Etiket: FIRSAT

  • Türkiye İle İran Arasında Yapılacak Ticaret İçin Büyük Fırsat

    Global Türk Ticaret Merkezleri (GTTC) Onursal Başkanı Necdet Öztürk, 1 Ocak 2015 tarihinde Türkiye ve İran arasında yapılan Tercihli Ticaret Anlaşması kapsamında kurulan İran-Türk Ticaret Merkezi’nin firmalar için büyük bir fırsat olduğunu söyledi.

    Yeşilköy Dünya Ticaret Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye ve İran arasında yapılan Tercihli Ticaret Anlaşması kapsamında ticaret yapmak için firmalarda olması gereken özellikler, başvuruların nasıl olacağı, iki ülke arasında öngörülen ticaret hacmi, fırsatlar ve ticaret için izlenecek yollar ele alındı. Anlaşma hakkında bilgiler veren GTTC Onursal Başkanı Necdet Öztürk, ’’1 Ocak 2015 tarihinde Türkiye ile İran arasında Tercihli Ticaret Anlaşması imzalandı. 30 milyar dolarlık hedef belirlendi. Türkiye ile İran arasından umulan ticari hacme ulaşabilmek için devletimizin organları İran devlet organlarıyla, Dışişleri Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı ve Başbakanlık seviyesinde iki ülkenin ticari hacminin arttırılmasına yönelik çok yapıcı çalışmalar gerçekleştirildi. Bunun sonucunda Tercihli Ticaret Sözleşmesi yapıldı. Bu sözleşmenin ana fikri 3 yıl içinde iki ülke arasında 30 milyar dolarlık ticaret hacmi gerçekleştirmek” dedi.

    BAŞVURACAK FİRMALARDA OLMASI GEREKEN ÖZELLİKLER

    Tahran’da Türk Ticaret Merkezi kurduklarını ifade eden Öztürk, “40 bin metrekare alan içinde yaklaşık 130’a yakın firmamızı konumlandıracağız. Türk Ticaret İran Merkezi projemizde yer alacak yapıların marka değeri olması, ürün değeri olması, uluslararası sertifikalarının olması, en az 5 yıl önce kurulmuş olması, 5 milyon dolara yakın yıllık cirosu olması gibi kriterlerimiz var. Bunun sebebi, İran büyük pazarına kalıcı olarak girebilmeleri, rekabet edebilmeleri ve süreç içinde de İranlılar ile birlikte Türkiye ve İran’da ortak yatırımlara yürüyebilmelerini sağlamak içindir’’ şeklinde konuştu.

    Gıdadan inşaat malzemelerine, temizlikten tekstil malzemelerine kadar birçok sektörel kategoriyi kapsayan firmaların başvurabileceklerini belirten Öztürk, ’’Saydığımız özellikteki firmalar, Yeşilköy Dünya Ticaret Merkez’inde bulunan firmamıza gelerek, web sitemizden bize ulaşarak ya da bizi arayarak ilgili birimlerimizle temas kurabilirler. Biz kendilerine her türlü cevap verebiliriz. İhtiyaçlarını karşılayabiliriz. Bizimle temas kuran nitelikli firmalar 31 Haziran’a kadar GTTC Anonim Şirketi’yle ön sözleşmelerini gerçekleştirecekler. Ön ödemelerini yaptıktan sonra belirledikleri dükkanları, Temmuz ve Ağustos ayı içinde ziyaret edip görecekler. İnşallah Ağustos ayı içinde yerleşik hale gelip, ürünlerini koyup, Bismillah deyip başlayacağız’’ diye konuştu.

    ’’İRAN’A İLK TİCARET MERKEZİNİ KURDUK’’

    İran’ın Batı tarafından kotalar koyulan bir ülke olduğunu hatırlatan Öztürk, ’’Bu kotalar yeni kaldırıldı. İran’a Afrika’dan Amerika’ya kadar bütün ülkeler ilgi duyuyorlar. Sektörler kendilerine pozisyon arıyorlar. Bizde Türkiye olarak ilgileniyoruz. Beş yıl boyunca Türk Ticaret Merkezi’ni kurmak için uğraşıyordum. Bu çalışmaların sonucunda İran Türk Ticaret Merkezi’ni kurduk. Bu vesile ile Türkler olarak İran’da İlk Ticaret Merkezi’ni kuran taraf olmuş olacağız. Türkler ve İranlılar için ilk kurumsal adım ve zemin olacaktır’’ dedi.

    ’’28 AĞUSTOS’TAKİ AÇILIŞA DEVLET YETKİLİLERİNİ VE İLGİLİ KURUMLARI BEKLİYORUZ’’

    28 Ağustos’ta açılış yapılacağı bilgisini veren Öztürk, ’’Türk Ticaret Merkezi,Türkiye Cumhuriyeti’nin 2023 stratejik hedefine yani 500 milyar dolarlık hedefine ve İran’la yaptığımız sözleşmede öngörülen 30 milyar dolarlık ticaret hedefine katkı sunacak yegane mekanizma ve kurumsal yapıdır. 28 Ağustos’ta Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımızı, Ekonomi Bakanımız, Gümrük ve Ticaret Bakanımızı ve ilgili kuruluşları açılışımıza davet ediyoruz. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri, Türk Ticaret Merkezi’ne katılacak firmaların onure ve motive edilmesi yanında İran-Türkiye ilişkilerine ve bu sözleşmeye ve sözleşme bağlamındaki hedefe de çok ciddi katkıda bulunacaktır’’ şeklinde konuştu.

    Öztürk, belli nitelikte ve marka değeri olan firmalar ya da yapılar için İran-Türk Ticaret Merkezi’nin büyük bir şans olduğunu belirterek, firmaların bu şansı yerinde, zamanında iyi kullanmalarını istedi.

  • Ramazan Sigarayı Bırakmak İçin Önemli Fırsat

    Bingöl Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Bingöl İl Tütün Kontrol Kurulu üyesi Yrd. Doç. Dr. Bayram Yurt, Ramazan ayının sigara bırakmak isteyenler için çok iyi bir fırsat olduğunu belirterek, “İftara kadar değil, sonsuza kadar sloganıyla sigara bırakılmalıdır” dedi.

    Sigara kullanımının dengeli beslenmenin karşısında en büyük engel olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Bayram Yurt, sigaranın hiçbir sorunu çözmeyip, aksine birçok sağlık problemine neden olduğunu söyledi. Sigaradan uzak durmakla bir hayatın kurtarıldığı, en güzelinin ise bu hayatın sigarayı bırakan kişinin kendi hayatı olduğunu ifade eden Yurt, “Sigaranın henüz bilinen sayısız zararlarının yanında bireyin beslenme şekli ve alışkanlıkları üzerinde de birçok olumsuz etkileri mevcuttur. Sigara kullanımının dengeli beslenmenin karşısında en büyük engel olduğu unutulmamalıdır” diye konuştu.

    Yapılan istatistiklere göre sigaranın azaltılarak bırakılmasında başarı oranının yüzde 6 iken, aniden bırakılmasındaki başarı oranının ise yüzde 80 olduğuna değinen Yurt, “Ramazan’ın manevi atmosferine girdiğimiz bu günlerde sigara içmenin haram olduğu fetvasının da etkisiyle üstün bir irade anlayışı gösterilmek suretiyle sigara bırakmalarda artış beklenmektedir” ifadelerini kullandı.

    “MUTLAKA SAHUR YAPIN”

    Yeterli ve dengeli beslenmeye de vurgu yapan Yurt, Ramazan boyunca yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmesini ve aşırı sıcaklıkların etkisiyle artan terlemeye karşı yeterince sıvı alınması gerektiğini belirtti. Oruç tutanların mutlak suretle sahur yapmaları gerektiğini belirten Yurt, şunları söyledi:

    “Gece metabolizma hızı yavaşladığından vücudun yağlanma hızı ve dolayısıyla kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmelidir.”

    “UZUN SÜRELİ TOKLUKTA YUMURTA ÇOK ÖNEMLİ”

    Oruç tutarken açlık ve susuzluğu önlemek için gün boyu tok tutacak gıdalara öncelik vermek gerektiğini kaydeden Yurt, “Yumurta, uzun süreli tokluk hissi sağlayan en önemli besinlerdendir. Kaliteli protein içermesinin yanında tok tutucu özelliği fazla olan yumurtanın sahurda tüketilmesine dikkat edilmelidir” dedi.

    İlk oruçta baş ağrısını önlemek için sahurda hurma tüketilmesi gerektiğini ifade eden Yurt, “Çok değerli bir gıda maddesi olan hurma, Ramazan’ın vazgeçilmezlerindendir. İlk oruçta vücut açlığa alışmadığı için ilk gün kan şekerinin azalmasından kaynaklanan baş ağrısı için kan şekerini dengeleyen ve artıran hurmanın tüketilmesi son derece önemlidir. Hurma sadece iftar için değil, sahur için de oldukça değerli bir besindir. Sahurda tüketilecek birkaç adet hurma vücuda gün boyunca gerekli olan enerjiyi ve mikro besin elementlerini sağlayacak hem de tokluk hissini verecektir. Kan şekerinden kaynaklanan baş ağrılarının önlenmesinde ve özellikle de sindirim sisteminin düzenli çalışmasında kayısı ve üzüm hoşafını da sahurda ihmal etmemek gerekmektedir” şeklinde konuştu.

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek: “Batı, Suriyeli Mültecileri Bir Yük Olarak Görüyor, Biz Fırsat Olarak Görüyoruz”

    Katılım Bankacılığı ve Girişimcilik Ekosistemi Çalıştayı’nda konuşan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “3 milyon Suriyeli kardeşimize kapımızı açmışız. Batı bunu bir yük olarak görüyor, biz bunu bir fırsat olarak görüyoruz. İşte, bizim farkımız bu” dedi.

    Borsa İstanbul’da düzenlenen Katılım Bankacılığı ve Girişimcilik Ekosistemi Çalıştayı açılışı bugün gerçekleştirildi. Açılış öncesi çalıştay için Gong Töreni düzenlendi. Bu tören sırasında Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bir konuşma yaptı. Şimşek, Batı’nın Suriyeli mültecilere bakış açısı ile Türkiye’nin bakış açısını değerlendirdi. Şimşek Suriyeli mültecilerin iş gücüne katkısına dikkat çekerek, “Türkiye açık bir ülke, açık bir ekonomi olduğu için 3 milyon Suriyeli kardeşimize kapımızı açmışız. Batı bunu bir yük olarak görüyor, biz bunu bir fırsat olarak görüyoruz. İşte, bizim farkımız bu. Bu aslında uzun vadede Türkiye’ye yük değil, güç katacak bir gelişme; Türkiye’nin açık olması” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN BÜYÜK YERALTI ZENGİNLİKLERİ YOK. İYİ Kİ DE YOKMUŞ”

    Türkiye’nin ekonomik gücünün kaynaklarına da değinen Şimşek, konuşmasına “Girişimcilik ekosisteminin gelişmesinin ne kadar hayati bir önem taşıdığının farkındayız. Türkiye’nin çok zengin, en azından bizim bildiğimiz, petrol, doğalgaz anlamında yeraltı zenginliği yok. İyi ki de yokmuş. Çünkü olsaydı biz de belki bu coğrafya gibi biraz sırtımızı oraya dayayabilirdik. Bazı komşularımızın gelirlerinin yüzde 90’ı petrole, doğalgaza dayanıyor. Bu iyi bir sistem değil. Öyle olmadığını şimdi görüyoruz. Türkiye’nin en güçlü tarafı genç nüfusu olduğu kadar, aslında girişimcilik ruhudur. Türkiye ekonomisi bu kadar zor bir coğrafyada büyük bir direnç gösteriyor. Türkiye ekonomisi buna rağmen Batı’yla arayı kapatmaya devam ediyor” diyerek devam etti.

    “BİZİM SERMAYESİ OLANLARI DA, AKLI OLANLARI DA TÜRKİYE’YE ÇEKMEMİZ LAZIM”

    Türkiye’deki ekonomik büyümenin hızlanması konusunda yapılması gerekenlerden ve yapılmakta olanlardan da bahseden Şimşek, “Bizim sermayesi olanları da, aklı olanları da; çünkü akıl da bir sermayedir, Türkiye’ye çekmemiz lazım. Bunun için de bürokratik süreçleri kolaylaştırmamız lazım. Hatta dünyaya oranla, Kanada’ya oranla, Amerika’ya oranla daha büyük bir ekosistem kurmamız lazım. Ve nitekim o ekosistemin bütün unsurları şu anda çalışılıyor. Onun için büyük bir heyecan duyuyorum. Çünkü gerçekten uzun bir süredir reform reform deyip tutturduk. Şimdi nihayet bunların çoğu mutfakta pişti, bir noktaya geldi. İnşallah meclisimiz yazın çalışır, bütün bu düzenlemeler hayata geçer, ekosistem daha da güçlenir, ekosistemin bütün bileşenleri daha da güçlü bir şekilde bu işe asılırlar. Ben başarısızlık için hiçbir sebep göremiyorum. Türkiye’nin gerçekten bu genç nüfusla, bu girişimcilik ruhuyla önü açık” dedi.

  • Emine Erdoğan: “Teknoloji Fırsat Olmaktan Çıkıp Tehdide Dönüştü”

    Yeşilay tarafından düzenlenen 3. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’ne katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Ne yazık ki son yıllarda teknolojinin bir fırsat olmaktan çıkıp, bağımlılık yaparak tehdide dönüştüğünü görüyoruz. İnternet, cep telefonu, akıllı telefon uygulamaları ve dijital oyunlar hayatımızın merkezine yerleşiyor. İnsanlar teknoloji olmadan yaşamını sürdüremez hale geliyorlar” dedi.

    Yeşilay’ın ev sahipliğinde düzenlenen 3. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi, dünyanın önde gelen uzmanlarını İstanbul’da bir araya getirdi. WOW Otelde düzenlenen kongreye Cumhurbaşkan’ı Recep Tayip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ve davetliler katıldı.

    Kongrenin açılışında konuşan Emine Erdoğan, dünyadaki iletişim alanındaki gelişmeleri dikkat çekerek, “İnternet, radyo ve televizyonlar istemediğimiz kadar bilgiyle muhatap kılıyor. Fakat ne yazık ki bu toplumsal duyarlılığımızın arttığı anlamına da gelmiyor. Dünyanın sorun ve acılarım karşısında yeterince sorumluluk göstermiyoruz. Mülteciler sorunu bunun en çarpıcı örneğidir. Çocukların Akdeniz sahillerinde ölümü haberi çoğu vicdana akla ve kalbe uğramadan istatistik verisi olarak kalmıştır. Oysa bilmek sorumluluk ister. Dünyanın acıları karşısında aksiyom almayı gerektirir. Bilgi ve haber yığınları arasında kalmak vicdanlarımızı köreltmemelidir” diye konuştu.

    Türkiye’de her 10 evin 7’sin de internet erişim imkanı olduğunu kaydeden Erdoğan, “Çocuklar ortalama on yaşında cep telefonu kullanmaya başlıyorlar. Her on çocuktan dokuzu her gün televizyon izliyor. İnsan alışkanlıklarının çocuğudur. Uzmanlara göre, günlük insan davranışlarının yüzde kırktan fazlası alışkanlıklardan oluşuyor. Bu nedenle anne, baba ve öğretmen olarak çocuklarımıza doğru teknoloji kullanımını kazandırmak durumundayız. Aksi halde hafızası teknolojiye bağlanmış nesiller yetişecek. Çocuklarımız gerçek toplumsal yapılar yerine, siber alemin bireyleri haline gelecekler. Teknoloji bağımlılığı konusunda gerekli tedbirleri almazsak kayıp nesiller vereceğiz” şeklinde konuştu.

    “TEKNOLOJİNİN BİR FIRSAT OLMAKTAN ÇIKIP, BAĞIMLILIK YAPARAK TEHDİDE DÖNÜŞTÜĞÜNÜ GÖRÜYORUZ”

    Teknoloji hayatımızın her alanına giren ve gündelik yaşamımızı etkileyen bir unsur haline geldiğini vurgulayan Erdoğan şunları söyledi

    “Çocuklarımız topaç çevirme, saklambaç oynamak gibi geleneksel oyunlar yerine dijital oyunları tercih ediyorlar. Yeri geliyor alışverişimizi internetten yapıyor, banka işlemlerimizi ekran başından yapıyoruz. Teknolojinin en önemli getirilerinden birisi bize zaman kazandırıyor olması tabi ki. Taki bağımlılığa dönüşüp zamanımızı çalar hale gelene kadar. Ne yazık ki son yıllarda teknolojinin bir fırsat olmaktan çıkıp, bağımlılık yaparak tehdide dönüştüğünü görüyoruz. İnternet, cep telefonu, akıllı telefon uygulamaları ve dijital oyunlar hayatımızın merkezine yerleşiyor. İnsanlar teknoloji olmadan yaşamını sürdüremez hale geliyorlar. Bilinçle kullanılmadığında ruhsal, fizikler, zihinsel bir çok sonuçlar doğuruyor. Teknoloji sosyal ortamlarda dahi insan ilişkilerinin önüne geçiyor. Bu insani ilişkilerinin önüne geçiyor. Bu insani ilişkileri yıprattığı gibi her açıdan sağlıksız nesiller yetişmesine de neden oluyor. Uzun süre internet başında oturmak uykudan, spordan ve hareketli yaşamdan feragat etmeyi gerektiriyor. Etrafımızı saran sinyallerin beyin hücrelerimizde hasarlar oluşturduğunu hepimiz biliyoruz. Fakat boyutlarının henüz yeterince farkında değiliz. Aslında büyük bir biyolojik deneyin parçası olduğumuz da söylenebilir. Yoğun radyasyona maruz kalıyor, medyatik dalgalar arasında bir ömür geçiriyoruz. Bu noktada ölçülü bir teknoloji kullanımı son derece önemlidir”

    AVCI, “İNSANI ÖZÜNE YABANCILAŞTIRAN VE KURMACA ROBOT HALİNE GETİREN BİR KÜLTÜR YAYIYOR”

    Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı ise Sosyal medya araçlarının yerleştirdiği ve ileri derecede cehaletle malul ve malumat furyasını da zikretmek zorundayım. Sahte ve sanal kimliklerin insan haysiyetine cüretkar saldırılalılarının her gün yeni bir biçimine tanık oluyoruz. Her konuda her şey üzerine fikir beyan edilebilen, bir yalanın binlerce kez tekrarlanarak sürümde kalmasını temin eden, insanları sosyal medya mecralarını durmaksızın kullanmaya teşvik eden bu yapı, arka planda kendine rağbet etiği insanların sayısı üzerinden akla hayala gelmeyecek büyük miktarlarda paralar devşiriyor. Daha tehlikelisi insanı özüne yabancılaştıran ve kurmaca robot haline getiren bir kültür yayıyor. Bahsettiğim bütün bu konular özellikle çocuklar ve genler söz konusu olduğunda daha da tehlikeli ve milletlerin geleceğini ciddi manada tehdit eden bir özellik arz ediyor” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ise özellikle oyunların çocuklar üzerindeki etkisine değinerek, “Oluşturdukları bağımlılığı sürdürebilir kılmak için, şiddeti, cinselliği, kolay kazanma alışkanlığını, üstün gelme dürtüsünü kullanmaktan çekinmiyorlar. Kısacası internet üzerinden çocuklarımızın üzerine üzerine gelen ve onları tehdit eden bir anlayış var ve buna hepimiz elle tutulur gözle görülür olarak şahit oluyoruz. Asıl önce bir meselemiz olduğunu kabul etmekle başlıyor. Bu sorunları döne döne konuşmaktan ziyade hemen tedbir alıp çözümler üretmek zorundayız. Öncelikle yapılacak iş çocuklarımıza interneti doğru kullanmayı öğretmek. Oradaki zararlardan korunması için gerekli zırhı onlara kazandırmak” ifadelerini kullandı.

  • Mücevher Fırsat Günleri Yoğun İlgiyle Başladı

    Anneler Günü için kapılarını açan Mücevher Fırsat Günleri’nde üretici firmalar tarafından yüzde 70’e varan indirimlerle satılan mücevherler, halk tarafından yoğun ilgiyle karşılandı.

    Sereks Fuarcılık tarafından her yıl düzenlenen ve gelenekselleşen Mücevher Fırsat Günleri, bu kez Anneler Günü için kapılarını açtı. 03-08 Mayıs tarihlerinde Harbiye Askeri Müze’de üretici ve toptancı firmaların katılımıyla gerçekleşecek etkinlik kapsamında, annenize sevginizi ifade edebileceğiniz her bütçeye ve her zevke uygun tek taş yüzükler, kolyeler ve küpeler bulmak mümkün.

    Mücevher Fırsat Günleri, evlilik sezonunun da başlamasıyla düğün mücevheri alışverişlerinizi çok uygun fiyata avantajlar sunuyor. Her bütçeye ve zevke uygun alyanslar, tek taş modelleri, takı setleri çok uygun fiyatlarla, üretici firma garantisiyle satılıyor.

    Üretici firmaların sezon sonu stoklarını ve ihraç fazlası ürünlerini yüzde 70’e varan indirimlerle, garantili ve sertifikalı satacağı Mücevher Fırsat Günleri, 08 Mayıs tarihine kadar, 10.30 – 20.00 saatleri arasında girişler ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.