Etiket: Fit

  • Yerden 800 Fit Yükseklikte “1 Nisan” Şakası

    Afyonkarahisar’da bir vatandaş paramator ile birlikte havalandığı bir arkadaşına yerden 800 fit yüksekte 1 Nisan şakası yaptı. Paramator tutkunu Şükrü Çakmak kız arkadaşının yüzüne pasta yapıştırarak 1 Nisan şakası yaparken, yaşananlar ise “Go-Pro” tarafından an be an kayıt altına alındı

    Paramotor tutkunlarının Afyonkarahisar semalarında yaptıkları 1 Nisan şakası yok artık dedirtti. 1 Nisan şakasını gökyüzünde gerçekleştiren paramotor tutkunları arkasından hazırladıkları pankartlarla Doğu ve Güneydoğu’daki terör olaylarını lanetleyerek kardeşlik mesajı verdiler. Gökyüzünde 1 Nisan şakası yapan paramotor tutkunları Doğu ve Güneydoğu’daki terör olaylarına mesaj gönderdiler.

    1 Nisan Şakasını Afyonkarahisar semalarında yapmalarındaki amaçlarının farkındalık oluşturmak olduğunu ifade eden paramotor tutkunu Şükrü Çakmak, “1 Nisan’da herkes birbirlerine top vuruyor. Bir takım şakalar yapıyor. Biz de paramotor tutkunları olarak farklı bir etkinlik yapmak istedik. Gökyüzünde arkadaşımızın haberi olmadan yukarıya bir pasta çıkardık. Gökyüzünde o pastayı onun yüzüne boca ettik. Değişiklik ve farkındalık oluşturmak istedik” dedi.

    “TERÖRDEN MAĞDUR OLAN BÜTÜN HERKESE ALLAH’TAN SABIR DİLİYORUZ”

    Esas niyetlerinin günün 1 Nisan olmasına rağmen ülkede yaşanan terör olaylarına dikkat çekmek istediklerini anlatan Çakmak, “Terörü lanetleyerek, kardeşliğe evet mesajı vermek istedik. Teröre lanet olsun. Dostluğa ve kardeşliğe evet diye bir pankart açtık. Akabinde de Türk bayrağı açarak, Afyonkarahisar semalarında bir şenlik yapmak istedik. Afyonkarahisar’da da böyle bir şeylerinde yapılabileceğini göstermek istedik. Aslen Eskişehirliyim ve Afyonkarahisar’da yaşayan bir yurttaş olarak terörü lanetliyorum. Terörden mağdur olan bütün herkese Allah’tan sabır diliyoruz” diye konuştu.

    “HAYATIMDA İLK DEFA 1 NİSAN ŞAKASIYLA KARŞILAŞTIM”

    Gökyüzünde kendisine 1 Nisan şakası yapılan Büşra Yılmaz da teröre lanet pankartından haberi olduğunu, fakat pastadan haberi olmadığını belirtti. Gökyüzünde pasta şakasının hiç güzel olmadığını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Gerçekten Afyonkarahisar semalarında gezmek harikaydı, ama pasta şakası olmasaydı çok daha iyi olacaktı. Hayatımda ilk defa 1 Nisan şakasıyla karşılaştım. Daha önce böyle 1 Nisan şakası olmamıştı. Belki de bu şekilde 1 Nisan şakası kimsenin başına gelmemiştir. Ama her şeye rağmen güzel bir duyguydu. Doğu ve Güneydoğu’daki terör olaylarına mesaj vermekti niyetimiz. Terörün her türlüsünü lanetliyoruz. Teröre hayır dostluğa ve kardeşliğe evet mesajımız inşallah yerine ulaşmıştır” şeklinde konuştu.

  • DNA’nız Sizi Yaza Fit Ve Formda Sokabilir

    Diyetisyen Doç. Dr. Barış Öztürk, yıllardır uygulanan diyet tedavilerine yeni bir soluk getiren ve neredeyse zirve nokta olarak tanımlanan Moleküler Diyetin artık ülkemizde uygulanmaya başladığını söyledi.

    Genetik analiz sonuçlarını vücut analiz sonuçları ve metabolik testlerle birleştirerek yeni bir diyetin öncüsü olan İrene Diet&Wellnes’in yöneticisi Doç. Dr. Barış Öztürk, “Yeni yılın ilk günlerinde hayatımızı değiştirecek bir diyetin ilk sinyalleri alınmaya başlanmış ve hakkında çeşitli yazılar yazılmaya başlanmıştı. Aradan geçen yaklaşık 2 ayın sonunda ise bu diyet hayatımıza girdi ve birçok kişi tarafından uygulanmaya başlandı. Daha önce sadece vücut ölçüleri ve çeşitli biyokimyasal testlere dayanarak gerçekleştirilen diyet tedavileri artık yerini kişinin genetik özelliklerine uygun ve sadece o kişiye ait bir beslenme ve yaşam tarzına bırakmaya başladı” dedi.

    Aşırı kilo ve buna bağlı olarak artış gösteren metabolik sendrom, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve şeker hastalığı riski dünya genelinde yayılmaya ve insan sağlığını her geçen gün daha fazla tehdit etmeye devam ettiğini belirten Diyetisyen Doç. Dr. Barış Öztürk, “Yıllardır uygulanan diyet tedavilerine yeni bir soluk getiren ve neredeyse zirve nokta olarak tanımlanan Moleküler Diyet artık ülkemizde uygulanmaya başladı” diye konuştu.

    Genetik analiz sonuçlarını vücut analiz sonuçları ve metabolik testlerle birleştirerek yeni bir diyetin öncüsü olan İrene Diet&Wellness’in yöneticisi Doç. Dr. Barış Öztürk bu diyeti danışanlarına uygulamaya başladı ve baharın gelmesiyle artan diyet trendinin de etkisiyle büyük bir ilgiyle karşılaştıklarını belirtti.

    DİYET NASIL UYGULANIYOR?

    Modern çağın diyeti olarak tanımlanan ve hiçbir sağlık riski taşımayan Moleküler Diyetin tamamıyle üst düzey bir teknolojiye dayandığını anlatan Diyetisyen Doç. Dr. Barış Öztürk, şunları kaydetti:

    “Moleküler Diyet ile zayıflamak istediğinizde sizden ilk önce 1 ml’lik tükürük örneği alınıyor. Ardından bu örnek yurtdışındaki genetik laboratuvarlara gönderiliyor. Genetik laboratuvarlarda yapılan analizler ile beslenme alışkanlarınız ve besin öğelerine verdiğiniz yanıtlar 35 gen incelenerek genetik özellikleriniz belirleniyor. Genetik örnek alımınızın ardından üst düzey bir vücut analiz cihazı yardımıyla bölgesel vücut analizi uygulanır. Vücut yağları, kasları, yağsız kitle, mineral ve hücresel sıvı dağılımı bölgesel olarak 3 dakika içerisinde sonuçlandırılıyor.

    Bu işlemin ardından oksijen tüketimine dayalı metabolizma ölçümü yapılarak metabolik bir problemin olup olmadığı rakamsal olarak analiz ediliyor.

    Son adım olarak ise karın bölgesinde Bioelektrik Impedans analizi yapılarak karın içi ve karın çevresi yağlanma dereceleri belirleniyor. Genetik analiz ve diğer analizlerin sonuçları birleştirildiğinde bireyin beslenme alışkanlıkları moleküler boyutuyla analiz edilmiş oluyor. Elde edilen veriler ile kişinin genetik yapısına göre özel beslenme programı hazırlanıyor. Moleküler Diyet sayesinde kişiye özel hazırlanan beslenme programıyla kısa sürede sonuç elde etmeniz mümkün oluyor.”

    Bahar mevsimine yaklaştığımız bugünlerde yaz tatiline ideal kilo ile girme heyecanını yaşayanlar için önerilerde bulunan Diyetisyen Doç. Dr. Barış Öztürk, popüler diyet akımına paralel olarak yaygınlaşan bilimsel olmayan diyetlerin ve bireysel özelliklerimize uygun olmayan çeşitli yöntemlerin sağlık risklerine neden olmaya devam ettiğini ve birçok kişide hayal kırıklıklarına ve zaman kayıplarına neden olduğunu vurguladı. Sağlıklı bir görünümün yanında sağlıklı olmayı ve sağlıklı yaş almayı hedefleyen tüm yaş gruplarının genetik özellikleri ışığında moleküler diyet uygulamalarını benimsemelerinin ideal kilo ve mutluluğun anahtarı olduğunu sözlerine ekledi.

  • Yazın Fit Ve Formda Olmak İsteyenler Dikkat

    Yaza fit ve formda bir vücutla girmenin herkesin ortak isteği olduğunu belirten uzmanlar, yapılması gereken estetik uygulamalarda geç kalınmaması gerektiğini söyledi.

    Yaz deyince herkesin aklına incecik kıyafetler, bronz bir ten geldiğini ifade eden Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ufuk Aydın, “Sanılanın aksine her estetik uygulama hemen sonuç vermez. Dolgu, botoks gibi kozmetik uygulamalar iple askılama gibi noninvazif dediğimiz uygulamalar hemen sonuç verebilir. Ama vücut şekillendirme, lazerle yağ aldırma, lazerle yağ kırdırma, liposuction, meme küçültme, meme büyütme, jinokomasti ameliyatlarının 1 veya 4 aylık bir süre zarfına ihtiyacı vardır. O açıdan yaza hazır girmek isteniyorsa bahar ayları estetik operasyonlar için idealdir. Çünkü bir yara iyileşmesi dönemi için belli bir süreye ihtiyaç vardır. Vücut şekillendirme yöntemleri bahar aylarında en çok tercih edilen operasyonlar arasında. Özellikle kadınlar portakal kabuğu görünümünü pek sevmez” dedi.

    DOĞUM YAPANLAR DİKKAT

    Doğum yapan kadınların estetiği tercih ettiğini ifade eden Aydın, “Doğum yapan kadınlar genellikle yıpranan bedenlerini yenilemek için, meme büyütme, meme dikleştirme ve karın germe gibi estetik ameliyatlarını bahar aylarında sıkça istemektedir. Tabii her işlemin kendine göre bir iyileşme dönemi var. Bu iyileşme dönemi genellikle büyük ameliyatlarda 28 gün ile 6 ay arasında bir süreye ihtiyaç duymaktadır. Ancak bizim kesi yapmadığımız küçük operasyonlar için 1 ay gibi kısa süre yeterlidir” şeklinde konuştu.

  • Kışın Neden Kilo Alıyoruz ? Yaza Fit Girmenin Yolları Nelerdir?

    Ülkemizin büyük bir kesiminde yaşanan yoğun kış şartları nedeniyle rahatça dışarı çıkamadığımız için, hareketlerimizin azlığı ve spor yapamayışımız kış aylarında kilo almamıza sebep oldu. Peki, kışın aldığımız bu kiloları nasıl veririz?

    Kış aylarında alınan kiloların nasıl vereceği hakkında ipuçları veren Beslenme ve Diyet Uzmanı Merve Yılmaz Savur, kış ayları içerisinde insanların su içme alışkanlığını unuttuğunu söyledi. Savur, “Malum soğuk havalardan sıcak havalara geçiş yapacağız. Bu soğuk havalarda kişilerin deri altı yağ tabakaları arttı. Bu yağ tabakaları arttığında metabolizmamız dolayısıyla yavaşlıyor. Bundan sonra havaların artık sıcaklıkları artıyor ve haftanın 7 gününün 3 günü sıcak geçmeye başlayacak. Bunu ise biz avantaj olarak değerlendirmemiz lazım ve avantaja çevirerek yürüyüş yapmamız, fiziksel aktivitemizi arttırmamız lazım. Bütün beslenme uzmanları aynı şeyi öneriyoruz ve diyoruz ki her zaman yeterli ve dengeli beslenmemiz yani 3 ana öğün ve 3 ara öğün şeklinde beslenmemiz lazım” dedi.

    “Kış aylarında gecelerinde uzun olması nedeniyle televizyon karşında abur cuburu çok tükettik ve dolayısıyla kilo aldık” diyen Savur “Yine kışın havalar soğuk ve serin geçtiği için su içmek aklımıza da gelmedi. Geldiğinde de ya bir bardak içtik ya da iki barak içtik ve her insanın günlük içmesi gereken su içme miktarı olan 2 litreyi tüketemedik. Bu da kilo artışına neden oldu” ifadelerini kullandık” ifadelerini kullandı.

    “NE AÇ NE DE TOK SPOR YAPIN”

    Savur, “Artık bahar geliyor ve insanların aklına yaza nasıl fit girmeliyiz soruları geliyor” diyerek şu tavsiyelerde bulundu:

    “Bu soruların cevabı aslında basit sadece fiziksel aktivite ile bu güneşli havaları avantaja çevirerek kiloları verebiliriz ve en önemlisi ise kışın içmeyi unuttuğumuz suları artık sıkça tüketmeliyiz. Ama iş bunlarla bitmiyor su bizim yağ yakmamız da yardımcı oluyor fakat beslenmemize planlı bir şekilde başlayıp devam etmemiz gerek. Spora gidiyoruz ama ya tok karna gidiyoruz ya da aç karna. Bu iki şekilde de spora gitmememiz lazım. Çünkü tok karna spor yapmamız bize kas kaybettirir. Aç karna spor yapmamız ise spor dönüşü çok yemek yememize sebep olur. Bunun içi ne tok ne de aç olmamız lazım.”

    “ARTIK ARA ÖĞÜN ALIŞKANLIĞIMIZI GETİRMEMİZ LAZIM”

    Sabah girdiğimiz rejimin akşam bozmanın tek sebebi ara öğün alışkanlığı olmaması olduğunu söyleyen Savur, “Genelde sabah rejime girip akşam bozma durumumuz oluyor. Bunun sebebi ise öğlen yemek yiyoruz ve akşama kadar olan bölümde hiçbir şekilde ağzımıza besin almıyoruz yani diyet yapıyoruz fakat bu doğru değil. Artık ara öğün alışkanlığımızı getirmemiz lazım. Ara öğün alışkanlığı kazandığımızda öğle yemek yediğimiz vakit akşama kadar olan aralıkta bir meyve veya bir bardak süt içmemiz gerekir ki kan şekerimiz bir seviyede kalsın. Böylece bizim ana yemeğimiz olan akşam yemeğinde az yememizi, çabuk doymamıza fayda sağlar” diye konuştu.

    KEBAP YİYEBİLİRİZ AMA BİR ŞARTLA!

    Rejim yaparken kebap da yenilebileceğini vurgulayan Savur, “Arkadaşlarla dışarı çıkıyoruz ve canımız kebap çekiyor. Bunu da şu şekilde yapabiliriz mesela, akşam yemeğinde kebap tükettiğimizde ondan sonra ki birkaç günü daha dikkatli beslenerek orantılayabiliriz. Fındık, fıstık, badem bunlar bizim kilo vermemize yardımcı oluyor. Tabi bunlarında bir kâsesini yemememiz gerekiyor ve onun da miktarını ayarlamamız gerekiyor yani günde 10 ila 15 tane fındık yiyebiliriz ve aynı miktarda badem, fıstık yiyebiliriz. Yine sabah kahvaltısında 2-3 tane zeytin yerine ceviz yiyebiliriz” bilgilerini paylaştı.