Etiket: Fiyatının

  • Milletvekili Köktaş: “Amacımız fındık fiyatının açıklanması ve belirsizliğin ortadan kalkması”

    Milletvekili Köktaş: “Amacımız fındık fiyatının açıklanması ve belirsizliğin ortadan kalkması”

    Fındık bölgesi milletvekilleri ile bir araya gelen AK Parti Samsun Milletvekili Fuat Köktaş, amaçlarının hasat dönemi başlamadan önce fındık fiyatının açıklanması ve fındıktaki belirsizliğin ortadan kalkması olduğunu söyledi.

    Milletvekili Köktaş, fındık bölgesi milletvekilleri ile birlikte 2019- 2020 fındık sezonunu değerlendirmek ve eylem planı oluşturmak üzere bir araya geldikleri toplantının ardından açıklamalarda bulundu. Toplantının bir adım sonrasında Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile bir araya gelmek olduğunu ifade eden Köktaş, “Amacımız hasat dönemi başlamadan önce fındık fiyatının açıklanması ve fındıktaki belirsizliğin ortadan kalkmasıdır” dedi.

    “Çitçimizin yanındayız”

    AK Parti hükümetleri olarak çiftçinin her zaman yanında olduklarını kaydeden Milletvekili Köktaş, “Ürün, yatırım ve alan bazlı destekleri vererek çiftçimizi, tarımla uğraşan insanlarımızı mağdur etmemeye gayret gösterdik. İşte bugün de, bunun hedefe ulaşması için ön çalışmalarımızı hızlandırdık. AK Parti hükümetleri olarak hiç bir dönem çiftçimizi, sanayicimizi yanıltmadık, popülist siyaset yapmadık. Hele hele ucuz siyasete asla prim vermedik. Bu, bundan sonrada böyle olacak” diye konuştu.

    “Fındığın kararını fındıkçıların vermesini istiyoruz”

    2018 yılında ziraat odaları ve tarafların, rekoltenin düşük olduğunu, hükümetin fiyat açıklamaması gerektiğini, fındık fiyatlarının tırmanışta olduğunu kendilerine bildirmeleri üzerine hükümet olarak sessiz kaldıklarını aktaran Köktaş, “Ancak daha sonra gelişen olaylar üzerine, fiyatların yukarı gitme yerine, aşağıya doğru düştüğünü gördük ve çalışmalar yaparak 14 lira ve 14,50 lira fiyat verilmesinin uygun olacağını ve bu fiyattan sonra da fındığın 18 liraları gördüğünü hep beraber müşahede ettik. Bu fiyatlar baz alınarak inanıyorum ki, bu yıl fındığa hem hükümetimize yük gelmeyecek hem yurt dışı alıcıları sıkıntıya koymayacak hem de çiftçimizin rahat edeceği bir fiyat ilerleyen günlerde bakanlığımız tarafından kamuoyu ile paylaşılacak ve fındık üreticimiz stratejisini ona göre kurgulayacaktır. Gelişmeleri hemşehrilerimizle yeri ve zamanı geldiğinde paylaşmak istiyoruz. Fındığın kararını, fındıkçıların vermesini istiyoruz. Ucuz siyasetle gündeme gelmek isteyenlerinde geçmişte fındıkla alakalı ne yaptıklarını bilmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

  • Doğru: “Piyasa oluşmadan buğday müdahale fiyatının açıklanmasını zamansız buluyoruz”

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, geçen yıl ton başına 940 lira fiyat verilen buğdayın, bu yıl yüzde 12’lik artışla bin 50 lira olarak açıklanmasının üreticilerin beklentilerinin altında kaldığını söyledi. Doğru, “Mayıs ayı başında henüz hasat yeni başlamışken ve piyasa oluşmadan fiyatın açıklanmasını ‘zamansız’ buluyoruz” dedi.

    Adana’da serbest piyasadaki fiyatın, açıklanan rakamdan daha yüksek olacağının tahmin edildiğini vurgulayan Doğru, “Geçen sene bu aylarda 4.40 TL olan mazotun litresi bugün 5.75 TL’ye yükselmiş durumda. Çiftçinin en çok kullandığı üre gübresi 1.06 liradan 1.30 liraya çıktı. Asgari ücret ve işçilik maliyetlerinde de yüzde 20’nin üzerinde bir artış söz konusu. Bu koşullarda çiftçinin ayakta kalabilmesi için buğdayda, yüzde 20’nin altında olmamak üzere bir artış bekleniyordu. Ancak piyasa oluşmadan müdahale fiyatının erkeden açıklanması piyasaları aşağı yöne çekebilir. TMO’nun görevi piyasaları takip ederek, gerek gördüğünde alım veya satım yönünde fiyatlara müdahale etmesidir” diye konuştu.

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, turfanda yetiştiriciliğinde önemli bir tarım bölgesi olan Çukurova’nın kıraç yerlerinde buğday hasadına başlandığını kaydetti.

    “Rekoltede bir sıkıntı beklemiyorum”

    Bu yıl Adana’da buğday rekoltesinin beklentiler doğrultusunda gerçekleşeceğini açıklayan Doğru, “Şu ana kadar aldığımız rakamlar çiftçilerimizi memnun edecek seviyelerde. Şimdi çok net bir rakam söylemek mümkün değil; çünkü buğday rutubetli olarak biçiliyor. Genel olarak bakılacak olursa iyi görünüyor. Çünkü Çukurova bu sene Ekim ve Kasım aylarında buğday için yeterli yağış aldı. Daha sonra Mart, Nisan aylarındaki kardeşlenme ve başak verme döneminde de yeterli yağmur olduğu için Adana’da rekoltede bir sıkıntı yaşanabileceğini zannetmiyorum. Adana turfanda yetiştiriciliğinde önemli bir merkez olduğu için fiyat oluşumunda da belirleyici oluyor. Kentimiz ilk buğdayın satıldığı ve pazarın oluştuğu bir merkezdir. Bu nedenle şu anda bütün un, hububat ve yem sanayicileri Adana’da oluşacak fiyatları bekliyordur” diye konuştu.

    “Buğday ekim alanlarında azalma var”

    Türkiye’nin her yerinde yetişen ve ekmeğin ham maddesi olan buğdayın ekim alanlardaki daralmaya işaret eden Mutlu Doğru, ekim alanlarında son 30 yılda yaklaşık 2 milyon hektarlık azalmanın yaşandığını dile getirdi.

    Ülkede 1990’lı yılların başında 9.8 milyon hektar olan buğday ekim alanlarının 2017’de 7.6 milyon hektara gerilediğini anlatan Doğru, “Çiftçi başka ürünlere yöneliyor. Çünkü buğdaydan yeterince gelir elde edemiyor. Ayrıca sulama imkanları artınca üretici buğdayı bırakıp daha fazla geliri olan yazlık ürünleri tercih ediyor. Eskiden buğday üretimi çok fazla masraflı değildi. Şu anda ot, süne, fungal (mantar) hastalıkları gibi zirai mücadeleler dolayısıyla buğday masraflı bir işi oldu. Artan girdi maliyetleri de göz önüne alındığında Çukurova’da çiftçiler buğday ekimini bırakıp pamuk, soya, mısır, ayçiçeği gibi ürünlere yöneliyor” şeklinde konuştu.

    20 milyon ton buğday

    Türkiye’de ekim alanları azalmasına rağmen 1990’lı yıllardan bu yana hala ortalama 20 milyon ton buğday üretildiğini belirten Doğru, şöyle devam etti:

    “Tarım Araştırmaları Enstitüsü’ne burada hakkını vermek lazım. Hakikaten bu kuruluş güzel tohumlar yetiştirdi. Burada ben bir tehlike sinyalini de vermek istiyorum. Çünkü eğer durum böyle giderse, önümüzdeki küresel ısınma, kuraklık tehlikesinin özellikle Akdeniz ve İç Anadolu da çok yoğun yaşanacağı söyleniyor. Kuraklığa dayanıklı buğday çeşitlerini bulmamız lazım. Bu enstitülerimize gerekli araştırma bütçelerini ayırarak yeni tohumlar geliştirerek, hazırlıklı olmamız lazım. Anadolu; Almanya veya Fransa kadar yağış alan bir bölge değildir. Üretim artışını aynı ölçüde gerçekleştiremezsek ileriki yıllarda Türkiye buğdayda da kendi kendine yetemeyecek bir ülke haline gelebilir. Bunun önlemini de almamız gerekiyor.”

  • Bakan Fakıbaba yaş çay taban fiyatının nasıl belirlendiğini anlattı

    Bir dizi ziyaretler kapsamında Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Rize’ye gelen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, çay taban fiyatının 2 lira 45 kuruş olarak nasıl belirlendiğini anlattı.

    Rize’de Ziraat Botanik Çay Bahçesi’ni inceleyen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, burada çay bitkisi hakkında bilgi aldı. Rize’de yetiştirilen bergamotun tadına bakan Fakıbaba, Rize Şekeri olarak bilinen şeker otu ’Stevia’yı inceledi. İncelemelerde kendisine Rize Milletvekillerinin yanı sıra ÇAYKUR’dan geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı’nın istifasını istemesi üzerine istifa eden Genel Müdür İmdat Sütlüoğlu ve bürokratlar da eşlik etti.

    Burada yapılan incelemelerin ardından ÇAYKUR Genel Müdürlük binasında gerçekleştirilen toplantıya katılan Bakan Fakıbaba, kendilerinin belirlediği Çay Taban Fiyatı’nın önce Rize Milletvekilleri ve daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından değiştirildiğini, son olarak Başbakan Binali Yıldırım tarafından fiyatın 2 lira 45 kuruş olarak açıklandığını söyledi. Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, yaş çay taban fiyatının belirlenme hikâyesini “Fiyatları biliyorsunuz ama fiyatların bir geçmişi var. Çok açık ve net konuşmamız lazım, normal enflasyon artı 13 kuruş dedik ki 2 lira 35 kuruş olsun. Bir de baktık ki Sayın Gençlik ve Spor Bakanımız ve Rize Milletvekillerimiz bombardımana tuttular; fiyat 2 lira 40 kuruş oldu. Arkasından Cumhurbaşkanımıza açıklamaya gittim. Dedi ki; ‘ÜFE nedir ?’ dedim 15.8. ‘Kaça gelir’; 2 lira 44 kuruşa gelir. Dedi ki ‘2 lira 44 kuruş olacak’. Arkasından dün sayın başbakanımız ile beraberdik. Dedim ‘Efendim 2 lira 44 kuruş kararı aldık’ dedi ‘Olur mu, 2 lira 45 kuruş yap’ ve hikaye böyle başladı” ifadeleriyle anlattı.

    “Tarım alanları birleştirilmeli”

    Tarım alanlarının birleştirilmesine vatandaşlar tarafından verilecek destek ile ülkede tarım sektöründe büyük mesafeler kat edileceğini savunan Fakıbaba “Benim sizden bir istirhamım var. Şimdi çay bahçelerine bakıyorum ortalama 2 dönüm. Biz dünyaya bakıyoruz, dünya artık 5 bin dönümden aşağıya tarım yapmıyor. Bunların artık mutlaka ve mutlaka sözleşmeli bir şekilde ve alanları büyülterek ve büyüttüğümüzde de destek vererek, yani 100 dönümden aşağıya olmamak kaydıyla, buna destek vererek özel sektör eliyle işletilmiş olsa veya ÇAYKUR vasıtasıyla işletilmiş olsa inanıyorum ki çok daha büyük bir mesafe kat ederiz. Bu durum fındık için de geçerlidir” ifadelerini kullandı.

  • ANTMUTDER Başkanı Karataş: “Gümrük vergisinin sıfırlanması, demir fiyatının düşmesini sağlamadı”

    Antalya Müteahhitler Derneği (ANTMUTDER) Başkanı Deniz Karataş, bazı ülkelerden alınan inşaat demirinde gümrük vergisi sıfırlanmasının, demir fiyatının düşmesine fayda sağlamadığını belirtti.

    Atılan adımların yeterli gelmediğinin ileri süren Karataş, “Yeni önlemler alınması kaçınılmazdır. Aksi takdirde demirin tonundaki yükseliş inşaat maliyetlerine şimdiden yansıtılmaya başlanmış bu yansıma önlem alınmadığı takdirde daha da çok konut fiyatını ve inşaat maliyetini yükseltecektir” dedi.

    “Demir yakından takip edilmeli”

    Demirdeki durdurulamayan artış için ciddi önlemler alınması gerektiğini işaret eden Karataş, “Bir taraftan vatandaşa ucuz ve sıcak bir yuva kazandırma çabası ve gayreti içerisinde olan sektör, bu fiyatlar karşısında konut yapma, ev satma, ev alma yatırımlarına devam etme süratini çok çok yavaşlatacaktır. Öte yandan demir üzerinde spekülatif yönde davranışlar sergilenmektedir. Bu davranışlar yakından incelenmeli ve takip edilmelidir. Devletimizin ilgili organları demir üzerinde oynanmak istenen ‘demirde ben merkeziyetçi’ yaklaşımı oyununa son vermelidir” diye konuştu.

    “İnşaatlar durma noktasına geldi”

    Karataş, “İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonumuz (İMKON) bu konuyu yakından takip etmektedir. Müteahhitlerimizin uğradığı haksızlık ve yaşadığı sıkıntıların giderilmesi yönünde her zaman olduğu gibi üzerimize düşeni yerine getirme çabası içerisinde bulunacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Geçtiğimiz yıldan 2018 yılının bu dönemine kadar demir yüzde 70’e varan zam almıştır. Bu yükseliş inşaatların yavaşlamasına hatta durma noktasına getirmiştir” ifadelerine yer verdi.

  • (Özel Haber) Kilogram fiyatı 9 TL’yi bulan vişnenin fiyatının düşmesi beklenmiyor

    Afyonkarahisar Erkmen Tarımsal Kalkınma Kooperatif Başkanı Ali Koç, Türkiye’de genelinde vişnenin kilogram fiyatının 9 TL gibi rakamlara çıkmasının yüksek olduğunu ifade ederek, “Bu fiyat yüksek, bizim buradan 3,5 TL’ye gidiyor piyasada 9 TL olması tabi ki yüksek. Kazananlar aracılar ve nakliyeciler. Bunun önüne ise üreticiden alıp direk vatandaşa ulaştırılması ile geçilebilir” dedi.

    Koç, yurt genelinde hasta dönemi biten ve bu sene geçen seneye göre fiyatı yükselişte olan vişne ile ilgili İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Bu sene rekoltenin düşük olduğunu vurgulayan Koç, buna vişnenin üreticisinin yüzünü güldürdüğünü ve halk tabiriyle ürünün para ettiğini kaydetti. Hasat döneminin rekolte azlığına rağmen iyi geçtiğinin altını çizen Koç, “Vişne dönemi çok güzel geçti, mal azdı ama fiyatları çok güzeldi. Vatandaşımızı fiyatlar konusunda memnun oldu. Vişne 1,50 TL, 3.50 TL arasından satıldı. Fakat rekolte azdı bu sene. Biz genelde yurt içi piyasaya gönderdi. Hem suluk (vişne suyu konsentresi) hem de çokluk (yemelik) olarak gönderdik. Piyasa üretici noktasında satış fiyatları gayet güzel, vatandaşın asıl vişneye yönelmesi lazım ve vişne suyu içmesi lazım. Bu şekilde fiyatlar biraz daha güzel olur üreticisi açısından” diye konuştu.

    “Satışlar şahıs olarak değil kooperatifler aracılığı ile yapılmalı”

    Türkiye genelinde özelliklede İstanbul’da tezgahlarda vişnenin kilogram fiyatının 9 TL’den satılmasına da değinen ve fiyatının yüksel olduğunu belirten Koç açıklamasında şunları söyledi:

    “Bu fiyat yüksek, bizim buradan 3,5 TL’ye gidiyor artık bilmiyorum piyasada 9 TL olması tabi ki yüksek. Arada kazananlar aracılar ve nakliyeciler. Büyük bir ihtimalle bunlar kazanıyor. Bunun önüne ise üreticiden alıp direk vatandaşa ulaştırılması ile geçilebilir. Mesela marketler halk yasasına uyup halden bize yönlendirilmeleri gerekiyor. Satışlar şahıs olarak değil kooperatifler aracılığı ile yapılmalı. Piyasa vişne tüketimi çok az. Yani şeftali ve cola gibi diğer içecekler çok ama vişne suyu olarak çok az. Bizim kendi bölgemizde bu şekilde. Vişne suyuna doğru yönelmesin de fayda var.”

    “Aracı yine kazanır bunda üretici her zaman mağdur duruma düşüyor”

    Kilogram fiyatı 9 TL’ye kadar çıkan vişnede fiyat düşüşü beklemediklerini de değinen Koç, Geçen seneye göre kıyaslandığında ise bu sene çok iyi iyi oldu. Geçen sene 1-1,5 TL arasındaydı, bu sene 1,5 TL’den başladı ve çok güzel bir fiyat artışı oldu. Üretici kazanmış oldu. Kilogramı 9 TL gibi rakamlardan satılan vişnede fiyat düşmez çünkü aracı yine kazanır. Aracı yine kazanır bunda üretici her zaman mağdur duruma düşüyor. Bundan dolayı biz direk firmalara, fabrikalara gönderiyoruz vişne suyu olarak orda konsantre yapıyorlar” dedi.