinin ürününü ucuza kapatmaya çalışmasın. Ziraat Odaları olarak başından beri belirttiğimiz gibi 15 liranın altında bir fiyatı kabul etmiyoruz. İnanıyoruz ki, şu ana kadar fındık fiyatındaki düşüş tamamen sunidir. Fındık fiyatı önümüzdeki günlerde yeniden yükselişe geçerek değerini bulacaktır” dedi.

    “2016’NIN İŞARETİ İYİ DEĞİL”

    2016 yılında da fındıkta yüksek bir rekolte belirtisi bulunmadığını vurgulayan Karan “Bizim amacımız fındık fiyatı çok yüksek olsun, rekor üzerine rekor kırsın değil. Bizim amacımız üreticimiz alın terini alsın, ürünü gerçek değerinde işlem görsün. Fındık Türkiye’nin ‘Yeşil Altını’ ise onu göre değer görsün. Aslında fındık fiyatı üzerinde kurulmak istenilen baskının bir diğer nedeni de gelecek yıl ki rekoltesi. 2016 yılının rekoltesi işaretini verdi. Fındıkta ilk evre olan püs bu yıl çok az. Şunu üzülerek söylüyorum, önümüzdeki yılda Türkiye’de yüksek bir rekolte beklenmiyor. Buradan kimsenin aklına; ‘rekolte düşük olsun, fındık fiyatı uçsun’ diye bir şey gelmesin. Verim ne kadar çok olursa üretici de, Türkiye’de o kadar çok kazanır“ ifadelerini kullandı.

    “İLLA EMANETE VERİLECEKSE FINDIK FİSKOBİRLİĞE VERİLSİN”

    “Olmayan fındık 25 lira olsa ne olur?” diyen Karan “ Eskiden çok yüksek olarak tabir edilen 750-800 bin ton fındık Türkiye’nin ihtiyacına denk. Ülke olarak yıllık 300 bin ton iç fındık ihracat ediyoruz. 150 bin ton da iç piyasada tüketiliyor. Yani 750-800 bin ton fındık kimsenin gözünü korkutmasın. Tüm uyarılarımıza rağmen üreticilerimiz emanete fındık vermeye devam ediyor. Üreticimiz illaki fındığını emanete verecekse bir üretici birliği olan Fiskobirlik’e veya önümüzdeki sezon da devreye girecek olan lisanslı depoya vermelidir. Bu da piyasada fiyat istikrarını sağlayacaktır” şeklinde konuştu