Etiket: Fıtık

  • Fıtık Ameliyatlarında ‘Sıls’ Tekniği

    Fıtık ameliyatlarında tek kesiden laparoskopik (SILS) fıtık tamiri tekniğinin başarılı bir şekilde uygulanabildiğini ifade eden Doç. Dr. İlhan Karabıçak, bu yöntemle hastaların daha çabuk iyileştiğini söyledi.

    Kapalı yöntem ile fıtık tamirinin açık cerrahi ile fıtık tamirine göre çok fazla avantaj ve üstünlüğünün olduğunu belirten Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlhan Karabıçak, kapalı yöntemle yapılan tamirlerde hastaların karnına küçük kesiler yapıldığını, bu işlem için özel olarak geliştirilmiş alet ve kamera ile bu ameliyatların tamamlandığını söyledi. Dr. Karabıcak, “Kapalı yöntem ile ameliyat olan hastaların iyileşmesi daha çabuk oluyor. Hastalar aynı gün veya bir gün sonra ayağa kalkıp dolaşabiliyorlar. Ameliyat kesisi daha az, estetik görüntüsü çok daha iyi ve ameliyata bağlı karın ağrısı daha az oluyor. Kapalı fıtık ameliyatı olan hastalar daha erken taburcu oluyorlar. Bu durumda çalışanların daha erken işlerine dönmelerini sağlamaktadır” dedi.

    “SADECE 2,5 SANTİM UZUNLUĞUNDA BİR KESİ YAPILIYOR”

    Tek kesiden laparoskopik (SILS) fıtık tamirinin ise kapalı fıtık tamirinin yeni bir versiyonu olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karabıçak, “SILS tekniği ile hastada sadece 2,5 santim uzunluğunda kesi yapılmaktadır. Bütün cerrahi işlem bu küçük delikten tamamlanmaktadır. Klasik laparoskopik fıtık tamirine göre SILS tekniğinde hastaların karnında daha az kesi yapılmaktadır” şeklinde konuştu.

    “HASTALIĞIN TEKRARLAMA İHTİMALİ DAHA AZ”

    SILS tekniği ile kesi yeri fıtığı tamiri OMÜ’de başarılı bir şekilde uygulandığını belirten Karabıcak, “Bu tekniği 25-30 santim boyutundaki çok büyük fıtıklarda bile uygulamaktayız. SILS tekniği ile kesi yeri fıtığı ameliyatını dün 3 farklı hastada uyguladık. İki hastada 25 santim uzunluğunda kesi yeri fıtığı, bir hastada ise göbek fıtığı vardı. Bu kadar büyük fıtıkları 2,5 santimlik bir kesiden tamir ettik. Fıtık ameliyatları sonrası hastalığın tekrarlama ihtimali var ama kapalı yöntemle bu olasılık çok daha az. Bundan dolayı uygun hastalarda kapalı yöntemi veya SILS tekniğini tercih etmekteyiz” diye konuştu.

    HASTALAR AMELİYATTAN MEMNUN

    SILS tekniği ile fıtık ameliyati olan Selma Fidan, “2 yıl önce karaciğer nakli ameliyatı oldum. Ameliyat yerinde şişlik olustu. İlhan hoca kapalı yöntemle ameliyat yaptı. Hoca ameliyatta ikinci bir fıtık daha bulmus. Karaciğer nakli hastası olduğum için bana en uygun olan, küçük bir kesi ile ameliyat olmam beni çok mutlu etti”. Daha önce pankreas tümörü ameliyatı olan ve karnında büyük bir fıtık oluştuğunu belirten Remzi Doğan, “Ameliyatın bu kadar basit olduğunu bilseydim önceden ameliyat olurdum. Boşu boşuna yıllarca fıtıkla dolaşmışım” açıklamalarında bulundular.

    Hastalar ameliyattan kısa bir süre sonra taburcu oldular.

  • Uzman Dr. Sulu: “Her Bel Ağrısı Fıtık Olmayabilir”

    Bel fıtığı teşhisi konulan hastaların sadece yüzde 5’ine ameliyat gerektiği kaydedildi.

    Toplumun çeşitli kesimlerinde bel rahatsızlığının oldukça yaygın olduğuna vurgu yapan Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümünde görevli Uzman Dr. Gülseren Sulu, “Birçok ülkede yapılan istatistiklere göre doktora müracaat nedeni olarak bel ağrısı soğuk algınlığından sonra ikinci sırayı almaktadır. İnsanların yaklaşık yüzde 80’i hayatları boyunca en az bir defa bel ağrısıyla karşılaşmaktadır” dedi.

    Bel fıtığının, bel omurlarının arasında olan disk materyalinin fıtıklaşıp oradan geçen sinir sistemine ait dokuların üzerine baskısı olduğunu belirten Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü doktorlarından Uzman Dr. Gülseren Sulu, “Bu, genellikle çağımızda diğer kas sinir sistemi hastalıkları gibi hareketsizlikten, vücudu yanlış kullanmaktan ileri gelen bir hastalıktır. En çok belden öne eğilme ve dönmeler sonucu oluşur” diye konuştu.

    “HAREKETSİZ İŞ VE GÜNLÜK YAŞAM TARZI ARTIŞA SEBEP”

    Sulu, bel fıtığında, fizik tedavinin akut dönemde istirahat ve ilaçlama ağrısı rahatlamayan hastalara uygulanan en önemli tedavi sistemi olduğuna vurgu yaptı. Bel fıtığı tanısı konulan hastaların sadece yüzde 5’ine ameliyat gerektiğini belirten Sulu, “Yüzde 95 olgu ilaç, istirahat, fizik tedaviye cevap verir. Son zamanlarda artış sebebiyse; hareketsiz iş ve günlük yaşam tarzı nedeniyle tembelleşen insanlarımızın en ufak bir zorlanmada direncinin kırılmasıdır” diye konuştu

    Bel fıtığının genellikle vücudu yanlış kullanmaktan ileri gelen bir hastalık olduğunu hatırlatan Uzman Dr. Sulu, bunun sebebinin ise en çok belden öne eğilme ve dönmeler sonucu oluştuğunu anlattı.

    “BEL FITIĞI ORTA YAŞTA SIK GÖRÜLÜYOR”

    Bel rahatsızlığına her yaş grubunda rastlamanın mümkün olduğunu ancak bel fıtığının orta ve ileri yaşlarda daha sık görüldüğünü belirten Uzman Dr. Sulu, “Hareketsiz bir iş ve hayat tarzı, daha çok oturarak çalışmak, şişmanlık, ağır şeyler kaldırmak, mücadele sporları, bilinçsiz spor yapmak, yanlış oturuş ve duruş alışkanlığı, mesleğini sevmeme, huzursuz bir ortam ve stres içinde yaşama, sigara ve alkol kullanma, uzun süre otomobil sürme, bedensel faaliyetlere ısınmadan başlamak birer risk faktörüdür” ifadelerini kullandı.

    “DOĞRU TEDAVİ İÇİN DOĞRU TANI GEREKLİ”

    Bel fıtığının kadınlarda daha fazla görüldüğüne vurgu yapan Uzman Dr. Sulu, sözlerine şöyle devam etti: “Uygun olmayan sandalyelerin üzerinde her gün saatlerce süren bir ofis hayatına mahkûm insanlar bel fıtığının adayıdır. Doğru planlanmış bir fizik tedaviyle başarı oldukça yüksektir. Tedavi başarısında hastanın yaşı, fıtığın yeri ve şekli, hastanın mesleği, tedavi ve tavsiyelere uyumu, belle ilgili başkaca problemlerin olup olmaması ve fizik tedavinin de doğru uygulanması etkilidir. Doğru bir tedavi için, doğru tanı gereklidir.”

    “AĞRI, EN BELİRGİN ŞİKÂYET”

    Bel ve bacak ağrısının bel fıtığının en belirgin şikâyeti olduğunu anlatan Sulu, “Bazen bel ya da bacak ağrısından sadece biri bulunabilir. Hareket kısıtlılığı, topallayarak yürüme, vücudun bir tarafa doğru çarpılması gözlemlenebilir” ifadelerini kullandı.

  • Teknolojinin Fıtık Etmesine İzin Vermeyin

    Uzmanlar, elimizden bir saniye bile düşüremediğimiz cep telefonları ve tabletlerin boyun sağlığı açısından oluşturduğu tehlikenin her geçen gün daha da arttığını açıkladı.

    İlerleyen teknolojiyle birlikte cep telefonları, tablet bilgisayarlar gibi birçok mobil cihaz, günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Gelişen teknoloji bize kolaylık sağlarken diğer taraftan da uzun saatler boyunca bilgisayar başında kalmak omurgamız için büyük bir tehlike oluşturabiliyor. İşi gereği bilgisayar karşısında fazla vakit geçiren insanlarda ise omurgayla ilgili problemlerin yaşandığı ve gün geçtikçe bu problemlerin daha da arttığı gözlemleniyor. Yoğun iş temposu sebebiyle bilgisayarda uzun süre ara verilmeden çalışmak, özellikle boyun bölgesi başta olmak üzere omurgamız üzerinde boyun düzleşmesi, boyun ve bel fıtığı gibi ciddi rahatsızlıklara sebebiyet verebiliyor. İnsanların çalıştıkları ortamda duruşlarına dikkat etmemeleri ve kendilerine ergonomik bir ortam sağlamadan çalışmaları da bu rahatsızlıkların oluşumunu fazlasıyla tetikliyor. Uzun süre bilgisayar ve cep telefonu kullanımı, saatlerce vücudun ve başın öne eğik pozisyonda tutulduğu işlerle uğraşmanın sonucu baş ağrısı, boyun ağrısı, omuz ve kollarda ağrı oluşmakta ve her geçen gün bu ağrılardan şikâyetçi olanlara bir yenisi daha eklendi. Boyun ağrılarının, teknolojik cihazları yoğun olarak kullanmaktan dolayı günümüzde artış gösterdiğini vurgulayan Uzm. Dr. Ali Şahabettinoğlu, özellikle gençlerin bu cihazları yoğun olarak kullanmalarının duruş bozukluklarına ve hatta kamburluğa sebep olabileceğine dikkat çekiyor.

    Yarım saatte bir çalışmaya ara verilmesi ve bir-iki tur yürüyüş yapıldıktan sonra tekrar çalışmaya devam edilmesi gerektiğini özellikle belirten uzmanlar, bilgisayar karşısında, sabit bir şekilde ve uzun süre çalışmanın boyun düzleşmesine veya boyun fıtığına yol açabileceğini söyledi. Mutlaka yarım saatte bir 5 dakika bile olsa ara vermenizin ve 1-2 dakika bile olsa yürümenizin sağlıklı bir omurgaya sahip olmanız açısından önemli olduğunu dile getiren Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Ali Şahabettinoğlu, “Başın öne eğik pozisyonda uzun süre kalınması, omurga üzerinde baskıyı artırarak ve omurgaya yük binmesine sebep olarak, boyun ve bel disklerinde hasara yol açabiliyor. Sürekli aşağı bakmalı işlerle uzun süre uğraşmaktan kaynaklanan boyun ağrılarının kollara ve ellere vuruyorsa boyun fıtığı olabilir. Günlük hayatımızda sık kullandığımız mobil cihazların gerekli tedbirler alınarak kullanıldığı takdirde sağlıklı ve ağrısız bir şeklide hayatımıza devam edebiliriz. Özellikle bilgisayar, tablet ve cep telefonlarını kullanırken ve otururken 30 dakikada bir birkaç dakika ara vermenin ve 20-30 metre yürümenin koruyucu olarak önemlidir” dedi.

    Dünyada çok yaygın olan manipülasyon tedavisinin Türkiye’de birkaç uzman doktor tarafından bilinip uygulandığını vurgulayan Şahabettinoğlu, “Manipülasyon (elle tedavi) tedavisinin hafif vakalarda 2-3, orta vakalarda 4-6, ileri vakalarda ise 8-10 seans sürebiliyor. Tedavileri ise 3-5 gün aralıklarla uygulanıyor. Bu tedavi sırasında rahatsızlığın olduğu bel ve boyun bölgesine ellerle bir takım bastırma, germe ve döndürme gibi teknikler uygulanıyor. Manipülasyon ile hasta yüzde 98 iyileşme göstermektedir. Sadece yüzde 1-2 hastada ameliyat gerekebilir” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) Okul Çantası Yüzünden Fıtık Olan 12 Yaşındaki Öğrenciye Operasyon

    Bursa’da okul çantası yüzünden felç olan 12 yaşındaki Batuhan Dağdaş, geçirdiği ameliyat sonrası sağlığına kavuştu. Ortaokul öğrencisi Dağdaş’ın annesi Şehnaz Dağdaş, oğlunun ağır okul çantasını taşımak zorunda kaldığı için felç olduğunu iddia etti.

    Merkez Osmangazi ilçesindeki Hamzabey Ortaokulu’nda öğrenim gören 12 yaşındaki Batuhan Dağdaş, belindeki ağrı sebebiyle okuldan izin alıp eve geldi. Belindeki ağrı gece boyunca devam eden Dağdaş, sabah okula gitmek için uyandı. Fakat yürüyemeyince ambulansla Bursa Anadolu Hastanesi’ne getirildi. Bel fıtığı teşhisi konulan Batuhan Dağdaş, vakit geçirilmeden ameliyata alındı. 2 saat süren operasyonun ardından bir hafta tedavi altında tutulan Dağdaş, yeniden yürümeye başladı.

    Taşıdığı okul çantası yüzünden sağlığından olduğunu belirten Batuhan Dağdaş, “Okullar açıldıktan sonra belimde ağrılar başladı. Annem çanta taşımaktan olduğunu söyledi. Ağrıdan ağlayacak duruma geldim. Bir gün okuldan izin alıp eve geldim. Ertesi gün yürüyemedim. Çantamda 6 kitap, 6 defter taşıdığım için çok ağır oluyordu. O yüzden belim ağrıdı. Doktorlar ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Sağlığımız için çantaların daha hafif olması gerekiyor” diye konuştu.

    20 YAŞ ALTI BEL FITIĞI YÜZDE 1 İHTİMALDEN BİLE DÜŞÜK

    Genç Batuhan’ı ameliyat eden Bursa Anadolu Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Osman Yaman, “Bize sağ bacağında uyuşukluk, ağrı ve felç şikayeti ile geldi. Yaklaşık 1 aydır ağrıları varmış, ama son zamanlarda artmaya başlamış. Tetkikleri yaptıktan sonra ameliyata karar verdik. Bu yaşta çok alışık olduğumuz bir durum değil. 20 yaş altında bel fıtığı görülmesi bütün bel fıtığı vakalarında yüzde 1 ihtimalin bile altında. 15 yaşın altında çok nadir görülen bir vaka. Bunu da çocukların küçük yaşta ağır çanta kaldırmasına bağlıyoruz. Okul çantalarının ağır olması çocukların spor yapmaması, vücut sağlığını ihmal etmeleri ön planda geliyor. Çocuklar çok ağır okul çantası taşımak zorunda kalıyor. Çocukların yaşının üstünde ağır yük kaldırmaları omurgalarda eğilmelere sebebiyet verebiliyor. Özellikle ergenlik çağındaki çocuklarda bel fıtığına çokça rastlar olduk. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor” diye konuştu.

    Aşırı yüklü okul çantası yüzünden oğlunun felç olduğunu belirten anne Şehnaz Dağdaş ise, “Okul çantası çok ağır. Okulumuz uzak ve servise binemiyoruz. Oğlum çok sıkıntı çekti. Okula bu sebeple gitmek dahi istemedi. Çok doktor gezdim. Çok şükür oğlum şu an sağlığına kavuştu” dedi.