Etiket: Firmaları

  • Şişecam’ın müteahhidinin taşeron firmaları dolandırdığı iddiası

    Balıkesir’de 15 ayrı taşeron firma, yapımı devam eden Şişecam fabrikasının müteahhidi tarafından dolandırıldıklarını iddia etti.

    Fabrika önünde bir araya gelen 15 kadar iş adamı inşaatı yapan firmanın kendilerine 1 milyon 300 bin liralık borcu olduğunu ileri sürerek, mağduriyetlerinin giderilmesini istedi.

    Fabrika binasına hazır beton ve inşaat malzemesi temin eden Balıkesirli yaklaşık 15 firma temsilcisi Şişecam önünde eylem yaptı. Borçlarının ödenmediğini ileri süren iş adamları kendilerinin mağdur olduğunu iddia ettiler. Fabrikanın inşaatında kullanılmak üzere Balıkesirli firmaların mal ve ürün verdiklerini belirten grup sözcüsü Murat Avcıalp mağdur olduklarını söyledi. Avcıalp, “Temmuz ayından beri fabrika ve alt firması ile biz alacaklı firmalar arasında görüşmeler başladı. Alacakların ödenmesiyle ilgili bu görüşmeler aşamasında biz firmalar iyi niyetli olarak görüşmelerimizi yaptık, hatta bir kısım ödemelerde aldık. Sonradan bu görüşmeler tıkanmaya başladı. Her seferinde fabrika tarafından oyalandık. Bizler Balıkesirli esnaf firmalar olarak buradayız. Burada bu yatırımdan memnun olduk. Baştan çok iyi niyetle başladı alışverişimiz. Bir kısım ödeme sıkıntısına girdi. Sonradan oyalanmaya başladık. Sonradan taşeron firma ile anlaşmalarını feshettiler. Çoluk çocuğumuzun rızkı burada yatıyor” diye konuştu. Kendisinin de firmadan 110 bin TL alacağı olduğunu söyleyen Murat Avcıalp mağduriyetlerinin giderilmesini istedi.

    “Kavga çıkaranlar parasını aldı efendilik yapan alamadı”

    Balıkesir’de hazır beton işi ile uğraşan Kadir Sayın da fabrika inşaatına defalarca beton döktüklerini belirterek, “Biz gece saat 22.00’ye kadar beton döktük ama ertesi sabah saat 08.00’de firma ile yollarının ayrıldığını bize söylediler. Bunun üzerine ben ihaleyi alan firmanın sahibiyle görüştüm. 4 tane o hafta araba sattı. Burada çirkeflik yapan işçiler ve kepçeciler parasını aldı. Biz efendilik yaptık paramızı alamadık. 310 bin lira alacağım var. 685 bin lira Temmuz ayında alacağım vardı. Temlik yaptılar bana 350 bin lira yolladılar. Bana yapı firmasının alacağına istinaden Şişecam bana para havalesi yaptı. Sonradan temlik tanımıyoruz dediler” şeklinde konuştu.

    “Mağdur olan biz olduk”

    Abdullah Altıntaş ise ihaleyi alan firma ile fabrikanın birlikteliğinin kendilerini mağdur ettiğini ileri sürerek, “Kendi aralarındaki bir takım ihtilaflardan sonra biz bu duruma geldik. Bize Şişecam firması icra takibi yapmamızı söyledi. Ama bu süreç içinde yüksek alacaklı firmalar devreye girdiği için Balıkesir’deki küçük esnaf bu durumdan mağdur oldu. Bu işin ana noktası Şişecam’ın bizlere verdiği sözü tutmaması. Burada mağduriyet oluşturan firma Şişecam” ifadelerini kullandı.

  • Malezyalı 50 firma, Türk firmaları ile görüştü

    Malezya Ticareti Geliştirme Kurumu (Matrade), beraberindeki 50 Malezyalı firma ile Türk firmaları ile görüştü.

    Malezya Ticaret Ajansı, 50 Malezyalı şirketi Türkiye’ye getirdi. Müsiad Expo’ya katılacak Malezyalı firmalar, Türk firmaları ile görüşme gerçekleştirdi. Ekonomideki istikrarsızlığı farklı pazarlardaki ivmelenme ile atlatmak isteyen Türkiye, Uzakdoğu’nun en büyük ekonomilerinden biri olan Malezya ile de yakınlaşıyor.

    Matrade CEO Yardımcısı Sharimahton Mat Saleh yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Malezya için çok önemli bir pazar olduğunu söyleyerek, “Hem bir taraftan çok uzun yıllardır dost olduğumuz bir ülke, hem diğer taraftan Türkiye’nin iç pazarı çok canlı. Gayri safi yurt içi hasılası günden güne artıyor. Türkiye’nin genç nüfusu fazla. Bu tür faktörlerden dolayı Türkiye bizim için her zaman önemli bir pazar olacak” dedi.

    Serbest ticaret anlaşmasına göre 2020 yılı itibariyle ticaret hacmi hedefinin 5 milyar dolar olarak belirlendiği konusu hakkında konuşan Saleh, “Şimdilik 5 milyar dolarlık bu hedefe bağlı kalıyoruz. Çünkü önümüzde daha 2 yıl var. Ama kendimize güveniyoruz. Bu hedefe ulaşabileceğimize güveniyoruz” diye konuştu.

    Saleh, havacılık ve savunmanın Türkiye’nin önemli ve yükselen sektörlerinden bir tanesi olduğunu vurgulayarak, “Bu sektörde ihracat söz konusu olabilir. Bizi sadece Malezya olarak görmemeniz lazım. Türk ihracatçılarının Malezya’yı, Güneydoğu Asya bölgesinde çok önemli, kilit bir pazar olarak ve oraya açılan bir kapı olarak değerlendirilmesi lazım. Sadece Malezya’ya ihracat değil, oradaki bölgeye ihracat olarak bakmaları lazım” ifadelerini kullandı.

    Saleh, Malezya’ya yatırım olarak bakıldığı zaman tek ülke olarak görülmemesi gerektiğini söyleyerek sözlerini şöyle tamamladı: “Malezya Güneydoğu Asya ülkelerinin çok önemli bir parçası. Güneydoğu Asya’ya açılan çok önemli bir kapıdır. Bizim çevremizde bulunan Endonezya, Filipinler, Singapur, Vietnam gibi ülkelerde 600 milyonluk bir nüfus var. Bu bölgenin de gayri safi yurt içi hasılası büyük bir şekilde büyüyor ve milli geliri artıyor. Dolayısıyla bizleri, karşılıklı iş birliği ve yatırım fırsatları olarak Türkiye ile Malezya arasında çok büyük bir potansiyel bekliyor . Aynı şekilde bizde Türkiye’yi, Avrupa ile Asya arasında bir köprü olarak görüyoruz. İş dünyasının bu şekilde değerlendirilmesi gerekir”.

    Malezya’dan Türk firmaları ile görüşmeye gelen Eureka Efektif firmasının CEO’su Hafiz Kadir yaptığı açıklamada, Türkiye’nin kendileri için iyi bir iş ortağı olabileceğini düşündüklerini belirterek, “Çünkü bununla ilgili yapılan ticaret anlaşmasından sonra vergilenmeyle ilgili çok önemli bir yol ilerledik. Avrupalı ve Amerikalı muadillerimiz ile kıyaslandığımızda vergi anlamında biz çok rekabetçi kalıyoruz. Bu yüzden Türkiye ile iş birliğimizin artabileceğine ve Türkiye’nin bizim için önemli bir pazar olabileceğine inanıyoruz” dedi.

    Tho Mem Group isimli bir saat şirketinin CEO’su olan Izham Fitri Ismail yaptığı açıklamada, Türkiye’yi seçmelerinin en önemli sebeplerinden bir tanesinin, Türkiye ile serbest ticaret anlaşmalarının olduğunu söyleyerek, “Bunun dışında Türkiye’yi Avrupa ülkelerine açılan bir kapı olarak görüyoruz. Aynı zamanda Türkiye ile çok benzer bir kültürümüz var. Dinimiz aynı, kültürümüz çok benziyor. Dolayısıyla Türkiye’nin iyi bir iş ortağı olacağına inanıyoruz” diye konuştu.

    Medikal ve cerrahi alanında çalışan Foresight Industries firmasının CEO’su olan Aidi Roslan Abu Bakar yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Orta Asya’ya ve Kuzey Afrika’ya açılan bir kapı olduğunu belirterek, “Dolayısıyla Türkiye’yi bu şekilde değerlendireceğimizi düşünüyoruz. Bunun yanında Türkiye’nin iç pazarı da çok güçlü ve burada gerçekten çok dinamik bir iç pazar var. Bizim nüfusumuzun iki katından fazlası, Türkiye’nin nüfusudur. Tabiki İslami değerlerimiz anlamında uyuştuğu için daha kolay distribütörlük yapabileceğimizi düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    Dijital proje çözümleri yapan The Eceos firmasının CEO’su olan Zainal Adnan Abdul Halim ise Türkiye ile Malezya’nın arasındaki ilişkilerinin eskiye dayandığını söyleyerek, “İş dünyasının etkileşimi sayesinde Türkiye ile Malezya’yı daha da yakınlaştırabilecek seviyeye getireceğimize inanıyoruz” dedi.

    Çocuk kitapları ve dergileri gibi ürünler yapan Ana Muslim firmasının CEO’su olan Muhammad Fakhruddin Arrazi Misni de firma olarak içerik oluşturduklarını söyleyerek, “İslami değerleri dünyaya tanıtmaya çalışıyoruz. Türkiye ve Malezya’nın resmi dininin İslam olduğu için, dünyaya da benzer mesajlar ileten iki ülke olduğumuz için beraber çalışıyoruz. Hem Türkiye hemde Malezya ve diğer Müslüman ülkelerden bahsediyorum. Birlikte iş birliği yapabileceğimize ve aynı kültürü paylaştığımızı düşünüyoruz” dedi.

    Bina Intergrated Industries firmasının CEO’su Muhammad Ibrahim Bin Rosli, firma olarak su geçirmez ürünler ürettiklerini belirterek, “Bunun yanında tabiki Türkiye’den Malezya’ya götürebileceğimiz yeni teknolojik ürünlerde arıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Metal sektörünün dev firmaları fuarda buluştu

    Döküm, demir-çelik ve demir dışı metaller sektörlerini bir araya getiren Avrasya’nın en büyük metalurji buluşması olduğu belirtilen Ankiros, Annofer, Turkcast fuar üçlüsü, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede’nin katılımıyla açılışı gerçekleşti.

    Metal sektörünün dev firmalarının buluştuğu fuar, Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede’nin katılımıyla açılışı gerçekleşti. Yurt içi ve yurt dışından yoğun katılımın gerçekleştiği fuarda Büyükdede firmaları ziyaret etti. Fuara katılan ulusal ve uluslararası üretici ve tedarikçi firmaların yatırımların devam ettiği, Avrasya bölgesinin döküm ve çelik sektörlerinden gelen ziyaretçiler, fuara yoğun ilgi gösterdi. 1992 yılından bu yana gerçekleştirilen, bu yıl on dördüncüsü düzenlenen demir-çelik sektörünü hedefleyen Ankiros, 1993 yılında Ankiros’a katılan bu yıl on üçüncüsü düzenlenen ve demir-dışı metaller sektörünü hedefleyen Annofer ile 2004 yılında Ankiros ve Annofer’e katılan bu yıl sekizincisi düzenlenen ve döküm sektörünü hedefleyen Turkcast, 2004 yılından bu yana bir fuar üçlüsü olarak metalürji sektörüne hizmet veriyor.

    Sektörün önde gelen ulusal ve global kuruluş ve derneklerinden de büyük destek alan fuar, bu yıl 17 binden fazla iş insanına ev sahipliği yaptı. ilk defa 1000’den fazla firma stantları ile yer aldı. Metalurji alanında Avrupa ve dünyada bilinen ve tanınan, ziyaretçi ve katılımcı sayıları ile Avrupa’nın ikinci büyük etkinliği olan fuar üçlüsü Yakın ve Orta Doğu, Rusya Bölgesi ve Kuzey Afrika coğrafyasından 46 ülkeden katılımcı kuruluşlara ve 75’den fazla ülkeden ziyaretçiyi ağırladı.

    Fuarda açıklamalarda bulunan Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, sektörün en önemli fuarlarından birini yaşadıklarını belirterek, “Bu fuarımızın ülkemiz için sektördeki temsilcileri için hayırlı olmasını diliyorum. Hem döküm sektörümüz hem çelik sektörümüz bugün burada yerli yabancı 1100’ün üzerinde firma ile temsil ediliyor. Bütün dünyadaki firmalarında burada bulunmuş olması Türkiye’deki demir-çelik endüstrisinin gücünü gösterdiğine inanıyorum. İnşallah ülkemiz için hayırlı olur” şeklinde konuştu.

    Döküm tesislerinin arasında dolaşırken geçmişi hatırladığını söyleyen Büyükdede, ”Döküm sektörü, çelik sektörü ile Türkiye dünyada bir dev haline gelir diye umut ediyorum. Hammadde temininde yurt dışına bağlılığın azaltılması, yüksek enerji maliyetlerinin azaltılması, çevre mevzuatına uyum teşvik programlarının yapılması ve uygun üretim alanlarını tesis etmemiz halinde bu sektörün daha hızla büyüyeceğine inanıyorum” dedi.

    Ankiros fuarı ile beraber oldukları dönemde, üretimin yaklaşık dört misli artış gösterdiğini ve 9.4 milyon tondan, 37.5 milyon tona geldiğini söyleyen Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, “Fuarla ilişkimiz yeni teknoloji çelik sektörü ile teknolojilerin Türkiye’ye getirilmesi konusunda sağladığı imkanları değerlendirmek Dolayısıyla bu beraberlik bizim için son derece önemli. Bu ilişki aynı zamanda yabancı katılımcıların Türkiye’ye daha fazla ilgi göstermesine de katkı sağlıyor” dedi.

    Fuarın dünyanın en büyük fuarlarından bir tanesi haline geldiğini söyleyen Ankiros Genel Müdürü İbrahim Anıl, “Biz 1992 yılında başladık fuarımızı organize etmeye, ön çalışmaları iki sene önceydi. Yirmi altı yıldan beri, metalurji sektöründe fuar organize ediyoruz. Fuarımızı, sıralamak gerekirse üçüncü sırada diyebiliriz. En büyük fuar bir çok sektörde olduğu gibi Almanya’da, ikincisi Çin’de, bizde yaklaşık olarak üçüncü boyuttayız. Türkiye’de iki yılda bir düzenlediğimiz fuarımızda, bu sene bir çok rekorumuz var. Katılımcı sayısında, ilk defa 1000 sayıyı geçtik; 421 yerli 619 yabancı firma temsil ediliyor. Toplam 1020 firmaya ulaştık. Bu Ankiros tarihinde ilk defa oluyor yaklaşık 22000 metrekareye yakın net stant alanımız var.bütün sektörü bir araya getiren, sadece Türkiye değil bütün sektörü kapsayan bir ziyaretçi yapımız var. Sektör açısından çok önemli çünkü Türkiye’nin çok güçlü olduğu bir sektör. Türkiye çelikte 8.sırada, dökümde ise 11.sırada. böyle baktığımız zaman sektörün gücü fuarlarımıza da yansımış durumda. İlk gün inanılmaz bir ziyaretçi akımıyla karşılaştık, bizi çok mutlu etti. Çok spesifik bir fuar olmasına rağmen bütün koridorlarımız dolu” şeklinde konuştu.

  • Sivas Ziraat Odası Başkanı Çetindağ: “Bu sene de gübre firmaları zarar etsin”

    Sivas Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ, gübre fiyatlarındaki artışa tepki göstererek, “Bu sene de gübre firmaları zarar etsin. Çiftçiye destek verin. Çiftçi buğday üretemezse Türkiye sıkıntıya girer” dedi.

    Sivas Ziraat Odası Başkanlığı tarafından kentteki bir otelde düzenlenen programda muhtarlar ve çiftçiler gübre fiyatları konusunda bilgilendirildi. Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ, “Ülkemizde üniversitelerimiz var. Profesörlerimiz, veterinerlerimiz var. Emin olun yıllarca hep boşa çalışmışlar. Profesör olmuşsun da ne olmuş, gübre mi icat etmiş, farklı bir şey mi getirmiş, yerli tohum mu üretmiş, yerli bir hayvan ırkı mı üretmiş, yani elinden gelen herkes tarımı tamamen dışa bağımlı yapmışlar. Çıkıp televizyonda konuşmayla da bu iş olmuyor. Bizim kendi ırklarımızı, kendi tohumumuzu, kendi gübremizi yetiştirmediğimiz sürece emin olun çok büyük sıkıntılara gireceğiz. Cumhurbaşkanı da her zaman söylüyor. Ülkemizde büyük sıkıntı var. Bu daha başlangıç ’Kurtuluş Savaşı’ var diyor. Yani bütün dışarıdaki güçler bizim üzerimize yüklenmiş. Bizde diyoruz ki bu ülke hepimizin. Yani sadece çiftçiden bunu beklemeyelim. Hepimizden bekleyelim arkadaşlar. İşte gübre firmaları, madem çiftçinin dostu diyoruz çiftçiden geçiniyorsunuz madem bu senede siz zarar edin. Çiftçiye bir destek verin. Bizde önümüzdeki yıllarda size büyük destek verelim” dedi.

    “Kimse elini taşın altına koymadı”

    Gübre fiyatları konusunda eleştirilerde bulunan Çetindağ, “Diyecek ki bu sene Gübretaş ’Ben gerekirse zarar ediyorum ama çiftçimize destek vereceğim’ diyecek ama bir türlü biz bunu bakan beyle de görüştüğümüz halde kimse elini taşın altına koymadı. Bizimde gücümüz buna yetti. Yani yalnız kalmış olduk. Ama şunu bu insanlar bilsin ki çiftçi eğer bu ülkede buğday ekmezse emin olun Türkiye çok büyük sıkıntılara girer. Bakın adamın elinde son model arabası var, son model cep telefonu var, lüks villaları var ne olursa olsun yarın ekmek bulamadığı zaman bir ekmeğe arabasını da verse, telefonunu da verse, villasını da verse o ekmeği bulamayacak. O ekmeğin ne kadar kıymetli olduğunu bunların anlamaları lazım. 81 milyon olduk, 6 milyon mülteci var, 25 milyon turist geliyor. Bu insanları biz besliyoruz. Dışarıdan ithal gelen buğdayla mümkünü yok dönmez. Bizim kendi çiftçimiz var. Hem işsizliği önlüyoruz, hem ülkeye ekonomik katkı sağlıyoruz. Kendi kendimize üretmezsek emin olun başımıza çok daha büyük sıkıntılar gelir” diye konuştu.

  • Manisa TSO Başkanı Yılmaz: “Fırsatçı firmaları bildirin”

    Dövizle herhangi bir bağı olmayan işletmelerin üretimini yaptığı ürünlerine fahiş bir fiyat artış uygulandığı yönünde bilgiler aldıklarını ifade eden Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, “Ülke olarak ekonomik savaşa karşı top yekun mücadele ederken, birilerinin bu ortamı fırsata dönüştürmesine Manisa iş dünyası olarak izin vermeyeceğiz” dedi.

    Manisa Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye’ye karşı uygulanan ekonomik savaşı fırsata çevirmeye çalışan firmalara karşı şikayet hattı oluşturdu. Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, dövizle her hangi bir alışverişi olmayan firmaların ekonomik ortamı fırsat olarak görerek ürünlerine fahiş zam yaptığı yönünde duyumlar aldıklarını belirterek, bu tür firmaları tespit eden vatandaşların Manisa TSO’nun telefonunu arayarak bu firmaları şikayet edebileceklerini söyledi.

    Ülkemizin ekonomik bir savaşın içinde olduğu bir dönemde dolarla, euro ile işi olmayan firmaların fırsatçılık yaptıklarına dair telefonlar aldıkları belirten Başkan Yılmaz, “Bir firma düşünün ki yaptığı işin döviz ile hiçbir bağlantısı bulunmuyor. Ama piyasaya çıktığınız zaman bu firmanın dövizden kaynaklanan artışı kendi ürünlerine yansıttığını görüyorsunuz. Böyle bir duruma Manisa Ticaret ve Sanayi Odası olarak sessiz kalamayız. Bu ülke hepimizin. ABD’nin ülkemiz üzerine başlattığı ekonomik savaşa karşı herkes top yekun mücadele ederken, bu durumu fırsatçılığa çeviren firmalara geçit vermeyiz. Ürünlerine aşırı oranda zam yapan firmaları vatandaşımız tespit ettiği anda oda bünyemiz içerisinde kurduğumuz şikayet hattına bildirmelerini rica ediyoruz. Bize gelen şikayetleri de devletimizin kurumlarına bildirip gerekli yaptırımın uygulanması konusunda takipçi olacağız” dedi

    Manisa Ticaret ve Sanayi Odası olarak da mal ve hizmet alımında yerli üretime öncelik tanıtacaklarına da ifade eden Başkan Yılmaz, “Her zamankinden daha fazla kenetlenmemiz gereken bir süreçten geçiyoruz. Ülkemizin tarihine baktığınızda bir çok krizler yaşadığını ve bunların altından başarı ile kalktığını görüyoruz. Bu ekonomik savaşı da hep birlikte, kenetlenerek atlatacağımıza ve eskisinden daha güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğimize inanıyoruz. Oda olarak da mal ve hizmet tedariklerimizde yerli malını tercih edeceğiz. Üyelerimize de yerli ve milli üretimi desteklemeleri konusunda çağrıda bulunuyoruz” diye konuştu.