Etiket: Firmalardan

  • Bursalı firmalardan Kazakistan çıkarması

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Bebe ve Çocuk Konfeksiyonu Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi Projesi’nin (Ur-Ge) Orta Asya çıkarmasındaki ikinci durağı Kazakistan oldu. Kırgızistan’da 500’e yakın firmayla ikili iş görüşmesi yapan Bursalı firmalar, Kazakistan’da Laleli ve Adem Center’deki firmaları ziyaret etti. Kırgızistan ve Kazakistan temaslarında önemli siparişler alan bazı firmalar, sevkıyatlarına Bursa’ya dönmeden başladı.

    Türkiye’nin bebe ve çocuk konfeksiyonu üretiminin yüzde 80’ini tek başına karşılayan Bursa, bu sektördeki ihracat potansiyelini artırmak için dünyayı karış karış geziyor. BTSO çatısı altındaki bebe ve çocuk konfeksiyonu 2. Ur-Ge Projesi üyeleri, Orta Asya coğrafyasına ihracat seferine devam ediyor. Daha önce İran, Fas, Sırbistan gibi ülkelerde B2B organizasyonlarına imza atan sektör temsilcileri, şimdi de Orta Asya pazarına rotayı çevirdi. İlk olarak 6.2 milyonluk bir nüfusa sahip Kırgızistan’a yönünü çeviren sektör temsilcileri, burada gerçekleştirilen B2B görüşmelerinden olumlu sonuçlar aldı. Bursalı firmalar, ikili iş görüşmelerinde 500’e yakın firma ile bir araya geldi.

    BTSO liderliğinde 60’ı aşkın bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörü temsilcisinin Orta Asya seferindeki ikinci durağı Kazakistan’ın Almatı şehri oldu. Bursalı sektör temsilcileri, Almatı’nın en önemli iki ticaret merkezi olan Adem Center ve Laleli Center’ı inceledi. Her iki merkezde özellikle Bursa menşe’li ürünlerin olması dikkati çekti.

    BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, üretim ve ihracat şehri Bursa’nın dış ticaret hacmini güçlendiren adımlar atmaya devam edeceklerini söyledi. Ur-Ge projelerinin firmaların dünyaya açılmasını ve ‘ihracatçı’ olmalarını sağladığını kaydeden İsmail Kuş, bebe ve çocuk konfeksiyonunun bu konuda başarılı çalışmalara imza attığını vurguladı. Kırgızistan ve Kazakistan ziyaretinin firmalar için oldukça verimli geçtiğini kaydeden İsmail Kuş, “Dünyanın en kaliteli ve katma değeri yüksek ürünlerini imal eden sektörümüz, ihracatta altın bir dönem yaşıyor. Artık firmalarımızın rotası ihracat oldu. Kısa sürede önemli bir mesafe kat eden firmalarımızın ihracatta yeni başarılara imza atacağına yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

    Kazakistan ve Kırgızistan programı kapsamında bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünün kalbinin attığı merkezlerde Bursa markalı ürünlerin yoğun olarak tercih edildiğini kaydeden İsmail Kuş, “Üretimde başarı çıtasını her geçen yıl artıran sektörümüz, bu vizyonu ihracatta da sürdürüyor. Ziyaret ettiğimiz neredeyse her işyerinde Bursa markalı ürünleri görmek oldukça gurur verici bir olay.” diye konuştu.

    Sektör temsilcisi Mustafa Uluocak, Kazakistan’daki ticaret merkezi ziyaretinde kendi ürünlerini vitrinde görmenin mutluluk verici bir durum olduğunu söyledi. Uluocak, firma olarak Orta Asya pazarına daha fazla ağırlık vereceklerini belirterek, “Sektörümüzün ve ülkemizin büyümesi için gece gündüz çalışacağız.” diye konuştu.

    Heyet katılımcısı Ersin Baykal, BTSO’nun öncülüğünde gerçekleştirilen iş gezisinde Orta Asya coğrafyasının önemli bir pazar olduğunu bizzat görme imkanı bulduklarını söyledi. Ersin Baykal, “Türk mallarına yönelik önemli bir teveccüh var. Kırgızistan’daki ikili iş görüşmelerinde birçok firmamız sipariş almaya başladı. Bazı firmalar sevkiyatlarına geriye dönmeden başladı.” dedi.

    “BTSO’NUN FARKINI HİSSETTİK”

    Sektör temsilcisi Cemal Eyüpoğlu, Kazakistan ve Kırgızistan programlarının beklentilerin üzerinde gerçekleştiğini dile getirdi. Bursa ürünlerini dünyanın dört bir yanında görmenin çok güzel bir duygu olduğunu ifade eden Eyüpoğlu, BTSO’nun yürüttüğü Ur-Ge projelerinin sektörün dünyaya açılmasına ve ihracatın artmasına katkı sağladığını kaydetti. Sektör temsilcisi Ayşe Akgün ise B2B organizasyonlarında önemli iş bağlantılarını kurduklarını söyledi. Akgün, “Sektörümüzün ihracatta güzel işler çıkaracağına inanıyorum. BTSO, muazzam bir organizasyona imza attı. Firma olarak kendi imkanlarımızla geliyor olsaydık, bu kadar verimli bir program olmazdı.” dedi.

    BTSO Başkan Yardımcısı İsmail Kuş ve beraberindeki heyet, Kazakistan programı çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti Almatı Başkonsolosu Rıza Kağan Yılmaz’ı ve Ticaret Ataşesi Osman Boztepe’yi ziyaret etti. Başkonsolos Yılmaz, ziyarette Kazakistan ekonomisi ve yatırım fırsatları konusunda Bursalı heyete bilgiler aktardı.

  • KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Büyüksimitçi: “Kayseri; şuanda Endüstri 2.0-3.0 arasında firmalardan oluşuyor”

    Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitçi; “Endüstri 4.0’ın altında Türkiye olarak hazır olmamız gereken en önemli şey de eğitim. Yani mevcut klasik mesleklerle bu işin altından kalkamayacağız. Bunu yönetecek insanlar, mühendislere ihtiyaç olacak” dedi.

    KAYSO Toplantı Salonu’nda düzenlenen Endüstri 4.0 Semineri’nin açılış konuşmasını yapan Oda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitçi, yönetimi oluştururken genç ve teknolojiyle iç içe olan üyeleri görmek istediklerini ifade ederek; “KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitçi; “Sanayi Odası’nda yeni yönetimi oluştururken genç ve teknolojiyle iç içe yaşayan arkadaşlarımızın, çok fazla yurtdışına giden vizyonu geniş arkadaşlarımızın aramızda olmasını istedik. Bizi de geliştirmesini, Kayseri sanayisine katkıda bulunmalarını istedik. Sağ olsun 4 arkadaşımız Kayseri ile ilgili gelecek vizyonu ortaya koymak adına ‘çok basit’ diyebileceğimiz konular dahil ve ileride nerede olmak istediğimizin yol haritasını çıkartmak adına stratejik plan hazırlıyorlar. Eğitim ayağından yeni üretim geliştirmelere, argelere, yüksek ve orta teknolojide ne yaparıza yönelik bir çalışma yaptılar. Bu çalışmayı da benim ricamla biraz hızlandırdılar. İnşallah ilk sunumlarını önümüzdeki hafta yapacaklar. Burada en önemli şey Kayserimizi ve Türkiye’mizi bulunduğu yerden daha yükseklere çıkarmaya çalışmamız. Ülkenin zenginliği bizim ana hedefimiz” dedi.

    Endüstri 4.0 için en önemli hazır olunması gereken en önemli şeyin eğitim olduğunun altını çizen Büyüksimitçi konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Gerçekçi olmalıyız Kayseri; şuanda Endüstri 2.0-3.0 arasında firmalardan oluşuyor. 3.0’ı tam anlamıyla tamamlamış firmalarımız iki elin parmakları kadar. Onlar da büyük şirketlerimiz, son 5 yıldır ciddi çalışmaları var. Endüstri 4.0 ile ekiplerini kurmuş firmalarımız var, ama topyekun bu işi beceriyor olmamız gerekli. Endüstri 4.0’ın altında Türkiye olarak hazır olmamız gereken en önemli şey de eğitim. Yani mevcut klasik mesleklerle bu işin altından kalkamayacağız. Bunu yönetecek insanlar, mühendislere ihtiyaç olacak. Bu işlerde daha çok uzmanlaşmaktan bahsedeceğiz. Bu insanları bulamazsak biz daha önce endüstri devrimini kaçırdığımız gibi kaçırırız. Birçok insan ne söylerse söylesin hem Kayseri olarak bizim hem de Türkiye olarak bunu kaçırma lüksümüz yok. Eğer kaçırırsak geri kalmış ülkeler seviyesinde hayatımızı devam ettiririz.”

    Açılış konuşmasının ardından seminere katılan firma yetkilileri tarafından bilgiler verildi.

  • İsveçli firmalardan Türkiye’ye güvenoyu

    İsveç Ticaret ve Yatırım Merkezi Business Sweden tarafından hazırlanan ’Türkiye İş Ortamı Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. İsveç Başkonsolosluğu’nda gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan İsveç Başkonsolosu Therese Hyden, araştırma sonuçlarına göre İsveçli firmaların Türkiye’ye güvenoyu verdiklerini açıkladı.

    İsveç Ticaret ve Yatırım Merkezi Business Sweden tarafından hazırlanan ’Türkiye İş Ortamı Araştırması’nın sonuçları açıklandı. İsveç Başkonsolosluğu’nda gerçekleştirilen basın toplantısında araştırma sonuçlarını paylaşan İsveç Başkonsolosu Therese Hyden, İsveçli firmaların Türkiye’ye güvenoyu verdiklerini belirtti. Türkiye’nin yüksek potansiyele sahip bir G20 ülkesi ve aynı zamanda bazı zorlukları da bünyesinde barındıran bir pazar olduğunu dile getiren Therese Hyden, “Türkiye yüksek potansiyele sahip bir G20 ülkesi, aynı zamanda bazı zorlukları da bünyesinde barındıran bir pazar. Zorlu bir yaz dönemi geçirdi ancak hem Türk halkı hem de yerli ve yabancı yatırımcılar güçlü bir kararlılık göstererek bu dönemin hızla atlatılmasını sağladı. 400’e yakın marka ile Türkiye’de hayli aktif olan İsveç sermayesinin bu araştırma vasıtasıyla ortaya koyduğu sonuçlar da, şirketlerin Türkiye’de faal olmaya devam edeceklerini ve pazara güven duyduklarını tasdik etmiş oluyor” dedi.

    İsveç Türkiye Ticaret Baş Müşaviri Erik Friberg’in açıkladığı rapora göre İsveçli şirketler Türkiye’de sadece kalıcı olmayı değil, büyümeyi de hedefliyor. Friberg araştırma sonuçları ile ilgili şu bilgileri verdi: “Şirketlerin yüzde 95’i önümüzdeki üç sene içerisinde faaliyet gösterdikleri sektörün büyüyeceğine inanıyor. Yüzde 96’sı yine orta vadede Türkiye’deki faaliyetlerini artırmayı ya da aynı seviyede korumayı planlıyor. Orta vadede katılımcıların yüzde 92’si cirolarının artacağını, yüzde 87’si ise orta ile çok yüksek arasında değişen derecelerde karlılık beklentisi içinde olduklarını belirtiyor. Bu olumlu görüşler, 2016 beklentilerini de kapsıyor”.

    Nitelikli işgücünü fırsat olarak görüyorlar

    Araştırmaya katılan İsveçli firmalar Türkiye’de 23 binden fazla kişi istihdam ediyor. Sektör büyümesi, ciro ve karlılık beklentisi, İsveçli şirketler için personel artışını da beraberinde getirecek. Gelecek üç yıllık orta vadeli dönemde, şirketlerin yüzde 67’si personel sayısını artıracak. Ek olarak, katılımcıların yüzde 64’ü Türkiye’deki nitelikli yönetici sayısının yüksek veya çok yüksek olduğuna inanıyor ve bu nitelikli işgücünün kendileri için bir fırsat olduğunu düşünüyor.

    Türkiye, katılımcıların yüzde 38’i için bölge ofisi işlevi görüyor

    85 katılımcıdan 32’si (katılımcıların yüzde 38’i), şirketinin Türkiye ofisinin en az bir ülkeden daha sorumlu olduğunu belirtiyor. Değişik boyutlardaki şirketler Türkiye ofislerini bölge ofisi olarak kullansa da, orta ve büyük çaplı şirketlerde bu eğilim daha fazla görülüyor. Azerbaycan ve Gürcistan, faaliyetlerin Türkiye ofisleri tarafından en çok yönetildiği ülkeler. Azerbaycan ve Gürcistan’ı Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri, Rusya, İsrail ve son zamanlarda İran izliyor. Diğer ülkelerdeki faaliyetleri Türkiye’den yöneten ofislerin yüzde 15’i, aynı zamanda Ortadoğu ve Afrika’dan da sorumlu durumda bulunuyor.

    Firmaların yüzde 89’u orta vadede yeni yatırım yapacak

    Şirketlerin çizdiği pozitif resim yeni yatırımları da kapsıyor. İsveçli firmaların yüzde 89’u gelecek 3 yıl içerisinde Türkiye’ye yatırım yapmayı sürdürecek. Başlıca yatırım alanları ise, yüzde 67 ile personel, yüzde 45 ile ofis, yüzde 32 ile IT altyapısı ve yüzde 20 ile imalat ve imalat ekipmanları olacak. Bununla birlikte Türkiye’de üretim tesisi bulunan firmaların yüzde 50’si de mevcut tesislerine üç yıl içinde ek yatırım yapacak.

    “Yatırım beklentisi Türk ekonomisine güvenin göstergesi”

    İsveç Türkiye Ticaret Baş Müşaviri Erik Friberg, “İstatistiklere ve makro göstergelere dayalı öngörü ve raporları sık sık okuyoruz, ancak bu çalışma pazarda faaliyet gösteren şirketlerin ilk elden tanıklıklarını içermesi nedeniyle öncekilerden ayrışıyor. Türkiye’yi tanıyan ve Türkiye’de iş deneyimi olan İsveçli şirketler kısa, orta veya uzun vadede pazarın potansiyeline inanıyor. Pazardaki rekabet nedeniyle kimi zaman etkilenseler de, faaliyet gösterdikleri sektörlerin büyüyeceğine inanıyor, işlerini büyütmeyi ve yeni yatırımlar yapmayı planlıyor. Bu bağlamda rahatça söyleyebiliriz ki, bu raporun çıktıları Türk ekonomisine olan güvenin birer göstergesi” dedi.

    Firmalar en çok pazardaki yoğun rekabetten etkileniyor

    İsveçli firmaların faaliyetlerini Türkiye’de en çok etkileyen konuların başında sırasıyla pazardaki yoğun rekabet, siyasal gelişmeler, döviz kurlarındaki hareketlilik ve ödemelerdeki düzensizlik yer alıyor. Türkiye’nin dünyanın her yerine ulaşan geniş bir ticaret ağına sahip, uluslararası firmalara açık bir pazar olduğunu vurgulayan Friberg, “Bundan kaynaklanan yoğun rekabet, araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 66’sının faaliyetlerini oldukça etkiliyor. Yani Türk ekonomisinin küresel ekonomiye entegre oluşu hem avantaj hem dezavantaj olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

    Büyüyen pazar ve altyapı yatırımları Türkiye’yi cazip kılıyor

    İsveçli şirketlerin yüzde 96’sı için, Dünya Bankası’nın Türkiye GSYH’sına yönelik üç yıl içinde yüzde 3,5 büyüme öngörüsü, Türkiye’de iş yapmak açısından önemli bir avantaj. Katılımcıların yüzde 95’i, Türkiye’nin dünyanın 18’inci büyük ekonomisi olmasına ve gelecek yıllarda ilk 10 arasına girme hedefinin önemine vurgu yapıyor. Orta gelirli kesimin büyümesi ve alım gücünün artması ile İstanbul 3. Havaalanı, 3. Boğaz Köprüsü, yeni hızlı tren hatları ve İstanbul-İzmir Otoyol Projesi gibi yatırımlar da İsveçli şirketler için önemli fırsatlar olarak değerlendiriliyor.

    İsveçli şirketlerin Türkiye’de büyümesi personel artışını da beraberinde getirecek

    Açıklanan araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların çoğu, personel sayısını kısa vadede sabit tutmayı veya artırmayı düşünüyor. Yüzde 41’i 2016’da yeni personel almayı yüzde 42’si ise personel sayısını sabit tutmayı düşünüyor. Dolayısıyla, yüzde 83’ü personel sayısını 2016’da sabit tutmayı veya artırmayı düşünüyor. Yüzde 16’sı 2016’da personel çıkarmayı düşünüyor. İsveçli şirketler, orta vadede Türkiye pazarında faaliyetlerini devam ettirmeye kararlılar. Gelecek 3 yıllık dönemde, yüzde 67’si personel sayısını artırmayı, yüzde 29’u ise muhafaza etmeyi düşünüyor. İsveçli şirketler, nitelikli işgücü istihdamı konusunda sıkıntı çekmiyorlar. Yüzde 64’ü Türkiye’deki nitelikli yönetici sayısının yüksek veya çok yüksek olduğuna inanıyor. Nitelikli personel konusunda da yüzde 62’lik kısım yer alıyor. Yüzde 5’i Türkiye’deki nitelikli yönetici sayısı konusunda kötümser. Nitelikli personel sayısını yetersiz bulanların oranı ise yüzde 11.

    “Moody’s notu endişe kaynağı değil”

    Toplantının ardından İsveç Başkonsolosu Therese Hyden ve İsveç Türkiye Ticaret Baş Müşaviri Erik Friberg basın mensuplarının sorularını cevapladı. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye notu ile ilgili soruya Friberg,”Tüm gelişmeler şirketler tarafından elbette takip ediliyor fakat bu değerlendirme İsveçli yatırımcılar için büyük bir endişe kaynağı değil” cevabını verdi. Güvenliğin ve siyasi durumların da yatırımcıların en büyük sorunu olmadığını vurgulayan Friberg, “Araştırmaya dahil olan şirketlerin çoğu, uzun zamandır Türkiye’de iş yapıyor dolayısıyla Türkiye’yi tanıyorlar. Araştırmaya göre Şirketleri en çok etkileyen unsur bir çok ülkeden çok fazla şirketin faaliyetinin bulunduğu Türkiye’deki rekabet ortamı” dedi.

    “15 Temmuz’u hükümet olarak kınadık”

    İsveç Başkonsolosu Therese Hyden ise 15 Temmiz’da yaşananların yatırımcıları çok etkilemediğini belirterek, “İsveç 15 Temmuz darbe girimişini kınadı, Türk halkının darbe girişime karşı mücadelesini destekledik. Şirketler doğal olarak bunları takip ediyor ve olan bitenin farkında amam Türkiye’deki potansiyel bu tür endişelerin üzerinde” dedi.

    Geçen hafta Başkent Stockholm’de yapılması planlanan ve Türk gazetecilerin konuşacağı 15 Temmuz ile ilgili konferansın iptalinin bu açıklama ile çelişip çelişmediği ve yaşananlar ile ilgili yorumu sorulan Hyden, konferansın izin süreciyle ilgili bir sıkıntı olduğunu bunun da aşıldığını belirterek, “Türkiye Dışişleri Bakanı sayın Mevlüt Çavuşoğlu, yaşananlar ile ilgili tavrını sert bir şekilde iletti. Dışişleri Bakanımızla görüştüler ve sorun çözüldü” dedi.

  • BTSO’nun Ur-ge Projelerine Firmalardan Tam Not

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkan Vekili İsmail Kuş, firmaların rekabet gücünü artırarak yurt dışı pazarlarına açılmalarına öncülük ettiklerini söyledi.

    Türkiye’de oda ve borsalar arasında en fazla Ur-Ge projesine sahip oda olan BTSO, tekstil sektörü temsilcilerini buluşturdu. BTSO Yönetim Kurulu Başkan Vekili İsmail Kuş, şimdiye kadar uzay havacılık ve savunma, raylı sistemler, bebe-çocuk konfeksiyonu, makine, gıda, tekstil, kompozit ve kimya alanındaki 8 Ur-Ge projesi ile 36 milyon dolarlık kaynağı Bursa iş dünyasının kullanımına sunduklarını söyledi.

    Tekstil sektörünün Türkiye’nin ihracat potansiyelinde büyük bir paya sahip olduğunu kaydeden Kuş, Ur-Ge projeleri ile tekstilin başkenti konumundaki Bursa’da sektör temsilcilerinin ihracatını artırmayı hedeflediklerini dile getirdi. Kuş, “BTSO olarak iş dünyasına 10 Ur-Ge projesini kazandırmayı hedefliyoruz. Ur-Ge projelerimizle sektörümüzün gücünü pekiştirerek, firmalarımızın gelecek hedeflerine daha emin adımlarla ilerlemesini amaçlıyoruz” diye konuştu.

    Finezza ev tekstili firmasının sahibi Fatma Ayyıldız ise, firmaların BTSO’nun sunduğu hizmetlerden mutlaka faydalanması gerektiğini dile getirerek, “BTSO’nun öncülüğünde hayata geçen projeler firmalarımıza büyük fırsatlar sunuyor. Kümelenme platformları ile rakip diye gördüğümüz firmalarla dost olduk. İşbirliği kültürümüz gelişti. Ur-Ge ve kümelenme çalışmaları bize büyük katkılar sundu” diye konuştu.