Etiket: Fiyatlarındaki

  • Enflasyon oranının tek haneye gerilemesinde gıda fiyatlarındaki düşüş etkili oldu

    Nişantaşı Üniversitesi Ekonomi Masası Direktörü Murat Tufan, enflasyon oranının tek haneye gerilemesinde gıda fiyatlarındaki düşüşün etkili olduğunu ifade etti.

    Tufan, TCMB’nin enflasyon oranına göre hareket etmeye devam edeceğini sözlerine ekleyerek, “Enflasyon oranı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 0,15 artış gösterdi. Yıllık bazda ise enflasyon oranı yüzde 10,90 seviyesinden yüzde 9.79’a geriledi. Enflasyon oranının gerilemesinde gıda fiyatlarında yaşanan düşüş etkili oldu. Teknik anlamda gıda fiyatlarında yer alan baz etkisi fiyatların düşmesinde etkili olmasının yanı sıra sebze ve meyve fiyatlarında yaşanan gerilemelerde etkili oldu. Manşet enflasyon gıda fiyatları kaynaklı gerilese de çekirdek enflasyon (Enerji ve Gıda fiyatları hariç) oranında bir miktar yükseliş dikkat çekiyor. Çekirdek enflasyon için takip ettiğimiz C endeksi yıllık bazda yüzde 9,60 seviyesine yükseldi. Bu yükseliş döviz kurunun enflasyona geçiş etkisinin devam ettiğini gösteriyor. Manşet enflasyonda yaşanan gerileme önemli olsa da çekirdek enflasyon Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını (TCMB) sıkı duruşunun devam etmesine neden olabilir. Yıl içinde TCMB’nin geç likidite penceresinde ılımlı faiz indirme ihtimali hala daha var ancak bunun gerçekleşmesi için enflasyon oranında kalıcı bir düşüş olması birinci öncelik olarak karşımıza çıkabilir. Bu bağlamda kısa vade de TCMB’nin politikasını değiştirmediğini görebiliriz. Enflasyon oranı sonrası Dolar kuru 3.5150 – 3.55 arasındaki yatay görüntüsüne devam ediyor. Öte yandan, yarın açıklanacak olan tarım dışı istihdam rakamları dolar kuru üzerinde etkili olabilir” ifadelerini kullandı.

  • Demir fiyatlarındaki artış

    Tüm İnşaat Müteahhitleri Federasyonu Genel Başkan Vekili ve Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği (ANTMÜTDER) Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Karataş, inşaat çeliği fiyatlarında son dört ayda yüzde 37’lik artışın olduğunu belirterek, “Böyle giderse 10 gün sonra inşaatları durdurmak zorunda kalacağız” dedi.

    ANTMÜTDER Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Karataş, demirde fiyatların artması nedeniyle inşaat sektöründe tansiyonun yükselmeye başladığını söyledi. İnşaat çeliği fiyatlarındaki düşüşün yeterli olmadığını savunan Karataş, “Ekonomi Bakanımız Sayın Nihat Zeybekci’nin açıklamaları doğrultusunda, inşaat demiri ithalatında uygulanan gümrük vergisinin düşürülmesi için Bakanlar Kuruluna açacaklarını ifade ettiği karar olumlu bir gelişme olabilir ama yerli üreticiye zarar verecek. Türk demir-çelik sektörü gümrük vergileriyle ayakta duran bir sektör değildir. Dünya ile entegre olan Türk demir-çelik sektörü, dünya genelindeki değişimden etkilenmekte” dedi.

    Son 4 ayda yüzde 37’lik artış

    İnşaat çeliği fiyatlarında, yurt içinde son 3 ayda yüzde 28, son dört ayda yüzde 37’ye varan artışın yaşandığını belirten Deniz Karataş, “Dünyanın sekizinci, Avrupa’nın ikinci büyük üreticisi olan ülkemizin, dünya ile doğru orantılı fiyat mekanizması vardır ve bu fiyat mekanizmasının dışında kalamaz. Ham madde fiyatları, hurda demir fiyatları ve diğer maliyet unsurlarına göre belirlenen demir satış fiyatlarının düşürülmesinin devlet desteğinden geçeceğine inanıyoruz. Rakip ülkelerdeki devlet destekli üreticilerin haksız rekabetinden korunmak için şu dönemde, bizim çözüm önerimiz, demirdeki yüzde 18 KDV’nin kaldırılmasıdır. Gayrimenkul sektöründe, devletimiz gerek konutta, gerek banka kredilerinde gerekse ÖTV’de “KDV indirimi”ne giderek gerekli önlemleri aldı ve sektöre can suyu oldu. Aynı şekilde inşaat çeliğinde de, elimizde son kale olarak kalan, ülkemizin lokomotif sektörü inşaat sektörümüzde de aynı önlemleri almalı. Aksi takdirde böyle giderse 10 gün sonra inşaatları durdurmak zorunda kalacağız. Bizim inşaat sektörü olarak, iş bırakmak gibi bir lüksümüz de olmamalı. İnşaat durursa hayat durur” diye konuştu.

    ANTMÜTDER Başkanı Deniz Karataş şöyle devam etti:

    “İnşaat sektörünün geleceğinin inşası için, hükümetimiz aldığı, alacağı kararları sektörün ileri gelenleri, aktörleri ile bir araya gelerek, daha planlı ve sistematik biçime sokacak şekilde formüller üretmelidir. Bu şekilde büyümemiz sürdürülebilir ve sektör olarak kurumsallaşmamız mümkün olur. Türkiye’de inşaatın lokomotif sektör olması konut alımlarının durmasına ya da yavaşlamasına paralel olarak, züccaciyeden mobilyaya elektronik eşyadan perakendenin alt sektörlerine kadar şuan hesap edilemeyecek birçok sektöre de negatif etkisi çabası olacaktır.”

  • “Konut Fiyatlarındaki Yükselişin Sorumlusu Nüfus Ve Gelir Artışı”

    Century 21 Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanı Önder Uzel, Türkiye’de konut fiyatları son yıllarda nüfus ve gelir artışına paralel olarak yüksek seyrettiğini, konutta kar etmek için nüfus artış hızı yüksek olan kentlere dikkat etmek gerektiğini söyledi.

    Reidin-Gyoder, yeni Konut Fiyat Endeksi sonuçlarını açıkladı. Buna göre; 2016 Mart ayında bir önceki aya göre konut fiyatları yüzde 0.65 oranında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8.50 oranında arttı. Endeksin başlangıç dönemi olan 2010 yılı Ocak ayına göre ise yüzde 69.70 oranında artış gerçekleşti. Türkiye’nin önde gelen Gayrimenkul firmalarından Century 21 Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanı Önder Uzel, konut fiyatları endeksine göre fiyatların sürekli olarak artış yönünde olduğunun görüldüğünü söyledi. Konut fiyatlarındaki yükselişin ardında nüfus ve gelir artışının olduğunu, buna paralel olarak kentlileşme oranındaki artışın da fiyatları etkilediğini kaydeden Uzel, “Nüfus, gelir artışı ve kentlileşme gibi etkenler konut talebini artırıyorken, ihtiyaçları karşılayacak konut ve dükkanlar yeterince inşa edilmiyor ve yeni bölgelerin imara açılması çok kısıtlı kalıyor. Bu durum ise gayrimenkul sektöründe fiyatların yönünü yukarı doğru çekiyor” dedi.

    Bir kentte gayrimenkul fiyatlarının yükselmesi tamamıyla o yerleşim birimindeki nüfus artışıyla doğru orantılı olduğunu belirten Uzel, “Bir kent nüfus alıyorsa, bu gayrimenkule olan talebi artırır. Talep arttığı için de gayrimenkul fiyatları yükselir. Zira, adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre 2011’de nüfus 74 milyon 724 bin 269’ken, 2015’de nüfusun 78 milyon 741 bin 53’e çıktığı görülüyor. Yani nüfusumuz her yıl ortalama yüzde 1.3 artış göstermiş. Türkiye’de gayrimenkul alan herkes uzun dönemde karlı çıkacak”

    Nüfusun hızlı arttığı, kentlileşme oranının yüksek olduğu şehirlerde arsaların konutlardan daha yüksek getiri sağladığını ifade eden Uzel şöyle konuştu: “Nüfus alan il ve ilçelerde mağaza olabilecek nitelikte dükkan ve işyeri sahibi olmak da büyük kazançlar getirebilir. Hatta, işlek bir caddede, köşe başında, geniş çaplı dükkan satın aldığınızda, hayatınızın ilerleyen yıllarında sizi piyangodan para çıkmış kadar zengin edebilir. Nüfus sayımına göre sırasıyla İstanbul Ankara, Antalya, Gaziantep ve Şanlıurfa’nın nüfus artış hızı en yüksek olduğu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bu illere yatırım yapanlar kazançlı çıkacaktır”.

  • Altın Fiyatlarındaki Yükseliş Trabzon Hasır Bilezik Sektörüne Darbe Vurdu

    Altın fiyatlarının son dönemde aşırı artmasının Trabzon Hasır Bilezik ve tasarımlarını olumsuz yönde etkilerken, gümüş hasır ve tasarımlara olan talebi ise arttırdı.

    Trabzon’da 32 yıldan beri hasır bilezik imalatı işiyle uğraşan Metin Önal, son dönemde altın gram fiyatlarındaki artış ile birlikte Trabzon Hasır Bileziği’ne olan talebin azaldığını söyledi. Altın gram fiyatlarının geçtiğimiz günlerde 199 TL’ye kadar arttığını ancak sonra tekrar 115 TL civarlarına gerilediğini belirten Önal, “Yaklaşık 32 yıldır Trabzon bileziği imalatı yapıyoruz. Trabzon bileziğini hanımlar evlerinde örüyor. Biz daha sonra kilit kısmını yaparak satışa hazır hale getiriyoruz. Ortalama örme süresi 1 hafta. Son zamanlarda altın fiyatlarının yükselmesi işlerimizi önemli ölçüde durdu. Satışımız bayağı düştü. 22 ayar Trabzon bileziğinin takımı 17-18 bin civarında seyrediyor. Eskiden bu fiyat 7-8 bin TL civarında idi. Fiyatların yüksek olması yurt içi ve yurt dışı satışlarımızı azalttı. Talep konusunda insanlarımız da bu nedenle gümüş hasırlara ve tasarımlara yöneldi. Altın fiyatlarının biraz daha düşmesini bekliyoruz. İmalatçı olarak fiyat düşerse bizim için iyi olur” dedi.

    SON 5 YILDA HASIR BİLEZİĞİN FİYATI 3-4 KAT ARTTI

    Trabzon Hasır Bileziği fiyatının 5 yılda 3-4 kat artığına da dikkat çeken Önal, “5 yıl önce bu bileziği alan kişi yaklaşık 3 bin-3 bin 500 TL civarında para öderken şu an sadece hasır bilezik için 10-11 bin TL ödüyor. Bu fiyat set ile birlikte daha da artıyor. Bu durum ister istemez vatandaşı etkiliyor. Sadece yurt içini değil bu durum yurt dışı piyasasını da etkiliyor. Mesela Ortadoğu’ya, Uzakdoğu’ya biz bu hasır bilezikleri satıyorduk. Dünyadaki ekonomik durumun kötüleşmesi ve savaşlar ister istemez ihracatçıyı da imalatçıyı da etkiliyor. Sıkışan bir piyasa var. Artık yaz mevsimini düğünlerin artmasını bekliyoruz” diye konuştu.

    Altın fiyatlarındaki artış nedeniyle gümüş takılara olan ilginin fiyatının 10’da bir oranında düşük olması nedeniyle arttığını ifade eden Önal, bölgeye gelen Arap turistlerin de genellikle gümüş takıyı tercih etiğini söyledi. Önal ”Arap turistler altından ziyade daha çok gümüşü tercih ediyorlar. Altın bileziğe pek talepleri olmuyor” ifadelerini kullandı.

    ALTIN HASIR YERİNE GÜMÜŞ HASIR ÖRMEYE BAŞLADI, DÜNYA REKORU İÇİN UĞRAŞIYOR

    Trabzon’da yaklaşık 30 yıldan beri hasır bilezik sanatıyla uğraşan ve evinin bütçesine bu şekilde katkı sağlayan Şengül Çift de altın fiyatlarındaki artış nedeniyle artık kendilerine altın hasır bilezik ile ilgili fazla bir iş gelmediğini ancak gümüş hasır bilezik talebinde bir artış olduğunu söyledi. Altın fiyatlarının sürekli çıkışta olmasının işlerini olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Çift, “Bu aralar altın fırladı, şu an pek iş yok. Altının artması işimizi engelliyor. Dolayısıyla alıcı yok. Kuyumcular sipariş versin ki biz de örelim” diye konuştu.

    Çift, şu ana kadar yaklaşık 4 bin hasır bilezik ördüğünü, zor, zahmetli ama güzel bir mesleğinin olduğunu belirtti. Şengül Çift, son olarak kendisine gelen bir talep üzerine 1,5 metre uzunluğunda 251 sıra işlemeli gümüş hasır örmeye başladığını, bittiğinde belki de dünyanın en büyük hasır işlemesi olacağını ifade etti. Günde 1 santimetre örgü yaptığını gümüş işlemenin 1 yılda tamamlanacağını belirten Şengül Çift, “İlk kez bu kadar büyük gümüş hasır örüyorum. Dünyada örneği olduğunu düşünmüyorum. İlk olacak inşallah. Boyu 1,5 metre, 251 sıralı olacak. Ne kadar gümüş harcanacağını bilmiyorum. Gümüş telleri ince ince tıpkı kazak gibi dokuyoruz. Çok zor bir sanat. Gözlerimiz, boynumuz yoruluyor sürekli dikkat isteyen bir meslek. Hasır bileziği 1 haftada örüyordum, bazen 5 günde de bitirdiğim oldu. Bu işim ise 1 yıl sürecek. Günde ancak 1 santim örebiliyorum” şeklinde konuştu.

  • Tgdf Başkanı Kopuz: “ET Fiyatlarındaki Vergi Oranı İndirilmeli”

    Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu Başkanı Şemsi Kopuz, etteki vergi oranının indirilmesi gerektiğini vurguladı.

    Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz, sektörün geçen yılını değerlendirirken 2016 yılına ilişkin öngörülerini düzenlenen basın toplantısında aktardı. Toplantıda öncelikle 2015 yılı verilerini paylaşan Kopuz, Türkiye’nin 2015 yılı genel ihracatının yüzde 7’sinin gıda ve içecek sektöründen geldiğini, 2015 yılında sektörün ihracatı 10 milyar 227 milyon dolar olarak gerçekleştiğini vurgulayarak “Gıda ve içecekte 2015 yılı ithalatı ise 5 milyar 133 milyon dolar olarak gerçekleşti. Gıda ve içecek sanayi ithalatı, Türkiye toplam ithalatından yüzde 2 pay aldı. Bir önceki yılla karşılaştırıldığında gıda sektörü ihracatında yaklaşık 1 milyar dolarlık bir düşüş yaşadıklarını dile getiren Şemsi Kopuz, aynı şekilde ithalatta da 500 milyon dolarlık bir daralma söz konusudur” dedi.

    “ETİN FİYATI 6 LİRA AŞAĞI ÇEKİLEBİLİR”

    Kırmızı et fiyatları ile ilgili konuşmasında fiyatların 6 lira aşağı çekilebileceğini belirten Kopuz, “Bugün karkas et ithalatı gerçekleştirdiğimiz Bosna Hersek’te hayvancılık, bu ithalatı karşılayacak ölçekte değildir. Letonya gibi çeşitli ülkelerden et tedarik edilerek, Bosna Hersek üzerinden ithalat yapılmaktadır. Ayrıca sadece karkas et olarak yapılan ithalat; sektörün deri, sakatat gibi ihtiyaçlarına cevap verememekte, mağduriyetlere yol açmaktadır. Bu anlamda yapılacaksa canlı hayvan ithalatı hem ihtiyaca yönelik olması açısından hem de helal kesim hassasiyeti açısından daha kıymetlidir. Kamuya bu konuda çağrıda bulunursak, ette KDV oranının ve besilik canlı hayvan ithalatında alınan yüzde 15 verginin yüzde 1’e düşürülmesinin, başta tüketici ihtiyacını karşılayabilmek adına elzem olduğunu vurgulayabiliriz. Temel beslenme ihtiyacımız olan etin fiyatını böylelikle 6 lira aşağı çekebiliriz. Piyasa böylece regüle olmuş olur”.

    “SEKTÖRÜN GSYİH PAYI 360 MİLYARI BULUR”

    Sektörün dış ticaret karşılama oranı 2015 yılında da yaklaşık yüzde 200 oranındaki seviyesini koruduğunu belirten Kopuz,”Sektörün GSYİH içindeki payı 2014 yılında 330 milyar TL iken, bu rakam 2015 yılı ilk 3 çeyreğinde 270 milyar TL civarına ulaşmış durumda. Resmi rakamlar henüz açıklanmadı ama 2015 yılı için sektörün GSYİH içindeki payının yaklaşık 360 milyar TL’ye ulaşmasını bekliyoruz. 440 binin üzerinde çalışanıyla Türkiye’nin 2’nci büyük endüstrisi olan gıda içecek sektörü yerini korumaktadır” şeklinde konuştu.

    “RUSYA İLK 10’DA DEĞİL”

    Son dönemde uçak krizi dolayısıyla Türkiye’den bazı tarım ve gıda ürünleri ithalatına ambargo koyan Rusya’da ise yaptırımlar ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar neticesinde 2015 yılı ekonomisinde yüzde 3,5 oranında bir daralma meydana geldiğini vurgulayan Kopuz, “Bizim Rusya ile gıda sektörü olarak ticaret hacmimiz 750 milyon doları ihracat, 1 milyar doları ithalat olmak üzere 1 milyar 750 milyon dolar seviyesinde idi. Rusya sektörümüz açısından ihracat yaptığımız ilk 10 ülkeden biri değildir. Ancak son 3 yıla bakacak olursak tarımsal ürünlerde ağırlıklı buğday olmak üzere ithalat yaptığımız ülkeler sıralamasında ilk sıradadır” ifadelerini kullandı.

    Yeni pazarlara yönelik bir değerlendirme yapan Şemsi Kopuz; “Genele bakacak olursak 2016 yılında Türkiye ekonomisinde, dolar, kur, enflasyon, faiz gibi enstrümanların alacağı pozisyonlar da dahil olmak üzere küresel petrol fiyatları, yakın bölgemizdeki ve ihraç pazarlarındaki gelişmelerin önemli etkisi devam edecek. Tüm bunların yanı sıra; Kuzey Afrika ekonomik ve sosyal dinamizmiyle ihracat artışı öngördüğümüz pazarlar arasında. Bu bölgelerde orta sınıfın dikkat çekici bir biçimde büyüdüğünü görüyoruz. Yine Güney Amerika, Çin, Hint Pazarı ihracat potansiyelimizin artacağını öngördüğümüz pazarlar arasında. 2016 yılında, geçen yıl yaşadığımız olumsuzluklara rağmen sektör olarak yüzde 5 civarında bir büyüme beklentisi içinde olduğumuzu ifade edebilirim” dedi.

    Gıda ve tarım ürünleri fiyatlarındaki artışlarda, üretim maliyetlerinin gözden uzak tutulmaması gerekliliğine dikkat çeken Şemsi Kopuz, “Alınan ve alınması gereken tedbirlerle birlikte, aynı zamanda enerji, mazot, yem, gübre gibi girdi maliyetlerinin yüksekliğine yönelik çalışmalar yapılmalı, maliyetlerin düşürülmesi için çözüm üretilmeli, istikrar sağlayacak fiyat politikası hayata geçirilmelidir” şeklinde konuştu.

    Başkan Kopuz, “Genel olarak hayvancılık (et ve süt sektörleri) için ilk yapılması gerekenlerin milli envanterin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak doğrulukta ve detayda olmasını sağlamak olduğunu belirterek, “Bugün kamu otoritesi dahil herkes, kayıt dışı üretim ve ticaretin varlığının farkında ancak boyutu konusunda herkesin ayrı bir tahmini var. Ölçemediğimiz bir şeyi iyileştiremeyeceğimiz kuralı da geçerliliğini koruyor. Envanterimizi bilirsek kırmızı et arzı ile ilgili projeksiyon yapabilir ve aynı şekilde talep projeksiyonu ile çakıştırarak arz açığı olan aylar için proaktif olarak besi danası ithalatı yoluna gidebiliriz. Bu rakamlar sektör oyuncularına açık olursa herkes ona göre pozisyon alır, sistemin regüle hale gelmesi daha kolay olur. Milli potansiyelimizin tamamı kullanılmadan ithalat, hele hele et ithalatı düşünülmemeli; sadece geçici bir tedbir olarak uygulanmalıdır” dedi.